{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/917 - 2024/1100<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/917 <br>KARAR NO\t: 2024/1100<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                        \t  K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/07/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/151 E.  -  2020/188 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararı İptali, Hükümsüzlük <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/07/2020 tarih ve 2019/151 E. - 2020/188 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2016/61994, 2016/61993, 2016/61989, 2016/61986, 2016/61393, 2012/89225, 2012/89179, 2012/89177, 2012/89168, 2012/89165, 2010/67066, 2010/66758, 2010/66757, 2010/66756 sayılı \"... şekil\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... ...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2017/31415 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa  marka başvurusunun müvekkillerinin markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olup tüketici nezdinde karışıklığa sebep olacak nitelikte olduğunu, bu sebeple marka başvurusunun SMK m. 6 çerçevesinde reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, İstanbul'da kamu hizmeti verdiğini, tüm raylı ve ... ulaşımlarını sağladığını, \"...\" ibaresinin mevcut olduğu marka tescilleri ve tescil aşamasında olan marka başvurularının bulunduğunu, bu şekilde asli unsuru \"...\" olan \"...\" markasının da müvekkilleri şirketi işaret edeceğini ileri sürerek YİDK'nın 2019-M-777 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2017/31415 başvuru numaralı “... ...+şekil” ibareli markanın tüm emtia yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, davalı şirketin “... ...” ibareli başvurusu ile davacı şirkete ait itiraz konusu markanın kavramsal, görsel bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden birbirlerinden farklı markalar olduğunu, başvuru konusu markanın, “... ...” ibaresinden oluşan bir marka olduğunu, her iki markada da “...” ibaresi yer alsa da başvuru konusu markadaki şekil unsuru ve “...” ibaresinin markaları farklılaştırdığını, redde mesnet markalarda ise şekil unsurunun aynı zamanda markada kullanılan amblem olup başvuru konusu markadan farklı bir işletme olduğu izlenimi yarattığını, marka hukukunda “bütünlük” ilkesinin hakim olduğunu, bu nedenle markanın içinden belli kelimeleri seçerek bir inceleme yapılmaması gerektiğini, taraf markalarının bütünüyle incelendiğinde ortalama tüketici nezdinde bıraktıkları intihanın farklı olduğunun ortada olduğunu, diğer yandan her iki markada da ortak olan “...” ibaresinin “1. büyük kentlerde, yerin altında yapılmış, semtler arasında yolcu taşıyan yeraltı demiryolu. 2. yeraltı demiryolunda işleyen tren.” anlamlarına gelmekte olup tescili talep edilen 39. sınıftaki hizmetler bakımından ayırt ediciliği düşük zayıf bir ibare olduğunu, markalar arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili, müvekkilinin \"...” ibaresini ihtiva eden 100’e yakın markanın ve hatta tek başına \"...” markasının da sahibi olduğunu, müvekkilleri ...’ün, ... Holding'in kurucusu olduğunu, Holding çatısı altındaki iştiraklerin Türkiye'nin en büyük şirketleri arasında yer aldığını, bu çatı altında faaliyet gösteren ... Turizm firmasının ise taşıma kapasitesi açısından Türkiye'de karayolu ile yolcu taşımacılığı alanındaki en büyük şirketi olduğunu, “... ...” markası, davacının markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığı gibi, iki markanın karıştırılma olasılıklarının bulunmadığını, iki marka arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu marka başvurusu kapsamında 39. sınıftaki hizmetlerin itiraza dayanak markaların kapsamındaki hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer oldukları, başvuru standart karekterle yazılmış “... ...+şekil” ibaresinden oluşurken; itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı  \"... şekil\"  ibarelerinden oluştuğu, markaların anlamlarına bakıldığında, ortak / benzer olduğu iddia edilen “...” ibaresinin, “büyükşehirlerde semtler arasında işleyen, ulaşımı yerin altında sağlayan tren, yer altı treni” anlamına geldiği,  “...” ibaresinin ise İngilizce olduğu, para kullanmadan mal veya hizmet alışverişi, değiş – tokuş, trampa anlamlarına geldiği, taraf markalarının, fonetik, anlamsal ve görsel olarak bir bütün halinde değerlendirilmesinin esas olacağı, markalarda yer alan ortak “...” ibaresinin markalar içerisindeki kompozisyonları ve kullanış şekilleri itibari ile markaları birbirlerinden ayırdığı, şekil ve yan unsurların bu ayrımın derecesini arttırdığı, markaların bu hali ile karıştırılma ihtimaline neden olabilecek derecede benzer olmadıkları, somut olay açısından davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şahıs başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu ''... ...'' ibareli markanın müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, tüketici nezdinde açık bir şekilde karışıklığa sebep olacağını, \"... ...\" markasında ... kelimesi büyük puntolarla ve koyu renkle daha baskın olup markada ''asli unsur'' iken \"...\" ibaresinin ise tali unsur olduğunu, tüketici kitlesi tarafından iltibasa konu olacağını, bilirkişi heyet raporları arasındaki çelişki giderilmeden hükme esas alındığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.       <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali, hükümsüzlük  istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı ...'ün “... ...+şekil” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet \"...\" unsuru içeren markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira her iki tarafa ait markalarda da ortak olan “...” ibaresinin büyük kentlerde, yerin altında yapılmış, semtler arasında yolcu taşıyan yeraltı demiryolu ve  yeraltı demiryolunda işleyen tren anlamlarına geldiği, tescili talep edilen 39. sınıftaki hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, bu kapsamda başvuru konusu markadaki şekil unsuru ve “...” ibaresinin markaları farklılaştırdığı, redde mesnet markalarda ise şekil unsurunun aynı zamanda markada kullanılan amblem olup başvuru konusu markadan farklı bir işletme olduğu izlenimi yarattığı, taraf markalarının bütünüyle incelendiğinde ortalama tüketici nezdinde bıraktıkları intibanın farklı olduğu, somut olay açısından davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği hususlarının ispatlanamadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şahıs başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/06/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b76c81d7927cf121","SID":"133a10d60c0ddf57"}}