{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2206 <br>KARAR NO: 2023/646<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/09/2021<br>NUMARASI: 2021/66 Esas 2021/365 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2023<br>Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin taşıyan sıfatıyla ithalatçı ve yük alıcısı olan davalıya ait 3 konteynerden oluşan yükü Tanzanya Dar es Salaam limanından Mersin limanına deniz yolu ile taşıdığını, yükün 10/09/2016'da Mersin limanına ulaşacağının davalıya ihbar edildiğini, tahliye limanındaki konteyner muhteviyatı yükün konteynerden boşaltılması için serbest ve ücretsiz sürenin 7 gün olduğunun, bu süre içinde yükün konteynerden boşaltılmaması halinde uygulanacak demuraj ücreti tarifesinin davalıya bildirildiğini, 10/09/2016'da tahliye limanına ulaşan konteynerlerin gemiden tahliye edildiğini ancak konişmentonun müvekkiline 19/09/2016'da ibraz edildiğini, yine aynı tarihte müvekkilinden teslim ordinosunun alındığını, buna rağmen yükün ancak 08/08/2017 tarihinde konteynerden boşaltılarak teslim alındığını ve boş konteynerin müvekkiline iade edildiğini; davalının konişmentoyu ciro ederek taşıma sözleşmesinin tarafı haline geldiğini, 10/09/2016 tarihini müteakip davalıya verilen 0-7 günlük serbest ve ücretsiz sürenin sonu olan 17/09/2016 tarihinden konteynerlerin boş olarak müvekkiline iade edildiği 08/08/2017 tarihine kadar geçen süre için işletilen demuraj ücretinin davalı tarafından ödenmediğini, ödenmeyen miktar için davalıya karşı İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine geçildiğini, 07/12/2016 tarihi öncesinde oluşan demuraj ücretinin zamanaşımına uğradığını, takip tarihi itibari ile zamanaşımına uğrayan demuraj ücretinin atiye bırakıldıktan sonra icra takibi ile davalıdan sadece henüz zamanaşımına uğramamış olan 07/12/2016-08/08/2017 tarihleri arasında oluşan 72.765-USD'lik kısmi demuraj ücretinin talep konusu edildiğini; davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, icra takibinin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, davacının alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davaya konu malların gümrükten çekilmediğini, müvekkilinin davalı sıfatının bulunmadığını, malın tasfiye sürecine girdiğini, tasfiye hükümlerine tabi tutulan yükün Mersin Tasfiye İşletme Müdürlüğünün 04/08/2017'deki e-ihalesi ile satışının yapıldığını, davacının iddia ettiği alacaklarını öncelikle tasfiye idaresinden talep etmesi gerektiğini, navlun sözleşmesinin müvekkili ile yapılmadığını, taşıtan ile yapıldığını, navlun bedelinin de taşıtan tarafından ödendiğini, konşimentoda demuraj tarifesinin yer almadığını, davaya konu konteynerlerin sıfır/hiç kullanılmamışların fiyatlarının dava tarihi itibari ile 15.000-TL-30.000-TL arasında olduğunu, dava değeri dikkate alındığında müvekkilinden talep edilen meblağ ile en az 17 adet yeni konteyner alınabileceğinden davacının talebinin kötüniyetli olduğunu belirterek, davanın öncelikle usulden, onun kabul edilmemesi durumunda esastan reddine  karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına göre, davalının süresi içinde icra dairesinin yetkisi ile borca ve fer'lerine itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğu; İİKnın 50.madde  gözetilerek öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi  gerektiği,icra dairesinin yetkisine itirazın HMK nda düzenlenen yetki kurallarına göre inceleneceği, davalı-borçlu vekilinin itiraz dilekçesinde, HMK'nın 6. maddesine dayanılarak borçlunun mukim olduğu Çorum İcra Dairelerinin yetkili olduğunun ileri sürüldüğü, HMK'nın genel yetki kurallarına göre yetkili icra dairesinin, davalının şirket merkezinin bulunduğu Çorum İcra Daireleri olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık taşıma sözleşmesine dayandırıldığından, genel yetki kuralının yanı sıra HMK'nın 10. maddesi gereğince sözleşmenin ifa yeri icra dairelerinin de yetkili olduğu; taşıma Tanzanya Es Salaam Limanından, Mersin Limanına yapıldığından, anılan 10. maddeye göre Mersin İcra Dairelerinin yetkili olduğu; öte yandan, dava ve takibe konu alacak faturaya dayanmakla birlikte, davacının yabancı bir şirket olması nedeniyle TBK nın 89. maddesi gözetildiğinde icra takibinin yapıldığı Anadolu İcra Daireleri yetkisiz olduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davaya konu alacağın faturaya dayalı bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olması sebebiyle TBK'nın 89. maddesi gereğince götürülecek borç olup, alacaklının yani müvekkilinin yerleşim yerinde icra takibi yapılabileceğini ve dava açılabileceğini, müvekkilin seçimlik hakkının bulunduğunu; Türkiye'de gelir elde eden yabancı şirketlerin vergilendirilmesi için \"dar mükellef\" sıfatıyla vergi dairesine kayıt olduklarını ve Türk vergi kimlik numarası aldıklarını, dar mükellef şirketlerin vergi dairesine kayıtları gerçekleştiğinde ayrıca bir işyeri adresi bildirmek mecburiyetinde olduklarını; yabancı bir şirket olan müvekkilinin de merkezinin Danimarka olduğunu, Türkiye'de vergilendirilmesi için \"dar mükellef\" sıfatını aldığını ve Alemdağ Vergi Dairesine iş yeri adresini \"Saray Mah. Ümraniye/İstanbul\" olarak bildirdiğini, davaya konu alacağa ilişkin demuraj faturasında da müvekkilinin vergi numarası ile faaliyet gösterdiği ve iş yeri adresinin de belirtilen adres olarak göründüğünü, buna göre TBK m.89 uyarınca Devletin kayıtlarına göre müvekkilinin iş yeri \"Ümraniye/İstanbul\" olacağından o yer itibariyle yetkili  İstanbul Anadolu İcra Dairesinde takip başlatılabileceğini ve Mahkeme kararının bu sebeplerle hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, konteyner demuraj alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçelerle davaya konu icra takibinde Çorum İcra Dairesinin yetkili olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı ilamsız icra takip dosyasında; alacaklının davacı ... ve borçlunun davalı ... Ltd. Şti.; talebin 72.765-USD'nin fiili ödeme tarihi asıl alacağın tahsili; takip dayanağının 13/10/2017 tarihli ve 84.672-USD bedelli fatura olduğu, ödeme emrinin borçluya 27/12/2017'de tebliğ edildiği, borçlunun 02/01/2018 tarihinde sunduğu itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkili olmadığını ve yetkili icra dairesinin Çorum İcra Dairesi olduğunu, müvekkilinin borçtan sorumlu olmadığını, borcun kabul edilmediği ve talep edilen faizin yüksek olduğunu belirttiği ve 05/01/2018'de icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Uyuşmazlık, davaya konu teşkil eden icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığı noktasındadır. Yetkili icra dairesinde takip yapılması itirazın iptali davaları bakımından dava şartı olup, icra dairesinin yetkisine itiraz mahkemenin yetkisine itirazdan evvel incelenmesi gerekir. Davacı yabancı menşeli bir şirket olup taşıma yurtdışından Türkiye'ye yapıldığına göre, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin bir taşıma sözleşmesi bulunmaktadır. Bu durumda 5718 sayılı MÖHUK un 29. maddesine göre, eşya taşıma sözleşmesinden doğan ilişkiler açısından sözleşmenin kuruluşu sırasında taşıyıcının esas işyerinin bulunduğu ülke aynı zamanda yüklemenin veya boşaltmanın yapıldığı ülke veya gönderenin esas işyerinin bulunduğu ülke davacı şirketin esas faaliyet yeri olmadığına ve MÖHUK'un 24. maddesine göre tarafların seçtiği bir hukuk olmadığı anlaşıldığına göre olayda Türk Hukuku ve yetki kuralları uygulanacaktır. Davacı-alacaklı vekili, takip talebinde müvekkili şirketin Alemdağ Vergi Dairesi numarasını bildirmiştir. Vergi hukuku anlamında mükellefiyet için kaydolunan yerin de şirketin faaliyet adresi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Vergi hukukunun bir gereği olarak gösterilen adres ancak vergisel ilişkilerde geçerli olabilir. Davacı şirketin vergi hukuku anlamında dar mükellefiyeti için belirttiği adresi Türkiye'deki bir şubesi hükmünde kabul edilemeyecektir. Zira, TTK m.40/4'e göre merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye'deki şubeleri, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur ve bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye'de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır. Davacı tarafın dar vergi mükellefiyeti açısından bildirdiği adres, TTK m.40/4'teki gerekleri taşımamaktadır.  İİK'nın 50. maddesinin atfıyla uygulanması gereken HMK'nın yetki kuralları karşısında, icra takibi sözleşmenin ifa yeri olan (tahliye limanı) Mersin'de veya davalı borçlunun yerleşim yeri icra dairelerinde yapılabileceği ,davalının icra dairesinin yetkisine itirazanın haklı bulunduğu anlaşılmakla ,icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.02/05/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"03b0d23efe2c9b37","SID":"24cb46e319b981e8"}}