{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/585 <br>KARAR NO: 2024/716<br>KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>TARİHİ: 19/01/2021<br>NUMARASI: 2016/80 Esas -  2021/16 Karar<br>DAVA: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 233 Sayılı KHK hükümlerine göre kurulmuş Kamu İktisadi Kuruluşu olduğunu, Ana Statüsünün Kuruluş Amaç ve Faaliyet Konulan başlıklı 4 .maddesine göre denizlerimizde, iç sularımızda seyıeden gemilerin seyirlerine yardımcı olmak, belirlenen sahada tekel olmak üzere tüm denizlerde su aracı ve/veya diğer eşyaya verilen her türlü kurtarma hizmeti, tekel alam içerisinde can kurtarma hizmetleri ve seyir emniyetini arttırmaya yönelik hizmetler île bu amaçlara ilişkin her türlü cihaz ve tesisleri kurmak ve kurdurmak, işletmek için kurulduklarını, Ana Statü 4.madde 2.bendinde askeri gemiler hariç tehlikeye uğrayan 300 net tonilatodan yukan gemilerin, Türk karasularında kurtarılmasında tekel haklarının bulunduğunu ve Yargıtay'ca tekel haklarının kabul edildiğini, Davalının Türk Bayraklı ... İMO nolu ... römorkörünün donatanı olduğunu, bu römorkörün 12.08.2015 tarihinde M. Ereğli - Yarımca seferini yapan, ... firmasının sahip olduğu Türk Bayraklı ... isimli tankerine Marmara Denizi trafik ayırım şeridi içerisinde makice arızası nedeniyle sürüklenirken yedeklemek suretiyle kurtarma hizmeti verdiğini, tekel sahalarında meydana gelen bu olay nedeniyle tekel haklarının ifalai edildiğini ve kar kaybına sebebiyet verildiğini,  12.08.2015 tarihinde ... isimli tankerin trafik ayırım şeridi üzerinde uzun süre kaldığın ... tarafindan fark edildiğini, saat 19:10 ile 19:30 arasında gemi ile telsiz bağlantısı kurulduğunu, zor bir durumun olup olmadığı sorulduğunda, geminin makinede bir şeyler yapıldığını ve sonucunun beklendiğini beyan ettiğini, seperasyon dışına çıkabiliyor musunuz sorusuna o an için makine çalıştırıp çıkamayacağını, işiniz uzun sürer mi sorusuna ise, sanmıyorum çarkçıbaşından haber alınca bilgi vereceği cevabını ilettiğini, sonrasında 13.08.2015 tarihinde 00:10 ile 00:30 arasında kurulan temasta makine arızasının giderilemediği için ... römorkörünün yedeğine girdiğini beyan ettiğini, daha evvelki beyanlarının hatırlatılması üzerine ... römorkörünün sadece eskortluk yapacağı, makinesinin çalıştığını ancak minimum yolda ilerleyebildiğini beyan ettiğini, Gemi Trafik Hizmetleri (GTH)'nin  ... ile saat 00:16 da kurduğu temasta ... gemisine sadece refakat ettiklerini beyan ettiğini, daha sonra Gemi Trafik Hizmetleri ile kendilerine ait Kıyı Emniyeti-3 botu arasında kurulan temasta ... gemisinin ...  römorkörü tarafından yedeklendiğinin tespit edildiği şeklinde olayların geliştiğim,  VTS kayıtlan, CD 1er ve yazışmaların teknik ve hukuki açıdan değerlendirilmesi neticesinde, olay tarihinde ... gemisinin trafik ayırım düzeni içerisinde 10 saatten fazla makine arızası nedeniyle sürüklendiğini, GTH ile gemi arasında kumlan temasta geminin stop durumda olduğu, seperasyon dışına makine çalıştırarak çıkamayacağı beyanının da bu durumu teyit ettiğini, geminin arıza yaptığı yer itibariyle demirlemesinin mümkün olmadığını, ayırım şeridi içinde meydana gelen arıza nedeniyle tehlike içerisinde olduğunun tespit edildiğini, ... gemisinin ... tarafından yedekleşmesinin, 6102 sayılı TTK. 1298 maddesinde \"Kurtarma faaliyetini, seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye uğramış bulunan su aracı veya diğer eşyanın kurtarılması için yapılan her türlü fiil veya hareketinin kurtarma faaliyetini oluşturacağı ve onlar hakkında 5. kısım 3. bölüm hükümleri uygulanacağı\" hükmü çerçevesinde \"KURTARMA\" hizmeti olduğu sonucuna varıldığını, kurtarma faaliyetinin tekel sahaları içerisinde olduğunu,  ... römorkörünün Tuzla limanından çağrılmış olduğunu, olayın kendilerinin müdahale edilebilecek daha yalan yerde olduklarım ve daha hızlı römorkörlerinin bulunduğunu, Olay tarihi itibariyle kurtarılan değerlere ilişkin araştırma yaptıklarım, geminin yükü ile Tekirdağ Liman Başkanlığından bügi istendiğini, 27.11.2015 tarih ve 783 sayılı yazı ekinde gönderilen liman çıkış belgesinde gemide 3.600 ton motorin yükünün olduğunun bildirildiğini, gemi değeri ile ilgili ekspertiz kuruluşundan değerin 3.000.000 USD olabileceğinin bildirildiğini, navlunun 30.000USD olduğunun değerlendirildiğini, 3.600 ton motorin piyasa değerinin yaklaşık 3,18337 TL/l (10 ppm kükürt değeri olan yüksek kalite) olduğu, toplam yük değerinin 3,18337 x (3.600.000/0,834=4.316.546) = 13.741.163 TL, 12.08.2015 döviz kuru ile (2,7775 USD/TL) 4.947.313 USD olabileceğinin anlaşıldığım, böylece kurtarmaya esas değerin 7.977.313 USD tutarında olduğunun anlaşıldığını, Davalı şirkete, 05.02.2016 tarüıli ve 6596 sayılı yazı ile tekel haklarının ihlal edildiğinin ve 100.000 USD kar mahrumiyetine sebebiyet verildiğinin bildirildiğini, zararın giderilmesi veya sulh ohınmasj isteniyorsa bildirilmesi istendiğini, davalı tarafça 11.02.2016 tarihinde verilen cevap ile talebi kabul etmediklerini, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği römorkaj/refakat hizmeti verildiğini, verilen hizmetin tekel hizmetleri arasında bulunmadığım bildirdiğini, emsal olması açısından ... mevkiinde karaya oturmak suretiyle tehlikeye maruz kalan ... gemisine, aynı donatanın başka bîr gemisi tarafından yapılan verilen kurtarma nedeniyle, tekel hakkı ihlali sebebiyle açılmış olan kar mahrumiyeti davasında, kurtarılan değerin %3 ü oranında kar mahrumiyetine uğradıklarının kabul edilerek hüküm kurulduğunu, kararın Yargıtay incelemesi sonrasında kesinleştiğin beyan ile tekel hakkının ihlali sebebiyle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla uğramış oldukları 100.000 USD kar kaybının dava tarihinden itibaren devlet bankaların  USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesine ve yargılama masraflarının davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  ... isimli gemiye, donatan ilee imzaladıkları \"...\" sözleşmesi uyarınca refakat/römorkaj hizmetinin verildiğini, bu hizmetin davacı tekel hakkının bulunduğu hizmetler arsında yer almadığı gibi bir kurtarma yardım da olmadığını, geminin Yargıtay doktrin ve kararlarında tanımlandığı gibi büyük bir tehlikeye maruz kalmadığını, ... gemisinin seferini yaparken ufak ve çok kısa süreli arıza yaptığı ve sefer güvenlik açısından römorkör refakatinde seyre karar verdiğini, bu itibarla davalı firma ile anlaştığını, davacı kuruluş ana statüsüne göre tehlikeye uğrayan gemilere ilişkin verilen kurtarma hizmetlerinin tekel hakkı kapsamına girdiğini, sözleşme uyarınca verilen hizmetin bu kapsama girmediğini, verilen hizmetin kurtarma yardım hizmeti verilmiş gibi gösterilerek Mahkemenin yanıltılmaya çalışıldığını, Davacının kar mahrumiyeti iddialarına karşın 08.02.2016 tarihli yazıda, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca refakat/römorkaj hizmetinin verildiği ve davacıma talebinin yasal olmadığı cevabının verildiğini, ancak davacı tarafça tüm gerçeklerin göz ardı edilerek basit bir refakat hizmeti için 100.000 USD gibi bir tazminat talebinde bulunmasının kamu yararına yapmış olduğu hizmet için akılda sora işaretleri bıraktığını, böyle bir yaklaşımın TTK 305 maddesinde yer alan \"kurtarma faaliyetini özendirecek\" nitelikte ücrete takdir edilmesi gerektiği anlayışıyla çelişeceğini, kanun koyucunun amacının tehlike anında etraftaki tüm gemi, römorkör gibi araçların yardım etmesi olduğunu, tüm alanlarda sadece kendilerinin vereceği hizmet vereceği düşüncesiyle tüm gemilerden tazminat talep etmeye devam etmesi halinde tehlike anındaki bir gemiye yardım edecek kimsenin kalmayacağım,  davacının iddiasını ... gemisinin trafik ayırım düzeni içerisinde stop ederek tehlike içerisine girdiğine dayandırdığını, ancak iddiasına temel olarak gösterdiği telsiz konuşmalarında da geminin bir tehlike içerisinde bulunmadığını ortaya çıkardığını, doktrinde tehlike kavramının geminin maruz kaldığı ağır ve fevkalade durumları ifade ettiğini, mevcut olayda geminin böyle bir duruma maruz kalmadığını, bu itibarla kurtarma yardım hizmeti verildiğinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, geminin kısa süreli makine anzast yaşadığını, bu tip arızaların normal olduğunu, gemiye kendi imkanları ile seyre devam etmesi konusunda imkan verilmesi gerektiğini, her kısa süreli arızada kurtarma yardım hizmeti verme mantığının denizciliği sabote etmek anlamına geleceğini, davacının iddialarını ispat maksadıyla dosyaya sunmuş olduğu olayda oturma ve limbo nedeniyle geminin tehlikeye maruz kaldığını, oysa dava konusu olayda böyle bir tehlikenin var olmaması nedeniyle, sunulan olayın dikkate alınmaması gerektiğini, kabul anlamma gelmemekle birlikte, geminin tehlike altında olduğu varsayılsa dahi sözleşme çerçevesinde verdikleri hizmetin hiçbir şekilde kurtarma yardım sayılmayacağını, Yargıtay tarafından verilen bir kararda sözleşmenin ifası niteliğinde verilen römorkaj hizmetinin kurtarma hizmeti ve tekel hakkını ihlal niteliğinde olmadığının vurguladığını, bunların yanı sıra TTK m. 1298 4.fıkra c bendinde \"tehlike doğmadan önce kurulmuş bir sözleşmenin ifası amacıyla yapılan veya yapılması gereken hizmetler\" in kurtarma yardım ücretine hak kazandırmayacağının vurgulandığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Davalı ile dava dışı gemi arasındaki sözleşmede çeki tutarı Marmara Ereğiisi/Kocaeli/... 24.500 USD ve KDV olarak belirlenmiş bunun yanında beklemelerde 4 saat serbest süre denizde bekleme 600 USD/saat Limanda Bekleme 300 USD /saat olarak belirlenmiştir. Görüleceği üzere geminin çekilerek varış yeri sözleşmede Kocaeli olarak belli edilmiştir. Bu halde römorkör hem Tütünçiftlik'te Limanda bekleme yapmış olmalıdır hem de sözleşme dışında ilave olarak Tütünçiftlikten Tuzla'ya ayrı bir hizmet ( kabule göre kurtarma kapsamında) verilmiştir. Bilirkişi raporundaki tespitlere göre davalı şirket sınırlı sayıda ve olayımızda da oldukça eski bir römorkör ile hizmet vermekte olup davacı ise bu konuda bir çok uzman personel istihdam etmekte, yatırımları bakımından ve elinde bulundurduğu modern teçhizat ve ekipman bakımından davalı ile kıyas dahi kabul edilmeyecek bir durumdadır. Eğer davaya konu olayda bir kurtarma söz konusu olmasa idi, normal çeki hizmeti için talep edilebilecek ücretler bilirkişilerce hesaplanmış olup yaklaşık olarak; normal planlı çeki ücreti için talep edilebilecek miktar yaklaşık 12.000 USD+KDV ve 4 saat serbest süre 6 saat limanda bekleme 150 USD/Saat x 6 Saat = 900 USD+ KDV olmak üzere toplamda 12.900 USD+ KDV mertebesinde olacağı belirtilmiştir. Görüleceği üzere davalı planlı bir çeki hizmetine nazaran nerede ise bu ücretlerin iki mislini talep etmiştir ve sunulan sözleşme çerçevesinde bu ücrete Tuzla'ya çekimin ve Tütünçiftlik'teki beklemenin dahil olmadığı anlaşılmaktadır. Bunun dışında Kıyı Emniyeti 3 botunun çeki işleminin olup olmadığını tespit için olay mahalline gönderilmesi ve dönüş masraflarını saat ücreti olarak 300 USD üzerinden tespit etmek gerekmektedir. Kıyı Emniyeti 3 botunun 2 saat çalıştığı dosyaya sunulan Ktyı Emniyeti-3 botunun jurnal kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu halde 600 USD ise Kıyı emniyeti 3 botunun çalışması bakımından davacının kaybıdır. Davacı vekili talebinin hesaplanması kapsamında, sunduğu örnek kararlar doğrultusunda kurtarılan değerin %1,25 ini talep ettiği anlaşılmakla birlikte, hem TTK 1035/3 maddesi gereği hem de örnek kararlardan farklı olarak hizmetin davacı kurum tarafından verilmediği, yukarıda belirtildiği hali ile rizikolara davacının katlanmadığı, kurtarma hizmeti masraflarının davacı kurum tarafından yapılmadığı hususları da dikkate alınarak bu hesaplama benimsenmemiştir. Bu doğrultuda düzenlenen 06/09/2018 tarihli bilirkişi raporu da mahkemece hükümde bu gerekçeyle esas alınmamıştır. Tehlikenin sınırlı bir tehlike olması, kurtarma için gösterilecek çabanın bilirkişilerce büyük olmayacağının belirtilmesi ve hizmetin fiilen davacı kurum tarafından verilmemiş olması bu nedenle de bir kısım masraf ve risklere davacı kurumun katlanmamış olması nedenleriyle 15/01/2018 tarihli ve 09/12/2020 tarihli bilirkişi raporlarındaki hesaplamalar hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ancak bilirkişi raporlarındaki KDV miktarı mahkemece dikkate alınmamıştır zira davacı talebi  kar kaybı beyanına dayalı müspet zararın tazmini talebi olmakla birlikte bu talep bakımından KDV davacı zararı olarak değerlendirilmemiştir. Açıklanan tüm nedenlerle davanın kısmen kabulüne , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusunun kar mahrumiyeti olduğunu ve kar mahrumiyetinin kurtarma ücretinden elde edilecek kar kadar olduğunu, mahkemece davacı kuruluşun tekel hakkının ihlal edilerek kar kaybına yol açıldığını kabul etmesine rağmen kar mahrumiyeti miktarını hesaplanırken plansız refakat hizmetinde olduğu gibi hesaplama yapılarak plansız hizmetin en az iki katı olmasınını yerinde olacağı ve belirtilerek hazırlanan bu bilirkişi raporunu dikkate alarak karar vermesinin usule aykırı olduğunu, tekel hakkı ihlali sonucu ortaya çıkan kar mahrumiyetini plansız refakat hizmeti ile kıyaslanarak hesaplanmasının hukuki bir dayanak olmadığı gibi kurtarma ücretinin belirlenmesinin kriterlerine de ters olduğunu, mahkemenin raporu dikkate almamasının gerekçelerini ortaya koymadığını oysa raporun gerek ulusal gerekse uluslararası huhuka, sözleşmelere uygun bir şekilde hazırlandığını, aynı mahkemenin 2018/358 E sayılı dosyası ile açılan \"kar mahrumiyet\" davasında mahkeme 23.10.2020 tarih ve 2018/358 E 2020/232 K sayılı kararında kurtarılan değerlerin %3,4 üzerinden hesaplama yapılarak karar verildiğini, aynı mahkemenin aynı süreçte iki farklı karar vermesinin anlaşılamadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama boyunca, davaclının, Kurum'un tekel hakkını ihlal etmediği, ... isimli gemiye kurtarma ve yardım hizmeti vermediği, davadışı ... ile davalı arasındaki Towhıre Sözleşmesi kapsamında refakat ve römorkaj hizmeti verildiği ifade edilmişse de, 19.01.2021 tarihli duruşmada davanın kısmen kabulü ile 54.955,00 USD kar mahrumiyetinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, davalı ile gemi donatanı arasında akdedilen towhıre sözleşmesi kapsamında ... gemisine kurtarma ve yardım hizmeti değil, refakat ve römorkaj hizmeti verildiğini, ifası olarak değerlendirildiğini, huzurdaki davada da davalı tarafından verilen hizmet bir sözleşme ediminin ifası niteliğinde olduğundan Davacı Kurum'un ve Yerel Mahkemece kanaat getirildiği gibi kurtarma hizmeti ve tekel hakkının ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, TTK'nun “Kurtarma Faaliyeti” başlıklı 1298. maddesinin 4. bendi uyarınca somut olayla paralel bir şekilde “tehlike doğmadan önce kurulmuş bir sözleşmenin ifası amacıyla yapılan veya yapılması gereken hizmetler” kurtarma faaliyeti olarak sayılmadığı hususları açıkça tespit edilebileceğini, davalı ile dava dışı ... gemisi Donatanı arasında akdedilmiş bir sözleşme mevcut olup davalı Şirket'in faaliyeti, söz konusu sözleşmedeki yükümlülüğünün ifasından daha öteye gitmediğini, ... gemisi marmara trafiğini tehlikeye sokacak bir durumda olmayıp aksine geminin makineleri çalışır vaziyetTE olduğunu, dosyada mübrez bilgi ve belgelerden görüldüğü üzere, ... isimli geminin denizde akıntı yönünde bir savrulma yaşamadığı, aksine hareket halinde olduğu ve dolayısıyla ... geminin deniz trafiğini tehlikeye sokacak bir durumda olmadığı açıktır. Buna ek olarak dosyada mübrez Davacı Kurum tarafından sunulan fotoğraflar ile de sabit olduğu üzere, Gemi kendi çabalarıyla hareket edebilir durumda olup davalının Towhıre Sözleşmesi uyarınca verdiği refakat ve römorkaj hizmetinin hiçbir şekil ve surette kurtarma ve yardım hizmeti olarak değerlendirilemeyeceği izahtan vareste olduğunu, görüldüğü üzere, gemi akıntı yönünün tersine kendi makine gücüyle hareket ettiğini, geminin Makinesinin çalışır durumda olduğunun bir diğer ispatının ise; geminin kat ettiği mesafede olup  bir gemi durduğunda ve tornistan veremediğinde, makinesinin durmasından itibaren 7 nominal ile 1 mil arasında mesafe kat edebildiğini, haritaya bakıldığında ise, ... isimli geminin yaklaşık 5 mil kadar yol aldığı görülmekte olup dolayısıyla ... isimli geminin boğaz trafiğini tehlikeye atacak bir konumda olmaması ve Davacı Kurum'un dosyaya sunduğu Sotas görüntüleri uyarınca geminin akıntı yönünün aksine hem güney doğu-hem de kuzey güney yönünde hareket etmiş olması, geminin makinesinin çalışır vaziyette olduğunu ispatlamakta olduğunu, bu durumda Davacı Kurum'un geminin sürüklenmesi nedeniyle boğaz trafiğini tehlikeye attığını ve bu itibarla davalının verdiği refakat ve römorkaj hizmetinin kurtarma yardım sayılacağına ili tüm iddialar çürütülmüş olmasına karşın Mahkemece tüm bu hususların göz ardı edildiğini, davalı şirket o büyük faciada birçok insanın canını ve malını kurtarmışken davalı lehine 25.000,00 USD'ye hükmedilirken, hiçbir noktasında kurtarma yardım faaliyeti bulunmayan bir olayda tekel hakkının ihlali adı altında bir Devlet Kurumu lehine 54.955,00 USD kar kaybı tazminatının ödenmesi yönünde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, sonuç olarak, hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması ve küçük çaplı şirketlerin Devlet Kurumları karşısında daha fazla mağdur bırakılmaması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava, denizde kurtarmaya ilişkin tekel hakkının ihlal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının tekel hakkının ihlal edilip edilmediği ve kurtarma ücretinin miktarı noktasındadır. Davacı Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından, davalının ... isimli gemiye  yedekleme yaparak kurtarma hizmeti vererek tekel hakkının ihlal edildiğinden bahisle uğradığı zarara ilişkin olarak kurtarma ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1298/1. Maddesine göre, seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye uğramış bulunan su aracı veya diğer eşyanın kurtarılması için yapılan her fiil veya hareket, kurtarma faaliyeti oluşturur.Su aracı” teriminin kapsamına, her türlü gemi ve seyrüsefere elverişli yapı girer; “eşya” terimi ise, kıyıya sürekli ve iradi olarak sabitlenmiş olmayan her türlü şey ile hak kazanılmış olmayan navlun alacağını ifade eder. Kanunun gerekçesine göre ise, kurtarma faaliyetinin konusunu teşkil edebilecek eşya kavramına, en geniş anlamında suda kullanılan her türlü araç, yük dahil olmak üzere her türlü şey ve henüz kazanılmamış navlun alacağı girmektedir.Somut olayda, ... gemisi, Marmara Ereğli limanından, Yarımca limanına yüklü olarak hareket etmiş, kalkışını ve trafik ayırım düzenine doğru olan seyrini müteakip makinesinin arızalanması sonucunda stop ederek sürüklenmeye başlamıştır. Gemi, önce trafik ayırım düzeninin dışında bir miktar kalmış sonrasında akıntı etkisiyle trafik ayırım düzeni içerisine sürüklenmiştir. Bilirkişilerce, geminin bu sırada “kumanda altında olmayan” bir gemi olduğu,  Sotas kayıtlarına göre de geminin bulunduğu mevki itibariyle, ne trafik ayrım düzeni dışında iken, ne de içerisinde iken demirlemeye müsait derinlik bulunmadığı tespit edilmiştir. Daha sonra ... gemisi, ...  isimli römorkör yedeğinde tahliye limanına çekilmiş, geminin tahliyesinden sonra ... isimli römorkör yine gemiyi yedekleyerek Tuzla tersaneye çekmiştir. ... gemisi batı-doğu istikametindeki kendi gidiş yönündeki ayrımı kuzey yönünde geçmiş ve orta hattın güney sınırına ulaşmıştır. Bilirkişilerce, müdahale edilmemesi durumunda ters yönde trafiğin aktığı doğu-batı istikametindeki ayrıma gireceği, bu kapsamda kumanda altında olmayan ... gemisi için kurtarma faaliyeti kapsamında olacak şekilde \"tehlikeye uğramış olma\" şartının gerçekleştiği belirtilmiştir. Her ne kadar gemi yara almamış, batma tehlikesi geçirmemiş, karaya oturma, yangın veya çatma, çatışma gibi bir durum olmamış ise de, kurtarma faaliyeti için illa söz konusu edilen bu ve benzer durumların meydana gelmiş olması gerekli olmayıp, makine arızası(breakdown) sonucu sürüklenme hali de kurtarma faaliyeti kapsamında değerlendirilmektedir. Dava konusu geminin makine arızasının gerçekleştiği yer ve sürüklendiği yer, telsiz konuşmalarında ...  isimli römorkörün yedekleme yaptığının belirtilmesi ve Kıyı Emniyeti-3 botunun tespitleri ile geminin taşıdığı yükün niteliği nazara alındığında davalı ... isimli römorkör faaliyetinin kurtarma faaliyeti olduğu açıktır. Buna göre davacı kurumun tekel hakkı söz konusu kurtarma faaliyeti nedeniyle ihlal edilmiş durumdadır.Davalı vekilince, TTK'nın 1298/4-c maddesine göre,  doğmadan önce kurulmuş bir sözleşmenin ifası amacıyla yapılan veya yapılması gereken hizmetlerin kurtarma faaliyeti kapsamına girmeyeceği ve ... gemisine römorkörcülük hizmeti verildiği ileri sürülmüş ise de, ... gemisinde oluşan makine arızasına kadar kendi motor gücüyle hareket etmiş olması ve makine arızasının sözleşme tarihinde mevcut olduğunun iddia ve ispat edilmemesi karşısında, söz konusu kurtarma faaliyetinin sözleşme kapsamında bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle, davalının anılan savunmaları yerinde görülmemiştir. Davayı konu kurtarma faaliyeti nedeniyle davalı tarafça, davacının tekel hakkı ihlal edildiğinden, davalı, davacının zararından sorumludur. Davalının kurtarma faaliyeti sonucunda, davacı Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü kurtarma ücretinden mahrum kalmıştır. TTK'nın 1305. maddesindeki kıstaslar nazara alınarak, geminin sadece makine arızası vermesi ve yüzer vasfını kaybetmemesi, kurtarma faaliyetinin zorluk derecesi,  kurtaranın gösterdiği çaba ve beceri ile kurtarmanın şekli, yükün nevinin tehlikeli madde olmasına rağmen yükün kurtarılması için özel ve ayrıca bir çabanın gerekmemesi, kurtarmaya katılan araçların bir tehlikeye maruz kalmamış olmaları, kurtarma faaliyeti süresi gibi hususlar ile davacının yapmaktan kurtulduğu masraflar nazara alındığında mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda kurtarma ücreti olarak belirlenen  54.955,00 USD makul ve yerindedir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın 54.955,00 USD yönünden kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.780,00 TL harcın, alınması gerekli olan 11.117,02 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.337,02‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"827057618f1bf997","SID":"fafe46b25189c60b"}}