{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/18 Esas<br>KARAR NO: 2022/142 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI: 2017/184 Esas - 2019/437 Karar<br>TARİH: 22/10/2019<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 02/02/2022<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili, içlerinde dava dışı ... Ltd. Şti., ... ve ...’nin de bulunduğu sigortalıların ithal ve ihraç edecekleri kağıt emtialarının nakşiyatını, Nakliyat Blok Abonman Sigorta Poliçesi ile müvekkiline sigorta ettirdiklerini, sigorta poliçesi kapsamında satıcı sigortalı ... tarafından .../...’ye kağıt emtiası satıldığını, satış faturasına göre teslim şekli ... olup buna göre alıcı adresine teslime kadar geçecek sürede risklerin satıcıya ait olduğunu, yani deniz taşıması dışında kara taşımasının da sigorta kapsamında olduğunu, söz konusu emtianın taşıma işini ise davalıların üstlendiklerini, yükün 20/01/2016 tarihinde yüklendiğini ve 07/02/2016 tarihinde İzmir’de boşaltıldığını, 11/02/2016 tarihinde alıcı tesisine sevk edildiğini ve aynı gün ulaştığını, yapılan kontrolde bir konteynerin muhteviyatında ıslaklık tespit edildiğini ve emtiayı getiren araç sürücüsünün katılımıyla tutanak tutulduğunu, buna göre taşıyıcılara ihbarın teslim alında yerine getirildiğini, 7 adet bobinin ıslanmış olduğunun ve konteynerin üst bölmelerinde 24 adet delik bulunduğunun tespit edildiğini, düzenlenen ekspertiz raporu ile tespit edilen hasar bedeli 2.145,14 USD’nin 09/06/2016 tarihinde sigortalılardan ... Ltd. Şti.’nin onayı ile alıcıya ödendiğini, böylece müvekkilinin sigortalının haklarına halef olduğunu, davalıların rücu mektubuna olumsuz cevap verdiklerini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazları ile durduğunu ileri sürerek itirazların iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Ltd. Şti. vekili, davacının hasar nedeniyle satıcının değil satım ilişkisinin dışında olan ... Kağıtçılık firmasının onayı ile ödeme yapmış olması nedeniyle aktif husumetinin bulunmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin taşıma işleri komisyoncusu olduğunu ve merkezi Almanya’da bulunan ... firmasının Türkiye’deki yetkilisi olduğunu, TTK 103.m. uyarınca  Türkiye’deki yetkiliye de acentelik hükümlerinin uygulanacağını, konişmentoda taşıyan sıfatını haiz olduğuna dair kayıt olmadığını, davanın ...’ya yönlendirilmesi gerektiğini, faturadaki teslim şeklinin sadece taraflarını bağlayacağını, ayrıca limandaki tahliye esnasında tutulan bir hasar tutanağının bulunmadığını, dolayısıyla müvekkiline usulüne uygun bir hasar ihbarının yapılmadığını, hasarın tatlı sudan kaynaklı olduğunun tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ...’ya izafeten ... A.Ş. vekili, davacının sigortalısı ile müvekkili arasında bir sözleşme bulunmadığından davacının aktif husumetinin bulunmadığını, ayrıca yükler ambar içinde taşınmış olup müvekkilinin sorumluluğunda hasarlanmadığının açık olduğunu, hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belirsiz olduğunu, tahliye limanında hasara ilişkin tutanak tutulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/10/2019 tarih ve 2017/184 Esas 2019/437 Karar sayılı Kararı ile; \" …. davacı sigorta şirketi ile içlerinde ... Tic, Ltd. Şti., ... ve ...’nin de bulunduğu sigortalılar arasında ... nolu nakliyat Blok Abonman Sigorta Poliçesi ile taşıma sırasında meydana gelebilecek nakliyat rizikolarına karşı sigorta sözleşmesi yapıldığı, ….poliçedeki sigortalılar arasında bulunan ... Tic. Ltd. Şti. isimli firmanın 07/04/2016 tarihinde davacı sigorta şirketine yazmış olduğu ve dosyaya sunulan kaşeli ve imzalı yazıdan, ... sayılı hasar dosyası ile ilgili çıkacak ödemenin ...- ...'ye yapılmasına muvaffakat ettiği anlaşılmıştır. Davacı  sigortacının ise 09/06/2016 tarihinde Avi Levi ye 2.145,14 USD tutarında ödeme yaptığı, dolayısıyla  davacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin de geçerli bir sigorta sözleşmesine dayanarak sigortalının muvafakati ile malın alıcısına yapıldığı anlaşılmakla; davacı sigorta şirketinin TTK 1472 maddesi gereğince  halefiyet hakkının doğduğu ve davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu mahkemece kabul edilmiştir.Dosyaya sunulan iki ayrı konişmento bulunmaktadır. Bunlardan dava dışı ... tarafından düzenenen 20/01/2016 tarihli ... numaralı konişmentoya göre; yükleten dava dışı “...\",  gönderilen “...\",  ihbar adresi “emre\",  yükleme limanı “Hamburg\", boşaltma Limanı “İzmir\" olup  gemi adının “...\" olduğu ve  teslimat acentesi olarak da 1 numaralı davalı “...\" şirketinin gösterildiği anlaşılmıştır. Konişmentoda ayrıca “FCL/FCL\" kayıtları yer almakla bu kayıt dosyaya sunulan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, ürünlerin tek bir yükleyici tarafından yüklendiği ve yine tek bir alıcıya sevk edildiği anlamını taşımaktadır. Bu konişmento kayıtlarına göre ... şirketinin taşımayı üstlendiği ve akdi taşıyan sıfatının haiz olduğu mahkemece kabul edilmiştir.Dosyaya 1 numaralı  davalı tarafından düzenlenmiş bir konişmento ya da  dava konusu taşıma işini üstlenildiğine dair (navlun faturası,vs.) başkaca bir belge de sunulmamıştır. Nitekim akdi taşıyan tarafından düzenlenmiş olan ... numaralı ara konişmentoda 1 nolu davalının teslimat acentesi olarak gösterilmesi ile 1 numaralı davalının 05/12/2018 tarihinde dosyaya sunduğu 12/11/2009 tarihli acentelik sözleşmesine göre, davalı ... firmasının dava dışı ... şirketinin acentesi olduğu anlaşılmakla, ... LTD Şirketine doğrudan husumet yöneltilemeyeceği TTK 105/2 maddesi gereğince acente sıfatıyla izafeten husumet yöneltilmesi gerektiği dolayısıyla da bu davalı bakımından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı kabul edilmiştir. Dosyaya sunulan ve davalılardan  “...\" tarafından düzenlenmiş bulunan 20/01/2016 tarih ve ... numaralı konişmentoya göre; yükleten “...\" isimli firma, gönderilen “... Ltd. Ştıi\", ihbar adresi “... Ltd Şti,\"  yükleme limanı “Hamburg”, boşaltma limanı “İzmir\" olup  gemi adının  \"...\" olduğu ve  tahliye limanı acentesi olarak da “... A.Ş\" nin gösterildiği anlaşılmıştır. Konişmentoda ayrıca  \"...\" ve \"...\" kayıtlarının yer aldığı görülmüştür. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere bu kayıt, emtianın konteyner içerisine yüklenmesi, istifi, sayımı, sabitlenmesi ve bilahare konteyner kapılarının mühürlenmesi işlemlerinin yükleten tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu ifade etmekedir. Bu halde  dava konusu taşıma işinin dava dışı \"...” tarafından üstlenildiği; dolayısıyla ...’in akdi taşıyan sıfatını haiz olduğu; taşımanın ise fiilen (...) ... tarafından gerçekleştirildiği; dolayısıyla davalı ...’nin fiili taşıyan sıfatını haiz olduğu kabul edilmiştir. Husumetin izafeten yöneltildiği ... AŞ ise acentelik vasfına itiraz etmediğinden 2 numaralı davalı ...'ya husumetin doğru yöneltildiği ve bu davalı bakımından  pasif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir. Dosyaya sunulan 07/04/2016 tarihli ekspertiz raporuna göre, hasarın 11/02/2016 tarihinde tespit edildiği ancak eksper incelemesinin 07/04/2016 tarihinde yerinde eksper çalışması yapılmaksızın dava dışı sigortalıdan temin edilen bilgi ve fotoğraflar üzerinden incelemenin yapıldığı anlaşılmıştır. Eksper raporuna göre ise; emtiaların taşındığı  ... numaralı konteynerın kapı tarafındaki sağ ve sol üst bölümlerinde deliklerin olduğu, bu deliklerden içeri sirayet eden su neticesinde konteynerde bulunan 21 bobinden kapı tarafında bulunan 7 bobinin ıslanmış olduğu ve yapılan gümüş nitrat testinin negatif çıktığı belirtilmiştir. Konteynerdaki deliklere ilişkin olarak, konteyner hasarı bulunması ihtimalinde yükleme ve tahliye limanında liman görevlilerince düzenlemesi gereken ve konteynerların harici durumunu belirtir raporların ise dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyaya 11/02/2016 tarihli tutanak ile dava dışı ... şirketinin İzmir antreposunda hasarın tespit edildiği ve tutanağın ... depo sorumlusu ve sevkiyat sorumlusu ile kara taşımasının gerçekleştiren şoförün imzasının bulunduğu anlaşılmıştır. Hasar ise 07/04/2016 tarihinde sigorta şirketine ihbar edilmiş olup, dosyaya sunulan satış faturası ve konişmento kayıtlarına göre de davalıların kara taşımasından sorumlu olmadığı değerlendirildiğinde, araç şoförünün imzaladığı bu tutanak TTK 1185 maddesi kapsamında bir ihbar olarak kabul edilmemiştir. Hasarın davalı taşıyanlara TTK 1185 maddesi gereği  ihbar edildiğine ilişkin ise dosyaya başkaca somut bir delil sunulamamıştır. Zıya veya hasarın haricen belli olması durumunda en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında, haricen belli olmaması halindeyse eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde taşıyana ihbar edilmesi gerektiği TTK 1185 maddesi gereğidir. İhbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde eşyanın konişmentoda yazılı olduğu şekilde teslim edildiği ve herhangi bir zıya veya hasar söz konusu ise bunun taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde iki karine doğmakta olup, eldeki dosyada davacının bu iki karinenin aksini ispat ederek davalıların sorumluluğunu ispatlaması gerekmektedir. Ancak yukarıda bahsedildiği üzere, hasarın ve ıslanmanın taşımanın hangi safhasında meydana geldiği dosya kapsamından anlaşılamadığından gümüş nitrat testinin de negatif çıktığı değerlendirildiğinde ve taşımaya konu konişmentolardaki \"...\" kaydı gereği emtiaların gemiye hasarsız olarak teslim edildiği de davacı tarafından ispatlanamadığından; hasarın, davalıların sorumluluk alanı içerisinde ve deniz taşıması esnasında meydana geldiğine dair mahkemede kanaat uyanmamıştır. ….\" gerekçeleri ile; \"1-Davalılardan ... Limited Şirketi bakımından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2-Davalılardan ...'ya izafeten ... A.Ş. bakımından davanın reddine,\" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ... Ltd Şti tarafından 5/12/2018 tarihli dilekçesi ekinde sunulmuş olan acentelik sözleşmesinin tarihi 12/11/2009 olup, dava konusu taşıma için düzenlenmiş bir acentelik sözleşmesi değil, genel nitelikte bir acentelik sözleşmesi olduğunu, bunun gibi ... Ltd Şti tarafından ...’ ye verilmiş acentelik sözleşmesi de olabileceğini, ayrıca dava konusu taşıma işi ile ilgili olarak dosyaya sunulmuş olan iki konşimentonun ikisinde de acente olduğu iddia edilen ...’ nin isminin dahi geçmediğini, bu şirketin tam unvanı “... (...)” olup, ana merkezinin Hamburg’ da olduğunu, şirketin Avrupa’ da, Asya’ da ve Amerika’ da bağımsız şirket gibi kurulmuş çok sayıda birimi (şirketi) bulunmakta olup Türkiye’ deki biriminin ise ... Ltd Şti olduğunu, yapılan her bir taşıma işi için bu şirketlerin yada birimlerin birbirlerine acentelik yetkisi vermekte olduklarını, fakat davalı ... Ltd Şti tarafından sunulmuş olan acentelik sözleşmesi 2009 tarihli olup, dava konusu taşıma işi için düzenlenmiş olmadığını, nitekim bu acentelik sözleşmesinde ismi ve imzası olan FMS Seaways AG’ nin ismi dosyadaki konşimentolarda olmadığını, taşıma işinde acente olanın ... Ltd Şti değil, ... (...) olduğunu gördüklerini, o halde dava konusu taşıma içinde asıl taşıyıcı ... Ltd Şti olup, ... (...) acente olduğunu, bu davalıya yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin doğru olmadığını, Satıcı ... tarafından düzenlenmiş olan mal satış faturasından görüleceği üzere satışın “...” olarak yapıldığını ve davalıların satış faturasından habersiz olduklarının düşünülemeyeceğini, satış faturasının konşimentoların da eki olmakta olduğunu, ... kaydı gereğince davalı taşıyıcıların malı alıcının deposuna kadar taşımak zorunda olduklarını, dolayısıyla kara taşımasını gerçekleştiren ... Nakliyat davalıların alt taşıyanı olup, araç şoförü ... tarafından tutanağa  atılan imzanın, davalılar adına atıldığını ve buna göre hasar ihbarının “teslim anında” yapılmış olduğunu,  dolayısıyla taşımanın hangi aşamasında olursa olsun meydana gelen hasardan davalıların sorumlu olduklarını, hasarın meydana gelmesinin asıl sebebinin konteynerin üst bölmesinde tespit edilen 24 adet deliğin olduğunu, bu deliklerin konteynerin gemiye yüklenmesi, gemi içinde yerleştirilmesi ve gemiden boşaltılması aşamalarında konteynere, konteyneri delebilecek kadar sert cisimlerin çarptırılması sonucu meydana gelebileceğini,  davalı ... Ltd Şti tarafından üstlenilmiş olan taşıma limandan limana değil, kombine taşıma olduğunu, zira ... başlıklı konşimentonun sağ üst kısmında “For combined transport or port to port shipment” (Kombine taşımacılık veya limandan limana taşımacılık için) yazmakta olduğunu, konşimentoda “Place of delivery” (= Teslimat yeri) başlığı altında İzmir yazmakta olup, bu kutudaki İzmir kelimesinden kastedilen İzmir Limanı değil, alıcı .../...’ nin adresi olduğunu, satış faturasındaki ... kaydı gereğince davalılar taşımayı alıcının İzmir’ deki deposuna kadar üstlenmiş olduklarını, dolayısıyla davalı ... firmasına yönelik davanın esastan reddinin doğru olmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, Nakliyat Blok Abonman Sigorta Poliçesi uyarınca ödenen hasar bedelinin rücuen tazmini istemiyle başlatılan icra takibine itirazların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, sigorta poliçesine konu emtianın davalılarca taşınması esnasında hasara uğradığını ileri sürmüş, davalılar aktif ve pasif husumet itirazlarında bulunmuşlar, ayrıca usulüne uygun bir hasar ihbarı yapılmadığını, hasarın deniz taşıması esnasında meydana gelmediğini savunmuşlardır. Dava konusu sigorta poliçesi incelendiğinde sigortalılar arasında ... Ltd. Şti., ... firması, ... firması ve başkaca firmaların olduğu, taşıma konusu emtianın ... firması tarafından alıcı .../...’ye satılan emtia olduğu anlaşılmak olup, buna göre sigortalılardan ... Ltd. Şti.’nin muvafakati ile alıcı firmaya hasar bedelini ödeyen davacının TTK 1472 m. uyarınca bu davada aktif husumetinin bulunduğu kabul edilmiştir. Dava konusu konişmentolar incelendiğinde,  20/01/2016 tarihli ... numaralı ara konişmentonun dava dışı ... tarafından düzenlendiği, yükletenin dava dışı sigortalı “...\",  gönderilenin alıcı “.../...\",  teslim şeklinin DAP İzmir olduğu, “FCL/FCL” kaydının yer aldığı, yükleme limanı “Hamburg\", boşaltma Limanı “İzmir\" olduğu ve  teslimat acentesi olarak da davalı ... Ltd. Şti.’nin gösterildiği anlaşılmıştır. 20/01/2016 tarih ve ... numaralı ana konişmentonun ise ...  tarafından düzenlendiği, yükletenin “...\" isimli firma, gönderilenin “... Ltd. Şti\", yükleme limanı “Hamburg”, boşaltma limanı “İzmir” olduğu,  tahliye limanı acentesi olarak da “... A.Ş\" nin gösterildiği,  \"STC(said to contain)\" ve \"Shipper’s load, stow, count\" kayıtlarının yer aldığı görülmüştür. Görüldüğü üzere dava konusu taşıma işinde akdi taşıyan ..., fiili taşyan ise ...‘dıri Davalı ... Ltd. Şti. tarafından düzenlenen bir konişmento bulunmadığı gibi, davalının ara konişmentoda açıkça teslimat acentesi olarak gösterildiği, ayrıca davalı tarafından düzenlenen navlun faturası vs sunulmamış olması ve yargılama sırasında ... firması ile akdetmiş olduğu acentelik sözleşmesini sunmuş olması karşısında davalının ...‘nin acentesi olduğu, ancak bu firmaya izafeten davalıya dava yöneltilebileceği sonuç ve kanaatine varılmış olup, mahkemenin bu davalıya yönelik davanın reddinde isabetsizlik görülmemiştir. Konişmentolarda ve gümrük beyannamesinde teslim şeklinde DAP İzmir olarak belirtilmiştir. Davacı tarafça satış faturasında teslim şekli ... olarak düzenlenmiş olması nedeniyle kara taşımasının da davalıların sorumluluğunda olduğu, faturanın konişmetonun eki olduğu ileri sürülmüş ise de, dava dışı satıcı ve alıcı firma arasında düzenlenen ve konişmento eki olduğu ispat edilemeyen belge içeriğinin davalı tarafı bağlayıcı nitelikte olduğu kabul edilemeyeceğinden, davalılarca yalnızca deniz taşıması işinin üstlenildiği kabul edilmiştir. TTL 1185/1 m. uyarınca zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. TTK 1185/4 m. uyarınca eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir. Dosya kapsamında mevcut ekspertiz raporuna göre dava konusu yük 07/02/2016 tarihinde gemiden tahliye edilmiş olup tahliye esnasında düzenlenen bir tutanağa rastlanılmamıştır. 11/02/2016 tarihli hasar tespit tutanağı kara taşıması sonrası düzenlenmiş olup,  tahliye edilen 7 bobinde ıslaklık tespit edildiği, konteynerin üst bölmelerinde 24 adet delik tespit edildiği hususları belirtilmiştir.  Ne var ki yukarıda açıklandığı üzere davalı tarafça kara taşıması üstlenilmediğinden, davalı tarafa yasal sürede usulüne uygun bir ihbarda bulunulmadığı kabul edilmiştir. Bu durumda ispat yükü davacı tarafta olup hasarın deniz taşıması esnasında meydana geldiğini ispat etmesi gerekir, ekspertiz raporuna göre gümüş nitrat testi de negatif çıkmış olup, davacının iddiasını ispata yarar başkaca bir delile de rastlanılmamıştır. O halde davalı fiili taşıyana yönelik ispat edilemeyen davanın reddinde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan 121,30.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 80,70.TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30.TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/02/2022 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0f72c9c134efea14","SID":"ca654b633d221091"}}