{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/629 <br>KARAR NO: 2024/1022<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 07.12.2020<br>NUMARASI: 2018/838 Esas - 2020/745 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davacı ile davalı arasında 13/06/2016 tarihli, 5 yıl süreli Otogaz Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre ... davalıya LPG ikmal edeceğini, davalı, Sözleşme şartlarında ... mal tedarik edeceği ve kendi akaryakıt istasyonunda tüketicilere satacağını, taraflar arasındaki 5 yıllık sözleşmeyi henüz birinci yılın dolmasından sonra haksız ve erken feshettiğini, sözleşmenin süresinden önce davalı tarafından haksız yere feshi üzerine davacının muaccel hale gelen alacaklarının davalıdan verilen faturalar ile talep edildiğini, davacı  alacağının 204.374.10 TL (Cari hesap bakiyesi) olduğunu, sözleşmeyi haksız ve erken fesih eden davalının, kesilen faturaları ödemeyince aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün  ... Esas Sayılı dosyasından icra takibi açıldığını, davalının haksız olarak takibe itirazda bulunduğundan işbu davanın açıldığı, davalının borca itirazının haksız olduğunu, davacı alacağının sözleşme ve faturaya dayalı, kayıtlı alacak olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı takibe yapılan haksız itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olamamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının hukuka aykırı olarak gayrinakdi hak bedeli ve cezai şart talebinde bulunmuş ise de bu alacakların ispatı ya da ödenmesi gerektiği konusunda hiçbir sözleşme dahi sunulmadığı, öncelikle davanın ispat edilmemiş olması nedeniyle reddi gerektiği, huzurdaki görülmekte olan davada 125.165.09 TL Cezai Şart bedeli ve 46.436.85 TL tutarında gayri nakdi hak bedeli adı altında alacak talep edilmiş ise de gerek dava dilekçesi, gerekse delil listesinde bu alacakların hangi Sözleşme hükümleri çerçevesinde ve neye dayanarak istendiği konusunda en ufak bir delil sunulmadığı, davacının iddiasını ispatla mükellef olduğunu,  iddiaların yazılı sözleşme ve belgelerte ispatı gerektiğini, özellikle Cezai Şart alacağı için Sözleşmede Cezai şart hükmünün düzenlenmesi ve gayri nakdi hak bedeli için de sözlşeme ile bu bedelin ödeneceğinin kararlaştırılması ve ödemenin yapıldığının ispatının gerekmesi ve ayrıca bu bedelin tüm sözleşme süresi kapsamında ödendiğinin ispat edilerek süresinden önce sözleşmenin feshi halinde iade edileceğinin yine sözleşme hükümleri ile ispatı gerektiğinin hukuken tartışmasız olduğunu, davacı tarafından cari hesaptan kaynaklanan alacak olduğu iddia edilerek davalı şirket aleyhine takibe geçilmiş ise de faturalarda da davalının imzalarını içerene bir ikrarının bulunmadığı, davacının  LPG faturaları ile ilgili olarakda davasını ispat edemediği, zira sadece yasal şartları haiz olmayan bir cari hesap kaydına dayanılarak alacağın ispatlanamayacağının hukuken de tartışmasız olduğunu, davalı şirketin davacı şirkete borçlu bulunmadığı gibi tam tersine kendisinden  tahsil edilen tutarlar kapsamında davacı şirketten alacaklı olduğunu, davalı şirketin davacı şirkete borçlu bulunmadığı gibi  tam tersine kendisinden tahsil edilen tutarlar kapsamında davacı şirketten alacaklı olduğu, yargılama sonunun bu durumun tespit edileceğini, Mahkemece aksı kanaatte olması halinde tahsil edilen tutarlar için ayrıca takas/mahsup talebi bulunduğunu belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, Kötü niyetli takibin ve itirazın iptali dava nedeniyle takinin %20'si tutarında davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri, vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesi talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasında 13/06/2016 tarihinde 5 yıl süreli Otogaz Bayilik Sözleşmesi, Otogaz Bayilik Protokolü ve Ürün Alım Taahhütnamesi imzalandığı, sözleşme ile davalının Bolu ilindeki akaryakıt istasyonunda davacıdan alımı yapılacak LPG otogazın satımı konusunda anlaştıkları, sözleşme süresi sona ermeden davalının 18/08/2017 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiği, davalı tarafından gönderilen ihtarnamede akdedilen sözleşme ve protokoller kapsamında fiyatlandırma ve karlılık hususunda kalınan ticari mutabakat uyarınca satılacak ürünlerde yaz ve kış dönemi ayrı fiyat uygulamasının kararlaştırıldığı ancak davacının bu mutabakata uymaması nedeniyle sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği belirtilmesine karşın dosya kapsamında buna ilişkin yazılı bir mutabakat bulunmadığı keza feshin haklı nedenle yapıldığına ilişkin somut delil sunulmamış olduğu gözetildiğinde sözleşmenin feshinin haklı bir nedene dayanmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı tarafça sözleşmenin erken feshi nedeniyle cezai şart bedeli, sözleşmenin işleyemeyen dönemine isabet eden  gayrinakdi hak bedeli ve LPG otogaz satışından kaynaklanan ve ödenmeyen LPG gaz bedellerinin talep edildiği, yapılan mali inceleme ile  davalının davacıya cari hesaptan dolayı 32.772,16 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan Otogaz Bayilik Protokolü uyarınca davacı davalı şirkete 5 yıllık sözleşme süresince geçerli olmak üzere 18.000 USD +KDV bedeli tutarında yatırım katılım bedelinin TL karşılığı olarak 13/07/2016 tarihinde 60.958,80 TL ödeme yapmıştır. Protokole göre sözleşmenin erken sonlanması halinde sözleşmenin gerçekleşmeyen süresine isabet edecek Yatırım Katılım Bedelinin davalı tarafından davacıya iade edileceğinin taahhüt edildiği, buna göre davacının 46.464,96 TL yatırım katılım bedeli talep edebileceği, ancak taleple bağlı kalınarak 46.436,85 TL yatırım katılım bedelinin davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir. Öte yandan 13/06/2016 tarihli Ürün Alım Taahhütnamesinde sözleşmenin feshi halinde yıllık otogaz alım taahhüdü olan 500 tondan eksik yapılacak alımlardan dolayı davacının uğrayacağı kar mahrumiyeti karşılığı olarak ton başına 15 USD üzerinden kar mahrumiyeti talep edilebileceği taahhüt edilmesine karşın davacının cezai şart bedeli olarak talepte bulunduğu, 13/06/2016 tarihli Otogaz Bayilik Protokolünün 13.maddesi uyarınca sözleşmeyi fesheden davalının 5.000 USD cezai şart bedelinden sorumlu olduğu değerlendirilmekle işbu bedelin TL karşılığı olarak hesaplanan 17.620,50 TL cezai şart bedelinin davalıdan tahsiline, alacağın likit nitelikte görülmediği ve tespiti yargılamayı gerektirdiği...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 32.772,16-TL (14.07.2017 tarih- 17.162,77-TL, 17.08.2017 tarih-15.493,27-TL ve 21.08.2017 tarih- 17.171,36-TL bedelli faturalardan kaynaklanan alacak), 46.436,85-TL asıl alacak (29.11.2017 tarihli Yatırım Katılım Bedeli) ve 17.620,50-TL asıl alacak (Protokolün 13.mad uyarınca cezai şart alacağı) olmak üzere toplam 96.829,51-TL üzerinden devamına, anapara tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesine uygun olarak % 9,75 ve değişen oranlarda ticari avans faizi  uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden, icra inkar tazminatı talebinin reddine, İcra İflas Kanun'unun 67/2. maddesi uyarınca asıl alacak miktarının %20.'si oranında  hesaplanan 2.390,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Fatura alacağına takip öncesi faiz işletilmesi gerektiğini, İlamda faizin takip tarihinden başlatılmış olmasının son derece isabetsiz olduğunu, zira mahkemenin de kabulünde olduğu üzere bu alacaklarının faturaya dayalı olduğunu, sözleşmede herhangi bir vade kararlaştırılmamış olsa bile Türk Ticaret Kanunu'nun 1530/4 hükmü gereği; otuz günlük sürenin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayıldığını ve alacaklının faize hak kazandığını, bu nedenle takip öncesi faize de hükmedilmesi gerekirken takip (icra) tarihinden itibaren faiz işletilmiş olmasının hatalı olduğunu, 125.165,09 TL'lik eksik ürün alımına dayalı cezai şart faturası alacakları yerine, talep etmedikleri bir başka cezai şarta hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar taraflar arasında imzalanmış olan ve dava dilekçesi ekinde yer alan Ürün Alım Taahhütnamesinin (a) bendinde, bayinin (Davalının) eksik ürün alması halinde, eksik ton başına ödeyeceği 15 USD kar mahrumiyeti olarak yazılı ise de bu esasen bir cezai şart olduğunu, sözleşmenin lafzına bakıldığında bunun böyle olduğu açıkça anlaşılacağını, D bendinde bahsi geçen Yargıtay ilamından da, taleplerinin kar mahrumiyeti değil cezai şart alacağı olduğunun anlaşılacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yargılama sırasında sunulan bilirkişi raporlarında cezai şartın kar mahrumiyeti olarak yorumlanması yoluyla bir takım hesaplamalarda da bulunulmuşsa da hukukumuzda yorum yoluyla cezai şartın genişletilemeyeceğinin de tartışmasız ortada olduğunu, zira davacının gerek fatura konusu gerekse icra takibine konu alacak talebi cezai şart alacağı olduğunu, nitekim bu nedenle, ilk derece mahkemesi tarafından bu itirazlarının haklı görüldüğünü ve davacının ürün alımına bağlı olarak düzenlenen kar mahrumiyeti yoluyla cezai şart talep edemeyeceğinin tespit edildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından davacının gerek bu konuda fatura etmediği gerekse dava konusu da etmediği sözleşmedeki bir başka hükme dayalı olarak cezai şart alacağı resen  davacı yerine geçilerek kabul edildiğini, fakat hukukumuzdaki taleple bağlı kalınması ilkesi gereğince talebin dava konusu edilmemiş bir başka sözleşme hükmü ile genişletmesi ile cezai şart alacağı talebinin bu yolla kabulü hukuka aykırı olduğunu, Davacı tarafından ayrıca gayri nakdi hak bedeli faturası ile gayri nakdi hak bedeli alacağı talebinde bulunulmuşsa dava edilen alacak talebi ile bağlı kalınmadan yatırım katılım bedeli alacağı hususunda hesaplama yapılarak gayri nakdi hak bedeli talebi altında bu alacağın kabulünün de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Davacı tarafından cari hesaptan kaynaklanan alacak olduğu iddia edilerek müvekkili şirket aleyhine takibe geçilmişse de  faturalarda da müvekkili şirketin imzalarını içeren bir ikrarı bulunmadığı da nazara alınarak davacının lpg faturaları ile ilgili olarak da davasını ispat edemediğini, zira sadece yasal şartları haiz olmayan bir cari hesap kaydına dayanılarak alacağın ispatlanamayacağı da hukuken tartışmasız olduğunu, Müvekkili şirket tarafından bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, bu hususun araştırılmadığını, taraflar arasında ticari şartlara ilişkin olarak akdedilen ve ticari koşullar başlıklı 13.06.2016 tarihli protokol uyarınca ticari hususların kararlaştırıldığını, davacı tarafından yazılı protokol hükmündeki ticari şartlara ilişkin hükümlere aykırı davranıldığını, bu nedenle eksik inceleme hususunda istinaf talepleri de bulunduğunu, Akaryakıt sektöründeki teamüller gereği taraflar arasındaki ticari şartlar sadece Çerçeve Protokol'de düzenlenmediğini, huzurdaki davada da bu şekilde ve ekte sundukları ticari koşullar başlıklı 13.06.2016 tarihli protokol uyarınca gerek kar paylaşımı gerekse vadeli olarak mal verilmesi zorunluluğunun kararlaştırıldığının açık olduğunu, davacı tarafından ise kararlaştırılan bu yazılı sözleşme hükümlerine aykırı davranıldığını, bu şartlar altında, fesih ihtarnamesinde açıklanan feshin haklılığının hiç bir zaman araştırılmadığını, davada eksik inceleme söz konusu olduğunu, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bayilik sözleşmesinden  kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası getirtilerek incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine  204.383,10 TL asıl alacak,  10.821,99 işlemiş faiz  olmak üzere 215.205,09  TL üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Davacı taraflar arasında 13.06.2016 tarihli imzalanan Standart Otogaz Bayilik Sözleşmesi, Otogaz Bayilik protokolü ve Ürün Alım Taahhütnamesi kapsamında taraflar arasındaki otogaz alımına ilişkin bayilik ilişkisi bulunduğunu, sözleşmenin süresinden önce 18.08.2017 tarihinde davalı yanca haksız fesih edildiğini ileri sürerek, verilen  otogaza ilişkin mal faturası, eksik alım taahhüdü nedeniyle cezai şart ve yatırım bedeli olarak (gayrı nakdi hak bedeli) davalıya ödenen tutarın  karşılıksız kalan süreye ilişkin tutarının tahsili için düzenlenen faturalar nedeniyle alacağın tahsili için dayanak takibi başlattığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince gerek davalı gerekse davacı defter ve kayıtları da inceletilmek suretiyle bilirkişi raporları alınarak, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacının takibe dayanak faturalarının incelenmesinde, gayrı nakdi hak bedeli  açıklamalı düzenlenen 125.165,09 TL tutarlı faturanın bulunduğu, yargılama sürecinde davacı vekilinin gerek 17.06.2019 tarihli beyan dilekçesi içeriğinde gerek 31.12.2019 tarihli talimatla alınan bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde ve gerekse davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan 26.10.2020 tarihli  rapora karşı beyanda bulunulan 10.11.2020 tarihli dilekçelerinde, talep edilen 125.165,09 TL lik fatura  alacağının taraflar arasında imzalanan ürün alım taahhütnamesi uyarınca davalının gerçekleştirdiği eksik alımlar nedeniyle ödemeyi kabul ettiği cezai şarta ilişkin olduğu açıklanmıştır. İlk derece mahkemesince ise yazılı gerekçe kapsamında davacının talebi dışında sanki taraflar arasındaki protokolün 13. maddesinde düzenlenen ve sözleşmenin haksız feshi halinde ödenmesi kararlaştırılan cezai şartın talep edildiği şeklinde kabul edilerek karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk derce mahkemesinin bu kabulüne ve kurulan hükme yönelik her iki taraf vekilince de istinaf başvurusunda bulunulduğu da anlaşılmaktadır.  Davacı vekilinin takip ve davadaki talebi dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince eksik alım taahhüdü kapsamında istenen fatura alacağının  protokolün 13. maddesinde düzenlenen ve sözleşmenin haksız feshi hâlinde ödenmesi kararlaştırılan cezai şart alacağı gibi değerlendirilerek bu yönde gerekçe yazılarak hüküm kurulmuş olması HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesinin ihlali niteliğindedir. Bu değerlendirmeler ışığında,  ilk derece mahkemesinin istinaf konu kararının  bu hâliyle HMK'nın 297. maddesi uyarınca istinaf denetimine elverişli bulunmadığı anlaşıldığından,  HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu  kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının talep hâlinde, ilk derece mahkemesince, yatıran taraflara iadesine,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 12.06.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dfa686a149fa3ef5","SID":"01646c44408006ef"}}