{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t\t: 2022/157 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1013<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/10/2020 (Dava) - 14/10/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/575 Esas - 2021/820 Karar<br>DAVA\t\t: Menfi Tespit/İstirdat (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 26/06/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/06/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/575 Esas-2021/820 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 1000 (bin) ton domates alımı hususunda yaklaşık iki ay önce davalı ile sözlü olarak anlaştığını, anlaşma anında müvekkilinin davalıya her üçünün keşidecisi ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olan, davalı ... emrine düzenlenmiş, 20.12.2020 vade tarihli 150.000,00 TL bedelli, 20.01.2021 vade tarihli 150.000,00 TL bedelli, 20.02.2021 vade tarihli 150.000,00 TL bedelli olmak üzere toplamda 450.000,00 TL bedelli 3 tane çek verdiğini, 1000 ton domates müvekkiline teslim edilmediğinden, çeklerin keşide ve davalıya verilme amacının karşılık bulmadığını ve amacına ulaşmadığını, bu durumda davalı tarafından karşı edimin yerine getirilmemesi sebebi ile çeklerin de bedelsiz hale geldiğini, bedelsiz kalmış olan 3 adet çekin, birçok kez müvekkili tarafından şifaen davalıdan iadesi istenmesine rağmen davalı tarafından iade edilmediğini, davalının müvekkiline makul bir gerekçe göstermeksizin 1000 ton domatesin teslim edilmeyeceğini söylediğini, bu görüşmelere ilişkin telefon aramaları ve mesajların halen müvekkilinin telefonunda kayıtlı olduğunu, müvekkilinin davalıya 09.09.2020 tarihli ihtarname gönderdiğini, ancak davalı çekleri teslim etmediği gibi ne yaparsa yapsın çekleri kendisinden alamayacağını müvekkiline söylediğini, bu sebeple işbu davayı açmaktan başka çare kalmadığını, çeklerin vadesi geldiğinde tahsili yoluna gidilmesi halinde müvekkilinin telafisi imkansız büyük bir maddi zarara uğrayacağını, davalı bakımından ise sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, her 3 çek için ödeme yasağı konulmasını talep ettiklerini belirterek, 3 adet çek bakımından, çeklerin bedelsiz hale gelmiş olması sebebi ile müvekkilinin borcu olmadığının tespiti ile bu çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; beyanların gerçeğe aykırı olup davanın reddi gerektiğini, öncelikle çek; kıymetli evrak niteliğine sahip olup TTK m. 780/1-b’de öngörülen \"kayıtsız şartsız borç ihtiva etmesi\" şartının, çek bakımından mücerretliğin kanuni ifadesi olarak nitelendirildiğini, ayrıca çek tutarının bedelsizliği iddiasında ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, davacı şirket ile domates ticareti hususunda herhangi bir anlaşma bulunmamakta olup bunun aksini ispat edecek bir delil de bulunmadığını, davacının hem temel ilişkiyi, hem de bu ilişkiden doğan temel alacağın bedelsiz kaldığını ispatlaması gerektiğini, iddiaların soyut nitelikte olup ispatlanması gerektiğini, ayrıca tacir olan davacının 1000 ton domates alımı gibi büyük bir ticari ilişkide sözleşmesiz iş yapmasının da hayatın olağan akışına aykırı ve gerçek dışı olduğunu, tanık dinletilmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, aralarındaki ticari ilişkinin bu sözleşmeden kaynaklanmadığını, davacının dava dışı gayri resmi ortağı olan 3. kişi ...’in müvekkili ile arasındaki ticari ilişki sebebiyle (dilekçe ekinde sundukları faturalardan da anlaşılacağı üzere) müvekkiline borçlu olduğunu, davacının da işbu 3. kişi ... ile ortak işler yürütmekte olup davacının bu kişiye borcu bulunduğunu, ...’in bu alacağına binaen müvekkili ile bir temlik sözleşmesi yaptığını ve davacı şirkette bulunan alacağını müvekkiline devrettiğini, davacı şirket ile bu alacak hakkında konuşulması üzerine ise davacı şirketin alacağı dava konusu olan çekler ile ödemeyi teklif ettiğini, bu temlik sözleşmesi neticesinde müvekkili adına dava konusu çeklerin 3. kişi ...'in ekonomik sıkıntıları sebebiyle ve taraflarca anlaşılan temlik sözleşmesi gereği direkt olarak müvekkiline keşide edildiğini, müvekkilinin basiretli bir iş insanı olarak ... ile arasında temlik sözleşmesi düzenlediğini, ...'e güvenerek ve davacı şirketin de ...'in ortağı olması sebebiyle alacağını çek ile tahsil etmeyi kabul ettiğini ve dava konusu çekleri aldığını, ancak davacı şirketin yukarıda da bahsettikleri üzere kötü niyetli olarak işbu davayı açarak hem ortağı ...'e olan borcundan kurtulmayı, hem de çek bedellerini ödemekten kurtulmayı amaçladığını, davacı şirket ve 3. kişi ...’in aralarında ortaklık ilişkisi ve ticari ilişki olduğuna ilişkin tarafları ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... olan 10.09.2019 tarihli sözleşme bulunduğunu, müvekkili ile ... arasında ticari ilişki olduğuna ve müvekkilinin alacaklı olduğuna dair ise; müvekkilinin kardeşi olan ...'ya ait ... Ticaret Limited Şirketi'nden ...'e kesilen faturalar ile dekontları sunduklarını, müvekkilinin almış olduğu çeklerin vadelerinin gelmesini beklemeden ticari hayatında kullanmış olup her bir çeki cirolayıp iyi niyetli 3. kişilere verdiğini, mahkeme tarafından verilecek bedelsizlik kararının, çek hamilleri bakımından sonuç doğurabilmesi için, bunların senedin iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket ettiklerinin de ispatlanması gerektiğini, çekler üzerine iyi niyetli olan 3. kişilere etki edecek şekilde men yasağı konulmasının müvekkilinin ticari itibarıyla birlikte ekonomik anlamda telafisi güç büyük zararlar açacağını, tüm bu beyanları ve delillerinden de anlaşılacağı üzere davacı şirket ile aralarında belirtildiği şekilde bir domates ticaretinin mevzu bahis olmadığını, zaten davacının da olmayan bu sözleşme ve ticari ilişki ile ilgili hiç bir belge sunamamış olup taraflar arasında sözlü anlaşmalar yapıldığı tarzında hukuktan uzak ve basiretli bir tacir tarafından yapılmayacak şekilde beyanlarda bulunduğunu beyanla, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"...16/03/2021 tarihli duruşmanın 1 numaralı ara kararında HMK 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, taraf vekillerine ticari defter ve belgelerini sunmak üzere 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde bildirdiği, davalı vekilinin ise davalıya ait ticari defter ve belgeleri sunmadığı gibi bulunduğu yeri de mahkemeye bildirmediği, davalının ticari defter ve belgelerine delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, ....davacı tarafça dava dilekçesinde iddia edilen hususlar açısından ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacı şirket ticari defter ve belgeleri dikkate alındığında, her ne kadar davaya konu çekler davacı şirkete ait ticari defter ve belgelere işlenmiş ise de çeklerin taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı açısından tek başına ispat kuvvetini barındırmadıkları gibi, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde çeklerin dayandığı ve dava dilekçesinde iddia olunan hukuki ilişkiye ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, senetlerin illetten mücerret oldukları göz önünde bulundurulduğunda iddia olunan hukuki ilişkinin ve bu hukuki ilişki gereğince davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, bu kapsamda davacının iddiasını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı kanaatine varıldığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki 1.000 ton domates alım satımına ilişkin ticari ilişki çerçevesinde davacı şirket tarafından davalıya verilen 3 adet çekin alım satıma konu malların davalı tarafından davacı şirkete teslim edilmemesi sebebiyle  karşılıksız kaldığı iddiası kapsamında, davacı şirketin dava konusu çekler sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ve çeklerin iptali taleplerine ilişkin olduğu, serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişinin 08/09/2021 havale tarihli raporunda davacı tarafından tanzim edilip davalıya verilen; ... Anonim Şirketi ... Şubesine ait, keşidecisi ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, ... seri nolu 20.12.2020 tarihli 150.000,00-TL bedelli çek, ... Anonim Şirketi ... Şubesine ait, keşidecisi ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan ... seri nolu 20.02.2021 tarihli 150.000,00-TL bedelli çek, ... Anonim Şirketi ... Şubesine ait, keşidecisi ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, ... seri nolu  20.01.2021 tarihli, 150.000,00-TL bedelli çekin verildiğini, çeklerin toplam bedeli 450.000,00-TL olduğu, çeklerin davalıya veriliş nedeni olarak davacı tarafından, 1000 ton domates alımı konusunda davalı ile anlaştıkları iddia edilmiş ise de; davacı kayıtlarında, taraflar arasında domates alım satımına ilişkin ticari bir ilişki tespit edilemediğini, çeklerin davacı kayıtlarında, 159.01.001 verilen sipariş avansları hesap kodunda muhasebeleştirildiğini, çeklerin bedellerinin 2021 yılı içinde ödendiğini, davacının defter ve kayıtlarının incelendiğini, ...,  ... Ticaret Limited Şirketi, ..., ... İnşaat isimli gerçek ve tüzel kişilerin davacı kayıtlarında yer almadığını mütalaa ettiği, davacı tarafça dava dilekçesinde iddia edilen hususlar açısından ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacı şirket tarafından tutulan ticari defter ve belgelerin incelenmesi çerçevesinde yapılan tespit ve belirlemeler dikkate alındığında, her ne kadar davaya konu çekler davacı şirkete ait ticari defter ve belgelere işlenmiş ise de çeklerin taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı açısından tek başına ispat kuvvetini barındırmadıkları gibi, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde çeklerin dayandığı ve dava dilekçesinde iddia olunan hukuki ilişkiye ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, senetlerin illetten mücerret oldukları göz önünde bulundurulduğunda iddia olunan hukuki ilişkinin ve bu hukuki ilişki gereğince davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, bu kapsamda davacının iddiasını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı anlaşılmakla, DAVANIN REDDİNE....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN, \"...Dosyada davanın reddine karar verildiğini, fakat lehe tazminata hükmedilmediğini, bu hususun yasaya ve hukuka açıkça aykırı olup istinaf ettiklerini, İcra İflas Kanunu’nun 72/4.maddesinin; ‘Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare RGT: 05.07.2012 RG no: 28344 Kanun no: 6352/15) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez’ şeklinde olduğunu, davanın alacaklı lehine neticelenmesi sonucunda herhangi bir talep aranmaksızın alacaklı lehine kanunun belirlediği sınırda tazminata hükmedilmesi gerektiğini, kanun koyucunun burada hakime takdir yetkisi vermediğini, emredici hükümle bu konuda tazminata hükmedilmesini belirttiğini, davacının dava değerinin %15'i kadar teminatı mahkemeye depo etmesi sonucu hem dava konusu çekler hakkında ödemeden men yasağı verildiğini hem de yapılan icra takibinin durdurulduğunu, bu hususların alacaklı olarak alacaklarını geç almalarına sebep olduğunu, aynı maddenin beşinci fıkrasında menfi tespit davasının borçlu lehine neticelenmesi durumunun anlatıldığını ve davanın borçlu lehine neticelenmesi durumunda talep halinde tazminata hükmedilmesi gerektiğinin yazılı olduğunu, buradan da anlaşılacağı üzere kanun koyucunun davanın alacaklı lehine sonuçlanması durumunda talep aramadığını, ekte sundukları istinaf dairesi kararlarının da bu iddiaları destekler nitelikte olduğunu...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Davalı tarafın hiçbir mazeret bildiriminde bulunmaksızın ticari defterlerini ibraz etmediği gibi incelenmek üzere bir yer bildiriminde de bulunmadığını, bu durumda mahkemenin gerekçeli kararında belirtmiş olduğu ‘belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse mahkeme duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir’ gerekçesinde belirttiğinin aksine davranarak, kendileri tarafından sunulan ve esasında taraflar arasında ticari bir ilişki olduğunu gösteren ticari defter ve kayıtları dikkate almadığını, davalının kötü niyetli olarak ticari defterlerini sunmaktan kaçındığını, defterlerinin onayları ya da kayıtları usulüne uygun olmadığı için defterlerini sunmadığı kanaatinde olduklarını, çeklerin veriliş sebebini defterlerine kayıt etmemişse vergisel anlamda bu hususun ortaya çıkmaması bakımından da defterlerini ibraz etmekten kaçınmış olabileceğini, ancak müvekkili ile olan ticari ilişkisini ortaya koymamak için bu yola gittiği ihtimalinin ağır bastığını, 450.000,00 TL meblağlı çeklerin ortada hiçbir ticari ilişki yokken karşı tarafa verilmesinin olağan hayat akışına ve ticari hayata aykırı bir durum olduğunu, bu sebeple müvekkilinin davalıya üç adet çek vermiş olmasının tek başına ticari ilişkinin varlığının ispatı olduğunu, bu hususun mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, davalı tarafından domateslerin bir türlü teslim edilmediğini, davalının çekleri iade etmekten ısrarla kaçındığını, müvekkilinin çekleri ticari defterlerinde avansa kayıt yapmışken karşı tarafın kayıt dışı bir sistem içinde çekleri kullanarak 450.000,00 TL haksız kazanç elde ettiğini, bilirkişi raporuna yapılan itirazlarında bu hususun belirtildiğini, ancak mahkemenin itirazlarını dikkate almaksızın eksik incelemeye dayalı ve hüküm kurmaya elverişli olmayan rapora göre karar verme yoluna gittiğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinin açılış kapanış bütün gerekli onaylarının olmasına ve bu suretle delil olarak kabul edilme niteliğine sahip olmasına rağmen bu kayıtların dikkate alınmamasının Türk Ticaret Kanunu ve hatta Vergi Kanunu hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, buna karşılık mahkemenin doğruluğunu destekleyen kanıt ve deliller sunulmayan, kimin tarafından imzalandığı bilinmeyen temlikname denilen bir yazılı kağıdı dikkate aldığını, temliknamede yer alan imzalar bakımından kime ait olduğunun tespiti yönünde bu belgede adı ve imzası bulunan kişilere ait imza beyanını dosyaya celp etmesi gerekirken bunu yapmadığını, mahkeme bu evrakı dikkate alıyorsa bu evrakta adı geçen ... isimli şahsın imza beyanını ve ticari defterlerini istemesi gerektiğini, bilirkişi raporunda davalının müvekkili ile ticari ilişkisi olduğunu iddia ettiği kişi ve şirketler ile müvekkilinin ticari bir ilişkisinin olmadığının tespit edildiğini, mahkemenin bilirkişinin bu tespitini dikkate almadığını, çekler illiyetten mücerret ticari unsurlar ise bu durumda mahkemenin ticari defter kayıtlarında taraflar arasında domates alım satımına ilişkin ticari ilişkiyi gösterir herhangi bir kayıt olmadığı gerekçesinin dayanaksız kaldığını, mahkemenin kendi kararı içinde çelişkiye düştüğünü, avans olarak çek verildiğini, bu hususun usule uygun tutulan müvekkilinin ticari defterlerine kaydedildiğini, bu durumun taraflar arasında ticari bir ilişki olduğunun ispatı olduğunu, bu sebeple mahkemenin dayanak yaptığı bilirkişi raporunda ve  gerekçeli kararında taraflar arasında ticari ilişki olmadığı şeklinde sonuca varılmasının kabul edilemez olduğunu, yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasının dosyanın aydınlanması bakımından ehemmiyet arz ettiğini, müvekkilinin 20.01.2021 keşide tarihli, ... seri nolu ve 20.02.2021 keşide tarihli, ... seri nolu çeki yargılama sırasında ödemiş olduğundan bu çekler bakımından menfi tespit davası olarak açtıkları davanın istirdat davası olarak devamına karar verilmesi talebinde bulunulduğunu, bu taleplerine yönelik bir karar verilmediğini, olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmemesi nedeniyle yargılamada eksiklik ortaya çıktığını, gerekçeli kararda da herhangi bir açıklama ve karar geçmediğini, davanın kabulü gerektiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiş, DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN EK KARARIN İSTİNAFINA DAİR SUNULAN DİLEKÇEDE; \"...İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 05.01.2022 tarihli tazminata ilişkin kısmi kabul ek kararının usul ve yasaya, hakkaniyete aykırı olup kabul etmediklerini, dosya karara çıktıktan sonra davalı vekilinin mahkemeden müvekkilinin zarara uğradığını iddia ederek yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminat talebinde bulunduğunu ve bu hususta karar verilmesini istediğini, mahkemenin davalı vekilinin bu talebine ilişkin olarak 05.01.2022 tarihinde, davalının tazminat talebinin kısmi olarak kabulüne karar verdiğini, davalının tazminat talebinde haksız olduğunu, zira davalının cevap dilekçesinde mahkemeden tazminat talebinde bulunmadığını, kaldı ki davalının işbu dava sebebi ile alacağına geç kavuşmasının, zarara uğramasının söz konusu olmadığını, İİK’nun 72.maddesinin işbu dava bakımından uygulanamaz olduğunu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 11.06.2014 tarih ve 2014/965 Esas - 2014/9426 Karar sayılı kararını yinelediklerini, taleple bağlılık ilkesi gereğince mahkemenin davalının tazminat talebini kısmi kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin 20.01.2021 vade tarihli çek ile 20.02.2021 vade tarihli çeki vadelerinde ödediğini, 20.12.2020 tarihli çek bakımından ise davalı yine yargılama devam ederken 26.01.2021 tarihinde İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nde 2021/1327 sayılı dosya ile ihtiyati haciz talebiyle icra takibi yoluna gittiğini, müvekkilinin bu icra dosyasına yargılama devam ederken çek bedelini depo ettiğini, davalı icra takip dosyasından müvekkilinin taşınır taşınmaz mal varlığına haciz koyup dosya borcu depo edilmiş olmasına rağmen artı bir güvence sağladığını, bu durumda esas zarar uğrayanın müvekkili olduğunu, 12.03.2021 tarihli dilekçe ile davayı istirdat davasına çevirme taleplerinin ise mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, bu hususta bir karar verilmediğini, gerekçeli kararın istinaf yoluna gitme sebeplerinden birinin de bu husus olup yargılamada eksik inceleme ile karar verildiğini, istirdat davasına dönüşmüş bir davada ise borç ödenmiş olduğundan alacaklının zararının söz konusu olmadığını, bu sebeple tazminata hükmedilemeyeceğini...\" beyanla, mahkeme ek kararı istinaf kanun yoluna getirilmiş olduğu görülmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, taraflar arasında iddia edilen 1.000 ton domates alım satımı çerçevesinde davalıya verilen 3 adet çekin alım satıma konu malların teslim edilmemesi sebebiyle bedelsiz  kaldığı iddiasıyla çekler sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ve çeklerin iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı avans çeki iddiasında bulunarak malların teslim edilmediğinden bahisle bedelsiz kalan çekler nedeniyle menfi tespit isteminde bulunmuş, davalı tarafın ise bu iddiaları kabul etmediği, davadışı ...'in davacıdan olan alacağının kendisinin de ...'den alacağı olması nedeniyle kendisine temlik edilmesi sonucunda çekin davacının da kabulü ile kendisi adına düzenlendiğini savunduğu görülmüş, yargılama sırasında 3 adet çekten 2'sinin ödenmesi nedeniyle bu iki çek yönünden davanın yasal olarak istirdat davasına dönüştüğü anlaşılmıştır.<br>Davacının avans çeki iddiasında bulunması nedeniyle, soyut borç ikrarı niteliğindeki çeke dayalı olarak taraflar arasındaki domates alım-satım iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, zira çekin ödeme aracı olduğu, davacının ileride teslim edilecek mallara yönelik olarak bu çeklerin avans olarak verildiğini ispat külfeti altında olduğu, bu yönde sözlü anlaşma yaptığı iddiasında bulunarak herhangi bir delil sunmadığı, kendi defter kayıtlarında da bu alışverişe dair bir bilgi tespit edilemediği, her ne kadar davalı taraf defter ve kayıtlarını ibraz etmemiş ise de, davacı tarafın delillerinde münhasıran davalı defterlerine dayanmış bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği, davacı tarafça sunulu mesaj yazışmalarında da ... isimli şahsın alacağına dair beyanlar geçtiğinin görüldüğü ve davacı iddialarını destekleyecek nitelikte olmadığı görülmüştür. Davacı vekilinin istinaf itirazlarının açıklanan nedenlerle reddi gerekmiştir (Benzer yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 19. HD 2013/598 E.-2013/5340 K,  Yargıtay 11. HD  2020/2948 E. - 2021/2048 K).<br>Davalı vekili, kötüniyet tazminatı verilmesi gerektiği itirazı ile istinafa gelmiş olup, bu dilekçesi ile aynı tarihte bir de tavzih dilekçesi sunduğu ve mahkemece verilen ek karar ile bu istemi, ihtiyati tedbir verilen çek yönünden kabul edilmekle, davalı vekilinin istinaf isteminin konusuz kaldığı görülmüş, ancak bu ek karara yönelik de yalnızca davacı tarafça istinafa gelindiği anlaşılmıştır. Davalı tarafın, cevap dilekçesinde bu yönde bir talebi olmamakla birlikte, İİK 72/4. maddenin açık hükmü uyarınca mahkemece re'sen bu tazminata hükmedilmesi gerekmektedir (bu yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 19. HD 2014/10305 E.-2015/7161 K.,  Yargıtay 11. HD 2006/10452 E.-2007/13885 K..). Zira,  yargılama devam ederken davacı vekilinin talebi üzerine, ... seri numaralı çek dayanak gösterilmek suretiyle davalı tarafından davacı aleyhinde İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2021/1327 sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin, davanın icra takibinden önce açıldığı göz önünde bulundurularak durdurulmasına karar verildiği, verilen tedbir kararı neticesinde bu çek için icra takibinin durdurulduğu, kötüniyet tazminatının koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, mahkemece hükümle birlikte bahse konu bu çek için kötüniyet tazminatına karar verilmemiş olması doğru değil ise de, HMK 305/A uyarınca verilen ek karar ile karardaki bu eksiklik tamamlandığından, ek karara yönelik davacı vekilinin itirazının da reddi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazı konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davalı vekilinin istinaf itirazları konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Davacı vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/575 Esas - 2021/820 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; <br>a-Davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 140‬,00 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 287,60-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>b-Davalı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, <br>4-Davalı tarafından karşılanan istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin 162,10 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>8-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  26/06/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"89fa293824d0c417","SID":"7d126de25e4ac71e"}}