{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/749<br>KARAR NO: 2024/700<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/02/2021<br>NUMARASI: 2014/1281 Esas -  2021/165 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Dağıtıcı Lisansı kapsamında akaryakıt sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, bu faaliyeti çerçevesinde bizzat belirlediği noktalarda kendi marka ve logosu altında, belirledikleri standartlarda kurulacak/ kurulu olan akaryakıt istasyonlarında akaryakıt satış faaliyetini gerçekleştirmek için; öncelikle istasyonların kurulu bulunduğu / kurulacak gayrimenkuller üzerinde kira anlaşması ve intifa hakkı tesisi ile kullanım hakkına sahip olduklarını, bu kapsamda davalı ...'ün maliki olduğu ... ili ... ilçesi, ... Köyü, ... üstü mevkiinde kain ve tapu sicilinde ... parselde kayıtlı bulunan gayrimenkul üzerinde müvekkil şirket lehine 07/04/2008 tarihinde 15 yıl 4 ay süre ile geçerli olmak üzere intifa hakkı tesis edildiğini, intifa bedelinin tamamının müvekkil tarafından peşin olarak ödendiğini, akdedilen İşleticilik Anlaşması gereğince davalıyla bağlantılı ... Tic. Ltd. Şti.'ne tevdi edildiğini, faaliyetlerin geliştirilmesi ve iyileştirilmesi amacıyla müvekkil şirket tarafından  yatırımlar yapıldığını, bu  yatırım ve demirbaşların müvekkiline iade edilmediğini, davalılar tarafından keşide edilen Hendek Noterliği'nin 04/06/2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile müvekkili ile davalılar arasındaki bayilik sözleşmesinin 03/08/2013 tarihinde sonlanacağını, bu tarihte intifanın tapudan terkin edilmesi gerektiğinin müvekkil şirkete bildirildiğini, davalıların söz konusu ihtarname ile davaya konu intifa haklarını süresinden önce 03/08/2013 tarihinden geçerli olarak sonlandırdıklarını, intifa hakkı müvekkili tarafından tapudan terkin edildiğini, davalı ... tarafından ödenmesi gereken 5.402,52-TL fek harcının da müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkili tarafından keşide edilen Kadıköy ... Noterliği'nin 23/07/2013 tarih ... yevmiye numaralı ihtarı ile davalı tarafın intifa hakkı ve sözleşmeleri sonlandırması nedeniyle muaccel hale gelen müvekkilinin alacaklarının ödenmesi talep edilmiş ise de davalının bu konuda müspet bir girişimde bulunmadığını, yukarıda açıklanan nedenlerle; fazlaya ve hataya ilişkin her türlü haklarının saklı kalması kaydıyla, tahkikat sonucunda müvekkilinin alacağının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere, davalı ...'ün maliki olduğu gayrimenkul üzerinde müvekkil şirket lehine tesis edilen hukuksal tasarruf hakkı için, davalıya ödenen peşin ivaz bedelinin kullanılmayan intifa süresine (03/08/2013-07/08/2023) tekabül eden kısmına ilişkin mahkemece belirlenecek güncellenmiş bedelin şimdilik 226.574,72-TL'sinin davalı ...'ten, müvekkili tarafından ödenen 5.402,52-TL intifa fek harcının davalı ...'ten, istasyondaki ticari faaliyetin geliştirilmesi için, münhasıran davaya konu akaryakıt istasyonunda müvekkil tarafından gerçekleştirilen kalıcı faydalı yatırımların (mütemmim cüz niteliğindeki yatırımlar, malzeme - teçhizat ve davalı tarafından iade edilmeyen demirbaş desteği) bedeli olan 28.371,33-TL+KDV=33.478,16-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen temerrüt tarihi olan 03/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsil olunarak müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin 06/04/2013 tarihinde sona erdiğini, davalı firmanın iyi niyetli olarak sonlandırma tarihini 03/08/2013 olarak beyan ettiğini, davacı şirketin ibraz ettiği dava dilekçesinde ...'ü de davalı olarak gösterdiğini, bayilik sözleşmesi ile intifa bedeli ödediğini, ödediği intifa bedelinin 15 yıllık olduğunu, intifanın 5 yıl geçmekle kaldırılması sebebiyle de ...'ten kullanılmayan süre için intifa bedeli alacağı olduğu yönünde iddiada bulunduklarını, davacı şirketin hiçbir şekilde ve hiçbir zaman davalı ...'e intifa bedeli yada peşin ivaz bedeli adı altında ödeme yapmadığını, bayilik sözleşmesi ile birlikte ödedikleri ve adının intifa bedeli ya da peşin ivaz bedeli olduğunu iddia ettikleri ödemenin diğer davalı  ... Ltd Şti'ne 03/11/2008 tarih ve ... sayılı fatura karşılığı ödedikleri \"beş yıllık peşin satış teşvik primi\" olduğunu, faturada açıkça belirtildiğini, davalı ...'a açılan ve geri istenen intifa bedeli ödemesinin tamamen haksız ve yersiz olduğunu, davacı vekili dava dilekçesinde intifa fek harcının kendileri ödediğini ileri sürdüğünü ancak bu harç tutarı olan 5.402,52-TL'nin bizzat davalı ... tarafından ... Bankası Gerede Şubesi'nde elden götürülerek ödemesinin yapıldığını, imza atmaya gelen davacı vekili ... ödeme makbuzunun kendilerine verilmesi halinde bu harcın ...'e iade edileceği yönünde açıklama yaparak makbuzun elinden alındığını, dekont incelendiğinde makbuzun üzerinde ödeme yapanın ... yazdığının görüleceğini, fek harcı yönünden de davacı şirketin taleplerinin tamamen haksız, yersiz ve gerçek dışı olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; her iki davalı yönünden de haksız ve yersiz açılan işbu davada ... yönünden öncelikle husumet, husumet yönünden red edilmez ise esastan red kararı verilmesini, diğer davalı şirket yönünden ise taleplerinin haksız ve yersiz olması sebebiyle red yönünde karar verilmesini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \".. taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin varlığı ve davalı tarafça intifa hakkı süresinin bitiminin öncesinde feshi konusunda bir ihtilaf olmamakla birlikte, davacı tarafça, tapuda intifa hakkı terkininin, bedeli alındığı belirtilip ihtirazi kayıt konulmaksızın, bedelsiz olarak yapılması, tapu kayıtlarının resmiliği, davacı şirketin basiretli bir tacir gibi davranma zorunluluğu gereğince intifa hakkı talebi ile taşınmaz üzerinde yapıldığı iddia olunan kalıcı ve faydalı yapı bedeline ilişkin taleplerin reddine, tapudaki fek harcının, davalı ... tarafından ödenmesi ve dolayısıyla bu bedelin davacı tarafça ödenmemiş olması sebebiyle davacının fek harcı talebinin de reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; peşin olarak intifa bedelinin ödendiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça süresinden önce sona erdirildiğini, tapu dairesinde resmi senetteki matbu şekilde bulunan \"bedelini aldığından\" ifadesi üzerinden sadece şekli değerlendirme ile ve davacının bedeli gerçekten alıp almadığı araştırılmadan kurulan hükmün hakkaniyete aykırı olduğunu, tesçil istem belgesinde yer alan bedeline aldığından / bedelsiz olarak ibaresi tapu daireleri tarafından kullanılan takbis sisteminin otomatik olarak ürettiği bir metin olup, davalı tarafın davacıya intifa bedeli ödemesi yapmadığını, yargıtay kararlarının da kullanılmayan süreye ilişkin intifa bedelinin ödenmesi yönünde olduğunu, davalıya 23/07/2013 tarihinde gönderilen ihtarneme ile intifa bedeli talep edildiğini, davalının da 30/07/2013 tarihli ihtarnemesi ile bir miktar ödeme yapabileceğini bildirdiğini,  faydalı yatırımlarla ilgili taleplerinin ise intifa hakkından bağımsız olduğunu, mahkemece hatalı olarak intifanın bedelsiz terkin edilmesinin yatırım bedeli ödenmemesine gerekçe yapılmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporuyla yatırım bedeli alacağının bulunduğunun sabit olduğunu, intifa terkin işlemine ilişkin harcın müvekkili tarafından ödendiğini, dekontun kendilerinde bulunduğunu, dekontta davalı ...'ün adının yer almasının sebebinin terkin harcını ödemenin kanunen malikin yükümlülüğü olduğundan sistemde malik olarak davalının kimlik bilgilerinin yer alması olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: intifa hakkının bedelsiz olarak tapudan kaldırıldığını, bu durumda yerleşik yargıtay kararı gereği kullanılmayan süreye ilişkin intifa bedelinin talep edilemeyeceğini, davacının bu yöndeki taleplerinden vazgeçtiği anlamına geldiğini, intifa terkin harcının bizzat müvekkili ... tarafından ziraat bankasına yatırılıp dekont aslının davacının istemi üzerine yetkilisine verildiği, davacı tarafın demirbaşlar yönünden yaptığı talebin yerinde olmadığını, kendilerince bu malların alınması için davacıya ihtar çekildiğini, dava devam ederken de karar tarihinden 8-10 ay önce malların davacıya teslim edildiğini belirterek istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davalı malik ... adına kayıtlı taşınmaz üzerinde davacı lehine tesis  olunan intifa hakkının;  rekabet kurumu kararı nedeniyle davalı tarafça bayilik sözleşmesinin sona erdirilmesi üzerine, süresiden önce terkin edilmesi nedeniyle bakiye süreye tekabül eden intifa bedelinin, sabit yatırım tutarı ve terkin harcının ödetilmesi istemine ilişkindir.İlk derece  mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  Dosyaya toplanan delillerden davacı ile davalılardan ... Ltd. Şti arasında 29/07/2008  tarihinde  bayilik sözleşmesi düzenlendiği, ayrıca davacı ile davalı ... arasında istasyon olarak kullanılacak taşınmaz üzerine 200.000 USD bedel karşılığında 15 yıl 4 ay  süreli davacı lehine intifa hakkı kurulmasına ilişkin sözleşmenin yapıldığı, rekabet kurumunun düzenleyici işlemi sonrası davalı tarafça bayilik sözleşmenin feshedildiği ve davacı tarafça 01/10/2013 tarihinde tapu sicil müdürlüğüne \"yukarıda özellikleri belirtilen taşınmaz üzerindeki lehdarı olduğum/olduğumuz intifa hakkının tamamından bedelini aldığımda/bedelsiz olarak, çıplak mülkiyet malikleri lehine terkinini talep ederim/ederiz.\" şeklindeki tescil istem belgesi ile intifa hakkı sonlandırılmıştır.  İntifa hakkının kalan süreye yönelik bedelinin istenebilmesi için dava tarihinden önce intifa hakkının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden terkininin yapılması gereklidir. İntifa hakkının bedelsiz terkin edilmesi halinde artık bakiye intifa bedelini istenemez. (Y19.HD.nin 25.03.2016 tarih ve 2015/12031 esas-2016/5462 karar, yine aynı Dairenin 2016/18133 Esas - 2017/4083 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4403 Esas - 2020/6283 Karar sayılı ilamı, İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin 2018/702 Esas - 2019/1321 Karar sayılı ilamları)Davacı taraf kendilerince davalıya gönderilen 23/07/2013 tarihli ihtarnamede intifa bedelinin talep edildiğini, davalı tarafça da kendilerine Hendek Noterliğinden gönderilen 30/07/2013 tarihli ihtarnamede intifa bedeli ile ilgili bir miktar ödeme yapabileceği şekline beyanda bulunduğunu ancak ödemenin yapılmadığını bu nedenle intifa bedeli alacakları bulunduğunu ileri sürmüş ise de bahsi geçen ihtarlardan sonra intifa hakkının davacı tarafça 01/10/2013 tarihinde \"intifa hakkının tamamından bedelini aldığımdan/bedelsiz olarak,\" terkin edilmesi karşısında intifa hakkının kullanılmayan süreye ilişkin talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Davacının terkin harcına ilişkin talebi yönünden; vergi dairesi tahsil makbuzunun davalı ... adına tanzim edildiği, davalı tarafça da bu miktarın kendileri tarafında bankaya bizzat yatırıldığı savunulmuştur. Davacı taraf belgenin  ellerinde bulunmasının bedelinin kendilerince yatırıldığını kanıtladığını iddia etmiş ise de; resmi belge içiriğinin aksini iddia eden davacının bu miktarı kendisinin ödediğini yazılı bir belge ile kanıtlamadığı anlaşılmakla davacının bu talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur.Sabit yatırım bedelin tahsili istemi yönünden yapılan değerlendirmede; yargılama aşamasında mahallinde keşif yapılmış,  bilirkişi tarafından 04/07/2018 tarihinde yapılan tespit ve gözlem üzerine düzenlenen raporda davacı sabit yatırımlarından sadece ana dağıtım panosu ve elektrik panosunun bulunduğu, bunların mevcut haliyle çalışırken yaklaşık değerleri  sırasıyla 7,000 TL ve 5.250 TL olarak tespit edilmiştir. Davalı vekili rapora  karşı beyanlarında bir itirazının bulunmadığını, davacı vekili ise istasyonda tespit edilen malzemelerin gayrimenkul ile birlikte dava dışı yeni malike satılmış olduğunu, bu haliyle davalının sebepsiz zenginleştiğini, müvekkil tarafından sağlanan diğer malzemelerin bulunmadığı ifade edilmiş ise de yeterli inceleme yapılmadı şeklinde beyanda bulunulduğu görülmektedir. Akaryakıt bayiliği ilişkisinin sona ermesi halinde, dağıtım şirketi akaryakıt istasyonuna yapmış olduğu kalıcı yatırım bedellerini koşulları olması halinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebilir. Ancak bunun için dahi bu sabit yatırımların halen bayi tarafından kullanılmaya elverişli olması ve bayinin bundan fayda temin etmesi gerekmektedir. Bu durumda kalıcı yatırımların talep edilebilmesi için yapılan yatırımın kalıcı  niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği, akdin feshinden sonra da davalıların aynı kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımın taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımın taşınmaza değer kattığının yani davalıların yapılan kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı tarafından talep edilebileceği gözetilerek karar verilmesi gerekir (Emsal Yargıtay 11 HD. 2020/4907 e. 2021/1346 K)Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Eldeki uyuşmazlık davacını yaptığı sabit yatırımlardan davalı elinde kalanları ve taşınmaza kattığı değeri ispat yükü davacı tarafa aittir. Mahkemece mahallinde keşif yapılarak belirlenen sabit yatırım dışında başkaca davalı elinde sabit yatırım kaldığını davacı taraf ispat etmiş değildir. Bu durumda ilk derece mahkemesince talimat yoluyla  mahallinde yapılan keşif sonucu alınan dosya içeriğine uygun  bilirkişi raporu ile belirlenen 7.000 TL ana dağıtım panosu ve 5.250 TL elektrik panosunun taşınmaz kattığı değerin sebepsiz zenginleşme hükümlerince  taşınmaz maliki davalı ...'ten tahsiline karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve gerekçe ile davacının bu talebinin reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Bahis konusu yatırımlar yönünden davalı tarafça yargılama öncesi ilgili demirbaşların taşınmazdan alınması yönünde davacıya 4 Haziran 2013 tarihli ihtar gönderildiği, malzemelerin  davacı tarafça  alınmadığı, davalı tarafça TBK 107 maddesi gereği tevdi mahalli istenmediği, bu durumda davalının dava açılması ile temerrüte düştüğü  kabul edilerek dava tarihinden itibarın faiz yürütülmesine karar vermek gerekmiştir. Davalı ..., yatırım yapılan taşınmazın maliki diğer davalı ... LTD. ŞTİ. ise bayilik sözleşmesinde ki taahhüdü sebebiyle bu alacaktan sorumlu tutulmuştur. Hüküm kurulurken istinaf yoluna sadece davacının başvuru yapması nedeniyle aleyhe kaldırma yasağı dikkat edilerek davalı yararına ilk derece mahkemesince verilen vekalet ücretine hükmedilmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ile  İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın Kısmen Kabulü ile; 12.250,00 TL sabit yatırım bedelinin dava tarihi olan 05/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya  ilişkin tüm istemlerinin REDDİNE, 2-Alınması gereken 836,79 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça yatırılan 4.533,35 TL peşin harcın mahsubu ile 3.696,56‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yatırılan 836,79 TL peşin harcın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 25,20 başvuru harcı, 5.023,60 TL tebligat, posta gideri, keşif ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.048,80 yargılama giderinin red ve kabul oranına göre belirlenen 232,98 TL'sinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yargılama sırasında davalı ... tarafından yapılan  49,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranı dikkate alınarak 47,00 TL'sinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 12,250,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 27.031,88.- TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgilisine iadesine,9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL ve posta gideri 49,00 TL olmak üzere toplam 211,10 TL yargılama masrafının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b0bff4e23a25112c","SID":"008957f696335d16"}}