{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/1688 <br>KARAR NO: 2023/56 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN DOSYANIN <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) <br>NUMARASI: 2021/415 Esas - 2022/111 Karar <br>TARİHİ: 15/03/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 19/01/2023 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinafkanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket nezdinde nakliyat emtea sigorta poliçesi ile sigortalı ... Tic. A.Ş tarafından 5005000 kg ağırlığında kakao çekirdeği cinsi emtianın alındığını, Türkiye'ya deniz yolu ile taşındığını, ancak bu taşıma sırasında ... nolu konteynerın hasar gördüğünü ve gemiye yüklenemediğini, 150 gün sonra Kumport limanına vardığını, bu nedenle konteyner içerisinde bulunan 25025 kg emtianın küf olduğunu, %26 oranında fire meydana geldiğini, bunun da 13.027,93 Euro zarar oluşturduğunu, bu zarar nedeniyle müvekkilinin 4.559,77 Euro'yu sigortalısına ödediğini, sigortalıya ödenen tazminatın rücuen ödenmesi için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosya ile icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile;  dava konusu taşımanın ... tarafından üstlenilmemiş olması keyfiyeti karşısında, bu firma aleyhine izafeten ikame edilen davanın taraf teşkili ve husumet yokluğundan reddine, konişmentolarda bulunan milletlerarası yetki şartı uyarınca davanın yetki yönünden reddine, her halükarda haksız ve hukuka aykırı davanın esas yönünden reddine, aksine kanaatin oluşması ve muhtemel aleyhe hüküm kurulmasının gerekmesi durumunda ise navlun bedeli olan 1785 USD ile sınırlandırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesinin 15/03/2022 tarih :2021/415 Esas - 2022/111 Karar sayılı kararında; \"...Davalı vekili tarafından  konişmentoda bulunan yetki kaydı nedeniyle Milletlerarası yetki itirazında bulunulmuş olmakla öncelikle bu hususta değerlendirme yapılması gerektiği,   dava konusu taşımanın ... sayılı konişmento tahtında San-Pedro Limanından İstanbul Limanına yapıldığı, uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından yetki itirazının MÖHUK kurallarına göre belirleneceği, MÖHUK 47.maddesinde, \"yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği\"  düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 26. maddesinde sözleşmeden doğan taleplerde Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun taşıyanın yabancı acentesi tarafından imzalandığı, navlun faturasının ... tarafından düzenlendiği,  Türk acentenin taşıma sözleşmesini yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, TTK'nun 1237. maddesinde taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, davacının sigortalısının yükü teslim aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki yetki şartının gönderilen  konumundaki sigortalı ve buna göre davacı  açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu, davalı taraf ...'ın taşıyan olmadığını belirterek pasif husumet itirazında bulunmuş ise de bu hususun görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile Mahkememizin yetkisizliği nedeni ile davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile Mahkemenin yetkisizliği nedeni ile davanın usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkili sigorta şirketine nakliyat emtea sigorta poliçesi ile sigortalı ... Tic A.Ş'nin, Fildişi Sahili Cumhuriyeti'nde yerleşik ...Limited firmasından satın aldığı kakao çekirdeği cinsi emtia nakliyesinin,  konteyner içerisinde deniz yolu ile davalı tarafından yapıldığını, taşımanın öngörülen süreden  çok daha uzun bir sürede, yaklaşık 150 günde tamamlanmasından kaynaklı  olarak bir kısım emtianın küflenmek suretiyle zayi olması nedeniyle müvekkili şirket tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali için ilk derece mahkemesi nezdinde itirazın iptali davası açıldığını, ilk derece mahkemesinin bu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldıran sözleşme yapılmasının mümkün olmadığını, kanun koyucunun MÖHUK 54/1-b maddesiyle, Türk mahkemelerinin milletlerarası münhasır yetkisine giren bir konuda verilen yabancı mahkemece karar verilmesini tenfiz engeli olarak kabul ettiğini, bu nedenle her ne kadar yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, bu sözleşmeler ile Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinin ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını, öte yandan 6102 Sayılı TTK'nın 105/2 maddesi uyarınca acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabildiğini, kanunda açıkça sözleşmelerde bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğunun belirtildiğini, gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçesinden, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığının anlaşıldığını, konişmentoda bulunan bu yetki şartının, davalı tarafından da ikrar ediliğini, sözleşmenin kurulmasından önce birden fazla sözleşme ilişkisinde kullanılmak üzere düzenlenmiş olması ve ayrıca  konişmentoyu düzenleyen tarafça  karşı tarafın  içeriğine etki edemeyecek şekilde sözleşmeye dahil edilmesi nedeniyle genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, TBK.'nın 25. maddesinde \"Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz\" hükmünün yer aldığını, söz konusu yasal düzenleme uyarınca genel işlem şartı niteliğindeki yetki maddesinin geçerliliğinin bulunmadığını, bu nedenle uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair konişmentoya konulan yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırmasının mümkün olmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacının sigortalısına ait olan ve davalı tarafından deniz yolu ile taşınan emtiada, taşımanın uzun sürmesi nedeniyle oluştuğu iddia olunan zararın davalıdan rücuan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece, davalının milletlerarası yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı taraf istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından, dava konusu taşımanın, San-Pedro Limanından İstanbul Limanına, davalı taşıyan ...'ye ait ... sayılı konişmento uyarınca yapıldığı, konişmentonun ... tarafından imzalandığı, davacı sigortalısı gönderilen, davalı taşıyan sıfatını haiz olup, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması ve emtiaların Fildişi Sahili Cumhuriyeti'nden Türkiye'ye taşınması nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentonun 26. maddesindeki yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklara İngiliz Hukukunun uygulanacağı, yetkili mahkemenin ise Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemeleri olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. 5718 sayılı MÖHUK'un \"Yetki anlaşması ve sınırları\" başlıklı 47. maddesi hükmü ile Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan  bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin  mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağı düzenlenmiştir. Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olması, ikinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmemiş olması, üçüncü olarak ise uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda yapılması gerekmektedir. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK'nın 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak \"belirli\" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır.TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir. Yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister izafeten acente aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığı kabul edilmektedir. ( Bkz Yargıtay 11 HD; 20.04.2022 Tarih, 2020/8089 Esas, 2022/31911 Karar) Taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) arasındaki ilişkide konişmento esas alınır (TTK.m.1237/1). Dolayısıyla konişmento hamili gönderilenin eşyayı teslim alma hakkının kapsam ve koşulları, navlun sözleşmesinden bağımsız olarak konişmentoya göre belirlenir. Gönderilen konşimentoyu ciro ile alıp, bunu ibrazla yükü teslim almada kullandığı anda, konşimentonun şartları ile de bağlanmış olur ve yetki şartının taşıyanla yükleten arasında kararlaştırılmış olduğunu, kendisinin üçüncü şahıs durumunda bulunduğunu ve bu nedenle konşimentoda kararlaştırılan yetki şartı ile bağlı tutulamayacağını iddia edemez. (Emsal: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/01/2017 tarih ve 2015/12971 Esas, 2017/240 Karar) Somut davada; dava dışı sigortalının yüküm teslim aldığı ve konişmento hamili olduğu, davacının ise, sigorta poliçesi kapsamında yaptığı ödeme nedeniyle TTK'nın 1472. maddesinde yer alan halefiyet ilkesi uyarınca dava dışı sigortalısının haklarına halef olduğu, bir diğer ifade ile sigortalısının yerine geçtiği, dolayısıyla konişmentoda yer alan ve TTK'nın anılan maddeleri uyarınca sigortalı gönderilen için geçeri olan yetki anlaşmasının, davacı için de geçerli olduğu, taşıyıcının yabancı olması nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan bir sözleşmenin söz konusu olmadığı, dava konusunun Türk Mahkemelerinin münhasır yetkili olduğu bir konuya ilişkin bulunmadığı ve konişmentoya yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan yazılı şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu, kural olarak genel işlem koşulları içeren sözleşme düzenlenmesinin, yasal sınırlar içinde hukuken mümkün olduğu, ancak sözleşmelere TBK'nın 25.maddesine göre, genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağı, yetki şartına ilişkin bu hüküm tacir olan davacının kolayca anlayabileceği bir içerikte olup dürüstlük kuralına aykırı bir düzenleme sayılamayacağı, ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 179,90  TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/01/2023 tarihinde HMK' nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a08b65e0253c2c21","SID":"9dbfb04e05823cbe"}}