{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">      <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1501 <br>KARAR NO\t: 2023/1019<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/10/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\tDAVA\t: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı arasında 14/04/2018 tarihli GS/18/002T  REF numaralı sözleşme ile 2 adet jeneratör alım - satım sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede kararlaştırılan rakamın 46.610,00-EURO olduğu, sözleşme bedelinden 34.553,84-EURO tahsil edildiği, 4.946,16 EURO'nun ödenmediğini, müvekkilinin davalı aleyhine takip başlatıldığı, davalının takibe itiraz ettiğini, beyan ederek, itirazın iptaline ve davalı aleyhine itiraza konu meblağın % 20 sinden az olmamak üzere icra -inkar tazminatına hükmedilmesine karar  verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.\tCEVAP\t: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yapılan icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yapıldığını, yetkili mahkemelerin Elazığ mahkemeleri olduğu, sözleşmenin gereklerini müvekkili tarafından yerine getirildiğini, davacı tarafından gönderildiği iddia edilen faturaların müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olmadığını beyan ederek; davanın reddine ve davacının alacağının % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. \tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI\t:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, davalı tarafın faturaya konu ürünü aldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin Not-2 maddesi ve 8/D maddesi hükmü gereğince kur farkı talep edebileceğine karar verilmiş ve bilirkişi raporunun 5. Sayfasındaki tablodaki hesaplamanın doğru olduğu görülerek, davacının davasının kabulüne karar verilmiş ve taraflar arasındaki sözleşmenin 8/C maddesi gereği alacak miktarına takip tarihinden itibaren yıllık %36 faiz uygulanmasına karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı firmanın davacı şirkete borcu bulunmadığını, davacı firma sui niyetli iddialarla haksız menfaat elde etme niyetiyle iş bu davayı açtığını, davacı firma fahiş ve haksız hükümler içeren ve kendilerince dosyaya sunular sözleşmeye istinaden müvekkil hastaneden para talep ettiğini, ancak müvekkil şirket ekli kafar ve evraklardan da anlaşılacağı üzere Yönetim Kurulu Başkan...Yönetim Kurulu Üyesi ... ve Yönetim Kurulu Üyesi ...n müşterek imzaları ile temsil edildiğini, bu evraklar yargılama aşamasında yerel mahkemeye de sunulduğunu, davacı tarafın sayın mahkemeye  sunduğu sözleşmede bu üç kişinin imzası bulunmadığını, yani sunulan sözleşmenin müvekkil şirket tarafından imzalanmadığını, bu sözleşmeden sorumlu tutulması kabul edilemeyeceğini, davacı firma müvekkil şirketin yukarıda ismi belirtilen kişiler tarafından müşterek imza ile temsil edildiğini, müvekkil şirket tarafından verilen 3 âdet çek de ismi geçen kişilerin müşterek imzaları ile imzalanarak davacı firmaya verildiğini, buna rağmen huzurdaki davanın açılması davacı firmanın suiniyetini ortaya koyduğunu, davacı tarafça sunulan sözleşmede döviz üzerinden % 3 oranında bir temerrüt faizi belirlendiğini, davalı firmanın temsile yetkili olmayan kişi tarafından imzalanan bir sözleşme ile böyle bir borcun altına sokulmasının hakkaniyetli olmadığını, iddiaya ilişkin olarak kesin delil addedilecek senet ve benzeri bir delil mevcut olmadığını, o halde davacıya ait ticari defterlerin hiçbir şekilde bu konuda dayanak olarak alınamayacağını, yine hükme de esas alınmayacağını, davacı tarafın haksız bir çıkar sağlamak için iş bu davayı açtığını bu husus da yargılama aşamasında ortaya çıktığını, buna rağmen davanın kabulüne karar verilmesi haksız, hatalı, hukuksuz ve adaletsiz bir karar olduğunu, iş bu nedenlerle mahkemece kararına itiraz etme zorunluluğu doğduğunu, bu kararı yukarıda belirtilen nedenlerle usul ve yasaya aykırı olmakla istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda davanın reddine karar verilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.\tGEREKÇE :Dava, satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.Kur farkı alacağının istenebilmesi için,  taraflar arasında kur farkının ödeneceğine ilişkin bir sözleşmenin veya dövize endeksli bir ticari  ilişkinin bulunması  gerekir. Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Bu nitelikteki bir alacağın istenebilmesi için uygulama ya  da teamül aranmaz. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebilir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. <br>TTK.'nun 21-(2) maddesi uyarınca, tebliğe rağmen süresinde itiraz edilemeyerek faturayı ticari defterlerine borç kaydeden tacir faturanın münderecatını kabul etmiş, faturayı gönderen taraf faturaya dayalı alacağını TTK.'nun 84. ve 85. (HMK.'nun 222.) maddeleri uyarınca ispat etmiş sayılır<br>Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün 2018/33190 Esas sayılı takip dosyasında, fatura sebebine dayalı olarak 4.946,16-EURO asıl alacağın tahsili istemiyle 03/10/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada bilirkişi raporları alınmış, bilirkişilerce her iki tarafın ticari defter ve belgeleri incelenmiş, her iki taraf ticari defterlerinde takibe ve davaya konu fatura kayıtlı olup, davacının dava dilekçesinde belirttiği fiyat farkı faturası ve davalı ödemeleri de kayıtlı olup hesaplar arasında mutabakatsızlık bulunmamaktadır. Her iki tarafın ticari defterlerine göre takip tarihi itibarıyla davalının davacıya 3.941,06-TL(4.946,16-EURO)borcu olduğu görülmektedir.Davalı taraf davaya icra takibinde borca itiraz dilekçesinde sözleşmede çift imza yetkili olduğundan borca itiraz etmiş, ilk derece yargılamasında cevap dilekçesinde sözleşmenin gereğinin yerine getirildiğini beyan etmiş, istinaf başvurusunda ise sözleşmedeki imzanın şirketi temsile yetkili üç kişinin imzasının bulunmadığını ve şirketin bu sözleşmeden sorumlu olamayacağını savunmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 1. Maddesi uyarınca   sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulacağı ve irade açıklaması, açık veya örtülü olabileceği düzenlenmiş olup, satım sözleşmesinin yazılı şeklide yapılması   geçerlilik koşulu olmayıp ispat şartıdır. Somut olayda  davalı şirket sözleşmeyi ve sözleşme kapsamında düzenlenen faturayı benimseyerek ticari defterlerine itiraz ileri sürmeksizin kaydetmiş ve kısmi ödeme de yapmıştır. Buna göre taraflar arasında satım sözleşmesi niteliğinde bir ticari ilişkinin kurulduğu  ve davacının  dava ve takibe dayanak  faturaya konu alacağını ispat etmiş olup, dosya kapsamındaki delillere göre davalı şirket  kendi ticari defter kayıtlarının aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlayamamıştır. Bu durumda mahkemece davacının alacaklı olduğu kabul edilerek  davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Davalı tarafın temerrüt faizine yönelik istinaf istemi bakımından ise taraflar arasında bağlayıcı olan sözleşmenin 8/c maddesinde düzenlenen faize ilişkin hükme uygun olarak aylık %3 oranındaki temerrüt faizi üzerinden yıllık %36 oranında faiz üzerinden takibin devamına karar verilmesinde aykırılık bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 586,55 TL harcın, alınması gerekli olan 2.346,22-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.759,67 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/10/2023<br>\t\t\t\t<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"004b47b8560c598f","SID":"41836d4b82dd49f7"}}