{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/636 Esas<br>KARAR NO: 2023/591 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI: 2019/140 Esas - 2020/294 Karar<br>TARİH: 12/11/2020<br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 06/04/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirkete ... numaralı Nakliyat Emtia Sigorta poliçesi ile sigortalı dökme ... emtiasının, ... isimli gemi ile Hindistan'dan tam olarak yüklendiğini, 20/04/2014 tarihinde varma yeri olan İzmit'te eksik olarak teslim edildiğinin tespit edildiğini, emtia üzerinde uzman incelemesi yaptırıldığını ve zararın emtianın nakliyesini üstlenen davalıların kusuru ile meydana geldiğinin tespit edildiğini, hasar nedeniyle müvekkili şirketin sigortalısına 20/10/20104 tarihinde hasar tazminatı ödendiğini, yapılan ödeme ile TTK. 1472 maddesi gereği müvekkili şirket sigortalısının haklarına halef olduğunu, müvekkili şirketin takip tarihindeki Merkez Bankası döviz kuru baz alınarak hesaplanan 35.760,00 TL alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı  dosyasında takip açıldığını, davalı borçluların takibe haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın asgari %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın deniz taşımasından meydana geldiğini, TTK 5  madde ve HSYK 1. Dairesi' nin 26/08/2014 tarih 1876 sayılı kararına istinaden davanın görevli  İstanbul 17 Asliye Ticaret Mahkemesi' nde görülmesi gerektiğini, bu sebeple mahkemenin görevsiz olduğunu, ayrıca taraflar arasında uygulanacak hukuk ve tahkim itirazlarının bulunduğunu, esasa ilişkin olarak ise davacı sigortacının nakliye rizikolarına karşı sigortaladığı yükün deniz taşıması sonrasında eksik teslim edildiğini, davacının bu nedenle sigortalısına tazminat ödediğini, müvekkili şirketin iddia ve dava konusu taşımayı gerçekleştiren geminin donatanı olmadığını, müvekkilinin taşıyan olmadığını, iddia olunan yük eksikliğinin fire sınırının altında olduğunu, taşıyanını sorumluluğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, yasal sürede ihbar yapılmadığından yükün konşimentodaki haliyle eksiksiz ve hasarsız teslim edildiğinin kabulü ve davanın bu nedenle reddini talep etmiştir. Davalı ... Tic. Ltd. Şti. cevap dilekçesinde özetle; şirketi ile davacı selefi arasında hiçbir hukuki ilişkisi olmadığını, şirketin davaya konu MT Bandırma isimli gemiye acentalık hizmeti vermediğini, yönlendirilmiş olan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir. \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 12/11/2020 tarih 2019/140 Esas 2020/294 Karar sayılı kararında;<br>\"....Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan tüm deliller ile dosya kapsamı deliller ile aldırılan bilirkişi raporu birlikte incelendiğinde, öncelikle tarafların husumet ehliyeti açısından yapılan değerlendirmede, davacı sigorta şirketinin poliçe kapsamında hasar nedeniyle yaptığı ödeme kapsamında aktif husumet ehliyetine sahip olduğu, bu noktada bilirkişinin esastan yapılan incelemede davalıların sorumlulukları bulunmadıkları yönündeki tespitten sonra sonra tekrar husumete dönüp bu sebeple davacının husumet ehliyeti bulunmadığı yönündeki görüşüne katılmak mümkün olmamıştır. Davalıların pasif husumet ehliyeti açısından yapılan değerlendirmede, dava konusu taşımaya ilişkin 15.03.2014 tarihli konşimentoya göre; yükletenin Belçika'da mukim ... firması, alıcının ... (...) olduğu, ihbar olunanın Londra'da mukim ... LTD. firması olduğu, taşıma konusu 1170 mton sıvı halde ethyl Acetate yükünün 15.03.2014 tarihinde ... isimli gemiye Hindistan'ın Mumbai Limanı' nda yüklenerek varış yeri olan İzmit Limaş Limanı' na deniz yoluyla sevk edilmiş olduğu ve işbu konişmentonun ... gemisi kaptanı adına yükleme limanı acentesi sıfatıyla ... Ltd. tarafından imzalandığı görülmüştür. ... isimli gemi için dosyada mevcut Equasis kayıtları ile aynı site üzerinde bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme sonucunda, anılan tarihler aralığında kayıtlı gemi malikinin dava dışı ... olduğu, gemi işleteni ile ... yöneticisinin ise 1 nolu davalı ... Nakliyat şirketi olduğu ve her iki şirketin de adres bilgilerinin aynı olduğu tespit edilmiştir. Davalının gemi üzerindeki bu yetkisi sebebiyle TTK m. 1061/2 uyarınca gemi işletme müteahhidi sıfatına sahip olacağı ve bu sebeple pasif husumet ehliyetinin bulunacağı kanaatine varılmıştır. 2 nolu davalı ... Ltd. Şti. Yönünden yapılan değerlendirmede ise; konişmento kayıtları uyarınca davalının  donatanın varma limanındaki acentesi olarak  adının, adresinin ve iletişim bilgilerinin yazılmış olduğu görülmüştür. Bununla birlikte adı geçen davalının denizyolu ile yük taşıma taahhüdünde bulunduğunu gösterir herhangi bir bilgi ve belge dosyada mevcut değildir. Bu sebeple davaya konu taşımada 2 numaralı davalının taşıyan sıfatına sahip olmadığından, pasif husumet ehliyetine de sahip olmadığı kanaatine varılarak 2 nolu davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Pasif husumeti bulunduğu kararına varılan davalı ...' in hasardan sorumluluğu açısından yapılan değerlendirmede,   davaya konu yükün 20.04.2014 tarihinde İzmit Limaş Limanı' na geldiği ve ... A.Ş. tarafından da 21.04.2014 tarihli belge ile yükte eksiklik olduğunun tutanak altına alındığı, her ne kadar dosya kapsamında eksik yüke ilişkin süresinde ve geçerli bir ihbarın bulunduğunu gösterir bir belge yer almasa da dosyada mevcut 21.04.2014 tarihli liman işletmeleri  tarafından düzenlenen tutanak dikkate alındığında TTK m. 1185'te öngörülen karinenin işletilmesinin de mümkün olmayacağı,  belgenin, yükte eksiklik olduğunu göstermekte olduğundan, hasarın teslimden sonra meydana geldiği söylenemeyecektir.Yükte eksiklik iddiası açısından yapılan değerlendirmede, teknik bilirkişi raporuna objektif bilimsel verilere dayanması nedeniyle itibar edildiği, buna göre,  tahliye edilen yükün miktarıyla ilgili olarak dosyada birbirinden farklı 2 ayrı figure bulunduğu,  gemide yapılan ölçümlemeye göre yükte bir eksiklik bulunmamasına karşın sahil tank ölçümüne göre yükte 19,036 mton eksiklik olduğunun belirlendiği, gemi ile sıvı emtia taşıması söz konusu olduğunda yükleme ve boşaltmalarda mal miktarının saptanılması alıcı ve satıcı arasında düzenlenen sözleşme koşulları bakımından önem taşıdığı, sözleşmeye uygun ödeme yapılabilmesi için gemi içindeki mal miktarının ullage survey diye tanımlanan uluslararası bir ölçümleme sistemi ve tekniği ile tespit edilmesi zorunluluğu bulunduğu, teknikte, hem malların gemiye yüklenmesi hem de boşaltılması sırasında tatbik edilmekle olup her iki aşamada da ölçümlemeye esas olacak aynı kriterlerin kullanıldığı, dava konusu olayda, Hindistan'ın Mumbai  Limanı' nda yükleme sonrası bağımsız yük surveyörü SGS gözetiminde gemide yapılan tank ullage ölçümlerine göre; gemiye 3456,823 mton sıvı halde ... emtiası yüklendiği, bu miktarın 1170,000 mton'luk kısmının sigortalı ... Ltd. firmasına ait olduğu, geminin İzmit Limaş Limanı' na varışına müteakip tahliye öncesi yine bağımsız yük surveyörü ... gözetiminde gemide yapılan ullage tank ölçümlerine göre gemide 1170,059 nıton ... emtiasının mevcut olduğunun tespit edildiği, bu noktada ölçümlemenin taşımanın her iki noktasında da aynı yöntemle yapılmış olduğu göz önüne alındığında, taşınan yükte bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile, 1-1nolu davalı ... hakkında açılan davanın esastan REDDİNE, 2-2nolu davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesi 05/01/2021 tarih 2019/140 Esas 2020/294 Karar sayılı ek kararı ile; Davacı tarafın  kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından  davalının kötü niyet  tazminatı talebinin REDDİNE, karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, somut delilerle öne sürülen hesaplama teknikleri dikkate alınmadan eksik ve hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, bu hükmün hukuka ve usule aykırı olduğunu, Dosyada alınan bilirkişi raporunda; bilirkişinin bahsettiği emtia ölçüm tekniğinin farkı, birinin ölçüm yerinin gemi, diğerinin ise sahil olması olduğunu, ölçüm tekniği açısından bir fark bulunmadığını, arada çıkan farkın gemiden yük boşaltılırken oluşan eksiklik olduğunu, boşaltıldıktan sonra tekrar gemiye yüklenip, gemi tank ölçümü yapılması mümkün olmadığına göre elbetteki emtianın ağırlığı sahil tank ölçümüne göre bulunacağını, bilirkişinin tarif ettiği yolun; emtia limana boşaltıldıktan sonra tekrar gemiye alınıp gemi tank ölçümü yapılması olduğunu, bu şekilde yapılacak ölçümle ölçüm tekniğinin farklı olmayacağının iddia ettiğini, Böyle bir işlemin yapılmasının fiilen imkansız olduğu halde bilirkişinin bu hesabı hükme esas alınarak davanın esastan reddedildiğini, taşıyan, yükü gemi üzerinde teslim etmediğini, yükü limana indirip, liman antreposunda teslim etmek zorunda olduğunu bu sebeple emtiada meydana gelen eksilmeden sorumluluğu karadaki teslimine kadar devam ettiğini,  yükte eksikliğin sabit olduğunu  ve bu eksiklikten davacının sorumlu olduğunu, Gerçek anlamda emtianın eksik tesliminin ölçüm tekniği farklılığından kaynaklanmadığı halde; yerel mahkemenin ölçüm tekniğininden kaynaklandığına dair tespiti ve buna göre davanın reddi teknik hatalar içeren bir karar olduğunu, dosyada mevcut diğer raporlardan da anlaşılacağı üzere her iki ölçümün m/mton birimi ile ifade edilmesi iki ölçüm tekniğinin aynı olduğunun en büyük göstergesi olduğunu,Yerel mahkemeye sunulan itirazlar doğrultusunda ek rapor alınmadan ve ölçüm teknik farkı mevcut olmadığından taşıma boyunca meydana gelen eksiklik belirlenmeden hüküm kurulmasının hukuka ve usule aykırı olduğunu, İleri sürerek talep doğrultusunda bilirkişi incelemesi yapılarak ölçüm teknik farkı olmadığından eksikliğin tespiti ile bu eksikliğin davalı sorumluluğunda olduğuna karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Davanın İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açıldığı, yapılan yargılama neticesinde 21/11/2017 tarih, 2016/1222 esas, 2017/1096 karar sayılı kararı ile; Deniz hukukundan doğan davalara bakmak üzere HSK tarafından görevlendirilen  İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın davacı vekilinin talebi üzerine İstanbul 17 ATM.'ye gönderildiği ve bu mahkemece yapılan yargılama sonucu istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Dava,  nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalı olan davacının sigortalısına ait  deniz yoluyla taşınan  emtiadaki noksanlık nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin kanuni ve akdi halefiyete dayalı olarak  rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın  reddine karar verilmiş ve bu karara karşı davacı vekili tarafından  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Somut olayda, davacının sigortalısı ... firması tarafından Belçika'da mukim ... Firmasından ithal edilen 1.170.000 metrik ton etil asetat emtiasının Hindistan'ın Mumbai Limanı'nda Panama Bayraklı ... isimli gemiye yüklendiği,   20/04/2014 tarihinde varma yeri olan İzmit Limaş Gümrüklü Liman sahasında tahliye edildiği, tahliye sonrası yapılan ölçüm sonucunda 1.150.964 MT. Emtianın tahliye edildiği, emtianın 19.036 MT. Eksik tahliye edildiği, emtiadaki eksiklikten kaynaklı sigortalıya 20/10/20104 tarihinde hasar tazminatı ödendiği belirtilerek  davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen bedelin tahsili talebiyle icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Dosya içerisinde bulunan NAKLİYAT EMTEA ABONMAN SİGORTA POLİÇESİNİN özel şartlar başlıklı 11 Maddesinde;'' Yükleme ve boşaltma işlemlerinde  aynı ölçümleme metodunun kullanılması esas olup, ölçüm farklılıkları ve hatalardan dolayı meydana gelebilecek zarar ve ziyan talepleri işbu sigorta teminatına dahil değildir,'' hükmü düzenlenmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda, tahliye edilen yükün miktarıyla ilgili olarak dosyada birbirinden farklı 2 ayrı figure bulunduğu, buna göre, gemide yapılan ölçümlemeye göre yükte bir eksiklik bulunmamasına karşın sahil tank ölçümüne göre yükte 19,036 mton eksiklik olduğunun  belirlendiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2003/10258 F 2004 /7061 sayılı kararında da belirtildiği üzere kural olarak tartım ve ölçümlemenin taşımanın her iki noktasında da aynı yöntemle yapılması gerektiğini, dava konusu olayda, Hindistan'ın Mumbai (Pirpau) Limanında yükleme sonrası bağımsız yük surveyörü SGS gözetiminde gemide yapılan tank ullage ölçümlerine göre; gemiye 3456,823 mton sıvı halde Ethyl Acetate emtiası yüklendiği, bu miktarın 1170,000 mton'luk kısmının sigortalı ... Ltd. firmasına ait olduğu, geminin İzmit Limaş Limanına varışına müteakip tahliye öncesi yine bağımsız yük surveyörü ... gözetiminde gemide yapılan ullage tank ölçümlerine göre gemide 1170.059 mton ... emtiasının mevcut olduğu tespit edilmiş olup bu bağlamda ölçümlemenin taşımanın her iki noktasında da aynı yöntemle yapılmış olduğu göz önüne alındığında taşınan yükte bir eksiklik bulunmadığının anlaşıldığını, Ullage Survey gemi ölçümleme yöntemi ile sahil tarıkı ölçümleme yönlemi ayrı ayrı yöntemler olup her iki yöntem arasındaki farka bakılarak bir zarardan söz edilmesinin teknik olarak söz konusu olmadığı belirtilmiştir. HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. İlk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde, davacı vekilinin eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğine yönelik  istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.TTK'nın 1178. maddesi gereğince; taşıyan, navlun sözleşmesinin ifasında özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlü olduğu, eşyanın zıyaı veya hasarında yahut geç tesliminden doğan zararlardan, ziya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur. Maddenin devamında ise taşıyıcının emtia üzerindeki hakimiyetinin sona erme halleri düzenlenmiştir. Taşıyan, kendisi ve adamlarının kastından veya ihmalinden doğmayan sebeplerle ileri gelen zararlardan sorumlu değildir. Davalı ... vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesi ekindeki İTO internet sayfasından alınan fire randıman oranlarını gösterir sirkülere göre etil asetat yükünün deniz taşımasındaki fire oranının maksimum  %2 olduğu belirtilmiştir. TTK'nın 1182. maddesinde taşıyanın kusursuzluk veya uygun illiyet bağı karinelerinden yararlandığı haller düzenlenmiş olup, zararın aşağıdaki sebeplerden ileri gelmesi halinde taşıyan ve adamlarının kusursuz sayılacağı belirlenmiştir. Maddenin f fıkrasında hacim veya tartı itibariyle kendiliğinden eksilme veya eşyanın gizli ayıpları yada eşyanın kendine özgü doğal cinsi ve niteliği gereği meydana gelen eksilmelerden taşıyanın sorumlu olmadığı kabul edilmiştir. Somut olaya döndüğümüzde, tahliye edilen yükün miktarıyla ilgili olarak dosyada birbirinden farklı 2 ayrı figure bulunduğu, buna göre, gemide yapılan ölçümlemeye göre yükte bir eksiklik bulunmamasına karşın sahil tank ölçümüne göre yükte 19,036 mton eksiklik olduğunun  belirlendiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere  kural olarak tartım ve ölçümlemenin taşımanın her iki noktasında da aynı yöntemle yapılması gerektiği, dava konusu olayda, Hindistan'ın Mumbai (Pirpau) Limanında yükleme sonrası bağımsız yük surveyörü SGS gözetiminde gemide yapılan tank ullage ölçümlerine göre; gemiye 3456,823 mton sıvı halde ... emtiası yüklendiği, bu miktarın 1170,000 mton'luk kısmının sigortalı ... Ltd. firmasına ait olduğu, geminin İzmit Limaş Limanına varışına müteakip tahliye öncesi yine bağımsız yük surveyörü ... gözetiminde gemide yapılan ullage tank ölçümlerine göre gemide 1170.059 mton Ethyl Acetate emtiasının mevcut olduğu tespit edilmiş olup bu bağlamda ölçümlemenin taşımanın her iki noktasında da aynı yöntemle yapılmış olduğu göz önüne alındığında taşınan yükte bir eksiklik bulunmadığı gibi,  İstanbul Ticaret Odası kararına göre dava konusu etil asetat yükünün deniz taşımasındaki fire oranının maksimum  %2 olduğu, dava konusu  emtiadaki yük eksikliğinin %1,62 olduğu, yükteki firenin belirtilen sınırlar içinde kaldığından TTK. 1182 maddesi uyarınca taşıyanın sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davacı vekilinin  istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 179,90.TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 120,60.TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/04/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d18e4d2b54b3b68e","SID":"ac03595a93b208aa"}}