{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/569 <br>KARAR NO: 2023/386<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/11/2019<br>NUMARASI: 2018/359 E. - 2019/466 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilince nakliyat abonman blok poliçesi ile taşıma rizikolarına karşı sigorta örtüsü alınan sigortalı şirkete ait emtianın davalı tarafından taşındığını, emtianın taşıma sırasında hasarlandığını, müvekkilince yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda müvekkilinin poliçesine denk gelen %25 oranındaki 7.445,50 USD hasarın 26.05.2017 tarihinde ödenerek sigortalının haklarına halef olunduğunu, alacağın tahsili amacıyla Beykoz İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; TTK'nın 1182-g maddesi uyarınca taşıyıcının ambalaj yetersizliğinden sorumlu olmadığını, yükleme ve istiflemenin taşıyıcı tarafından değil gönderici tarafından yapıldığını, ahşap ambalajda meydana geldiği iddia edilen hasarın ambalajın başından beri hatalı ve yetersiz olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin ambalaj yetersizliğinden sorumlu tutulamayacağını, TTK'nın 1185.maddesinde ziya ve hasarın en geç  eşyanın gönderilene teslimi sırasında ziya ve hasar  haricen belli değilse eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren 3 gün içerisinde bildirilmesi gerektiğini, bu süreler içerisinde bildirim yapılmazsa taşıyanın eşyayı deniz taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiğinin kabulü gerektiğini,  bu durumda hasar bulunması halinde de zararın taşıyaın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiğinin kabul edileceğini, yasal süresi içinde hasar ihbarında bulunulmadığından, emtianın sağlam durumda teslim alındığı karinesinin geçerli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...TTK m. 1178/3'e göre taşıyan eşyanın teslim alındığı andan teslim edildiği ana kadar eşyaya özen göstermekle yükümlü olup, eşyanın uğradığı hasar ve ziyadan sorumludur. ... Limited tarafından düzenlenen yükleme gözlem bilirkişi raporunda, eşyanın konteynere yüklendiği sırada 2 konteynerde her iki yan panelin şişmiş olması ve sağ kapının kauçuk contasının tamir edilmesi dışında tam ve sağlam olduğu tespit edildiğinden ayrıca eşyanın varma limanı ...'ta hasara uğramış halde olduğuna ilişkin herhangi bir delil ve ihbar dosyaya sunulmadığından, taşıma sırasında olağan dışı bir deniz tehlikesi yaşandığına dair bir iddia ve delil de bulunmadığından, TTK m. 1185/1 gereğince haricen belli olan hasarın en geç teslim anında, haricen belli olmayan hasarların ise teslimden itibaren 3 gün içinde taşıyana yazılı olarak bildirilmesi gerektiği, teslimden altı ay sonra hasarın tespit edilmesi ve teslimden üç ay sonra ... Ltd. tarafından 25.01.2017 tarihinde bildirilmesi nedeniyle süresinde  hasar bildiriminin yapılmadığının anlaşıldığı, taşıyana süresinde veya hiç hasar bildiriminde bulunulmaması halinde TTK m. 1185/4 gereğince, taşıyanın eşyayı konişmentoda yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eşyada bir hasar veya zıya söz konusu ise bu zararın  taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten kaynaklandığının kabul edilebileceği, dosya kapsamında sunulan deliller ile davacının meydana gelen hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiğini ispatlayamadığı, davalının deniz taşımasının taşıyanı sıfatı ile zarardan sorumlu tutulamayacağı anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan CMR hamule senetlerinden taşımanın kara taşıması kısmının CMR hükümlerine tabi olarak gerçekleştirildiği anlaşılmakla, CMR m. 30 uyarınca, eşya alıcı tarafından taşıyıcı ile birlikte kontrol edilmeksizin teslim alınır veya açıkça görülebilen hasarlardan derhal, açıkça görülmeyen hasarlarda teslimden itibaren yedi gün içinde hasar bildiriminde bulunulmazsa eşyanın hamule senedinde yazılı olduğu gibi, yani olay bakımından tam ve sağlam olarak teslim edilmiş olduğu kabul edilecektir. Dosyada mevcut ekspertiz raporunda, hasarın büyük olasılıkla gemiden yük boşaltma ve/veya karayolu taşımacılığı için römorka yükleme sırasındaki dikkatsiz taşıma faaliyetinden meydana gelmiş olabileceği belirtilmiş olmakla birlikte, raporun eşyanın teslim tarihi olan 26.10.2016  tarihinden yaklaşık 6 ay sonra 26.04.2017 tarihinde düzenlenmiş olduğu, ... tarafından hazırlanan Eksik-Fazla-Hasarlı Malzeme tutanağının da 28.12.2016 tarihinde, teslimden 2 ay sonra düzenlendiği, teslimden üç ay sonra ... Ltd. tarafından 25.01.2017 tarihinde bildirim yapıldığı, bu durumda hasara uğrayan eşyaya ilişkin davalıya süresinde bildirim yapılmadığı görülmekle, eşyanın hamule senedinde yazılı olduğu gibi teslim edildiği kabul edilmiştir. Bu durumda davacının dosyaya sunmuş olduğu belgelerden hasarın kara taşıması sırasında gerçekleştiğini ispatlamış olması gerekmektedir. Dosyada mevcut ... Limited tarafından hazırlanan yükleme öncesi sörvey raporunda 7 konteyner yükün, 2 konteynerda yer alan her iki yan panelin şişmiş olması ve sağ kapının kauçuk contasının tamir edilmesi dışında normal durumda olduğunun ifade olunduğu, hasara ilişkin Nakliyat Hasarı Ekspertiz Raporunda dava konusu hasarın büyük olasılıkla gemiden yük boşaltma ve/veya karayolu taşımacılığı için römorka yükleme sırasındaki dikkatsiz taşıma faaliyetinden meydana gelmiş olabileceği belirtilmiş olmakla birlikte, hasarın nakliyenin hangi aşamasında gerçekleşmiş olduğu tam tespit edilememiş olduğundan hasarın sebebinin de ortaya konulamadığı, emtianın yükleme limanında ahşap kutular içinde teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, emtianın yükleme limanında harici durumu itibariyle iyi durumda olduğu kabul edilmesine rağmen ahşap kutuların içindeki emtianın durumunun bilinemediği, bu durumda CMR hükümlerine göre süresinde hasar ihbarında bulunulmaması sonucu eşyanın hamule senedinde yazılı olduğu gibi teslim edildiği kabul edilmiş olacağından ve dosyaya sunulan ekspertiz raporunda hasarın nakliyenin hangi aşamasında gerçekleşmiş olduğu tam tespit edilememiş olduğundan davacının eşyanın, taşıyıcının sorumlu olduğu bir sebeple hasara uğramış olduğunu ispatlayamadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine karar verilmiş,  davacı tarafın takip yapmakta kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin de reddine...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece, hasarın davalı taşıyana süresinde bildirilmediğinden TTK'nın  1185/4. maddesi gereğince, emtianın konşimentoda yazılı olduğu şekilde hasarsız olarak teslim edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, oysa sigortalı ile taşıyan arasında düzenlenen sözleşmede hükümleri ve özellikle sözleşmenin 3.3.maddesi ile TTK'nın 1185/1. maddesindeki “hasarın, taşıyana süresinde yazılı olarak bildirilme” şartı ve aynı maddenin 4.fıkradaki bu bildirim yapılmaz ise “taşıyanın, eşyayı, taşıma senedinde yazılı olduğu şekilde teslim ettiği” karinesi ortadan kaldırılarak, tam tersine eşyanın taşıma sorumluluğunu üstlenen taşıyana hasarsız olarak teslim edildiği karinesi getirildiğini, bu nedenle karinenin aksini kanıtlama yükümlülüğünün taşıyana yükletildiğini, bu sözleşme kapsamında taşıyanın emtiada olıuşan hasarın kendi kusuru ve sorumluluğu ile gerçekleşmediğini, hasar kendisinden kaynaklanmayan başka sebeplerden ileri geldiğini, kendisinin kusuru buluınmadığını ispat etmesi gerektiğini; Davalı taşıyan ile davadışı sigortalı şirket arasında akdedilen bahse konu taşıma sözleşmesinde, bir hasar halinde tazminat tutarının aynen ödeneceğine dair hükümler bulunduğunu, sözleşmenin 9/son maddesinde belirlenen bu durum karşısında tazminat sorumluluğunun özel çekme hakkı hesabına göre değil, malın değerine göre belirlenmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, deniz yoluyla taşınan emtianın alıcısına hasarlı olarak teslimi nedeniyle, dava dışı sigortalıya ödenen sigorta tazminatının rücuan tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.\t Davaya konu taşıma ilişkisinde, dava dışı sigortalıya ait yedi konteyner içindeki  emtia önce deniz yoluyla Kobe/Japonya limanından Dubai limanına, buradan deniz yoluyla İran'ın Bandar Abbas Limanı'na, buradan da kara yoluyla Türkmenistan'a taşınmasının taşıyıcı tarafından üstlenildiği, emtianın  26.10.2016 tarihinde alıcıya teslim edildiği, hasarın 25.01.2017 tarihinde belirlenerek taşıyana ihbar edildiği anlaşılmıştır. Davalı taşıyıcının akdî taşıyıcı sıfatıyla deniz ve kara taşıma işini bir bütün olarak üstlendiği, bu taşımanın alt taşıyıcılara yaptırılması halinde de akdî taşıyıcının sorumluluğunun devam edeceği, bu nedenle davalının husumet ehliyetinin bulunduğu, sigorta poliçesi kapsamında ödeme yaparak, sigortalının haklarına halef olan davacının da aktif dava ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Dosyada bulunan konşimentoya göre emtianın deniz yoluyla taşınmasının davalı tarafından yapıldığı, varma ve aktarma limanında emtiada hasar tespit edilmediği, emtianın tesliminden sonra kara taşımasının yapılarak alıcısına 26.10.2016 tarihinde teslim edildiği anlaşılmıştır. Taşımaya ilişkin navlun bedeli davalı tarafından tahsil edilmekle, davalının akdî taşıyıcı olarak tüm taşıma sürecini üstlendiği, dolayısıyla taşıma sırasında meydana gelecek tüm zarardan, sorumluluk şartları kanıtlandığı takdirde, akdî taşıyıcı olan davalının sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Emtianın gemiye yüklenmesi sırasında gözle görülür bir hasar bulunmadığı ve konteynerlerin düzgün şekilde istiflenerek taşımanın bir kısmının Dubai Limanına taşındığı, 15.10.2016 tarihinde emtianın Dubai Limanından ... gemisine yüklenerek Bander Abbas  Limanına taşındığı görülmüştür. Bilirkişi raporundaki tespitlere göre, gemiye yükleme ve boşaltma sırasında usulüne uygun şekilde yüklenip boşaltılması ve deniz taşımasının sona ermesinden sonra herhangi bir hasar tespit edilmemesi nedeniyle deniz taşıması sırasında hasar oluştuğuna dair bir kanıt yoktur. Ayrıca taşıma sırasında olumsuz hava ve deniz şartları bulunmadığı, hasarın deniz suyu vb. bir nedenle hasarlanmadığı belirlenmiştir. Emtianın deniz yoluyla nakliyesi sırasında kural olarak gemiye kadar taşınması yükletene aittir. Yükleme sırasında düzenlenen raporlarda  emtia ve ambalajda  her hangi bir hasar bulunmadığı belirlendiğinden, emtianın bu haliyle teslim edildiği açıktır. Tahliye limanında, teslim sırasında buna aykırı bir tutanak düzenlenmemesi nedeniyle deniz yoluyla yapılan taşıma sırasında emtiada herhangi bir hasar bulunmadığı, taşıyıcının TTK'nın 1185. maddesine göre emtiayı teslim aldığı şekliyle teslim ettiği anlaşılmıştır. Teslim anında emtianın çekincesiz olarak teslim alınması karşısında taşıyıcı lehine oluşan karinenin aksi davacı sigortacı tarafından usulüne uygun delillerle ispat edilmediğinden ilk derece mahkemesi kararında ve gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Deniz taşımasından sonra davalı taşıyıcının sorumluluğunda Bander Abbas Limanından teslim alınan emtianın varış yerinde teslim edildiği, ancak süresinde hasara ilişkin bir tutanak düzenlenmediği ve bu hasarın taşıyıcıya bildirilmediği görülmüştür. Emtianın kara yoluyla taşınmasına uygulanacak olan CMR'nin 30. maddesi gereğince alıcı, taşımacı ile beraber durumlarını kontrol etmeden veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde yedi gün içinde durumu kendisine bildirmeden malı tesellüm ederse bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde aldığına kanıt oluşturur. Bu durumda, süresi içerisinde taşımadan kaynaklı bir hasarın bulunduğu tespit edilerek ihbar edilmemesi karşısında emtianın hasarsız şekilde alıcıya teslim edildiğinin kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekili, taşıyıcı ile sigortalı arasında düzenlenen taşıma ve hizmet sözleşmesinin 3.3. maddesindeki hükmü TTK'nın 1185. maddesinde düzenlenen karineyi ortadan kaldırdığını ileri sürmektedir. Anılan madde de, \"Yüklenici, kargoyla ilgili her türlü sorunu ve/veya yüklenicinin tedarikçiden almış olduğu evraklardaki her türlü çelişkiyi, hatayı, muğlaklığı, uygunsuzluğu, müşteriye derhal yazılı olarak bildirecek olup, bunlarla ilgili işe başlamadan önce müşteriden yazılı yorum veya açıklama alacaktır.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Bu düzenlemede, TTK'nın 1185. maddesinde düzenlenen bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldıran nitelikte olmayıp, maddede muayene ve bildirim yükümlülüğünün taşıyana yüklendiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kabule göre değere yönelik istinaf başvurusunun incelenmesine gerek görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 125,50 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.09.03.2023<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aea074338b4ef6c5","SID":"4607ddffe624fe7d"}}