{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/257 <br>KARAR NO: 2023/709<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01.11.2022<br>NUMARASI: 2022/154 E. - 2022/624 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklı) <br>Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin metal atık yönetimi işi ile iştigal etmekte olan bir şirket olduğunu, şirketin faaliyetleri kapsamında ihtiyaç duyulan 25.020 kg alüminyum kabloyu dava dışı üçüncü şahıs olan ve Çin menşeli ... Ltd. ...'den 32.500,00-USD karşılığında satın aldığını, satın almaya konu 25.020-kg alüminyum kablonun ilgili Çin makamlarınca incelendiğini, tasdik edilmiş ve usulüne uygun olarak 05.01.2021 tarihinde Menşe şahadetnamesi ile kayıt altına alındığını, ... Ltd. ..., satın alınan malı müvekkil şirkete gönderebilmek için gemi acenteliği işi yapan davalı tarafla  anlaştığını, davalı taraf ile satıcı arasında müvekkil lehine ... sayılı konşimento düzenlendiğini,  anılan konşimentoda, satın almaya konu 25.020-kg alüminyum kablonun 28 (yirmisekiz) kap biçiminde istiflenerek ve ... numaralı konteyner içinde gemiye yüklendiğinin beyan edildiğini ve davalı tarafça işbu beyan imza edilerek onaylandığını, malın konşimento uyarınca ... isimli ve ... sefer sayılı gemiye yüklendiğini, taşıma yapan ... isimli ve ... sefer sayılı gemi, varış limanına geldiğinde Ambarlı Gümrük Müdürlüğünün ilgili gümrük memuru tarafından geçici kabul belgesi düzenlenerek teslim alındığını, 02.03.2021 tarihinde ... sahasında tespit amacıyla açılmış açıldığında içerisinde sadece 1 (bir) kap (yarısından çoğu baş) alüminyum kablo bulunduğunu ve 27 (yirmiyedi) kap manifesto eksiği tespit edilerek keyfiyetin tutanakla kayıt altına alındığını, müvekkili şirketin 17.03.2021 tarihli istem dilekçesi ile manifesto noksanıyla gelen malın 4458 sayılı Gümrük Kanunun 16471 Maddesi uyarınca imhasının istendiğini, 17.03.2021 tarihinde Tasfiye Tespit ve Tahakkuk Belgesi düzenlendiğini, Ambarlı Gümrük Müdürlüğünün 19.03.2021 tarihli talimatı ile 23.03.2021 tarihli imha kararı Uyarınca Masrafları müvekkil şirket tarafından karşılanmak suretiyle konteynerdan çıkan 1 kap alüminyum kablonun imha edildiğini, İmha işlemi sebebiyle ortaya çıkan gümrük hizmet bedeli, imha hizmet bedeli, yolluk ücreti ve ardiye masrafı müvekkili tarafından karşılandığını ve tüm bedellerin eksiksiz olarak ödendiğini beyanla; davanın kabulünü, davalı tarafın TTK'dan doğan yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklı olarak fazlaya dair her türlü dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla ve harca esas değer olmak üzere müvekkilinin yoksun kaldığı 25.020-Kg alüminyum kablo karşılığında ödenen 500,00 USD'nin 02.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek USD Mevduata Bankalarca Fiilen Uygulanan Azami Yıllık Faizi ile fiili ödeme günündeki kur üzerinden ödenmesini, Gümrük Hizmet Bedeli olarak ödenen 472,00-TL, İmha Hizmet Bedeli olarak ödenen 5.310,00-TL, Yolluk ücreti olarak ödenen 100,00-TL, Ardiye masrafı olarak ödenen 6.086,43-TL olmak üzere toplam 11.498,43 TL'nin 30.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle;  davaya konu taşımanın deniz ticaretine ilişkin olduğunu, bu nedenle davanın Denizcilik İhtisas Mahkemelerinde ya da Deniz İhtisas Mahkemesi olmayan yerlerde Deniz İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, milletlerarası yetki itirazlarının bulunduğunu beyanla, davanın görevli mahkemede açılmamış olması, pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedenleriyle ve davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olmasından dolayı davanın usulden reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tüm dosya kapsamına göre dava konusu uyuşmazlığın yabancı unsur taşıması, mahkememizin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve konişmentoya yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu, davacının konişmentonun şartları ile bağlı olduğu anlaşılmakla, davalı yanın süresinde yapmış olduğu uygulanacak hukuk ve mahkememizin uluslararası yetkisine yönelik itirazının kabulü ile mahkememizin Milletlerarası yetkisizliğine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\" gerekçesiyle, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; konşimentoda belirtilen yetki şartının belirlilik şartını taşımadığını, mahkeme tarafından verilen kararda konşimento tercümesinin 10. maddesinin 3. fıkrasında taşımadan kaynaklı uyuşmazlıklarda Londra Yüksek Mahkemesi'nin yetkili olduğu belirtilerek dava dilekçesinin usulden reddine karar verildiğini, HMK'nın 18. maddesi gereğince yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesinin şart olduğunu, MÖHÜK'un 47. maddesi kapsamında ise yapılan yetki anlaşmasıyla taraflarca yetkili kılınan yabancı devlet mahkemesinin HMK'nın 18. maddesinde düzenlenen belirlilik şartını taşıması gerektiğini, tercümesi yapılan konşimentonun 10.3 maddesinde taraflar arasında yetkili kılınan mahkemenin İngiliz Yüksek Mahkemeleri olduğunun görüldüğünü, Londra'da üç tane yüksek mahkeme bulunduğunu, taraflar arasında yetkili kılınan mahkemenin Londra'da birden fazla yüksek mahkeme bulunması ve tarafların hangi mahkemeyi açıkça belirtmediklerinden ötürü taraflarca yetkili kılınan devlet mahkemesinin belirlilik şartını taşımadığının apaçık ortada olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, yetkisizlik kararının dürüstlük ilkesi ile de bağdaşmadığını, müvekkili tarafından sipariş edilen ve teslim edilen alüminyum kablolarından doğan alacak miktarının talep edildiğini, davanın Türk uyruklu davalının yerleşim adresinin bulunduğu ülke olan Türkiye ikamet edildiğini, Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere yargılamanın davalının kendisine daha iyi savunma hakkına sahip olduğu yerleşim yerinde ikame edilmesi hususu göz önünde bulundurulmadan dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, deniz yoluyla gerçekleştirilen uluslararası  taşıma sonucunda emtianın eksik teslimi iddiasına dayanılarak açılan emtia bedeli ile bu amaçla yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir. Davalı, cevap dilekçesinde, uluslararası yetki itirazında bulunarak mahkemenin yetkisine itiraz etmiş, ilk derece mahkemesince yazılı  gerekçe ile konşimentonun incelenmesinde, Çin'de düzenlendiği, yükleme limanının Tiajinxingang, boşaltım limanının İstanbul olduğu, alıcının dosya davacısı, taşıyanın dosya davalısı, ... tarafından imzalandığı, konşimento hükümlerinin tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu, böylelikle milletler arası yetki kaydının da tarafları bağladığı, taşımaya konu esas konşimentonun 10./3 maddesinde taşımadan kaynaklı uyuşmazlıklarda Londra İngiliz Yüksek Mahkemesinin yargılama  yetkisine sahip olduğu ve İngiliz kanunlarının uygulanacağının kararlaştırıldığı gerekçesiyle davalının Milletler arası yetki itirazının kabul edilerek,  davanın usulden  reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından mevcut belgeler incelendiğinde; davalının acentesi olduğu merkezi İsviçre Cenevre'de bulunan deniz yoluyla konteyner içinde taşıma işi ile iştikal eden  ... Tarafından düzenlenen konşimentonun hasar ihbarı, zamanaşımı süresi ve yargı yetkisi üst başlıklı 10./3 bendinde yargı yetkisinin düzenlendiği, düzenlemede, iş bu belge ile tacirin veya taşıyıcının açacağı herhangi bir davanın münhasıran Londra Yüksek Mahkemesinde açılacağı, sözleşme kapsamında sözleşmeye konu olan taşımanın Amerika Birleşik Devletlerine veya Amerika Birleşik Devletlerinden yapılmadıkça münhasıran İngiliz hukukunun uygulanacağı, davanın münhasıran New York Güney bölgesi için Birleşik Devletler bölge mahkemesinde açılacak olursa münhasıran ABD hukukunun uygulanacağı, tacirin başka bir mahkemede dava açmayacağını kabul ettiği ve başka bir mahkemede açılan bir davanın kaldırılmasından  dolayı taşıyıcı için ortaya çıkacak olan yasal maliyet ve masraflarda sorumlu olduğunu kabul ettiği, tacirin mutabık kalınan mahkemelerin tacir üzerindeki şahsi yargı  yetkisi itiraz hakkından feragat ettiğinin belirtildiği, konşimentoda davacı şirketin alıcı olduğu, davalı şirketin ise, acente olarak yer aldığı, taşınan emtianın alüminyum kablo olduğu, davacı şirket tarafından 17.03.2021 tarihinde Ambarlı Gümrük Müdürlüğüne yapılan başvuru le limanda  bulunan 28 kap 25,020.00 kg alüminyum hurda cinsi eşyanın gelmesi gerekirken bir kap 27 kg geldiği, 27 kap eksik geldiği belirtilerek gümrük enetiminde 4458 sayılı Gümrük Kanunun 164/1 maddesine istinaden imhalarının yapılması için başvuruda bulunulduğu, gerekli işlemlerin gerçekleştirildiği ve daha sonra iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 1237/1. maddesi uyarınca, taşıyan ile konişmento hamili arasındaki  hukuki ilişkide konişmento esas alınır. Somut olayda dava konusu konişmento incelendiğinde yukarıda yer verildiği üzere  konişmeto hükümlerinin tarafları bağlayacağı açıktır. MÖHUK'un 47/1 maddesi, “Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür.” şeklinde düzenlenmiştir. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir yetki sözleşmesi olarak da düzenlenebilecektir. Anılan hükme göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması gerekmektedir.  Somut olayda dava konusun emtianın gönderici-yükleyicisinin yabancı olması, yükleme yerinin  yabancı bir liman olması, taşımayı yapan geminin yabancı bayraklı olması ve taşıyanın yabancı bir şirket olması dikkate alındığında uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı kabul edilmelidir.  Bunun yanında, dava konusunun  münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdi ilişkisinden kaynaklandığı da açıktır.Konişmentonun  10./3 maddesinde  açıkça konişmetoya bağlı olarak açılacak bir davanın  Londra Yüksek Mahkemesinde açılacağı düzenlenmiş olup, bu durumda iş bu davada da münhasıran Londra Yüksek Mahkemelerinin yetkili olduğunun kabulü gerekir. Diğer taraftan, sözleşme ile kararlaştırılmış olan yetki şartına dayanılarak yetki itirazında bulunulmuş olması, dürüştlük kuralına aykırı davranış olarak kabul edilemeyeceğinden, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiğinden aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 99,20 TL istinaf peşin karar davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27.04.2023 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c2f2f30795b35f64","SID":"f2430b9f946a6e2d"}}