{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1509 <br>KARAR NO\t: 2023/1020\t  <br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/10/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 13/10/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA\t: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkilinin 20 yılı aşkın süredir tekstil sektöründe iplik imalatı ve satışı yapan bir firma olduğunu, davalı şirketin de tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini ve davacıdan çeşitli renk / ebatlarda iplik satın aldığını, ipliklerin irsaliyeli faturalar düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, davalı tarafından satın alınan ipliklere ilişkin fatura bedellerinin ödenmediğini, fatura bedelinin ödenmesi için davalı aleyhine İstanbul 31. İcra Müd.'nün ... E. Sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını beyanla vaki itirazın iptali istemini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP\t: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının tekstil sektöründe 20 yıllık tecrübesinin olduğunu belirtmesine rağmen halen yabancı toksit madde içeren ürünler ürettiğini ve piyasaya sürdüğünü, taraflar arasındaki husumetin 29/08/2014 tarihli rekleasyon faturasının dayanağına ilişkin olduğunu, davacıya müvekkilince uğranılan zararın değil sadece toksit maddeyi tespit etmek için yapılan test ücretleri ve temel masrafların yansıtıldığını, yapılan görüşmelerde davacı tarafından yabancı toksit maddenin bulunduğunun kabul edildiği ancak test ücretleri ile reklamasyona itiraz edildiğini beyanla davanın reddini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Dava; itirazın iptali davasıdır. Taraflar tacir olup davacı tarafından delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 maddeleri uyarınca ticari defter ve belgeler nezdinde mali yönden bilirkişi incelemesi yapılması yoluna gidilmiştir. Tekstil sektörü alanında faaliyet gösteren taraflar arasında iplik alım satımına dair ticari iş ilişkisi çerçevesinde takip konusu edilen irsaliyeli faturaların tanzim edildiği sabittir. Faturaya dayalı emtianın ve faturaların davacı tarafça davalıya tesliminin gerçekleştirildiği de uyuşmazlık konusu değildir. Somut olay dahilinde uyuşmazlık konusu edilen husus ayıplı ifa iddiası kapsamında davalı tarafça davacı adına tanzim edilen reklamasyon faturasının geçerli olup olmadığının tespitine yöneliktir. HMK 266-(1) maddesince tespiti istenen konu teknik incelemeyi gerektirmekle gerek asıl ve gerekse üç kişilik bilirkişi heyeti nezdinde oluşturulan ikinci bilirkişi raporlarında davacı tarafından üretimi ve davalıya satışı gerçekleştirilen farklı renklerdeki ipliklerin ülkemiz standartları dahilinde üretim koşulları değerlendirildiğinde yasaklı kimyasallar içermediği, davalının savunmalarında ifade etmiş olduğu OEKO-TEX standartlarına uygun üretim yapılmadığı iddiası yönünden ise belirtilen sistemin bağımsız ve özel bir sertifikasyon sistemi olmakla birlikte üretim aşamasında herhangi bir mecburiyet standartı getirmediği ifade edilmiştir. Taraflar arasında fatura konusu iplik ürünlerinin  OEKO-TEX standartlarına uygun olacağına dair getirilen bir yükümlülük bulunmamaktadır. Normal üretim şartlarında ise ürünlerin zararlı kimyasal içermediği açıkça ifade edilmiştir. Bu gerekçe dahilinde davalı tarafça bu yönde öne sürülen savunmaya itibar edilmemiştir. Aksi kabul edilse dahi basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalının ayıp ihbarını 6098 Sayılı TBK 219 vd. Maddeleri ile TTK 18 ve 23. Maddeleri uyarınca süresi dahilinde ileri sürmediği de anlaşılmaktadır. Davalı, ticari defterlerine işlediği takip konusu faturalar nedeniyle 4 ay sonra reklamasyon faturası düzenleme yoluna gitmiştir ki süre itibariyle geçerli nitelikte bir ayıp ihbarında bulunulduğundan da bahsedilmesi mümkün değildir. Bu minvalde dava konusu edilen asıl alacak bedeli üzerinden davanın kabul edilmiştir.Fatura alacağı kapsamında kabul edilen miktar likit ve belirlenebilir olduğundan (emsal için bknz. Yargıtay 19. H.D. 2016/5503 E. 2017/3917 K. Sayılı ilamı)  kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle neticeden aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.<br>\" karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 10 ATM'nin kararı usul ve esas kurallarına aykırı olduğunu, eksik incelemeye dayalı kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, mahkemenin davayı kabul etme gerekçeleri yerinde olmadığını, bilirkişiler kök raporlarında... firmasının raporunu kabul ettiğini, ... firmasının test için doğru adres olduğu ve raporunun güvenilir olduğu ortaya konulduğunu, ... raporuna göre bir saten bant da ve kırmızı iplikte yasaklı kimyasal bulunduğu tespit edildiğini, ayıplı ürün için yapılan testlerin bedelinin satıcı davacıya yüklenmesi gerektiğini, davalı müvekkil şirketin ayıplı ürünlerden kalan ürünlerin iade faturaları ve ayıplı ürünlerin test faturalarını davacıya yansıtılmasını, mahkemenin kararı açıkca usul ve esas kurallarına aykırı olması dolayısıyla kamu düzenini de ilgilendirdiğini, bu sebeple istinaf gerekçemizde belirtilen sebepler dışında inceleme ve değerlendirme yapmasını, dava aşamasında sunduğumuz diğer beyanlarımızı istinaf gerekçesi olarak kabul edilmesini talep ettiğini, öncelikle ve ivedilikle, tehiri icra kararı verilmesini, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasını, duruşmada dinlenmeyen tanığımızın dinlenmesini, duruşma öncesinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığından, DİCHOLOROBENZENE ile CHOLOROBENZENE kimyasalların ülkemizde yasak olup olmadığının sorulmasını, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasını, Davanın reddine karar verilmesini, davacının icra inkar tazminatına mahkeme harç ve vekalet ücretini ödemeye mahkum edilmesini, mümkün olmaması halinde kararın istinaf gerekçelerimiz ve taleplerimiz doğrultusuna bozulmasını talep ve dava etmiştir.<br>GEREKÇE:\tDava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan cari(açık) hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçeye istinaden davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.<br>İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasında malların ... standartlarına uygun olarak satılması hususunda sözleşme olup olmadığı, davalıya teslim edilen bir kısım ürünlerin ayıplı olup olmadığı ve davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin 2. fıkrasında da  alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak ürünlerde ayıp bulunmadığı, ülke standartlarına uygun olduğu kaldı ki süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının da bulunmadığından bahsedilmiş ise de satışa konu maldaki ayıp nedeniyle davalının zararının 6098 sayılı TBK 227/2 fıkra gereği genel hükümlere göre istenmesi karşısında ayıbın ihbarına gerek yoktur. Ancak davalı taraf mahsup talebine konu ayıp iddiasını dava değeri de gözönüne alındığında kesin delillerle ispatlaması gerekmektedir. HMK'nın 145. Maddesi uyarınca  tarafların, kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceği, bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebileceği düzenlenmiştir.Somut olayda  mahkeme  ön inceleme duruşmasında ihtaratlı kesin süre vermesine rağmen taraflar arasında yapıldığını ve davaya konu mal alımını da kapsadığı da iddia edilen  09/01/2013 tarihli yazılı taahhütnameyi dosyaya yargılamanın son aşamasında ve süresinden sonra sunulmuştur. Süresinden sonra sunulan belge hükme esas alınamayacağı gibi anılan  taahhütün bağlayıcı olacağı kabul edilse dahi davalının tek yanlı yaptırdığı ... A.Ş. test raporlarının bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ... numaralı raporda saten bantta ve ...numaralı raporda kırmızı iplikte yasak kimyasal maddeye rastlanmış olduğu belirtilmiş ise de, ana kumaşta yasaklı kimyasal madde olmaması, saten bandın neye ilişkin olduğunun belirtilmemiş olması, raporlanan saten bant ve kırmızı ipliğin davacı tarafça satılan malzemeler olduğuna, tarafların ortak iradesi ile test alınması yoluna gidildiğine dair dosyada e-mail yazışması dahil herhangi bir kesin bilgi ve belge bulunmamayıp, bu hususların tanık beyanı ile ispatlanamayacağı anlaşıldığından mahkemece mahsup yoluna gidilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 897,89 TL harcın, alınması gerekli olan 3.591,56 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.693,67 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/10/2023<br><br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d727a79aa51f4ec8","SID":"ab10c0304d1f2b74"}}