{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1851 <br>KARAR NO: 2023/1158<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/07/2022<br>NUMARASI: 2021/516 Esas - 2022/462 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/07/2023<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya Shanghai-İzmit arasında deniz taşıma hizmeti verdiğini, davalının taşımaya konu ücreti ödemediğini, müvekkilinin cari hesabına göre davalıdan 725-USD alacaklı olduğunu, bu alacağın 12/10/2020 tarihli ve 2.608-Euro bedelli faturadan kaynaklandığını, bu faturanın kalan 725-USD'sinin ödenmediğini ve alacağın tahsili için davalı aleyhine girişilen İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili, müvekkil şirketin navluna konu olan ürünleri Çin Halk Cumhuriyeti'nin Yangzhou kentinden 29/08/2020 çıkış tarihli gemiye yüklenmesinin kararlaştırıldığını, davacı tarafından e-posta ile yüklemenin 29/08/2020'de yapıldığının bildirildiğini, davacının 15/09/2020 tarihinde gönderdiği e-postada \"navlun konusu malların 29/08/2020 çıkış tarihli gemiye değil, 12/09/2020 çıkış tarihli gemiye yüklendiği ve 10/10/2020 ETA ile geleceği\" bilgisinin verildiğini, bu hususun müvekkilinin onayı ve haberi olmadan gerçekleştirildiğini, müvekkilinin navlun konusu ürünler ile ilgili 3. kişiler nezdinde yaptığı satış ve tedarik anlaşmalarından kaynaklı hukuki edimlerini yerine getirememe-eksik yerine getirme durumunda kaldığını ve zarara uğradığını, bu hususta davacıya 24/06/2020 tarihli gönderilen ihtarnamede rücu haklarının saklı tutulduğunu, geç teslim konusundaki hassasiyetin davacıya hem e-posta hem de noter yoluyla bildirildiğini, buna rağmen davacının bu konuda hiçbir tedbir almadığını, müvekkilinin anlaşma kapsamında tüm edimlerini yerine getirdiğini ve davacıya borcunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda davalı şirkete düzenlenen faturayı ticari defterlerine kayıt ettiği, fatura bedelinin 1.883,00-USD karşılığı 14.954,18-TL'sini EFT ile ödediği, dava konusu taşımalara ilişkin olarak dava dışı şirketler tarafından geç teslim nedeniyle adına düzenlenen 9.440,00-TL tutarlı \"Nakliye Geliri\" açıklamalı faturanın %50'sini ve 1.606,13-TL tutarlı \"Diş Fırçası\" açıklamalı faturaları  davacı şirkete yansıttığı, buna ilişkin düzenlenen iki adet faturanın taraflar arasında ihtilafa neden olduğunun belirtildiği; davalı, yükün geç teslimi nedeniyle zarara uğradığını belirtmiş ise de taşıyanın navlun ödenmesini istem hakkını düzenleyen TTK m.1199/1'de \"boşaltma süresinin sonuna kadar bir kaza sonucunda zıyaa uğrayan eşya için navlun ödenmez ve peşin ödenmiş ise geri alınır\" düzenlemesinin bulunduğu, düzenlemede açıkça kazadan söz edildiği, 'kaza'nın taşıyanın ve adamlarının kusuru dışında bir sebep olduğunun anlaşıldığı, buna göre  yükün geç teslim edilmesinin taşıyanın navlun alacağı üzerinde bir etkisinin bulunmadığı, kaldı ki bilirkişi raporunda geminin 12/09/2020'de yükleme limanından hareket ettiği, dosyadaki mevcut yazışma ve belgelere göre geminin 11/10/2020'de Yarımca limanına varış yaptığı, yükün 12/10/2020 tarihinde hat taşıyanı tarafından davacıya teslim edildiği, gümrük işlemleri sonrasında da 13/10/2020'de de alıcı olan davalıya teslim edildiği, eşyanın teslimi için açıkça kararlaştırılmış bir sürenin olmadığı, dava konusu emtianın varışında yaşanan 14 gün gecikmenin makul bir gecikme olduğu, davacının elinde olmayan sebepler ile yaşanan bu makul gecikme nedeniyle sorumlu tutulamayacağının belirtildiği, bu açıklamalara göre davalının geç teslim nedeniyle oluşan zararını eldeki davada ileri süremeyeceği, dava konusu taşıma nedeniyle davacının 725-USD kalan navlun ücreti alacağının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının davaya konu icra takibine vaki itirazının iptaline, icra takibinin 725-USD asıl alacak üzerinden devamına ve 725-USD asıl alacağın \"TL\" karşılığı üzerinden %20 oranında hesaplanan 1.178,85-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; somut olayda geç yükleme sebebiyle geç teslimin bulunduğunu, davacının da bu geç yüklemeden dolayı sorumlu olduğunu; geç teslim sebebiyle müvekkilinin imzaladığı anlaşmalara uygun tarihlerde ürünleri teslim edebilmek için ilave nakliye masrafı yaptığını hatta bir kısım ürünleri de teslim tarihinde yetiştiremediği için dava dışı ... A.Ş. tarafından ürünlerin iade edildiğini, dolayısıyla geç teslimi sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını; bilirkişinin raporunda belirttiği ... uygulamasının yoğun sezon ücretlendirmesi anlamına geldiği, taraflar arasındaki e-postalarda müvekkiline bir gecikmenin yaşanabileceğinden bahsedilmediğini, kabul anlamına gelmemek üzere gecikmenin Covid-19 sebebiyle yaşanılabileceği düşünülse dahi müvekkiline bu yönde hiçbir uyarının yapılmadığını; bilirkişilerin hukuka aykırı olarak dava konusu hakkında değerlendirme ve nitelendirmeler yaptıklarını; gecikmenin uzun sürmesi nedeniyle eşyanın teslim alınmasının gönderilen için öneminin ortadan kalktığı veya teslim almakla elde edilebilecek amaca ulaşmanın imkansızlaştığı hallerde artık eşyanın geç tesliminden değil ziyanından bahsedilmesi gerektiğini ve 14 günlük gecikmenin ticari hayat açısından makul bir gecikme olmadığı, bu hususun müvekkilinin uğradığı zararlardan da anlaşıldığını, tacir olan davacının bu geç teslimden kaynaklanan zararları önlemesi gerektiğini,  müvekkilinin işbu dava bedeli kadar zarara uğramış olmasının gecikmenin de makul olmadığını ortaya koyduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, deniz taşıması nedeniyle ödenmeyen navlun ücretinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Dava değeri; dava tarihindeki kur ile hesaplama yapılmadığından eksik gösterildiği  belirlenmekle kararın miktar itibariyle kesin olmadığından istinaf incelemesi yapılmıştır.Somut olayda,davalı taşımadaki gecikme nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek bakiye navlun bedelini ödememiştir. Taraflar arasındaki e-posta yazışmaları ve dosyadaki belgeler dikkate alındığında, davalıya ait yükün Çin'in Shanghai limanından Türkiye'deki Yarımca limanına taşınması hususunda anlaşmaya varıldığı; her ne kadar davacı tarafından davalıya ilk olarak yükün yükleneceği gemi ve geminin tahmini varış zamanı bildirilmiş ise de, söz konusu gemide yer olmadığından bahisle armatör tarafından yükün gemiye yüklenemediği anlaşılmıştır. Ayrıca davalı tarafından sunulan belgelerde, davacının yükün kesin teslim tarihinin taahhüt edildiğine dair her hangi bir delil de sunulmamıştır. Zira aynı husus, mahkemece hükme esas alınmış olan bilirkişi raporunda da rezervasyon teyidiyle bildirilen varış tarihinin tahmini bir tarih olduğu, kararlaştırılmış bir teslim süresi olmadığı ve 14 günlük gecikmenin de makul bir süre olduğu belirtilmiştir. Bu anlamda taşıma işleminin yapıldığı  dönemin COVID-19 pandemi süreci ve yükün söz konusu pandeminin dünyada ilk olarak başladığı Çin Ülkesi limanından yüklendiği dolayısıyla taşıma hizmetlerinin pandemi şartları altında yürütüldüğü de gözden kaçırılmamalıdır. Taşımanın makul sürede tamamlandığı, davacının teslim tarihinde taahhüdü bulunmadığına göre, davalının uğradığını ileri sürdüğü zararlarının navlun bedelinden mahsubu yerinde bulunmamıştır. Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi nedeniyle davalının davacıya eksik ödemede bulunduğu ve icra takibinde istenilmiş olan 725-USD miktarında borcunun olduğu anlaşıldığından, mahkemece usulüne uygun düzenlenmiş bilirkişi raporu da dikkate alınarak verilmiş olan hükümde bir yanlışlık olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmediğinden  istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.   <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 643,03-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 160,75-TL harcın mahsubu ile bakiye 482,28‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 19,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/07/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc4494dc13735779","SID":"5b06941a7e632b41"}}