{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/568 <br>KARAR NO: 2023/734<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/11/2019<br>NUMARASI: 2015/174 E. - 2019/471 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Panama'da yerleşik ... Şirketine ait ve davalı tarafından işletilen ... IMO nolu ... gemisinin İsveç'in Portland Limanından Tekirdağ Mardaş Limanına seyir halinde iken 27.03.2012 tarihinde İspanya Vigo açıklarında yaşadığı makine arızası nedeniyle Vigo Limanına çekildiğini, geminin davalı tarafından 26.08.2011 ile 26.08.2012 arasında tekne sigorta poliçesi ile sigortalandığını, arıza sonrası davalıya bilgi verilerek tamir işlemlerine başlandığını, daha sonra müşterek avarya ilan edilerek davalıya bildirildiğini, gemide meydana gelen arızanın giderilmesi için yapılacak her türlü masrafın sigorta teminatı altına alındığını, davalı tarafından yapılan ekspertiz incelemesinde 718.038,59 USD'nin ödenmesi gerektiğinin belirlendiğini, davalı tarafından 125.000,00 USD muafiyet tenzili yaptıktan sonra 589.038,59 USD'nin müvekkiline ödendiğini, ancak ekspertiz raporunda hasarın giderimi ile ilgili bazı masrafların dikkate alınmadığını, liman masrafları ile acentelik ücretinin müşterek avarya kapsamında olması gerektiği gerekçesi ile rapor dışı bırakıldığını, 11.06.2014 tarihli müşterek avarya dispeç raporunda geminin barınma limanında oluşan liman masraflarının müşterek avarya masrafı  olarak kabul edileceği, ancak liman masrafları yalnızca geminin tamiri için ise müşterek avaryaya dahil edilmeyeceği gerekçesi ile barınma limanına giriş masraflarının müşterek avarya masrafı olarak kabul edildiğini, diğer liman masraflarının ise hususi avarya kapsamında olduğu belirtilerek hesaba dahil edilmediğini, yine acentelik ücretine ilişkin olarak da geminin tamirlerinin tamamlanması için barınma limanında beklediği, bu sebeple de acentelik ücretinin % 80'inin hususi avarya kapsamında olduğu belirtilerek % 20'sinin müşterek avarya hesabına dahil edildiğini, bu doğrultuda tamir sırasında oluşan liman masraflarından 56.190,84 Euro shifting ücretleri ile bir kısım acentelik ücretinin hususi avarya kapsamında tekne makina sigortası teminatı altında olduğunun anlaşıldığını, ancak bu konudaki ödeme taleplerinin davalı sigorta şirketi tarafından yerine getirilmediğini, ayrıca ekspertiz raporunda ... AŞ'nin 28.05.2012 tarihli 9.683,19 Euro'luk nakliye faturasının ... AŞ'nin 01.06.2012 tarihli faturasında gösterilerek talep edildiği gerekçesi ile değerlendirilmediğini, faturada belirtilen ve eksper tarafından değerlendirmeye alınan nakliye ücretinin Türkiye'den İspanya Vigo'ya yapılan nakliyeye ilişkin olduğunu, ... AŞ'nin 28.05.2012 tarihli 9.683,19 Euro'luk nakliyat faturası ile malzemelerin İspanya'dan Türkiye'ye nakli hususunda düzenlendiğini ve müvekkili şirket tarafından ödendiğini, ayrıca tamir için Türkiye'den Vigo'ya giden ... AŞ'ye ait olan 01.06.2012 tarihli 54.220,00 Euro'luk tamir faturasının 35.000,00 Euro'luk kısmı kabul edilip, bakiye tutar donatan tarafından alacaklısına ödenmiş olmasına rağmen sigorta tarafından tazmin edilmediğini, ödenmeyen miktarın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, şimdilik 60.000,00 Euro'nun temerurrüd tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 10.11.2015 tarihli dilekçe  ile alacağın114.673,19 Euro olduğunu beyan ederek bakiye 54.673,19 Euro üzerinden eksik harcı ikmal etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının Panama'da yerleşik olması nedeniyle yabancılık teminatı alınması gerektiğini, sigorta poliçesinden doğan talep için öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının gemi maliki ile birlikte dava açma sebebinin açıklanması gerektiğini, dava dilekçesinde atıf yapılan dispeç raporunda talep ve kabul konusu yapılan hususi avarya masraflarına haksız, yersiz ve fahiş olması nedeniyle itiraz edildiğini, dispeç raporunun kesin delil niteliği taşımadığını, dava dilekçesinde ve dispeç raporunda bahsi geçen sarf belgelerinin ve  faturaların asıllarının sunulması gerektiğini, gemi arızasının kimin kusurundan kaynaklandığı konusunda belirsizlikler bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Somut olayda, gemide ana makina arızası meydana geldikten sonra geminin Vigo Limanına çekilerek donatan tarafından söz konusu barınma limanında müşterek avarya ilan edildiği dosya kapsamına göre belirli olup, mahkememizin 2015/175 esas sayılı dosyasında  1994 York Anvers Kurallarına göre denetimi yapılan dispeç raporunun tasdikine karar verilmiştir. Geminin tamiri için Vigo Limanında kaldığı sürede yapılan masraflarla ilgili olarak hususi avarya kapsamında sigorta şirketinden istenilen dava konusu taleplerin sigorta eksperi tarafından tespit edilen hasar bedeline ve dispeççi tarafından müşterek avarya harcamalarına dahil edilip edilmediği yönünden yapılan inceleme neticesinde,  davacı  taleplerinden Vigo Limanı harçlarına ilişkin 56.190,84 Euro'luk masraf kaleminden 12.450,17 Euro'luk kısım ile 40.000,00 Euro acentelik ücretinden 10.400,00 Euro'nun müşterek  avarya harcaması olarak kabul edildiği, ... AŞ'nin 01/06/2012 tarihli 54.220,00 Euro tutarlı faturasından 35.000,00 Euro'nun ... ekspertiz raporunda onaylandığı, geriye kalan kısmın ise hasar bedeline dahil edilmediği, yine ... nakliyat firmasının 9.683,19 TL tutarlı faturası ile ilgili talebin de sigorta tazminatı hesabında gösterilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, eldeki dosyada  müşterek avarya dispeç raporunda kabul edilmeyen ve sigorta ekspertiz raporunda sigorta tazminatı hesaplamasında yer verilmeyen masraf kalemlerinin hususi avaryaya dahil edilip edilemeyeceği, bu kapsamda sigorta şirketi tarafından sigortalıya ödenip ödenmeyeceğinin tespit edilmesi gerekmektedir. 1994 York Anvers Kuralları gereğince barınma limanı giderleri  kural olarak müşterek avaryaya dahil olmakla birlikte,  müşterek avarya olarak kabul edilmeyen tamirler süresince yapılan liman masrafları hususi avarya olarak değerlendirilmelidir. Bu konuda eğer gemi kati bir şekilde tamir edilmemiş olsa, hiç yapılmayacak olan masrafların müşterek avaryaya dahil olmayacağı kabul edilmektedir. Hususi avarya teminatı sigorta poliçesi kapsamı dışında bırakılmamış olduğundan mahkememizce davacının bu kapsamdaki harcamalarının sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Davalı tarafça tamir süresinin beklenenden uzun olduğu, bu nedenle talep edilen masrafların fahiş olmasının yanısıra ödeme yapıldığının da belgelendirilemediği savunulmuş ise de, dosyada mevcut klas sörvey raporları, ... ekspertiz raporu, ... tamir raporları ve yazışma belgelerinin incelenmesinden arızanın meydana geldiği ana makinanın söküm işlemlerinin 26 Nisan 2012 tarihinde tamamlandığı, klas tarafından yaptırılan ancak üretici firma tarafından onaylanmayan, yenilenmiş yedek parçaların tekrar teminindeki gecikmeler (ana makina kraft şaftı Çin'den getirtilmiştir) sebebiyle makina tamirinin uzadığı ve 265 güne ulaştığı, yapılması zorunlu işlemlerin teferruat ve kapsamı yenilenen yedek parçaların ikmalindeki gecikmeler hesaba katıldığında tamirin 265 günde tamamlanmasının makul olduğu, bu süre içerisinde davacının yapmak zorunda olduğu masraflarla ilgili dava konusu taleplerden acentelik ücreti, tamir gideri masrafları ve barınma liman harçlarının ödemelerinin yapıldığının sunulan faturalar, ödeme belgeleri ve mahkememizin 2015/175 esas sayılı dosyasında incelenen davacıya ait ticari defter kayıtlarıyla da ortaya konulmuş olduğundan davalı vekilinin itirazlarının yersiz olduğu değerlendirilmiştir. Davacının talepleri ile ilgili olarak teknik bilirkişiler tarafından, mahkememizin 2015/175 esas sayılı dosyasında tasdikine karar verilen dispeç raporu da dikkate alınmak suretiyle yapılan değerlendirme sonucunda  Vigo Liman harçlarından müşterek avaryaya dahil edilmeyen 56.190,84 Euro, Matra firması tamir faturasından sigorta eksperi tarafından tenzil edilen 19.220 Euro ve acentelik masraflarından dispeç raporunda müşterek avarya dışında bırakılan 29.600 Euro'nun hususi avaryaya dahil edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporlarındaki sözkonusu tespit ve değerlendirmeler yerinde görüldüğünden benimsenen bilirkişi raporları ışığında barınma limanı harçları ile ilgili 56.190,84 Euro, tamir masraflarıyla ilgili 19.220,00 Euro ile acentelik masraflarıyla ilgili 29.600,00 Euro masraf kalemlerinden oluşan toplam 105.010,84 Euro üzerinden davanın kabulüne, davacı tarafça talep edilen 9.683,19 Euro navlun bedelinin esasen 9.683,19 TL olduğu, bu bedelin Matra firması tarafından donatana düzenlenen 54.220 Euro tutarındaki faturaya yansıtılıp yansıtılmadığı davacı tarafça ispatlanamadığından davacının bu talebi ile birlikte fazlaya ilişkin istemlerinin reddi...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 105.010,84 Euro'nun 22.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hasara sebebiyet veren rizikonun 24.03.2012 tarihinde meydana geldiğini ve talep hakkının zamanaşısına uğradığını, poliçe kapsamındaki masrafların müvekkilince ödendiğini, talep edilen alacakların poliçe kapsamında bulunmadığını, poliçe kapsamındaki riziko bedelinin ödenmesi nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini, davacının sorumsuz ve disiplinsiz çalışma yöntemi nedeniyle geminin limandaki bekleme süresi ve giderlerinin arttığını, harcamaların resmi belgelerle kanıtlanamadığını, bekletici mesele yapılan davanın sonucu beklenmeden karar verildiğini, mahkemece hangi davacının davasını kabul edildiğinin belirtilmeden davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, acente sıfatı ile dava açılmasının yerinde olup olmadığının değerlendirilmediğini, davanın itirazın iptali şeklinde açılmaması nedeniyle bu dava türü için uygulanacak zamanaşımı süresinin alacak davasında uygulanamayacağını, davacının neden olduğu gereksiz harcamaları müşterek avarya içine sokarak tahsil etmeye çalıştığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, tekne sigortası uyarınca bakiye sigorta tazminatının tahsiline ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya öncelikle usule ilişkin istinaf nedenleri bakımından incelenmiştir. Dava dilekçesinde davacı olarak \"...'E İZAFETEN KENDİ ADINA ASALETEN ... TİC. SAN. LTD. ŞTİ.\" gösterilmiştir. Görüldüğü üzere davada iki davacı mevcut olup bunlardan birincisi ... gemisi donatanı ... diğeri ise ... NAK. TİC. LTD. ŞTİ.'dir. Davalı taraf, davaya cevabında bu duruma işaret ederek davacıların sıfatının ve aktif dava ehliyetlerinin belirlenmesi gerektiğini ve davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi kararında ise hüküm kısmında sanki sadece bir tek davacı varmış gibi hüküm altına alınan 105.010,84 Euro'nun temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiş, bu tahsil hükmünün hangi davacı yararına olduğuna dair bir açıklama yapılmamıştır. İlk derece mahkemesi hüküm gerekçesinde, davanın dayanağı olan sigorta sözleşmesinde sigortalının ... LTD. ŞTİ. olarak gösterildiği, geminin sicildeki kayıtlı malikinin ise diğer davacı yabancı şirket olduğu ...  Ltd. Şti.'nin gemi yöneticisi sıfatıyla gemiyi sigortalattığı anlaşılmakta ise de dosyaya sunulan bilgilerden sigorta primlerinin ... tarafından yatırıldığı, sigorta şirketinin sigorta sözleşmesinden kaynaklanan ödemeleri ...'e yaptığı, ibranamelerin de anılan şirket tarafından düzenlendiği dikkate alındığında ...'in gerek donatana izafeten gerekse asaleten sigorta tazminatı talep hakkının bulunduğu ve bu nedenle her iki davacının da aktif dava ehliyetinin bulunduğu belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince alınan 18.06.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda husumet konusu incelenmiş ve raporun 8 ve 9. sayfalarında; sigortalının ... olduğu, buna göre sigorta sözleşmesinin taraflarının ... Ltd. Şti. ile davalı ... Sigorta olduğu, geminin sicile kayıtlı malikinin ise davacı yabancı şirket olduğu, ... Şirketi'nin, gemi yöneticisi sıfatıyla sözleşmeyi akdettiğinin anlaşıldığı, sigorta sözleşmesiyle gemi malikinin menfaatlerinin korunduğu, sigorta konusu üzerinde menfaati olan herkesin sigorta sözleşmesi yapabileceği, ...'in yönetim sözleşmesi tahtında hem donatan adına yönetici sıfatıyla hem de kendi menfaatini sigorta ettirmiş olduğu, öğretide ... tarafından belirtildiği üzere bir sigorta sözleşmesinin yetkili bir temsilci tarafından temsil olunan adına veya temsilci olduğu açıklanarak kurulması halinde temsilcinin değil, temsil olunanın prim borçlusu olduğunun savunulduğu, dolayısıyla dosyadaki mevcut bilgilerden primlerin tamamının ... tarafından ödenmiş olması ve sigorta şirketi tarafından yapılan kısmi ödemeler için verilen ibranamelerin ... tarafından imzalanmış olması karşısında ...'in sigorta şirketine temsilci sıfatıyla bu sözleşmeyi akdettiğini ortaya koyduğu, sonuç olarak nihai takdir mahkemeye ait olmak üzere ...'in sigorta tazminatını gerek donatana izafeten gerekse asaleten talep edebileceği belirtilmiştir. Mahkemenin karar gerekçesinde bu görüşe dayandığı anlaşılmaktadır. Oysa davacı dava dilekçesinde müvekkilinin geminin işleteni olduğunu belirtmiş, aşamalarda ise geminin yöneticisi olduğunu söylemiştir. Bilirkişi kurulu da davacı ...'in gemi yöneticisi sıfatıyla hareket ettiğini belirlemiştir. Gemi maliki donatan yabancı şirket ile davacı ... Şirketi arasındaki ilişkinin gemi yönetim sözleşmesi ilişkisi olduğu dosya kapsamı ve mahkeme karar içeriğine göre her iki tarafın kabulündedir. Gemi yönetim sözleşmeleri uyarınca bir geminin ticari ve teknik yönetimini üstlenen şirket ile donatan arasındaki ilişkinin TBK'nın 40. maddesi uyarınca bir temsil ilişkisi olduğu öğretide kabul edilmektedir. Yani gemi yöneticisi gemiyi donatan adına ve onun temsilcisi sıfatıyla yönetir. Gemi yöneticisinin yatığı sözleşmelerin hak ve borçları, temsil olunana yani donatana ait olur. Bu sıfatla ve temsilci olarak tekne sigortası yaptırması ve primlerini de bu sıfatla ödemesi mümkündür. Tekne sigorta sözleşmesi kasko sigortasına benzer ve malikin haklarını teminat altına alır. Bu hukuki açıklamalara göre ilk derece mahkemesince öncelikle sigorta sözleşmesinin lehtarının yani menfaat sahibinin hangi davacı olduğunun belirlenmesi ve aktif dava ehliyetinin de buna göre karara bağlanması gerekir. Mahkemenin husumet konusunda hükme esas aldığı bilirkişi raporunda, öğretideki görüşe de atıf yapılarak, gemi yönetim sözleşmesinin temsil ilişkisi olduğu belirtildiği hâlde, varılan bu görüşle hiç bir bağlantı kurulmaksızın davacı ...'in kendi adına da talepte bulunabileceği sonucuna varılması çelişkili olmuştur.  Dosya arasında bulunan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında, sigorta sözleşmesine dayalı olarak gemi donatanı ... tarafından davalı sigorta şirketi aleyhine takip yapıldığı, bu takipte ... Ltd. Şti.'nin alacaklı sıfatıyla yer almadığı anlaşılmaktadır. Eldeki dava alacak davası olup itirazın iptali davası olmamakla birlikte, alacaklı sıfatının belirlenmesi açısından değerlendirilmelidir. Eldeki davada ise hem takip başlatan donatan şirket hem de donatanın yöneticisi konumundaki yönetici şirket davacı sıfatıyla yer almaktadır. Eldeki dava sigorta tazminatı talebine ilişkin olduğuna göre öncelikle sigorta sözleşmesinin lehtarının belirlenmesi ve aktif dava ehliyetinin de buna göre karara bağlanması gerekir. Mahkemece, HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen aydınlatma görevi kapsamında öncelikle davacı Türk şirketi ile yabancı şirket arasındaki gemi yönetim sözleşmesinin dosyaya sunulmasının sağlanması, bu sözleşme içeriğine göre davacının tekne sigortasından doğan sigorta tazminatının kendisine ödenmesini talep hakkının bulunup bulunmadığı, yönetici şirketin donatana izafeten dava açma hakkının bulunup bulunmadığı, tekne sigortasının özellikleri de dikkate alınarak bu sigortanın gerçek lehtarının yani menfaat sahibinin hangi davacı olduğu belirlenerek aktif dava ehliyetinin bu tespitler ışığında karara bağlanması gerekirken her iki davacının da aktif dava ehliyetinin bulunduğu yönündeki denetlenemeyen gerekçeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, hüküm sonucunda hangi davacı lehine hüküm kurulduğu belirtilmeksizin sadece bir tek davacı varmış gibi hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olmuştur. Ayrıca mahkemece 20.04.2016 tarihli duruşmada 2015/175 Esas sayılı dosyanın sonucunun beklenmesine karar verilmesine rağmen bu ara karardan rücu edilmeden ve gerekçesi de gösterilmeden dosyanın sonucunun beklenmeden karar verilmesi de hatalı olduğundan, karar bu haliyle istinaf denetimine elverişli değildir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esasına dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verimiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 4-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.27.04.2023<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a9fde0672f13d09","SID":"2cff806ee4635008"}}