{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1575 Esas<br>KARAR NO: 2022/148 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI: 2020/265 Esas - 2021/252 Karar<br>TARİH: 03/06/2021<br>DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 02/02/2022<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili,  müvekkilinin dava dışı sigortalı ... Dış Tic. A.Ş. lehine 22.05.2019  başlangıç, 22.09.2019 bitiş günlü, ... poliçe no'lu  Emtea Sefer Sigorta Poliçesi tanzim ettiğini, gönderilen  firma boşaltma yerine getirilen konteynerın kapakları açılıp emtianın indirildiğini, ancak hasar tespit incelemesinde bir kısım emtianın hasarlı tahliye edildiğinin, bunlardan bir kısmı sağlam olduğu için alıcı tarafından kabul edildiğinin, ancak bir kısmının hava ile temastan dolayı bozulduğu için kabul edilmediğinin tespit edildiğini, ekspertiz raporunsa hasarın şeklinden konteynerin nakliye sürecinde muhtemelen liman veya  gemi yükleme/aktarma/tahliyelerinde vinçten sertçe yere bırakılarak oluşan yüksek  baskından tenekelerin hasarlandığının, hasar miktarının %10 tenzili muafiyet sonrası 3.712,86 $  olarak tespit edildiğini, müvekkilince sigortalıya banka havalesi yolu ile, 12.12.2019 günü 21.568,74 ₺ ödendiğini, bu ödemeye bağlı olarak müvekkilinin TTK1472.1 m. uyarınca sigortalının halefi olduğunu, ayrıca sigortalının bu hasar ve zarar nedeni ile 3.kişilere karşı olan  talep ve dava haklarının 3.712,86 $ ına kadar olan kısmının TBK183.maddesine göre müvekkiline temlik edildiğini, müvekkilinin bu davada öncelikle TTK1472 maddesinden doğan yasal halef sıfatına, terditli olarak ise  TBK183 maddesinden doğan akdi halef sıfatına dayanmakta olduğunu, emtianın taşıma işini üstlenen davalı tarafından hasarlı olarak tahliye edilmesi nedeniyle zarardan sorumluluğunun davalıya ait olduğunu ileri sürerek 3.712,86 $ ın sigortalıya  ödeme tarihi olan 12.12.2019  tarihinden itibaren, 3095 sayılı kanun 2. Maddesine göre TCMB belirlenen kısa vadeli avanslar için açıkladığı faiz oranları üzerinden işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının aktif taraf sıfatının bulunmadığını, zira hasarın sigortalının hatalı ambalajlaması nedeniyle meydana geldiğini ve teminat dışı olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, zira konşimentodaki yetki şartı nedeniyle Singapur Yüksek Mahkemesinin yetkili olduğunu, ayrıca TTK 1188/1 m. ve 1188/3 m. uyarınca davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, yasal sürede hasar ihbarı yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/06/2021 tarih ve 2020/265 Esas 2021/252 Karar sayılı Kararı ile; \" …. Bu kapsamda davacının beyanı ve dosya muhteviyatından 30/05/2019 günlü yapılan  hasar tespit incelemesinde, konteynerde bulunan 1800 teneke ürünün 298 adetinin hasarlı tahliye edildiğini, bunlardan 192 adetinin içindeki ürün sağlam olduğu için alıcı tarafından kabul edildiğini ancak 106 tenekelik kısım hava ile temastan dolayı bozulduğu için kabul edilmediğinin bildirildiği, davacının kabulündedir. Yine dosyada mübrez 20/08/2019 tarihli ihtarnameye göre, 30/05/2019 tarihinde dava konusu emtianın hasarlı eslim edildiği için zarar ziyan içi rücu istemi karşı tarafa bildirilmişir.  Dava açılış tarihinin 02/09/2020 tarihi olması karşısında hasar tesbitinin 30/05/2019 yapıldığı davacı beyanı sunulan delillerle sabit olduğundan davanın TTK 1188 maddesi gereğince yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının sigortalısına 12/12/2019 tarihli sigorta ödemesi yaptığı  anlaşılmaktadır. Davacının davayı 02/09/2019 tarihinde açmış olması karşısında, davanın rücu davası açma hakkına sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği tarihten itibaren doksan gün içinde dava açabileceği süresine de riayet edilmemiş olduğundan TTK 1188 maddesi gereğince davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşılmaktadır. …\" gerekçeleri ile; \"Davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine,\" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TTK 1188/1 m. uyarınca davanın hak düşürücü sürede açıldığını, mahkemenin arabuluculuk görüşmeleri ve covid pandemisi nedeniyle duran süreleri dikkate almadığını, buna göre hak düşürücü sürenin sonlandığı tarihin 19/09/2020 olduğunu, davanın ise bu tarihten önce açıldığını, Mahkemenin diğer gerekçesinin ise TTK 1188/3 m. uyarınca davanın 90 günlük sürede açılmamış olması olduğunu, ancak müvekkilinin gönderen mal sahibinin kanuni ve akdi halefi olduğunu ve mal sahibinin haklarına sahip olduğunu, dolayısıyla 90 günlük sürenin uygulanamayacağını belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, öncelikle emtia nakliyat poliçesi uyarınca ödenen hasar bedelinin rücuen tazmini, terditli olarak ise temlik sözleşmesi uyarınca hasar bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, davalı hak düşürücü süre savunmasında bulunmuş, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. TTK 1188.m. “(1) Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her  türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. (2) Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar.….” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olaya döndüğümüzde davacının gerek poliçe uyarınca yapılan ödeme nedeniyle TTK 1472.m. uyarınca hasar bedelinin tazmini talebi yönünden, gerekse dava dışı sigortalı ile akdettiği temlik sözleşmesine dayalı talebi yönünden TTK 1188/1-2 m. hükmünün dikkate alınması gerekir. Ekspertiz raporuna göre yükleme tarihi 22/05/2019, hasar tespit tarihi 30/05/2019 dur, mahkemece teslim tarihi olarak 30/05/2019 tarihi baz alınmış, taraflarca da bu hususa itiraz edilmemiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-15.m. uyarınca, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede hak düşürücü süre işlemeyecektir. Yine 25/03/2020 tarih 7226 sayılı Kanunun Geçici 1/1-a m. uyarınca hak düşürücü süreler 13/03/2020 tarihinden 30/04/2020 tarihine kadar durdurulmuştur. Ayrıca 29/04/2020 tarih 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 7226 sayılı Yasa ile durdurulan hak düşürücü sürelerin 15/06/2020 tarihine kadar uzatılmış sayılmasına karar verilmiştir. Dosya kapsamında mevcut Arabuluculuk Son Tutanağı incelendiğinde sürecin başladığı tarihin 17/02/2020 ve tutanağın düzenlendiği tarihin 02/03/2020 olduğu belirtilmiş olup, 30/05/2019 tarihinden 17/02/2020 tarihine kadar 263 gün geçmiş olup, kalan süre 102 gündür. 03/03/2020 tarihinden 12/03/2020 tarihine kadar 10 günlük süre daha geçmiş olup, kalan süre  92 gündür. 16/06/2020 tarihinden itibaren 92 günlük süre 16/09/2020 tarihinde dolmakta olup, iş bu dava ise hak düşürücü süre dolmadan 02/09/2020 tarihinde açılmıştır. O halde mahkemece hak düşürücü sürenin dolmadığı dikkate alınarak, yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a4 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve mahkemesine iadesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 03/06/2021 tarih ve 2020/265 Esas - 2021/252 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde taraflara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/02/2022 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"231ca535e16feb55","SID":"c1977d81385a0f7a"}}