{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2189 <br>KARAR NO: 2022/50<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/09/2021<br>NUMARASI: 2021/131 Esas - 2021/364  Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2022<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükme karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkilinin dış ticaret alanında ekonomik ve ticari bilgi birikimini yansıtmak üzere kurduğunu ve işlettiğini, İstanbul merkezli ve Karaman ilinde tarım ve hayvancılık faaliyetleri ile iştigal ederken, dönemsel olarak yurt dışından birtakım tedariklerde bulunmakta, iş makineleri ithal etmekte ve tarımsal ve ticari faaliyetleri ile ekonomiye  çok ciddi katkılar sağladığını,  kayıtlı ticari kazançları ve vergi ödemeleri, sağladığı istihdam ile Türk ihracatçısı ve dış ticaret erbabının menfaati için çeşitli kademelerde hak ve menfaatlerinin korunması için önemli girişimlerde de bulunduğunu, müvekkilinin ithalat ve ihracat sektörlerinde ticari işletmelerin bilinçlenmesinde de önemli katkılar verdiğini, İşbu dava konusu alacak gibi bir çok konuda yurt dışına haksız ve kötü niyetli harcanan ödemeleri engelleme çabası içinde olan müvekkilinin bu çabasının tamamen hukuki çerçeve içinde kaldığını,  dava konusu olayın müvekkili firmanın yurt dışından ithal ettiği ham madde taşımasından kaynaklı uluslararası taşıyıcı olan davalı firmanın düzenlemiş olduğunu, ancak navlun ücreti dahilinde olan hizmetlerden kaynaklı fatura bedellerinin, malı teslim alınmak zaruriyeti kapsamında ( ihtirazi kayıt ile ) ödenmek zorunda kalınması ve akabinde ödenmiş olan bedellerin iadesine ilişkin başlatılmış olan icra takibine itirazın iptaline ilişkin olduğunu, davalının uluslararası taşımada sıfatına haiz olduğunu, müvekkilinin Çin menşeli ... firmasında 27.03.2020 tarihli ... Ltd  şirketinin düzenlediği faturada  toplam 28.800,00 USD bedelli “Tarım Ürünü Kurutma Makinesı”,  Çin menşeli ... firmasında 02.12.2020 tarihli ... LTD şirketinin düzenlediği faturada da görüleceği üzere toplam 33.900,00 USD bedelli “Gübre serpme makinesi (set halinde)” , Çin menşeli ... firmasında 05.02.2020 tarihli ..., LTD  şirketinin düzenlediği faturada  toplam 60.210,00 USD bedelli “PELET MAKİNESI (Demonte halde- aksam parçaları ile birlikte)” satın aldığını, İthalata konu emtiaların ... numaralı konişmentoda görüleceği üzere QINGDAO Limanından, ... numaralı konişmentoda görüleceği üzere DALIAN Limanından,  ... numaralı konişmentoda görüleceği üzere QINGDAO Limanından yüklendiğini ve İstanbul Limanı’na dava dışı fiili taşıyan ... şirketi tarafından deniz yolu ile taşındığını, İthalata konu emtiaların İstanbul Ambarlı Limanı’na vardığında davalı firma tarafından müvekkiline varış bildirimi yapıldığını, Varış Bildirimi’nde emtiaların tesliminin “MARPORT Geçici Depolama” dan yapılacağını ancak davalı firmadan \"FREE OUT\" gibi haksız şekilde faturalandırılan ücretler emtiaların tesliminden önce, peşin olarak ödenmesi gerektiğinin ifade edildiğini, müvekkilinin ihtirazi kayıtla ödemek zorunda kaldığı fatura kalemlerinin esasen müvekkilinin borcu olmayan ve ödemesi haksız talep edilen bir unsur olduğunu, müvekkilinin ithal ettiği emtia için kendisine veya belirtilen geçici depolama yerine teslim edilene kadar olan ödemeyi zaten yükün Çin’li ihracatçılarına tam olarak yaptığını, müvekkilinden geçici depolama aşamasına kadar artık bir bedel talep edilmemesinin esas olduğunu, müvekkilinin davalı ile de doğrudan bir ticari ilişkisi bulunmadığı gibi, müvekkilinin herhangi bir ödeme yükümlülüğü olmadığını,  davalının talep edebileceği bir navlun veya ek ödeme de söz konusu olamayacağını, Davalının haksız, kötüniyetli ve kanuna karşı hile niteliğinde, hapis hakkı kullanımına dayanarak düzenlediği fatura alacak kalemlerinin tamamını iade etmesi gerektiğini beyanla;  davalarının kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, borçlunun borca itirazın iptaline, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Taşımaya ilişkin her 3 konşimentonun yurt dışında düzenlendiğini ve bu konşimentoların düzenlenip imza edilmesine taşıyan ...nin Türkiye acentesinin aracılıkta bulunmadığını, dava konusu uyuşmazlıkta davacı  tarafın konşimentoya göre \"gönderilen\" sıfatına haiz olduğunu ve bu sıfat ile taşımaya konu konşimentoya taraf olduğunu, aynı zamanda davacının konşimentoya göre \"gönderilen\" sıfatıyla bu konşimentoya taraf ve hamil olması keyfiyetiyle dava konusu yüklerin davacı tarafından fiilen teslim alındığını, TTK m.1237/1uyarınca taşıyan ile konşimento hamili davacı arasındaki ilişkilerde konşimentonun esas tutulduğunu, TTK m. 1237/2 uyarınca taşıyan ile davacı arasındaki ilişkilerde navlun sözleşmesinin esas tutulduğunu ve Deniz Ticaret Odası'nın görüş yazısında belirtildiği üzere konteyner taşımalarında navlun sözleşmesi bizatihinin konşimentonun arka yüzündeki taşıma şartları olduğunu, yani konteyner taşımasından navlun sözleşmesinin konşimentonun kendisi olduğunu, taşıyan ile konşimento hamili ve gönderilen sıfatlarını haiz davacı  arasındaki ilişkilerde konşimento şartlarının esas tutulduğunu, dava konusu taşımaya ilişkin konşimentoların tamamının taşıma şartlarını içeren arka yüzünde yer alan navlun sözleşmesinin 26. Md sinde konşimentolar tahtındaki taşımalardan kaynaklanacak tüm uyuşmazlıklarda uygulanması gereken yasaların İngiliz Yasaları olduğunu ve yetkili mahkemenin ise Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun taraflarca kabul edildiğini ve diğer tüm mahkemelerin yetkisinin ortadan kaldırıldığını, yabancılık unsuru taşıyan taşımalarda, konşimentolarda yer alan yetki sözleşmelerinin MÖHUK gereğince de taraflar için kesin surette bağlayıcı olduğunu, dava konusu taşımaya ilişkin konşimentolardan da anlaşılacağı üzere dava konusu uyuşmazlıkta taşımayı üstlenen ... olduğunu, ... firmasının merkezinin Danimarka'da bulunan yabancı bir şirket olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı gemi olduğunu, taşımaya ilişkin konşimento muhteviyati yüklerin Çin Halk Cumhuriyetinden Türkiye'ye taşındığını, bu nedenle 5718 s. MÖHUK gereğince yabancılık unsuru taşıyan taşımada konşimento hükümlerinde yer alan yetki anlaşmasının uygulanması gerektiğini, dava konusu her 3 taşımada gönderilen konumunda olan davacı yanın elindeki konşimentoları ciroladığını ve cirosunu koyduğu bu konşimentoları taşıyan sıfatını haiz müvekkiline ibraz ile yüklerin kendisine teslimini talep ettiğini, davacının davaya konu edilen 3 konşimento tahtında taşına  yükleri de fiilen teslim aldığını, bu sebeple davacı yanın iddialarının aksine doğrudan doğruya müvekkili ile taşıtan arasında akdedilen navlun sözleşmesinin tarafı haline geldiğini ve konşimentonun düzenlenmesinde acentenin aracılık etmediğini, bu nedenle davanın yetki şartı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının konşimentolar üzerinde \"Freight Prepaid\" yani \"Navlun peşin ödendi\" ve \"CY/CY\" yani \"Limandan Limana taşıma\" kaydının bulunduğunu, buna göre yük alıcısı olan kendilerinin yükün taşıyan tarafından limana indirilmesi anına kadar herhangi bir ücret ödemesinin gerekmediği iddia edilmiş ise de bu iddiaların yersiz olduğunu beyanla taşımaya ilişkin her 3 konşimentoda bulunan  milletlerarası yetki şartı gereği davanın Milletlerarası yetki yönünden  reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince davalı vekili tarafından  konişmentolarda bulunan yetki kaydı nedeniyle süresinde  Milletlerarası yetki itirazında bulunduğunu  dava konusu taşımaların ..., ..., ... numaralı konişmentolar tahtında yapıldığı,  uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığından yetki itirazının MÖHUK kurallarına göre belirleneceği, MÖHUK 47. Maddesindeki düzenleme uyarınca taşımaya konu  konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 26.maddede \"işbu konişmento İngiliz Yasalarına tabi olarak yorumlanıp, buradan kaynaklanan tüm anlaşmazlıklar Londra'da İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin kaza yetkisine tabi olacaktır\" şeklinde yetki şartının bulunduğu, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentoların davalı taşıyan ... adına yabancı acentesi tarafından imzalandığı, Türk acentenin taşımaya aracılık ettiğine dair delil bulunmadığı, davacının gönderilen, davalının taşıyan sıfatını haiz olduğu, TTK'nun 1237. maddesinde taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, gönderilen konumundaki davacının  dosyaya sunulan konişmento örneği üzerinde cirosunun bulunduğu, cirolu konişmentoyu ibraz ederek yükü teslim aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki yetki şartının gönderilen açısından da bağlayıcı olduğu , konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalının, kendisini daha iyi savunabileceği Türk mahkemeleri yerine Londra mahkemelerinin yetkili olduğu yönündeki savunmasının açıkça TMK m.2 hükmüne aykırı ve kötüniyetli olduğunu, ayrıca mahkemece Türk acentenin taşımaya aracılık ettiğine dair delil bulunmadığı şeklinde hüküm kurulmuşsa da, yetki itirazı üzerine acentenin taşımaya aracılık ettiğine dair delillerin 16.09.2021 tarihinde mahkemeye sunulduğunu, dava konusu taşımalarda müvekkilinin taşıtan sıfatına haiz olmayıp, gönderilen-alıcı konumunda olduğunu, Konşimentonun, müvekkili açısından üçüncü kişi lehine düzenlenmiş bir sözleşme belgesi vasfında olduğunu, müvekkil sözleşmeye katılmamış, sözleşme gereği malı teslim aldığını, malı teslim alma iradesinin imza ile teyidi, konişmento hükümlerini kabul ettiği anlamına gelmeyeceğini, öte yandan genel işlem koşulu sayılan ve üstelik müvekkilinin tarafı olmadığı konişmentoda yer alan yetki kayıtları yazılmamış sayılması gerektiğini, bir anlık bu kayıtların geçerli olacağı düşünülse bile bu sefer sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereğince söz konusu kayıtların müvekkilini bağlamadığının kabulü gerektiği,  davalı şirketin Türkiye'de yerleşik adresi ve vergi numarası mevcut olduğu, bankacılık işlemlerini de Türkiye de gerçekleştirdiği ihtilaflarda kendisini daha iyi savunma imkanı bulabileceği davalının ve vekilleri aynı olduğu  buna göre Türk mahkemelerinin yetkisiz olduğunu ileri sürmesi kötüniyetli olduğu belirtilerek davalının milletlerarası yetki itirazının reddedilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, dosyanın esas yargılaması için mahkemeye iadesi yönünde karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İSTİNAF CEVAP DİLEKÇESİ: Dava konusu edilen 3 ayrı taşımaya ilişkin konişmentolar yurt dışında düzenlendiğini, bu konişmentoların düzenlenmesine, taşıyan ... AŞ'nin Türkiye'de ki acentesi olan ... AŞ. herhangi bir aracılıkta bulunmadığını, böylece keyfiyet de TTK madde 105 kapsamında Türk Mahkemelerine münhasır Yargı yetkisi de vermediğini, gönderilenin (davacı) yükü kabul etmesi, elindeki konişmentoyu cirolaması ve nihayetinde yükü teslim alması ile navlun sözleşmesinin tarafı haline geleceği ve konişmentolar da bulunan yetki ve milletlerarası yetki şartları da dahil olmak üzere tüm konişmento şart ve kayıtları ile bağlı hale geleceğine, davalının  Türkiye'de merkez yada şube olarak Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne herhangi bir kaydı bulunmadığını, yani müvekkilinin ... AŞ'nin Türkiye de merkez ya da şube olarak mukim, ya da Türkiye'de kayıtlı bir şirket olmadığını, sadece  müvekkilinin ... AŞ vergi dairesine \"Dar Mükellef\" sıfatı ile kayıtlı olduğunu, davacı yanın basiretli bir tacir olarak taşımaya ilişkin konişmentoya cirosunu koyduktan sonra, cirosunun koymuş olduğu konişmentolardaki şartlar için genel işlem şartı denetiminin yapılmasını ileri sürmesinin zaten basiretli tacir kavramı gereği ve TMK madde 2'de zikredilen dürüstlük kuralı gereği mümkün olmadığını, davacının tüm istinaf taleplerinin esastan reddine ve ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş olan kararın usul ve yasaya uygun olduğunun tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava sorumlu olmadığı iddiasıyla ihtirazi kayıtla ödenen  geçici  depolama ücretlerine ilişkin  fatura bedellerinin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece milletlerarası yetki itirazı kabul edilerek davanı usulden reddine karara verilmiş bu karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklı olmak kaydıyla yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerine göre tespit edilmelidir.MÖHUK'un \"Yetki anlaşması ve sınırları\" başlıklı 47. maddesi hükmü ile Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan  bir uyuşmazlığın yabancı  bir devletin  mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımından geçerli olacağı düzenlenmiştir.Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olmalıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmiş olmalıdır. Üçüncü olarak ise yetki anlaşması \"uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda\" olmalıdır. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak \"belirli\" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır.6102 sayılı TTK'nın 1237. Maddesine göre; Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler ise  navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Anılan bu düzenlemede 'taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder (Kender/Çetingil/Yazıcıoğlu, a.g.e, s.193). TTK'nın 1228 Maddesine göre ise; Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun  ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. Bu belge bir gemi sirketinin veya onun yetkili acentesinin veya yükleme limanında acentesi yoksa gemi kaptanının malı yükletene verdigi, nama, emre ve hamile yazılı olarak düzenlenebilen ve belge konusu malların taşınmak üzere kabul edildigini gösteren kıymetli evrak niteliğinde taşıma senedidir. Davaya konu davacının gönderilen olduğu Çin-İstanbul arası deniz taşımalarına konu  ... no'lu ,... no'lu ,... no'lu konşimentoların  taşıyan  davalı adına acente olarak ... Ltd tarafından imzalandığı, konşimentoların  davalının Türkiye acentesi tarafından düzenlenmediği, davacının konşimentoları ciro ile devraldiği  görülmüştür. Konşimentoların ekinde;  taşıma şart ve koşulları'nın 26. maddesinde, konişmentonun İngiliz yasasına tabi olarak yorumlanıp buradan kaynaklanan tüm anlaşmazlıklara başka bir ülke mahkemesinin kaza dairesi hariç tutularak Londrada İngiliz Yüksek Mahkemesinin kaza yetkisine tabi olacağı düzenlenmiştir. Konşimentolar davalının Türkiye acentesi tarafından düzenlenmemiş olup, konşimentolara konu taşımalara ilişkin deniz taşıması aşamasından sonra Türkiye acentesinin Free out faturaları, yük teslim talimat formu gibi belgeler düzenlenmesi davalının acentesi olduğunu göstermekte ise de  tek başına taşıma sözleşmesinin  yapılmasına davalının Türkiye acentesinin aracılık ettiğini ispata yeterli değildir.Buna göre eldeki davada acentenin aracılık ettiği sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı açılacak davalara ilişkin bir düzenleme olan TTK'nın 105. maddesinin uygulanma olanağı yoktur. Davalı ...'nin Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kaydı olmayıp, Kopehag/Danimarka merkezli bir limited şirkettir. Davalının Danimarka kanunlarına göre kurulmuş ve merkezi Danimarka'da olan bir şirket olduğu, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu açıktır. Her ne kadar davalı Türkiye'de dar mükellef olarak vergilendirmeye tabi ise de, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 3/2. maddesine göre dar mükellefiyet, Türkiye'de elde ettikleri gelirlerin vergilendirilmesi amacına yönelik olarak sermaye şirketlerinin kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmaması halini ifade eder.  Bu nedenle davalının Türkiye'de dar mükellef olması uyuşmazlığın yabancılık unsuru içermesi özelliğini ortadan kaldırmaz. Ayrıca dava konusunun  münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp, taşıma akdi ilişkisinden kaynaklanmaktadır.Davacının gönderilen olarak belirtildiği davaya konu taşımalarla ilgili düzenlenen konşimentolarda  imzası bulunmamaktadır.Ancak davalı yükün teslimi için konşimentoları ciro yolu ile devralarak konşimento hamıli haline gelmiştir. Buna göre TTK nın 1237. maddesi uyarınca taşıyan ile konşimento hamili arasında ki hukuki ilişkide konşimento esas alınacağı düzenlemesi uyarınca konşimentoyu ciro yolu ile  devralıp malı teslim alan davacı  konşimentonun şartları ile bağlanmış olacak ve taraf olmadığı konşimentoda   konşimentonun 3. şahıs hamili olması nedeniyle yetki şartı ile bağlı olmadığını iddia edemeyecektir. (YHGK27.02.1997 tarih ve 1996/6876E-1997/754 K) 6098 sayılı TBK'nın 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte, genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. Maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Konişmentonun arka sayfasında bulunan taşıyanın hüküm ve koşullarına ilişkin düzenlemeler ticari hayatta yaygın olarak kullanıldığından, deniz yoluyla ithalat işiyle uğraşan gönderilen/alıcının- taşıyanın \"taşıma şart ve koşullarını\" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerektiği gibi bu sözleşmeler genellikle ilgili firmalar tarafından İnternet sitelerinde paylaşılmaktadır. Aksi yönde bir iddia ve ispat dosya kapsamında mevcut değildir. Taşıyıcı tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılarak   tamamlanmış olmasına göre   yetki şartının geçersiz  genel işlem koşulu  olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Davaya konu taşımalar ile ilgili düzenlenen konşimentolarda   yer alan hüküm ve koşullara davalı ... tarafından itiraz edilmemiş olup, ... adına acente olarak ... Ltd tarafından imzalanan kıymetli evrak niteliğindeki konişmento arkasında yer alan ve konşimentonun ön yüzünde \"arka sayfada bulunan birden yirmialtıncı maddeye kadar numaralandırılmış şart ve koşullar taşıyanın tarifesine dahildir.\" şeklindeki şerh karşısında 26. maddede düzenlenen yetki şartı  davacı ve  davalı yönünden geçerli olduğunun kabulü gerekmiştir. Dava konusun emtianın yüklemesi yabancı bir limanda yapılmış olması, ve yetki itirazında bulunan davalının yabancı bir şirket olması dikkate alındığında uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, kamu düzenine aykırı ve münhasır yetki esasına ilişkin  düzenleme mevcut olmadığının kabulü gerekmiştir.Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen ve yabancılık unsuru içeren eldeki davada, taraflar arasında bağlayıcı olan konşimentoların arka sayfasında bulunan taşıyanın şart ve koşullarının 26. maddesi ile  Londra Yüksek Mahkemesinin inhisari yetkisinin kabul edilmesi karşısında MÖHUK 47/1 ve HMK'nın 18. Maddeleri uyarınca geçerli bir yetki sözleşmesi ile  davaya konu uyuşmazlıkla ilgili  yetkili mahkeme belirlenmiş olmasına göre, Türk mahkemelerinin yargı yetkisi bulunmadığından,mahkemece süresinde yapılan  yetki itirazının kabulü ile davaya bakma yetkisi Londra Mahkemeleri ait olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliği nedeniyle,davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin  istinaf başvurusunun reddine karar  verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2022</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c1afe66218d70f2","SID":"eb2944b8fe3efeaa"}}