{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/496 Esas<br>KARAR NO: 2024/1145 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEME : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ  : 08/07/2021 <br>DOSYA NUMARASI : 2019/232 Esas 2021/732 Karar <br>DAVA: Ticari Ünvanın Korunması<br>KARAR TARİHİ: 28/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesi ile,  Haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve kaldırılması (TTK 56/1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı kullanılmasının tespiti,\tyasaklanması, kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesi veya silinmesi, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması dava dışı ...  tarafından 2013 yılında İngiltere'de, “... LTD”  unvanıyla taşımacılık ve lojistik alanında şirketi kurulduğu,\"...\" ve \"... LTD” ibareleri marka olarak İngiltere'de Dava dışı ...  adına tescilli olduğu, müvekkil şirketin ortağı ... , Türkiye'de de \"... LTD” ibaresinin marka  tescili için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde başvuru yapıldığı, marka bülteninde yayınlanmasını müteakip, itiraz süresinini son günü, Dava dışı ... (Davacı şirketin diğer ortağı) itiraz etmesinden dolayı henüz tescil işlemi gerçekleşmediği, söz konusu itiraz üzerine yapılan savunmamız kurum tarafından incelendiği, dava dışı ...  29/03/2016’da ise %50 hissesini, tek kuruş almadan Dava Dışı  ...’ye vermek suretiyle İngiltere'deki şirketinin bir bakıma Türkiye’deki bir şubesi mahiyetinde davacı şirketi kurduğu, her iki ortak da şirketi tek başına temsil ve ilzama münferiden tam yetkili müdürü olduğu, davacı şirket ortakları, dava dışı  ... ile  ... arasında, yaklaşık bir yıl kadar önce bir kısım uyuşmazlıklar ortaya çıkmış ve taraflar ortaklık ilişkisinin sonlandırılması hususunda hem fikir olduklarını, bununla birlikte gerek ihtiyari yürütülen sulh görüşmeleri gerekse dava şartı kapsamında yürütülen zorunlu arabuluculuk görüşmeleri sonuçsuz kalmış ve yargı süreci başlatıldığını, diğer taraftan dava dışı ..., ortaklık ilişkisinin yürütülemeyeceğini anladığı andan itibaren ortaklık ve müdürlükten doğan görev, yetki ve sorumluluklarını kötü niyetli ve hukuka aykırı olarak kullanmış ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde özen ve bağlılık yükümlülüğünü ve diğer görevlerini ağır bir şekilde ihmal ve ihlal ettiğini, 20/02/2019 tarihinde zorunlu arabulucuk müracaatından yaklaşık bir hafta sonra (28/02/2019 tarihinde),  dava dışı ... tarafından, davalı Şirketin kurulduğu, her ne kadar, resmiyette adı geçmemekle birlikte, davalı şirketin asıl sahibinin dava dışı ... olduğu hususunda hiçbir duraksama yoktur. Nitekim; Dava Dışı  ...., sulh görüşmeleri esnasında, [\"...\" ibareli herhangi şirket kurmasının önünde hiç bir engel olmadığı] defalarca dile getirdiği, davalı şirketin, davacı şirket ortakları arasında yürütülen arabuluculuk görüşmeleri sırasında kurulduğu, yukarı açıklanan ve re’sen tespit ve takdir edilecek nedenlerle ve bilhassa maddi ve manevi zararlarımızın tazminine ilişkin ilgililer hakkında savcılık şikayet ve fazlaya ilişkin sair hakları  saklı kalmak kaydıyla; davalı şirketin ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırılık ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız kullanılan ve tescil ettirilen Davalı ticaret unvanın, \"...\" ibarelerinin kaldırılmak suretiyle  hukuka uygun bir şekilde değiştirilmesine veya silinmesine, bu şekilde haksız tecavüzün ve hukuka aykırılığın önlenmesine ve ortadan kaldırılmasına, Giderleri, davalıya  ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, ... ticaret sicil numarasıyla İstanbul Ticaret Sicil Memurluğuna kayıtlı davalı şirket,  sicil kaydında görüldüğü üzere, 28.2.2019 tarihinde kurucusu ve tek ortağı ... tarafından tarafından kurularak faaliyete geçmiş bulunmakta olup, dava dışı ...  ortak, yönetici v.b. herhangi bir suretle davalı şirket  ile bir ilgisi bulunmadığı, ticaret sicili 4721 sayılı TMK m.7 anlamında resmi sicillerden olup, tüm resmi sicillerde olduğu gibi aksi kanıtlanıncaya kadar, içerdiği kayıtların doğru olduğu kabul edildiği, sicilin bu fonksiyonu dikkate alındığında, dava dilekçesindeki \"Resmiyette adı geçmemekle beraber davalı şirketin asıl sahibinin ... olduğu\" beyanı asılsız ve dayanaksız bir beyan olduğu, dava dışı ...'nün, davalı müvekkil şirket ile ortaklık anlamında herhangi bir ilgisi bulunmadığı gibi dolaylı veya doğrudan bir irtibatı ve ilişkisi de bulunmadığı, davacı tarafından delil olarak dosyaya sunulan belgeler incelendiğinde, bu belgelerin, var olduğu iddia olunan irtibat ile veya daha öteye gidilerek şirketin her türlü işlerinin  ... tarafından organize edildiği veya yürütüldüğü şeklindeki itham ve iddialarla uzaktan yakından bir ilgisinin bulunmadığının görüldüğü, sicilde kayıtlı faaliyet alanları karşılaştırıldığında, her iki tarafın faaliyetinin sadece taşımacılık - lojistik faaliyetinden ibaret olmadığı, özellikle davalının faaliyet alanının çok daha geniş şekilde başka sektörleri de kapsadığı, dolayısıyla, davalı şirketin faaliyet alanlarından birisinde davacı şirketin de faaliyette bulunuyor olması, ticaret unvanına tecavüz veya haksız rekabet olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının unvanı ... davalının ticari unvanı ise  ... ANONİM ŞİRKETİ olduğu,  buna karşılık, yukarıdaki açıklama (yabancı kökenli bir kelime olması) nedeniyle davacı unvanının ilk kelimesi olan \"...\" ile başlayan, davacı dışında bir tacir unvanı mevcut olmadığı, Türk Patent ve Marka Kurumuz nezdinde yapılan araştırmada ise \"...\" ibaresi ile başlayan veya içeisinde bu ibare geçen tam 39 marka tescili veya başvurusu olduğu, dolayısıyla, davacı tarafından, benzerlik ileri sürülerek anonim bir isim haline gelmiş olan \"...\" ibaresinin kullanımının yasaklanması çabasının hukuki bir dayanağı olmadığı,  İngilizce kökenli bir kelime olan bu ibarenin Türkçe karşılığı \"navlun\" olduğu, navlunun sözlük anlamı ise “dış ticarette bir yerden baska bir yere ulaştırmak için gemiye alınan eşyanın bütünü ve taşıyıcı tarafından, gemisinde taşınacak yük için istenen ücret” olarak tanımlanmakla birlikte, zamanla, gümrükleme sektöründe “navlun” kelimesi salt deniz yoluyla yapılan taşımacılık için değil, dış ticaret işlemlerinde herhangi bir ulaşım yolu ile (deniz yolu, kara yolu, hava yolu ve demir yolu) yapılan taşıma hizmetine ve taşıma hizmeti karşılığında ödenen bedele verilen genel isim olduğu, dolayısıyla genel bir isim olan \"...\" kelimesinin ister taraf unvanlarında olduğu gibi, ister başka eklerle birlikte ticari unvan içerisinde kullanılmasının, davacı unvanına tecavüz ile herhangi bir ilgisi olmadığı, zira bu kelime, aitlik veya kullanım anlamında herhangi bir gerçek veya tüzel kişiye ait olabilecek özel bir ibare olmadığı, yukarıdaki düzenleme ve bakanlık tebliğinde verilen örnekler dikkate alındığında taraf ticaret unvanları arasında iltibas bulunmadığı açıkça görüldüğü, kaldı ki, davalı unvanına, davacı unvanından farklılığı belirleyici nitelikteki \"...\" eki zaten yapıldığı, zira, davalı unvanını benzerlerinden ayırmaya yarayan ek \"...\" ibaresi, davacı unvanını benzerlerinden ayırmaya yarayan ek ise \"...\" ibaresi olduğu, dolayısıyla, taraf unvanlarındaki şirket türünü belirten ekler dışındaki bu ekler, unvanların benzer unvanlardan ayrışmasını sağlamak için yeterli ve gerekli olduğu,  Tarafların hitap ettiği  iş ve müşteri çevresi bazında incelemede genelde \"...\" olarak, ancak özelde “...” olarak tanımlanan taraf şirketlerin faaliyet konusu, müşterinin ihracata konu emtiasının, ülkesinden, ithalatçı ülkedeki varış noktasına ulaştırılmasını sağlayan taşıma planlaması, nakliye, stok yönetimi, yükleme ve boşaltma gibi tüm faaliyetler ve bu faaliyetlerin yönetiminden oluşan bir paket şeklindeki hizmet türü olduğu, tanımdan anlaşıldığı üzere bu hizmetin alıcısı da, yani davacı ve davalının müşteri çevresi de ihracat ve/veya ithalat yapan ve genellikle sermaye şirketi olarak yapılanmış tacirlerden oluştuğu, daha açık bir anlatımla, tarafların davaya konu faaliyetlerinin müşteri çevresi, profesyoneller tarafından yönetilen şirketler olduğu, dolayısıyla, hitap ettikleri müşteri kitlesi, lojistik hizmet alımı yapacağı müşterisini isim ve unvanlarından bağımsız olarak diğer kriterlere göre belirleyebilme kapasite ve niteliğine sahip sermaye şirketleri olan davacı ve davalı unvanları arasında benzerlik bulunduğu, bu benzerliğin karışıklığa, iltibasa veya haksız rekabete yol açacağı savı, hayatın olağan akışına aykırı, hukuki dayanağı bulunmayan boş bir iddiadan ibaret olduğu, sonuç olarak, arz edilen hususlar kapsamında davanın reddini talep etmektedirler.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  08/07/2021 tarih  2019/232 Esas 2021/732 Karar  sayılı kararında;\"Dava, TTK 50 vd. maddeleri gereğince ticari unvanın korunması talebine ilişkindir.Davacı, davalı şirketin ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırılık ve haksız rekabet teşkil ettiğini, haksız kullanılan ve tescil ettirilen davalı ticaret unvanının  ... / ...   ya da ... ibaresinin kaldırılmak suretiyle hukuka uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, bu şekilde haksız tecavüzün ve hukuka aykırılığın önlenmesini, ortadan kaldırılmasını ayrıca davalıya ait olmak üzere kararın gazetede yayımlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasına geçilmiş bilirkişi raporu alınmış, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/77204 Soruşturma 2020/774 Esas, 2020/656 iddianamesi dosya arasına alınarak dava sonuçlandırılmıştır.06/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle;\"...Taraf unvanlarında, işletme konusunu gösteren ilk ibare ile (...) üç kelimeden oluşan ek unsurun ilk iki kelimesinin aynı olduğu (...). davalı unvanında ilk kelimede '...' harfi yerine \"...\" \"...\" harfi kullanılmasının bu bağlamda önemli olmadığı,Farkın sadece üç kelimeden oluşan ek unsurun son kelimesine ilişkin olduğu(.../...), Farklı olan bu kelimenin ayırt ediciliğinin son derece düşük ve zayıf zayıf olduğu, bu kelimede bir farklılık yaratılmasının TTK m. 45 bağlamında ayırt cdiciliği sağlayamayacağı, bu hali ile davalı unvanının davacının unvanına tccavüz teşkil ettiği, Davalı unvanının TTK m. 55/l-a(4) uyarınca karıştırılma tehlikesi arz. ettiği, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır...\" yönünde görüşlerini bildirmişlerdir.Ticaret unvanının korunması 6102 Sayılı TTK'nın 52 vd maddelerinde düzenlenmiş olup  ticaret unvanı, bu hali ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu türden açılan davalarda Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı,unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir. Öte yandan bir başka tacire ait ticaret unvanının terkinini talep eden tarafın davasını belirli ve makul bir süre içinde açması gerekir. Ticaret unvanları tescil ve ilana tabi bulunduğundan makul sürenin hesabında bunun da nazara alınması icap eder. Makul sürenin geçirilmesi halinde sessiz kalma nedeni ile hak kaybı oluşur. Uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı, TTK’da düzenlenmiş değildir. Bu durum Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin uygulaması ile hukukumuza yerleşmiş olup, yasal dayanağı da TMK’nin 2. maddesidir. Sessiz kalma yolu ile hak kaybının oluşması için öncelik hakkı sahibinin kullanımdan haberdar olması gerekmekte ise de sessiz kalmanın kaç yıl sonra hak kaybına yol açacağı ile ilgili kesin bir süre vermek mümkün değildir. Burada önemli olan öncelik hakkı sahibinin sonraki kullanıma bir süre katlanmış olmasıdır. Bu itibarla bu sürenin belirlenmesinde somut olayın özelliklerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Terkin talep eden tarafın, sessiz kalma ve göz yumma kast ve iradesi olmasa dahi geçen süre zarfında ticaret unvanının terkini talep olunan tacirin, yapmış olduğu belirli yatırımlarla müşteri çevresi oluşturması, işletmesini geliştirerek belirli kesimlerce tanınır hale getirmesi de mümkündür. Bu açıdan bakıldığında, davanın ihmal yolu ile de geç açılıp hak kaybına uğranması mümkün hale gelebilecektir.(Yargıtay 11.HD , 03.04.2013 tarih, 2013/974 E., 2013/6703 K. sayılı ilamı)TTK 45. Maddesi ve 28913 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğinin 5. Maddesine göre; \"Bir ticaret unvanı, Türkiye'nin herhangi bir sicil müdürlüğüne daha önce tescil edilmiş bulunan bir unvandan ayır edilmesi için gerekli olan ek yapılmadan tescil edilemez.\" denilmektedir.Dosya kapsamında celp edilen sicil kayıtlarından davacı şirketin 29/03/2016 tarihinde, davalı şirketin ise 28/02/2019 tarihinde kurulduğu, iş bu davanın ise 07/05/2019 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.Hemen belirtmek gerekir, dava konusu uyuşmazlığın ticari unvanın korunması olduğu dikkate alındığında 05/04/2021 tarihli heyet raporundaki tespitlerin dosyanın esas ve sonucuna bir etkisi bulunmadığı anlaşılmış, anılan heyet raporu hükme esas alınmamıştır.Somut olayda, davacı ve davalı şirketin ticaret unvanının çekirdek unsurunun \" ...  Anonim Şirketi\" olduğu, ek unsurların ise \"...\" olduğu, davalı şirketin ticaret unvanındaki çekirdek ve ek unsurların birbirine benzer olduğu, tarafların ticaret unvanının ek unsurlarının ilk iki kelimesi (...) ile işletme konusunu gösteren unsurun ilk kelimesinin  (...) aynı olduğu, farkın sadece ek unsurun son kelimesine ilişkin olduğu (...), farklı olan bu kelimenin ayırt ediciliğinin son derece düşük ve zayıf olduğu, oluşan bu zayıf farklılığın TTK 45. Maddesi bağlamında ayırt ediciliği sağlamadığı, TTK 55/1-a(4) bendi gereğince karıştırılma tehlikesi arz ettiği, davacı tarafından ticaret unvanın korunmasına yönelik talebinin yerinde olduğu, davalı şirketin kuruluş tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında davacı tarafından iş bu davanın makul süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Öte yandan davalının unvanı tescilli olup, tescilli unvanın sicilden terkin edilmesi anına kadar kullanılmasında usulsüzlük bulunmadığından, bu dönem için unvana tecavüz ve haksız rekabetten bahsedilemez. Bu nedenle davalının tescilli unvanını kullanması nedeniyle  terkine kadar  haksız rekabetin tespiti ile meni talepleri haklı olmadığından davacı vekilinin bu yöndeki taleplerinin reddine karar verilmiş, anılan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasına kayıtlı davalı ... unvanındaki \"...\" ibaresinin  sicilden terkinine, davacının, davalı şirketin ticaret ünvanının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ilişkin talebinin reddine, giderlerin davalı tarafça karşılanmak üzere kararın Türkiye genelinde yayın yapan herhangi bir gazetede yayınlanmasına, yayına ilişkin işlemlerin davacı yanca takip edilmesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul BAM 12. HD. 2020/1002 Esas 2020/871 Karar sayılı ilamı)\"gerekçesi ile,Davanın KISMEN KABULÜNE,1-İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun 182140/5 sicil numarasına kayıtlı davalı ... unvanındaki \"... \" ibaresinin  sicilden TERKİNİNE,2-Davacının, davalı şirketin ticaret ünvanının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ilişkin talebinin REDDİNE,3-Giderlerin davalı tarafça karşılanmak üzere kararın Türkiye genelinde yayın yapan herhangi bir gazetede yayınlanmasına, yayına ilişkin işlemlerin davacı yanca takip edilmesine,4-Karar harcı  59,30 -TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 44,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 14,9- TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,5-Davacı tarafça yatırılan 44,40-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından tarafından yapılan 44,40-TL başvuru harcı, 86,25-TL tebligat ve müzekkere gideri, 4.500-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.630,65-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen  4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, Somut olayda, davacı ve davalı şirketlerin ticaret unvanlarının çekirdek unsurlarının \"Lojistik Ticaret Limited Şirketi\" ve \"Lojistik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi\" olduğu, ek unsurların ise \"...\" ve \"...\" olduğu, davalı şirketin ticaret unvanındaki çekirdek ve ek unsurların birbirine benzer olduğu, tarafların ticaret unvanının ek unsurlarının ilk iki kelimesinin (...) ile işletme konusunu gösteren unsurun ilk kelimesinin (Lojistik) aynı olduğu, farkın sadece ek unsurun son kelimesine ilişkin olduğu (.../...), bu kelimenin ayırt ediciliğinin son derece düşük ve zayıf olduğu, bu zayıf farklılığın TTK 45. maddesi bağlamında ayırt ediciliği sağlamadığı ve TTK 55/1-a (4) bendi gereğince karıştırılma tehlikesi arz ettiği, davacı tarafından ticaret unvanının korunmasına yönelik talebin yerinde olduğu ancak davalının tescilli unvanını kullanmasında usulsüzlük bulunmadığından, bu dönem için unvana tecavüz ve haksız rekabetten bahsedilemeyeceğini, dolayısıyla davacının bu yöndeki taleplerinin reddine karar verildiği,Davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiği,İlk derece mahkemesi kararının ükmünün ayrık rapora dayandırıldığı, ancak bilirkişi heyetinin davacının tescilli markası bulunmadığından korumadan yararlanamayacağı görüşüne itibar edilmediği, ayrık raporda unvanlar arasında benzerlik ve karıştırma ihtimali bulunduğu esasından hareket edildiği, ancak tarafların hitap ettiği müşteri kitlesinin niteliği veya sektördeki unsurların hangi düzeyde olduğu, kolayca karıştırma ihtimalleri bulunup bulunmadığı gibi hususların tartışılmadığı, klasik anlamda karıştırılma ihtimali, bir mal veya hizmetin alıcısının, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı düşüncesiyle başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma tehlikesi ile karşı karşıya olması anlamına geldiği,  bu tanımın, ticari unvan ve işaretler açısından da geçerli olduğu, karıştırma ihtimalinin olup olmadığı hususunun, her somut olayda mal veya hizmetin hitap ettiği kitle açısından yapılması gerektiği, ancak, hükme esas alınan ayrık raporda bu konunun tartışılmadığı, taraf şirketlerin, normal bir tüketiciye hitap etmemekte, tedarikçileri ve müşteri kitlesi profesyonel tacirlerden oluştuğu, dosyaya sunulan belgelerde benzer unvanları taşıyan birçok şirketin faaliyet gösterdiği,  bu nedenle, unvanlar itibariyle karıştırma ihtimalinin son derece düşük olduğu, hükmün bu nedenle hukuk ve kanuna aykırı olduğu, kararın istinaf incelemesi yoluyla ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Hükmün kısmen kabul, kısmen ret şeklinde verilmiş olması nedeniyle, HMK 326/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılması gerektiği, kanundaki bu hüküm karşısında tüm yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesinin hukuk ve kanuna aykırı olduğu, bu nedenle yerel mahkeme kararının 5 ve 6'ncı fıkralarının bozularak ortadan kaldırılması gerektiğini, davanın kısmen kabul, kısmen ret olarak sonuçlandığı halde lehlerine vekalet ücreti hükmedilmediği, vekil ile takip edilen davalarda vekalet ücreti HMK 323. maddesinde yargılama giderleri arasında sayıldığı, bu hüküm ve HMK 326'ncı madde ile AAÜT gereği lehlerine de vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini beyanla, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.07.2021 tarihli, E.2019/232, K.2021/722 sayılı kararının istinaf kanun yolu incelemesi kapsamında kaldırılarak davanın reddine ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticaret ünvanının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men ve refi, ticaret ünvanının terkini  istemine ilişkindir.Mahkemece,  davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı taraf; Davacı şirket ortakları olan dava dışı ...  ile  ... arasında uyuşmazlık çıktığı, resmiyette adı geçmemekle beraber davalı şirketin asıl sahibinin ... olduğu, davalı şirketin her türlü işlerinin ... tarafından yürütülüp onay verildiği, tarafların, \"24-  ve ... Hizmetleri\" meslek grubunda 52.29.02 (Rev.2) faaliyet gösterdiği, davalı şirketin unvanının gerek TTK m. 52 kapsamında davacının ticari unvanına tecavüz teşkil ettiği,  gerekse TTK m. 55 kapsamında haksız rekabete yol açtığı ileri sürülerek davalı şirketin hukuka aykırı eyleminin tespiti, önlenmesi, ortadan kaldırılması ve  davalı şirket unvanının ... ibarelerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin hükmün ayrık rapora dayandırıldığına yönelik istinaf sebebi incelendiğinde,Mahkemece, haksı rekabet, marka ve hesap uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınmasına karar verilmiş, haksız rekabet uzmanı hukukçu bilirkişi tarafından ayrık rapor verildiği ve mahkemece ayrık rapordaki tespitler doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Bilirkişi raporu taktiri delil olup ilk derece mahkemesine sunulan deliller ışığında mahkemece, gerekçesi açıklanmak suretiyle ayrık rapora itibar edilerek karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin bu yöndeki  istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebebi incelendiğinde,TTK.nun  50.maddesine göre usulüne uygun tecil ve ilan edilmiş ticaret ünvanının kullanma hakkının sahibine ait bulunmaktadır. Ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, 6102 Sayılı TTK'nın 52 ve devamı maddelerinde yer almış, tacirler için büyük önemi  haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme  rehnine konu olan  ticaret unvanı, bu hali ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu türden açılan davalarda Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir. Dosya arasında bulunan davacı şirkete ait sicil kaydı incelendiğinde; 30014/5 ticaret sicil numarasıyla İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ...'nin 29/03/2016 tarihinde odaya kayıt edildiği, Meslek Grubunun; '' 24 Taşımacılık Ve Lojistik Hizmetleri'' olduğu,  Nace Kodunun;'' 52.29.02 (Rev.2)- Uluslararası deniz yolu yük nakliyat acentelerinin faaliyetleri,'' olduğu, şirket ortaklarının ...  ve ...  olup şirket ortaklarının aynı zamanda münferit yetkili şirket yetkilisi olduğu görülmüştür.Dosya arasında bulunan davalı şirkete ait sicil kaydı incelendiğinde;182140/5 ticaret sicil numarasıyla İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davalı ...'nin  28/02/2019 tarihinde odaya kayıt edildği, Meslek Grubunun; '' 24 Taşımacılık Ve Lojistik Hizmetleri'' olduğu,  Nace Kodunun;'' 52.29.02 (Rev.2)- Uluslararası deniz yolu yük nakliyat acentelerinin faaliyetleri,'' olduğu, şirket ortağı, yönetim kurulu başkanı  ve yetkilisinin .. olduğu görülmüştür.Somut olayda, davacı şirketin ticaret unvanının “ ...” olduğu görülmektedir. Bu unvanda şirketin türünü gösteren ibare “Limited Şirketi”; şirketin işletme konusunu gösteren ibareler ise “Lojistik Ticaret” ibareleridir. Diğer bir deyişle davacı şirketin ticaret unvanının çekirdek kısmı '' Lojistik Ticaret Limited Şirketi\" ibarelerinden oluşmakta olup “...” ibaresi ise ek olarak seçilmiştir.  Davalı şirketin ticaret unvanı ise “... \" dir.  Bu unvanın çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren “ Anonim Şirketi” ve işletme konusunu gösteren “Lojistik Sanayi Ve Ticaret” ibarelerinden oluşmaktadır. Unvanın ek kısmı ise “... ” ibaresidir. Diğer bir deyişle davalı şirketin ticaret unvanının çekirdek kısmı '' Lojistik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi\" ibarelerinden oluşmakta olup “...” ibaresi ise ek olarak seçilmiştir.  Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ m. 5/2 uyarınca daha önceden tescil edilmiş bir ticaret ünvanının, Türk Ticaret Kanununun 46 ncı maddesi kapsamındaki ek ve işletme konusunu gösteren ilk ibaresi aynı olan diğer bir ticaret ünvanına ayırt edici bir ek yapılmadan tescil edilemez. Bu hüküm bağlamında dava konusu ihtilaf incelendiğinde, işletme konusunu gösteren ilk ibarenin aynı olduğu (LOJİSTİK) görülmektedir. Ek unsur açısından değerlendirildiğinde ise, davacının unvanının ek kısmının ...; davalının unvanının ... olduğu görülmektedir. Taraf unvanlarının ek unsurları 3 kelimeden oluşmaktadır. Üç kelimenin tamamı İngilizcedir. Ünvanların ek unsurlarının ilk iki kelimesi ayırt edilemeyecek kadar aynıdır. Zira davalının ilk kelimede *1” harfi yerine “İ” harfi kullanmış olması herhangi bir ayırt edicilik sağlamamaktadır. Fark sadece ek unsurun son kelimesindedir; davacı ... ibaresini seçmiş iken davalı ... ibaresini seçmiştir. Tarafların ticaret unvanlarının ek unsurlarının ilk iki kelimesi (...) ile işletme konusunu gösteren unsurun ilk kelimesinin (LOJİSTİK) aynı olduğu, farkın sadece ek unsurun son kelimesine ilişkin olduğu (...”/ ...), farklı olan bu kelimenin ayırt ediciliğinin son derece düşük ve zayıf zayıf olduğu, bu kelimede bir farklılık yaratılmasının TTK m 45 bağlamında ayırt ediciliği sağlamadığı ve ilk iki kelimenin lojistik/taşımacılık hizmetinden yararlanmak isteyen 3. kişiler nezdinde karıştırılmaya yol açacağı, dolayısıyla aynı olan ibarenin davalı tarafından kullanılmasının  görsel ve işitsel olarak iltibasa neden olabilecek nitelikte olduğu,davalı şirketin kuruluş tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında davacı tarafından iş bu davanın makul süre içerisinde açıldığı ve TTK 52. madde gereğince unvan terkini koşullarının da oluştuğu anlaşılmakla; Mahkemece davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin yargılama giderine yönelik yönelik istinaf sebebi incelendiğinde,6100 Sayılı HMK'nun 323/1-ğ bendi uyarınca vekil ile takip edilen davalarda vekalet ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Yargılama giderlerine ne şekilde hükmedileceği aynı Kanunun 326 maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yasada yazılı haller haricinde yargılama giderlerinden aleyhine hüküm verilen taraf sorumlu olur. Davada iki taraftan biri kısmen haklı çıkarsa yargılama gideri haklılık durumuna göre taraflar arasında paylaştırılır. HMK m. 332/1 maddesinde, yargılama giderlerine, tarafların talepte bulunmasına gerek olmaksızın mahkemece re’sen hükmedilemeyeceği düzenlenmiştir.  Mahkemece, davacının, davalı şirketin ticaret ünvanının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ilişkin talebinin reddine, karar verildiği halde ret edilen dava yönünden davalı lehine vekalet ücreti, yargılama giderlerine hükmedilmemesi yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,  dairemizce yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yargılama giderleri yönünden yeniden hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/07/2021 tarih ve 2019/232 Esas - 2021/732 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, a- İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasına kayıtlı davalı ... unvanındaki \"...\" ibaresinin  sicilden TERKİNİNE, b- Davacının, davalı şirketin ticaret ünvanının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ilişkin talebinin REDDİNE, 2-Giderlerin davalı tarafça karşılanmak üzere kararın Türkiye genelinde yayın yapan herhangi bir gazetede yayınlanmasına, yayına ilişkin işlemlerin davacı yanca takip edilmesine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL. Karar ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 44,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 383,2 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 44,40-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 44,40-TL başvuru harcı, 86,25-TL tebligat ve müzekkere gideri, 4.500-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.630,65-TL yargılama giderinin, tarafların haklılık oranına göre takdiren 1/2' sine tekabül eden 2.315,33 TL' sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulanan A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili  tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 11-Davalı tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 50,00-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gidiş/dönüş masrafı olmak üzere toplam 270,7‬ TL' nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 12-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 28/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c7036ce7b9958c02","SID":"f6d22b6547310ee1"}}