{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1213 Esas<br>KARAR NO: 2023/1593 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI: 2019/437 Esas - 2021/54 Karar<br>TARİHİ:  08/02/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/10/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin, davalı şirkete ait eşyanın Çin'den Türkiye'ye taşınması işlerini organize ederek üstlendiğini, edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, söz konusu taşımaya ilişkin olarak davalı adına tanzim edilen 10.01.2019 tarih, 845 USD, ... no.lu, tahliye nezareti ücreti içerikli fatura bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, davalı tarafından, yapılan bu takibe itiraz edildiğini, dava şartı gereği arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, alacağın tahsili için huzurdaki davayı açtıklarını beyanla davalı borçlunun, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yaptığı haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili ile davacı arasında Çin'den ithal edilen malların taşınması hususunda davacı tarafından 16.05.2018 tarihinde sunulan; 7.300 USD şeklindeki fiyat teklifinin, müvekkili tarafından 31.05.2018 tarihinde kabul edilmesi ile sözleşme ilişkisinin kurulduğunu, müvekkili tarafından 7.300 USD'nın davacıya ödendiğini ve bu taşımadan kaynaklı olarak herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının talep ettiği tutarın, sözleşmede yer almadığını, sözleşme yapıldıktan sonra fiyatlarda ve yükleme planında meydana gelebilecek değişikliklerin davacının sorumluluğunda olduğunu beyanla fazlaya ilişkin dava haklarının saklı kalması kaydı ile davanın reddine, kötü niyetli olarak icra takibi başlatan davacının, %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, dava harç ve giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 08/02/2021 tarih ve 2019/437 Esas - 2021/54 Karar sayılı kararında; \"Uyuşmazlığın, davaya konu taşıma nedeniyle davacının davalıdan tahliye nezareti ücreti alacağının olup olmadığı varsa miktarı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyası, dosyamız arasına alınmış, dosyanın incelenmesinde, davacının davalıdan olduğunu iddia ettiği 845 USD faturaya dayalı asıl alacağını 6,23 USD işlemiş faizi ile birlikte toplam 851,23 USD olarak tahsil etmek için davalı borçlu aleyhine 15/03/2019 tarihinde icra takibine  başlandığı, ödeme emrinin davalıya 19/03/2019 tarihinde tebliğ edildiği, UYAP'tan yapılan incelemede davalı borçlu tarafından 20/03/2019 tarihinde itiraz dilekçesi sunulduğu, davanın İİK 67 maddesi gereği  31/12/2019 tarihinde yasal süresi içinde açıldığı görülmüş, taraf vekillerince davaya ilişkin tüm delilleri sunulmuştur. Tüm dosya kapsamı itibariyle, dosyada mevcut taşıma giderlerini içeren navlun faturası doğrultusunda davacının TTK 921. Madde gereğince taşıma işleri komisyoncusu olması nedeniyle taşıyanın hak ve yükümlülüklerine, dolayısıyla fiili taşıyanın hak ve yükümlülüklerine sahip olduğu, bu konuda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasında navlun sözleşmesinin elektronik olarak yapılan yazışmalar ile kurulduğu, dosya kapsamında yer alan elektronik posta yazışmalarına göre, davalı tarafın icaba daveti üzerine davacının, 16.05.2018 tarihinde, geçerlilik tarihi 15-31.05.2018 olan icapta bulunduğu, davacının icabını takiben (yapılan icabın geçerlilik süresi içerisinde) davalının kabul beyanıyla sözleşmenin, 31.05.2018 tarihinde, 7.300 USD bedel ile kurulduğu, dava konusu uyuşmazlıkta davalının üzerinde anlaştıklarını iddia ettiği 7.300 USD yi 01.10.2018 tarihinde davacıya ödemesine rağmen, davacı taşıyanın taşıma hizmeti karşılığında kararlaştırılan ücretin eksik ödendiğini belirtip davalıya \"tahliye nezareti hizmeti\" adı altında fatura düzenleyerek 845 USD ücret talep ettiği, navlun sözleşmesinin yükün boşaltılmasını yani tahliye faaliyetini de taşıma hizmetinin bir parçası olarak bulundurması nedeniyle davacının tahliye nezareti adı altında navlun faturası haricinde taşıma hizmeti için ayrı bir ücret talep etmesinin mümkün olamayacağı kanaatiyle, davacının davasının reddine karar verilmiş, davacının davalı aleyhine icra takibi yapmakta kötüniyetli olduğu ispatlamadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, tarafları elektronik posta yolu ile sözleşme görüşmelerini yapmış olup bu uğurda müvekkili tarafından 15.05.2018 tarihinde gönderilen e-posta ile 15.05.2018-31.05.2018 tarihleri arasında yapılacak taşımalar için geçerli olacak fiyat teklifinin, henüz Haziran ayına ait güncel navlun bedellerinin ise açıklanmamış olduğunun iletildiğini; Müvekkili şirket çalışanı ... tarafından davalı şirket çalışanı ...'a gönderilen 18.05.2018 tarihli mailde; \"... bey merhabalar FCL için de navlun çalışacağız size, ancak navlunları uygun olan hatlarla ay sonuna yer teyidi verilemiyor, Haziran başında kalkacak gemilerle yer teyidi alabiliyoruz, Haziran ayı navlunları henüz açıklanmadı, biraz daha beklemek için süre var mıdır? \" denildiğini, akabinde ise \"... bey ,Parsiyel olarak ilk gemim 2 haziran da, devam edebilir miyim bu şekilde ?\" maili atılarak teyit istendiğini, bu maile ... tarafından \"sn nurdan hanım en uygunu bu olsa gerek full haziranda fiyatı belli olacak. süre uzayacak. parsiel devam edelim.\" şeklinde cevap verilmiş olmakla navlun ücretinin Haziran ayında belli olacağının bilindiğinin anlaşıldığını; Müvekkili şirket çalışanı ... tarafından gönderilen, 22.05.2018 tarihli mailde; \"Şu an Mayıs ayı için tüm gemiler kapanmış durumda. Haziran rakamlarımız henüz açıklanmadı ancak Mayıs geçerlilik ile OB Ambarlı varış komple navlunumuzu paylaşıyoruz sizlerle. Haziran ayı ile navlunda değişiklik olabilir. EXW  yükleme için iletmiş olduğumuz navlun üzerine + lokal masraflar eklenecektir.  \" denildiğini; İlgili maillerde ifade edildiği üzere yapılan fiyat teklifinin 15.05.2018-31.05.2018 tarihleri arasında gerçekleştirilecek taşımalar için geçerli olacağını, Haziran ayında yapılacak taşıma için ise fiyatların değişeceğinin ve navlun üzerine lokal masraflar eklenebileceğinin iletildiğini, dava konusu taşımanın14.06.2018 tarihinde gerçekleştirildiğini, davalı tarafından 15.05.2018 tarihli mail ile müvekkili şirket tarafından fiyat teklifinin iletildiğini ve bu teklifin kabul edildiğini, sözleşmenin bu esnada kurulmuş olduğu iddia edilse de müvekkilinin Mayıs fiyatlandırması üzerinden sözleşmenin kurulması iradesinin bulunmadığını; Mayıs fiyatlandırmasının yalnızca Mayıs ayında gerçekleştirilecek taşımalar için geçerli olduğunu, müvekkili tarafından Haziran ayında fiyatların değişeceği iletilmiş olup davalı tarafın söz konusu taşıma işini müvekkili şirkete yaptırarak zımnen sözleşmenin mevcut şartlar ile kurulmasını kabul ettiğini, sözleşmenin Haziran ayına ait navlun bedeli üzerinden kurulduğunu, söz konusu taşıma için 22.06.2018 tarihinde davalı şirket çalışanı ...' a mail gönderilerek, 11.06.2018-15.06.2018 geçerlilik tarihli navlun ücretlerinin gönderildiğini, davalı yan tarafından bu maile de bir itiraz olmadığını, müvekkili şirket tarafından Haziran ayında yapılacak taşımalarda navlun bedellerinin güncelleneceğinin davalıya bildirildiğini ve davalı tarafından söz konusu taşıma işinin müvekkili şirkete yaptırıldığını, sözleşmenin bu şartlar dahilinde kurulduğunun kabulü gerektiğini; Davalı tarafından Mayıs ayı fiyatlandırmasına göre navlun bedeli ödenmiş olup, davalı tarafından Haziran ayına ait navlun bedellerinin ödenmesi gerektiğini, Haziran ayında ise navlun bedellerine lokal masrafların eklenebileceğinin davalıya iletildiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunda tahliye ücretinin navluna dahil olduğu ve ayrı bir kalem olarak istenemeyeceği yönünde görüş bildirilmişse de, bu görüşün hatalı olduğunu, faturaya konu edilenin tahliye ücreti değil tahliye nezaret ücreti olduğunu, nezaret ücretinin literatürde \"...\" olarak ifade edildiğini, ... ya da kısaca \"...\" nin 1990 yılından bu yana taşıyıcı konfederasyonlar tarafından çıkartılan bir karar ile navludan ayrıldığını ve ayrı bir kalem olarak alıcılara iletilen bir masraf olarak kabul görmeye başladığını, gelinen aşamada müvekkili şirket üzerine düşen edimi yerine getirmiş olmasına karşın davalı tarafından borcun ödenmemesi nedeniyle açılan davanın reddi yönünde verilen karar hatalı olup kaldırılması gerektiğini talep ve beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı taleplerine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2021 yılı için HMK'nIn 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 5.880,00 TL olmuştur. Dava değeri ve Mahkemece reddolunan miktar 5.605,00 TL'dir. Davacı tarafından reddolunan miktar istinaf konusu edilmekle, istinafa konu edilen miktar 5.880,00 TL'den düşük olup buna göre ilk derece mahkemesi kararı kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak Yerel Mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle her ne kadar İlk Derece Mahkemesi'nce HMK'nın 346. maddesi uyarınca kararın kesinlik (istinaf) sınırının altında kalması sebebiyle bir karar verilmesi gerekirken verilmemişse de, HMK'nın 352. maddesi uyarınca bu husus Dairemizce değerlendirilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341, 352/1 maddeleri  gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55‬ TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/10/2023 tarihinde HMK'nın 341. 352/1. maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4758a292290b4615","SID":"f8e6354df8ee6b4a"}}