{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/800 <br>KARAR NO\t: 2024/1129<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/01/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/255 E.  -  2021/4 K.<br><br>ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA<br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>TARAF TEŞKİLİ İÇİN BİRLEŞEN DAVADA <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/01/2021 Tarih ve 2019/255 Esas - 2021/4 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 2018/50129 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Şirketin \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalıya ait 2016/42043 sayılı \" ... \" ibareli marka ile müğvekkili başvurusu arasında karıştırılma gerekçesi olduğu gerekçesi ile müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili başvurusu ile redde mesnet markanın farklı olduğunu, her iki markada \"...\" ibaresi bulunmakla birlikte müvekkili başvurusunda ayırt edici nitelikte farklılıklar olduğunu, müvekkili Şirketin ortaklarından olan ...’in adından esinlenerek bu ibarenin tercih edildiğini, yanına genel olarak kullanılan \"...\" eki getirilerek tamamen müvekkiline özgü bir marka oluşturulduğunu, taraf markalarının tüketici nezdinde iltibasa yol açmayacağını, markaların bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini ve parçalara ayrılarak benzerlik değerlendirmesi yapılamayacağını, \"...\" kelimesinin İspanya’da bir şehir adı olduğunu, \"...\" kelimesinin ise İspanyolca'da ev, hane, bina, daire, aile, soy anlamlarına geldiğini, müvekkili markası yaratılırken redde mesnet alınan davalı markası ile herhangi bir benzerlik yaratılmaya çalışılmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-3399 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın iki aylık dava açma süresi içinde açılmadığını, başvuruya konu işaret ile redde mesnet markanın esas unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, esas unsurları aynı olduğundan ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal açıdan markaları karıştıracağını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkilinin önceki bir tarihte tescil ettirmiş olduğu \"... ... \" markası ile başvuru konusu \"... \" ibareli markanın ortak olarak \"...\" ibaresini taşıdığını, bu kelimenin her iki markanın da baskın unsuru olduğunu, başvuruda yer verilen \"...\" ibaresinin markaya hiçbir ayırt edicilik kazandırmadığını, markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, başvurunun tescili halinde davacı Şirketin, müvekkilinin tanınmışlığından faydalanacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının 2018/50129 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusu ile \"... ... \" ibareli davalı markasının benzer bulunduğu, başvuru kapsamında reddedilen 43. sınıftaki tüm hizmetlerin, redde mesnet markanın kapsamındaki hizmetlerle aynı olduğu, buna göre markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas ihtimali bulunduğu, dava konusu hizmetlerin bir kısmının tüketicisi, makul derecede bilgili, dikkatli ve gözlemci olarak kabul edilen ortalama tüketici olmakla birlikte, toplumun pek çok kesiminden oluşan geniş bir kitle olduğu,  bu nedenle de ortalama bir tüketici tarafından davalı ve davacı markalarının ve/veya işletmelerinin ilişkilendirilmesinin olası bulunduğu, markaların bütünsel olarak tüketici algısında yarattığı etkinin oldukça yakın olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili başvurusu ile redde mesnet markanın, işitsel görsel, anlamsal bakımdan bıraktıkları genel intiba itibariyle benzer olmadığını, müvekkili başvurusunun yeterli yırt ediciliği taşıdığını, müvekkili başvurusunun, davalı markasının serisi, alt markası yahut yeni bir versiyonu sanılmasının, tüketicilerin bu bağlamda müvekkilinin \"...\" kelimesini esas alan yeni bir marka türettiğini yahut markanın kullanımı konusunda müvekkiline bir hak ve/veya lisans verildiğini düşünebilmesinin, marka sahiplerinin ilişkilendirilmesinin ve/veya işletmelerin birbirinin şubesi olduğunun düşünülmesinin de mümkün olmayacağını, birbirinden bu kadar farklı görsel ve unsur içeren markaların, tüketiciler nezdinde iltibas yaratmayacağını, her iki markada ortak olarak kullanılan \"...\" kelimesinin, İspanya'da bir şehir adı olduğunu ve farklı firmalar tarafından sıklıkla marka tesciline konu edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tTaraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı Şirketin 2018/50129 sayılı \"... ...\" ibareli başvurusu ile redde mesnet 2016/42043 sayılı \"... ... \" ibareli marka arasında, SMK 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, buna bağlı olarak dava konusu YİDK kararının iptali koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Zira, YİDK kararının iptaline ilişkin işbu davada, uyuşmazlığın iptali istenen YİDK kararında yazılı gerekçe ve hukuki durum dikkate alınarak çözümlenmesi gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin birçok kararında açıklandığı üzere, mahkemece iptali istenen YİDK kararının hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğinden, bu kararda tartışılmayan hususların, kararın iptalinde gerekçe olarak göz önüne alınması mümkün değildir (Örneğin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2013 tarih, 2012/2649 E., 2013/16149 K. sayılı ilamı).   <br>\tDavaya konu YİDK kararının 02/05/2019 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davanın da 5000 sayılı Kanunun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süresi içerisinde, 02/07/2019 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.  Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki \"ihtimal\" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). <br>\tAçıklananlar çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.<br>\tTaraf markalarının 43. sınıfta aynı hizmetlerde kullanılmak istenmesi, diğer bir deyişle kapsamlarındaki hizmetlerin aynı olması karşısında, iltibas değerlendirmesinin ilk şartı olan emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir. <br>\tTarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibareler yönünden yapılan değerlendirmede ise gerek davalının gerekse de davacının markalarının esas unsurlarının \"...\" ibaresinden oluştuğu, diğer ibarelerin tali unsur olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilince diğer iddialaın yanı sıra \"...\" ibaresinin İspanya'da bir şehrin adı olduğu, bu yüzden kimsenin tekeline bırakılamayacağı, başvuru markası ile itiraza mesnet markaların bu nedenle benzerlik taşımadığı ileri sürülmüş, mahkemece \"...\" ibaresinin bir şehir adı olduğunun herkesçe bilinemeyeceği gerekçesiyle bu iddiaya itibar edilmemiştir. <br>\t Yargıtay 11. HD'nin 26.11.1999 tarih ve 1999/5790 Esas- 1999/9590 Karar sayılı ve 13.04.2000 tarih ve 1999/9575 Esas- 2000/2998 Karar sayılı kararlarında da, tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan bir sözcüğün yanına, (hatta tek başına tescili mümkün olmayan sözcük “kök” sözcük olsa bile) ayırt edici nitelikte ek ve ibareler getirilmesi durumunda bu haliyle tescilin mümkün olup olmayacağı tartışılmış ve  bir nevi marka tanımını içeren 556 sayılı KHK’nin 5. maddesindeki (6769 sayılı SMK'nın 4. maddesindeki) düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, tek başına tescili mümkün olmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikte sözcüklerin ilavesi ile ve genelde ya isim tamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir anlam ifade eden sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebilmesinin, yasal düzenlemenin amacına daha uygun olacağı ve bu itibarla, 556 sayılı KHK'nin 7/1-f bendi (6769 sayılı SMK'nın 5/1-f bendi) gereğince tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan İstanbul, Ankara, İzmir gibi coğrafi yer isimlerinin “...”, “...”, “...”, “...” gibi bir başka sözcüğün ilavesi ile meydana gelen sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebileceği kabul edilmiştir. Doktrinde de bölge veya şehir adlarının marka olarak tesciline ilke olarak bir engel bulunmadığı kabul edilmektedir.<br>\tYabancı yer isimlerinde de belirli ürünler yönünden maruf ve meşhur yerlerin isimlerinin marka olarak kullanılmasının, 556 sayılı KHK’nın 7/1-c ve d madde (6769 sayılı SMK'nın 5/1-c ve d madde) hükümleri gereği kimsenin tekeline bırakılamayacağı, bir markanın tanımlayıcı niteliği olup olmadığı konusunda da marka başvurusuna konu hizmetler yönünden ortalama tüketici kitlesinin genel özellikleri ve bakış açısının dikkate alınması gerektiği belirtilmiş, Mahkemece öncelikle markanın köken olarak dayandığı coğrafi bölgeden bağımsız olarak, ülkemiz <br>içerisindeki ortalama tüketici kitlesinin genelinin Türkçe'de bilinen bir anlamı olmayan ve yabancı kökenli bir sözcük olan markanın, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetlerde görmeleri halinde, bu markanın meşhur coğrafi bir yer adı olduğunu bilip bilemeyeceği hususunun değerlendirilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir (Yargıtay 11. HD.'nin 30.03.2022 tarih ve 2020/7648 E.- 2022/2589 K.).<br>\tTarafların markalarının kapsamlarında 43. sınıf hizmetler bulunmaktadır. 43. sınıf hizmetlerin tüketicileri, toplumun her kesiminden kimseler olabileceğinden, bu hizmetlerin ortalama tüketicilere hitap ettiğinin kabulü gerekir. Özellikle ... şehrinin, Ülkemizin kültürel olarak yakın olduğu Endülüs özerk bölgesindeki bir şehrin adı olduğu da gözetildiğinde, ortalama tüketicilerin, 43. sınıf hizmetlerde \"...\" ibaresinin kullanıldığını gördüklerinde, bu ibarenin İspanya'da bir şehir olduğunu algılayacakları kanaatine varılmıştır. Dava konusu başvurunun sadece \"...\" sözcüğünden ibaret olmayıp, tescili istenen emtia sınıfını ifade etmek üzere “...\" ibaresi ve şekilden oluşan karma bir marka olduğuna göre, başvurunun asli ve yardımcı unsurları ile bir bütün halinde ayırt edici niteliğe sahip bulunduğunun ve ileride tescili gerçekleştiği taktirde, koruma sınırının da ayrı ayrı sözcükler üzerinde olmayıp, işaretin bütününü oluşturan izlenim üzerinde gerçekleşeceğinin kabulü gerekir. <br>\tDavacı başvurusunun asıl unsuru olan \"...\" ibaresinin, davalı markasında ortak olmasından hareketle taraf markalarının benzer kabul edilmesi, anılan yer isminin bir kişinin tekeline verilmesine yol açacağından, menfaatler dengesine de uygun değildir. Zira yukarıda da açıklandığı üzere, yer adlarının tek başına tescili, mutlak ret nedenlerindendir. Özellikle de dava konusu hizmetlerin nitelikleri dikkate alındığında, doğrudan ortak kelimenin varlığından hareket ile sonuca varılması mümkün değildir. <br>\tSonuç olarak 43. sınıf hizmetlerin ortalama yararlanıcıları, \"...\" ibaresini gördüklerinde, bunun İspanya'nın Endülüs özerk bölgesindeki bir şehrin adı olduğunu algılayacaklar, başvuruda yer alan diğer ibare ve şekillerle birlikte davacı başvurusunu, davalı markasından ayırt edeceklerdir. Dolayısıyla Dairemizce dava konusu başvurunun tescilinin, anılan ibareyi marka olarak seçmek isteyen kimselerin menfaat dengelerinin korunması bakımından daha uygun olacağı sonucuna varılmıştır. <br>\tYine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.12.2015 tarih ve 2015/5558 Esas- 2015/13106 Karar sayılı ilamında da kabul edildiği üzere, bir coğrafi yer adının esas unsur olarak yer aldığı markaların, uzun süredir kullanılmak suretiyle bu ibarenin ilgili sektörde ayırt edici bir marka haline dönüştürüldüğünün ve başvurunun tescili halinde tüketicilerce, davacının seri markalarından biri olarak algılanacağının ispatı halinde korunması mümkün ise de, bu hususun davalı tarafça ispatlanması gerektiği de tabiidir. Somut uyuşmazlıkta ise böyle bir isap bulunmamaktadır. <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce, bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, yalnızca teknik açıklamalardan faydalanılmış, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.<br>\tMahkemece, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş, idari nitelikte bulunan marka başvurusunun tesciline yönelik talep reddedilmiş, HGK'nın 2017/521 K. syılı kararı uyarınca bu nedenle davalılar yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12/01/2021 gün ve 2019/255 Esas - 2021/4 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 24.04.2019 tarih, 2019-M-3399 sayılı kararının iptaline, <br>\t3-Davacı vekilinin, marka başvurusunun tesciline yönelik talebinin reddine, \t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427.60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 88,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 338,80 davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Yargıtay HGK.'nın 22.03.2017 gün ve 2017/11-78 E.-521 K. sayılı ilamı uyarınca marka başvurusunun tesciline yönelik talebin reddi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.100,00-TL bilirkişi ücreti, 191,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 84,70-TL tebligat masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.596,90-TL yargılama giderine, 88,80-TL başvurma harcı, 88,80 TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.774,50-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t8-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>   10-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/06/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2024 \t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8306809cf38f69e7","SID":"35e93d638e61ab15"}}