{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>.<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                              \t  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/03/2022<br>NUMARASI\t...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/03/2022 Tarih ve 2021/135 Esas - 2022/73 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin   \"...\" esas unsurlu tanınmış seri marakaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...\" ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin 35. ve 41. Sınıflarda tescilli markalarının bulunduğunu ve bu markaların “...” ibaresini haiz olduğunu, “...” ibaresinin aynı zamanda işletme adı olarak kullandıklarını, müvekkilinin 1993 yılından beri eğitim ve öğretim hizmetlerinde tüm Türkiye'ye ulaşacak biçimde tanınmışlık vasfı kazandığını, ...:/ /... alan adının 2015 yılında kendi adına tahsis ettiğini, davalıya ait markanın müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, itiraza konu markanın müvekkilinin markası ile aynı ve ilişkili ve hizmetler üzerinde tescil edilmek istendiğini, davalıya ait 2020 01068 sayılı markanın 41. sınıf kapsamındaki hizmetleri kapsadığını, dava konusu markanın müvekkilinin tanınmışlığı ve esas unsuru üzerinde eskiye dayalı kullanımdan doğan hak sahipliğini ihlal ettiğini, davalı adına tescilli markanın müvekkili adına kayıtlı alan adını ve diğer fikri mülkiyet haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, 2020/01068 başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu resmi marka başvurusundan sonra 7/24 esaslı olarak çalıştığını ve markanın tanındığını, resmi web sitesinin kurumsal olarak hizmete girdiğini, resmi tescillerden sonra com.tr uzantısını da aldıklarını, .... adresinin kurumsal olarak hizmet vermekte olduğunu, müvekkilinin dava konusu marka başvurusuna karşılık olarak 20.04.2021 tarihinde ... numaralı “... bankası” marka başvurusu yapıldığını, bu başvurunun 19.04.2021 tarihinde yapılan ihtiyati tedbir talebinden 1 gün sonra yapıldığını, “...” kelimesinin kavramsal olarak evrensel bir terim olduğunu, 41. sınıfta birbirinden farklı yüksek sayıda ... ibareli marka olduğunu, şirketlerinin kuruluş aşamasındayken uzun vadede bankacılık ve finansal alanda eğitimlere ağırlık vermek istediklerinden ... ismini tercih ettiklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka ile davalı mesnet markalarının 41. Sınıftaki mal ve hizmetler bakımından aynı/ benzer/ ilişkili olduğu, dava konusu marka “...” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak ve dava dilekçesinde bahsi geçen markaların standart karekterle yazılı \"...\" esas unsurlu ibarelerden oluştuğu, taraf markalarında “...” ibaresinin ortak unsur olarak yer aldığı, bu ortak ibare Türkçe bir kelime olup “bir meslekte zaman ve çalışmayla elde edilen aşama, başarı ve uzmanlık” anlamına geldiği, “...” ibaresinin dava konusu markanın tescil edildiği ve dava konusu yapılan hizmetlerin tamamı için ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, somut uyuşmazlıkta dava konusu hizmetler için ayırt ediciliği zayıf olan ... ibaresinin yanı sıra davalı şirket markasında ... ibaresine yer verildiği, davacı markalarında ise çekişme konusu yapılan ortak unsurun dışında biçimindeki şekil unsuru veya sair sözcük (kolej, spor kulübü, üniversitesi, university, akademi koleji, college, genç gibi) unsurları yer aldığı, \"...\" kelimesi zayıf marka olmakla birlikte, asgari bir korumayı da haiz olduğunu, işaretler arasında benzerlik bulunmadığı, taraf markaları arasında davalı markasının tescil kapsamındaki hizmetlerin tamamı bakımından birbiri ile ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin “...” ibareli markanın gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin “...” ibare ve biçimli markalarının, 1993 yılından beridir eğitim ve öğretim hizmetlerinde, tüm Türkiye’ye ulaşacak biçimde, fiziki ve dijital ortamlarda kesintisiz olarak fiilen kullanılmak, tanıtılmak, çok geniş bir coğrafi çevreye hitap edecek şekilde ve üst düzey kalitede hizmet sunmak suretiyle ilgili sektörde bulunanlar tarafından çok iyi bilinen ve beğenilen itibarlı bir marka haline geldiğini, davalıya ait markanın, müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı markasında kullanılan “...” kelimesinin herhangi bir ayırt ediciliği olmadığını, tarafların markalarının kapsamlarının aynı olduğunu, 6769 Sayılı SMK m. 6/1’de yer alan koşulların varlığı nedeniyle, tescilli markanın hükümsüzlüğü gerektiğini, müvekkilinin önceki tarihli kazanılmış hakkı ve markalarının tanınmış olduğu gerekçesiyle davalı adına tescilli markanın hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br> <br>GEREKÇE\t: Dava, marka hükümsüzlüğünden istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının \"...\" ibareli markaları olduğu, davalının markasının ise \"...\" ibareli olduğu, dosya kapsamındaki uyuşmazlığın davacının markası ile davalının markası arasında, 41. Sınıf emtia yönünden SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. <br>\tAçıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacının markasının \"...\" olduğu, davalı markasının da \"...\" ibaresinden oluştuğu, bu itibarla taraf markalarında karşılaştırılacak ibarelerin \"...\" olduğu, zira ... ibaresinin bir ayırt ediciliğinin olmadığı, markaya yeterli ayırt edicilik sağlamadığı, markalara konu yazıların ve sözcüklerin ilk ve başlangıç kısmının daha çok göze çarpan ve akılda kalan unsuru olduğu, gerçekten de “...” ibaresine eklenen “...” ibaresi ile davalı markası ile davacı markaları aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer sayılmazlar ise de, genel intiba, görünüm, okunuş ve anlam olarak benzer olduklarının kuşkusuz olduğu, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde genel ve bütüncül bakış açısı itibariyle her iki markanın karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu, taraf markaları arasında en azından ticari, ekonomik ve idari bir bağlantı bulunduğu algısının oluşabileceği, ayrıca davalı markasının davacının seri markası olarak algılanabileceği anlaşılmıştır. <br>\tHemen belirtilmelidir ki, davacı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresi, kapsamındaki sınıflar yönünden tanımlayıcı olarak kabul edilemeyecek ise de, bu hususun ayırt edicilik noktasında önem arz ettiği, bu itibarla davacının “...” ibareli markalarının bütünü itibariyle bıraktığı izlenim esas alınarak değerlendirildiğinde ayırt edicilik vasfının bulunduğu ve davacı markaları ile davalının başvurusu arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Zira Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun,18.10.2022 Tarihli, 2020/11-724 Esas ve 2022/1292 Karar sayılı ilamının da bu yönde bulunduğu görülmüştür. <br>\tAncak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden tarafların markalarının  kapsamlarının aynı/benzer olduğu, zira karşılaştırılan malların dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri aynı olduğu gibi birbirlerini tamamlama veya birbiri yerine ikame edilebilme niteliklerinin de bulunduğu kanaatine varılmıştır. <br>\tBu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartlarının bulunduğu, davacı markalarının tanınmışlığının dosya kapsamına göre ispatlanamadığı, ancak bu durumun sonuca bir etkisinin olmadığı, bu şekli ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmasına rağmen aksi kanaat ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. <br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 03/03/2022 gün ve 2021/135 Esas - 2022/73 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli bulunan 2020/01068 sayılı \"...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine <br>\t3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t5-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.100,00.TL bilirkişi ücreti, 202,25‬.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 122,2‬0.TL tebligat ve posta giderleri, yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamından oluşan 2.645,15‬.TL yargılama gideri ve 59,30.TL başvurma harcı, 59,30.TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.763,75‬.TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t6-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t8-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/06/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db15275348715a0c","SID":"d1243f0a2e65fcd6"}}