{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1190 <br>KARAR NO: 2023/1933 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>( Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla ) <br>TARİHİ: 16/11/2020 ( Gerekçeli Karar ) <br>21/05/2021 ( Ek Karar ) <br>DOSYA NUMARASI: 2018/151 Esas - 2020/299 Karar <br>DAVA: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 07/12/2023 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen asıl karara karşı davacı ve davalılar tarafından, ek karara karşı davalı ...  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... Tic. A.Ş. (kısaca \"...\") nun \"işleteni/ilgilisi olduğu ... IMO numaralı \"...\" isimli gemi ile; 2 numaralı davalı ...'ın taşıma sözleşmesini akdetmesi ile 1 numaralı davalı ... Plastik'e ait aşağıda detaylarına yer verilen yüklerin kendisine ait ... numaralı konteyner içerisinde İstanbul Mardaş Limanı'ndan Cezayir Alger Limanı'na taşındığını; göndereni ve yük sahibi ... Plastik olan ...- ... numaralı, 26 Temmuz 2016 tarihli konişmento ile davalılara konu taşıma için tahsis edilen ... numaralı konteyner ile konişmentoda belirtilen yüklerin taşındığını; konteynerin 06.08.2016 tarihinde limana tahliyesi akabinde malumu olmayan gerekçelerle yüklerin konteynerden alınmadığı ve bu şekli ile de konteynerin iade edilemediğini, akabinde davalı ... Plastik'in, kendisine ve kendisinin Cezayir'deki acentesine bildirimde bulunarak konteyner içerisinde yer alan yükler ile ilgili olarak yükün alıcısıyla arasında bir kısım uyuşmazlıklar olduğunu beyan ettiğini; konteyner ile birlikte yüklerinin Türkiye'ye taşınmasını talep ettiğini; başka bir anlatımla davalı ... Plastik'in mahrece iade talebinde bulunduğunu; bu talep üzerine herhangi bir yükümlülüğü bulunmamasına rağmen konteyner ve içerisindeki yükün yükleme limanına geri taşındığını ve 10.11.2017 tarihinde Mardaş Limanı'na tahliye edildiğini; konteyner içerisindeki yükün alınmaması sebebi ile tahliye limanında doğan demuraj alacaklarına ilaveten yine tahliye limanında katlanmak zorunda kaldığı bir kısım masrafların bugüne değin ödenmediğini; yüklerin mahrece iadesi akabinde de çekilmemiş olması sebebi ile konteynerini hala teslim alamadığını; demuraj alacağı ile masraflarının da artmaya devam ettiğini; anılı konteyner içerisindeki yüklerin hala çekilmemiş olduğunu, konteynerin yüklü olacak ... A.Ş. (Ambarlı Liman Tesisleri ... İskelesi - ... Yakuplu / Beylikdüzü / İstanbul) adresinde beklediğini\" iddia ederek \"alacak kalemlerinin her geçen gün artmaya devam etmekte olduğu hususu da nazara alınarak fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 54.380,- Amerikan Doları'nın dava tarihinden itibaren işleyecek bankaların 1 Amerikan Dolarına uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen olacak şekilde; 54.380 Amerikan Dolarlık bedele ek olarak dava tarihinden itibaren işleyecek bankaların 1 Amerikan Doları'na uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte 14.700,-Amerikan Doları'nın da davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'den tahsiline karar verilmesini\" talep etmiştir. 1 nolu davalı ... San. ve Tic. A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile arasında bir taşıma sözleşmesi olmadığını; bu durumun hem Türkiye'den Cezayir'e gidiş için hem de yükün Cezayir'den Türkiye'ye geri taşınması için geçerli olduğunu; yükün Cezayir'e taşınması aşamasında 2. davalı ... ile anlaştığı ve bu sözleşmenin gereklerini de ifa ettiğini; davacının, bahse konu taşımada alt (ara) taşıyan olarak hareket ettiği ve hiçbir kesitte kendisi ile bir taşıma sözleşmesi yapmadığını, yükün Cezayir'den Türkiye'ye geri taşınması aşamasında da davacıdan teklif isteyip bazı yazışmalar yapıldığını, ancak hiçbir aşamada davacı ile bir taşıma sözleşmesi akdedilmediğini; hatta, teklif istendiği aşamada davacının taşımanın 2. davalı ... üzerinden yapıldığı ve muhatabının 2. davalı olduğunu bildirdiğini; bu açıklamalar ışığında, iddia ve dava konusu taleplerin tamamının taşıma sözleşmesi kaynaklı olduğu ve davacının taşıma sözleşmesi yaptığı tarafa yöneltilmesi gerektiğinin davacı beyanları ile dahi  sabit olduğunu; buna göre, davada taraf sıfatının bulunmadığını; dava dilekçesindeki beyana göre, iddia ve talep edilen alacakların bir kısmının Cezayir'e ihraç olunan malın alıcısı tarafından teslim alınmayıp tahliye limanında beklediği 06.08.2016 - 06.11.2017 döneminde meydana geldiğini; bu döneme ilişkin olarak herhangi bir detay ve belge de sunulmadan, 34.380 ABD Doları demuraj, 31.370 ABD Doları alacak iddiasında bulunulduğunu; biran için davacı ile arasında bir taşıma sözleşmesi bulunduğu varsayılsa dahi, iddia ve dava edilen bu alacakların zamanaşımına uğradığını; zira, Türk Ticaret Kanunu m. 1246 gereği taşıyan aleyhine açılacak davalar ile ilgili 1188 inci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konşimentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacakların bir yılda zamanaşımına uğrayacağını; huzurdaki davanın 25.04.2018 günü açıldığı dikkate alındığında, davacı tarafın 25.04.2017'den önce doğmuş demuraj ya da masrafı talep etmesinin mümkün olmadığını; hem Cezayir'de hem de Türkiye'de tahakkuk ettiğini ve davacı tarafça ödendiği iddia olunan demurajın, hangi sözleşme çerçevesinde, hangi tarifeye göre, hangi tarihler arasında ve kim tarafından kime tahakkuk ettirildiğine ilişkin hiçbir açıklama ve detay sunulamadığını,  Cezayir'deki bekleme ile ilgili iddia ve talep konusu alacak için sunulan yegâne belgenin, davacının Cezayir'deki (kendisi ile aynı unvanlı) acentesinin '...' unvanlı dava dışı alıcıya hitaben düzenlediği 10.10.2017 tarihli fatura olduğunu; davalının, bu faturanın muhatabı olmadığını; hangi sıfatla ve hangi sözleşmeye göre düzenlendiğinin de faturadaki kayıtlardan anlaşılmadığını; Türkiye'de tahakkuk ve temadi ettiği iddia olunan demurajın hangi sözleşmeye ve tarifeye göre işlediği ile ilgili olarak ise, dosyada hiçbir açıklama ve delil bulunmadığını; davacı tarafça ödendiği iddia olunan masraflar ile ilgili olarak sunulan faturaların da hiçbirinin düzenleyicisi ya da muhatabının davacı olmadığını; bu masrafların bir dökümünün, hangisinin ne sebeple yapıldığı hakkında bir açıklamanın sunulamadığını; davacının, bahse konu faturaların hangi hukuki temelde düzenlendiğini, fatura bedellerinin kendisi tarafından ödendiğini ispat etmek zorunda olduğunu; öte yandan, masraf iddiası ile bağlantılı olarak sunulan faturaların tamamının Cezayir dinarı üzerinden düzenlenmiş iken davacının bu tutarları (ödeme belgesi de sunmadan) ABD Doları olarak talep etmesinin de hukuka aykırı olduğunu; davacının Cezayir'de ya da Türkiye'de liman işletmecisi ya da orada iş gören bir acente veya yüklenici olmadığına göre, huzurdaki davada talep ettiği bedellerin tamamının üçüncü kişiler tarafından tahakkuk ettirilmiş ve davacı tarafça da ödenmiş olması gerektiğini; oysa dosyada davacıya hitaben düzenlenmiş bir fatura ya da davacı tarafından yapılmış bir ödemeye ilişkin delil bulunmadığını; davacının Türkiye'de kurulu bir tacir olduğundan, ödemelerini fatura karşılığı yapmak ve tamamını ticari defterlerinde göstermek zorunda olduğunu; huzurdaki dava bakımından da davacının ispat yükünü yerine getirdiğinin kabulü için bu delillerin dosyaya sunulması gerektiğini; malın davacı tarafından Türkiye'ye geri getirildiğinde, konteynerin açılmış ve mühürlerinin değişmiş olduğu ve malın bozulduğu bilgisinin alındığını; öte yandan, dava konusu malın Türkiye'ye geri taşındıktan sonra 45 gün içinde teslim alınmaması hâlinde Gümrük Kanunu m. 46 ve m. 50 hükümleri gereği ilgili gümrük idaresi tarafından tasfiyesinin gerektiğini; dava dilekçesinden anlaşıldığı kadarıyla aradan yaklaşık 8 aylık bir süre geçmiş olmasına rağmen tasfiyenin gerçekleşmediğini; buna göre, yükün Cezayir'de teslim alınmamasından sorumlu tutulamayacağını; malın Türkiye'de zamanında tasfiye edilmemesinden doğan zararların kendisinden talep edilemeyeceği\" savunmasında bulunarak \"davanın reddine karar verilmesini\" talep etmiştir. 2 nolu davalı ... A.Ş. (kısaca \"...\") vekili cevap dilekçesinde özetle; \"aracılık hizmeti verdiğini; taşıyıcının hukuki muhatabının diğer davalı ... olduğunun konişmento kayıtları ile sabit olduğunu;... nolu konişmento tahtında İstanbul'dan ...a taşınan 1 adet 40'lık konteyner muhteviyatı yükün varma limanına Ağustos 2016 tarihinde ulaştığı; taşımanın gerçekleşmesinin üzerinden 1 yıldan fazla zaman geçtiği; TTK m. 1246'nın birinci fıkrası uyannca navlun sözleşmesinden doğan bütün alacakların bir yılda zamanaşımına uğradığını; TTK m. 1200 uyarınca; taşıtanın diğer davalı ...'nın yük nedeniyle doğmuş demurajdan sorumlu olduğunu; 26 Temmuz 2016 tarihli ... nolu konişmento tahtında İstanbul'dan Alger Sea Port Cezayir'e taşınan 1 adet 40'lık konteyner muhteviyatı yükün varma limanına Ağustos 2016 tarihinde ulaşmasına rağmen alıcı ... tarafından teslim alınmamış olduğundan malın teslim alınmamasından dolayı fiili ve hukuki sorumluluğun ...'ya ait olduğunu; dava dilekçesinde de belirtildiği üzere ...'nın, yükün alıcısı ile bir kısım uyuşmazlıklar yaşadığını; dilekçenin 3. maddesinde taşıyan davacının, davalı ...'nın talimatı ile yükün Cezayir'den tekrar Türkiye'ye taşındığını ifade ettiğini; taşıyıcının ...'nın talimatı ile yükü geri getirmek yerine Cezayir limanında imha ettirme ve/veya varsa alacağını yük üzerinden tahsil etme yoluna gidebileceğini; dava dilekçesinde birden fazla kalem alacak talep edildiğini; tahliye limanından kastın Cezayir'in Alger limanı olduğunu; dava dilekçesinde ve delil listesinde hesaplamanın nasıl yapıldığını ve masrafların ne olduğuna dair hiçbir belge, bilgi sunulmadığından yapılan hesaplamaya itiraz ettikleri\" savunmasında bulunarak \"davanın reddine reddine karar verilmesini\" talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  16/11/2020 tarih ve 2018/151 Esas 2020/299 Karar sayılı kararı ile; \" Davanın, gemi ile yapılan taşımadan kaynaklanan navlun, demuraj ücreti ve  diğer taşıma masraflarının davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu, uyuşmazlık konusunun ise, davalıların pasif husumet ehliyetlerinin olup olmadığı,  talep edilen alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı,  İstanbul Mardaş Limanından Cezayir'e taşınıp oradan da Türkiye'ye geri getirilen yük nedeni ile ödenmesi gereken navlun, demuraj ve  diğer taşıma masraflarından dolayı davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı, varsa alacak miktarı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalılar tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de; TTK md 1246 kapsamında konteynerin halen daha teslim edilmediği göz önüne alındığında zamanaşımı itirazına itibar edilmemiştir. 27/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; İstanbul'dan Cezayir'e yapılan taşıma bakımından davacı ile 1. davalı ... arasında sözleşmesel bir ilişki bulunmadığı; bu taşıma bakımından 1. davalının taşıtan sıfatını haiz olmadığı; bu nedenle kendisinden sözleşmeye dayalı bir talepte bulunulamayacağı; söz konusu taşıma bakımından 2. davalı ...'un taşıtan sıfatını haiz olduğu ve sözleşmeye dayalı taleplerin 2. davalıya yöneltilmesi gerektiği; Cezayir'den İstanbul'a yapılan taşıma bakımından ise 1. davalı ...'nın taşıtan sıfatını haiz olduğu ve bu taşımanın 840,50 Amerikan Doları tutarındaki navlunundan sorumlu bulunduğu; davacının talep ettiği demuraj miktarı ile yapıldığı ileri sürülen masraf kalemlerinin ise ispatlanamadığı beyan edilmiştir. 19/08/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davaya konu alacağın biri Mardaş Limanı - Alger Limanı; diğeri ise Alger Limanı - Mardaş Limanı arasında olmak üzere iki farklı taşımanın söz konusu olduğu; taraflar arasındaki uyuşmazlığın konteyner işgaliye bedelinden kaynaklandığı ve bu kapsamda Mardaş Limanı - Alger Limanı arasındaki taşımadan doğan konteyner işgaliye bedelinin 34,400,00 USD olduğu, Alger Limanı - Mardaş Limanı arasındaki taşımadan kaynaklı konteyner işgaliye bedelinin ise 13.860,00 USD olduğu, Mardaş Limanı - Alger Limanı arasındaki taşımadan kaynaklanan konterner işgaliye bedelinden 2 numaralı davalı ... A.Ş.'nin sorumlu olacağı, Alger Limanı - Mardaş Limanı arasındaki taşımadan kaynaklanan konteyner işgaliye bedelinden 1 numaralı davalı ... San ve Tic. A.Ş.'nin sorumlu olacağı beyan edilmiştir. 07/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Taraf beyan ve itirazlarının esasen kök raporda gerekçeli bir şekilde açıklaması yapılan hususlardan ibaret olduğu, dosyaya yeni bir bilgi ve belge de eklenmemiş olmakla kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerde  değişiklik olmadığı, olmasını gerektirir yeni bir durumun da bulunmadığı beyan edilmiştir. Tüm dosya kapsamı itibariyle, davacının dava konusu taşıma nedeniyle davalılardan navlun, demuraj ücreti ve taşıma masraflarını talep ettiği, davacının taleplerinden olan navlun ve konteyner demuraj ücreti alacağının varlığının sözleşmeye dayandığı, bu kapsamda davaya konu uyuşmazlıkta, gerek .... nolu ve 26/07/2016 tarihli Mardaş Limanı ile Alger Limanı arasında yapılan taşımaya yönelik konişmento; gerekse ... konişmento nolu ve 06/11/2017 tarihli Alger Limanı ile Mardaş Limanı arasında yapılan taşımayı gösterir konişmento kayıtları arasında konteynerin bekleme ücretinin kararlaştırıldığı, konşimentoların sağ üst köşelerinde demuraj tarifesine yer verildiği, dosyadaki diğer bilgi ve belgeler ile tarafların beyanlarından da dava konusu konteynerin hem ilk taşımadan sonra Alger Limanında hem de ikinci taşımadan sonra Mardaş Limanı'nda beklediği hususunun sabit olduğu, dosyada bulunan ve davacı tarafından düzenlenmiş olan ... numaralı konişmentoda 1 nolu davalı ... Şirketinin yükleten olarak gösterildiği, sözkonusu taşımaya ilişkin olarak davacı tarafından düzenlenen ... numaralı, toplam 3.005.33 TL bedelli navlun faturasının, 2 nolu davalı ... adına düzenlendiği, davacının dava dilekçesinde davacı \"işleteni/ilgilisi olduğu .... gemi ile 2 numaralı davalı ... ile taşıma sözleşmesini akdederek 1. davalı ...'ya ait yükleri taşıdığını\" beyan ettiği, dosyaya sunulan elektronik posta yazışmalarında 2 nolu davalı ile davacının yetkilileri arasında yapılmış olan konişmento talimatının da 2 nolu davalı şirketin yetkilisi tarafından verildiği, dosyada mevcut elektronik posta yazışmaları arasında bulunan  2 nolu davalı ... yetkilisi ...'ın davacı ... yetkilisi ...'e gönderdiği 05/05/2016 tarih ve 12.43 saatli elektronik postada \"firma bana 2x40 booking geçti. Çorlu iş taşıma dahil max 1250 USD fatura edeceğiz firmaya, işi biz organize edeceğiz. Peki siz bize ne kadar fatura edeceksiniz?\" beyanlarının yer aldığı, dosyada bulunan ... numaralı 1.200 USD bedelli navlun faturasının 2 nolu davalı ... tarafından 1 nolu davalı adına düzenlendiği,  dosyada bulunan ve 1 nolu davalı ... şirketi tarafından davacının Cezayir acentesine hitaben yazılmış olan 08/05/2017 tarihli yazıdan, malın Cezayir'de alıcısı tarafından teslim alınmaması üzerine, İstanbul'a geri taşınmasının davacıdan talep edildiği ve 1 nolu davalı ... şirketi yetkilisi ... tarafından davacı şirket yetkilisi ...'e gönderilmiş olan 22/11/2016 tarihli ve 10.55 saatli elektronik postada \"...ekte konişmentosu bulunan konteyneri geri getirmek istiyoruz. Bu işlem zaman ve masraf olarak ne olabilir? Bu konuda sizinle çalışma yapalım\" şeklinde ifadelere yer verildiği, davacı tarafından dava konusu yükün Cezayir'den İstanbul'a taşınması için düzenlenmiş olan ... numaralı konişmentoda yükleten olarak davacının gönderilen olarak ise 1 nolu davalı ... Şirketinin gösterildiği, davacının tarafları farklı iki taşıma nedeniyle alacak talebinde bulunduğu, her ne kadar aynı yük taşınmış ise de taşımaların birbirinden bağımsız olduğu, ilk taşımanın 26/07/2016 tarihinde Mardaş Limanı'ndan Alger Limanı'na yapıldığı, taraflarının da davacı ve davalılar olduğu, ikinci taşımanın ise davacı ile 1 numaralı davalı ... arasında kurulduğu, bu iki taşımanın birbirinden bağımsız olması sebebiyle her iki taşımadan sonra doğmuş olan konteyner taşıma ücreti ve navlun ücreti ile sorumlusunun da farklı olduğu, 26/07/2016 tarihinde Mardaş Limanından Alger Limanına yapılan taşımada; 1 numaralı davalı ... Şirketine ait yükün taşınması hususunda önce iş bu davalı ile 2 numaralı davalı ... arasında bir sözleşme akdedildiği, ardından 2 numaralı davalı ... Şirketinin aynı yükün taşınması için davacı ile bir sözleşme düzenlediği, bu taşımanın alt/asıl navlun sözleşmesi niteliği taşıdığı, donatan veya taşıyan ile yapılan deniz taşıma sözleşmesine asıl navlun; diğerine ise alt navlun sözleşmesi adının verildiği, asıl navlun sözleşmesinin taşıtanının, alt navlun sözleşmesinde taşıyan sıfatına sahip olduğu, asıl ve alt navlun sözleşmelerinin birbirinden bağımsız olduğu, bu çerçevede davalılar arasında yapılmış olan ilk sözleşmenin alt navlun sözleşmesi niteliğinde olduğu bu sözleşmenin tarafları olan 1 numaralı davalı ... San ve Tic. A.Ş. nin alt taşıtan; 2 numaralı davalı ... A.Ş. ise alt taşıyan sıfatını haiz olduğu, 2 numaralı davalı ...' AŞ.nin iş bu alt navlun sözleşmesinden kaynaklanan taşıma yükümlülüğünü davacı ile yapmış olduğu diğer bir sözleşme ile icra ettiği, asıl navlun sözleşmesi niteliği arz eden bu sözleşmede de 2 numaralı davalı ... A.Ş. nin asıl taşıtan; davacının ise asıl taşıyan sıfatının bulunduğu ve kural olarak bu iki sözleşmenin birbirinden bağımsız olduğu, sözleşmelerin birbirinden bağımsız olması nedeniyle, bu sözleşmeden doğan 34.400,00 USD olan konteyner demurajı alacağından bu sözleşmenin tarafı olan 2 numaralı davalı ... A.Ş. sorumlu olduğu, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince bu alacak miktarından 1 numaralı davalı ... Tic. A.Ş.nin sorumlu olmadığı, davacı tarafından dava konusu yükün Cezayir'den İstanbul'a taşınması için düzenlenmiş olan ... numaralı konişmentoda yükletenin davacı, gönderilenin ise 1 nolu davalı ... AŞ. olarak gösterildiği, dolayısıyla Cezayir'den İstanbul'a yapılan taşıma bakımından 1 nolu davalı ... AŞ. nin taşıtan sıfatına haiz olduğu, bu taşıma ve buna ilişkin sözleşmenin diğerinden tamamen bağımsız ve yeni bir sözleşme olduğu, dolayısıyla konişmento ile tayin edilmiş olması sebebiyle iş bu sözleşmeden doğan 13.860,00 USD  konteyner demuraj alacağı ile 840,50 USD'lik navlun alacağından 1 numaralı davalı ... San ve Tic. AŞ. nin sorumlu olması gerektiği kanaatine ulaşılmış, davacı tarafından konteynerın tahliye limanında beklediği sürece katlanmak zorunda olduğunu iddia ettiği 20.000 USD bedel davalılardan talep edilmiş ve dosyaya yaptığı masraflara ilişkin bir takım faturalar sunulmuş ise de bu masraflara ilişkin dava dışı 3. kişilere ödeme yapıldığının ispatlayanamaması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, 49.100 USD alacağın 14.700 USD lik kısmının 1 nolu davalı ... San. Ve Tic. A.Ş den , 34.400 USD lik kısmının 2 nolu davalı ...Ş den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen alacak miktarına dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/ a md si gereğince faiz işletilmesine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili ile davalıların vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece her ne kadar süreçte müvekkilinin katlanmak zorunda kaldığı masraflar yönünden bu masrafların 3. kişilere ödenmiş olduğuna dair belgelerin mevcut olmadığı değerlendirilmişse de ödeme belgelerinin dosya içeriğinde mevcut olduğunu, Davalıların ilgilisi olduğu taşımaları yerine getiren müvekkilinin konteyner içerisinde taşınan yüklerin tahliye limanlarına ulaşmaları akabinde ilgililerce çekilmemesi sebebi ile bir kısım masrafların muhatabı olduğunu, TTK 1174 /3, vd. düzenlemeler gereği tüm masraf ve zararlardan davalıların mesul konumda olduğunu, Delil listesinde yer alan belgeler incelendiğinde ilk taşımanın tahliye limanında doğan masraf ve giderlere ilişkin olarak sadece faturaların değil müvekkilin bu faturalar kapsamında 3. kişilere yaptığı ödemelere ilişkin belgelerin de Türkçe tercümeleri ile birlikte sunulmuş olduğunun görülmekte olduğunu, Herhangi bir hak kaybına mahal yermemek adına anılı belgelerin işbu dilekçe ekinde yeniden sunulmakta olduğunu, ilk taşımanın tahliye limanındaki masraflara ilişkin olarak “...” unvanlı şirkete ait 26.10.2017 tarihli, 2.039.733,19 Dinarlık faturanın (takriben 18.543,-Amerikan Dolarına tekabül etmekte olduğunu) aynı tutarlı ... numaralı çek ile ödenmiş olduğunu, (EK.1 Fatura, çek ve Türkçe tercümeleri) yine dava dışı 3. kişilere (...) müvekkilin/ temsilcisinin çek ile ödeme yaptığını gösterir 750.000,-Dinarlık ve 50.048,-Dinarlık (takriben 7.273,-Amerikan Dolarına tekabül etmekte olduğunu) sırası ile ..., ... numaralı çekler ile ödendiğini ve bu çekler ile Türkçe tercümelerinin dosyada mevcut olup ekte yeniden sunulmakta olduğunu (EK.2 Çekler ve Türkçe tercümeleri) Mahkemece her ne kadar salt faturaların ibrazı ile ödemelerin yapılmış olduğunun ispat edilemediği değerlendirilmişse de müvekkil tarafından dosyaya sunmuş oldukları faturalar kapsamında çekler ile ödemeler yapılmış olduğunu, Müvekkilin Türkiye'de mukim bir şirket olup Cezayir'deki kimselere çek ödemelerini kendisinin tanzim edeceği çekler ile ödemesinin düşünülemeyeceğini, bu kapsamda da anılı ödemelerin yapılmış olduğu hususunun dikkate alınması gerekeceğini, Hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için bu şekilde çekler ile ödemelerin yapılmamış olduğu düşünüldüğünde dahi müvekkilinin muhatap kabul edilerek müvekkilin mesul olmadığı masraflar yönünden faturaların tanzim edildiği, müvekkilin bu ödeme taleplerine davalılar nedeni ile konteynerinin adeta tahliye limanında mahsur kalmış olması yüzünden maruz kalmış olduğu açık olmakla her halükarda bu tutarların ödenmiş oldukları ispat edilemese dahi müvekkili lehine olacak şekilde faturalara konu bedellerin davalılardan tahsiline yönelik hüküm tesis edilmesinin yerinde olacağını, Arz edilen gerekçelerle İlk Derece Mahkemesinin kararının kısmen kaldırılarak konteynerin, ilk taşımanın tahliye limanında yüklü şekilde beklediği süreçte müvekkilin katlanmak zorunda kalmış olduğu masraflar toplamı olan 31.370.-Amerikan Dolarından 20.000.-Amerikan Doları'nın Davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek bankaların 1 Amerikan Dolarına uyguladığı yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, Mahkemece ilk taşımadan kaynaklı konteyner bekleme bedellerinden sadece (2) numaralı davalının mesul olduğu kabul edilmişse de süreç detaylı bir şekilde irdelendiğinde bu bedellerden (1) numaralı davalının da mesul kabul edilmesi gerekeceğini, Davaya konu Mardaş Limanı - Alger Limanı arasında 26.07.2016 - 06.08.2016 tarihleri arasında gerçekleştirilen taşıma akabinde konteyner içerisindeki yüklerin müvekkilin malumu  olmayan -daha da önemlisi müvekkili ilgilendirmeyen- gerekçelerle tahliye limanı olan Algers Limanı Cezayir'de teslim alınmadığını, akabinde bizzat davalı ... Plastik'in istemi ve talimatları ile anılı konteyner içerisindeki yüklerin yükleme limanına geri getirildiğini, Konteynerin yüklü şekilde Mardaş Limanına geri getirildiğini ve ancak burada da içeriğindeki yükün (1) numaralı Davalı ... Plastik tarafından çekilmemiş olduğunu, Müvekkilinin taşıma işi ile yükümlü olup yükün neden konteyner içerisinden alınmadığı hususunun müvekkili ilgilendirmemekte olduğunu, ancak yükün hem Algers Limanı Cezayir'de ve hem de Mardaş Limanı' nda çekilmediği hususları bir arada değerlendirildiğinde TTK madde 1146/1 (ihracı - ithali mümkün olmayan yük) düzenlemesinde yer alan halin mevcudiyeti ihtimalinin düşünülmekte olduğunu, böyle bir ihtimal söz konusu olmasa dahi yükün mahrece iadesini Davalı ...'nın talep etmekte olup kendilerinin taşımalar ve yük yönünden ilgili oldukları ve taşıma organizasyonunu kendilerinin yerine getirdiği hususlarının açık olduğunu, bu halde de hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için ...'in Mardaş - Algers arasındaki ilk taşıma açısından taşıtan olmadığı düşünüldüğünde dahi müvekkilin Algers Limanı Cezayir'deki demuraj isteminden ve katlandığı masraflara dair isteminden her halükarda (1) numaralı Davalı ...'in de mesul olduğu sonucuna ulaşılmakta olduğunu, nitekim yüklerin (1) numaralı Davalı ...'in istemi ile mahrece iade edilmişse de Mardaş Limanında da konteyner içerisinden çekilmediklerini ve konteyner içeriğindeki yükün tasfiye edilip devletin malı olduğunu, Yine 08.05.2018 tarihli delil listelerinin (6) numarasında yer alan belgeler incelendiğinde Davalı ...'in davaya konu istemlerinden mesul kabul edilmesi gerekeceğinin görüleceğini,  anılı belgeler incelendiğinde: “malların pazara sürülmesi için alıcı ...'nın evrakları teslim almayı ve ödeme yapmayı reddetmesi üzerine sizden ... no'lu konteynerimizin İstanbul'a yeniden ihraç edilmesini rica ederiz.”, “bu konteynır Alger limanına 4 Ağustos 2016 tarihinde varmıştı ve şu anda Khemis El Kechna'daki El Sabre Gümrüğünde bulunmaktadır. Bu sevkiyat belge karşılığı yapılan bir işlemle ilgiliydi ancak alıcı ... Şirketi ödeme yapmadığından ve aylarca süren kararsızlıklardan sonra, belgeleri bankadan almayı reddetmiş olduğundan sevkiyat sonuçlandırılamamıştır.” ifadelerine Davalı ... tarafından yer verilmiş olduğunun görülmekte olduğunu, Kısaca özetlenen hususlar ve dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde Davalı ...'nın Algers Limanı Cezayir'de doğan demuraj bedeli olan 34.400,-Amerikan Dolarından mesul olmayacağına dair İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olmadığını, bu yönü ile de ilk derece mahkemesinin kararının kısmen kaldırılarak ilk taşımadan doğan 34.400,-Amerikan Dolarına baliğ konteyner bekleme ücretinin her iki Davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek bankaların 1 Amerikan Dolarına uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, Müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, Mahkemece kabul edilen değer tutarı toplamının 49,100,-Amerikan Doları'na tekabül etmekte olduğunu, mahkemece müvekkil lehine vekalet ücreti olarak 22.535,85 Türk Lirası'na hükmedilmişse de bu hesaplamanın hatalı olduğunu, nitekim yabancı para alacaklarına ilişkin davalarda yabancı para alacağının karar tarihindeki TCMB efektif satış kuru Türk Lirası karşılığı üzerinden hesaplanacak tutar üzerinden vekalet ücreti hesap edilmesi gerektiğini, Karar tarihi olan 16.11.2020 tarihinde Amerikan Doları efektif satış kurunun 7,7004  Türk Lirası olduğunu, buna göre de 49.100,-USD X 7,7004 TL — 378.089,64 TL olmakla tarife üzerinden hesap edildiğinde müvekkili lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin mahkemece gerekçeli kararda yer verilmiş olduğu şekilde 22.535,85 TL değil 34.916,27 Türk Lirası olduğunu, Aynı doğrultuda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi' nin 26.09.2019 tarih ve 2019/6569 E. - 2019/16794 K. sayılı ilamını ekte sunduklarını, kararda “Hükümde tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, karar tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek hesaplanacak vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken\" ibarelerine yer verildiğini, ( EK.3 Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 26.09.2019 tarihli, 2019/6569 E. -2019/16794 K. sayılı ilamı EK.4 Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 11.06.2020 tarihli, 2020/1108 E. - 2020/5362 K. sayılı ilamı ) Bu yönü ile de İlk Derece Mahkemesinin kararının kısmen kaldırılarak müvekkiline 34.916,27 Türk Lirası vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini beyanla; Açıklanan nedenlerle; İstinaf incelemesi neticesinde; - İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.11.2020 tarih ve 2018/151E.- 2020/299K. sayılı ilamının kısmen kaldırılarak davanın külliyen kabulü ile (i)54.380,-Amerikan Doları'nın dava tarihinden itibaren işleyecek bankaların 1 Amerikan Dolarına uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte her iki Davalıdan müştereken ve müteselsilen olacak şekilde, (ii) 54.380,-Amerikan Dolarlık bedele ek olarak dava tarihinden itibaren işleyecek bankaların 1 Amerikan Dolarına uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte 14.700,-Amerikan Doları'nın da Davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'den tahsili ile müvekkile ödenmesine, Aksi takdirde yeniden hüküm kurulmak üzere ilamın kısmen bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>1 NUMARALI DAVALI ... SAN VE TİC. A.Ş. VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;  İlk Derece Mahkemesi’nin Davacı tarafça Cezayir’de doğduğu iddia olunan bekleme ücreti ve masraflardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağı, zira davacı ile müvekkili arasında bir taşıma sözleşmesi bulunmayıp, müvekkilinin de bahse konu tutarlardan sorumlu tutulabilecek “taşıtan” sıfatını haiz olmadığı yönünde yaptığı değerlendirmenin isabetli olduğunu, Gerçekten de, İstanbul’dan Cezayir’e yapılan taşıma ile ilgili olarak davacı ile müvekkilimiz arasında yapılmış bir sözleşme bulunmadığını, müvekkilinin söz konusu taşımanın yapılması için 2 nolu davalı ile anlaştığını ve taşıma bedelinin tamamını ödeyerek anılan taşıma bakımından tüm sorumluluklarını yerine getirmiş olduğunu, Öte yandan, İlk Derece Mahkemesi’nin yükün Cezayir’den Türkiye’ye taşınması için davacı ile müvekkili arasında bir sözleşme bulunduğu ve bu nedenle taşıma bedelinden ve Türkiye’de oluşan bekleme ücretinden müvekkilinin sorumlu tutulabileceği yönündeki değerlendirmenin, tümüyle hatalı ve delillere aykırı olduğunu, İlk derece mahkeme kararında, müvekkilinin sorumluluğuna ilişkin bu değerlendirme gerekçesinde iki belgeye atıf yapıldığını: Bu belgelerden ilkinin, müvekkil şirket çalışanı ...'un davacı şirket yetkilisi ...'e gönderdiği 22.11.2016 tarihli e-posta olduğunu, anılan mesajda “…ekte konişmentosu bulunan konteyneri geri getirmek istiyoruz. Bu işlem zaman ve masraf olarak ne olabilir? Bu konuda sizinle çalışma yapalım.” denmekte olduğunu, Ancak, içeriğinden de anlaşılabileceği gibi bu yazışmada sadece teklif istenmekte, taşıma sözleşmesi kurulmamakta, DAVACI’YA YÜKÜN İSTANBUL’A TAŞINMASI İÇİN TALİMAT YA DA TALEPTE BULUNULMAMAKTA olduğunu, nitekim bu yazışmanın devamında davacı firma yetkilisinin 23.11.2016’da gönderdiği mesajda “Bu yüklemeyi ... ile yapmışız, siz ...’ya durumu bildirdiniz mi sizin direkt muhatabınız ...’dur.” denilerek, teklif dahi verilmemiş olduğunu (Ek-1), Bir diğer ifadeyle, Müvekkili ile Davacı arasında taşımaya ilişkin bir sözleşme olmadığı gibi, sözleşmeye temel teşkil edecek, müzakeresini başlatacak bir teklif dahi olmadığını, İlk derece mahkemesince “taşıma sözleşmesinin varlığı” kabulünde esas alınan ikinci belgenin ise, davacı tarafından düzenlenen konşimento olduğunu, Oysa, gerekçeli hükümde de tespit edildiği gibi, yükün İstanbul’dan Cezayir’e taşınmasında düzenlenen konşimentoya ilişkin talimatın, 2 no.lu davalı ... tarafından verilmiş olduğunu, bunun da sebebinin ilk derece mahkemesince de tespit edildiği gibi 2 no.lu Davalı’nın anılan taşımada “taşıtan” sıfatını haiz olması olduğunu, oysa müvekkilinin bedelini ödediği taşıma bakımından düzenlenen ve ilk derece mahkemesince “taşıma sözleşmesi”nin delili olarak kabul edilen konişmento bakımından müvekkili tarafından verilmiş bir talimat bulunmadığını, bunun da sebebinin müvekkilinin söz konusu taşıma için davacı ile anlaşma yapmamış olması, taşıma konusunda talepte bulunmaması, talimat vermemesi olduğunu, Ayrıca, Müvekkilinin konşimentoda “gönderilen” olarak gösterilmiş olmasının da, kendisini navlun ve diğer tutarı ödemekle sorumlu kılmamakta olduğunu, zira bu sorumluluğun doğmasının TTK m. 1203 uyarınca gönderilen tarafından “eşyanın tesliminin istenmesi” koşuluna bağlı olduğunu, Konuya ilişkin yargısal uygulamanın da bu yönde olduğunu: “Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının TTK'nın 814/1. maddesi gereğince taşıyan olup davalının da gönderilen olduğu, davalının konyteynır demuraj ücretinden sorumlu tutulabilmesi için konişmento veya konişmentonun atıf yaptığı navlun sözleşmesinde gönderilenin demurajdan sorumlu olacağının kararlaştırılması ve yükün gönderilen tarafından teslim alınmasının gerektiği, somut olayda konişmetoda da bu yönde bir düzenleme bulunmadığı, davacı tarafından davalıya gönderilen ordino ihbarında demuraj ücreti konusunda bilgilendirme yapılmışsa da ordin ihbarındaki tarife sözleşme kurulduktan sonra yükün teslimi aşamasında davalıya bildirildiğine göre dava konusu taşımada konişmentonun esas alınması gerektiği, konişmentoda buna ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. ... taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA …” (Ek-2: Yarg. 11. HD. 17.06.2015, E. 2015/2967, K. 2015/8406) Müvekkilinin, eşyanın teslimini istemediğini ve eşyayı teslim almadığını, bu hususun taraflar arasında tartışmasız olduğunu, müvekkilinin davacı tarafından Türkiye’ye geri taşınan eşyayı teslim almayı reddetmesinin, iki haklı sebebe dayanmakta olduğunu: Bunlardan ilkinin, yükün Türkiye'ye müvekkilinin onayı olmadan taşınıp Cezayir'de başka bir alıcıya satımı imânının ortadan kaldırılması olduğunu, İkinci sebebin ise, İstanbul’a geri taşınan konteynerin mühür numaralarının Cezayir’e gönderilenden farklı olması, bu nedenle konteynerin taşıma esnasında veya Cezayir’de bulunduğu aşamada açılmış olması olduğunu, konşimentoda da yazılı olduğu gibi konteyner İstanbul’da Davacı taşıyana teslim edildiğinde mühür numarası ... iken, Cezayir’den döndüğündeki mühür numarasının ise ... olduğunun tespit edildiğini (Ek-3: (a) Konşimento Sureti; (b) Cezayir’den dönen konteynerin mühür numarasını gösteren ekran görüntüsü). Buna göre, İlk Derece Mahkemesi’nce atıf yapılan konşimentonun, müvekkilinin “taşıtan” olduğunu ispata yaramadığı gibi, TTK m. 1203 gereği sorumlu tutulabilecek “gönderilen” olduğunu da ispatlamamakta olduğunu, Görüldüğü üzere, İlk Derece Mahkemesi’nin müvekkilinin yükün Türkiye' ye geri taşıma bedelinden ve Türkiye'de doğduğu iddia olunan bekleme ücretlerinden sorumlu olduğuna dair değerlendirmesinin, açıkça hatalı ve delillere aykırı olduğunu, Müvekkili ile davacı arasında bir taşıma sözleşmesi bulunmadığı hususunun, yukarıda açıklanmış olduğunu, bir an için böyle bir sözleşmenin yukarıdaki kısımda bahsi geçen yazışmalar sonucu kurulduğu varsayılsa bile; Yukarıda da açıklandığı üzere taşıma sırasında ya da yükün Cezayir’de bulunduğu aşamada konteyner mühürlerinin bozularak açıldığını, sonra yeniden mühürlenmiş olduğunu, Konteynerin ne maksatla açıldığı ve açıldıktan sonra ne yapıldığı hususlarının belirsiz olup, davacı tarafın da bu konuda müvekkiline tutarlı bir açıklama yapamadığını, bu nedenle müvekkilinin yükü teslim almamasının haklı sebebe dayanmakta olup, bunda kusurlu olanın davacının bekleme ücreti talebinde bulunmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, Her halükârda, yükün teslim alınmaması hâlinde uygulanacak tarife hakkında herhangi bir mutabakat bulunmadığı hususunun tereddütsüz olduğunu, bu durumda bekleme ücretinin istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davacı tarafın, müvekkilinin izni ve talimatı olmadan yükü Türkiye'ye taşıyarak, yükün Cezayir’de bir başka alıcıya satılmasını, bu mümkün değil ise yerel mevzuata göre tasfiye edilip orada doğan masrafların karşılanmasını ve bakiyesinin müvekkiline ödenmesini imkânsız hâle getirdiğini, bu yolla müvekkili nezdinde büyük zarara neden olmuş olduğunu, Bu durum karşısında, Müvekkilinin zararından sorumlu olması bir yana en azından kendi eyleminin sonuçlarına katlanması gerektiğini, davacı taleplerinin bu nedenle de reddi gerektiğini beyanla; Açıklanan nedenlerle; - İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararın, müvekkilimiz aleyhine verilen hatalı hüküm bakımından kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>2 NUMARALI DAVALI ... VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/151 Esas - 2020/299 Karar sayılı ilamı ile müvekkilinin ilk taşımadan taşıtan olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın usule ve yasaya aykırı olduğunu, aleyhlerine verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, Taşıyıcının muhatabının diğer davalı ... San. ve Tic. A.Ş. olduğu hususunun konşimento kayıtları ile sabit olduğunu ve dava dilekçesinde açıklandığı üzere davacının bilgisi dahilinde olduğunu, müvekkilin aracılık hizmeti verdiği hususunun tercümesi sunulan konşimentoda açıkça görülmekte olduğunu, Zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, ... nolu konşimento tahtında İstanbul'dan Alger Sea Port'a taşınan 1 adet 40'lık konteyner muhteviyatı yükün varma limanına Ağustos 2016 tarihinde ulaştığını, taşımanın gerçekleşmesi üzerinden 1 yıldan fazla zaman geçtiğini, TTK m. 1246'nın birinci fıkrası uyarınca navlun sözleşmesinden doğan \" bütün alacaklar \" ın bir yılda zamanaşımına uğramakta olduğunu, bir yıllık hak düşürücü sürenin özellikle göz önünde tutulması gerektiğini, zamanaşımı itirazları ile davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, TTK m. 1200 uyarınca taşıtan diğer davalı ...'nın yük nedeniyle doğmuş demuraj ile sorumlu olduğunu, 26 Temmuz 2016 tarihli ... nolu konşimento tahtında İstanbul'dan Alger Esa Port Cezayir'e taşınan 1 adet 40'lık konteyner muhteviyatı yük varma limanına Ağustos 2016 tarihinde ulaşmasına rağmen alıcı ... tarafından teslim alınmamış olduğundan malın teslim alınmamasından dolayı fiili ve hukuki sorumluluğun taşıtan ...'ya ait olduğunu, Dava dilekçesinde de belirtildiği üzere ...'nın, yükün alıcısı ile bir kısım uyuşmazlıklar yaşadığını, dilekçenin 3 nolu maddesinde taşıyan davacının, davalı ...'dan talimat ile yükün Cezayir'den tekrar Türkiye' ye taşınmasını talep ettiğini ifade ettiğini, davacının taşıma talimatını açıkça taşıtan ...'dan aldığını beyan etmekte olduğunu, müvekkilin bu taşımaya dahili olmadığını, birinci taşımanın İstanbul'dan Cezayir'e gerçekleştiğini, ikinci taşımanın ise ... talimatı ile Cezayir'den İstanbul'a gerçekleştiğini, Mahkeme ilamında dava dilekçesine atıfla davacının \" işleten/ ilgilisi olduğu ... gemi ile 2 numaralı davalı ... ile taşıma sözleşmesini akdederek 1. davalı ...'ya ait yükleri taşıdığını \" beyan ettiğinin görülmekte olduğunu, Taşıyıcı ...'nın talimatı ile yükü geri getirmek yerine Cezayir limanında imha edilmesini ve/ veya varsa alacağını yük üzerinden tahsil etme yoluna gidebilecek olduğunu, Dava dilekçesinde birden fazla kalem alacak talep edilmekte olduğunu, tahliye limanından kastın Cezayir'den Alger limanı olduğunu, Hiçbir hukuki sorumluluğu kabul etmemekle birlikte kendilerine günlük demuraj tutarı ne olduğu, nasıl hesaplandığına dair bir bildirimde bulunulmadığını, yapılan hesaplamanın fahiş olduğunu, Karara dayanak bilirkişi raporuna itirazlarını tekrar ettiklerini, Müvekkil ... A.Ş.'nin aracılık hizmeti verdiği taşıyıcının ( davacının ) hukuki muhatabının diğer davalı ... San. Ve Tic. A.Ş. Olduğu hususunun konşimento kayıtları - gümrük kayıtları - yazışmalar ile sabit olduğunu, Davacının da kabulünde olduğunu, bizzat davacı tarafın maillerini sunmuş olduklarını, ( dilekçe içeriğinde yer alan görüntüler ) Davalı ...'ınn da kabulünde olduğunu, zira cevap dilekçesinde taşıtanın kendisi olduğunu kabul etmekle birlikte davayı ...'ya açsın ...'ya rücu edebilir anlamına gelen bir  savunma yapılmakta olduğunu, taşıma uzmanı bilirkişinin de benzeri bir yorum yapmakta olduğunu, Konşimentonun dosyada mevcut olduğunu, TTK madde 1237-(1) Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır. TAŞITAN / YÜKLEYİCİ/ SHIPPER: ... TAŞIYAN: ... ARACI/ FORVARDER: ... Konşimentonun hukuki niteliğini ve taşıtan ile taşıyan arasında bir sözleşme olduğunu tartışmaya açmaya gerek olmadığını, ...'nın yükün taşınması için ... ile anlaştık ifadesinin ...'nun forvarder olarak taşımaya aracılık ettiğini, ... ile ... arasındaki yazışmalar ve taşıma talimatı vermesinin konşimento kayıtlarının ise fiili taşıyıcının bizzat ... olduğunu bildiğini ifade ettiğini, Ek-1' de ... yetkilisi ...'ın 08/11/2017 tarihli ... yetkilisi ...'a gönderdiği e- mailin dosyaya sunulduğunu, Dosya içerisinde bulunan delillerin taşıtanın ..., taşıyıcının ... olduğunu göstermekte olduğunu, ilk taşıma için ...'a karşı ...'nun taşıtandır, ...'ya karşı ise taşıtan ...'dır denilerek ... aleyhine hüküm kurulmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, ... ve ... arasındaki iç ilişkide ...'nun ...'a ödeme yapmak ve akabinde ...'ya rücu etmek zorunda bırakılmasının hatalı olduğunu düşündüklerini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini beyanla; Açıklanan nedenlerle; Zamanaşımı - husumet itirazları ile davanın reddine, zamanaşımı itirazlarının kabulüne, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/151 Esas - 2020/299 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, davanın esastan reddine karar verilmesini, karar kesinleşinceye kadar icranın geri bırakılmasına, yargılama masraf ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN EK KARARININ ÖZETİ: <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN 21/05/2021 TARİH VE 2018/151 Esas- 2020/299 KARAR SAYILI EK KARARI İLE; \" ... A.Ş vekiline muhtıra  04/05/2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen eksik harç  süre geçtikten sonra 20/05/2021 tarihinde yatırılmıştır. ...\" gerekçeleri ile; \" Davalı ...  tarafından istinaf  peşin harcı verilen süreye rağmen süresinde yatırılmadığından HMK.nun 344/1 (H.U.M.K. Nun 434/3) maddesi hükmü gereğince İSTİNAF  TALEBİNDEN VAZGEÇMİŞ SAYILMASINA, \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>EK KARARA İLİŞKİN OLARAK İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>2 NUMARALI DAVALI ... VEKİLİ EK KARARA İLİŞKİN İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Mahkeme kararının kendilerine tebliğ edildiğini ve kararı istinaf ettiklerini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13 Hukuk Dairesi'nin 2021/293 E. – 2021/586 K. sayılı ilamı ile 672,60-TL eksik istinaf harcının tamamlanmasına karar verildiğini ve davalı ... vekiline kesin süreli muhtıra çıkarılmasına ve HMK.344 maddesi tebliğ edilmesine karar verildiğini, ancak kendilerine Mahkemece usulüne uygun muhtıra çıkarılmadığını, İstanbul BAM 13. HD kararından görülmesi üzerine eksik harcın tamamlanmış olduğunu, Yargıtay 12. HD 09.11.2020 T 2020/7484 E. – 2020/9424 K. sayılı ilamı ile istinaf eden borçluya gönderilen istinaf başvuru dilekçesinin tebliğine dair tebligat zarfı üzerine “Tebliğden itibaren 7 gün içerisinde istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf maktu harcını yatırmanız, aksi halde vazgeçiş sayılacağınız ihtar olunur” meşruhatının yazılı olduğu ancak meşruhatın altında hakimin imzasının bulunmaması halinde, anılan(tebligatın) muhtıranın geçersiz olacağı ve bu durumda kesin süre içerisinde gerekli harçlar yatırılmadığından istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek kararının hatalı olacağının belirtildiğini, Eksik harç tamamlandığından dosyanın mahkemece İstanbul BAM 13 HD' ye gönderilmesini talep ettiklerini beyanla; Açıklanan nedenlerle; - Dosyanın İstanbul BAM 13 HD’ne gönderilmesini, - Zamanaşımı – husumet itirazları ile davanın reddine, zamanaşımı itirazlarının kabulüne, - İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı' nın 2018 / 151 E. – 2020 / 299 K. sayılı ilamının kaldırılmasına, - Davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; gemi taşıma sözleşmesinden kaynaklı konteyner demuraj bedeli, navlun ücreti ve konteynerin tahliye limanında beklediği sırada yapılan masrafların tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizin 16/04/2021 tarih, 2021/293 esas ve 2021/586 karar sayılı ilamı ile; davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının eksik yatırıldığı ve tamamlanması için davalılar vekillerine muhtıra çıkarılması için dosyanın geri çevrilmesine karar verilmiş, Mahkemece dairemiz kararı eksik istinaf karar harcının tamamlanması için davalılar vekillerine tebliğe çıkarılmış, davalı  ... San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından eksik harç süresinde tamamlanmış, ancak davalı ... tarafından eksik harcın süresinde tamamlanmadığı gerekçesi ile Mahkemece 21/05/2021 tarih, 2018/151 esas ve 2020/299 karar sayılı ek kararı ile bu davalının istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Ek karara karşı davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizin dosyanın geri çevrilmesi kararı üzerine davalı ... vekili adına çıkarılan tebligatın davalı vekiline 04/05/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından eksik istinaf karar harcının 20/05/2021 tarihinde tamamlandığı, tebligat şerhinin üzerinde \"İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi ilamı ekli olarak gönderilmiş olup, belirtilen harçların HMK 344 maddesi gereğince süresi içerisinde yatırılması, aksi takdirde istinaf kanun yoluna başvurmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususu tebliğ olunur\" şerhinin bulunduğu ve karar ilamının ekli olduğunun belirtildiği, ancak Mahkemece Dairemiz karar ilam bilgilerinin tam olarak belirtilmediği, harcın tamamlanması için kesin süreli muhtıra düzenlenerek tebliğ edilmediği ve tebligat şerhinin üzerinde yatırılacak harç miktarı ve süresinin belirtilmediği ve bu haliyle Mahkemece çıkarılan tebligatın usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla davalı vekili tarafından eksik istinaf karar harcının süresinde tamamlandığının kabulü gerekmekte olup, Mahkemece 21/05/2021 tarih, 2018/151 esas ve 2020/299 karar sayılı ek kararı ile bu davalı yönünden verilen istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına dair ek kararı isabetli olmamıştır. Bu sebeple davalı  ...'nin ek karara yönelik istinaf sebebi yerinde görülmüş, HMK'nın 346/2 maddesi uyarınca ek kararın kaldırılmasına ve asıl karara ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesine karar verilmiştir. Davacı vekili, davacının işleteni/ilgilisi olduğu gemi ile ve davacıya ait konteyner ile  davalı ...'e ait emtianın İstanbul Mardaş Limanı'ndan Cezayir Alger Limanı'na taşınması için davacı ve davalı ... arasında taşıma sözleşmesi akdedildiğini, taşıma sözleşmesine istinaden davacının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, ancak konteynerdeki emtianın tahliye limanında alıcısı tarafından alınmadığını ve davalı ...'in talebi ile emtianın  Cezayir Alger Limanı'ndan  İstanbul Mardaş Limanı'na geri getirildiğini, bu kez konteynerdeki yükün davalı ... tarafından alınmadığını, bu sebeple davacının Cezayir Alger Limanı'nda oluşan konteyner demuraj bedelinin, konteynerin bu limanda beklemesi sebebiyle oluşan masraflarının her iki davalıdan, konteynerle emtianın İstanbul Mardaş Limanı'na geri getirilmesine ilişkin navlun ücretinin ve bu limanda teslim alınmayıp beklenmesi sebebiyle konteyner demuraj bedelinin davalı ...'ten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davalı ...'nun davacı ve gönderici olan diğer davalı ... arasında aracılık hizmeti verdiğini, dava konusu taşıma sözleşmesinin tarafı olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, davadaki alacakların muhatabının diğer davalı ... olduğunu ve davacının alacağını ispatlar delil sunulmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili, dava konusu her iki taşıma yönünden davacı ile davalı arasında taşıma sözleşmesi akdedilmediğini, davada pasif husumetlerinin bulunmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, alacağın varlığını kanıtlar dosyaya delil sunulmadığını, alacakların sorumlusunun davalı olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  Somut uyuşmazlıkta; davacı ile davalı ... arasında davalı ...'e ait emtianın Mardaş Limanı'ndan  Alger Limanı'na gemi ve davacıya ait konteyner ile taşınması hususunda asıl navlun sözleşmesi akdedildiğine, emtianın  ... nolu ve 26.07.2016 tarihli konişmento ile Mardaş Limanı ile Alger Limanı arasında taşındığına ve davacı tarafından tahliye limanı olan Alger limanına teslim edildiğine, ancak dava dışı alıcı tarafından konteynerin tahliye edilmemesi sebebiyle tahliye limanında beklediğine, alıcı tarafından emtianın alınmaması üzerine davacı tarafından ... konişmento nolu ve 06.11.2017 tarihli konişmento ile Alger Limanı'ndan Mardaş Limanı'na geri taşındığına, konteynerin bu limandan da tahliye edilmediğine ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; dava konusu taşıma sözleşmelerinin tarafları, davalıların pasif husumetlerinin bulunup bulunmadığı, her iki taşımada da konteynerlerin tahliye edilmemesi sebebiyle davacının demuraj alacağının doğup doğmadığı, doğmuş ise miktarı, konteynerin tahliye edilmemesi sebebiyle masraf yapıp yapmadığı, yapmış olması halinde miktarı, davacının Alger Limanı'ndan Mardaş Limanı'na taşıma sebebiyle navlun alacağının bulunup bulunmadığı, bulunması halinde miktarı, dava konusu alacaklardan hangi tarafın sorumlu olduğu, alacakların zamanaşıma uğrayıp uğramadığı hususlarındadır. Davacı vekili istinaf sebebi olarak; konteynerin Cezayir Alger Limanı'nda beklemesi sebebiyle yapılan masraflara ilişkin fatura ve ödeme belgesi çeklerin sunulmasına rağmen bu alacak talebinin reddedilmesi, 34.400 USD bedelli alacaktan her iki davalının sorumlu olmasına rağmen davalı ...'in sorumlu tutulmaması, davacı lehine yabancı para alacağının karar tarihindeki TCMB efektif satış kuru TL karşılığı üzerinden hesaplanacak tutar üzerinde vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekalet ücretine hükmedildiği ileri sürülmüştür. Davacı tarafından yapıldığı iddia edilen masraflara ilişkin sunulan faturadaki masrafların dava konusu yüke ilişkin olduğuna dair ve fatura karşılığında çekle ödeme yapıldığı iddia edilmiş ise de söz konusu çeklerin yapıldığı iddia edilen masrafa ilişkin olarak verildiğine ve çek bedellerinin ödendiğine ilişkin geçerli ve kesin delil sunulmamıştır. Davacının işleteni/ilgilisi olduğu gemi ile ve davacıya ait konteyner ile  davalı ...'e ait emtianın İstanbul Mardaş Limanı'ndan Cezayir Alger Limanı'na taşınması için davacı ve davalı ... arasında taşıma sözleşmesi akdedildiğini, navlun sözleşmesinin davalı ... adına düzenlendiği ve söz konusu sözleşme yönünden taşıtanın bu davalı olduğu gözetildiğinde sadece bu davalının 34.400 USD bedel demuraj alacağından sorumlu tutulması yerindedir. Mahkemece yabancı para veya yabancı paranın Türk Lirası karşılığının tahsili amacıyla açılan davalarda vekâlet ücreti, yabancı paranın dava açıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığına göre, ancak hüküm tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak takdir edilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.1993 tarih ve 1993/13-41 Esas 1995/145 Karar sayılı ilamı ile de yabancı para alacaklarında yabancı paranın dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuruna göre bulunacak TL karşılığı üzerinden ilam harcının alınacağı benimsenmiştir.'' ( Yargıtay 15.Hukuk Dairesi 20.02.2019 tarih 2018/3143 E 2019/698 K sayılı ilamı ) Emsal Yargıtay ilamları nazara alındığında vekalet ücretinin yabancı para alacaklarında yabancı paranın dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuruna göre bulunacak TL karşılığı üzerinden takdir edilmesi gerektiği açık olup, Mahkemece bu husus gözetilmek suretiyle vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir. Bu sebeplerle davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı ... vekili istinaf sebebi olarak; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, aleyhine hüküm kurulan taşıma sözleşmesinin tarafı olmadığını ve pasif husumetlerinin bulunmadığını, hesaplanan demuraj bedelinin fahiş olduğunu, dava konusu alacaklardan davalı ...'nın sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili, dava konusu emtianın davacı tarafından Alger Limanı'ndan Mardaş Limanı'na taşınmasına ilişkin davacı ile sözleşme akdedilmediğini, taşıtan olmadığını, söz konusu alacaklardan sorumlu olmadığını, konteynerin mührünün açıldığını, yükü teslim almamalarının gerekçesinin haklı olduğunu, teslim alınmaması halinde uygulanacak tarifede mutabakat sağlanmadığını, kendilerinin zarara uğradığını ileri sürmüştür. Davalılar vekilleri tarafından ileri sürülen söz konusu istinaf sebepleri ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ileri sürülmüş, bilirkişi raporunda söz konusu hususlar değerlendirilmiş ve ilk derece Mahkemesince de yukarıda belirtilen gerekçeli kararda da ayrıntılı olarak değerlendirilip karşılanmıştır. HMK'nın 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki belge, bilgi ve delillere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı  ...'nin 21/05/2021 tarih, 2018/151 esas ve 2020/299 karar sayılı ek kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 346/2 maddesi uyarınca kabulü ile ek kararın kaldırılmasına, ilk derece mahkemesinin 16/11/2020 tarihli karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının ve davalıların ilk derece mahkemesinin 16/11/2020 tarih, 2018/151 Esas ve 2020/299 Karar sayılı gerekçeli karara yönelik istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İstanbul  17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 21/05/2021 tarih ve 2018/151 Esas - 2020/299 Karar sayılı Ek Kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvuran davalı ...'nin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; İstanbul  17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 21/05/2021 tarih ve 2018/151 Esas - 2020/299 Karar sayılı Ek Kararının  HMK'nın 346/2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ( Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 16/11/2020 tarih ve 2018/151 Esas - 2020/299 Karar sayılı Gerekçeli Kararına yönelik; tüm tarafların (davacı ve davalıların) istinaf başvurularının ayrı ayrı 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince gerekçeli karara yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ve ek karara yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 4-Gerekçeli kararın istinafı yönünden dairemiz karar tarihi itibariyle davacıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Gerekçeli kararın istinafı yönünden dairemiz karar tarihi itibariyle davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'den alınması gereken 4.115,33 TL harçtan, davalı ... Tic. A.Ş. tarafından yatırılan toplam 1.012,00 TL (722,00TL + 290,00 TL) harcın mahsubu ile bakiye 3.103,33 TL harcın davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Gerekçeli kararın istinafı yönünden dairemiz karar tarihi itibariyle davalı ...' den alınması gereken 9.630,44 TL harçtan, davalı ... tarafından yatırılan toplam 2.359,39 TL (54,40TL+1.632,39TL+672,60TL) harcın mahsubu ile bakiye 7.271,05 TL harcın davalı ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Ek kararın istinafına yönelik olarak davalı ... tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 8-Ek kararın istinafına yönelik olarak davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde bu davalıya iadesine, 9-Taraflarca istinaf aşamasında sarf edilen giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına, 10-Bakiye gider avansı bulunması halinde  avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/12/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e8807145eb963c1","SID":"59d3b239c85c7ca3"}}