{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/932 Esas <br>KARAR NO: 2024/381 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/777 Esas -  2023/213 Karar <br>TARİHİ: 21/03/2023<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  müvekkili ile davalılar arasında makina alım satışına dayalı ticari ilişkide, müvekkili tarafından 25.000 USD nakit ve 45.000 USD çek ve senet olmak üzere toplam 69.000-USD ödeme yaptığını, davalı ...'ın senetlerin bazılarını kendi şirketlerine ciro ettiğini, ancak daha sonra taraflar arasındaki ticari ilişki bozulduğu halde davalı tarafından ellerinde kalan 20 (yirmi) adet senedin müvekkiline iade edilmediğini, müvekkilinin davalılara bu kadar büyük meblağ ödeme yapması karşılığında davalılardan birşey almadığını, davalıların sebepsiz zenginleşmiş olduklarını, davalılar tarafından iade edilmeyen senetler nedeni ile de müvekkilinin icra tehditi altında kaldığını, dava sonunda alınabilecek maddi tazminatın sonuçsuz bırakılma girişimine karşılık davalı adlarına olan araç ve gayrimenkul kayıtlarına teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına, davalıların yanlarında çalıştığı öğrenilen ... adlı şahsa senetlerin bir kısmının ciro edilmesi sonucu bu kişi tarafından senetlerin icraya konu olması ile başlatılan icra takibinin ihtiyaten durdurulmasına, davalılar tarafından iade olunmayan 20 (yirmi) adet senedin iadesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00-TL bedelin ödeme tarihinden itibaren bu işlere uygulanan en yüksek ticari faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle,  69.000 USD fazla ödeme nedeni ile açılan sebepsiz zenginleşme davasında 1.000-TL üzerinden kısmi dava görülemeyeceğini, eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, davacı tarafından iptali istenen 20 adet senedin beyan edilerek harcının tamamlattırılması gerektiğini, dava dilekçesinde davacı ile müvekkilleri arasında ticari ilişki bulunduğu iddia edilmesine karşın bunun doğru olmadığını, ... ve ... Ltd.Şti.'nin davacı ile bir makina alım satım ilişkisi olmadığını, davacı ile ... Ltd.Şti arasında makina kiralama ilişkisi olduğunu, ancak Davacı tarafından sunulna bazı senet fotokopilerinin bu kiralama ilişkisi ile alakası olmadığını, davacı tarafından 24.000 USD nakit ödeme yapıldığı iddia edilmekle birlikte böyle bir ödemenin yapılmadığını, 45.000-USD'lik çek ve senet ödediği iddiası ile ilgili olarak, ödeme tarihleri, yeri ve kime ödeme yapıldığı bildirilene kadar kabul etmediklerini, 30/08/2012 vadeli 5.000-USD tutarlı ... keşideli, ... lehdarlı senet fotokopisi, 30/09/2012 vadeli, 5.000-USD tutarlı ... keşideli, ... lehdarlı senet fotokopisi, 30/10/2012 vadeli, 5.000-USD tutarlı ... keşideli, ... lehdarlı senet fotokopisi, 30/11/2012 vadeli, 5.000-USD tutarlı ... keşideli, ... lehdarlı senet fotokopisi, 30/12/2012 vadeli, 5.000-USD tutarlı ... keşideli, ... lehdarlı senet fotokopisi, 30/01/2013 vadeli,5.000-USD tutarlı ... keşideli, ... lehdarlı senet fotokopisi, 28/02/2013 vadeli, 5.000-USD tutarlı ... keşideli, ... lehdarlı senet fotokopisi, 30/03/2013 vadeli, 5.000-USD tutarlı ... keşideli, ... lehdarlı senet fotokopisi, 30/04/2013 vadeli, 5.000-USD tutarlı ... keşideli, ... lehdarlı senet fotokopisinin asıllarının kasaya alınarak nerde, ne zaman ve kime ödendiği bilgisinin davacı tarafından verilmesi gerektiğini, davacı ile diğer davalı ... Ltd.Şti arasında kira sözleşmesi ilişkisi olduğunu, bu sözleşme sebebi ile müvekkili ile davacı arasında sorunlar yaşandığını, davacının aylık kira bedellerini ödemediği için müvekkili ile aralarında sorunlar yaşandığını, ve kira sözleşmesinin 07/05/2014 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, buna karşılık davacının 19/11/2014 tarihinde müvekkili şirkete ve müvekkili ...'a ihtar göndererek gerçek sözleşmenin alımsatım sözleşmesi olduğunu, 69.000 USD istediğini, daha sonra ... Ltd.Şti'nden kiraladığı makinaları nakliyeci vasıtasıyla iade ettiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı tarafından iadesi talep edilen bedel alacağına ilişkin talep  20/06/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile 45.000,00-USD olarak ıslah edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/03/2023 tarih 2022/777 Esas -  2023/213 Karar sayılı kararında; \"Dava değeri, 20/06/2017 tarihinde davacı vekili tarafından 157.585,50 TL olarak ıslah edilmiştir.Dava; taraflar arasındaki makine alımından kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.Mahkememizce, mali müşavir bilirkişi vasıtası ile taraf defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişi ... tarafından ibraz edilen 11.10.2016 tarihli kök raporda; Davacı ...'in 2011 ve 2012 yıllarında işletme defteri mükellefi olduğu, devam eden 2013 ve 2014 yıllarında bilanço usulü defter mükellefi olduğu, davacı tarafın; ticari defterlerinin bilgisayar ile işlenmiş olup, ticari defter ve kayıtların tekdüzen hesap planı ilkelerine ve muhasebe standartlarına uygun olarak işlendiği, muhasebe defter kayıtlarının birbirini teyit ettiği, davacı tarafa ait incelenen defterlerin; ilgili yasa hükümleri gereği açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun yaptırılmış olduğu, davalı tarafların ticari defterlerinin ve belgelerinin sunulmamış olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 27/02/2012 tarihli \"4 adet GD-H 122SA (...) ... Marka Düz Örgü Makinası Kiralama Sözleşmesi'nden kaynaklandığını, sözleşmenin üç (3) yıllık olup, 600,00-TL+KDV=708,00-TL aylık kira bedelli sözleşmenin 2012 ve 2013 yılı kira döneminden davacı(kiracı) ...' in kira borcu olmadığı, davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 07/05/2014 tarihli kira sözleşmesinde belirtildiği kira alacağı döneminden tespit edildiği üzere; 2014/Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarından alacaklı olduğu, sözleşmenin 5.maddesi gereği \"kira bedellerinin bir adetinin dahi ödenmemesi halinde kalan aylara ait kira bedellerinin muacceliyet kazanacağı belirtildiğinden davalı ... İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin toplam kira alacağı süresinin 13 (onüc) ay olduğu, KDV dahil 708,00-TL aylık kira üzerinden 13 ay X 708.00-TL=9.204.00-TL kira alacağı olduğu, davacı ...'in kiralama ilişkisi ve bu ilişki kapsamındaki kira borcu hesaplamaları dışındaki çekli ve senetli ödemeleri toplamı 40.000.00-USD olduğu ve dava dosyası içeriğinde taraflar arasında kiralama ilişkisinden başka ticari ilişki tespit edilemediğinden davacı ...'in kira borcu 9.204.00-TL'nin,  davalı taraflara yaptığı çekli ve senetli ödemeler toplamının 40.000-USD'den mahsup edilmesi, mahsubun davalı ... İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 07/05/2014 tarihli ihtamamesindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden yapılması, 07/05/2014 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Döviz Satış Kurunun 2.0960-TL/USD olup, davacının kira borcunun KDV dahil 9.204.00-TL'nin 2.0960-TL/USD kuru ile USD (Amerikan doları çevrilerek hesaplanması ile 4.391,22-USD olarak hesaplanacak tutarın davacının davalıya yaptığı çekli ve senetli ödemeler toplamı 40.000-USD' den mahsup edilerek 35.608.78-usd kalan tutarın dava dosyası içeriğinden sadece \"kiralama ilişkisi\" olarak tanımlanabilecek ticari ilişki kapsamın dışında kaldığı, davacının mahsup edilebilmesi gereken kira borcu tutarından sonra kalan tutarın 35.608,78-USD'nin davacının davalı/davalılardan alacağı tutar olduğu bildirilmiştir. Mahkememizce, dosyanın önceki bilirkişilere verilip, taraf vekillerinin rapora karşı yaptıkları itirazları da karşılayacak şekilde hesaplamanın makine alım satımı ilişki kapsamında incelenip yapılması ve buna göre rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş olup, ibraz edilen 20.02.2017 tarihli ek raporda; taraflar arasında makine alım-satımı ilişkisi olduğu yönünde fatura-irsaliye ilişkisi tevsik edilmediği, bu yönde ticari defter kaydı tespit edilmediği bu sonuçla makine alım satımı olmadığı ya da gerçekleşmediği, davacıdan, davalı ...' a çek ve senetli ödemeler yapıldığının banka kayıtlarından (bankaların çek ve senetlerin ödendiğine ilişkin cevabi yazı ve senet dökümleri ) tespit edildiği, ancak bu ödemelere karşılık herhangi bir makina alım satımı şeklinde ticari ilişki olmadığı, davalı tarafından her ne kadar kiralama konusu makinelerin kiralarını ödenmemesi neden ile geri alındığı iddia edilmişse de sayın mahkemenin ek rapor görevlendirmesi ile tespit edilmesi gereken hususun; \"taraf vekillerinin rapora yaptıkları itirazları da karşılayacak şekilde hesaplamanın makine alım satımı ilişki kapsamında incelenip yapılması ve buna göre rapor düzenlenmesi...\" olduğu dikkate alındığında, davalı tarafından geri alınan makinaların alım satım konusu makinalar olduğu ve davalı tarafından geri alınmış olmaları nedeni ile davacı tarafından yapılan ödemelerin konusuz kaldığı, kök raporda ödenen çek ve senetlere ilişkin yapılan tespit ve hesaplamada 30/04/2013 tarihli 5.000-USD'lik senedin vadesi yerine 07/05/2013 tahsil tarihinin yazılmış olması nedeniyle ilişkilendirilemediğinden hesaplamaya dahil edilmediği, yeniden yapılan incelemde ... Bankası'ndan gelen cevabi yazıda diğer senetler gibi bu senedin de ödendiği tespiti ile kök rapor' da tespit edilen ödenen senet ve çeklere ilave edilmesi gerektiği buna göre; ödenen çek ve senetler toplamının 45.000-usd olduğu, davacı tarafın, davalı taraftan 45.000-USD alacaklı olduğu bildirilmiştir.Mahkememizce 2015/752 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde, 2018/475 Karar sayısı ile 24/04/2018 tarihinde, \" .. davalı ...'ın davacıya makine teslimi yapmadığı ve davacının  davalı ...'tan 45.000,00 USD alacaklı olduğu tespit edilmiş olduğundan, davacı tarafından yapılan ödemelerin davalı ...'a yapılmış olması nedeniyle, davalılar ...'ne karşı açılmış olan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ...'a karşı açılmış olan davanın kabulüne..\" dair karar verilmiş, mahkememizin anılan hükmü, davalılardan ... ve davacı vekili tarafından istinaf itirazına uğramış olmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince, 2019/218 Esas 2020/111 Karar sayılı 15/10/2020  tarihli ilamı ile \"davalıların   zamanaşımı defi karara bağlanmadan ve deliller değerlendirilmeden karar verildiği\" gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılmış,  davalı ...'ın diğer istinaf sebepleri ve davacının istinaf sebepleri anılan karar kaldırma gerekçesi hususunda  yargılama yapılması hüküm verilmesi gerektiğinden incelenmediği bildirilmiş ve dava dosyası mahkememize gönderilmiştir.Dava dosyası mahkememizin 2020/625 Esas sırasına kaydedilmiş ve yargılamaya devam olunmuş, yapılan yargılama neticesinde, 2020/855 Karar sayı ile 22/12/2020 tarihinde \"Davalılar ... San Ltd Şti ve ... San ve Tic. Ltd Şti hakkındaki mahkememizce verilmiş olan 2015/752 Esas 2018/475 Karar sayılı karar istinaf edilmeyerek kesinleşmiş olduğundan, bu davalılar yönünden yeniden hüküm oluşturulmasına yer olmadığına, Davacının davasının kabulüne, 1.000 TL nın dava tarihinden itibaren 156.585,50 TL nın ıslah tarihi olan 20/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı ... Sarımsak'tan tahsili ile davacıya ödenmesine\" karar verilmiş; mahkememiz kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2021/215 Esas 2022/1399 Karar sayılı 06/10/2022 tarihli ilamı ile \"mahkemece davacının menfi tespit talebini karşılar şekilde  297/1-c ve 297/2 maddeleri uyarınca olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamış olması, yine menfi tespit talebi bakımından dava konusu ve değerinin açıklattırılarak, nispi harca tabi bu talep bakımından harcın tamamlatılmamış olması, menfi tespit talebine konu bonoların dayanağı olduğu iddia olunan satış ilişkisinin davalılardan hangisi ile kurulduğu, bonoların kambiyo vasfı taşıyıp taşımadığını tespit bakımından, keşideci, lehdar, vade, tanzim tarihi bilgilerinin neler olduğu hususlarının HMK'nun 31 maddesi uyarınca davacıya açıklattırılmaması; alacak talebi bakımından, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığının yerinde tartışılıp değerlendirilmemesi, dairemizin ilk kaldırma kararı ile mahkemece verilen bir önceki hüküm kül halinde ortadan kalktığından, ayrıca davalı şirketler lehine verilen ilk red kararına karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğu dosya kapsamı ile sabit olduğundan, davalı şirketler  yönünden \"hüküm kurulmasına yer olmadığına\" karar verilmesinin hatalı olduğu\" gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılmış, dava dosyası mahkememiz esas defterinin 2022/777 Esas sırasına kaydedilmekle yargılamaya devam olunmuştur. Kaldırma ilamı doğrultusunda, davacı vekiline, menfi tespit talebi bakımından dava konusu değerin ne kadar olduğu konusunda beyanda bulunması ve açıklama yapması ve ayrıca menfi tespite konu bonoların dayanağı olduğu iddia edilen satış ilişkisini, davalılardan hangi ile kurduğu, bonoların kambiyo vasfına ilişkin tüm bilgilerini açıklaması ihtar edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı gerekçesinde, yer alan davacı vekilinden menfi tespit taleplerinin olup olmadığı, bundan dolayı bir değer bildirip nispi harç yatırılıp yatırılmayacağına dair davacı vekilinden sorulmuş, davalarında her hangi bir menfi tespit taleplerinin olmadığını, bundan dolayı da herhangi bir harç yatırmalarının gerekmediğini, ayrıca davalarının belirsiz alacak davası değil, kısmi dava olduğunu beyan ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekiline esasa ilişkin yazılı beyanlarında senet fotokopileri incelendiğinde, keşideci ...’in, ... emrine senet düzenlediğinin görüldüğünü, davacı tarafın bu senetlerin makine alım satımı nedeni ile verildiğini iddia ettiğini, davacı tarafın dosyada bu iddiasını ispatlayamadığını, senetlerin ... tarafından makine alımı için verildiği iddiasını ispatlamasının gerektiğini, bu nedenle mahkemenin kararından dönerek davanın reddine karar vermesini talep ettiklerini, dava dilekçesi incelendiğinde, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası açıldığının belirtildiğini, sebepsiz zenginleşmeye ilişkin olarak zamanaşımı süresi 1 yıl olup, 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan dolayı davanın reddini talep ettiklerini, dava konusu olay, senedin tanzim tarihlerine göre değerlendirileceğinden, eski Borçlar Kanununa tabi olup, BK’nun 66. madde hükümleri amir olduğunu, dava dosyasını incelediğimizde davacı tarafından ödendiği iddia edilen çek ve senetlerin asıllarını sunulmadığının görüldüğünü, İstinaf incelemesinde, mahkemece senet asılları getirtilerek incelenmesi, dosyaya sunulan fotokopiler ile asılların karşılaştırılması gerekirken fotokopi belgeler üzerinden değerlendirme yapılmasının yerinde olmadığı görüşüne yer verildiğini, davacının buna istinaden ellerindeki ödeme yapılmış bulunan senet asıllarının muhabere kanalıyla gönderildiğinin söylendiğini, ancak dosya kapsamında senet asıllarının bulunmadığını, kesin mehile rağmen senet asıllarını dosyaya göndermemekle davacının ispat hakkını kaybettiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinden;Davacı, davalılar ile makine alımı konusunda anlaştığını, bu nedenle davalılara nakten ve senet vermek suretiyle 69.000,00 USD ödeme yaptığını, davalıların kendisine makine teslimi yapmadığını, sebepsiz zenginleşen davalılardan alacağının tahsilini istemiş, davalılar, davacıya borçlarının olmadığını, davacının makine alımını ve yaptığı ödemeleri ispatlamasını savunmuşlardır.Davacının bedelsiz kalan bonoların iptali isteminin, bu bonolardan ötürü borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olmadığı, bu nedenle iade talebinden ayrı bir talep olarak değerlendirilemeyeceği ve ayrıca  davanın belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğu dosya kapsamı ve davacı beyanından anlaşılmış, bu konuda başkaca inceleme ve araştırma yapılmamış, harç ikmal ettirilmemiştir.Dosyaya sunulan dekont örnekleri, celbedilen banka kayıtları ve davacı defterlerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenmiş denetime açık rapor ile davacının makine alımı için davalı ...'a 45.000,00 USD ödeme yaptığı, davalı ...'ın davacıya makine teslimi yapmadığı ve davacının  davalı ...'tan 45.000,00 USD alacaklı olduğu tespit edilmiş olduğundan, davacı tarafından yapılan ödemelerin davalı ...'a yapılmış olması nedeniyle, davalılar ...'ne karşı açılmış olan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; dosyaya sunulan dekont örnekleri, celbedilen banka kayıtları ve davacı defterlerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenmiş denetime açık rapor ile davacının makine alımı için davalı ...'a 45.000,00 USD ödeme yaptığı, davalı ...'ın davacıya makine teslimi yapmadığı ve davacının  davalı ...'tan 45.000,00 USD alacaklı olduğu tespit edilmiş olduğundan, davalı ... Sarımsak vekilince ödendiği iddia edilen son senedin tarihinin 30.04.2013  olduğu, bu tarihin üzerinden yaklaşık 2,5 sene sonra dava açıldığı, bu süre zarfında zamanaşımı işlediği, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği savunulmuş ve mahkememizin 2018/475 sayılı 24/04/2018 tarihli hükmü zaman aşımı defiinin değerlendirilmesi bakımından kaldırılmış olmakla, davacının  müvekkili ile davalılar arasında makina alım satışına dayalı ticari ilişkide, müvekkili tarafından 25.000 USD nakit ve 45.000 USD çek ve senet olmak üzere toplam 69.000-USD ödeme yaptığını, davalı ...'ın senetlerin bazılarını kendi şirketlerine ciro ettiğini, ancak daha sonra taraflar arasındaki ticari ilişki bozulduğu halde davalı tarafından ellerinde kalan 20  adet senedin müvekkiline iade edilmediğini iddia eder olduğu, davalının davacı tarafından sunulan  bazı senet fotokopilerinin bu kiralama ilişkisi ile alakası olmadığını, davacı tarafından 24.000 USD nakit ödeme yapıldığı iddia edilmekle birlikte böyle bir ödemenin yapılmadığını, 45.000-USD'lik çek ve senet ödediği iddiası ile ilgili olarak, birden fazla  senet fotokopisinin asıllarının kasaya alınarak nerde,ne zaman ve kime ödendiği bilgisinin davacı tarafından verilmesi gerektiğini savunduğu, davalının savunmasına ve zaman aşımı itirazına konu ettiği senetlerden sonuncusunun  keşidecisi ..., lehdarı ... olan 30/04/2013 vadeli, 5.000-USD tutarlı senet olduğu, davanın ise 21/07/2015 tarihinde açıldığı, dava konusu  alacağın 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğu ve davalı ...'ın zaman aşımı itirazının BK 147 maddesi gereğince reddinin gerektiği kanaatine varılmış, dosyaya sunulan dekont örnekleri, celbedilen banka kayıtları ve davacı defterlerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenmiş denetime açık rapor ile davacının makine alımı için davalı ...'a 45.000,00 USD ödeme yaptığı, davalı ...'ın davacıya makine teslimi yapmadığı ve davacının  davalı ...'tan 45.000,00 USD alacaklı olduğu tespit edilmiş olmakla davacının davasının kabulüne, 1.000 TL nın dava tarihinden itibaren 156.585,50 TL nın ıslah tarihi olan 20/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı ...'tan tahsili ile davacıya ödenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \"gerekçesi ile, Davacının davalılar ... San ve Tic Ltd Şti ve ... San ve Tic Ltd Şti'ye karşı açtığı davanın REDDİNE, Davacının davalı ...'a karşı açtığı davanın KABULÜNE, 1.000 TL'nin dava tarihinden itibaren, 156.585,50 TL'nin ıslah tarihi olan 20.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece zımni olarak direnme kararı verildiğini; yerel mahkeme kararının 06/10/2022 tarihinde kaldırıldığını; istinaf mahkemesinin kaldırma kararı incelendiğinde, mahkemeye somut olarak görevler yüklediğini, İstinaf mahkemesince bonoların kasaya alınmasının talep edildiğini, yerel mahkemenin bu kararı yerine getirmediğini; her ne kadar celsede davacı taraf 12/01/2023 tarihli dilekçesi ile menfi tespit davasından feragat etmiş ise de, istirdat davasına konu ödemelerde senede dayandığından mahkemece senet asıllarının kasaya alınarak incelenmediğini, İstinaf mahkemesinde bu konuda kurulan hükümde “Bonoların üzerinde \"malen\" veya \"nakden\" kaydı bulunmamaktadır. Bonoların ve çekin aslı mahkemece dosyaya ibraz ettirilmediğinden, asılları üzerinde bu türden bir kayıt bulunup bulunmadığı incelenememiştir. Mahkemece senet asılları getirtilerek incelenmesi, dosyaya sunulan fotokopiler ile asılların karşılaştırılması gerekirken fotokopi belgeler üzerinden değerlendirme yapılması yerinde olmamıştır.“ denildiğini, ancak mahkemenin kendisine düşen görevi yerine getirmediğini; yerel mahkemenin ispat kurallarını alt üst ederek adeta davacıyı korumaya çalıştığını, İstinaf mahkemesince, “Şu halde;  mahkemece, davacının iade alacağı talebi bakımından; belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerekirken, dava şartı olan bu hususunun tartışılıp değerlendirilmemesi yerinde olmamıştır.” denildiğini,  istinaf mahkemesinin bu kararı irdelenirken, yerel mahkemenin tarafsızlığını yitirdiğini, Yerel mahkemenin 07/11/2022 tarihli tensip tutanağı ile davacıya istinaf mahkemesinin kararları konusunda kesin mehil verdiğini, tebligatın davacıya 08/11/2022 tarihinde ulaştığını; davacı tarafın kesin mehile rağmen cevap vermediğini, bunun üzerine mahkemece davacıya ... barkod numaralı ikinci bir tebligat çıkardığını, adeta zorla davacıyı beyana davet ettiğini; mahkemenin tarafsızlık ilkesinden ayrıldığını, davacıyı zorla beyanda bulunmaya davet ettiğini, Davacının 12.01.2023 tarihli dilekçesi incelendiğinde davacının menfi tespit davası yönünden davasından feragat ettiğini, oysa menfi tespit davası yönünden harç yatırılmadığı için, mahkemece eksik harcın ikmali için süre verilmesini süre sonunda harç tamamlanmaz ise, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini; mahkemenin feragat talebini kabul etmesinin doğru bir tavır olmadığını, Davacının bu dilekçesinde ödenmiş senet asıllarını gönderdiğini söylemiş ise de, değişik iş dosyası ile gönderilen senet asıllarının, asıl değil fotokobi olduğunu; mahkemece istinaf mahkemesinin kararına uyulmadığını, Belirsiz alacak davası yönünden davacının beyanının mahkemenin zorlaması ile duruşma salonunda davacı tarafından değiştirildiğini, Davacı tarafın 12/01/2023 tarihli dilekçesinde açıkça belirsiz alacak davası açtığını beyan ettiğini, (bakınız 12.01.2023 tarihli dilekçenin ikinci sayfasının son paragrafı) Ayrıca davacı taraf belirsiz alacak davasına ilişkin görüşlerini cevaba cevap dilekçesinde “cevaba cevap dilekçesi ile bedel iadesi talebi bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı açıkça beyan edilmiştir.” ifadesine yer verdiğini; davacı tarafın bu açık beyanına rağmen mahkemece 24/01/2023 tarihli duruşmada, hâkim tarafından davacıya siz kısmi dava açtınız değil mi diye sorulduğunu, bu yönlendirme ile davacının dilekçesindeki beyanlarından ayrılarak bu kere kısmi dava açtığını beyan ettiğini; davacının yönlendirme ile bile olsa 24/01/2023 tarihli dilekçesindeki açık beyanına karşı mahkemece yeniden soru sorulmasının onun tarafsızlığını gölgelemekte olduğunu, 24/01/2023 tarihli dilekçeleri ile davacı tarafın yazılı dilekçesindeki beyanlarının kendisini bağladığını beyan ederek, belirsiz davadan kısmi davaya geçmesine muvafakat edilmediğini, Mahkemenin gerekçeli kararındaki küçük puntolar ile gerekçeli karar yazılmasının adil yargılama ilkesine aykırı olduğunu; kararın okunma zorluğunun bulunduğunu; gerekçeli kararın makul büyüklükte yazılması gerektiğini; mahkemece kullanılan puntonun çok küçük olduğunu; mahkemenin gerekçeli kararının anlaşılır olmaktan uzak olduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde, zamanaşımının 10 yıl olduğunun iddia edildiğini; mahkemenin bu görüşüne katılmanın mümkün olmadığını, mahkemenin sanki taraflar arasında bir makine alım satım sözleşmesi varmış, buna uygun fatura düzenlenmiş gibi gerçek dışı bir yoruma başvurarak görüş bildirdiğini, oysa eldeki dosyada ispatlanmış bir alım satım ilişkisinin bulunmadığını; bu nedenle eldeki dosyada zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, bu sürenin de çoktan geçtiğini, İstinaf mahkemesi tarafından  “Bonoların üzerinde \"malen\" veya \"nakden\" kaydı bulunmamaktadır. Bonoların ve çekin aslı mahkemece dosyaya ibraz ettirilmediğinden, asılları üzerinde bu türden bir kayıt bulunup bulunmadığı incelenememiştir. Mahkemece senet asılları getirtilerek incelenmesi, dosyaya sunulan fotokopiler ile asılların karşılaştırılması gerekirken fotokopi belgeler üzerinden değerlendirme yapılması yerinde olmamıştır.” görüşlerine yer verildiğini; ödenmiş senet asıllarının mahkemece temin edilmediğini; biran için dosyada ödenmiş senetlere ve çeklere yönelik olarak fotokopiler üzerinden hareket edileceği varsayılsa bile (fotokopi üzerinde incelemeleri kabul etmediklerini) senetler üzerinde bedel açıklaması yer almadığına göre, davacı taraf senetlerin makine alımı için verildiğini ispatlamak zorunda olduğunu, dosyada böyle bir ispatın da bulunmadığını; çeklere gelecek olursak, çeklerin malen ve nakten bölümleri bulunmadığına göre, çeklerin sadece bir ödeme aracı olduğunun bilindiğini, bu ödemenin makine ödemesi olduğunu yine davacı tarafın ispatlayacağını, Dava dilekçesi incelendiğinde “müvekkilim ile davalılar arasında makine alım-satımına dayalı ticari bir iş ilişkisi mevcut idi” iddiasının yer aldığı görüldüğünü; davacının bu iddiasını yazılı kanıt ile ispatlamak zorunda olduğunu, Davanın üçüncü bir şahsın taraflar aleyhine açtığı muvazaa davası olmadığını, dava, davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkiye tabi olup, davacının senede karşı senet iddiasını yazılı delil ile ispatlamak zorunda olduğunu; müvekkili ...’ın hukuki kişiliği ile tüzel kişilerin kişiliği ayrı olup, müvekkilinin tüzel kişilere ortak olmasının bu davada hiçbir şeyi ispatlamayacağını; davacının iddialarını yazılı delil ile ispatlamak zorunda olduğunu; organik bağ diye tanımlanabilecek bir hususun söz konusu olmadığını; davacının müvekkili ...’a senetlerden dolayı borcu bulunduğunu; davacının davalı ... firması ile de makine kira sözleşmesi bulunduğunu; bu iki ilişkinin ayrı ilişkiler olduğunu, birleştirilmesinin mümkün olmadığını; müvekkili ...’ın senedi şirketine ciro etmesinden davacı lehine herhangi bir sonuç çıkarılamayacağını; kambiyo senetleri sebebinden ari olup, TTK hükümlerine göre ciro edilmesinde herhangi bir yasal sakıncanın olmadığını; yine TTK’nun şirketler hukuka ilişkin babında ortaklar ile şirketler arasındaki hukukun da düzenlenmiş olup, bu yasal mevzuattan da davacı lehine bir sonuç çıkarmanın mümkün olmadığını, Mahkemenin gerekçeli kararında bilirkişi raporuna dayandığını, mahkemece bilirkişi raporunun hükme esas yapıldığını; mahkemece yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas yapıldığını, bir yığın yanlış sonuca ulaşıldığını; yerel mahkemenin istirdatı talep edilen senetler için bilirkişinin ne dediğine bile bakmadığını; bilirkişi raporunun 4. Sayfasının 3 numaralı bendinde “davacı ticari defterlerinde davaya konu edilerek dava dilekçesi ekinde belirtilen senet ve çek ödemeleri ile ilgili muhasebe kaydı tespit edilememekle birlikte” denildiğini; mahkemece bilirkişinin ticari defterlerde tespit etmediği senet ve çekli ödemeler için, bu senetlerin makine alımı için verildiğini söylemesinin inanılır bir durum olmadığını; bilirkişi raporunun hukuksal bir değerinin bulunmadığını,  Bu nedenle yerel mahkemenin bir yığın hukuki yanlışlık yaparak davanın kabulüne karar verdiğini; istinaf mahkemesince yerel mahkemenin direnme kararı verdiği de göz önüne alınarak, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, İspat kurallarının bilirkişi tarafından altüst edildiğini; mahkemece bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını; eğer hükme esas alınacak bir bilirkişi olduğu varsayılırsa, HMK’nın ne işe yarayacağını da anlamakta zorluk çekeceklerini,  Dosyadaki tek yazılı belgenin kira sözleşmesi olduğunu; kira sözleşmesi gereğince aylık 600.-TL kira bedeli kararlaştırıldığını; eğer dosyadaki hukuki sorun kira sözleşmesi ile ilgili olsaydı, davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde BK’nun kira babına ilişkin hükümleri ile görülmesi gerekeceğini, oysa mahkemedeki iddianın senetlerin bedelsizliğine ilişkin olduğunu,  ...’in ...’a  senet keşide ettiğini, ...’ın da bu senedi Trikomak firmasına ciro ettiğini, mahkemece yukarıdaki şablon kaldırılarak ...’a verilen senet ... firmasına verilmiş bir senet gibi yapıldığını; bu durumun kabul edilemeyeceğini, bilirkişi tarafından ...’a keşide edilen senedin ödemesinin ...’a ödenmiş gibi hesap yapıldığını; bilirkişinin böyle bir hesap yapmasına ne TTK’nunda nede HMK’da uygun bir madde bulunmadığını, Bilirkişinin ayrıca gerçek kişilerle tüzel kişilik ayrımını yok sayarak, MK’nun birinci babını yok saydığını; davacının ...’a yaptığı ödemenin, ...’a yapılmış sayılması gerektiğini, aksine bir düşünce ile davacının ...’a yaptığı ödemeyi ... Tekstil şirketine yapılmış sayamayacaklarını, Eğer ...’a yapılan ödemeyi ... Tekstil şirketine mal edilecek olursa, hukuk güvenirliği diye bir şeyin kalmayacağını, Herhangi bir kişinin, herhangi bir kişiye kambiyo senedi vermesi ve onu ödemesinden tek bir sonuç çıkarılabileceğini; bunun da kambiyo senedi veren kişinin borçlu olduğu; kambiyo senedi için yapılan ödeme de bir borcun ödenmesi sonucu olduğunu,   kambiyo senedinin ödenmesinden dolayı senedin bedelsiz olduğuna ilişkin bir sonuç çıkarılamayacağını; kambiyo senetlerinin sebebinden ari olduğunu; kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığını iddia eden kişinin, kambiyo senedini değerinden düşürecek kuvvette bir yazılı delil ile iddiasını ispatlaması gerektiğini; dosya kapsamı içerisinde böyle bir delilin olmadığını, Mahkeme gerekçeli kararının sonuç bölümünde “davacının makine alımı için ...’a 45.000.-USD ödeme yaptığı, davalı ...’ın da davacıya makine teslimi yapmadığı” denildiğini, Mahkemenin bu gerekçesine karşılık aşağıdaki soruları yanıtlaması gerektiğini,  Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/19-1622 E sayılı kararında;  “Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir.” denildiğini,  mahkemenin taraflar arasında makine alım satım ilişkisini hangi belge ile tespit ettiğini,  bu ilişkinin yazılı belge ile ispatlanması gerekip gerekmediğini açıklaması gerektiğini, Mahkemenin yukarıdaki beyanlarını hangi ispat ve delil kuralına dayandırdığını göstermediğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/19-1622 E sayılı kararında;  “İspat yüküne dair bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran ( iddia eden ) taraf o vakıayı ispat etmelidir.” denildiğini, Her ne kadar mahkemece davacı defterlerine inceleme sonucunda denetime açık rapor ile davayı ispatlanmış saymış ise de, bilirkişi raporunun hükme esas alınacak bir tarafının bulunmadığını,  dilekçenin başından beri ısrarla söyledikleri şeyin, davacının makine almak için ödeme yaptığı iddiasını ispatlaması gerektiği olduğunu,Dosya kapsamında davacının müvekkillerinden makine alacağını gösteren bir yazılı anlaşmanın bulunmadığını; mahkemenin bu gerçeğe gözünü kapattığını, mahkemenin kabulüne göre, red edilen ve feragat edilen dava için herhangi bir hüküm kurulmadığını, Mahkemece bir numaralı hüküm ile davalılar ... Ltd.Şti. ve ... Ltd.Şti. hakkındaki davayı red ettiğini, fakat lehlerine vekalet ücretine hükmetmediğini,  menfi tespit davası yönünden davacının davasından feragat ettiğini, fakat lehlerine vekalet ücretine hükmetmediğini,  Red edilen ve feragat edilen davalar yönünden yaptıkları mahkeme masraflarının dikkate alınmadığını, davacının bu dosyalar için yaptığı masrafların kendi üzerinde bırakılmadığını, Görüldüğü üzere mahkemece red edilen davalar yönünden taraflarına mahkeme masrafı ve vekâlet ücreti takdiri yapılmadığını; bu durumun mahkemenin kabulüne göre hatalı bir durum arz etmekte olduğunu, İleri sürerek  istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini, aksi halde  kararın usul ve esas açısından müvekkili lehine bozulmasına, muhakeme masrafları ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticari satış ilişkisine dayalı olarak davalılara verildiği iddia olunan senet ve çeklerden bedeli ödenenlerin bedelinin iadesi, aynı ilişki kapsamında ödendiği iddia olunan nakit tutarın iadesi, bedeli ödenmeyen yirmi adet senedin iptali veya iadesi istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesi'nin 2015/752 esas, 2018/745 karar sayılı ve 02/05/2018 tarihli kararı ile; davalılar ... San ve Tic Ltd Şti ve ... San ve Tic Ltd Şti'ye karşı açılan davanın reddine,  davalı ...'a karşı açılan davanın kabulüne,  1.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren, 156.585,50 TL'nin ıslah tarihi olan 20.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair verilen karara karşı davalı ... ve davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dairemizin 2019/218 esas, 2020/1111 karar Sayılı, 15/10/2020 tarihli kararı ile; davalının zamanaşımı def'i hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması nedeniyle kararın kaldırılmasına, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmiş, ilk derece mahkemesinin birinci kaldırma kararı sonrasında verdiği 2020/625 esas, 2020/855 karar sayılı ve 22/12/2020 tarihli kararı ile;  davalılar ... Tic. Ve San Ltd Şti ve ... San ve Tic. Ltd Şti hakkındaki mahkemece daha önce verilmiş olan 2015/752 Esas 2018/475 Karar sayılı kararın istinaf edilmeyerek kesinleşmiş olduğundan bahisle bu davalılar yönünden yeniden hüküm oluşturulmasına yer olmadığına, davacının davalı ...'a karşı açtığı davanın kabulü ile 1.000,00-TL nın dava tarihinden itibaren, 156.585,50-TL nın ıslah tarihi tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından yeniden istinaf başvurusunda bulunulmuş, dairemizin 2021/215 esas, 2022/1399 karar sayılı, 06/10/2022 tarihli ilamı ile; mahkemece davacının menfi tespit talebini karşılar şekilde  297/1-c ve 297/2 maddeleri uyarınca olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamış olması, yine menfi tespit talebi bakımından dava konusu ve değerinin açıklattırılarak, nispi harca tabi bu talep bakımından harcın tamamlatılmamış olması, menfi tespit talebine konu bonoların dayanağı olduğu iddia olunan satış ilişkisinin davalılardan hangisi ile kurulduğu, bonoların kambiyo vasfı taşıyıp taşımadığını tespit bakımından, keşideci, lehdar, vade, tanzim tarihi bilgilerinin neler olduğu hususlarının HMK'nun 31 maddesi uyarınca davacıya açıklattırılmaması; alacak talebi bakımından, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığının yerinde tartışılıp değerlendirilmemesi, dairemizin ilk kaldırma kararı ile mahkemece verilen bir önceki hüküm kül halinde ortadan kalktığından, ayrıca davalı şirketler lehine verilen ilk red kararına karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğu dosya kapsamı ile sabit olduğundan, davalı şirketler  yönünden \"hüküm kurulmasına yer olmadığına\" karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile  kararın 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a4 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca ikinci kez kaldırılmasına karar verilmiş, akabinde ilk derece Mahkemesi'nin 2022/777 esas, 2023/213 karar sayılı ve 07/03/2023 tarihli kararı ile; \"Davacının davalılar ... San ve Tic Ltd Şti ve ... San ve Tic Ltd Şti'ye karşı açtığı davanın reddine, davacının davalı ...'a karşı açtığı davanın kabulüne, 1.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren, 156.585,50-TL'nin ıslah tarihi olan 20/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İş bu karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece, ikinci kaldırma ilamından sonra, davacı vekiline, menfi tespit talebi bakımından dava konusu değerin ne kadar olduğu konusunda beyanda bulunması, ayrıca  menfi tespit talebine konu bonoların dayanağı olduğu iddia edilen satış ilişkisini, davalılardan hangi ise ile kurduğu, bonoların kambiyo vasfına ilişkin tüm bilgilerini açıklaması için iki haftalık kesin süre verilmesine tensiben karar verilmiş, davacı vekili 12/01/2023 tarihli beyan dilekçesinde, iptali talep edilen ve menfi tespit talebine konu edilen bonolarla ilgili taleplerinden feragat ettiklerini, zaten bu bonolar davalı elinde olduğundan sunamayacaklarını, iade alacakları 69.000,00-USD olmasına rağmen davalarını fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00-TL olarak açtıklarını, 24.000,00-USD'lik elden ödemeyi belgelendiremedikleri için, bilirkişi raporu ile tespit edilen davalılara ödendiği tespit edilen  7 adet bono ve bir adet çek bedeli 45.000,00-USD yönünden taleplerini ıslah ettiklerini, görünen işlem kira ilişkisi gibi olsa da, aslında makine satışı ilişkisi olduğunu, davalı ...'ya verilen çek ve bonoların aslında şirketlere verildiğini, davalının lehdarı olduğu bono ve çekleri davalı şirketlere ciro etmesinin de bunu gösterdiğini, iade alacakları yönünden tüm davalıların müteselsilen sorumlu olduğunu belirtmiştir. Davacı vekili, 24/01/2023 tarihli celsede davalarını kısmi dava olarak açtıklarını belirtmiştir. Dava dilekçesi incelendiğinde davacının iddiasının; davalılarla arasında makina satışı konulu ticari satış ilişkisi bulunduğu,  davalılara satış bedeli olarak 24.000,00-USD nakden ödeme yaptığı, ayrıca bir kısım bono ve çekler verdiği, bu kambiyo senetlerinden toplam 45.000,00-USD tutarlı 7 adet bono ve bir adet çekin vadelerinde ödendiği, vadeleri gelmeyen yirmi adet bonoun ise henüz ödenmediği, davalıların satış ilişkisine konu makinaları kendisine teslim etmedikleri yönünde olduğu anlaşılmaktadır. Davacı dilekçesinin sonuç kısmında iki ayrı talep ileri sürmüş olup, bunlardan ilki ödenen tüm bedellerin iadesi, ikincisi ise bedelsiz kalan yirmi adet bononun  bononun iptali yahut tarafına iadesi talebidir. İkinci talep  bedelsiz kaldığı iddia olunan yirmi adet bonodan ötürü borçlu olmadığının tespiti mahiyetindedir ve ödenmiş bedellerin iadesi talebinden bağımsız  bir taleptir. Dava dilekçesinin netice-i talep kısmında açıkça; \"davalılar tarafından müvekkilime iade edilmeyen 20 adet bononun iptaline\" ifadesinin yer aldığı,  ıslah dilekçesinde de yalnızca netice-i talebin 45.000,00-USD'ye çıkarıldığının ifade edildiği,  diğer taleplerden vazgeçildiğine veya feragat edildiğine ilişkin bir beyan yer verilmediği, davacı vekilinin yirmi adet bonoya ilişkin menfi tespit isteminden 12/01/2023 tarihli dilekçesi ile feragat ettiği açık olmasına rağmen, mahkemece;  \"bedelsiz kalan bonoların iptali isteminin, bu bonolardan ötürü borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olmadığı, bu nedenle iade talebinden ayrı bir talep olarak değerlendirilemeyeceği ve ayrıca  davanın belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğu dosya kapsamı ve davacı beyanından anlaşılmış, bu konuda başkaca inceleme ve araştırma yapılmamış, harç ikmal ettirilmemiştir.\" gerekçesi ile talep hakkında bir karar verilmemesi,  davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragat  yetkisi bulunması karşısında, bu talep bakımından davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmemesi, buna göre davalı ... lehine vekalet ücreti takdir edilip edilmeyeceğinin  değerlendirilmemesi, kaldırma ilamının gereklerinin de yerinde getirilmemesi yerinde olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur.  Davacı tarafça dava dilekçesinde; bedel iadesi alacağına ilişkin olarak; 24.000,00-USD nakit, 45.000,00-USD ise çek ve bono bedellerinin ödenmesi suretiyle toplam 69.000,00-USD ödeme yapıldığı ileri sürülmüş, şimdilik kaydıyla 1.000,00-TL'nin tahsili talep edilmiş, 20/06/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile netice-i talep 45.000,00-USD'ye yükseltilmiştir. Davacı vekilinin ikinci kaldırma ilamı sonrası 21/03/2023 tarihli celsede davayı kısmi dava olarak açtığını açıklamış olması nedeniyle, davalı vekilinin belirsiz alacak davasına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı ... vekilince, bedel iadesi talebine karşı ileri sürülen zamanaşımı def'inin mahkemece reddine yönelik istinaf sebebi değerlendirildiğinde, davacının bedel iadesi talebine konu ettiği bonoların ve çekin satış sözleşmesinden doğan borcun ifası uğruna verildiklerini ve vadelerinde ödendiklerini, ancak teslim borcunun yerine getirilmemesi nedeniyle ödenen bedellerin iadesinin gerektiğini iddia ettiği, davalı tarafça bonoların veriliş nedeninin satış ilişkisi olduğunu ispat yükünün davacı üzerinde olduğunun, bunun ispat edilemediğinin, bu nedenle davada on yıllık zamanaşımının uygulanamayacağının, TBK'nun 82 maddesi sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğinin savunulduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından bedelleri ödenen yedi adet bono ile çekin veriliş nedeninin satış ilişkisi olup olmadığı hususu ile  davacının iade alacağı iddiasını dayandırdığı hukuki ilişkinin ve bu ilişkiden doğan taleplerin bağlı olduğu zamanaşımı süresinin ne olduğu hususu birbirine karıştırılmamalıdır. Davacı bedel iadesi alacağını satış ilişkisine dayandırmıştır. Mahkeme tarafların getirdiği vakıalarla bağlıdır ancak hukuku re'sen uygular ve vasıflandırmayı re'sen yapar. Tarafların hukuki sebebi eksik veya yanlış bildirmeleri tarafları bağlamayacağı gibi hakimi de bağlamaz. (bkz Postacıoğlu,İlhan,E./Altay, Sümer; Medeni Usul Hukuku Dersleri, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2015, s. 179,180; Yılmaz,Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Bası, Yetkin Yayınları, Ankara 2013, s.371 vd). Davacının iddiasını dayandırdığı satış ilişkisinden doğan talepler TBK'nun 146 maddesi  on yıllık zamanaşımına tabi olduğundan,  mahkemece davalı yanın zamanaşımı defi'nin reddinde isabetsizlik olmayıp, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin aleyhine hükmedilen iade alacağına yönelik istinaf sebebi değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesinin kabul kararının dayanağı bonolar ve çekin suretleri ile ödeme dekontları ve ibraz bilgileri incelendiğinde; bonoların ve çekin keşidecisinin davacı, lehdarının davalı ... olduğu, bonoların vadelerinde  davalı ...'ya ödendikleri, çekin ise davalı ... tarafından üçüncü kişiye ciro edildiği, hamil tarafından muhatap bankaya ibraz sonucu tahsil edildiği, böylece davacının davalı ...'ya toplam 45.000,00-USD ödeme yaptığı hususunda çekişme bulunmadığı, çekişmenin bu kambiyo senetlerinin veriliş nedenine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından, davalı şirketler ile aralarında makine satış ilişkisi olduğu, davalı ...'nın davalı şirketlerin sahibi olduğu, ödemelerin şirkete değil davalı ...'ya yapıldığı, bu nedenle bonoların ve çekin lehdarının davalı ... olduğu, mal teslimi yapılmadığı, ödenen bedellerin iadesinin gerektiği, şirketlerin sahibi olan davalı ...'nın da bedel iadesi'nden sorumlu olduğu iddia olunmuş, davalı ... tarafından kambiyo senetlerinin davacının davalıya olan borcuna istinaden verildikleri ve ödendikleri, davalı şirketlerle ilgilerinin bulunmadığı, kaldı ki davalı şirketler ile davacı arasında bir satış ilişkisinin de mevcut olmadığı savunulmuştur. Bonoların üzerinde \"malen\" veya \"nakden\" kaydı bulunmamaktadır. Kaldırma kararı sonrasında da bono ve çek asıllarının mahkemeye sunulmadığı görülmüştür. Davalı şirketler ile davacı arasında makina satışı ilişkisi olduğunu,  dava konusu bonolar ve çekin, davalı şirketler ile davacı arasındaki satış ilişkisine istinaden, satış bedelinin ödenmesi amacıyla davalı ...'ya verildiklerini ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı defterlerinde davalı şirketlerden ... Şirketi'ne yapılan kira ödemelerine ilişkin kayıtlar mevcut olup, bedel iadesi alacağına konu edilen bonolar ve çeke ilişkin  herhangi bir kayıt mevcut değildir. Öte yandan davacı defterlerinde ne davalı şirketler, ne de davalı ... ile  makina satışı ilişkisinin bulunduğuna dair kayıt da yoktur. Davacı tarafça dosyaya, davalı şirketlerle yapılmış bir satış sözleşmesi, sipariş formu, davalı şirketler tarafından tanzim edilen herhangi bir satış faturası sunulamamıştır. Bedel iadesi talebine konu edilen kambiyo senetleri sebepten mücerrettir. Senetlerin üzerinde veriliş nedenlerine ilişkin bir kayıt olmadığı gibi, satış ilişkisine istinaden verildiklerine dair yazılı başkaca bir delil de sunulabilmiş değildir. Mahkemece; davacı ile davalı ... arasında makina satışı ilişkisi olduğu kabul edilerek, ödemenin ispat edildiği; ancak teslimin ispat edilemediğinden bahisle kabul kararı verilmiş ise de; satış ilişkisinin varlığının hangi delil ile ispat edildiği gerekçelendirilmemiştir. Davacı tarafından bedelleri ödenen bonoların ve çekin satış ilişkisine istinaden verildikleri ve ödendikleri ispat edilmeden, teslim olgusunu ispat yükü davalı yana geçmeyecektir. Mahkemece bedel iadesi talebi bakımından, ispat yükünün  tayininde yanılgıya düşülerek talebin kabul edilmesi hatalı olmuş, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Davacı, bedeli ödenen bono ve çeklerin veriliş nedenine yönelik iddiasını ispata yarar yazılı delil sunmamış; ancak dava dilekçesinde yemin deliline dayanmıştır. Mahkemece   dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı halde, davacıya bu delil hatırlatılmadığından, dairemizce 6100 Sayılı HMK'nun 356 ve 358 maddeler uyarınca eksik tahkikatın duruşma açılarak giderilmesine karar verilmiştir. Davacı vekiline, davalı ... ile makina satışına yönelik anlaşma yapıldığı ve dava konusu bedelleri ödenmiş toplam 45.000,00-USD tutarındaki 7 adet bono ve bir adet çekin davalıya satış bedeli borcunun ifası amacıyla verildiği yönündeki iddia bakımından, davalı ...'a yemin teklif edip etmeyeceğini açıklaması, yemin teklif edecek ise yemin metini dosyaya sunması için ihtaratlı  iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili karşı tarafa yemin teklif etmeyeceklerini beyan etmiştir.  Davacı tarafından  bedelleri ödenen bonoların ve çekin davalı ...'a satış ilişkisine istinaden verildikleri yazılı delil ile ispat olunamamış, yemin deliline dayanılmayacağı da açıklanmış olduğundan, bedel iadesi talebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davalı ... vekilinin, haklarındaki dava reddedilen şirketler lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasına yönelik istinaf sebebi, bu şirketler adına istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, yalnızca ... adına istinaf başvurusu mevcut olduğu, istinaf kanun yoluna başvurmayan davalı şirketler yönünden davalı ... adına vekili tarafından herhangi bir istinaf sebebi ileri sürülemeyeceği anlaşılmakla yerinde görülmemiştir.  Sonuç olarak; davalı ... tarafından ileri sürülen istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; davacının menfi tespit talebinin feragat nedeniyle reddine, davacının bedel iadesi talebinin esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ...'ın istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/03/2023 tarih ve 2022/777 Esas - 2023/213 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle; a) Davacının davalılar ... San ve Tic Ltd Şti ve ... San ve Tic Ltd Şti'ye karşı açtığı davanın PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE, b) Davacının menfi tespit talebinin FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, c) Davacının bedel iadesi talebinin ESASTAN REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan  27,70-TL peşin ve 2.691,17-TL ıslah harcı  olmak üzere toplam  2.718,87-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.291,27‬-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 334,43‬-TL tebligat/ posta giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davalı ... yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 3/2 maddesi uyarınca  25.438,32 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansı varsa yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı ... tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 10-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 107,00-TL toplamı 599‬,00-TL'nin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine, 11-Davalı ... vekille temsil olunduğundan Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 2.kısım 2.bölüm 17/b maddesi uyarınca hesap ve takdir olunan 10.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 12-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 13-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"31f8c620d3170fcf","SID":"4d9c54cb098f49d7"}}