{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/376 Esas<br>KARAR NO: 2024/1129 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/12/2021 <br>DOSYA NUMARASI :  2020/708 Esas 2021/1074 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında bulunan ticari iş ilişkisine dayanak cari hesap alacağının tahsili için Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ilgili cari hesap ve fatura incelendiğinde müvekkilinin asıl alacağının 14.889,92 TL olmak üzere takip çıkışının 17.420,59 TL tutarında cari hesap alacağının mevcut olduğunu, 02/06/2020 tarihinde davalının 2.293,92 TL ödeme yaptığını, ancak bakiye borca ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, söz konusu tarihte yapılan bu kısmi ödemeden de anlaşılacağı üzere davalının borcun varlığını kabul ettiğini, icra takibine yapılan itirazın amacının takibi sürüncemede bırakmak amacı taşıdığını, bu sebeplerle davanın kabulü ile davalının haksız olarak yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalının %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın sattığı ürünlerin sorunlu yapışkanlık özelliği düşük bantlar olduğunu, ürünlerin kalitesiz ve ayıplı olduğunu, davalı tarafın toptancı olduğunu ve müşterilerinden şikayet geldikten sonra durumdan haberdar olduğunu, bu sebeple faturanın tebliğinden 8 günlük süre içinde itirazda bulunulamadığını, satılan ürünlerde gizli ayıp olduğunu, davacı taraf ile aralarında cari hesap sözleşmesi olmadığını, takip öncesi işletilen faizin temerrüt hali olmadığından bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  03/12/2021 Tarih ve 2020/708 Esas - 2021/1074 Karar sayılı kararında;\"...Dava, cari hesap alacağından kaynaklı başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Tüm dosya kapsamı birlikte nazara alındığında; taraflar arasında ticari ilişki sonucu oluşan cari hesap alacağına ilişkin davacı tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığı, davaya dayanak takip 14.889,92 TL asıl alacak ve 2.530,67TL ise işlemiş faiz üzerinden başlatılmış olup icra takibinden sonra dava açılmadan önce 02/06/2020 tarihinde davalı tarafça toplam 2.293,92 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce hükme esas alınan 12/07/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından takibe dayanak edilen 13 adte faturanın kendi lehine delil niteliğine haiz olan ticari defterlerine usulüne uygun işlediği, ancak söz konusu faturaların davalının ticari defterlerine usulüne uygun  olarak işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, zira davalı tarafın usulüne uygun çıkarılan ve tebliğ edilen ihtarlı davetiyeye rağmen ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, ancak uyuşmazlığa konu faturaların bildirimine dair ilgili vergi dairelerinden tarafların ba-bs formlarının istendiği ve takibe konu edilen faturaları, tarafların, belge sayısı ve bedeli itibariyle tutarlı olduğu anlaşılan bildirimde bulundukları, ve bu şekilde davacının davalıdan 14.889,92 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar raporun devamında davalı tarafından yapılan ödemenin asıl alacağa mahsubu ile sonuç alacak miktarı belirlenmiş ise de, davalı tarafından takipten sonra ödeme yapıldığından alacaklının ödemeyi öncelikle faize ve fer'ilere mahsup etme hakkı vardır. Alacaklı tarafça ödemelerin öncelikle faiz ve ferilere mahsup edilmesi talep edildiğinden yapılan ödemenin asıl alacağa yönelik olmadığı ve bakiye alacak talebinin asıl alacak olarak mevcut alacak üzerinden talep edildiği sonucuna varılmıştır. Ve davacının bakiye asıl alacak yönünden dava açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Ödemeler takipten sonra yapıldığından yapılan ödemelerin tekerrür olmamak kaydıyla takibin infazında nazara alınmasına karar verilmiştir.(Yargıtay 3. HD'nin 2020/2317 E. 2020/3384 K., 2017/7972 E. 2019/3855 K. Sayılı ilmaları)İcra müdürlüğü tarafından mahkeme kararı doğrultusunda yapılan ödemeler infazda nazara alınırken; 02/06/2020 tarihinde yapılan kısmi ödemenin icra takip masrafları, faiz ve vekalet ücreti kapsamında sayılması gerektiği ve bakiye 14.889,92 TL asıl alacağın ödenmediği, takibin devamında bakiye asıl alacak ile bu miktara takip tarihinden sonra işleyecek faiz ve ferilerin birlikte tahsilinin gerektiği hususlarına dikkat edilmesi gerekmektedir. Hükmün infazında tereddüte ve mükerrer tahsilata neden olunmaması için zaruri olduğu kanaatine varıldığından yukarıda belirtilen hususlar gerekçeli kararda açıklanarak usul ekonomisi gereği yeniden rapor alınmasına dair talebin reddine karar verilerek, davanın belirlenen asıl alacak yönüyle kabulüne ve alacak miktarı likit olduğundan 14.889,92 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir....\"gerekçesi ile,  1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 14.889,92 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilecek icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/708 E., 2021/1074 K. sayılı itirazın iptali davası ikâme olunarak, davalı/borçlu tarafın Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali talep edildiğini,Her ne kadar, dava dilekçesinin \"harca esas değer\" kısmında, itirazın iptali talep olunan tutar sehven 17.420,59-TL  -davalı tarafından yapılan ödeme dikkate alınmaksızın takip çıkışı tutarı- olarak belirtilmiş ise de; dava dilekçesinin \"Açıklamalar\" kısmında 02.06.2020 tarihinde davalı tarafından 2.293,92-TL ödeme yapıldığının belirtildiğini, ek olarak, 17.08.2021 tarihli beyan dilekçesi ile, dava dilekçesinin \"harca esas değer\" kısmında maddi hata olduğundan, HMK m. 183 uyarınca maddi hatanın düzeltildiğini,  Kaldı ki, maddi hata düzeltilmemiş olsa dahi; bilindiği üzere HMK m. 26 uyarınca hâkimin harca esas tutar ile değil, netice ve talep ile bağlı olduğunu, Hükme esas alınan 12.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda; dava dilekçesinde 02.06.2020 tarihinde davalı tarafından yapılan 2.293,92-TL ödemeyi beyan ettiği, ek olarak ticari defter ve kayıtlarda da işbu ödemenin alacaktan mahsup edildiği belirtilmiş ve davalı tarafından yapılan ödeme dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, Mezkûr bilirkişi raporuna; davalı tarafından yapılan ödeme icra takibinden sonra yapıldığından, işbu ödemenin doğrudan asıl alacak tutarı üzerinden değil öncelikle icra takip masrafları, faiz ve vekâlet ücreti yönünden mahsup edilmesi gerektiği yönünde itiraz edildiğini,  12.07.2021 tarihli bilirkişi raporu ve işbu rapora itirazları dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, Zira, dava dilekçesinin \"harca esas değer\" kısmında maddi hata olduğu ve davalı tarafından yapılan ödemenin mahsubu sonrasında itirazın iptali gereken tutarın 14.889,92-TL olduğu taraflarınca belirtilmesine ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda da saptanmasına rağmen, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  Huzurdaki davada, maddi hata düzeltilmesi sonrası Mahkeme tarafından, davalı tarafça yapılan ödemenin mahsubu akabinde taleplerine uygun şekilde 14.889,92-TL'nin kabulüne karar verildiğinden, esasen davanın kabul edildiğini, Mezkûr karar, esasen davanın kabulü niteliğinde olduğundan davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bilindiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 326 uyarınca \"Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verildiğini,huzurdaki davada esasen davanın kabulüne karar verildiğinden, \"reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 2.530,67-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesi\" kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yukarıda ayrıntılı izah olunan sebeplere binaen, dava dilekçesinin \"Açıklamalar\" kısmı ile maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin 17.08.2021 tarihli beyan dilekçesi dikkate alındığında, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan; istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/708 E., 2021/1074 K. sayılı davanın kısmen kabulüne dair kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına, yapılacak olan yeniden yargılamada davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/708 Esas, 2021/1074 Karar sayılı dosyasında davanın kısmen kabul kararının usul yasa ve hukuka aykırı olduğunu,Davaya konu ürünler ayıplı olup, birden fazla yazılı talebine rağmen davaya konu ürünlerde ayıp incelemesi yapılmadığını,Gerek icra dosyasına yaptığı itirazda gerekse huzurdaki davada davacı tarafın müvekkile sattığı yapışkanlı bant ve ürünlerin yapışkan sorunu olduğu, müvekkilinin ürünleri parakende ve toptan satış yaptıktan sonra müşterilerden gelen şikayetlerde ürünlerin yapıştırma özelliğinin yetersiz olduğu, ürünlerin yapışmadığı veya yapıştırıldığı yerden kolayca kendiliğinden bir süre sonrası kalktığına dair müşteri memnuniyetsizliğine dair bildirim aldığını, müvekkilinin davacı tarafa ürün konusunda memnuniyetsizliğini ilettiğinde davacı tarafın ürün değiştirme sözü vererek müvekkilini oyaladığını, Müvekkilinin şu anda satamadığı, para etmeyen davacı tarafın ürünlerinden dolayı mağdur olduğunu, bu sebeple  ürünlerin kalite konusunda incelenmesi yönünde taleplerinin mahkemece yerine getirilmediğini, Mahkemece, ürün kalitesi yönünden eksik inceleme yaptığı, iddiaları değerlendirilmeden ve irdelenmeden mahkemenin karar vermiş olmasının usul, yasa ve hukuka aykırı olduğunu,Alacak likit olmadığı halde ve alacak yargılamaya muhtaç olduğu halde %20 inkar tazminatı verilmesinin hatalı olduğunu,Müvekkili davalı aleyhine yapılan icra takibine konu borçtan müvekkili temerrüde düşürülmediği halde faiz işletildiğini,Müvekkilinin yaptığı kısmi ödeme davacı tarafından ana paraya mahsup edilmediğini ve herşeyden önemlisi davaya konu malların ayıplı olduğu iddiaları sebebi ile alacak yargılamaya muhtaç hale geldiğini, ortada yargılamaya muhtaç, bir alacak olduğundan alacağın %20'si tutarında inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, İstinaf Başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı fatura dayalı cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne,  karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davaya konu Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde cari hesap alacağı takip sebesi gösterilerek 14.889,92 TL asıl alacak, 2.530,67 TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam : 17.420,59 TL. Üzerinden 06/03/2020  tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, icra müdürlüğünce çıkartılan 06/03/2020 tarihli örnek no:7 ödeme emrinin davalı borçluya 16/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı borçlu vekili Av. ... tarafından uyap sisteminden 27/05/2020 tarihinde ( dosyaya kayıt tarihi 02/06/2020) itiraz dilekçesi gönderilerek borca ve ferilerine itiraz edildiği, Bakırköy ... icra müdürlüğü tarafından verilen 22/06/2020 tarihli karar ile; '' 2-(X) Tebliğ mazbatası dönmüş olup, itirazın yasal sürede yapıldığı ve üsülüne uygun bulunmakla borçlu hakkındaki takibin İİK.nun 66 maddesi uyarınca durdurulmasına, '' karar verildiği, davacı vekili tarafından 17.420, 59 TL. Üzerinden itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf sebebi incelendiğinde;  Dava, itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkin olup, dava değerinin  17.420,59 TL. olduğu, mahkemece kabul edilen alacak miktarı 14.889,92 TL. olup,  davacı tarafından istinaf edilen reddedilen miktar ise (17.420,59TL-14.889,92 TL=) 2.530,67.TL'dir. 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2021 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 5.880,00 TL olmuştur. Dava değeri 17.420,59 TL olup reddolunan miktar 2.530,67.TL'dir.  Davacı vekilince reddolunan miktar istinaf konusu edilmekle, istinafa konu edilen miktar 5.880,00 TL'den düşük olup buna göre ilk derece mahkemesi kararı kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak yerel mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.Davalı vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde;Mahkemece, davacı tarafa ait mal ve hizmet satışına ilişkin BS formları ile davalı tarafa ait mal ve hizmet alımına ilişkin BA formlarının ilgili vergi dairesi müdürlüklerinden getirtilip dosya arasına konulmuştur.Mahkemece 09/04/2021tarihli duruşmanın ara kararı gereğince, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasına karar verildiği, davalı tarafın bilirkişi incelemesine ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, bilirkişi tarafından davacı tarafın ticari defter ve kayıtları ile davacı tarafa ait BS formu ile davalı tarafa ait BA formlarının incelenmesi suretiyle rapor hazırlandığı, bilirkişi raporunda; Davacı tarafın 2019 yılında ve takibe konu edilen 13 adet faturasının taraflarca karşılıklı olarak BS-BA formu ile birbirini teyit eder şekilde beyan edildiği, davacı tarafın dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ekstresinde, 2019 yılı: Davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 18.01.2019 tarihli 10.000,00 TL (A) tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 31.12.2019 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 14.889,92 TL alacaklı olduğu, 2020 yılı: 01.01.2020 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 14.889,92 TL alacaklı olduğu, 06.03.2020 tarihinde 14.889,92 TL alacağın şüpheli ticari alacaklar hesabına virman yapıldığı, 02.06.2020 tarihli 2.293,92 TL tutarlı kayıt işlemi ile davacı tarafın davalı taraftan 12.596,00 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle 14.889,92 TL alacaklı olduğu, 02.06.2020 tarihinde alacağın 2.293,92 TL tutarlı kayıt işlemi ile 12.596,00 TL tutara düştüğü, davalı tarafın takip tarihinden önce temerrüde düştüğüne/düşürüldüğüne dair dosya muhteviyatında tevsik edici belge bulunmadığı belirtilmiştir.HMK 190/1 maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Fatura içeriği taşıma  hizmetinin davalıya verildiği ve faturadan kaynaklı alacaklı olduğunun ispat külfeti davacıya aittir.  Faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malın davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)Somut olaya döndüğümüzde; davacı tarafın ticari defter ve kayıtları ile davacı tarafa ait BS formu ile davalı tarafa ait BA formlarının incelenmesi suretiyle mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen  rapor içeriğindeki tespitler de gözetildiğinde, davaya konu alacağın dayanağı olan faturaların davalı tarafça BA formu ile vergi dairesi müdürlüğüne bildirildiği,  bu durumda takibe konu alacağa dayanak fatura içeriğindeki malların davalı tarafa teslim edildiğinin kabulü gerektiği, davalı tarafça cevap dilekçesinde, davacı tarafın sattığı ürünlerin ayıplı olduğu ileri sürülmüş ise de, davalı tarafça BA formu ile vergi dairesine bildirdiği cari hesaba konu faturalara (TTK 21/2) süresi içerisinde itiraz ettiğini, faturaları iade ettiğini, davacı tarafa süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunup ayıplı malları iade ettiğini ispat edememiştir. Bu durumda fatura içeriğinin kesinleştiği, davalı tarafça bu faturalara konu ayıplı mallardan kaynaklı  zararının olduğuna ilişkin davacı adına düzenlenmiş yansıtma faturasının olmadığının dosya kapsamı itibariyle tespit edildiği, bu durumda davalının BA formu ile vergi dairesine bildirdiği faturalara konu borcun  ödendiğini kanıtlaması gerekmektedir.  Davaya konu icra takibinden sonra dava tarihinden  önce davalı tarafça davacıya 02.06.2020 tarihinde 2.293,92 TL tutarlı ödeme yaptığı, davacı tarafça bu ödeme düşülmeden istinafa konu itirazın iptali davasının açıldığı, ödeme yapılan miktar yönünden dava açılmasında davacının hukuki menfaatinin olmadığı, TBK. 100 madde gözetilerek dava tarihi itibariyle davacı alacağının tespiti gerekmekte ise de, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı tarafın ticari defterlerine göre davalı tarafından 02.06.2020 tarihinde yapılan 2.293,92 TL. Ödeme asıl alacaktan düşülerek davacının kendi ticari defterlerine göre 12.596,00 TL. alacaklı gözüktüğü, bu tespite göre davacı tarafça davalı tarafından yapılan ödemenin asıl alacaktan mahsup ettiği gözetildiğinde, mahkemece  (14.889,92 TL. - 2.293,92 TL. = ) 12.596,00 TL. asıl alacak  yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yukarıdaki gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde   görülmemiştir.  İİK'nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belli olması gerekir. Somut olayda, davaya konu icra dosyasındaki icra takibine konu asıl alacak faturaya dayalı cari hesaptan kaynaklı olup likit (bilinebilir, belirlenebilir) ve muayyen nitelikte olduğundan, mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.  Sonuç itibariyle,  davacı  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341 ve 352/1 maddeleri gereğince usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılarak, dairemizce yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacının itirazın iptali davasının 12.596,00 TL. asıl alacak  yönünden kısmen kabulü yönünde karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın HMK'nın 341 ve 352/1 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,  B-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/12/2021 Tarih ve 2020/708 Esas - 2021/1074 Karar sayılı sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen İPTALİ İLE, Takibin 12.596,00 TL. asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,  2-Kabul edilen 12.596,00 TL. asıl alacağın %20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalının kötüniyet tazminatı talebi olmadığından ret edilen miktar üzerinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 860,44 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 297,51 TL. harcın mahsubuyla bakiye 562,93 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 297,51 TL peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 359,71 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6- Yargılama aşamasında davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan  843,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı üzerinden takdiren 716,55 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 12.596,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya  verilmesine, 8-Davalı duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince ret edilen miktar üzerinden hesap edilen 4.824,59‬ TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Arabuluculuk ücreti olan 369,6‬ TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 10-Arabuluculuk ücreti olan 950,4‬-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 11-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 12-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 13-Dairemiz karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 346,9 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 14-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 15-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 80,00 TL posta gideri olmak üzere toplam:  300,7‬ TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 16-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 17-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a4cee4e7c4037510","SID":"48da214704c1368c"}}