{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1305 Esas <br>KARAR NO: 2023/309 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/93 Esas - 2022/195 Karar <br>TARİHİ: 12/04/2022<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 23/02/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin sigortalısı ile dava dışı ...nin 11.855,60.-USD bedelle 21 palet, 2.288 kasa, 21.400,00 net kg. emtianın satışı için CIF kaydıyla anlaşıldığını, 21 palet, 2.288 kasa muhteviyatı net 21.400,00 kg ağırlığındaki emtianın sigortalı deposunda, ... numaralı reefer konteynere, 20.11.2020 tarihinde yüklendiğini, konteynerinde Mersin Limanı’nda ... isimli gemiye yüklendiğini, 01/12/2020 tarihinde ise işbu taşımaya ilişkin müvekkili şirket ile sigortalısı ... Ticaret Limited Şirketi arasında Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi akdedildiğini, konteynerdeki emtianın varış limanında kontrol edilmesi sırasında sigortalı tarafından  emtiada bozulmalar olduğunun tespit edilerek aynı gün survey yaptırıldığını, Survey raporunda; mandalinaların 08.12.2020 tarihinde konteynerden tahliye edildiğini, survey sırasındaki iç sıcaklıklarının ortalama + 7,5°C olarak ölçüldüğünü, örnekleme yoluyla seçilen mandalinaların kontrol edilmesi sonucunda; ortalama %17,77’sinin kabuklarında bozulmalar ve küf mantarları oluşmak suretiyle standart (2.kategori) dışına çıktığını, % 20,20’sinin de çürüme ve küflenme suretiyle hasarlanmış olduğunu ve emtianın varış yerine ulaştığında hasar miktarının artmış olabileceğinin belirtildiğini, survey fotoğraflarının incelenmesi sonucunda mandalinaların kabuklarının deforme olduğunu, iç sularının akmış ve küflenmiş olduklarının  görüldüğünü, hasara konu konteynerin içine konulmuş olan ... seri numaralı ... marka ısı kaydedicisinin incelenmesi sonucunda, konteyner içinde özellikle ilk 6 gün boyunca anlamlı ısı dalgalanmaları oluştuğunu ve sıcaklığın yer yer 13°C derecenin üzerine çıktığının görüldüğünü, ... Hiz. Ltd. Şti tarafından yapılan bu inceleme ve araştırma sonucu ekspertiz raporunun sonuç kısmında; hasarın sebebi olarak Sigortalı emtianın nakliyenin ilk 6 günü boyunca konşimentoda yazılı ısı seviyesinin üzerinde taşındığının tespit edilmiş olup; hasarın taşıyıcının kusuru neticesinde oluşan ısı farkı sonucunda meydana geldiğini ve söz konusu hasarın poliçe teminatı dahilinde olduğu kanaatine varıldığını, emtianın gıda maddesi olup konteynerın içindeki havanın ısınması sebebiyle bozulduğunu,  sigortalının hasarsız gözüken kısmın da raf ömrünün azaldığı için iç piyasaya normal fiyatlardan satılmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla hasara konu konteynerdeki emtianın hızlıca değerlendirilebilmesi amacı ile sovtaj satışına yönlendirildiğini beyan ettiğini, yapılan incelemeler ve araştırmalar sonucu poliçedeki teminat miktarına uygun olarak satıcı/sigortalının  uğramış olduğu toplam 6.151,50 USD zararın müvekkili şirket tarafından karşılandığını, TTK m. 1472 gereğince ödediği miktar kadar sigortalısının haklarına halef olan müvekkil şirketin davalı taşıyan ... Ltd. Şti.'ye rücu imkanı doğduğunu, belirtilen nedenlerle 09/11/2020 tarihinde müvekkili şirket sigortalısı tarafından davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, açıklanan sebeplerle müvekkili şirket adına alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. numaralı dosyasıyla icra takibi başlatılmış olup davalının haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli olarak takibe ve borca itiraz ettiğini takibin durduğunu beyanla; itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın taşıma sırasında ürünlerin hasara uğradığı ve bu sebeple sigortalısına ödediği bedelin rücuen tazminini talep ettiğini, davacının hasar iddiasında bulunduğu ve müvekkili şirkete hasar dolaylısı ile husumet yönelttiği işbu davaya konu taşıma işinin 2020 yılı itibari ile gerçekleştiğini, hem taşımanın tamamlandığı tarih hem de davacının sigortalısına yaptığı ödeme tarihi dolayısı ile hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmeyen davanın hak düşürücü süre içiresinde açılmaması nedeni ile reddine karar verilmesini, dava konusu taşımanın ... numaralı konişmento kapsamında yapıldığını, konşimento incelendiğinde, 5. maddede tarafların işbu konişmento kapsamında yapılan taşıma işinden doğacak uyuşmazlıklarında yetki anlaşması yaptığını ve aralarındaki hukuki uyuşmazlıklarda İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunu, dolayısıyla tacir olan tarafların yetki sözleşmesi gereğinde yetkili mahkemenin Hamburg Mahkemelerinin olduğunu, huzurda ikame edilen davanın yetkisiz mahkemede ikame edilmesi nedeni ile reddini talep ettiklerini, taşımaya konu emtiaların ne zaman nasıl ne şekilde hasarlandığının belli olmadığını, emtianın varış limanına ulaşmasından 8 gün sonra alınan eksper raporu ile emtianın hasarlandığı iddiasının mesnetsiz, belirsiz ve kabul edilemez nitelikte olduğunu, müvekkili şirkete gemiyi yüke elverişli bulundurma yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davaya konu olayda, bir konteyner taşımacılığı söz konusu olduğundan, öncelikle davacı tarafından hasarın meydana gelmesinde, konteynerin uygun olmadığı ve zararın bu sebeple meydana geldiğinin ispatlanması gerektiğini, davacı tarafından, konteynerin taşıma işine uygun olmadığı ve konteynerin hasarlı olduğuna dair süresinde ve usulüne uygun şekilde yapılmış bir bildirim de bulunmadığını, bu hususa ilişkin yükleme ve boşaltma limanlarında tutulmuş bir tutanak da bulunmadığını dolayısıyla davacının iddialarının soyut iddialar olarak kaldığını ve ispatlanamadığının sarih olup davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 12/04/2022 tarih 2022/93 Esas - 2022/195 Karar sayılı kararında; \"Dava, davacı sigortalısına ait emtiaların, davalı sorumluluğunda deniz taşımasında hasarlandığı iddiası ile sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen davalıdan tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın konusunun, davalılar vekilinin milletlerarası yetki itirazının yerinde olup olmadığı, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, sigorta sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, geçerli bir sözleşme uyarınca ödemenin yapılıp yapılmadığı, hasara ilişkin süresinde ve geçerli bir ihbarın bulunup bulunmadığı ve hasarın deniz taşıması esnasında meydana gelip gelmediği, hasarda davalının sorumlu olup olmadığı ve hasarın miktarının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür.Davalı vekilince konşimentoda bulunan yetki kaydı nedeni ili milletler arası yetki itirazında bulunulmuşsa da, Türkiye de mukim olan ve Türk Şirketi olan davalının milletler arası yetki itirazı MK 2 maddesi gereğince yerinde görülmemiştir. Kaldı ki yetki kaydının bulunduğu konşimentoda davalı taraf olarak kayıtlı da değildir. Dava halefiyete istinaden açılmış olmakla, davacının TTK 1472 maddesi gereğince halef sıfatını ve hali ile aktif husumet ehliyetini kazanabilmesi için,  geçerli bir sigorta sözleşmesinin kurulmuş olması, sigortacının himaye kapsamında yer alan riziko sebebiyle meydana gelen zararları ödemiş olması ve zarardan sorumlu üçüncü bir kişinin bulunması gereklidir. Dosya içerisinde bulunan 105519897 numaralı, 01/12/2020 tanzim tarihli Nakliyat Emtea Sigorta Poliçesi'nden, davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... Tic. Ltd. Şti. arasında davaya konu emtiaların, \"...\" isimli  gemi ile gerçekleştirilecek  Mersin-Novorossiysk arası taşıması sırasında meydana gelebilecek nakliye rizikolarına karşı sigorta sözleşmesi kurulduğu anlaşılmaktadır. Sigortacının himaye kapsamında yer alan riziko sebebiyle ödeme yapmış olma koşulu bakımından dosyaya sunulan 13/10/2021  tarihli ödeme belgesi ile davacının sigorta tazminatını dava dışı sigortalıya ödediği anlaşılmaktadır. Buna göre davacının yapmış olduğu ödeme gereğince TTK 1472 maddesi uyarınca aktif husumet ehliyetini haiz olduğu kabul edilmiştir. Dosyaya sunulu konişmento incelendiğinde konşimentonun dava dışı ... firması tarafından düzenlendiği ancak dosyaya davacı delilleri arasında sunulan navlun faturasının davalı  tarafından dava dışı sigortalı adına düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda, TTK 921 maddesi gereğince davalının  pasif husumet ehliyetini haiz olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Kaldı ki davalı vekilince de pasif husumet itirazında bulunulmamıştır. Dava sigortalıya ödenen hasar tazminatının  rücuen davalıdan tahsili talebine ilişkin olmakla; TTK 1188/1 maddesi uyarınca eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. TTK 1185/2 gereği bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği tarihten itibaren işlemye başlar.  Ancak aynı maddenin 3.fıkrasında sorumlu tutulan kişinin rücu davasının, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabileceği, bu durumda rücu davası açma hakkına sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde dava açması gerektiği belirtilmektedir.Bu kapsamda dosya muhteviyatından, davacı delilleri arasında dosyaya sunulan ve dava dışı sigortalı şirket tarafından davalıya gönderilen 17/12/2020 tarihli İhtarname başlıklı belgede emtiaların 08/12/2020 tarihinde alıcıya hasarlı olarak teslim edildiği kayıtlıdır. Bu tespitlere karşılık icra takip tarihinin ise İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası tahtında 24/12/2021 tarihinde başlatıldığı, davacı tarafından dava dışı sigortalıya ise ödemenin 13/10/2021 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. TTK 1188/3 fıkrasının davacı bakımından uygulanması mümkün değildir zira madde hükmünde açıkça sorumlu tutulan kişinin rücu davası bakımından ödeme tarihinden itibarın 90 günlük süre öngörülmüştür. Oysa eldeki davada davacı hasardan sorumlu tutulan kişi değil TTK 1472 maddesi gereğince halefiyet yolu ile dava hakkını kazanan sigorta şirketidir. Bu nedenle davacı bakımından uygulanması gereken hak düşürücü süre TTK 118/1 maddesi gereğince 1 yıllık süredir. 08/12/2020 hasar tespit tarihinin esas alınması halinde, icra takip tarihi olan 24/12/2021 tarihi itibariyle hak düşürücü 1 yıllık sürenin geçtiği, hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra icra takibi yapıldığı anlaşılmakla davacının davasının hak düşürücü süre nedeni ile usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, \"-Davanın hakdüşürücü süre nedeniyle USULDEN REDDİNE,\" karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br> İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı bir karar olup kaldırılmayı gerektirdiğini, Yerel mahkemece müvekkili şirketin sigorta şirketi olması nedeniyle TTK. M. 1188/3'te belirtilen dava açma süresinden yararlanamayacağı kararının kanuna, emsal kararlara ve hukuka aykırı olduğunu, Somut olayda emtianın konteynerdan tahliye tarihinin 08/12/2020, müvekkil şirket tarafından yapılan ödeme tarihinin 13/10/2021, davaya konu icra takip tarihinin 24/12/2021 olduğunu, Müvekkili şirketin 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ödeme yaptığını ve rücu alacaklısı olduğunu; ödeme yapmış olduğu 13/10/2021 tarihinden sonra  TTK m. 1188/3 gereğince 90 günlük hak düşürücü süre içerisinde icra takibinin başlatıldığını,  TTK'nun 1188/3 maddesinde; yalnızca \"sorumlu tutulan\" yazmakla birlikte sorumluluğun yalnızca hasara ilişkin olduğunun ne metinde ne de madde gerekçesinde belirtilmediğini; müvekkili şirketin sigortacı olarak hasara uğrayan emtianın bedelinin ödenmesi konusunda sigortalı tarafından sorumlu kabul edildiğini, müvekkili şirketin de hukuka uygun bu talep üzerine ödeme yaptığını; bunun üzerine hasardan sorumlu olan davalı şirkete rücu etmek üzere işbu davaya konu icra takibinin başlatıldığını; bu durumda müvekkili şirketi rücu alacaklısı olarak kabul etmemenin hukuka açıkça aykırı olduğunu,  Emsal birçok kararda sigortalısına ödeme yapan sigorta şirketinin de rücu alacaklısı olarak m. 1188/3'te belirtilen 90 günlük süre hak düşürücü süreden yararlanabildiğinin belirtildiği, ( İstanbul BAM, 13. HD., E. 2018/243 K. 2018/1023 T. 31.10.2018 tarihli kararı, İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi E. 2019/2344 K. 2020/180 T. 12.2.2020 tarihli kararı) Emsal kararlar ve mevzuatta yer alan düzenleme ışığında müvekkilin rücu alacaklısı olduğunun açık olduğundan 90 günlük süre içinde icra takibi açıldığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken esasa girilmeden hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddi kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, Mahkemenin vermiş olduğu gerekçeli kararda hukuki gerekçenin, kesin ifadeler bulunmamakla beraber usulsüz, çelişkili ve kabul edilemez bir hüküm kurulduğunu; yerel mahkemenin kararının gerekçe olmaktan uzak olduğunu, kararın adil yargılanma hakkının ihlalini oluşturacağını, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/16897 E., 2020/11064 K., 2017/16679 E. , 2020/10796 K. Sayılı Kararlarında bu hususun bozma nedeni yapıldığını, Mahkeme kararının belli bir şekle uygun olarak yazılması gerektiğini; kararın nasıl yazılacağı konusundaki şekilin 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde gösterilmiş olduğunu, bunlar arasında en önemlilerinden birinin de kararların gerekçeli olması olduğunu; mahkeme kararının gerekçeli olması hususunun 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde belirtildiği gibi aynı zamanda Anayasa'nın 141. maddesinin de amir hükmü gereği olduğunu; ilk derece mahkemesi kararının gerekçe bölümünde işin esasıyla ilgili kabul gerekçesinin bulunmadığını; gerekçesi olmayan bu kararın istinaf incelemesinin de yapılamayacağı için yerel mahkeme tarafından gerekçesiz karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu; bu nedenle kararın kaldırılmasının gerektiğini,  İleri sürerek,  istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, deniz taşıması sırasında meydana geldiği iddia olunan hasar nedeniyle davacının sigortalısına yaptığı ödemenin taşıyandan rücuen tahsili  amacıyla başlattığı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın  hak düşürücü süre  nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından karara karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Deniz taşımalarında tazminat istemlerinin tabi olduğu hak düşürücü süreyi düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nun 1188/1 fıkrası uyarınca; eşyanın ziya ve hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat isteme hakkı bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşecektir. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere; \"yargı yoluna başvuru\" ifadesi,  dava, karşı dava, icra takibi, tahkime müracaat gibi tüm yargı yollarını kapsar niteliktedir.  Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, hak düşürücü nitelikteki bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Somut olayda, davacının sigortalısına ait emtianın alıcısına 08/12/2020 tarihinde hasarlı olarak teslim edildiği, dava konusu icra takibinin ise 24/12/2021 tarihinde yapıldığı, sigortalısının haklarına halef olduğu iddiası ile icra takibi başlatan ve eldeki davayı ikame eden davacı bakımından da bir yıllık hak düşürücü sürenin 08/02/2020 tarihinden itibaren  işlemeye başlayacağı, takip tarihi itibariyle bir yıllık  hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşılmıştır. Davacının sigortalısına ödeme yaptığı tarih 13/10/2021'dir. Davacı vekilince TTK'nun 1188/3 fıkrasında öngörülen ve ödeme tarihinden itibaren işlemeye başlayan doksan günlük süre içerisinde takibe girişildiği ileri sürülmüş ise de; anılan hükümde zarardan sorumlu tutulan kişinin rücu davası açma hakkı süresini düzenlenmiş olup, davacı sorumlu tutulan kişi değil, zarara uğrayan sigortalının halefi olduğundan,  TTK'nun 1188/3 fıkrası somut olayda uygulanamayacaktır(bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2020/1505 esas,  2022/665 karar sayılı ve 26/01/2022 tarihli ilamı). Bu çerçevede mahkemece bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, zarar sorumlusu olmayan davacı bakımından TTK'nun 1188/3 fıkrasında düzenlenen sürenin uygulanamayacağı gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 179,90 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 172,76 TL harcın mahsubu ile bakiye 7,14 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/02/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f510a1ec1a31b91","SID":"b9f2e1e9418062de"}}