{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1144 <br>KARAR NO: 2023/962<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/02/2020<br>NUMARASI: 2017/279 E. -  2020/46 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali  <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, temlik alan davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında bulunan hizmet sözleşmesi gereği davalıya ait ... isimli tekneye bağlama hizmeti verildiğini,  bu hizmeti bedelinin 24.09.2015  tarihli  fatura ile  38.625,59 TL tespit edildiğini,  davalı tarafça 09.11.2015 tarihinde 16.000,00 TL ödeme yapıldığını, fakat 22.625,50 TL bakiye borcun ödenmediğini, bu durumun defter ve kayıtlarında sabit olduğunu, davalıların  müvekkili  şirkete olan borcunu ödememesi nedeni ile İstanbul ... İcra Müdürülüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ancak davalının borcu ödemediğini, kötü niyetli olarak borca ve ferilerine itiraz ettiğini,  takibin durduğunu, itirazın  haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın  iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; müvekkili olduğu şirketin ...   (... ) adlı ABD bayraklı M/Y karakterinde,  16,76 boyunda caterpıllar ...- ... no'lu motorlara sahip teknenin maliki ve tasarruf sahibi olduğunu, kullanım yapan şirketin de davalı müvekkili şirket olduğunu,  şirket yetkilisinin davalı ... olduğunu, taraflar arasında ilişkinin 2014 yılında başladığını, 17.09.2014 tarihli ... nolu faturanın eksiksiz olarak ödendiğini, 24.09.2015 tarihli faturaya ilişkin 09.11.2015 tarihinde 16.000,00 TL ödeme yapıldığını, ancak hemen  akabinde davacının kusur ve ihmali ile teknenin çalındığını, çalanın bulunamamasından ötürü faili meçhul olarak dosyasının derdest edildiğini, verilmeyen hizmete dair alacak talebinin haksız kalacağını, üç güvenlik noktasından geçilerek ulaşılabilen bir yer iken teknenin yerinde olmaması güvenlik zafiyetinden olduğunu ve müvekkilini mağdur eden bir hırsızlık eyleminin vuku bulduğunu, hizmet alımındaki kusurun (hırsızlık) müvekkiline  atfedilemeyeceğini,  davacının hizmet vermediği döneme ilişkin para talep ettiğini, bu nedenle  itiraz edildiğini, davanın haksız olduğunu, teknenin çalındığını bilen davalının takipte kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava; davacıya ait marinaya davalı teknesinin bağlanması nedeniyle oluşan bağlama ücreti bakiyesinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın; davalıya ait teknenin marinada bağlı bulunduğu esnada çalınması nedeniyle davacının kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve bu hali ile davacının bakiye alacağının olup olmadığı, davalının marina bağlama ücretinin tamamından sorumlu olup olmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde;  davalı borçlu aleyhine 19/01/2017 tarihinde takibe başlandığı, ödeme emrinin davalı borçlulara tebliğ edildiği ve davalı borçlular tarafından 02/02/2017 tarihinde borca itiraz edildiği ve eldeki davanın da buna göre 04/08/2017 tarihinde İİK 67 maddesi gereğince yasal süresinde açıldığı anlaşılmışıtır.Davalıya ait teknenin çalınması olayı ile ilgili olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2015/161643 soruşturma numaralı soruşturma dosyası celp edilerek davacının da aralarında bulunduğu şüphelilerle ilgili olarak savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına  karar verildiği  ve bu kararın İstanbul Anadolu 3 Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/2192 D iş sayılı kararı ile kesinleştiği tespit olunmuştur. Davalıya ait ... isimli yat için taraflara arasında imzalanmış 17/09/2014-17/09/2015 tarihleri arası için yapılmış 39.016.00 TL tutarında ... nolu bağlama hizmet sözleşmesi ile buna ait 17/09/2014 taıih ve ... numaralı fatura ile varlığı konusunda taraflarca ihtilaf bulunmayan bağlama sözleşmesi üzerinden 17/09/2015-16/09/2016 tarih aralığı için almış olduğu denizde bağlama hizmetine ilişkin 24/09/2015 tarih ve ... no'lu 38.625,59 TL tutarında fatura dosyaya sunulmakla; bunun dışında teknenin 03/03-15/07/2015 tarihleri arasında almış olduğu çekek ve kara park hizmet bedellerine ilişkin 3 adet sözleşme ve buna bağlı faturalar da dosyaya sunulmuştur. Davalı tarafça ilk sözleşmeye ilişkin bağlama bedeli ödenmiş olup 2015-2016 yıllarına  ait sözleşmeye ilişkin ise 09/11/2015 tarihinde ... numaralı ödeme makbuzuna göre 16.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığı anlaşılmakla, bu hususa davacı tarafça da herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. Buna göre ise 17.09.2015-16.09.2016 tarih aralığına ilişkin bağlama sözleşmesine istinaden bakiye  27.625,59 TL tutarında borcun tazmini talep edilmektedir.Dosyada alınan teknik bilirkişi raporunda belirtildiği üzere; teknenin bağlama sözleşmesine esas teşkil eden m2 alanı hesap edildiğinde yüzey alanı: 18,11 m x 4.76 m - 86,2036 m2 şeklinde olup dosyasında taraflar arasında yapılan iki sözleşmede de bu alan üzerinden bedel çıkarıldığı tespit olunmuştur.Davalıya ait teknenin; davacı marina işletmesi jurnal kayıtlarında 10/10/2015 tarih saat 17:00 itibariyle marinadan ayrıldığı görülmekle, Marina İdari İşler Müdürü ... ve İşletme Müdürü ...'in de, hırsızlık olayı ile ilgili soruşturma dosyası kapsamında  polise verilen ifadelerinde teknenin marinadan ayrıldığı tarih olarak 10/10/2015 tarihini verdikleri anlaşılmıştır. Ancak davalıya ait teknenin davacı marina işletmesinden çalındığının davalı tarafından öğrenilme tarihi soruşturma dosyasında 20/11/2015 olarak belirtilmiştir ve buna istinaden 25/11/2015 tarihli dilekçe ile Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat edilmiştir. Buna göre de sözleşmenin başlangıcı olan 17/09/2015 tarihinden teknenin marinadan ayrıldığı tarih olan 10/10/2015 tarihi itibariyle davalıya ait teknenin davacı marina işlemesinden toplam 24 gün fiili hizmet aldığı dosya kapsamından tespit olunmuştur. Dava konusu olayda ise  davacı marina Davalıya ait teknenin bir yıllık bağlama bedeli üzerinden kalan bakiye borcunu talep etmektedir. Davalıya ait teknenin ise 10/10/2015 tarihinden itibaren kendisine tahsis edilen marina içi kullanım yerini kullanılmadığı, marina hizmetlerinden faydalanmadığı anlaşılmıştır. Buna göre davalıya ait teknenin çalındığı iddiası ile belirtilen tarih sonrasında marina bağlama hizmetini almamış olması mahkemece  mücbir sebep olarak kabul edilmiştir. Her ne kadar davacıya ait marina İşletme Yönetmeliği 84. Maddesine göre \"Sözleşmeler belirtilen tarihler arasında geçerlidir. Düzenlenmiş olan hizmet sözleşmesi müşteri tarafından tek taraflı olarak iptal edilmez. Ayrıca: bu gerekçe  ile veya erken ayrılma durumunda müşteri tarafından ücret iade talebinde bulunulamaz \"hükmü bulunmakta ise de, dava konusu olayda sözleşmenin davalı tarafça feshedilmediği aksine davalı teknesinin çalınması yahut kaybolması nedeniyle davalının hizmet alamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle de hakkaniyet gereği olarak piyasa rayicine uygun birim ücreti üzerinden teknenin bağlama hizmeti aldığı son tarih olan 10/10/2015 tarihine kadar 24 günlük süre üzerinden bir bedeli davacı marinaya ödemesi gerektiği bilirkişi raporunda belirtilmekle bu husus mahkemece de benimsenmiştir. Açıklanan nedenlerle ve davalı tarafça 2015-2016 yılları arasındaki sözleşmeye istinaden yapılan kısmi ödemede değerlendirildiğinde davacının bakiye alacağının bulunmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmesi yoluna gidilmiştir. Eldeki dosya davalısı tarafından bu dosyada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda hesap edilen bedelin eldeki dosya davacısından tahsili talebi ile açılan İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/756 Esas Sayılı dosyası, mahkememiz dosyası ile 13/01/2020 tarih ve 2020/18 sayılı karar ile birleştirilmekle, birleştirilen dosyada dilekçeler teatisi aşamasının tamamlanmamış olması ve eldeki davanın gelmiş olduğu aşama ile bu dosya üzerinden verilen kararın birleşen dosya neticesini etkileyecek olması hususları da gözetilerek, birleşen dosyanın tefriki ile yeni esasa kaydedilmesi ve esas davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"  gerekçesiyle, her iki davalı yönünden de  davanın reddine, şartlar oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, mahkemenin  birleştirilen dosyanın esas dosyanın geldiği aşama gözetilerek tefriki ile yeni esasa kaydedilmesine karar  verilmiştir.  Bu karara karşı,  davacı  vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararının ve gerekçesinin  eksik inceleme ile oluşturulmuş olduğunu, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesi hükümlerine göre 1 yıllık bağlama hizmetinin karşılığı için borç doğduğunu,  müvekkilinin  anlaşma süresi boyunca sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini,  davalının kendi ağır kusuru nedeniyle teknenin çalınmasından müvekkilin sorumlu tutamayacağını, davalı şirket yetkilisi ...in  düzenleyip müvekkili şirkete vermiş olduğu yetki belgelerinde de görüleceği üzere ... ve ... isimli şahıslar davacıya ait  tekne ile ilgili işlemlerde yetkili kılındığını,  bu sebeple de müvekkili şirketin iş bu yetki belgelerini dikkate aldığını, davacıya ait teknenin bulunduğu ve muhafaza edildiği kısıtlı  alana  sadece  yetkili kişiler ile bu yetkili kişilerin muvafakati ile yanında bulunan kişilerin erişmesine izin verdiğini, teknenin çalınmasına sebep olan somut olayda ise davacının yetkilendirdiği ... isimli şahıs, nezdinde bulunan giriş kartı ile güvenlik noktalarını geçerek tekneyi çalan ...'ü teknelerin bulunduğu kısıtlı alana götürmüş ve davacının talimatı ile ... isimli şahsı teknede yalnız bıraktığını, ... polise verdiği  07.01.2016 tarihli ifadesinde \"... beni Ekim ayının ilk haftası aradı. Bana kendi yatı ile ilgili bir müşteri geleceğini ve gelen müşteriye yatı göstermemi istedi. ... isimli kişi ertesi gün tekrardan geldi. ... Bey'i iskeleden içeriye ...'nin talimatı ile aldım. Yatta bulunan kapı anahtarı ile tekneyi açtım. ... Bey'e yatı gösterdim. 30 Dakika sonra ... teknedeki eksikler için liste çıkaracağını söyleyip teknede kalacağını söyledi. Buna istinaden ... ile görüşüp tekne alıcısı ... teknede kalıp eksikler hakkında liste çıkarmak istiyor dedim. ... Bey zaten alıcı ... Bey ile anlaştık yarın itibari ile sözleşme yapıp paramızın bir bölümünü alıp geri kalanını satış yapıldıktan sonra alacağız ... Bey teknede kalabilir dedi.\" denildiğini, taraflar arasında 17.09.2015-16.09.2016 tarihleri için hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşme süresinin  1 yıl olduğunu, müvekkilinin davalı tarafa teknesi için bağlama hizmeti verdiğini, davalının  marinada kendisine ayrılan yeri kullanmak istemese dahi, müvekkili ile  imzaladığı  sözleşme uyarınca tekne için sözleşme süresi boyunca bu yeri ayırma yükümlülüğünü yerine getirdiğini, ilgili hizmeti sunduğunu, davalının hizmetten faydalanıp faydalanmaması hususunun müvekkilinin tasarrufunda olmadığını, Hizmet Sözleşmesi Ek Kurallar madde 34'te  ''Sözleşmeler belirtilen tarihler arasında geçerlidir. Düzenlenmiş olan hizmet sözleşmesi müşteri tarafından tek taraflı olarak iptal edilemez. Ayrıca; bu gerekçe ile veya erken ayrılma durumunda müşteri tarafından ücret iade talebinde bulunulamaz.''  denildiğini,  madde  116'da ''Marina/Çekek Yeri işletmesinin sağlamış olduğu güvenlik hizmeti, sadece caydırıcılık özelliği taşımaktadır. Güvenlik Hizmetinin sadece bir önlem niteliği taşıması nedeniyle, marina işletmesi, Marina/Çekek yerinde meydana gelebilecek, teknelerin ve/veya kayıtlı veya kayıtsız envanterindeki malzemenin kısmen ya da tamamen çalınması, kaybolması, hasar görmesi ile tekne sahibi'nin, mürettebatının ve müşterilerinin yaralama, öldürme ve terör olaylarından dolayı uğrayabileceği her türlü maddi ve manevi zarar, ziyan ve hasardan sorumlu tutulamaz.'' denildiğini, İşletme Yönetmeliği G.2.maddesinde ise ''G.2. İşletmenin istihdam ettiği personelin kusur ve kasti eylemi nedeniyle meydana gelmesi hariç Yat Limanının kullanımından doğan her türlü risk kullanıcıya aittir. Yatın ve/veya kayıtlı veya kayıtsız envanterindeki ekipman ve malzemenin ve araçlarının her türlü hava, deniz koşuluna ve çalınmaya, kaybolmaya, hasar görmeye karşı muhafazası tamamen  Yat Sahibi’nin sorumluluğunda olup yine yat sahibinin, ve/veya üçüncü şahıslarını yaralama, uğrayabileceği öldürme ve terör olaylarından dolayı oluşacak her türlü maddi ve manevi zarar, ziyan ve hasar İşletmenin Mali Mesuliyet Sigortası kapsamı dışındadır ve İşletmenin sorumluluğu altında değildir.'' düzenlemesi  bulunduğunu, madde lafzından da açık olduğu üzere müvekkilinin  teknenin çalınmasından dolayı hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, davalı yanın teknenin çalınması nedeniyle uğradığı zararın tazmini için açmış olduğu bir haksız dava, tekne sahibinin gerekli özeni göstermemesi nedeniyle reddedildiğini, davalının teknenin çalınması sebebiyle uğradığı zararın tazmini için açmış olduğu davanın  İstanbul Anadolu  8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/979 E. 2019/502 K. Sayılı 14.05.2019 tarihli kararıyla reddedildiğini, bu kararın gerekçesinde de  davalının teknenin çalınmasına kendi ağır kusuruyla sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini,   mücbir sebebin şartlarının oluşmadığını, kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, hizmet alınamamasına davalının bizzat kendisinin sebebiyet verdiği düşünüldüğünde bir yıllık hizmet bedelini ödemekle yükümlü olacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, tekne bağlama sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturadan doğan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, temlik alan davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalılara ait ... isimli tekneye  bağlama  hizmet sözleşmesi gereğince bağlama hizmeti verildiğini, bu nedenle 24.09.2015  tarihli  fatura ve   38.625,59 TL bedelli fatura düzenlediğini,  davalının  16.000,00 TL ödeme yaptığını, ancak bakiye  22.625,50 TL'nin ödenmediğini, bu sebeple icra takibi başlatıldığını ancak davalının haksız şekilde takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiş; davalı ise 16.000,00 TL ödeme yaptığını, ancak  ödemenin hemen  akabinde davacının kusur ve ihmali ile teknenin çalındığını,  davacının hizmet vermediği döneme ilişkin alacak talebinde bulunduğunu, teknenin davalının  güvenlik zafiyetinden dolayı çalındığını, davanın haksız olduğunu savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı (temlik eden) tarafından davalı-borçlular aleyhine 19.01.2017 tarihinde 22.625,59 TL asıl alacağın takip tarihinden işleyecek faizi ile tahsilinin talep edildiği, itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında, taraflar arasında 17.09.2014-17.09.2015 tarihleri arasına ait ''... Hizmet Sözleşmesi''nin bulunduğu, bu sözleşme dönemine ilişkin verilen bağlama hizmetine  ait  faturanın davalı tarafından ödendiği, eldeki takip ve dava konusu olan  faturaya ilişkin taraflar arasında bir yazılı sözleşmenin bulunmadığı, ancak 17.09.2015  tarihinden sonraki döneme ilişkin olarak tarafların bağlama hizmeti verildiği ve alındığı konusunda bir ihtilaflarının bulunmadığı, zira davalı tarafça bu dönenme ilişkin kesilen 24.09.2015  tarihli ve  38.625,59 TL bedelli fatura  için 16.000,00 TL kısmi ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme, marina  işletmecisine belli bir ücret karşılığında teknenin muhafaza ve gözetimi yükümlülüğünü de getirmesi itibariyle hukuken TBK'nın 561 vd. maddeleri hükümlerine tabi olan bir saklama (vedia) sözleşmesi olarak nitelendirilebilecektir (Yargıtay 11. HD'nin 27/06/2014 tarihli 2013/5115 E. 2014/12279 K. sayılı kararı).Taraflar arasında teknenin, 10.10.2015 tarihinde davacıya ait marinadan ayrıldığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Buna göre teknenin fiilen 24 gün davalı marinasında bulunduğu ve bağlama hizmeti aldığı, 10.10.2015 tarihinden itibaren marinada olmadığı, teknenin çalınmış olmasının, taraflar arasındaki sözleşme bakımından \"ifa imkânsızlığı\" niteliğinde olduğu ve davalıların da çalınma olayından sonra bağlama hizmeti almadığı  açıktır.  Bu nedenle mahkemece, fiilen yirmi dört gün marinada kalan ve bağlama hizmeti alan teknenin hizmet aldığı bu süre bilirkişilerce hesaplanmış ve davalı tarafça yapılan kısmi ödemenin bu dönem için tahakkuk eden ücret alacağını karşılamaya fazlasıyla yeterli olduğu  ve davacının başkaca bakiye alacağı olmadığı gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden  reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Ancak eldeki davada iki davalı mevcut olup davalıların sıfatlarının (pasif dava ehliyetlerinin) bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde;  taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka (maddi hukuk sorunu) ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (davacı sıfatı-dava hakkı) o hakkın sahibine ait olup (aktif husumet); hakkını o hakka uymakla yükümlü kişiden (davalı sıfatı-pasif husumet) isteyebilecektir.  Sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu, daha açık bir ifadeyle bir davada davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin olması nedeniyle, maddi hukuk sorunu olup mahkemece bu husus resen nazara alınır. Somut olayda, davalı ...'in  teknenin sahibi olan  diğer davalı şirketin yetkilisi olduğu, sözleşmenin davalı şirket adına temsilci sıfatıyla  imzalandığı, faturanın da davalı şirket adına düzenlendiği  görülmektedir. Bu durumda davalı ...'in eldeki davada pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Pasif husumet ehliyeti resen nazara alınması gerekmekte olup mahkemenin kararı bu yönden hatalı olduğundan ilk derece mahkemenin  kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca bu yönden resen düzeltilmesi gerekmiştir.İstinafa başvuranın sıfatına göre ve  aleyhe hüküm verme yasağı gözetilerek, Dairemizce yeniden hüküm kurulurken ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücreti miktarı aynen muhafaza edilmiştir.  Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın davalı şirket yönünden esas bakımından reddine, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine  dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, davacının istinaf  başvurusunun esastan reddine; HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına bu doğrultuda;1-Davalı şirket aleyhindeki davanın reddine, 2-Davalı ... aleyhindeki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 3-Davacı tarafça yatırılan 273,26 TL harçtan, Harçlar Kanunu uyarınca alınması  gerekli 179,90  TL harcın mahsubu ile  artan 93,36  TL  harcın, talep halinde davacıya iadesine,4-Davalılar vekili için takdir edilen 3.400,00 TL vekalet ücretinin, temlik eden ve temlik alan davacılardan müteselsilen alınıp davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,  5-Artan  gider avanslarının yatıran taraflara iadesine,6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 01.06.2023<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362 1.a maddesi uyarınca, dava değeri itibariyle karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"127002984b74b731","SID":"71233d7e16401dc3"}}