{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/985 Esas <br>KARAR NO: 2023/307 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2021/338 Esas - 2022/49 Karar <br>TARİHİ: 08/02/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Gemi ve Yük alacağından kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 23/02/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  müvekkili şirket tarafından ... numaralı Emtia Blok Abonman Sigorta Poliçesi (Delil No 1) ile sigortalanan Sigortalı ... A.Ş.‘ye ait Çamaşır Makinesi Motoru  cinsi emtiaların, borçluların sorumluluğunda Çin’den Türkiye’ye Deniz (... Gemisi) + Karayoluyla  nakliyesi esnasında emtialar hasara uğradığını, nakliye işlemi davalılar tarafından gerçekleştirildiğini, fatura ve yapılan tespitler gereğince sovtaj durumu da dikkate alınarak  6.864,04 EURO (asıl alacak) sigortalı zararı, müvekkili şirket tarafından tazmin edilmiş olup TTK ve poliçe hükümleri ile   halefiyet kuralları ve sigortalının temlik talebi gereğince TBK ilgili hükümleri temlik esasına göre sigortalısının haklarını devralan müvekkilin TTK ve ilgili konvansiyon hükümleri ile davalıya rücu hakkı doğduğunu, davalılara müracaatta bulunulduğunu, , akabinde arabuluculuk görüşmesi yapıldığını ancak sonuç alınmadığını, dava konusu icra takibi T.C. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile 18.06.2020 tarihinde başlatılmış olup davalıların itirazlarına müteakip 12.06.2021 Tarihinde icra dosyası ve tüm fer'ileri için arabuluculuk başvurusu yapıldığını. Arabuluculuk süreci 16.07.2021 Tarihinde anlaşmama ile sonuçlanmıştır. Bu sebeple işbu davanın açılması gereği doğduğunu belirterek  müvekkilinin davalılardan olan 6.864,04 Euro alacağına ilişkin itirazın iptali ile takibin euro üzerinden devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Şirketine İzafeten ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili ... A.Ş'nin  hem kendi adına “asaleten” hem de ...' e “izafeten” dava edildiğini, müvekkili ... A.Ş'nin Türkiye'de gemi acentesi ve gemi acenteliği hizmetleri kapsamında merkezi Kopenhag Danimarka' da bulunan ... isimli firmanın Türkiye Genel Acentesi olduğunu, ...'nin sigortalıya karşı taşıyan sıfatı yoksa, ...'n in ve ... A.Ş'nin de sigortalı ile akdi ve hukuki ilişkisi olmayacağını, ... A.Ş ile sigortalı arasında bir aracılık ve acentelik ilişkisinden söz edilemeyeceğini, bu durumda  sigortalıya herhangi bir aracılık ya da acentelik hizmeti vermemiş, hatta  sigortalı ile akdi ya da hukuki hiçbir münasebeti olmamış acente ... A.Ş'ye fiili taşıyan olduğu iddia edilen ...'e izafeten dava açılmasının mümkün olmayacağını,hali hazırda dosya kapsamına göre iddia edilen hasarın nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde ve kimin sorumluluğunda meydana geldiği, eğer yükte bir hasar meydana gelmiş ise dahi bu hasarın yükün deniz taşıyanı olan ...'in veya adamlarının hakimiyet alanındayken meydana geldiği açık ve tereddütte yer vermeyecek şekilde tespit edilemediğini,  iddia edilen hasarın konteyner iç istifi hatası nedeniyle meydana geldiği sigorta ekspetiz raporu ile sabit olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Müm. Müş. Ltd. Sti.  vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili ... Ltd. Şti., yurt dışında mukim deniz sigortası temin eden muhtelif  ... Kulüplerinin Türkiye yerel muhabirlerinden biri olduğunu,  yerel muhabirlerin prensip olarak kulübe kayıtlı gemi için hareket ettiklerini ve muhabirlerin ana görevinin, faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki gelişmelerden sigorta kulüplerini haberdar etmek olduğunu, bu bakımdan müvekkiline izafeten dava yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek müvekkilinin taraf sıfatı taşımaması nedeniyle tebligat listesinden çıkarılmasını talep etmiştir.İlk derece mahkemesi'nin 08/02/2022 tarihli celsesi ara kararı ile diğer davalılar ... Şirketine İzafeten ... A.Ş ve davalı S.S.Haydarpaşa Karayolu Yük Taşıma Kooperatifi aleyhine açılan davanın tefrikine karar verildiği ve ayrı bir esasa kaydedildiği anlaşılmıştır.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 08/02/2022 tarih 2021/338 Esas - 2022/49 Karar  sayılı kararında;\"Dava; sigortalı alıcıya ödenen hasar bedelinin  rücuan tahsili  talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Davacı taraf  ... numaralı emtia blok abonman sigorta poliçesi ile sigortalanan sigortalı ... A.Ş.‘ye ait çamaşır makinesi motoru  cinsi emtiaların, deniz ve karayolu taşıması sırasında hasarlandığı iddiası ile sigortalısına ödediği hasar bedelinin tazminini talep etmektedir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde davacı tarafından davalı ... Hiz. Müm. Müş. Ltd Sti. ve diğer takip borçluları aleyhine 6.864,04 EURO alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinde borçlu olarak \"... Müm. Müş. Ltd Sti.\" nin borçlu gösterilerek bu şirket yönünden tebligatın  ... Müş. Ltd Sti'.ne yapıldığı görülmüştür. ... vekilince borca itiraz ve cevap  dilekçesinde  davalı ile  acentelik ya da temsil ilişkisinin bulunmadığı  belirtilmiştir. TTK 105.maddesine göre acentenin ancak doğrudan aracılık ettiği sözleşmeler nedeniyle müvekkiline izafeten kendisine karşı dava ya da takip yöneltilebilecektir. Davacı tarafça ...'e izafeten dava yöneltilebiceğini gösterir delil sunulmadığı görülmekle ödeme emri tebliğinin bu davalı yönünden usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşıldığından bu davalı yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden  reddine karar verilmiştir.<br>Davalı ... Şirketine İzafeten ... A.Ş.  vekili tarafından  konişmentoda bulunan yetki kaydı nedeniyle Milletlerarası yetki itirazında bulunulmuş olmakla bu davalı yönünden öncelikle bu hususta değerlendirme yapılması gerektiği,   dava konusu taşımanın ... sayılı konişmento tahtında Shanghai Limanından İzmit Körfezi Limanına yapıldığı, uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından yetki itirazının MÖHUK kurallarına göre belirleneceği, MÖHUK 47.maddesinde, \"yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği\" düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 26.maddedesinde sözleşmeden doğan taleplerde Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nde yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun fiili  taşıyan tarafından düzenlendiği, Türk  acentenin  taşıma sözleşmesini yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, TTK'nun 1237.maddesinde taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, sigortalının yükü teslim aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki yetki şartının gönderilen  açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle,  uyuşmazlık yönünden İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile bu davalı yönünden  davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, -Davalı ... Şirketine İzafeten ... Anonim Şirketi vekilinin milletlararası yetki itirazının kabulü  ile Mahkememizin yetkisizliği nedeni ile davanın USULDEN REDDİNE, -Davalı ... yönünden açılan davanın HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeni ile REDDİNE,  karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle,  ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davalıların uluslararası yetki itirazlarının yerinde olmadığını; mahkemenin işbu davaya bakmaya yetkili olduğunu; tarafların mukim oldukları adres dışında yetki itirazlarının Medeni Kanunun 2. maddesine açıkça aykırılık teşkil etmekte olduğunu; HMK'nın genel yetki kuralları çerçevesinde bir davalı açsından yetkili olan mahkeme diğer davalıya da sirayet edeceğinden 2 no'lu davalı Maersk açısından Türk Mahkemelerinin ve dolayısıyla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili hale geldiğini; mahkeme işbu uyuşmazlığın çözümünde davalı Maersk'in yetki itirazını kabul etti ise, ilk derece mahkemesinin neden diğer davalılar açısından kendisini yetkili görerek tefrik ile  2022/59 E. dosyasında yargılamaya devam ettiğini, bir taraf için yetkili olan mahkemenin diğer davalılara da sirayet etmesinin gerektiğini, Her ne kadar cevap dilekçesinde konşimentoda milletlerarası yetki itirazında bulunulmuş ise de; davalılardan en az birinin şirket merkezinin Türkiye'de yer almasının Türk mahkemelerinin yargı yetkisi için yeterli olduğunu; bu bağlamda davalıların Uluslararası yetki itirazlarının Yargıtay'ın 11. HD. 2015/5517 E., 2015/12591 K. Sayılı kararı göz önüne alındığında kabul edilebilir nitelikte olmadığını,  TTK'nın 103. maddesi hükmüne göre yurt içinde merkez veya şubesi olmayan yabancı ticari işletme adına geçici de olsa yurt içinde işlem yapanlar hakkında acentelik hükümlerinin uygulanacağını; bunun sonucu olarak yurt dışındaki yabancı şirkete izafeten yurt içinde işlem yapana karşı TTK m. 105 hükmü gereğince dava açma olanağının olduğunu; bu nedenle ... Şirketine İzafeten ... Anonim Şirketi ve ... İzafeten ... MÜŞ. LTD. ŞTİ.'ne dava açılmasının isabetli olduğunu,  ... firmasının yaptığı muameleler nedeniyle, ...'ı temsil yetkisine sahip olduğunu; yerel mahkemenin tebligatın geçersiz olduğu yönündeki değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu; kaldı ki ilk derece mahkemesince ... şirketi yönünden  önce  yurtdışı tebligatı için ara karar oluşturulduğunu, daha sonra bu ara karardan rücu edilerek davanın reddine karar verildiğini; davanın  bu davalının  Türkiye'deki temsilcisi - Kulüp muhabiri/Acente sıfatıyla ve davalıya izafeten ... Şirketi'ne yöneltildiğini; Muhabirlerin kulübü veya üyeyi temsil yetkisine sahip olmadıkları şeklinde genel bir kabulün mümkün olmadığını; böyle bir kabulün bir muhabirin hangi işleri yapacağının kendi uzmanlığına göre belirlenecek olması sebebiyle ve bunun da muhabirden muhabire değişecek olması nedeniyle gerekli olmadığını; aksine çeşitli somut olaylarda muhabirin kulübü temsil yetkisine sahip olabileceğini; hatta bu yetkinin üstlenilen işi yerine getirebilmek için zorunlu olabileceğini;  bazı işlerin, hukuki muhabirin kulüp adına o işi yapabilmesinin, kendisine usulüne uygun bir temsil yetkisi verilmedikçe mümkün olmayacağını; dolayısıyla muhabirin kulübü veya üyeyi temsil yetkisi bulunup bulunmadığına yapılan işe göre karar vermenin daha doğru olacağını, ...'in cevap dilekçesinde ... kulübünün yerel muhabiri olduğunu ve görevlerinin sigorta kulüplerini haberdar etmek olduğunu belirtmiş olsa da faaliyetlerinin bundan ibaret olmadığını; gümrük işlemleri, raporların hazırlanması, hasarla ilgili işlemler gibi Kulüp adına muamelelerde bulunduğunu, ...'nin söz konusu faaliyetleri sebebiyle TTK'nın 103. maddesi gereği acentelik hükümlerine tabi olduğunu; bu sebeple kulübe izafeten ...'e açılan işbu davanın kabulünün gerektiğini; taşımanın yapıldığı, ... Gemisi'nin  equasis kayıtları ve web sitesi ekran görüntülerine istinaden ... sigortacısı sıfatıyla dava açıldığını, muhabirler acente olarak nitelendirilebildikleri takdirde, TTK m. 105'e göre kulübe izafeten muhabire dava açmanın ve bu şekilde yargılamayı başlatmanın mümkün olduğunu, TTK'nın 103. maddesi hükmüne göre yurt içinde merkez veya şubesi olmayan yabancı ticari işletme adına geçici de olsa yurt içinde işlem yapanlar hakkında acentelik hükümlerinin uygulandığını; bunun sonucu olarak yurt dışındaki yabancı şirkete izafeten yurt içinde işlem yapana karşı dava açma olanağının olduğunu, kulüp adına tek bir muamelenin bile muhabiri acente saymak için yeterli olacakken, ...'in kendisine husumet yöneltilemeyeceği savunmasının doğru olmadığını; Yargıtay'ın da TTK 103. maddesi uyarınca yurt dışındaki yabancı işletmeye izafeten yurt içinde işlem yapana karşı dava açılabileceğine ilişkin benzer kararlar verdiğini, (Yargıtay 17. HD 2014/10333 E. 2016/2623 K. 3.3.2016 T., HGK.'nın 22.09.1978 tarih ve 11-1012/760, T.C. Yargıtay 19. HD 13/12/1998 tarih, E. 5675 K.7321, T.C. Yargıtay 11. HD 18/04/1986 tarih, E. 17870 K. 2336, T.C. Yargıtay 11. HD. E. 2013/17336K. 2014/6591 T. 3.4.2014, T.C Yargıtay  17. HD 2014/10333 E. 2016/2623 K. 3.3.2016 T. , T.C. Yargıtay 19. HD 13/12/1998 tarih, E. 5675 K.7321) Yabancı tacirler adına acentelik yapanların aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğan davaların acentelere karşı açılmasının mümkün olduğunun ifade edilmekte olduğunu, (T.C. Yargıtay 11. HD E. 2016/5717 K. 2017/3854 T. 19.6.2017) Yargıtay kararından da anlaşılacağını, acente aleyhine açılmış olan davanın reddinin hatalı olacağının, davanın sözü edilen yabancı şirkete izafeten davalıya açılmış sayılacağının açıkça anlaşılacağını,  Yetki itirazına yönelik; 2 no'lu davalı ... Şirketi'ne izafeten ... Denizcilik Anonim Şirketi'nin konşimentodaki yetki şartlarına yönelik itirazlarının aksine son zamanlarda davalı tarafın iddia ettiğinin aksine kararlar çıkmakta olduğunu; oluşan bir içtihat ile,  bu şekilde tek taraflı ve denetime tabi olmayan yetki şartının kabulünün mümkün olmadığının yargı kararlarında belirtildiğini; ilk derece mahkemesince bu konudaki savunma ve itirazlarının hiç bir suret ile dikkate alınmadığını, Davalıların her ikisinin de cevap dilekçelerinde asaleten hareket ettiklerini ikrar ettiğini; ancak Milletlerarası yetki hususunda belirtmek istedikleri ; Türk Ticaret Kanununun 105/2. maddesinin son cümlesinin maksadının, yabancı tacirin Türkiye’deki acentesiyle işlem yapan Türkiye’deki kişilerin korunması olduğunu; varılan bu sonucun, MÖHUK’un zayıfı koruyan tüketici, iş ve sigorta sözleşmelerine ilişkin hükümlerinden farksız olduğunu, (m. 47/2). dolayısıyla Türk Ticaret Kanununun inceleme konusu hükmünün, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin yetki anlaşması ile bertaraf edilebilmesi imkanını ortadan kaldıran yetki kuralını ihtiva ettiğini, Sonuçta konişmentodaki yabancı mahkemeye dair (münhasır) yetki kaydının, MÖHUK’un 47. maddesi gereği yurtdışındaki tacir taşıyan adına Türkiye’deki acentesinin Türk mahkemeleri önünde dava edilmesi imkanını ortadan kaldıracağından, emredici mahiyetteki Türk Ticaret Kanununun 105/2. maddesinin ikinci cümlesine aykırı olduğunu; (T.C. Yargıtay 11. HD E. 2016/5717 K. 2017/3854 T. 19.6.2017) Dolayısıyla davalıların mesnetsiz Uluslararası yetki itirazlarının reddinin gerektiğini; acentelik yapanların aracılıkta bulunduğunun veya yaptığı sözleşmelerden doğan davaların acentelere karşı açılmasının mümkün olduğunun ifade edildiğini, Bu gerekçeyle acentenin dahil olduğu bir denizde eşya taşıma işinde, konişmentodaki yabancı mahkemeye dair şartın, Türk Ticaret Kanununun 105/2. maddesinin son cümlesine aykırı olup konişmentoda kararlaştırılan yabancı mahkemenin MÖHUK’un 47. maddesi gereği münhasır yetkili olduğundan söz edilemeyeceğini; aksi takdirde Türk Ticaret Kanunu'nun 105/2. maddesindeki müessesenin hiçbir manasının kalmayacağını; o yüzden yükle ilgililer ya da halefi sigortacı tarafından taşıyana izafeten acentesine Türkiye’de açılan bir davada, TTK m. 105/2/son gereği davalı tarafın, konişmentodaki yabancı mahkemenin münhasıran yetkili olduğunu, Türk mahkemesinin yetkisinin bulunmadığını ileri süremeyeceğini, Türk mahkemesi milletlerarası yetki itirazı üzerine davayı görmekten kaçınamayacağını; hatta tahkim şartı, uygulanacak hukuk ve konişmentoda seçilen hukuk yoluyla hükmün aşılmasının mümkün olmadığını, Bununla birlikte konişmentolardaki yetki şartları tetkik edildiğinde taşıyan lehine asimetri olduğunun; taşıyana, yükle ilgililere nazaran daha fazla yerde dava açma imkânı getirildiğinin ortada olduğunu; buna bir de taşıyanın yükle ilgililer karşısındaki ekonomik açıdan güçlü konumu eklendiğinde bu şekildeki yetki kaydının dürüstlük kuralına uygunluğundan söz edilemeyeceğini; işte buna bağlı olarak konişmentodaki açıkça taşıyan lehine asimetrik yetki kayıtlarının Türk Borçlar Kanununun 27. maddesi gereği geçersiz addedilebileceğini; bu kayıtlar esasında asimetri olmasa bile yükle ilgililerin yargıya başvuru imkanını ellerinden alacak mahiyette olduğunu, davalı ... şirketine izafeten ...'e  Konşimento Belgesi'ne  Yük Teslim Talimat Formu'na istinaden taşıyan-forwarder sıfatıyla dava açıldığını; davalının sorumluluğa ilişkin itirazlarını, mahkemeye sunmuş oldukları, taşıma ilişkisinde kara nakliyesini üstlenerek fiili taşıyıcı sıfatıyla taraf olması nedeniyle, kabul etmediklerini; davalıların pasif husumet itirazlarının mesnetsiz olup reddinin gerektiğini, Yük Teslim Talimat Formunun davalının taşıyıcı olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu; sırf bu sebeple dahi davalının söz konusu hasardan sorumlu olduğunu ve aksi yöndeki iddialarının yerinde olmadığını; davalı firma tarafından düzenlenen konşimento ile akdi ve fiili olarak taşıma ilişkisi kurulduğunu, Müvekkili şirket tarafından ... numaralı Emtia Blok Abonman Sigorta Poliçesi (Delil No 1) ile sigortalanan Sigortalı ... A.Ş.‘ye ait Çamaşır Makinesi Motoru  cinsi emtiaların, borçluların sorumluluğunda Çin’den Türkiye’ye Deniz (... Gemisi) + Karayoluyla  nakliyesi esnasında emtiaların hasara uğradığını; nakliye işleminin davalılar tarafından gerçekleştirildiğini, Yargıtay içtihatları da dikkate alındığında, davalının pasif husumet ehliyetine ilişkin savunmalarının yerinde olmadığının anlaşıldığını; Davalı tarafın cevap dilekçesinde açıkça;  \"... tarafından CY/CY kaydına göre yapılan taşımada...\"  ifadesi ile fiili nakliye işini üstlendiğini ve taşıyıcı olduğunu ikrar ettiğini, TTK'nda Taşıma İşleri komisyoncusunun taşıyan sayıldığı hallerin aynen forwarder için de geçerli olduğunu; bu nedenle davalının taşıyıcı olmadığı ya da taşımanın bir başka alt taşıyıcı tarafından gerçekleştirdiği, bu nedenle esas olarak sorumluluğu olmadığına ilişkin itirazların mevzuata ve içtihatlara tamamen aykırı olduğunu; İleri sürerek; ilk derece mahkemesinin usulden red kararının kaldırılmasına,  davanın tam  kabulüne, müvekkilinin davalılardan olan   6.864,04 EURO alacağına ilişkin T.C. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin euro üzerinden devamına, sigortalıya ödeme tarihinden itibaren işleyecek En Yüksek Kamu Banka USD faiziyle birlikte müteselsil sorumlu olan davalılardan tahsiline, alacakları likit ve belirli olduğundan davalıların %20 den az olmayan miktarda icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin güncel dava değeri esas alınarak davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, deniz yoluyla yapılan taşıma sırasında meydana gelen hasar nedeniyle davacının sigortalısına taptığı ödemenin davalılardan tahsili amacıyla başlattığı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketince nakliyat emtia abonman sigortası ile sigortalı olan dava dışı sigortasına ait emtianın Çin'den Türkiye'ye deniz yoluyla taşıma işinin forwarder sıfatıyla davalı ... tarafından yapıldığını, ... A.Ş.'nin bu davalının acentesi olduğunu, diğer davalı ...'ın, taşımanın yapıldığı ... gemisi donatanın Koruma ve Tazmin (P&I) sigortacısı olduğunu, ... Şirketi'nin bu davalının acentesi olduğunu, emtianın taşıma sırasında hasarlandığının  varma yerinde  tespit edildiğini ve bu durumun sigortalı dava dışı ... A.Ş. Tarafından  tutanak ile kayıt altına alındığını,  tespit edilen hasarın sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödendiğini TTK 1472. maddesi gereğince sigortalıya halef olan davacının hasardan sorumlu olan davalılara rucü hakkının doğduğunu belirterek  6.864,04-USD'nin tahsili amacıyla başlatılan takibe davalılarca yapılan itirazın iptaline, davalıların inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından, davalı ...'ye izafeten ... A.Ş.'ye açılan davada, milletlerarası yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine, davalı ...'a izafeten ... Şirketi'ne karşı açılan davada; davalının acentesi olduğu ispat olunamayan ... Şirketi'nin takipte taraf gösterilmesinin ve bu şirlete ödeme emri tebliğinin usulüne uygun olmadığı, dolayısıyla  ...'a karşı yapılmış usulüne uygun bir takip bulunmadığı gerekçesi ile HMK'nun 114/2 ve 115/2 fıkraları uyarınca özel dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf konusu uyuşmazlık; davalı ...'ye izafeten ... A.Ş.'nin ileri sürdüğü milletlerarası yetki ilk itirazının yerinde olup olmadığı, ... Şirketi'nin davalı ...'ın acentesi olup olmadığı, bu davalıya karşı yapılmış usulüne uygun bir takibin bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. 5718 Sayılı MÖHUK madde 24/1'e göre, sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabidir. Aynı Kanunun 29/1 maddesine göre de, eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler, tarafların seçtikleri hukuka tabidir. Aynı Kanun  \"Yetki anlaşması ve sınırları\" başlıklı 47. maddesi hükmü ile; Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan  bir uyuşmazlığın yabancı  bir devletin  mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımından geçerli olacağı düzenlenmiştir. Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle, yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olmalıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmiş olmalıdır. Üçüncü olarak ise yetki anlaşması \"uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda\" olmalıdır. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak \"belirli\" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır. Uyuşmazlık konusu taşıma bakımından düzenlenen konişmentonun geçerli hukuk ve kaza dairesi başlıklı 26 maddesinde; Amerika Birleşik Devletlerine veya devletlerinden veya başka yere yapılan mal taşıma işlemleri dışındaki tüm taşımalarda, iş bu konişmentonun İngiliz Hukukuna tabi olduğu, konişmentodan kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarda, başka bir ülkenin kaza dairesi hariç tutularak, Londra'da İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin kaza yetkisine sahip olduğu hususlarının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Konişmentonun davalı ... tarafından  düzenlendiği ve imzalandığı, gönderenin ..., gönderilenin ... A.Ş. olduğu, yükleme limanının Şanghay Limanı, Tahliye Limanı'nın  İzmit Körfezi olduğu,  taşıma sözleşmesinin ... A.Ş aracılığı ile yapılmadığı, davacının sigortalısı ile davalı ... arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu, milletlerarası yetki sözleşmesi ile yabancı ülke mahkemelerinin yetkili kılındığı,  yetki sözleşmesinin yazılı olarak yapıldığı sabittir. Uyuşmazlık, dava konusunun, Türk Mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre belirlenen konulardan olup olmadığı hususundadır. 6100 Sayılı TTK'nun 105/2 fıkrası uarınca; aracılık yaptığı sözleşmelerden  doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanan son dönem kararlarında; yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acentenin, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabileceği, kanunda açıkça, sözleşmelerde, bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğunun  hükme bağlandığı kabul edilmiştir.  Buna göre milletlerarası yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi nedeniyle geçersiz sayılabilmesi için, sözleşmenin yabancı tacirin Türkiye'deki acentesi aracılığıyla yapılmış olması zorunludur. Somut olayda, taşıma sözleşmesi, yabancı davalı şirketin Türkiye'deki acentesi aracılığı ile yapılmadığından, milletlerarası yetki kaydı geçerlidir. Yük teslim talimat formu taşıma sözleşmesi olmadığından ve  konişmentonun doğrudan ... tarafından imzalandığı açık olduğundan, ilk derece mahkemesince süresinde ileri sürülen milletlerarası yetki itirazının kabulünde isabetsizlik bulunmayıp, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı davalı ...'a izafeten ... Şirketi'ne karşı açılan dava kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, taşımanın yapıldığı ... gemisinin equasis kayıtlarında Koruma ve Tazmin(...) sigortacısının ... olarak göründüğü, ancak dosyada herhangi bir poliçe bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından, .. Şirketi'nin davalı ...'ın acentesi olduğu iddia olunmuş ise de bu iddianın yalnızca davalı sigorta klübünün internet sitesinde yer alan ... Şirketi bilgilerine dayandırıldığı, ancak anılan internet sayfası çıktısında bu şirketin sigorta acentesi olduğuna, yabancı davalı adına ve/veya hesabına sözleşmelere aracılık ettiğine, yahut onun temsilcisi olduğuna dair herhangi bir bilginin mevcut olmadığı anlaşılmıştır.  Davacı hem dava konusu takipte hem de davada yabancı davalıya izafeten  ... Şirketi'ni taraf göstermiş, ödeme emri asıl takip borçlusuna değil ona izafeten taraf gösterilen ... Şirketi'ne tebliğ edilmiştir. Şu halde ... Şirketi'nin acente olduğunu ispat edemeyen davacının,  davalı ...'a karşı usulüne uygun bir takip başlattığından söz edilemez. İtirazın iptali davalarında usulüne uygun bir takibin varlığı özel dava şartı olduğundan, ilk derece mahkemesi tarafından davalı ...'a karşı açtığı davanın HMK'nun 114/2 ve 115/2 fıkraları uyarınca usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ilk derece mahkemesi kararı ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun  6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi  gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 179,90 TL istinaf karar harcından istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 023/02/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ff193d708f19326","SID":"2ef5d66e6066b3ae"}}