{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/133 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1007<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/04/2017 (Dava) - 03/06/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2017/367 Esas - 2021/484 Karar<br>DAVA             \t\t: Tazminat<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 26/06/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/06/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/06/2021 tarih ve 2017/367 Esas - 2021/484 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02.09.2016 tarihinde davalı ... yönetimindeki diğer davalı ... A.Ş. tarafından ZMMS kapsamında sigortalanmış, ...  plakalı araç ile müvekkillerinin desteği ...’ya ait  ... plakalı aracın çarpışması biçiminde meydana gelen trafik kazasında ...’nın öldüğünü, ölen desteğin babası ... ile annesi ...’nın çalışmadıklarını, bu nedenle ölenin aynı zamanda yaşı küçük kardeşi ...’nın da bakımını üstlendiğini, ölüm sonucunda ölenin anne ve babası ile kardeşinin destekten yoksun kaldıklarını,  kazanın oluşumunda davalı ...’ın asli kusurlu olduğunu, ölenin olay tarihinde baharat fabrikasında asgari ücretle çalışmakta ise bunun dışında fazla mesaileri olduğunu, aylık kazancının 2.000,00 TL - 2.500,00 TL arasında değiştiğini, ayrıca tüm davacıların olay nedeni ile manevi acı çektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacılar ..., ... ve ... için toplam 2.500,00-TL maddi,  tüm davacılar için toplam 100.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan (manevi tazminat talebi bakımından sigorta şirketi hariç olmak üzere) tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu  kaza nedeniyle açılan Kemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/477 esas sayılı dosyasının halen derdest olduğunu ve ceza dosyasının sonucunun mahkemece bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, müvekkilinin somut olayın gerçekleşmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ...’ın asli ve tam kusurlu olduğunu, müteveffanın, araçların üstünlüğü ilkesine uymadan, hiç duraksamadan güzergahta hızlı ilerlemesi neticesinde somut kazanın gerçekleştiğini, müvekkili ...’ın muteveffayı görmemiş olması ve muteveffanın hiçbir fren sıkmadan ve aniden kavşağa girmesi nedeniyle müvekkilinin fren sıkmaya dahi fırsatı bulmamasının da somut kazayı muteveffanın asli ve tam kusurlu eylemi ile gerçekleştiğinin göstergesi olduğunu, davacı anne, baba ve kardeşin destek zararının ispatının gerektiğini, davacıların 100.000,00-TL'lik manevi tazminat taleplerinin afaki nitelikte olduğunu, taleplerinin sebepsiz zenginleşme aracı olarak müvekkiline yöneltildiğini savunarak, Kemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/477 Esas Sayılı ceza dosyasının bekletiçi mesele yapılmasını, davacıların müvekkiline ait araç ve taşınmazlar üzerine talep ettikleri ihtiyati haciz taleplerinin reddine, davacıların, müvekkili aleyhine açtıkları hukuka aykırı, soyut ve ispatlanamayan davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun davayı kabul anlamına gelmemek üzere poliçe teminat limiti olan ölüm başı 310.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, davacı ... ve ... için toplam 43.750,00-TL tazminatın müvekkil şirket tarafından davacı tarafa ödendiğini, poliçe teminatı dahilinde başkaca hiçbir sorumluluklarının bulunmadığını, davacı kardeş ...'nın Yargıtay içtihatları gereğince destek tazminatına hak kazanmadığını, davayı kabul anlamında olmamak üzere müteveffanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlanması gerektiğini, aksi takdirde asgari ücret olarak alınması gerekeceğini savunarak, davanın esastan ve usulden reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"...A-Davacılar; ..., ... ve ...' nın maddi ve manevi tazminat davalarının Reddine,<br>B-Davacı ... yönünden;<br>1-Maddi tazminat davasının KABULÜNE,<br> 49.432,81-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...' tan kaza tarihi 02.09.2016 tarihinden, davalı ... A.Ş.' den (poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere ) temerrüt tarihi 09/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>2- Manevi Tazminat davasının KISMEN KABULÜNE,<br>15.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi 02.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...' tan alınarak davacıya verilmesine,<br>Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>C-... yönünden<br>1-Maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE,<br>42.152,39-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...' tan kaza tarihi 02.09.2016 tarihinden, davalı ... A.Ş.' den temerrüt tarihi 09/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>2- Manevi Tazminat davasının KISMEN KABULÜNE,<br>15.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi 02.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile bi,rlikte davalı ...' tan alınarak davacıya verilmesine,<br>Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>Sair hususların gerekçeli kararda gösterilmesine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı kardeş ...'nin öğrenci olduğunu, vefat eden abisinin desteğine ihtiyacı olduğu halde müvekkilinin 2002 doğumlu ... yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, anne ve babanın işsiz olduğu durumda ölen abinin destek olduğunun kaçınılmaz olduğunu, müvekkillerinden ... ve ... yönünden maddi tazminat talepleri olmadığı halde bu kişiler yönünden reddi ile vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, maddi tazminat kalemleri yönünden hükmün müştereken e müteselsilen verilmiş olmasına rağmen ... yönünden ilam vekalet ücretinin bölünerek davalı sigorta şirketinin bir kısmından sorumlu tutulmasının uygulamaya ve hukuka aykırı olduğunu, yargılama gideri bölümünde de davalı sigorta şirketinin sorumluluk hesabının yanlış ve eksik yapıldığını, sigorta şirketinin sorumlu olduğu oranın daha yüksek olduğunu, takdir edilecek manevi tazminat miktarının, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiğini, yerel mahkemece kardeşlerin manevi tazminat taleplerini reddedilip müvekkilleri anne ..., baba ... için ölçülü olan 30.000'er TL taleplerinin reddedilerek ilam ve vekalet ücretleri hesaplanırsa müvekkillerinin borçlu çıkacağını, Yargıtay uygulamalarında TBK 56. Maddesinde \"ölenin yakınlarına\" kavramının çok geniş tutulmasa da kardeşlerin bu kapsamda doğal olarak duydukları acı, elem ve keder karşılığında telafi olarak manevi tazminata hak kazandıklarını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin söz konusu kaza da yerel mahkemenin kendisine atfettiği gibi kusurlu olmadığını, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın kusurunun yerel mahkemenin kararında belirtilenin aksine azımsanamayacak kadar fazla olduğunu, ehliyetsiz, kask ya da herhangi bir koruyucu ekipman olmaszını tanık beyanında belirtildiği üzere aşırı hızlı bir şekilde müvekkilinin manevrasını beklemeksizin yavaşlamaksızın aynı hızda trafik güvenliğini tehlikeye sokacak boyutta kontrolsüz bir şekilde seyretmekte ve müvekkili olmasa dahi söz konusu vaziyette başkaca da bir kazanın meydana gelmesinin kaçınılmaz olduğunu, tazminat hesaplanırken müteveffanın kusurunun zarar görenlerin kusuru gibi değerlendirilip bir indirim sebebi olarak kabul edilmesi gerektiğini ve müteveffanın her ne kadar olay anında reşit olmuş olsa da bu şekilde araç kullanımında davacı anne ve babanın velayet hakkında bağımsız olarak aile üyelerinin birbiri üzerindeki özen yükümlüğü kapsamında müteveffanın ehliyetsiz ve koruyucu ekipman olmaksızın hızlı  şekilde araç kullanması hususuna dikkat etmeleri ve gerekli tedbirleri alması gerekirken bunları yapmamış olmalarının da hükmedilen tazminat tutarı belirlenirken anne ve babaya kusur olarak atfedilip ayrıca göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacı anne ve baba bakımından müteveffanın tek destekmiş gibi kabul edilip tazminatın belirlenmesinin hakkaniyete, hukuka ve dürüstlük kuralına uygun olmadığını, davacı anne ve babanın müteveffa dışında da evlatları olduğunu, onlarında davacıların bakımında destek hususunda sorumluluklarının bulunduğunu, müvekkilinin söz konusu olayın meydana gelişinde kasıtlı hareket etmediğinden ve söz konusu tazminatların sigorta kapsamında kaldığından, sigorta şirketinin tazminatları ödeme noktasında tek başına asli olarak sorumlu tutulması gerekirken müvekkili şirketle birlikte müteselsil ve müşterek sorumlu olarak hüküm kurulmasını da yasaya uygun olmadığını, müvekkilinin öğretmen olduğunu, evli ve iki çocuk sahibi olduğunu, hayatı boyunca hiç bir şekilde kurallara aykırı davranmadığını, böyle bir olayın içinde bulunmasının müvekkilinin derinden üzdüğünü ve hayatını devam ettirirken dahi işine ve ailesine, sosyal ilişkilerine gerektiği gibi odaklanamadığını ve hükmedilen yüksek tazminatlar nedeniyle ekonomik olarak müşkül duruma düşmesine neden olduğunu, gerek dava süreci gerek dava neticesinde kurulan aleyhe hükümlerin müvekkilini hem maddi hem manevi olarak mağduriyetine sebebiyet verdiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, savcılığa sunulan bilirkişi kusur raporunda tespit edildiği üzere ehliyeti olmadan motosikleti sevk ve idare eden müteveffanın kaza sırasında kaskının bulunmadığını, müteveffanın kask, koruyucu ekipman kullanmaması ve ayrıca aracı sevk ve idare etmek için yeterli ehliyetinin de bulunmaması nedeniyle yerleşik içtihatlar uyarınca tazminattan en az %40 oranında indirim yapılması gerektiğini, savcılık aşamasında sunulan bilirkişi raporunda müteveffanın kaza anında kaskının bulunmadığı, yeterli ehliyetinin bulunmadığının belirtildiğini, müteveffanın kaza anında kask takıyor alması halinde kazanın sonuçlarının ağır olmayacağını, bu nedenle vefat etmesinde açık bir şekilde müterafik kusuru bulunduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminatın karşı araç maliki ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısından tahsili istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacılar ve davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>1-) Destekten yoksun kalma tazminatı, BK'nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; \"Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir.\" şeklinde hükme bağlanmıştır.\t<br>Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.<br>Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.<br>Borçlar Kanunu’nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.<br>\tO halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.<br>\tBununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. <br>\tEğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). <br>\tÖncelikle, somut olayda ölen desteğin küçük kardeşin bakım ihtiyacını karşıladığı ispat edilmemiştir. Desteğin annesinin SGK kaydı olduğu, babanın SGK kaydının en son 2019 yılına ait olduğuna dair dosyada resmî belge mevcuttur. Aile ev kirası ödemediği gibi davacı babanın annesinin dul maaşı ev ekonomisine katkıda bulunmaktadır. Ölenin iki yetişkin kardeşi daha bulunmaktadır. Davacı babanın iki adet özel aracı iki adet arsası bulunduğu belgelenmiştir.  Tüm bu hususlar dikkate alındığında ölenin kardeşine desteklik koşullarının olmadığı kanaatine varılarak davacı ... yönünden maddi tazminatın reddi doğru olmuştur. <br>\tBuna karşın mahkemece, desteğin, annesine, babasına ve küçük kardeşi ...’e destek olup olmadığı yönünden anne-babanın sosyal ve ekonomik durumlarının tespiti bakımından yapılan araştırmada, davacı baba ...’nın  SGK kaydının olduğu, son çalıştığı işyerinden ayrılma tarihinin ise Mart 2019 tarihi olarak gözüktüğü, aynı evde oturan annesinin ise aylık 900,00 TL dul maaşının evin geçimine fayda sağladığı, babadan kalma evde kira ödemeden oturdukları, davacı ...'un bir adet 1990 model ... marka, bir adet 1991 model ... marka 2 adet aracının olduğu, ayrıca TAKBİS sorgulamasında biri Erzurum ili Pasinler ilçesinde yaklaşık 109 metrekare, diğeri İzmir ili Kemalpaşa ilçesinde yaklaşık 195 metrekare iki adet arsasının olduğu anlaşılmakla ölenin, babası ...'ya desteklik durumu olmadığı anlaşılmasına göre bu davacı hakkında destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi isabetli görülmemiş, bu yönde davalı ... vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmüştür  ( aynı yönde Yargıtay 17 HD, 2012/9422 E. - 2013/6530<br> K. ).<br>\t2-) Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, 6098 sayılı TBK 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. <br>Somut olayda davacıların desteğinin kask takmadan motorsiklet sürerek yaptığı kazada vefat ettiği, ölüm  sebebinin kafa travmasına dayalı olduğu, bu sebeple hesaplanan tazminattan Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre TBK. 52. maddesi gereğince %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu konudaki davalılar istinaf itirazları haklı bulunmuştur.<br>3-)  TBK'nın 56/2. cümlesine göre ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Davacılardan ..., ... ve ...'in desteğin kardeşleri olduğu ve anılan yasa hükmü uyarınca manevi tazminata hak kazanacağı gözetilmeden bu davacılar yönünden manevi tazminat talebinin reddi doğru olmamıştır.<br>Bunun yanı sıra TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça  gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>\tDavaya konu edilen kazada, davacıların desteğinin kazanın meydana gelmesinde  %25 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücüsünün ise %75 oranında kusurlu olduğu, ölüm sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen giderilmesinin gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın oluş biçimi, kazanın meydana geldiği olay tarihindeki paranın alım gücü, davalı yanın içine düşebileceği mali güçlükler ve manevi tazminatın yukarıda ifade edilen amacı da göz önünde bulundurularak davacılar ... ve ... için takdir edilen manevi tazminatın hak ve nesafet kuralları çerçevesinde az olarak belirlendiği görülmüş ve davacıların istinaf itirazları bu sebeple yerinde görülmüş, davalıların bu konudaki itirazları ise haksız bulunmuştur.<br>\t4-) Davacılardan ... ve ... için destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmemesine rağmen anılan davacılar yönünden destekten yoksun kalma tazminatının reddi ile davalılar lehine vekalet ücreti tahsisi hatalı olmuştur.<br>\t5-) Davalı zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi limiti kaza tarihinde 310.000,00 TL olup poliçe limiti mahkemece takdir edilen maddi zararın tümünü karşılamaya yetmesine karşın davalı sigorta şirketi aleyhine verilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin poliçe limiti ile sınırlanması doğru olmamıştır.<br>\tAçıklanan nedenlerle; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından Dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/367 Esas - 2021/484 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-1-b-2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE,<br>\"A- Davacı ... yönünden;<br>1-Maddi tazminat davasının REDDİNE,<br>2- Manevi Tazminat davasının KABULÜNE,<br>20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi 02.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...' tan alınarak davacıya verilmesine<br>Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>B-Davacı ... yönünden;<br>1-Maddi tazminat davasının KABULÜNE,<br> 39.545,60-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...' tan kaza tarihi 02.09.2016 tarihinden, davalı ... A.Ş.' den (poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi 09/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>2- Manevi Tazminat davasının KABULÜNE,<br>30.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi 02.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...' tan alınarak davacıya verilmesine,<br>C-Davacı ... yönünden;<br>1-Maddi tazminat davasının REDDİNE, <br>2- Manevi Tazminat davasının KABULÜNE,<br>30.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi 02.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...' tan alınarak davacıya verilmesine,<br>D-Davacı ... yönünden;<br>Manevi Tazminat davasının KABULÜNE,<br>10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi 02.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...' tan alınarak davacıya verilmesine,<br>E- Davacı ... yönünden;<br>Manevi Tazminat davasının KABULÜNE,<br>10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi 02.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...' tan alınarak davacıya verilmesine,<br>F-Maddi tazminat talebi yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.701,36-TL harçtan peşin alınan ve değer artırım yoluyla tamamlanan toplam 656,08-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.045,27‬-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak HAZİNEYE GELİR OLARAK KAYDINA,<br>Manevi tazminat talebi yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.831,00 TL harcın davalı ...'tan alınarak HAZİNEYE GELİR OLARAK KAYDINA,<br>G-Dava kısmen kabul edildiğinden davacı tarafın yaptığı 278,70-TL davetiye ve posta gideri, 600,00-TL bilirkişi ücreti, 314,50-TL ATK fatura ücreti olmak üzere toplam 1.193,2‬0-TL yargılama giderinden davanın kabul - red oranı (%78-%22) nazara alınarak 930,63-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>Ğ-Davacı tarafın karşıladığı 44,40-TL başvurma harcı, 656,08-TL peşin alınan ve değer artırımla tamamlanan harç olmak üzere toplam 700,48‬-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,<br>H-...'nin maddi tazminat talebi kabul edildiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,<br>I-...'nin manevi tazminat talebi kabul edildiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak bu davacıya verilmesine,<br>İ-...'nin maddi tazminat talebi reddedildiğinden reddedilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalılar ... ve davalı sigorta şirketine verilmesine,<br>J-...'nin manevi tazminat talebi kabul edildiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak bu davacıya verilmesine,<br>K-...'nin maddi tazminat talebi tamamen reddedildiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalılar yararına takdir ve hesaplanmış olan; 500,00-TL vekalet ücretinin davacı ..., ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davalılara verilmesine,<br>L-...'nin manevi tazminat talebi kabul edildiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak bu davacıya verilmesine, <br>M-...'nin manevi tazminat talebi kabul edildiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak bu davacıya verilmesine,<br>N-...'ın manevi tazminat talebi kabul edildiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak bu davacıya verilmesine,<br>O-Davacı ve davalı yanca yatırılan delil ve gider avansından sarf edilmeyen kısmın karar kesinleştiğinden yatıran tarafa iadesine,\"<br>  ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>2-İstinaf İncelemesi Yönünden Harç ve Yargılama Masrafları;<br>a-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,<br>b-Davacılar tarafından yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL ve tebligat ve posta gideri 108,00 TL olmak üzere  toplam 270,10 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, <br>c-Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı sigorta şirketine verilmesine,<br>d-Davalı ... tarafından yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı ...'a verilmesine,<br>e-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>f-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>g-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/06/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bc7c29a2f35fa0fb","SID":"fc6f4cd7194bc3a4"}}