{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1590 <br>KARAR NO\t: 2023/1074<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DAVA\t: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/10/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 25/10/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/01/2012 tarihinde imzalanan hizmet sözleşmesi ile davalının müvekkili şirkette 01/02/2012 tarihinden 04/02/2014 tarihine kadar ilaç satış temsilcisi sıfatıyla çalıştığını, işten ayrılmadan önce en son brüt 2.282,86 TL ücret aldığını, iş akdi sona erdikten sonra rakip firmada çalıştığının öğrenildiğini, müvekkili şirketin 1995 yılında kurulmuş hayvan sağlığı sektöründe uluslararası standartlarda her türlü ilaç ve aşı kimyasal maddelerin imali ve sair ürün üreten, ticaret ve pazarlamasını yapan, sermayesi 12 milyon TL olan ve iş hacmi büyük olan bir firma olduğunu, ilaç sektörünün teknik detaya sahip olması ve davalının bu konuda bilgi sahibi olmaması nedeni ile kendisine 5 yıllık otellerde satış, pazarlama, ilaç ve farmakoloji konularında geniş kapsamlı eğitimler verildiğini, davalı tarafın almış aldığı ücretsiz eğitimler ve teknik bilgiler nedeniyle üç yıllık hizmet sözleşmesi imzalandığını, şirketin verilen eğitimler sonrası yapılan yazılı sınav sonrasında çalışanlarını işe aldığını, çalışma süresi boyunca da eğitimler verdiğini, müvekkili şirketin zaman harcayarak ve masraf yaparak öğretmiş olduğu teknik bilgiler ile kazandırmış olduğu mesleki tecrübelerin, başka firmalarca kötüniyetli olarak kullanılmasını önlemek ve TTK‘da belirtilen haksız rekabet nedenlerine maruz kalmamak için hizmet sözleşmeleri için rekabet yasağı hükümleri ihdas ettiğini, işbu hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra iki yıl süre ile Karadeniz bölgesinde, işverenle aynı işi yapan ve aynı alanda faaliyet gösteren bir firmada çalışamaz, ortak olamaz ya da başka bir sıfatla katılamaz ve kendi adına iş kuramaz hükmünün bulunduğunu, davalı tarafın ise almış olduğu eğitimler sonrasında haklı bir neden olmadan iş akdini sonlandırdığını ve müvekkil şirkete rakip bir firmada çalışmaya başladığını,  fazlaya ilişkin dava hakkı saklı kalmak üzere hizmet sözleşmesinin ilgili maddesi uyarınca cezai şart bedelinin şimdilik 1.000,00-TL tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda belirsiz alacak davası açılabilmesi koşullarının mevcut olmadığını, hizmet sözleşmesinde haksız rekabete ilişkin düzenlemeye yer verilse dahi ilgili hükmün müvekkili ile müzakare edilmeksizin davacı tarafça önceden hazırlanarak imzalanması istenildiğinden ilgili sözleşme hükmünün genel işlem koşulu olarak değerlendirilmesi gerekeceğini ve bu sebeple müvekkil için bağlayıcı olmayacağını, genel işlem koşullarına ilişkin maddelerin tüm sözleşmeleri kapsayacak şekilde genel hükümler karşısında emredici nitelikte maddeler olarak düzenlendiğini, davacı firma ile birlikte birçok büyük firmanın da hayvan sağlığı ve ilaçlar sektörünün içinde bulunduğunu, müvekkilin davacı firmada 24/01/2012 tarihli Hizmet Sözleşmesi ile 01/02/2012 tarihinde ila temsilcisi olarak çalışmaya başladığını, yaklaşık 3 ay çalıştıktan sonra firma tarafından 27/04/2012 tarihinde işine son verildiğini, müvekkilin işine son verildikten 5 ay sonra davacı firmanın müvekkili yeniden çalışmaya davet ettiğini, 06/09/2012 tarihinde aynı pozisyonda yeniden çalışmaya başladığını, davacının sözleşme ile belirlenen yükümlüklere uymadığını, dönemsel olarak yapacağı zamları yapmadığını ve bu nedenle müvekkili işten ayrılmaya zorladığını, müvekkilin de 04/02/2014 tarihinde işten ayrılarak 3 gün sonra 07/02/2014 tarihinde yine hayvan sağlığı ve ilaçları sektöründe Türkiye genelinde faaliyet gösteren ...ilaç firmasında ilaç mümessili olarak işe başladığını, oradan ayrılarak Bavet furtasında ilaç mümessili olarak çalışmaya başladığını ve halen daha çalışmaya devam ettiğini, davacının davasını 24/11/2015 tarihinde açmış olduğu dikkate alındığında, ... ilaç firmasında işe başlama tarihi olan 07/02/2014 tarihi üzerinden yaklaşık 22 ay geçtikten sonra dava açmasını anlamanın güç olduğunu, bu noktada müvekkilin davacı firmaya ait müşteri çevresi veya iş sırları hakkında bilgi sahibi olduğu düşünülse dahi aradan geçen bunca zaman aralığında müvekkilin yeni firmaların müşteri çevreleri ve firmaya ait bulunan ilaçlara uyum sağladığını, eski firmaya ait bilgilerin hatırda kalması ve dolayısıyla kullanılmasının mümkün olmadığını, haksız rekabetin bir nevi haksız fiil olduğunu ve haksız fiilerde aranan nedensellik bağının somut olayda aradan geçen 22 ayda araya başka firmaların girmesi nedeni ile kesildiğini, rekabet yasağı maddesinin genel işlem koşulu olduğunu ve yazılmamış sayılması gerektiğini, bu durum olmasa dahi davacının sözde aykırılıktan 22 ay sonra davasını açtığını ve davacının müşteri çevresi ve iş sırrını kullanarak zarara uğratma ihtimalinden bahsedilmeyeceğini, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Somut olayda davalının davacı firmadaki unvanı (satış temsilcisi) itibariyle, davacı firmanın ticari sırlarına vakıf olduğu hususu dosya kapsamında toplanan deliller yanı sıra dinlenen tanık beyanlarıyla da sabit olmuştur. Davalı, davacı ile arasındaki sözleşmeyle kabul edilen rekabet yasağına rağmen hizmet sözleşmesini sona erdirdikten hemen sonra davacı ile aynı işi yapan, aynı bölgede faaliyet gösteren dava dışı şirketlerde aynı unvan ile görev yapmaya başlamış olup, kural olarak; 6098 sayılı TBK.nun. 444. ve 445.maddeleri uyarınca, işverenin yer, zaman ve işlerin türü bakımından hakkaniyete aykırı olmamak koşulu ile işçisi ile diğer koşullarda ayrı bulunmak koşulu ile rekabet yasağı sözleşmesi imzalamasında hukuka aykırılık bulunmadığı; süre bakımından ise 2 yılı aşmayan rekabet yasağının hukuka uygun olarak görülmesi gerektiği; kaldı ki TBK.m. 445/2 gereğince rekabet yasağının süresi uzun olsa dahi hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağı koşullarını serbestçe değerlendirerek hakkaniyete uygun biçimde kapsam ve süre bakımından sınırlandırabilecektir. Dava konusu uyuşmazlık davalının davacı şirket ile olan hizmet akdinin sona ermesi ile şirketten ayrıldıktan sonra yeni başladığı işin davacı şirket ile daha önce yapmış olduğu hizmet sözleşmesi kapsamında rekabet yasağına aykırılık teşkil edip etmediği, bu çerçevede davacının davalıdan cezai şart talep şartlarının oluşup oluşmadığı varsa bunun miktarı hususlarında toplanmaktadır. Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınan kısımlarında açıklandığı üzere taraflar arasında düzenlenen 05/09/2012 tarihli hizmet akdinin VII 1/b-c maddesinde öngörülen cezai şart nedeniyle davalının bu madde hükmüne aykırı davrandığından bahisle cezai şart istemiyle mahkememizde açılan davada, davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren şirketlerde; sözleşmede belirtilen süre ve bölgede çalışarak sözleşme hükmünü ihlal ettiği, hizmet akdinin rekabet yasağını düzenleyen maddesinin TBK 445 maddesindeki koşullar uyarınca değerlendirildiğinde zaman ve işin türü bakımından sınırlama içermekle birlikte yer bakımından da düzenleme içerdiği, bu sınırlamaların davalının iktisadi geleceğinin tehlikeye atacak mahiyette hakkaniyete aykırı bir sınırlama teşkil etmediği, sözleşme hükmünün genel işlem koşullarına uygun olduğu, davacı şirketin satış sorumlusu konumunda olan davalının, davacı şirketin müşteri çevresi hakkında bilgi edindiği ve bu bilgilerin kullanımının davacı şirket aleyhine zarar doğurabilecek nitelikte olduğu göz önüne alınarak, davalının iş sözleşmesini haklı nedenle fesih ettiğine ilişkin delil bulunmadığı anlaşılmakla, haksız rekabetin oluştuğu kanaatine varılmış, davalının, davacıya ödemesi gereken cezai şartın hizmet akdinin  VII. 1/c maddesinde bulunan en son aylık ücretinin (10) katına tekabül eden tutarın (2.282,86 TL* 10=22.828,60 TL) olarak hesaplandığı; iş sözleşmesinin ilk kurulması sırasında iş bulma kaygısıyla ve sonrasında iş akdinin devamı için işverence sunulan her şartı kabul etme durumunda kalan işçinin konumu, sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alındığında TBK.m.182-(3) maddesi uyarınca taraflarca kararlaştırılan cezai şartın mahkememizce fahiş nitelikte bulunduğu kabul ve takdir edilmekle; cezai şartın davalının son aldığı brüt maaşın 4 katı oranı üzerinden belirlenen tutar yönünden kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü ile; 9.131,44 TL cezai şart alacağının 24/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi  ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin (bakiye ceza şart alacağının fazlaya ilişkin bölümün TBK 182. Maddesi uyarınca resen tenkis edildiği de dikkate alınarak) reddine\" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı işverenin davalı müvekkil de dahil olmak üzere tüm işçilerine imzalatmak üzere önceden tek başına hazırladığı tek tip iş sözleşmesini 24/01/2012 tarihinde müvekkilinin önüne koyduğunu, müvekkilinin okumasına ve içeriği hakkında bilgi edinmesine fırsat dahi vermeksizin imzalamasını istediğini, devamında müvekkili tarafından içeriği hakkında bilgisi dahi olmadan imzalandığını, somut vakıada imza altına alınan iş sözleşmesinin genel işlem şartı niteliğinde olduğunun açık olduğunu, dava konusu dosyada rapor hazırlayan bilirkişilerce sözleşmeyi yalnızca haksız rekabet sözleşmesinin kendine özgü koşulları zaman, mekan sınırlaması bakımından hatalı olarak değerlendirdiğini, oysa ki genel işlem koşullarının özellikle Borçlar Hukukunun 24. ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, somut vakıada eldeki sözleşme TBK hükümlerine göre değerlendirmeye alınmadığını, bir tarafın sosyal ve ekonomik açıdan güçlü olan işveren, bir tarafın işveren karşısında güçsüz durumda olan ve iş bulma - işsiz kalma kaygısı taşıyan işçi olduğunu, sözleşmelerde de bu denetime tabii tutulması gerektiğini, bu nedenler ile yerel mahkemece yapılmayan genel işlem şartı denetiminin yapılması gerektiğini, genel işlem şartı niteliğinde olan sözleşme hükmünün geçersizliği ile işbu davanın reddine karar verilmesi gerekeceğini, somut olayda veteriner ilaç satış temsilcisi olan müvekkilinin yaptığı iş nedeniyle ürünü ve pazarı tanımasının normal olduğunu, bu pazarı ve ürünleri tanımasının iş sözleşmesinin sonlanmasından sonra çalışma hayatında kendisine kısıtlayıcı bir etki göstermesinin hakkaniyetle bağdaşmayacağını, ürünü ve pazarı tanımasının üretim sırrına/ ticari sırra sahip olduğu anlamına gelmeyeceğinin açık olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. <br>Davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve istinafa cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.<br>GEREKÇE: Dava; Türk Borçlar Kanunu'nun 444 vd. maddelerinde düzenlenen  ve iş sözleşmesi ile kararlaştırılan işçinin rekabet etme yasağını ihlal etmesi nedeniyle rekabet yasağı kaydına bağlanan cezai şartın tahsili davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanunu yoluna başvurulmuştur. <br>İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmenin VII Özel Şartlar 2-b, c   maddelerinin \"Genel İşlem Koşulu\" niteliğinde olup olmadığı ve davalının eylemlerinin rekabet yasağını ihlal niteliğinde olup olmadığı noktasındadır.<br>Taraflar arasındaki 05/09/2012 imza tarihli Hizmet Sözleşmesinde davalının işe başlama tarihi 01/02/2012, sözleşme süresi 3 yıl, sözleşme türü belirli süreli, sözleşmenin bitim tarihi 01/02/2015, deneme süresi 2 ay olarak belirlenmiştir. Hizmet Sözleşmenin VII Özel Şartlar başlıklı maddesinin 2.numaralı bendinin “a” ve “d” aralığındaki hükümleri rekabet yasağını; “2-a) İşbu hizmet sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde işgören,  işyerinde çalıştığı vüre içinde ve iş bu hizmet sözleşmesi nedeniyle öğrenmiş olduğu bütün hususları yani bilimsel teknik sır ve bilgileri, laboratuar çalışmalarını, her türlü plan ve formülleri ve keza her türlü idari ve ticari sırlar ile müşteri bilgilerini saklamak mecburiyetindedir. Öğrendiği bu hususları başkalarına nakil etmeyecek, bunlar hakkında hiçbir kimseye bilgi vermeyecek ve göstermeyecektir. Bu hususlarda herhangi bir açıklamada bulunmayacaktır.b)İşgören, işbu hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra iki yıl süre ile Karadeniz bölgesinde, işveren ile aynı işi yapan ve aynı alanda facaliyet gösteren bir firmada çalışamaz, ortak olamaz ya da başkua bir sıfatla katılamaz ve kendi adına iş kuramaz.c) İşgören bu hükme aykırı hareket etmesi halinde işverenin uğrayacağı tüm zararları karşılamakla sorumlu olacağı gibi ayrıca brüt ücretinin on katı tularında cezai  şart ödeyecektir.d) İşgören tazminat veya cezai şart ödemiş olsa dahi işveren. İşgörenin rekabet yasağına aykırı davranışının men'ini talep hakkını saklı tutar ” şeklinde düzenlemiştir. <br>Sözleşmenin bu maddesi genel işlem koşulu ve sözleşme hürriyeti açılarından değerlendirildiğinde;  bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’ya, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.Tek seferlik bir anlaşma için hazırlanan sözleşme metni için genel işlem koşulundan söz etmek mümkün değildir.Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, sözleşmede yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir. Bununla birlikte, bir sözleşmede, bütün hükümlerin tartışılarak sözleşmeye konulduğuna ilişkin kayıt konulması, TBK m. 20/3 uyarınca, onları tek başına genel işlem koşulu olmaktan çıkartmayacaktır.   Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin davaya dayanak 05/09/2012 tarihli yazılı sözleşme yapılmadan önce 01/02/2012 tarihinde başladığı, fesih bildirim tarihine kadar davalının sözleşme metnine itiraz etmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça birçok hukuki ilişkiye uygulanmak üzere hazırlanmış sözleşme niteliğinde görülmeyip sadece taraflar arasındaki iş ilişkisine özel düzenlenmiş bir sözleşme niteliğinde olduğu anlaşılmakla sözleşme maddesinin genel işlem koşulu olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Rekabet yasağına ilişkin düzenleme, sözleşme serbestisi kapsamında olup  sözleşmedeki rekabet yasağına ilişkin maddesinin geçersiz olduğunu kabul etmek   mümkün değildir. Bu durumda bahsi geçen maddenin genel işlem koşulu olduğundan bahisle geçersizliğine yönelik davalı iddialarına itibar edilmesi mümkün görülmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir. Somut olayda davalının davacı işyerinden kendi isteğiyle ayrıldığı 4 Şubat 2014 tarihli  cevap dilekçesinde beyan edilmiş, 7 Şubat 2014 tarihinde davacı ile aynı tür ticari faaliyette bulunan ... İlaç firmasına  ilaç mümessili olarak işe başladığı uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasında yapılan sözleşmenin işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek mahiyette olmadığı, iki yıl süre ile Karadeniz bölgesinde, işveren ile aynı işi yapan ve aynı alanda faaliyet gösterenir firmada çalışamaz, ortak olamaz ya da başka bir sıfatla katılamaz ve kendi adına iş kuramaz şeklindeki düzenlemenin TBK 444 vd. Düzenlemelere aykırılık içermediği belirlenmiş olmakla davalı vekilinin bu yönlere ilişen istinaf talebi de yerinde görülmemiştir.  <br>Davalı vekilinin lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede;  sözleşme ile tayin edilen bir cezai şartın tahsilini istemek hakkını haiz olan davacının açtığı dava sonunda cezai şartın mahkemece fahiş görülerek hakimin takdir hakkını kullanarak tenkis edilmesi halinde, tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekalet ücreti  ve yargılama gideri hükmedilemeyeceğinden bu yöne ilişen istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.  <br>HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \t\t<br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 623,77 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 101,60 TL nispi ve 54,40 maktu olmak üzere toplam 156,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 467,77‬ TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/10/2023<br>\t\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac4eab4aec3785c5","SID":"42ed7e69aee24218"}}