{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t: 2024/290 <br>KARAR NO\t: 2024/568<br>DAVA\t: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 22/05/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 12/07/2024<br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde; müvekkili ile kardeşi ...'ün 11/11/2005 tarihinde ... Limited Şirketi'ni kurduklarını, kuruluş aşamasında ...'ün % 75 payının, müvekkilinin  % 25 payı olduğunu, ana sözleşmenin 8.maddesinde, ilk 20 yıl için şirket müdürü olarak ...'ün seçildiğini, 26/12/2022 tarih ve ...nolu kararla ortaklardan...'ün %75 olan payını oğulları  ...'e %25, ...'e %25 ve ...'e %25 payla devrettiğini, aynı kararla müvekkili ...'ün şirket müdürü olarak atanmasına karar verildiğini, amca olan müvekkilinin, kardeş olan diğer  davalı ortaklarla tartıştığını ve  çıkan anlaşmazlık nedeniyle müvekkilinin şirketten ayrılması veya diğer ortakların paylarını devir almasının söz konusu olduğunu, davalı şirket ortaklarının İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında açtıkları davada ileri sürdükleri asılsız iddialar ve suçlamalar  ile ortaklar arasında güven kalmadığını ve şirketin devamının riske girdiğini ortaya koyduğunu, davalı ortakların amacının müvekkilini sindirmek olduğunu, davalıların müvekkilini hırsızlıkla suçladığını, şirket ortaklarının birbirlerine karşı güveni kalmadığından ve artık bu şartlar altında şirketin devamının mümkün olmadığından öncelikle şirket menkul ve gayrimenkul mallarının değerlerdirilmesi ile şirketin piyasa değeri üzerinden belirlenecek bedeli baz alınarak diğer ortakların paylarını devir almaya veya gerçek bedeli üzerinden kendi payını devretmeye hazır olduğunu, bu olmadığı takdirde haklı nedenlerden dolayı şirketin feshini isteme zorunluluğu doğduğunu belirterek öncelikle şirket adına kayıtlı menkul, gayrimenkul ve tüm araçlara ihtiyati tedbir konulmasına, şirkete kayyım atanarak yapılacak yargılama sonucunda ... Nakliyat Ticaret Limited Şirketinin feshi ile tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalılar ..., ... ve ... vekili mahkememize sunduğu 23/05/2024 tarihli dilekçe ile davacı talebi gibi şirket adına kayıtlı menkul, gayrimenkul ve tüm araçlara ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini, yönetim için tedbiren ortak ...'e yetki verilmesini, aksi halinde kayyım atanmasına karar verilmesini, tasfiye şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>Mahkememiz 31/05/2024 tarihli tensip... nolu ara kararı ile davalı şirkete ait menkul ve gayrimenkullerin ve araçların kaydına devrin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş, tespit edilen ve bildirilen araçlar ile taşınmazlar üzerine tedbir şerhi işlenmiştir.<br>Yargılama devam ederken, davacı vekilinin 04/07/2024 tarihli dilekçesi ile tarafların 03/07/2024 günü anlaştıkları ve müvekkilinin payını davalılara devrettiği, taraflar arasında yapılan anlaşmada karşılıklı olarak yargılama gideri ve avukatlık ücreti talebi olmadığı, davanın konusuz kaldığından davanın karara bağlanmasını, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br>Davalılar  ..., ... ve ... vekili 10/07/2024 tarihli dilekçesi ile tarafların anlaştıklarını, yargılama ve vekalet ücreti talepleri olmadığını, şirket adına kayıtlı araç ve diğer mal varlıklarına konulan tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Her ne kadar davacı tarafça mahkememize iş bu dava açılmış ise de; yargılama sırasında davacı vekilinin 04/07/2024 tarihli dilekçesi ile, davalılar ..., ... ve ... vekili 10/07/2024 tarihli dilekçesi ile Mahkememize sulh olduklarını beyan ettikleri anlaşıldığından tarafların sulh olmaları sebebiyle davanın esası hakkında  karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Taraf beyanları doğrultusunda tarafların yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri bulunmadığı anlaşıldığından bu yönde hüküm tesis edilmemiştir. <br>H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Mahkeme dışı sulh sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>2-İhtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu'nun 22. Maddesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu ilam harcının 1/3'ü olan 142,53-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harçtan mahsubu ile fazla 285,07‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacı tarafa iadesine,<br>4-Davalılar  ..., ... ve ... vekilinin beyanı dikkate alınarak davalı yararına vekalet ücreti ile yargılama gideri takdirine yer olmadığına, <br>5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>-Taraflarca yatırılan ancak sarf edilmeyip artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>Dair, oybirliği ile verilen karar tarafların yokluğunda, tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.12/07/2024 <br>Başkan ...<br>E-imza <br>Üye ...<br>E-imza <br>Üye ...<br>E-imza <br>Katip ...<br>E-imza <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ecd6ecc7e41aa33","SID":"111bc15c65d7ddf2"}}