{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1656 <br>KARAR NO\t: 2023/1110<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I\t  <br>DAVA\t: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/10/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 30/10/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA\t: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davacı vekilinin vermiş olduğu 11.12.2017 tarihli  dava dilekçesinde özetle; \"Müvekkilinin hamili olduğu, ...Bankası A.Ş. Topçular Şubesinde kayıtlı 30.10.2017 vade tarihli, 8103151 numaralı çekin, 30.10.2017 tarihinde tahsil amacıyla ... A.Ş. Perpa Şubesine verildiğini, ancak banka tarafından söz konusu çekin kaybedildiğini, bunun üzerine davalı banka tarafından İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1021 Esas sayılı dosyası ile çekin iptali için dava açıldığını, bu hususun yazılı olarak da taraflarına 15.11.2017 tarihinde bildirildiğini, bu nedenle söz konusu çekin davalı banka tarafından kaybedildiği hususunda bir uyuşmazlığın bulunmadığını, bankanın kaybettiği çek nedeni ile borçlu keşideci aleyhine müvekkili açısından daha avantajlı olan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu yerine genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatılmasının zorunlu olduğunu, İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından başlatılan icra takibinin, davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde yapılan basit ve haksız bir itiraz ile durdurulduğunu, bu nedenle haciz işlemlerinin tatbik edilemediğini ve çekin kaybedildiği tarih itibariyle tahsil edilebilir durumda olan borcun, tahsil edilemeyerek müvekkilinin zarara uğratıldığını, çekin banka tarafından kaybedilmemiş olması halinde, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinin başlatılabileceğini, borçlu tarafından icra müdürlüğüne yapılacak basit bir itiraz ile takibin durmayacağını, borçlunun icra hukuk mahkemesinde itiraz davası açmasının bile takibi durdurmayacağını ve böyle bir davada ispat yükünün borçluda olacağını, ayrıca borçlu hakkında ihtiyati haciz yapılabilecek ve karşılıksız çek nedeni ile ceza davasının da açılabileceğini müvekkilinin tüm bu haklardan mahrum bırakıldığını ve alacaklarının, borçludan tahsil edilemez duruma getirilerek zarara uğratıldığını, müvekkilinin başka bir borç ilişkisi nedeniyle alacaklı olduğu İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyasında 3.kişi borçlu sıfatı bulunan çek borçlusu hakkında ... Endüstri Ltd. Şirketi unvanlı firmadan doğan atacaklarına haciz konulduğuna ve 17.480,42 -TL tahsilatın da yapıldığını, işbu tahsilat dikkate alındığında eğer banka tarafından çek kaybedilmeseydi, kayıp tarihinde çek borçlusundan alacaklarının tahsil edilebilir durumda olacağını, İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün 2017/37334 E. ve İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyaları ile 15.11.2017 tarihinde, dava dışı 3.kişi ...e İnş. San. Tic. Ltd. Şirketi unvanlı şirket tarafından çek borçlusu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını ve çek borçlusunun, ...i Ltd. Şirketi unvanlı firmadan doğan alacaklarına haciz konulduğunu, dava dışı 3. kişinin İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün belirtilen dosyalarından koyduğu haciz tarihinin 15.11.2017 davalı banka tarafından çekin kaybedildiği tarihin 30.10.2017 olduğu dikkate alındığında, çek kaybedilmeseydi alacaklarının çek borçlusundan tahsil edilebilir durumda olduğunu, açıklanan nedenlerle; davalı banka tarafından çek kaybedilmeseydi İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ...E. dosyasında başlattıkları icra takibinde borcun tahsil edilebilir durumda olduğu göz önüne alındığında işbu icra takibinde ödeme emrinde yazılı bulunan 49.641,05-TL tutarındaki alacaklarının, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP\t: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu çekin müvekkili bankaya tahsil için değil teminat için verildiğini, çekin kaybolmasının yalnızca müvekkili banka için bir zarar teşkil ettiğini, teminat evrakının elden çıkmış olmasının davacı için bir zarar oluşturmadığını, bankaya kredinin teminatı olarak teslim edilen çekin icraya konulmasının zaten mümkün olmadığını, ortada bir zarar varsa bu zararın ancak müvekkili bankaya ait olabileceğini, davacının bir zararı olabileceğini kabul etmemekle birlikte herhangi bir kesinleşmiş zarar doğmadığı için bu davayı açmasının mümkün olmadığını, bir zararı olsa dahi müvekkili banka tarafından ödeneceği anlamına gelmemekle birlikte davacının icra takiplerinin devam ettiğini ve aciz vesikasının dahi bulunmadığını, davacının tahsilat süreci devam ederken ve tahsilata ilişkin tüm yolları tüketmemişken işbu davayı açmasının kabul edilemeyeceğini, davacının icra takibine itiraz edilmiş olmasının bir zarar doğduğu anlamına gelmediğini davacının tacir olduğunu basiretli bir tacir gibi davransaydı zarara uğramayacağını,  vadesi gelmemiş bir çeki alışverişe karşılık almanın her zaman çekin vadesi geldiğinde ödenmeme riskini barındırdığını,  çekin sadece bir ödeme aracı olduğunu, çeke konu olacağın başka hukuki yollar ile de tahsilinin mümkün bulunduğunu, 40.000-TL'lik çek ile ilgili 49.641,05-TL'lik dava açılmasının da maddi hukuka aykırı olduğunu, çeke dayalı hukuki yollar tüketilmeden kusuru olmayan müvekkiline karşı basiretsiz tacir durumundaki davacının erken açtığı davanın reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Tüm bu nedenlerle davalı Bankanın çeki kaybetmesi ile, davacının bundan dolayı zarara uğraması iddiası ilgili olarak davacının henüz ortaya çıkmış somut bir zararından söz konusu değildir. Davacının davalı bankaya teminat olarak verdiği çek nedeniyle  davacının zararının bulunduğu iddiası arasında bir ilişkinin (illiyetin) kurulamadığı, ayrıca, davacının, yapması gereken hukuki işlemleri de bugüne kadar tam olarak gerçekleştirmediği, davacının henüz ortaya çıkan somut bir zararından da söz edilemeyeceği, dolayısıyla, dava tarihi itibariyle davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı kanaatine varılmış olmakla davanın reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilimin başka bir borç ilişkisi nedeni ile aynı borçludan alacaklı olduğu İstanbul 32. İcra Müdürlüğü ... E dosyasında 17.480,42 TL tutarında tahsilat yapıldığını, işbu tahsilat dikkate alındığında eğer banka tarafından çek kaybedilmese idi kayıp tarihinde çek borçlusundan alacağımız tahsil edilebilir durumda olduğunu, ancak çek davalı banka tarafından kaybedildiği için İstanbul 28. İcra Müdürlüğü ... E ve İstanbul 28. İcra Müdürlüğü ... E dosyaları ile dava dışı 3. kişilerce borçlunun tüm alacaklarına haciz konulduğunu, dava dışı 3. kişilerce borçlunun tüm alacaklarına haciz konulduğu tarihin 15/11/2017 olduğu ve davalı banka tarafından çekin kaybedildiği tarihin 30/10/2017 olduğu dikkate alındığında çek kaybedilmese idi alacağımızın, çek borçlusundan tahsil edilebilir durumda olduğu aşikar olduğunu, mahkemece huzurunda görülen dava haksız fiile dayalı maddi tazminat davası olduğunu, çekin hangi amaçla ne zaman müvekkilime geçtiği çek istirdatı davasının konusu olduğunu, bu davayı açma hakkı da çek borçlularına ait olduğunu, dolayısı ile bu şekilde bir gerekçe yazılması abes olup mahkemece ima yolu ile müvekkilimin çek hamilliğinde şüphe yaratmasını da hukuk diline yakıştırmadığını, ilk cirantaya karşı takip yoluna gidilmemesinin sebebi hali hazırda çek borçlusu hakkında İstanbul 32. İcra Müdürlüğü ... E dosyasında 17.480,42 TL tutarında tahsilat yapılması ile bankanın kaybettiği çekte de kolay bir şekilde tahsilat yapılabileceği düşüncesini, nitekim banka çeki kaybetmeseydi borçlunun alacaklarının haciz sahibi, İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün dosyalarındaki alacaklılar değil müvekkilinin olacağını, mahkemeye tam olarak anlatamadığımız konu, gerekçede yattığını, çekin kaybolmasından kısa süre önce aynı borçludan tahsilat yaptığımız İstanbul 32. İcra Müdürlüğü ...E dosyası ile İstanbul 28. İcra Müdürlüğü ...E ve  İstanbul 28. İcra Müdürlüğü ... E dosyaları Sayın Mahkemece incelenseydi bu husus açıklığa kavuşacağını, bu arada bilirkişiye de ayrı bir parantez açmam gerektiğini, bilirkişiye tevdi edilen husus alacak miktarının ve faizinin hesaplanmasıyken bilirkişice görev alanının dışına çıkılarak adeta bir Hakim gibi Yerel Mahkemeye yukarıda saydığımız gerekçeler üretildiğini, dolayısı ile bizim iddialarımız ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, tüm bu açıklamalar ışığında müvekkilimin yetkili hamili olduğu çek kaybedilmeseydi çek borcu kesin bir şekilde tahsil edilecek dolayısı ile zararımız doğmayacağını, mahkemece işbu kararı ile tüm bankalara emanet aldığı çekleri kaybetme hakkı tanıdığını, bir hukuk devletinde bu karar kabul edilemediğini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1104 E,  2020/265 K sayılı kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava, davalı bankaya davacı tarafından ibraz edilen çekin banka tarafından kaybedilmesine dayalı olarak çek bedeli zararının  vekil olan bankadan tahsiline ilişkindir.<br>Dava konusu çekin hamili olan davacı tarafından takasa ibraz edilip karşılıksız işlemi gördükten sonra çekin davalı bankanın elindeyken zayi olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, bankanın çeki kaybetmesi sonucunda hamil olan davacının çek bedelini bankadan isteyip isteyemeyeceği konusunda toplanmaktadır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Bankalar birer güven ve itimat kurumlarıdır. Davalı banka kendisine tahsil için tevdi edilen çeki kaybetmiş ve davacının zarara uğramasına sebebiyet vermiştir. Bu durumda davacı davalının eyleminden kaynaklanan zararının tazminini davalıdan isteyebilir ise de, TTK’nun 818/1-f maddesi delaletiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Yasa’nın 688'ncü maddesinde “ciro, “bedeli tahsil içindir”, “vekâleten” veya bedelin başkası adına kabul edileceğini belirten bir şerhi ya da sadece vekil etmeyi ifade eden bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat o poliçeyi ancak tahsil cirosu ile tekrar ciro edebilir” düzenlemesi yer almaktadır.Bu hükme göre davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişki vekalet akdidir. Davalının sorumluluğu Borçlar Kanunu’nun 506. maddesi hükümlerine tabidir. Bu itibarla vekil hamil durumunda bulunan davalı bankanın sorumluluğuna hükmedilebilmesi için öncelikle davacının zarara uğraması ve bu zarar ile davalı bankanın eylemi arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Diğer bir ifade ile, vekil konumunda olan davalı Banka'nın çekin kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, hamilin zayi nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek çek borçlusu ve gerekse diğer müracaat borçlularından alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin keşide tarihi ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/12/2020 tarihli 2020/2913 E. 2020/5948 K.; 11/12/2017 tarihli 2016/5194 E. 2017/7082 K.; 17/04/2014 tarihli 2013/18254 E. 2014/7640 K.). Somut olayda her ne kadar davacı tarafından çek bedelinin tahsili hususunda keşideci aleyhine takip yapılmış ve keşidecinin takibe itirazı üzerine takip durmuş ise de bu durum bankanın sorumluluğuna gidilmesi için yeterli değildir. Davacı tarafça çek nedeniyle çekten dolayı sorumlu olanlar aleyhine yasal yollar tüketilerek bu yolla alacağın tahsil edilememesi halinde zararın doğacak olması ve bundan sonra davalı bankadan zararın tahsilini talep edebilecek olması karşısında, yasal yollar tüketilmeden davalı bankadan talepte bulunmasına imkan bulunmamaktadır. Davacı tarafça keşideci aleyhine yapılan takibe itiraz üzerine yasal yollar tüketilmeden davalı banka aleyhine iş bu  dava açılmıştır. Bu itibarla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Sonuç olarak ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gibi istinaf nedenleri de yerinde olmadığından ve kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/10/2023<br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f6d8cace0274e96","SID":"384d28d3c1bacd74"}}