{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1291 <br>KARAR NO: 2023/1205<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 04.05.2023 tarihli ara karar.<br>NUMARASI: 2023/200 Esas <br>DAVA: Tazminat<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ilamda yazılı nedenlerle TTK'nın 1427/3 maddesi uyarınca  avans ödenmesine dair verilen ara karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'e ait olan ve  sigorta şirketi tarafından 31/03/2022 başlangıç tarihli yat paket sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan teknenin kaptan ...'ın sevk ve idaresinde iken Kargı Adası yakınlarında karaya oturduğunu yapılan incelemede makine dairesinin su aldığının tespit edildiğini olayın geciktirilmeden davalı sigorta şirketine haber verildiğini teknenin kurtarılmış olmasına rağmen gövdesi ve makinasının önemli ölçüde hasar gördüğünü bu kapsamda müvekkili tarafından yaptırılan tamir ve onarım işlemleri için 200.456,98 Euro masraf yapılmak zorunda kalındığını davalı tarafından atanan ... firmanın da hazırlamış olduğu raporda davacının talebinin 169.738,22 Euro tutarında ki kısmının Küvertür altında olduğunun kabul edildiğini buna rağmen davalı sigorta şirketinin olayın davacının beyan ettiği şekilde olmadığını dolayısıyla rizikonun teminat kapsamı dışında kaldığını iddia ederek hasar ödemesi yapamayacaklarını bildirdiğini davalının bizzat görevlendirdiği eksper'in müvekkilin zararlarının tespit ve teyit etmesine rağmen hasar bedelinin ödenmemesinin poliçe şartlarına ve yasal düzenlemelere aykırı olduğunu TTK'nın 1409.maddesine göre, ispat yükü altında bulunan davalının rizikonun teminat dışı olduğuna dair kesin ve şüpheye yer vermeyecek nitelikte bir delil sunamadığını teknenin karaya oturması nedeni ile yapılan tüm masrafların sigorta teminatı kapsamında kaldığını olay tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta şirketi incelemelerini ve araştırmalarını tamamlayamadığından davalı şirketin atadığı eksper tarafından kabul edilen 169.738,22 Euro da dikkate alınarak, tespit edilecek hasar miktarının %50'sinin avans olarak davalı tarafça müvekkiline ödenmesine karar verilmesini ve sonuçta 200.456,98 Euro maddi zararın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, geçici ödeme talebini değerlendirdiği 04.05.2023 tarihli ara kararıyla;  \"...TTK'nın 1427/f.3 maddesinde araştırmalar, 1446.maddeye göre yapılacak ihbarda başlayarak 3 ay içinde tamamlanamamışsa sigortacı tazminattan veya bedelden mahsup edilmek üzere tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık halinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre sürat ile tespit edilecek hasar miktarının veya bedelin en az %50'sini avans olarak öder hükmü düzenlenmiştir. Bu şekilde sigorta poliçesi kapsamında sigorta şirketinin sigortalıya hasar bedelinin en az %50'sini avans olarak ödeyeceği hükmü öngörülmüştür. Dava dilekçesi ekinde sunulan 31/01/2020-31/03/2023 vadeli ... Yat Paket Poliçesi incelendiğinde, ... isimli motor yatın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı, poliçede sigorta ettiren ve sigortalı olarak ...'in gösterildiği görülmektedir. Yine dilekçe ekinde sunulan davalı sigorta şirketinin görevlendirdiği ... Hizm. Ltd. Şti tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda, sigortalı ... isimli teknede meydana gelen dava konusu hasarla ilgili ekspertiz çalışmaları sonucunda teknenin 27/07/2022 tarihinde Selimiye Kargı Adası  mevkiinde karaya oturduğu, teknenin kaptanının kusuru veya ilk sözlü beyanına istinaden bilincini kaybetmesine bağlı olarak sığlık bölgede karaya oturma hadisesinin gerekleştiği kanaatine varıldığı, kaptanla ilgili yapılan alkol muayenesinde alkol bulgusu bulunduğuna dair bir görüşün sunulmadığı, yat kaptanının ehliyetinin tekneye kullanmaya yeterli olduğu, rücu hakkına ilişkin olarak da hasarın oluş şekli itibariyle rücu imkanının bulunmadığı belirtilerek, toplam hasar bedelinin 169.738,22 Euro olarak tespit edildiği anlaşılmıştır.Dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde; dava dilekçesinde  istenilen avans ödemesi talebinin TTK'nun 1427.maddesi 3.fıkrası hükmüne göre yerinde olduğu...\"  gerekçesiyle, davalı sigorta şirketinin görevlendirdiği ekspertiz tarafından tespit edilen 169.738,22 Euro hasar bedelinin %50'si oranında 84.869,11 Euro'nun avans olarak davalı tarafından davacıya ödenmesine karar  verilmiştir. Bu ara karara karşı,  davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin TTK'nın 427/3. madde hükmüne dayanarak oluşturduğu kararın İİK'nın 257. maddesi vd. kapsamında ''ihtiyati haciz kararı'' olmadığı gibi, HMK'nın 389 vd. maddeleri kapsamında ''ihtiyati tedbir kararı'' da olmadığını, avans ödemesinin, sigorta teminatından yararlanma koşulları lehine oluşan sigortalıya, sigortacının ödemesi gereken tazminata mahsuben yapılacak bir ödeme olduğunu, dolayısıyla böyle bir kararın, davalı sigortacının gıyabında o dinlenmeden verilemeyeceğini, TTK'nın 1427. maddesinde bahsi geçen ''sigortacının araştırmaları''nın, gerçekleştiği bildirilen rizikonun sigorta tazminatına dâhil olup olmadığı hususlarına yönelik olacağını, rizikonun sigorta teminatına dâhil olup olmadığına karar verecek olan ise sigortacı olduğunu, sigortacının karşı çıkması hâlinde ise konunun halli muhakemeyi gerektirecek olup, TTK'nın 1427/3. maddesi kapsamında çözüme kavuşturulamayacağını, TTK'nın 1427/3. madde hükmü ile düzenlenen avans ödemesinin, ancak sigorta ettirenin sigorta tazminatından yararlanması koşullarının tamamlandığı/sigortacı tarafından sigortalının tazminattan yararlanabileceğinin kabul edildiği, yalnızca tazminatın miktarına ilişkin belirsizlik bulunduğu durumunda söz konusu olabileceğini,TTK'nın 1427.madde hükmünde yer verilen ''ön ekspertiz'' deyimi hasar tutarının belirlenmesine yönelik yüzeysel bir inceleme yapılacağı anlamında olmayıp, uzun sürecek incelemeler tamamlanana kadar konunun mevcut koşullar açısından incelenerek düzenlenecek rapor anlamında olduğunu, ancak bu surette belirlenecek hasar miktarı da kesin sonuç olmayacağından bu yolla belirlenecek hasar tutarının %50'sinin ödeneceği öngörüldüğünü, \"Diğer yönden davacının zararlarını ispat zımnında sunduğu masraf belgeleri ile sabit olduğu üzere, davacı tarafından yapıldığı iddia olunan kurtarma ücreti + tamir giderlerinin büyük bir kısmının (1.102.402,79 TL) Türk Lirası üzerinden oluştuğu anlaşılmakla, davacı zararlarının tamamının EURO üzerinden kabul edilmesi ve avans ödemesinin tamamının EURO cinsi para üzerinden tahsiline karar verilmesi de yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olmuştur (YRG. 11 HD. 2012/7604- 2012/12075, YRG.11. HD. 2017/4188- 2019/3352).\" Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek,  kararının kaldırılmasına  karar  verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Talep, sigorta tazminat davası içinde TTK'nın 1427. maddesi uyarınca talep edilen avans ödemesine dair ara kararının istinafına ilişkindir. Davacı, davalı nezdinde sigortalı tekenin karaya oturarak hasarlandığını, hasar tutarının 200.456,98 Euro kadar olduğunu, hasar üzerine sigortacıya ihbar yapıldığını, ancak davalı yan araştırmalarının TTK'nın 1446 maddesi uyarınca üç aylık süreden sonra tamamlanıp, 24.11.2022 tarihli yazı ile hasarın beyan edilen şekilde olmadığından hasar ödemesi yapılmayacağının bildirildiğini, oysa davalının atadığı eksper tarafından düzenlenen rapor içeriğine göre 169.738,22 Euro tutarındaki hasarın poliçe kapsamında olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, sigorta poliçesi kapsamında hasarın tazmini ile davalının atadığı eksper raporu kapsamında belirtilen hasar tutarının %50'si kadarının TTK'nın 1427/3 maddesi kapsamında avans olarak ödenmesi talep edilmiştir. İlk derce mahkemesince davacı talebi kabul edilerek TTK'nın 1427/3. maddesi zımnında avans ödemesine karar verilmiştir. Davalı vekilince verilen bu ara karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun “Geçici Ödemeler” başlıklı 76. maddesinde; “(I) Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hakim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapılmasına karar verebilir. (II) Davalının yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse hakim, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faiziyle birlikte geri vermesine karar verebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Geçici ödemenin yansıması sigorta hukukunda karşımıza  çıkmaktadır. Tazminat ödeme borcu kenar başlıklı TTK md. 1427/3, “Araştırmalar, 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa, sigortacı, tazminattan veya bedelden mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının veya bedelin en az yüzde ellisini avans olarak öder.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemeye ilişkin olarak madde gerekçesinde; “...sigorta ettirenin sigorta sözleşmesini yaparken de amacı zararının bir an önce telafi edilmesi ve karşılaştığı tehlikeden dolayı herhangi bir mağduriyetinin doğmamasıdır. Bu durumda, sigorta ettirenin menfaatinin korunması gerekeceğinden, madde ile sigortacıya ödenecek tazminat veya bedelden mahsup edilmek üzere avans verme mecburiyeti getirilmiştir.” denilmiştir. Yasanın istisnai olarak kanun yolunu açtığı ara kararları dışındaki ilk derece mahkemesi ara kararlarına karşı kanun yoluna başvurulamaz. HMK'nın 341/1. a-b maddesinde istinafa tabi kararlar açıkça sayılmıştır. Nihai kararlar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yine, İİK'nın 258/son maddesi uyarınca ihtiyati haciz talebinin reddi kararlarına; 265/son maddesi uyarınca ihtiyati hacze itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf kanun yolu açılmıştır. Geçici ödeme talebi hakkında verilen kararlar bu kapsamda değerlendirilemez. Dolayısıyla geçici ödeme istemine karşı verilen kararlara karşı istinaf kanun yolu yasada öngörülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, istinaf konusu ara kararına karşı istinaf kanun yolu caiz olmadığından, istinaf başvurusunun usulden reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davalı vekilinin caiz olmayan istinaf başvurusunun reddine,2-İstinaf peşin karar harcının, tabil hâlinde davacıya iadesine, 3-İstinaf başvurusuna ilişkin sarf edilen giderlerin başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, 4- Kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 12.07.2023<br>KANUN YOLU\t:HMK'nın 362/1.f  maddesi gereğince karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e7532b07f86e75d","SID":"0a43c8d9a92c8747"}}