{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2019/1716 <br>KARAR NO\t: 2022/48<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/01/2019<br>NUMARASI\t: 2016/520 Esas - 2019/28 Karar<br>DAVA: Alacak<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/01/2022<br>Davanın kabulüne ilişkin   kararın davalı vekili tarafından  istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davalı tarafından sigortalanan müvekkiline ait ... adlı römorkorün 30.01.2012 tarihinde Haydarpaşa İskelesi'ne yanaşmak isteyen Liberya bandıralı ... adlı gemiye römorkaj hizmeti verdiğini, hizmetin görülmesi sırasında kuvvetli akıntı nedeniyle zamanında karşı gemiye monte edilemeyen halatın neden olduğu bir dizi olumsuzluk sonrasında sigortalı römorkorun, Haydarpaşa mendirek ucuna oturduğunu, davalı ile yapılan görüşmeler sonucunda sigorta sözleşmesi kapsamında davalı tarafından 537,419-TL+734,661-TL+23.700-USD hasar tazminatı ödenmesi konusunda mutabakata varıldığını, ancak davalının bir başka olay ile ilgili olarak daha önce yapılan 114.127-TL tutarlı ödemenin sehven yapıldığını iddia ederek bu tutarı tenzil etmek suretiyle eksik ödeme yaptığını, bunun taraflar arasındaki mutabakata aykırı olduğunu, taraflar arasındaki tekne makine sigortası hizmet alım sözleşmesi eki teknik şartnamenin institute time clauses hull port risks 1987 klozunun 9. maddesinde, sigortalının bir kaza veya olay nedeniyle diğer kişilere ödediği tazminatlar ile can kaybı veya yaralanma nedeniyle yapılan ödemelerin kloz kapsamında sayıldığını, davalının bahsettiği hasar dosyasının Kıyı Emniyeti- 7 Hızlı Tahlisiye Botunda 04.12.2012 tarihinde oluşan kazaya ilişkin olduğunu, ilgili tarihte meri toplu iş sözleşmesi gereği kazada ölen gemi adamlarının yakınlarına müvekkilince 114.127,15-TL ödeme yapıldığını, bu tutarın davalı sigorta şirketi tarafından müvekkiline sigorta kapsamında 08.04.2014 tarihinde ödendiğini, davalının hukuka aykırı işlemle sebepsiz olarak zenginleştiğini belirterek, eksik ödenen 114.127-TL'nin 16.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; 01.01.2012-2013 tarihleri arasında tekne sigorta poliçesi ile sigortalı olan Kıyı Emniyeti 7- teknesinin 04.12.2012 tarihinde ... isimli gemiye hizmet vermek için çıktığı seferde Şile mendirek kayalıklarına çarparak parçalandığını ve 3 mürettabatın bu kazada vefat ettiğini, davacının bu olay kapsamında yaptığı başvuru üzerine şirketlerince sehven 08.04.2014 tarihinde 114.127-TL ödeme yapıldığını, ancak yapılan incelemeler sonrası bu ödemenin ilgili poliçe şartları kapsamında teminat dışı olduğu tespit edilerek, davacıya ait ... romorkorune ilişkin olarak açılan hasar dosyası kapsamında yapılan ödemelerden takas ve mahsup edildiğini, TTK 1420. maddesi uyannca talebin zamanaşımına uğradığını, Kıyı Emniyeti 7- botunun kazası nedeniyle sözleşme eki teknik şartname uyarınca uygulanması gereken İnstıtute Time Clauses Hulls Port Risks 20.07.1987 klozlarının istisnalar başlıklı 9.3 maddesi gereğince, işçiler veya sigortalı tarafından benzer şekilde kullanılan kişiler nedeniyle yapılan ödemelerin teminat dışında olduğunu, kazada vefat eden kişilerin de davacının çalışanları olması nedeniyle  ödenen bu tutarın takas mahsup edildiğini, takas beyanının, mutabık kalınan tutarların ödenmesi aşamasında davacıya iletildiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; TTK'nın 1420. maddesi uyarınca sigorta sözleşmesinde doğan istemlerin alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl içerisinde zamanaşımı uğrayacağı, davalının 21/04/2016 tarihli yazı ile bakiye ödemeyi reddettiği, davanın ise 28/12/2016 tarihinde açıldığı anlaşılmakla davanın zamanaşımına uğramadığı, 01.01.2012-01.01.2013 tarihleri arasında Zübeyde Ana  römorkörünün Tekne Poliçesi Genel Şartları (TPGŞ) ve Instıtute Time Clauses Hulls Port Risks 20.07.1987 şartları uyarınca davalı sigortacı tarafından sigorta kapsamı altına alındığı, söz konusu teknenin poliçe vadesi içinde 30.01.2012 tarihinde Haydarpaşa mendirek ucuna çarparak hasar gördüğü hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, olay nedeniyle romorkorda oluşan 537,419-TL+734,661-TL+23.700-USD hasar tutarları üzerinden taraflar arasında mutabakata varıldığı, sigorta tazminatının davacı sigortalıya ödenmesi aşamasında davalının daha önce bir başka hasar dosyasından 08.04.2014 tarihinde 114.127-TL olarak yaptığı hatalı ödemeyi mahsup etmek istediği, takas-mahsup hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, alacaklının hakkını kullanma isteğini borçluya bildirmesinin gerektiği, anılan işlem bir sözleşme olmadığı için karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı, davalının bir ilam hükmünü içermeyen muaccel hale gelmemiş ve haksız olarak ödendiği somut bir dava yolu ile kanıtlanmamış alacağı yönünden takas hakkını kullandığı yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı vekili; müvekkili tarafından davacının Kıyı Emniyeti 7- teknesinin parçalanması sonucu vefat eden mürettebat için 08.04.2014 tarihinde sehven 114.127-TL ödeme yapıldığını, ancak yapılan incelemeler sonrası bu ödemenin ilgili poliçe şartları kapsamında teminat dışı olduğu tespit edilerek, bu tutarın davacıya ait ... romorkorune ilişkin olarak açılan hasar dosyası kapsamında yapılan ödemelerden takas ve mahsup edildiğini, davacının talebinin TTK 1420. maddesi uyannca zamanaşımına uğradığını, takas mahsup iddialarının çekişmeli bir alacağa bağlı olmadığını, Kıyı Emniyeti 7- botunun kazası nedeniyle sözleşme eki teknik şartname uyarınca uygulanması gereken İnstıtute Time Clauses Hulls Port Risks 20.07.1987 klozlarının istisnalar başlıklı 9.3 maddesi gereğince, işçiler veya sigortalı tarafından benzer şekilde kullanılan kişiler nedeniyle yapılan ödemelerin teminat dışında olduğunu, kazada vefat eden kişilerin de davacının çalışanları olduğunu, ödemenin sehven yapıldığının fark edildiği anda alacağın muaccel olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, davalı sigorta şirketince tekne sigorta poliçesiyle sigortalanmış olan davacıya ait Zübeyde Ana adlı römorkorün kazaya uğrayarak hasarlanması sonucu oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Somut olayda; davacıya ait römorkörün 31.01.2012 tarihinde Haydarpaşa mendirek ucuna çarparak hasara uğradığı, hasarın sigorta teminatı kapsamında bulunduğu, hasar nedeniyle davalı tarafından davacıya 537.419-TL, 734.661-Euro ve 23.700-USD sigorta tazminatı ödenmesi konusunda tarafların mutabakata vardıkları, ancak davacıya ait Kıyı Emniyeti 7- adlı botun 04.12.2012 tarihinde kazaya uğraması sonucunda o tarihteki toplu iş sözleşmesi gereği kazada ölen gemi adamlarının yakınlarına ödenen 114.127,15-TL sigorta tazminatının, davalı sigorta şirketi tarafından sehven ödendiği belirtilerek ödenecek tazminattan indirilmesi ile davacıya bu tutarda eksik ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketinin daha önce farklı bir hasar dosyasında ödediği tazminat miktarını, uyuşmazlık konusu sonraki hasar dosyasında ödeyeceği tazminattan takas edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın (6098 sayılı TBK 139)  118.maddesinde “İki şahıs karşılıklı bir miktar meblağı veya yekdiğerine mümasil başka malları birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki taraftan her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Alacaklardan biri, münazaalı olsa bile takas dermeyan olunabilir. Müruru zamana uğramış bir alacak, takas dermeyan edebileceği zamanda müruru zaman ile sakıt olmuş değil ise onun da takası dermeyan olunabilir” düzenlemesi yer almaktadır. Madde hükmüne göre takastan bahsedilmek için, iki ayrı kimsenin karşılıklı olarak birbirlerinden alacaklı olmaları gerekir. Bu nedenle henüz doğmamış veya takas anında sona ermiş alacaklar takas edilemez. Takas edilecek alacakların, takas hakkının kullanıldığı anda, mutlaka aynı türden olmaları zorunludur. Takas için gerekli olan bir diğer şart da alacağın muaccel olmasıdır. Alacaklı tarafından zaman itibarıyla ifası istenebilir bir borç olması gerekir. Takas hakkını ileri sürenin alacağı, dava edilebilir bir alacak olmalıdır. Takası ileri süren tarafın alacağının tartışmalı olması, takasın ileri sürülmesine engel değildir. Zamanaşımına uğrayan alacak, takas şartlarının tamamlandığı tarihte henüz zamanaşımına uğramamış ise, alacaklı takas talebinde bulunabilir. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, borçlunun takas hakkını kullanma isteğini alacaklıya bildirmesi gerekmektedir. Takas, karşı dava olarak ileri sürülebileceği gibi, defi olarak da ileri sürülmesi mümkündür.Somut olayda davalı tarafından tarafından davacıya gönderilen 16.12.2015 tarihli e-posta yazısı ile, hasar tazminatının daha önce sehven ödenen 114.127-TL düşülerek ödendiği belirtilmiş, davacının ödeme isteğini bildiren 18.04.2016 tarihli yazısına cevaben düzenlene 21.04.2016 tarihli yazı ile de önceki ödemenin poliçe teminatı kapsamında olmadığı tespit edilerek, eksik ödenen tutarın ödenemeyeceği bildirilmiş olup, davalının eksik ödemesi ve ödeme yapmayacağı yönündeki bildirimi, yukarıda niteliği açıklanan takas defi niteliğindedir. Bu durumda davalı tarafından önceki hasar dosyası nedeniyle davacıya ödediği tazminatın sigorta teminatı kapsamında olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Davalı tarafından tekne sigortası ile sigortalanmış olan Kıyı Emniyeti 7- adlı teknenin 04.12.2012 tarihinde Şile açıklarında kayalıklara çarpması sonucunda davacının sigortalı çalışanı olan üç mürettebatın vefat ettiği, davacı tarafından imzalanmış olan toplu iş sözleşmesi gereğince vefat eden sigortalı çalışanların yakınlarına davacı tarafından ödeme yapıldığı, davacının ödemiş olduğu bu tutarın, davalı sigorta şirketi tarafından 114.127-TL olarak davacıya hasar dosyası kapsamında ödendiği anlaşılmaktadır. Taraflarca imzalanmış olan sigorta hizmet alımına ilişkin sözleşme ekindeki teknik şartname gereğince, riskin gerçekleşmesi halinde \"İnstitute Time Clauses Hull Port Risks 1987\" klozunun uygulanması gerekmektedir. Söz konusu genel şartların 9. maddesi uyarınca, sigortalının bir kaza veya olaydan doğan yasal sorumluluğu gereğince maddede belirtilen durumlarda diğer kişi veya kişilere ödediği tazminatlar sigorta teminatı kapsamında olup, 9.1.4 madde gereğince can kaybı nedeniyle yapılan ödemeler de bu kapsamdadır. Ancak şartların istisnalar başlıklı  9.3 maddesinde, işçiler veya sigortalı tarafından benzer şekilde kullanılan kişiler ile gemi, yükü, malzemesi veya onarımı ile bağlantılı diğer kişilerin kaza veya hastalıkları nedeniyle sigortalının yaptığı ödemeler ile diğer taraf ile kararlaştırılan bir hizmet veya çıraklık ile çalıştırılan herhangi bir kişinin ölümü, hastalığı veya sakatlanması nedeniyle sigortalının yüklendiği sorumluluğun, sigorta teminatı dışında olduğu düzenlenmiştir. Söz konusu kazada vefat eden mürettebat da davacının sigortalı çalışanları olduğundan, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya ödenmiş olan 114.127-TL karşılıksız kalmıştır. Takasa konu alacak TTK'nın 1420 (6762 sayılı TTK 1268) gereğince takas beyanı tarihi itibariyle zamanaşımına uğramamış olup, takas konusu edilebilir nitelikte olması nedeniyle de davalının bu ödeme tutarını sonraki hasar dosyası gereğince ödeyeceği tutardan mahsup  etmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar  verilmesi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ,yeniden hüküm verilerek  \"davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/01/2019 Tarih 2016/520 Esas 2019/28 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın REDDİNE\"İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak;\"Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 80,70-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 1.949,01- TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 1.868,31-TL fazla harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 14.792,07-TL nispi  vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine\"Davalı tarafından yatırılan 1.949-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, \tDavacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 42,50-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/01/2022<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b1dcaf969818083f","SID":"69da6cc7254a23a3"}}