{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/798 - Karar No:2024/554<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/798 <br>KARAR NO\t: 2024/554<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 10/03/2022<br>NUMARASI\t: 2016/970 E-2022/140 K<br><br>ASIL DAVADA:<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak(Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>\t  <br>KARAR TARİHİ\t: 14.06.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14.06.2024\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve alacak istemlerine ilişkin asıl ve birleşen davalarda mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tAsıl davada davacı vekili: Müvekkili ile davalı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı arasında 08/05/2014 tarihinde ... Tesisleri Fiziki Güç ve Su Eğitim Tesisleri tamamlama işine ait futbol sahası 55 mm suni sentetik çim halı kaplaması yapılması, 8 mm sbr+7 mm EPDM tartan pist ve heterojen PVC zemin kaplama tarkett planet işinin yapılmasına yönelik olarak 223.000,00 Euro bedelli ve 23/10/2014 tarihli, 8 mm SBR + 2 mm poliüretan zemin kaplama ve 8 mm SBR + 7 mm EPDM tratan pist 180.000,00 Euro bedelli olmak üzere 2 adet sözleşme akdedildiğini, müvekkili tarafından ... Bankası 0663368 seri numaralı 65.000,00 TL teminat çekini keşide tarihi boş bırakılmak sureti ile ve ciro edilemez kaydı ile iş ortaklığı adına ...…Ltd.Şti. yetkilisi ...'a teslim edildiğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm edimlerini tam ve kusursuz bir şekilde ifa ettiğini, 08/05/2014 tarihli sözleşmenin 4. maddesinde belirtildiği üzere teminat çekinin malzeme şantiyeye teslim tarihinde müvekkiline iade edileceğinin kararlaştırıldığını, yine müvekkilince işlerin %100 olarak tamamlandığını, 31.08.2015, 20.03.2015, 30.08.2014, 15.04.2015 tarihli faturalarla üstlendiği işi tam olarak teslim ettiğini, Ankara 25. Noterliği'nin 04/04/2016 tarih 07508 yevmiye nolu ihtarnamesi ile birlikte davalılardan alacaklı oldukları meblağların ödenmesini ve teminat olarak verilen çekin tebliğinden itibaren en geç 2 iş günü içerisinde iade edilmesinin ihtar edildiğini, keşide tarihi olarak çeke 05/12/2016 tarihi eklenmek sureti ile ödenmesi amacı ile kötü niyetli olarak bankaya ibraz edildiğini, bu hususa ilişkin olarak davalılar hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/175323 soruşturma sayısı ile suç duyurusunda bulunulduğunu, karşılığı bulunmaması halinde bankaca karşılıksız ibaresi vurulmasının dahi müvekkilinin ticari itibarına zarar vereceğini,17.03.2016 tarihli cari hesap ekstresinde 89.638,50 TL müvekkilinin alacağı bulunduğunu, 04.04.2016 tarihli ihtarnamede teminat çekinin iadesi ile birlikte bu alacağın da ödenmesini istediklerini, davalıların 14.10.2016 tarihli cevabi ihtarnamesindeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, cari hesaptan kaynaklı müvekkili alacağını ödememek adına yaklaşımda bulunduklarını ve teminat çekini kullanmaya çalıştıklarını  belirterek, fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydı ile davacı müvekkili şirket nezdinde telafisi güç bir durum doğmaması için ... Şubesi ... Bankasında bulunan; müvekkilince keşide edilen 0663368 seri numaralı 65.000,00 TL bedelli teminat çekinin ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi, müvekkili şirketin davalı şirkete borçlu bulunmadığının tespitine, söz konusu çekin müvekkiline iadesine, davalı tarafın çeke ilişkin takip başlatması halinde ve bankaya ibraz ederek kötü niyetli davrandığı göz önünde bulundurularak %20' den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t\tAsıl davada davalılar vekili: Müvekkili şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığının Milli Savunma Bakanlığının ihale ettiği, “... Tesisleri Fiziki Güç ve Su Eğitim Tesisleri Tamamlama İnşaatı” işinin yapımını üstlendiğini, bu iş kapsamında yapılacak olan,  Büyük Futbol sahası koşu parkuru tartan pisti,  fiziki güç binası spor salonu EPDM zemin kaplaması ve çok amaçlı salonların PVC yer kaplaması işinin yapımını, taşeron sözleşmesi ile davacı şirkete verildiğini ve taraflar arasında 08.05.2014 ve 23.10.2014 tarihli iki adet sözleşmenin imzalandığını, davacıdan 08.05.2014 tarihli sözleşmenin 4. maddesi gereğince 65.000,00 TL tutarında teminat çeki alındığını, aynı maddede çekin taahhüt konusu malzemelerin şantiyeye getirilmesini müteakip davacıya iade edileceğinin düzenlendiğini, ancak davacının sözleşme ile yüklendiği edimleri yerine getirmediğini, işi eksik ve kusurlu yaptığını, ihtarnamelere rağmen tamamlanmadığını, bu nedenle teminat çekinin iade edilmesi koşulunun oluşmadığını, yine idarenin yazdığı yazılar ve geçici kabul tutanaklarına göre de davacının edimini yerine getirmediğinin sabit olduğunu, sözleşmenin 7. maddesinde ... hükmünün düzenlendiğini, Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine göre de imalat kusurlarına ilişkin olarak yüklenicinin 15 yıl süre ile sorumluluğunun söz konusu olduğunu belirterek, dava konusu 65.000,00 TL üzerine konulan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ve davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t\tBirleşen 2017/347 E sayılı davada davacılar vekili: Taraflar arasında 08.05.2014 ve 23.10.2014 tarihli taşeronluk sözleşmelerinin akdedildiğini, 08.05.2014 tarihli sözleşmenin 4. maddesi gereğince davalıdan 65.000,00 TL tutarında teminat çeki alındığını, ancak davalının sözleşme ile üstlendiği edimleri yerine getirmediğini, işi eksik ve kusurlu yaptığını, bir kısım işler aciliyet arz ettiğinden dava dışı idarenin isteği doğrultusunda müvekkilince yaptırılmak zorunda kalındığını ve bu işlerin bedelinin 47.416,65 TL olduğunu, ayrıca henüz yapılmayan eksik ve kusurlu işler için de fazla hakları saklı olmak üzere 5.000,00 TL talep ettiklerini belirterek, davalının eksik ve kusurlu imalatını gidermek için müvekkilince ödenen 47.416,65 TL ile fazla hakları saklı olmak üzere şimdilik 5.000,00 TL eksik ve kusurlu işler bedelinin davalıdan alınarak ilk ihtar tebliğ tarihi olan 10.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiş,  davacılar vekili 07.02.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle; eksik ve kusurlu imalatlardan kaynaklı 5.000,00 TL' lik talebini 196.000,00 TL daha arttırarak 201.000,00 TL'na yükseltmiş ve bu miktarın 10.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep etmiştir. <br>\t\tBirleşen 2017/347 esas sayılı davada davalı vekili; davanın reddini savunmuş ve en az %20 oranında davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t\tBirleşen 2018/1015 E sayılı davada davacı vekili: Taraflar arasında akdedilen 08.05.2014 ve 23.10.2014  tarihli sözleşmeler kapsamında müvekkilinin üstlendiği işleri tamamladığını, faturaların düzenlenerek işin teslim edildiğini, son cari hesap ekstresinde görülen 1.217.026,63 TL’nin 1.127.388,13 TL'sı müvekkiline ödenmiş olup, hali hazırda faturadan kaynaklı olan 89.638,50 TL’sinin müvekkiline ödenmediğini, 17.03.2016 tarihli cari hesap ekstresine göre 89.638,50 TL alacaklı olduklarını, bu nedenle 04.04.2016 tarihinde keşide edilen ihtarname ile bakiye alacağın ödenmesini ve teminat çekinin iade edilmesinin istenildiğini, akabinde davalıların çeşitli bahanelerle kendi kusurlarını müvekkiline atfetmeye çalıştıklarını, 14.10.2016 tarihli cevabi ihtarnamedeki hususların gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin tüm edimlerini ifa ettiğini, davalı tarafın borcunu ödemekte direndiğini belirterek, fazla hakları saklı kalmak kaydıyla 26.11.2015 tarih 25784  ve 28.12.2015 tarihli 25790 sıra nolu faturalardan bakiye 89.638,50 TL'nin 12.04.2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tBirleşen 2018/1015 E sayılı davada davalılar vekili: Davanın derdestlik yönünden reddi gerektiğini, 2016/970 ve 2017/347 esas sayılı davalarla eldeki davanın konularının aynı olduğunu davacının edimlerini yerine getirmediğini, imalatların ayıplı yapıldığını, davacı tarafından giderilmediğinden bedelinin müvekkilince ödenerek 47.416,65 TL'sına gidertildiğine, yine keşifle tespit olunan eksik ve kusurların da 178.415,68 TL'sına dava dışı ... ...Ltd. Şti'ne yaptırıldığını, eksik ve kusurlar nedeniyle toplamda 225.832,33TL ödeme yapmak zorunda kaldıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince:  Asıl davanın çek nedeniyle menfi tespit talebine ilişkin olduğu, mahkemece  aldırılan 10/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda, asıl dava bakımından, davacı teminat iadesi talep etmiş olup, öncelikle belirtilen beton testi ve boya incelemesi yaptırılması halinde  ayıplı imalatların kimden kaynaklandığının tespiti ve eksik imalatlarla birlikte davacının sorumluluğunun tespit edilebileceği, bu aşamadan sonra teminat iade şartlarının oluşup oluşmadığına karar verilebileceği, birleşen dava bakımından davacının alacağı olup olmadığının tespiti için yukardaki hususların tespiti gerektiğinin belirtildiği, 05/07/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda; asıl dava bakımından davacı teminat iadesi talep etmiş olup, öncelikle yukarda belirtilen beton testi ve boya incelemesi yaptırılması halinde  ayıplı imalatların kimden kaynaklandığının tespit ve eksik imalatlarla birlikte davacının sorumluluğunun tespit edilebileceği, bu aşamadan sonra teminat iade şartlarının oluşup oluşmadığına karar verilebileceği, birleşen dava bakımından davacının alacağı olup olmadığının tespiti için yukardaki hususların tespiti gerektiğinin belirtildiği, 11/01/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda,  asıl davada, davacının 2. ve 3. bölümler için malzeme getirmediği kanaatine varılmış olup, ancak malzemeye ilişkin bir bedel de tahsil etmediği nazara alınarak davalıda kalan 65.000,00 TL bedelli çekin sebepsiz kaldığından bahisle iadesi şartlarının oluştuğu, birleşen 2017/347 sayılı dosyada, ... halıcık firmasının eksik ve ayıplı bıraktığı işlerin ihtarlara rağmen tamamlanmadığı ve ... ... firmasına anılan eksik ayıplı işlerin yaptırıldığı ve toplamda 201.000 TL ödendiği tespit edildiği, diğer firmalara yapılan ödemelerin nazara alınmadığı (davacının talebiyle bağlı kalacağı) birleşen 2018/1015 sayılı dosyada davacının davaya konu ve hesap ekstresine göre bakiye alacağının 34.874,02 TL olarak tespit edildiği, asıl davanın çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile söz konusu çekin iadesi istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında ... Tesisleri Fiziki Güç ve Su Eğitim Tesisleri tamamlama işine ilişkin inşaatın zemin kaplama imalatlarının malzemeli ve işçilikli olarak yapılması kapsamında 08.05.2014 tarihli sözleşme yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesinde %30 peşinat karşılığı davacı taşeron tarafından teminat çeki verileceği belirtilmekle birlikte, teminatın iade koşullarına  ilişkin bir düzenlemenin sözleşmede yer almadığı, bu kapsamda teminatın işveren davalıların peşinat olarak verdikleri miktarı korumak için verilmiş olduğu kabul edilmiş olup, davacı tarafından işin %30'dan daha fazla olan kısmı bitirilmiş olmakla ve davacının davalılardan alacağı olmakla davalıların peşinat olarak verilen çeki uhdelerinde tutmalarının haksız görüldüğü, bu nedenlerle davacının  davasının kabulü ile, keşidecisinin davacı, lehtarın davalı ortaklık olduğu, ... A.Ş. ye ait 0663368 çek nolu, 65.000,00TL bedelli çek nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ile söz konusu çekin davacıya iadesine  karar verilerek hüküm tesis edildiği, birleşen  Ankara 14. Ticaret Mahkemesinin 2017/347 esas sayılı davanın ayıp ve eksik ifa nedeniyle alacak, nam ve hesaba yapılan iş bedeli istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında ... Tesisleri Fiziki Güç ve Su Eğitim Tesisleri tamamlama işine ilişkin inşaatın zemin kaplama imalatlarının malzemeli ve işçilikli olarak yapılması kapsamında 08.05.2014 tarihli sözleşme yapıldığı, sözleşme kapsamında yapılan işin 02.10.2015 tarihinde geçici kabulü yapılmış ve davalının yapmış olduğu imalatları da kapsar şekilde bir kısım eksik ve kusurlu işlerin tamamlanması için davalılara süre verildiği, bu itibarla  davacılar tarafından TTK'nın 23/c maddesinin \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü  maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" hükmü yollaması ile Türk Borçlar Kanunu 223/2 maddesinin \"Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. \" düzenlemesi uyarınca  ayıbın şekli ve niteliğine göre ortaya çıkan ayıbın davalıya hemen bildirilmesi gerekirken bu bildirimde bulunulmadığı, bu nedenlerle ayıbın şekli ve niteliğine göre  süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmamasına, davalının eksik iş bedeline ilişkin davalıya ücret ödememesine, aynı şekilde nama ifa isteminin süresinde ayıp ihbarında bulunulmamış olması nedeniyle yerinde olmamasına göre davanın reddine karar verilerek hüküm tesis edildiği, birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1015 Esas  saylı davanın sözleşme kapsamında düzenlenen faturadan kaynaklı bakiye alacak istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında ... Tesisleri Fiziki Güç ve Su Eğitim Tesisleri tamamlama işine ilişkin inşaatın zemin kaplama imalatlarının malzemeli ve işçilikli olarak yapılması kapsamında 08.05.2014 tarihli sözleşme yapıldığı, toplanan deliler, tüm dosya kapsamında yapılan inceleme ve tarafların ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda denetime ve hüküm kurmaya elverişli görülen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki sözleşme inkar edilmeyen ticari ilişki, cari hesaba ve  davalı tarafından  TTK 23/c, BK 223 maddesi  gereğince süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmamasına göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 34.874,02 TL alacağının bulunduğu, davalı tarafça ödemeye ilişkin bir belge sunulmadığı, davalının faturaları kabul ederek defterine işlediği ve faturalara süresinde itiraz etmediği  bu itibarla  fatura konusu işlerin yapılmış sayılması gerektiği, bu faturalardan davalının davacı adına yapmış olduğu SGK ödemelerinin ve davalının yapmış olduğu ödemelerin  düşülmesi gerektiği, bu itibarla davacının  34.874,02 TL alacağının sabit olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile, 34.874,02 TL'nin 20.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine  karar verilerek hüküm tesis edildiği gerekçesiyle, asıl davada davanın kabulü ile, keşidecisinin davacı, lehtarın davalı ortaklık olduğu, ... A.Ş. ye ait 0663368 çek nolu 65.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ile söz konusu çekin davacıya iadesine, birleşen 2017/347 esas sayılı davanın reddine, birleşen 2018/1015 esas sayılı davanın kısmen kabulü ile 34.874,02 TL'nin 20.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>\tAsıl ve birleşen 2018/1015 esas sayılı davada davacı - birleşen 2017/347 esas sayılı davada davalı ..., …Ltd.Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece kurulan hükmün hatalı olduğunu,  dosya kapsamında bulunan ihtarnameler gereğince  04.04.2016 tarih  Ankara 25 Noterliğinin 7508 yevmiye numarası ile dava konusu ettikleri  89.638,50 TL  bakiye alacaklarının  ödenmesi adına karşı yana ihtarname gönderildiğini, karşı yanın iş ortaklığı nezdinde 81.064,47 TL teminat kesintilerinin olduğunu, SGK ve şantiye giderleri adı altında kesintisi yapılacağı ve 50.378,02 TL alacağın  bulunduğunu cevabi yazısı ile  ihtar ettiğini, 10.10.2016 tarihinde karşı yanın taahhütleri altında tespit edilen eksik ve kusurların giderilmesine dair ihtarname gönderdiğini, 14.10.2016 tarih Ankara 25. Noterliğinin 22526 yevmiye numarası ile kabul etmedikleri işlerin nam ve hesaba yapılmasına muvafakat etmediklerini, ayrıca 89.638,50 TL alacaklı olduklarını karşı yana ihtar ettiklerini, 18.10.2016 tarihinde karşı yanın, kendi beyanları ile 50.338,02 TL alacağın  kaldığını belirttiğini, alacak bedellerinin karşı yan tarafından 50.338,02 TL açısından dahi olsa  kabulüne rağmen,  mahkeme tarafından eksik bedel ile karara çıkarıldığını, 50.378,02 TL’nin karşı yan tarafından  cevabi ihtarnamesinde yazılı olan kabule göre ihtilafın söz konusu olmadığını, mahkeme tarafından 34.874,02 TL bedelinde kurulan hükmün hatalı olduğunu, ayrıca  hükme dayanak teşkil eden 11.01.2022 tarihli  bilirkişi raporu doğrultusunda defter kayıtlarında  tespit edildiği üzere  34.874,02 TL bakiye alacağın  olduğu tespitine itiraz ettiklerini, itirazlarının değerlendirmeye alınmadığını,  20.04.2016 tarihli karşı tarafın ihtarnamesinde 81.064,47 TL teminat kesintilerinin olduğunu,  30.726,45 TL borcun olduğunu,  bu borcun 13.944,00 TL şantiye gideri 19.404,00TL SGK kesintisi olduğunu, bu borçlardan düşüm yapılarak 50.338,02 TL alacaklı oldukları ikrarı yazılı delil ile ispat edilmişken bilirkişilerin ve mahkemenin  bu hususu atladıklarını, bilhassa  SGK ve şantiye giderlerini kabul etmedikleri iddiasından kaynaklı olarak cari hesaptan kaynaklanan alacakların  tahsili yönünde davayı açtıklarını, mahkeme gerekçesinde dayanılan ve karşı yan tarafından ödendiği kabul edilen   SGK ödemesi yahut şantiye katkı payına, giderlerine  dair dosya kapsamında da herhangi bir evrak bulunmadığını, kaldı ki sözleşmede bu bedelin müvekkilinden isteneceğine dair kayıt da bulunmadığını, afaki varsayıma dayalı hiç bir dayanak evrakı olmayan haksız kesintiyi kabul etmemek ile beraber  huzurdaki davayı açtıklarını, yine gerekçeli karara dayanak teşkil eden dosya kapsamındaki halihazırdaki bilirkişi  raporu  ve önceki rapora atıf yapıldığı üzere  bahsedilen 50.000,00 TL’nın  10.09.2014 tarihli müvekkiline bankadan yapılan herhangi bir havale olmadığını, 10.09.2014, 10.10.2014, 10.11.2014, ve 10.12.2014 tarihli her biri 50.000,00 TL'lık İş Bankasına ait çeklerin tahsili edildiğini, bu ödemelerin tahsil edildiğini, bu ödemelerin müvekkilinin sözleşme gereği alması gereken rakamlar olduğunu, havale değil karşı yan tarafından hak edişlere dair verilen çek ödemeleri olduğunu, yani dava konusu edilen eksik işin yahut ayıplı maldan kaynaklı bir ödeme olmadığını, tüm bu 50.000,00 TL’şer ödemelerin ve başkaca ödemeler düşüldükten sonra ihtarname ekinde de olduğu üzere 89.638,50 TL alacak olduğunun cari hesaba yansıdığını, alınan ödemelerin düşümü hali ile 89.638,50 TL müvekkilinin alacaklı olduğu sonucunun çıktığını, hükme dayanak olan bilirkişi raporunda 10.09.2014 tarihli çek ödemesinin cari hesaptan düşülecek olmasının mükerrer kez düşümü yapılacak olmasına işaret ettiğini ki bu duruma muvafakatlerinin bulunmadığını, 10.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda 81.064,47 TL  alacak olduğunun tespitinin yapıldığını, mahkemece 54.764,05TL SGK ve diğer kesintilere dair hangi dayanak ile kesinti yapıldığının anlaşılır olmadığını, dosya kapsamında cari hesaptan kaynaklı alacak açısından  karşı tarafça ödenen  SGK ödemesi yahut başkaca bir dekont bulunmadığını, mahkeme kararına esas olan 11.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda 34.874,02 TL alacak tespitinin yapıldığını, dosyada bulunan 17.03.2016 tarihli cari hesap ekstresinde 10.09.2014 tarihli ... 50.000,00 TL çek ödemesinin düşüldüğü ve bu orana göre cari hesapta 89.638,50 TL müvekkilinin alacaklı olduğunun  yazılı delil ile sabit olduğunu, karşı yanın 26.11.2015 tarihinde 361.793,00 TL müvekkiline borçlu olduğunu, 28.12.2015 tarihli 272.155,20 TL bedelli  iade faturası ile beraber 89.638,50 TL alacağın bulunduğunu, cari hesap ekstrelerinin 7508 yevmiye numaralı ihtarname eki  ile karşı yana tebliğ edildiğini, bu yönü ile 34.874,02 TL alacak olduğuna dair kurulan hükmü kabul etmediklerini, asıl dava dosyası üzerinden 10.03.2022 tarihinde SGK vs. ödemelerin düşümü yönünde tesis edilen 34.874,02 TL bedelin de kurulan hükmün ve gerekçede belirtilen  bilirkişi raporuna dayanak teşkil eden  cari hesaptan kaynaklı olarak müvekkiline ödenen hakediş bedeli olan 50.000,00 TL'nın dava konusu edilen bedelden düşülmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1015 sayılı dosyası üzerinden  kurulan hükmün  kaldırılmasına ve bu davanın tümden  kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t Asıl ve birleşen 2018/1015 esas sayılı davada davalılar - birleşen 2017/347 esas sayılı davada davacılar ...…Ltd. Şti, ...…Ltd. Şti ve ... Yapı…Ltd.Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle:  Taraflar arasında, 08.05.2014 tarihli ve 23.10.2014 tarihli olmak üzere iki adet taşeron/ alt yüklenici sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmelerde müvekkilleri şirketlerin işveren sıfatına, ... Halıcılık... Ltd. Şirketi’nin yüklenici sıfatına,  Milli Savunma Bakanlığının ise  iş sahibi idare sıfatına haiz olduğunu ve ... Halıcılık ... Ltd. Şirketinin, \"Büyük Futbol Sahası Koşu Parkuru Tartan Pisti ile Fiziki Güç Binası Spor salonu EPDM Zemin Kaplaması ve Çok Amaçlı Salonların PVC Yer Kaplaması İşinin yapımını\" taşeron sıfatıyla üstlendiğini, eldeki davadaki uyuşmazlıklar yönünden  Milli Savunma Bakanlığının herhangi bir dahli ya da ona atfen hüküm kurulacak bir durumunun olmadığını, ancak işveren sıfatına haiz olan müvekkili firmalar ile ... Halıcılık... Ltd. Şti arasında düzenlenen eser sözleşmelerine  göre yüklenici  konumundaki taşeron ... Halıcılık Şirketinin taahhüdünü yerine getirmediğini, devamında  işveren  sıfatına haiz olan müvekkili şirketlerin işi tamamlamak zorunda kaldıklarını, mahkemenin hüküm kurarken esaslı bir hataya düşerek taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi  olduğunu da bertaraf ederek, sanki alım-satım ilişkisi varmışçasına bir değerlendirme ve gerekçeyle alım-satım mal ayıbının ihbarı koşullarını dikkate alarak hüküm kurduğunu, asıl dava yönünden  mahkemece Özel Kuvvetler Komutanlığı yerleşkesinde üç kez keşif  incelemesinde bulunmuş olup, bilirkişilerden ve ODTÜ laboratuvarından da beton analizi raporu aldırdığını, tüm bu inceleme ve keşiflerin sonucunda ... Halıcılık şirketinin taahhüdünü yerine getirmediğini, ayıplı imalat yaptığını, imalat hatalarının zemin betonundan değil  karşı tarafın hatasından kaynaklandığının tespit edildiğini ve müvekkili firmalara karşı borçlu olduğunun tespit edildiğini, nitekim dosya kapsamında mevcut olan tüm kök ve ek bilirkişi raporlarında tutarlı bir şekilde durumun yazılı olduğunu, bilirkişilerin raporunda taşeron/ yüklenici firmanın edimini yerine getirmediği, borçlu olduğu, ancak teminat olarak verilen çekin gelinen aşamada takip ve tahsil kabiliyeti kalmadığından iadesi gerektiği yönünde belirleme yapıldığını, buradan da anlaşılacağı üzere karşı tarafın borçlu olmadığı yönündeki talebinin yerinde olmadığının somut delillerle tespit edildiğini, bilakis edimini yerine getirmediğinden borçlu olduğunun anlaşıldığını, fakat buna rağmen mahkemenin  teminat çekinin malzemenin %30'u getirildiği ve çekin iadesi gerektiği yönündeki bir gerekçeyle  davanın kabulü yönünde karar tesis ettiğini, mahkemenin bu kararının hatalı ve çelişkili olduğunu, zira taşeron firmanın taahhüdünü yerine getirmediğini, ediminin bir kısmını hiç yapmadığı, bir kısmını ise ayıplı yaptığı tespit edilmesine ve bu nedenle borçlu olduğu anlaşılmasına rağmen bu davanın kabulü yönünde karar tesis edilmesinin kabul edilemez olduğunu, bilirkişilerin çekin iadesi gerektiği yönündeki görüşü ve mahkemenin de bunu kararına gerekçe yapmasının başka bir konu olup zira çekin iadesi gerekliliğinin aradan geçen süre nedeniyle çekin tanzim ve tahsil tarihleri açısından ve takip hukuku  yönünden çek vasfı  kalmadığı ve sadece ispat niteliği olan bir borç belgesi olması hasebiyle,  takip ve tahsile konu edilemeyeceğinden, iadesi gerekir anlamında değerlendirilen bir konu olduğunu, fakat mahkemenin taşeron firmanın taahhüdünü yerine getirmediği ve borçlu olduğu  gerçeğini göz ardı ederek hatalı bir karar tesis ettiğinden asıl davada verilen kararın kaldırılması gerektiğini, birleşen Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/347 E. sayılı davası yönünden; bu dava kapsamında da mahkemenin bilirkişi marifetiyle ayrıntılı inceleme ve yerinde keşif yaptığını, tarafların ticari kayıtlarını ve muhasebesel tüm belgelerini incelemiş olup, bu konuda tanzim edilen tüm kök ve ek raporlarda müvekkili firmaların ana yüklenici olarak, taşeron/alt yüklenici firmadan nihayeten 201.000,00 TL alacağı olduğunu belirlediğini, ancak mahkemenin hüküm kurarken, açık ve esaslı bir hataya düşerek sanki taraflar arasında bir mal alım-satım ilişkisi varmış gibi bir kabulle, satıcı-müşteri arasındaki mal ayıbının ihbarı koşulları yönünden Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanununda yer verilen düzenlemelere atıfla hüküm kurduğunu ve davanın reddi yönünde karar tesis ettiğini, mahkemenin bu kabulünün açık ve esaslı bir hata olduğunu, zira  taraflar arasında mal alım-satımından kaynaklı bir uyuşmazlık değil eser sözleşmesinden kaynaklı bir uyuşmazlık olduğunu, bu duruma göre, taşeron firma olan ... Halıcılık şirketinin, edimini sözleşmede belirlenen hükümlere göre yerine getirmekle yükümlü olduğunu, ayıplı imalatından da gerek Yapım İşleri Genel Şartnamesi, gerekse eser sözleşmelerinden kaynaklı sorumluluklara ilişkin düzenlemelere göre, 15 yıla varan sürelerde sorumlu olduğunu, kaldı ki tarafların hiç bir aşamada, ayıbın ihbarı ile ilgili herhangi bir iddiası ve savunması olmadığı gibi bu konuda uyuşmazlığın da olmadığını, taşeron firmanın savunma ve iddiasının ayıbın ihbarına dayalı değil, ayıbın kendisinden kaynaklanmadığı yönünde olduğunu, ancak yapılan inceleme ve tespitlerde taşeron firmanın ayıplı ve eksik imalat yaptığı ve sözleşmesel edimlerini yerine getirmediği ve tüm bu durumun kendi hatasından kaynaklandığının tespit edildiğini ve müvekkili  firmalara 201.000,00 TL borçlu olduğunun belirlendiğini, hal böyleyken mahkemenin talep ve iddiaların da dışına çıkarak hüküm tesis ettiğini ve esaslı bir hataya düştüğünü, eldeki davada mahkemenin gerekçesinde belirttiği yasa hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, zira davanın eser sözleşmesinden kaynaklandığını, mahkemenin hükme esas aldığı düzenlemelerin mal alım-satımı ilişkisi ve tüketici hukukuna konu olabilecek düzenlemeler olduğunu, yasal hükümlerle ve dosya kapsamındaki somut delillerle açık çelişki içerisinde olan mahkemenin  bu dava yönünden tesis ettiği kararın da hukuka uyarlı olmayıp kararın kaldırılması gerektiğini, birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1015 E. sayılı dava yönünden; eldeki davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlık olduğu ve taşeron firmanın sözleşmesel edimlerini yerine getirmediği gerçeği karşısında, taşeron firmanın alacağı olduğu kabulün ve 34.874,02 TL alacağa karar verilmesinin hiç bir hukuki dayanağı olamayacağını, zira keşif ve bilirkişi raporlarıyla da sübuta erdiği üzere karşı tarafın edimini yerine getirmediği ve borçlu olduğunu, diğer taraftan kabul anlamına gelmemekle birlikte taşeron firmanın alacağı olduğu kabul edilse bile, müvekkili  firmaların alacağının mutlak olduğu ve müvekkili firmaların alacağının taşeron firmanın alacağından da fazla olması karşısında mahsuplaşma yapılması  ve taşeron firmanın alacağının mahsup edilmesi gerektiğini, ancak tüm bu gerçeklerden ayrı ve tamamen dayanaksız olarak mahkemenin ayıbın ihbarı olmadığı gibi ilgisiz ve doğru olmayan bir gerekçeyle taşeron firmanın alacaklı olduğuna karar verdiğini, yasal hükümlerle ve dosya kapsamındaki somut delillerle açık çelişki içerisinde olan mahkemenin  bu dava yönünden tesis ettiği kararın da hukuka  aykırı olduğunu ve kararın kaldırılması gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen 2018/1015 esas sayılı davaların reddine, birleşen 2017/347 esas sayılı davanın kabulüne  karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tAsıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit, birleşen davalar ise alacak istemlerine ilişkin olup,  mahkemece  verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tEser sözleşmeleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'(TBK)nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup bu tür sözleşmelerde ayıba dair hükümlere 474-478. maddeler arasında yer verilmiştir.<br>\tAyıp sebebiyle yüklenicinin sorumluluğunu düzenleyen TBK'nın 474. maddesi uyarınca açık ayıplar yönünden iş sahibi imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde, gizli ayıplar yönünden ise 477/son maddesi uyarınca da, ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Ayıbın bildirilmemesi halinde eser kabul edilmiş sayılır. Ayıp ihbarı yapılması vakıasından lehine sonuç çıkaracak olan iş sahibi olduğundan ayıp ihbarı yapıldığını HMK. 190 ve TMK 6. maddeleri gereğince iş sahibi ispatlamalıdır. <br>\tKural olarak açık ve gizli ayıplarda az yukarıda açıklandığı gibi ihbar zorunluluğu bulunmakla birlikte, ayıp garantisi bulunması halinde işi yapan taşeron ya da yüklenici ... vermekle iş sahibinin açık ayıplarda muayene ve süresinde ihbar yükümlülüğünü, gizli ayıplar yönününde de derhal ihbar yükümlülüğünü kaldırmayı ve ... süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları bedelsiz olarak gidermeyi üstlenmiş demektir. ... süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili iş sahibi ayıp ihbarında bulunmak zorunda kalmaksızın zamanaşımı süresi içinde ayıbın giderilmesi ve zararlarını isteyebileceği gibi, iş bedeline karşı ayıp def'ini de ileri sürebilir.( 15.H.D. 2016/112, 2016/4146,  06.10.2016 )<br>\tSomut olayda; taraflar arasında 08.05.2014 ve 23.10.2014 tarihli ... Tesisleri Fiziki Güç ve Su Eğitim Tesisleri Tamamlama İnşaatı kapsamında ekli şartname ve projeler doğrultusunda zemin kaplama imalatının malzemeli ve işçilik olarak yapımına yönelik eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup asıl ve birleşen davalardaki taleplerin Türk Borçlar Kanunu(TBK) 470.vd.maddelerindeki eser sözleşmesine ilişkin hükümler çerçevesinde incelenip değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması gerekir. <br>\tSözleşme kapsamında yapılacak işler, yapılacak işte var ise eksik ve ayıplar, açık ve gizli ayıp olup olmadıkları belirlenerek bu belirlemeye göre ayıp ihbar sürelerinin az yukarıda belirtilen yerleşik içtihatlarda da kabul edildiği üzere sözleşmede ... süresi var ise bu süre içerisinde ayıplar yönünden ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı da değerlendirilmelidir. <br>\tMahkemesince yukarıda belirtilen açıklamalar kapsamında taraflar arasındaki akdi ilişkinin eser sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilerek bu kapsamda tarafların yükümlülükleri de belirlenerek taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, düzenlenen fatura vs. belgeler de değerlendirilmekte suretiyle sonucuna göre asıl ve birleşen davalar yönünden hüküm kurulması gerekirken taraflar arasındaki akdi ilişkinin hatalı olarak satım akdi olarak değerlendirilip buna göre hüküm kurulması doğru olmamıştır. <br>\tAçıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaflarının ve  mahkeme kararının esası incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüyle mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>               HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,<br>2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.03.2022 tarih, 2016/970 E-2022/140K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi  gereğince kaldırılmasına,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Birleşen 2018/1015 E. sayılı davaya yönelik istinaf eden söz konusu dosyanın davacısı ....Ltd.Şti. tarafından ödenen 80,70 TL peşin istinaf karar harcının  istek halinde kendisine   iadesine,<br>5-Asıl ve birleşen 2018/1015E. sayılı davada davalılar- birleşen 2017/347 E. sayılı davada davacılar tarafından asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf istemi için ödenen 1.112,00 TL,1.112,00 TL, 80,70 TL, 80,70 TL, 80,70 TL, 80,70 TL, 596,00 TL, 80,70 TL, 80,70 TL ve 596,00 TL peşin istinaf karar harçlarının istek halinde yatırana iadesine,<br>6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak  14.06.2024  tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>         Başkan                   Üye \t             Üye             Katip <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"379729555cd8a5ac","SID":"a3f85ab244ce313a"}}