{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/466 Esas<br>KARAR NO: 2024/1126 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/09/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2016/166 Esas 2021/693 Karar <br>DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,  Davacı ile davalı arasında akdedilen “Yetkili İşletme Protokolü” ile, taraflar arasında, ileride akdedilmesi tasarlanan ... markası Yetkili Satış ve Servis Sözleşmesinin akdedilmesine yönelik hazırlık faaliyetlerine başlandığını ve buna dayalı bir ticari ilişki (hazırlık ticari ilişkisi) kurulduğunu; bu protokolün 6 nolu maddesinde de belirtildiği üzere, bu protokolün “Yetkili Satış ve Yetkili Servis Sözleşmesi” niteliğinde olmadığını; protokolün akdedilmesinden protokolün 8 nolu maddesi uyarınca protokolün münfesih olduğunu; taraflar arasında  akdedilmesi planlanan “Yetkili Satış ve Yetkili Servis Sözleşmesi”nin taraflar arasında akdedilmediğini; dolayısıyla, davalı ile davacı arasında sürdürülen ticari ilişkinin fiilen sonlandırılmış olduğunu; taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği dönemde, davacı tarafından davalıya bedelleri ödenerek, davalı tarafından düzenlenen faturalar karşılığında, toplam 52.894,25 TL tutarında yedek parça, mod diagsys stop, temel ekipman seti, fren hidrolik ölçüm kalemi, totem tabela ve yönlendirme ünitesi satın Alındığını;  taraflar arasındaki ticari ilişkinin (hazırlık ticari ilişkisinin), taraflar arasında akdedilmesi tasarlanan Yetkili Satış ve Yetkili Servis Sözleşmesi sözleşme akdedilmeden sonlanması üzerine, bu malların davalı tarafından geri alınarak bedellerinin davacıya geri ödenmesinin davalıdan, 28.08.2015 tarihli ihtarname ile talep edildiğini; fakat davalının 16.09.2015 tarihlicevabi ihtarnamesi ile davacının bu talebini reddettiğini; Oysa ki, ilgili Kanun ve sözleşme hükümleri gereği davalının, davacının bu talebine uyması gerektiğini; İddia etmekte ve;  taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlandırılmış olması sebebiyle, davacı şirket uhdesindeki yedek parça, mod diagsys stop, temel ekipman seti, fren hidrolik ölçüm kalemi, totem tabela ve yönlendirme ünitesinin (totem tabela hariç olmak üzere), yalnız davalıya ait ekipmanlar olması ve servis hizmetlerinde kullanılarak bir değer ifade edeceklerinden, davalıya iadesine;  bu ekipmanların toplam bedeli olan 52.894,25 TL'den, totem tabela bedeli düşülmek suretiyle bulanacak rakamın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesine; karar verilmesini mahkememizden talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, Taraflar arasında akdedilmiş olan Yetkili İşletme Protokolü (\"Protokol\") yetkili satıcılık/yetkili servislik sözleşmesi hükmünde olmadığı gibi hiçbir surette yetkili satıcılık/yetkili servislik sözleşmesi imzalanacağı yönünde bir taahhüt de içermemektedir. Bu husus, Protokol'ün 6. maddesinde; \"İşbu protokol, ... ile ... arasında kesinlikle “yetkili satıcılık ve yetkili servis sözleşmesi” hükmünde olmayıp, belirli koşulların yerine getirilmesi kaydı ile tarafların bir sözleşme imzalamak niyetinde olduklarını ortaya koymaktadır.\" şeklinde kararlaştırılmıştır. Protokol'ün 5. maddesinde yer alan \"... tarafından yukarıda belirtilen süre ve daha sonra belirlenecek faaliyet planı çerçevesinde yukarıda belirtilen hizmetler için gerek görülen yatırımlar yapılmadığı takdirde, .... ile “sözleşme” imzalanmayacak olup, işbu protokol de ...zda tarafından ...’a herhangi ihbar ve ihtara gerek kalmaksızın hükümsüz olacaktır. Böyle bir durumda ..., ...’dan tazminat, kar mahrumiyeti ve her ne isim altında olursa olsun hiçbir talepte bulunmayacağını peşinen gayrikabili rücu beyan, kabul ve taahhüt etmiştir\" hüküm doğrultusunda da davacının belirli şartları sağlamaması halinde davacı ile sözleşme imzalanmayacağı ortaya konmuş olup, ayrıca davacı vekili tarafından dava dilekçesinde de bu husus ikrar edilmiştir.  söz konusu Protokolün imzalanması sonucunda ... şirketlerin katlanması gereken bir risk vardır. Söz konusu Protokol bir yetkili satıcılık/yetkili servislik sözleşmesi değil, sadece bir adaylık protokolüdür. Bu protokolün sonucunda, yapılan tüm masraflara ve harcamalara rağmen, bir yetkili satıcılık/yetkili servislik sözleşmesi imzalanacağına yönelik bir garanti de söz konusu değildir. Belirttiğimiz gibi bu durum davacı şirketin katlanması gereken bir risktir. 6102 sayılı TTK'nın 18 (2) maddesi uyarınca da her tacir ticaretine ait bütün faaliyetlerde basiretli bir iş adamı gibi davranmak zorundadır. Bu riski gören ve sonuçlarına katlanamayacağını düşünen bir tacirin en başında basiretli bir iş adamı gibi davranarak söz konusu Protokol'ün tarafı haline gelmemesi gerekirdi. Söz konusu riski göze alarak Protokol kapsamında taahhüt altına giren davacı, söz konusu riskler vukuu bulduğunda da basiretli bir iş adamı olarak söz konusu bu risklere katlanması gerekmektedir. Bu sebeple davacı şirketlerin talepleri hukuki dayanaktan yoksun ve gerçeklikten de uzaktır. Tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/09/2021 tarih 2016/166 Esas 2021/693 Karar sayılı kararında;\".....Yapılan yargılama sonucunda ; dosya kapsamındaki tüm deliller, alınan bilirkişi raporu, yetkili işletme protokolü,  iddia ve savunmalar hep birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında yetkili işletme protokolü imzalandığı ve bu protokol ile ileride yapılması umulan mazda yetkili satış ve servis sözleşmesinin imzalanmasına yönelik hazırlık faaliyetlerine başlandığı, ancak taraflar arasında yetkili satış ve yetkili servis sözleşmesinin birinci maddesindeki koşulların davacı tarafça yerine getirilmemesi üzerine  imzalanmadığı, bu süreç içerisinde yetkili satış ve yetkili servis sözleşmesi imzalanacağı inancıyla davalı tarafından davacıya toplam bedeli 52.894,25 TL tutarında yedek parça ve totem tabela ve yönlendirme ünitesi satıldığı, bu tutar yönünden taraflar arasında bir ihtilaf bulunmayıp ihtilafın yetkili satış ve yetkili servis sözleşmesi imzalanmaması nedeniyle yedek parçaların davalıya iadesi ile bedelinin davalıdan talep edilmesi hususundan kaynaklandığı ve işbu yetkili işletme protokolünün  8. Madde uyarınca davacının sözleşmede belirtilen hazırlık faaliyetlerini yerine getirmemesi nedeniyle kendiliğinden fesh olduğu sabittir. Davalı vekili taraflar arasında akdedilen yetkili işletme protokolünün 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiş olup, genel işlem şartlarına ilişkin hükümlerin somut olayda uygulama alanının bulunmadığını ve sözleşmenin beşinci maddesi uyarınca davacının yedek parçaların davalıya iadesini talep edemeyeceğini iddia etmiş ise de taraflar arasında imzalanan yetkili işletme protokolünün amacının ileride imzalanması beklenen yetkili satıcılık ve yetkili bayi sözleşmesinin ön hazırlığı olduğu ve davacının bu sözleşmenin imzalanacağı inancıyla yedek parçaları davalıdan satın aldığı, taraflar arasında yetkili satıcılık ve yetkili servis sözleşmesi imzalanmadığı, dolayısıyla davacının sözleşme imzalanacağı inancıyla almış olduğu davalıya ait araçlara ait yedek parçaları davalıya iade etme hakkının bulunduğu,  Türk Borçlar Kanun'un 25. Hükmü sözleşme tarihinde yürürlükte değil ise de davacı ile davalı arasında yetkili servis ve satış sözleşmesi imzalanmadığından dava konusu yedek parçaları davalının iade almamasının iyi niyet kaidelerine uygun düşmeyeceği, dolayısıyla sözleşmenin 5. Maddesinin davalı tarafından uygulanamayacağı (İstanbul BAM 16. H.D 2017/2023 E - 2019/1913 K), bu durumda davacının elindeki yedek parçayı davalıya iade ile bedelini isteme hakkının bulunduğu ( Yargıtay 19. H.D. 2012-7320 E - 2013/2488 K) kanaatine varılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesi ile davalıdan satın alınan yedek parça, mod diagsys stop, temel ekipman seti, fren hidrolik ölçüm kalemi, totem ve yönlendirme ünitesinin ( totem tabela hariç olmak üzere davalıya iadesi ile ürünlerin toplam bedeli olan 52.894,25 TL nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsilini talep etmiş olup, dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere davacı vekili dava dilekçesinde açıkça totem tabela bedeli hariç olmak üzere yedek parça bedelinin tahsilini talep etmiş olup, dosyaya sunmuş olduğu 17/12/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile totem tabela bedelini de davaya dahil ederek bu bedelin de davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı tarafından dosyaya sunulan ve ihtilaf konusu olmayan yedek parça tutarının 4.091,11 TL, mod diagsys stop test cihazının bedelinin 10.865,87 TL, temel ekipman setinin 4.741,00 TL ve fren hidrolik ölçüm kaleminin 161,00 TL olduğu ve toplam bedelin 19.858,98 TL olduğu, bu bedele  % 18 KDV eklendiğinde 23.433,59 TL olduğu ve yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda bu tutarın davalıdan talep edilebileceği, davacı vekili her ne kadar ıslah dilekçesi ile dava dilekçesine konu etmediği ve hariç tuttuğu totem tabela ve yönlendirme ünitesi bedelini talep etmiş ise de davacı tarafından bu yönde usulüne uygun açılmış bir dava olmadığı gibi, dava dilekçesinde talep edilmeyen bu bedelin ıslah ile de talep edilemeyeceği, bu nedenle totem tabela bedeli yönünden karar verilmesine yer olmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \"gerekçesi ile, 1.Davanın KABULÜ ile; 23.433,59 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2- davacı tarafından totem tabela ve yönlendirme ünitesinin bedeli yönünden usulüne uygun açılmış bir dava olmadığı gibi dava dilekçesinde talep edilmeyen bu bedelin ıslah ile de talep edilemeyeceği anlaşılmakla bu konuda KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-  4.091,11 TL tutarındaki yedek parçaların , 10.865,87 TL tutarındaki MOD DİAGSYS STOP un ve 4.741,00 TL tutarındaki temel ekipman seti ve 161,00 TL tutarındaki fren hidrolik ölçüm kaleminin davalı tarafından davacıya iadesine, 4-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 1.600,75 TL harçtan daha önceden ödenen toplam 903,31 TL haç düşüldükten sonra eksik kalan 697,44 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 4.080,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 29,20 TL başvuru harcı, 903,31 TL peşin harç, 567,80 TL keşif harcı, 2.750,00 TL bilirkişi ücreti, 349,68 TL tebligat posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 4.559,99 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının yapmış olduğu giderlerin kendi üzerine bırakılmasına,  karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraf olarak iş bu davalarının kabulü yönündeki esas ve usul açısından bir itirazları olmadığını, ıslah taleplerinin kabulü gerektiğini, davacı şirket uhdesindeki yedek parça, mod diagsys stop, temel ekipman seti, fren hidrolik ölçüm kalemi, totem tabela ve yönlendirme ünitesinin (totem tabela hariç olmak üzere), yalnız davalıya ait ekipmanlar olması ve servis hizmetlerinde kullanılarak bir değer ifade edeceklerinden, davalıya iadesine;  bu ekipmanların toplam bedeli olan 52.894,25 TL'den, totem tabela bedeli düşülmek suretiyle bulanacak rakamın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesinin talep ve dava edildiğini, ... Tabelanın müvekkil tarafından kullanılma ihtimaline karşın dürüstlük kuralı gereği müvekkil ... tabelanın bedelini istemediğini, ancak söz konusu totem tabelanın da müvekkil tarafından kullanılamaması nedeniyle daha sonra usul ve yasaya uygun olarak yaptıkları ıslah işlemi ile bu yöndeki taleplerini de davaya dahil ettiklerini, totem tabelayı da dava ve taleplerine kattıklarını, davayı açarken harcını yatırdıkları dava değeri içerisinde totem tabelanın da değeri dahil olarak yatırdıklarını, bu anlamda mahkemenin ıslah ile taleplerini kabul etmesi gerektiğini, Dava konusu olan malzemelerin listesinde bulunan, dava değeri içerisine dahil olan ve harcı da yatırılan yalnızca totem tabelaya ilişkin taleplerinin ıslah ile kabulü gerekirken bu yöndeki dilekçe ve ıslah taleplerinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle ilk olarak kararın bu yönü itibarıyla kaldırılmasını talep ettkleri,Dava dilekçesinde açıkça totem tabela hariç yazılmış olup yönlendirme ünitesinin davaya en başından itibaren dahil edildiğini, dosyada alınan 12/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda totem tabela ve yönlendirme ünitesinin birlikte değerlendirildiği, ve bedelinin de birlikte hesaplandığı, ilk derece mahkemesinin ıslah taleplerini reddederek totem tabelaya dair alacaklarını dava dışı bırakmış olsa dahi en azından yönlendirme ünitesi yönünden alacak kalemine hesabın dahil edilmesi gerektiği,Dosyada yalnız totem tabelanın bedeline dair fatura örneği mevcut olduğu, ekte ayrıca tekrar gönderilen fatura doğrultusunda yalnızca totem tabelanın değerinin 7.365,16 TL olduğunun açıkça gözüktüğü, bu halde ıslah taleplerinin kabul edilmesi ve davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiği yönündeki beyanları geçerli kalmak kaydıyla, bir an için bile aksi düşünülmüş olsa dahi;  ilk derece mahkemesinin kabul ettiği alacak miktarı olan 52.894,25 TL'den totem tabelaya ilişkin fatura bedeli olan 7.365,16 TL yi mahsup ederek 45.529,09 TL'nin davalıdan alınarak müvekkil davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu,Bu anlamda hükme esas alınan teknik bilirkişi raporuna bakıldığında \"... ve yönlendirme ünitesi\" nin birlikte yazıldığı ve fiyatlandırıldığı, ancak burada totem tabelanın bedeli ile yönlendirme ünitesinin bedelinin ayrılması gerektiği, bu konudaki eksikliğin de ancak ekte ibraz ettikleri ve dosyada bulunan yalnızca totem tabelanın bedelinin mahsup edilmesi ile olabileceğini, ıslah taleplerinin kabul edilmemesi durumunda, teknik bilirkişi raporunda birlikte hesaplanan totem tabela ile yönlendirme ünitesinin ayrılarak hesap yapılması gerektiğinden ekte ibraz ettikleri yalnız totem tabelaya ait fatura miktarının toplam bedelden mahsubu ile kalan miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesi şeklinde hüküm kurulması gerektiğini, istinafa konu gerekçeli kararın 3. maddesinde hükmedilen \"4.091,11 TL tutarındaki yedek parçaların , 10.865,87 TL tutarındaki MOD DİAGSYS STOP un ve 4.741,00 TL tutarındaki temel ekipman seti ve 161,00 TL tutarındaki fren hidrolik ölçüm kaleminin davalı tarafından davacıya iadesine,\" denilmişse de tüm dosya içeriği incelendiğinde davalının elinden alınarak davacıya iade edilecek bir mal bulunmadığını, davanın dayanağının, tamamının müvekkil davacıda bulunan ürünlerin, davalıya iade edilmesi ve ödedikleri bedelin de taraflarına verilmesi talebi olduğunu, Mahkeme kararının gerekçesinde de \" davacı ile davalı arasında yetkili servis ve satış sözleşmesi imzalanmadığından dava konusu yedek parçaları davalının iade almamasının iyi niyet kaidelerine uygun düşmeyeceği, dolayısıyla sözleşmenin 5. maddesinin davalı tarafından uygulanamayacağı (İstanbul BAM 16. H.D 2017/2023 E - 2019/1913 K), bu durumda davacının elindeki yedek parçayı davalıya iade ile bedelini isteme hakkının bulunduğu ( Yargıtay 19. H.D. 2012-7320 E - 2013/2488 K) kanaatine varılmıştır\" dendiği, Mahkemenin gerekçesinde bu durumu kabul ettiği ancak gerekçeli kararın 3. maddesinde sanki yedek parçalar davalı şirketteymiş gibi \"davalı tarafından davacıya iadesine\" şeklinde hüküm kurulduğu,Dava konusu yedek parçalar ile diğer ürünlerin tamamının, dosyadaki tespit yapılan talimat dosyasındaki keşifte de görüldüğü üzere müvekkil davacının elinde olduğu, bu ürünlerin tamamının yalnızca davalı şirkete ait ... markası ile ilgili olduğu ve bedeli ödendiği için müvekkil tarafından başka şekilde değerlendirilemediği, iş bu istinafa konu davanın da bu nedenle açıldığı, davacının elindeki ürünlerin davalıya teslim edilmesi ve ödedikleri bedelin de iadesini talep ettikleri, mahkemenin gerekçesinde taleplerini ve davalarını haklı gördükleri, ancak hükümde hatalı olarak sanki ürünler davalı şirketin elindeymiş gibi davalıdan alınarak müvekkil davacıya iadesine şeklinde hüküm kurulduğu, usul ve yasaya uygun ıslah dilekçeleri doğrultusunda totem tabelaya yönelik olarak da davalarının raporda tespit edilen ve dava dilekçesi ile talep edilen miktar üzerinden kabulüne, aksi halde yalnızca totem tabelanın bedelinin mahsubu ile kalan miktarın müvekkile ödenmesine, davalı elinde bir ürün olmadığından dolayı hükmün bu yön itibarıyla da kaldırılarak davacı elindeki ürünlerin davalıya teslimi ile bedelinin müvekkile ödenmesine karar verilmesini, istanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/166 Esas– 2021/693 Karar sayılı ve 30/09/2021 kararın istinaf talepleri doğrultusunda usul ve yasaya aykırı aleyhe hükümleri yönünden kaldırılmasına ve talepleri gibi davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararında; davacının sözleşmenin imzalanacağı inancıyla yedek parçaları davalıdan satın aldığı, taraflar arasında yetkili satıcılık ve yetkili servis sözleşmesinin imzalanmadığı, dolayısıyla davacının sözleşmenin imzalanacağı inancıyla almış olduğu davalıya ait yedek parçaları davalıya iade etme hakkı bulunduğu, TBK m.25 hükmü sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte değilse de yetkili servis sözleşmesi imzalanmadığından dava konusu yedek parçaların iade alınmamasının iyi niyet kaidelerine uygun düşmeyeceği dolayısıyla sözleşmenin 5. maddesinin davalı tarafından uygulanamayacağı, bu durumda davalının elindeki yedek parçayı iade ile bedelini isteme hakkı olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verildiği, yerel mahkeme kararının hukuka, hakkaniyete ve taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, Taraflar arasındaki sözleşmenin, geçerli olup, sözleşmedeki tüm hükümlerin tarafları bağladığı, sözleşmenin ihtilafla ilgili 5.madde hükmünün geçersiz olduğu şeklindeki ilk derece mahkemesi kararının bu nedenle hatalı olduğunu, kaldı ki sözleşmenin, davacının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sona erdiğini,Somut olayda tarafların “Yetkili İşletme Protokolü” isimli bir sözleşme imzalayarak, “bayi adayı” davacının, “sözleşmede öngörülen yükümlülük ve yatırımları gereği gibi ve süresinde yerine getirmesi halinde” ileride kendisiyle bir Yetkili Satıcılık ve Yetkili Servislik sözleşmesi imzalanabileceği hususunda anlaştıklarını, işbu Protokolün geçerli olduğunun, gerek taraflar gerek Mahkemece de kabul edilmiş ise de ilk derece mahkemesinin, sözleşmenin (davacının müvekkilden hiçbir talepte bulunamayacağına ilişkin) 5.maddesinin “iyiniyet kaidelerine uygun düşmeyeceği” gerekçesiyle uygulanamayacağını kabul ettiği, oysa tam tersine, bu kabulün, iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, her şeyden önce basiretli bir tacir olan davacının, attığı imzanın sonuçlarına katlanması gerektiğini, söz konusu Protokol’ün, gerek taraflar arasında özel olarak düzenlenmiş olması bir başka deyişle “tip sözleşme” olmamasının, gerek yeni Türk Borçlar Kanunu’ndan önce imzalanmış olduğunun 4.1.2021 tarihli dilekçelerinde ayrıntılı ve delilleriyle birlikte ispatlanmış olması karşısında yerleşik yargı kararları doğrultusunda “genel işlem koşullarına” ilişkin hükümlerin uygulanamayacağını, dolayısıyla protokolün geçerli olduğunun kabul edilmesine rağmen 5.maddesinin uygulanamayacağı yönündeki Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,  Yetkili İşletme Protokolünün, davacının, kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle sona erdiğini, davacının dava dilekçesinde açıkça belirttiği üzere, taraflar arasındaki protokolün, Protokol’ün 8.maddesi çerçevesinde sona erdiği, 8.maddede ise; “…İşbu Protokol’ün aşağıdaki imza tarihinden 30 takvim günü içinde burada anılan adımların aday tarafından hiçbirinin gerçekleşmemesi halinde işbu protokol kendiliğinden sona erecektir” denildiği, Protokol’ün davacının Protokol’de öngörülen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle sona erdiğinin ihtilafsız olduğu, protokolün, davacının kendi edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle sona erdiği hususunun, Mahkemenin de kabulünde olup, gerekçede de açıkça belirtildiği,Davacının, Protokol çerçevesinde satın almış olduğu ekipmanları/yatırımları, Protokolün sona erdiğinden bahisle müvekkile  iadesinin haksız olduğu, böyle bir durumun hakkaniyete aykırı olduğunu, Mahkemenin kabulünün aksine, asıl, yedek parçaların iadesine karar verilmesinin  “iyiniyet kurallarına aykırı” bir durum ortaya çıkardığını, Davacının, özel servislik yapmakta olup, satın aldığı malzemeleri, protokolün feshinden sonra da kullanabileceğinin açık olduğu, kararın bu nedenle de hatalı olduğunu, Davacının, Ordu ilinde otomotiv satış ve satış sonrası (servis) faaliyeti yürüten bir şirket olduğunu, somut olayda, dava dilekçesi ekinde sunulan listede davacının satın aldığı otomobillere ilişkin malzemeler (Mod Diagsys Stop, Temel ekipman seti, fren hidrolik ölçüm kalemi), davacının “özel servis” sıfatıyla kullanabileceği ekipmanlar olduğunu, listede belirtilen “totem, tabela ve yönlendirme” ekipmanlarının ise talep konusu olmadığının, dava dilekçesinde açıkça belirtildiği, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararının bu yönden de hatalı olduğunu, Öte yandan bu ekipmanların tamamının “yedek parça” değil, davacı tarafça yapılan yatırımlar olarak değerlendirilebileceği, zira davacının, ileride Yetkili Bayi ya da Servis olarak kabulü halinde bu tür ekipmanlara sahip olması gerektiğini, yerleşik yargı kararlarında, bayilik sözleşmelerinde dahi bayinin yaptığı yatırımların isteyemeyeceğinin kabul edildiği, İlgili yedek parça ve ekipmanların amortisman değerinin hesaplanıp düşülmediği, müvekkilden satın alınmayan bilgisayarın da hükme dâhil edildiği, Davacı tarafça satın alınan bu ekipmanların 2012 yılından beri onun tarafından kullanılmakta olup, bu yedek parça ve ekipmanların amortisman değerlerinin düşülmesi gerekmesine rağmen Mahkemece bunun yapılmamasının hatalı olduğu, uzun yıllardan beri bu ekipmanları kullanan davacının bu malzemeleri, müvekkile satın aldığı bedeller üzerinden iade etmesinin hak ve nesafete aykırı olduğunu, kararın, bu yönüyle de hatalı olduğunu,  12.7.2019 tarihli Bilirkişi raporunda, davacının ekipmanları içerisine bir bilgisayarın da dâhil edildiğinin görüldüğü ve 28.8.2019 tarihli dilekçeleri ile bu hususa itiraz edilmiş ise de, davacının ekipman fiyatlarına bu bilgisayarın bedelini de dahil ederek dava açtığının açıkça anlaşılmasına rağmen, Mahkemece bu hususun dikkate alınmaksızın hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacının davasını 52.894,25 tl üzerinden açmış olup, mahkemece yalnızca 23.433,59 tl’ye hükmedilmesine rağmen bakiye kısmın reddine diye karar verilip taraflarına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bakiye kısım yönünden “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacının, dava dilekçesinde dava değerini 52.894,25 TL olarak gösterdiği ve bu miktar ekipmanın iadesini istediği, 17.12.2021 tarihli ıslah dilekçesinde de aynı değeri talep ettiği, ilk derece mahkemesinin ise davayı 23.433,59 TL üzerinden kabul etmesine rağmen, bakiye kısım için “karar verilmesine yer olmadığına” karar verdiği,Dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde davanın değerinin açıkça belirtildiği ve bakiye kısım yönünden davacının haksız olduğunun anlaşılmış olmasına göre bakiye kısım için “davanın reddine” karar verilmesi gerektiğini ve kendilerine vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğini, bir an için aksi düşünülecek olsa dahi, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde dahi kendilerine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin yasaya aykırı olduğunu beyanla, tehir-i icra kararı verilmesine, İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/166 E. 2021/693 K. ve 30.09.2021 tarihli kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında yetkili satış ve yetkili servis sözleşmesi imzalanması öncesi yapılan yetkili işletme protokolü ( bayi adaylık protokolü ) sözleşmesine istinaden davalı tarafından bayilik sözleşmesi imzalanmadan önce davacıya gönderilen yedek parçaların taraflar arasında  yetkili satış ve yetkili servis sözleşmesi imzalanmaması ve protokolün münfesih olması nedeniyle davalıya iadesi ile bedelinin tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır. Mahkemece,1.Davanın kabulü ile; 23.433,59 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2- davacı tarafından totem tabela ve yönlendirme ünitesinin bedeli yönünden usulüne uygun açılmış bir dava olmadığı gibi dava dilekçesinde talep edilmeyen bu bedelin ıslah ile de talep edilemeyeceği anlaşılmakla bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,  karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davacı vekili dava dilekçesinin açıklamalar bölümünün 4. Maddesinde; Tüm bu nedenlerle davalı şirketçe davacıya satılan Ürünlerin davalıya iadesi ile (totem tabela hariç olmak üzere ) bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi talepli iş bu davanı ikamesinin zorunlu olduğu belirtilerek dava dilekçesinin sonuç ve istek bölümünde ise; I-Davalı ile ticari ilişkinin sonlandırmış olması sebebiyle davacı şirket yed'inde kalan yedek parça,mod diağsys stop, temel ekipman seti,fren hidrolik ölçüm kalemi.totem ve yönlendirme ünitesinin (totem tabela hariç olmak üzere) yalnız davalı firmaya ait ekipmanlar olması ve servis hizmetlerinde kullanılarak ekonomik bir değer ifade edeceğinden davalı şirkete iadesine, 2-Davaya konu iadesine karar verilen ürünlerin toplam bedeli olan 52.894,25 TL.' den tolem tabela bedelinin düşülmek suretiyle bulunacak rakamın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 17/12/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile;İş bu davayı açarken totem tabelanın sonradan müvekkili tarafından kullanılma ihtimaline binaen ayrı tutmuşsa da bu durum mümkün olmadığından bu aşamada dava ve alacağa dahil etme zaruretinin hasıl olduğunu, bu anlamda davayı ıslah ettiğini, totem tabelaya ilişkin hak ve alacağını da davamıza dahil ettiğini, bilirkişi raporunda totem tabela dahil olarak alacak hesap ve tespiti yapıldığından, ayrıca davayı açarken bu bedel üzerinden harç yatırıldığından ıslah talebinin kabulü ile davanın totem tabela dahil 52.894,25 TL üzerinden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Dosyanın incelenmesi sonucu; davacı tarafın dava dilekçesinde, dava değerini belirtmediği, dava dilekçesinin netice-i talep bölümünde ise; Davaya konu iadesine karar verilen ürünlerin toplam bedeli olan 52.894,25 TL.' den tolem tabela bedelinin düşülmek suretiyle bulunacak rakamın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, tevzi formunda dava değerinin  52.894,25 TL. olarak belirtilip bu miktar üzerinden harç alındığı halde mahkemece verilen hükümde, 23.433,59 TL. Üzerinden davanın kabulüne, karar verildiği halde, harçlandırılan (52.894,25 - 23.433,59 = ) 29.460,66 TL. Yönünden hüküm kurulmadığı gibi hüküm gerekçesinde bu yönde olumlu/olumsuz değerlendirme yapılmadığı, dava değeri ile mahkemece verilen hükmün çeliştiği görülmüştür.Bu durumda mahkemece, tevzi formundaki dava değeri de gözetilerek, davacı taleplerinin değerlendirilip sonucuna göre istinaf denetimine elverişli karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır.Mahkemenin kabulüne yönelik davacı tarafın yönlendirme ünitesine ilişkin istinaf sebebi incelendiğinde; Davacı taraf, dava dilekçesinde , davacı şirket yed'inde kalan yedek parça,mod diağsys stop, temel ekipman seti,fren hidrolik ölçüm kalemi.totem ve yönlendirme ünitesinin (totem tabela hariç olmak üzere) yalnız davalı firmaya ait ekipmanlar olması ve servis hizmetlerinde kullanılarak ekonomik bir değer ifade edeceğinden davalı şirkete iadesine, davaya konu iadesine karar verilen ürünlerin toplam bedeli olan 52.894,25 TL.' den tolem tabela bedelinin düşülmek suretiyle bulunacak rakamın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiş olup dava dilekçesinde açıkça, totem tabela hariç yazılmış olup yönlendirme ünitesinin davalıya iadesi ile bedelinin davacıya verilmesine yönelik talep en başından itibaren dava dilekçesinde talep edildiği, talimat mahkemesince alınan 12/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda ... tabela ve yönlendirme ünitesinin birlikte değerlendirildiği, ve bedelinin de birlikte hesaplanmış ise de, mahkemece, yönlendirme ünite bedelinin tespiti yönünde bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yönlendirme ünitesi bedeli yönünden usulüne uygun açılmış bir dava olmadığı gerekçesiyle yukarıdaki şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.Ayrıca, dava konusu yedek parçalar davacı uhdesinde olup mahkemece verilen 3 nolu hükümde; yedek parçaların davacı tarafından davalıya iadesine karar verilmesi gerekirken davalı tarafından davacıya iadesine yönelik hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.HMK.nın (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle, tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297, 353/1-a.6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekili ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2021 Tarih ve 2016/166 Esas - 2021/693 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde taraflara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/06/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d6f82b5d1d16706","SID":"24f5679a1dfe458e"}}