{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/267 <br>KARAR NO: 2024/698<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/09/2020<br>NUMARASI: 2017/79 Esas - 2020/485 Karar<br>DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 30/10/2013 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli Akaryakıt Finansal Aracılık Sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşmenin davalı tarafından Üsküdar ... Noterliği'nin 27/09/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihbarnamesi ile 3 yıllık sürenin dolduğundan bahisle yenilenmeyeceğini bildirerek sona erdirildiğini, davalının sözleşmede EPDK müdahalesi, tavan fiyat vs. İle ilgili hiçbir madde olmamasına rağmen EPDK tarafından tavan fiyat uygulaması getirilmesi üzerine tek taraflı uygulama ile hizmet bedelini 21 mart 2014 tarihinde %5'e düşürdüğünü, davacının bu uygulamayı kabul etmediğini, hizmet bedelinin tek taraflı olarak düşürülmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu gerek sözlü gerekse yazılı olarak davalıya bildirmekle birlikte davalının zamanla oranın yükseltileceğin yönünde vermiş olduğu sözlere de güvenerek davalının indirimli olarak düzenlenmiş olduğu faturalara itiraz etmediğini, davalının sözleşeme aykırı olarak ve haksız surette hizmet bedelini tek taraflı olarak düşürdükten sonra hizmet bedelinin zamanla arttırılacağına dair sözler verdiğini ayrıca davacıya dayatmalarda bulunduğunu, davalının sözleşmenin devamı sırasında yapılan toplantılarda sözleşmenin süresi sonunda yenileceğini hem şifahi olarak, hem de e mail yolu ile bildirmiş olmasına rağmen sözleşmenin süresinin dolmasına kısa bir süre kala whatsap mesajıyla davacının adresini isteyerek son anda sözleşmenin yenilenmeyeceğini noter kanalıyla bildirdiğini beyan ederek davalının sözleşmenin 5.maddesine aykırı davranarak davacı şirkete eksik olarak ödediği hizmet bedellerinden şimdilik 10.000,00 TL'nin tazminini, davalının sözleşmede yer alan gizlilik yükümlülüğüne aykırı olarak ve haksız rekabet suretiyle davacı şirkete ait müşteri bilgilerini diğer bayileri ve iş ortakları ile paylaşması ve davacı şirketin aleyhine haksız ve hukuka aykırı kampanya yürütmesi neticesinde davacı şirketin tüm müşterilerini kaybettiğini, davacı şirketin müşterilerinin haksız ve gerçek dışı söylemlerle ...'in diğer bayileri ile sözleşme imzalamaya  yönlendirildiğini, bu durumun davacı şirketin ... ile vardığı anlaşmanın yürürlüğe konulmasını engellemiş olduğunu, davacı şirketin kar kaybına sebebiyet verildiğini, davacı şirketin uğradığı kar kaybı zararından şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tazminini yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, ... A.Ş. Tarafından Ekim 2016 Hizmet Bedeli\" açıklamalı 02/01/2017 tarihli ... NOLU 85.313,49 TL bedelli fatura düzenlendiğini, davalı tarafından Üsküdar ... Noterliği'nin 09/01/2017 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile söz konusu faturaya itiraz edildiğini ve faturanın iade edildiğini, davacının 85.313,49 TL bedelli faturayı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu ettiğini, müvekkili şirket tarafından takibe itiraz edilmesi üzerine davacı yanca itirazın iptali davacı açıldığını, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/138 E. Sayılı dosyası üzerinden görülen davanın derdest olup  davacının hizmet bedeli tahsili talebine ilişkin açıldığını ve yargılaması devam eden derdest bir davanın mevcut iken huzurdaki davayı açmasının haksız ve dayanaksız olduğunu, sözleşmenin 14. Maddesi gereği davalı şirketin uygulanan hizmet bedeli oranında indirim yapma hakkının mevcut olduğunu, davacı yanca bu döneme kadar fatura bedelinin itirazsız tahsil edildiğini, davacının sözleşmede olmayan cihaz bedellerinin davacı şirkete fatura edileceği yönünde tehditte bulunulduğunu beyan ederek derdestlik nedeniyle huzurdaki davanın reddini, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde huzurdaki davanın İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/138 E. Sayılı dosyası ile bileştirilmesini, haksız ve dayanaksız davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ... finansal aracılık işlemleri ile ilgili olarak; aracının dağıtım şirketini değiştirmesi durumunda, müşteriler/ portföy ya davacı durumunda olan şirketler ile çalışmaya devam edebilirler, tercih edebilirler ya da teknik operasyonel problemler yaşamamak için mevcutta akaryakıt alışverişi yaptıkları akaryakıt şirketleri ile devam etme eğiliminde olabilirler. Bu durum karşısında davacının müşteri kaybının  kaç tanesinin bu bahsedilen sebeplerden yani müşterilerin kendi rızası ile olduğunu, kaç tanesinin davacı iddiası gibi davalının yönlendirmesi ile ayrılmış olabileceğini davacı davasını yani hakkını dayandırdığı olguların varlığını gizlilik ihlali ile haksız rekabeti ispatlayamamıştır. Tarafların çalışmaları devam ederken belirli oranlar üzerinden çalışmayı kabul ederek ihtirazi kayıt koymadan fark isteme hakkını saklı tutmadan 31 ay % 5 ve % 6 oranlar üzerinden fatura keserek çalışan davacının sözleşme feshinden sonra geçmiş döneme dair fiyat farkı isteyemeyeceği de taktir edilmiştir aksi hakkaniyete aykırılık teşkil edecektir. Davacı kaybettiği müşteriler nedeni ile portföy tazminatı talep etmiştir ancak davacının iddiası gibi davalının yönlendirmesi ile davacıdan müşterilerin ayrıldığı konusunda dosyada somut bir belge ve bilgi bulunmamakla somut bir tespit yapılamamış; davacının davasını yani hakkını dayandırdığı olguların varlığını da ispatlayamadığına dikkat edilmiş portföy tazminatı oluşmadığına kanaat getirilmiştir. Kaç müşterinin davalının yönlendirmesi ile davacı ile çalışmaktan vazgeçtiği iddiası soyut kalmakta olup somut bilgi ve belge davacı tarafından sunulamamaktadır. Bu nedenle de portföy tazminatı ve kar kaybı hesaplanması mümkün değildir.  Saptanan ve hukuksal durum karşısında; davacının hakkını dayandırdırdığı olguların varlığını yasal delillerle ispatlayamaması karşısında aşağıdaki şekilde kanunen, taktiren ve vicdanen karar vermek gerektiğini, davacının davasının reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmeye aykırı hareket edilmesi nedeniyle tazminat talepleri yönünden yargılamanın eksik incelemeyle sonuçlandırıldığını, dava konusu taleplerinin incelenmediğini, davalının  sözleşme kapsamında tek taraflı değişiklik yapma yetkisinin bulunmadığını, sözleşmenin 5/2 maddesi hükmünün gerçekleşmediğini, araştırmanın eksik yapıldığını, davalının, hakim durumunu kötüye kullandığına dair delilerin göz ardı edildiğini, kar kaybı talebi yönünden istinaf sebeplerinin ise hatalı bilirkişi raporu hükme esas alındığını, yeminli mali müşavirden alınan özel amaçlı raporun dosyaya sunulduğunu, mahkemece bu raporun dikkate alınmadığını, dosyada mevcut somut kanıtlar göz ardı edilerek iddianın soyut olduğunun belirtilmesinin dosya kapsamıyla uyumlu olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacı yanın yapmış olduğu istinaf başvurusunun reddinin gerektiğini, taraflar arasında 3 yıl süreli akaryakıt finansal aracılık sözleşmesinin süre sonunda yenilenmeyerek sona erdiğini, uyuşmazlığın kök ve ek raporlardan ele alındığını, bu raporlarda davacının bir hakkının bulunmadığının belirlendiğini, sözleşme süresince süre gelen uygulamaya sözleşmenin bitiminden sonra itiraz edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafça ihtirazı kayıt koymadan ve fiyat farkı alacağına ilişkin haklarının saklı tuttuğunu bildirmeden çalıştığı 31 aylık döneme ilişkin fiyat farkı isteyemeyeceğini belirterek istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; taraflar arasında düzenlenen Akaryakıt Finansal Aracılık Sözleşmesi gereği sözleşme süresince davalının hizmet bedelinin eksik ödendiği gerekçesi ile alacak ve davalının davacıya ait müteri bilgilerini diğer bayi ve iş ortakları ile paylaşmak suretiyle sözleşmeye aykırılık ve haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir, karara karşı davacı vekillince  yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı adına düzenlenen faturaların ihtirazi kayıt düşülmeden davacı ticari defterlerine kaydedilmiş olmasının sözleşmenin ilgili maddesinin değiştirildiği anlamına gelip gelmeyeceği, davacının sözleşme  süresine ait  hizmet bedeli farkı alacağını davalıdan talep edip edemeyeceği, davalı tarafça haksız rekabete oluşturan bir eylemin bulunup bulunmadığı, var ise davacının uğradığı zarar bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.  Taraflar arasında davalıya ait akaryakıtın pazarlanması, otobilin pazar ağının genişletilmesi, amacıyla davacının yapacağı faaliyetleri ve bu iş karşılığı davacının hak edeceği komisyon, hizmet bedeli ve /veya ciro primi konularını düzenleyen 30/10/2013 tarihinde Akarayakıt Finansal Aracılık Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme süresinin 3 yıl olarak belirlendiği, sözleşmenin davalı tarafça bildirim süresine uyularak sözleşmenin yenilenmeyeceği hususunun ihtar edilerek olağan yolla sona erdiği anlaşılmaktadır.  Sözleşmenin 5.1 maddesi ile davacının hizmet bedelinin %8 oranında kararlaştırıldığı, sözleşmenin 5.2 maddesinde sayılan  hallerde indirim oranın tek taraflı değiştirme hakkının davalı  ...'e tanındığı ve EPDK'nın 21/03/2014 tarihli resmi gazetede yayınlanan 4927 sayılı kararı ile \"tavan fiyat uygulaması\" uyarınca dağıtıcı ve bayi payları indirilerek sınırlanması üzerine, davacı tarafa EPDK kararı ile bilikte yeni duruma göre yapılan indirim bildirildiği anlaşılmaktadır.  Dosyaya alınan bilirkişi raporuna göre sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra 2013 Aralık, 2014 Ocak ve Şubat aylarında %8 hizmet bedeli ödenmiş, takip eden aylarda %5 hizmet bedeli ödenmiş, 2014 yılı Aralık ayından itibaren ise hizmet bedeli %6 olarak uygulanmıştır. Davalının düzenlediği tüm faturalar davacı ticari defterlerine kaydedilmiş, sözleşmenin yürürlükte kaldığı 3 yıl boyunca herhangi bir faturaya itiraz edilmemiş ve ihtirazı kayıt da konulmamıştır. Tarafların çalışma sistemine göre davalı  tarafça davacıya iskonto oranını belirtir şeklide mal faturası düzenlemekte, davacı da hizmet bedeli olarak belirlenen orandan iskonto oranını düşerek davalıya hizmet faturası düzenlemektedir. Tüm ticari ilişki boyunca kendi kestiği faturalarda hizmet bedelini, iskonto oranını bilerek kendisine düzenlenen ve kendisince düzenlenen faturaları davacı  ticari defterlerine kaydetmiş ve bedellerini tahsil etmiştir. Davalı tarafça sözleşmenin yenilenmeyeceğine ilişkin 27/09/2016 tarihli  bildirimin davacı tarafa ulaşmasından sonra  davacı tarafça düzenlenen Ekim 2016 hizmet bedeli açıklamalı 02/01/2017 tarihli e-faturanın tanzim edilerek davacı defterlerine kaydedildiği, davalı defterlerinde ise kaydının bulunmadığı ve faturanın davacıya 09 Ocak 2017 tarihli noter ihtarı ile fatura içeriğine itiraz edilerek  iade edildiği, bahsi geçen faturaya ilişkin İstanbul 10. ATM  2017/138 Esas - 2020/93  Karar dosyası ile görülen  itirazın iptali davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucu  2020/1690 E.  2023/973 K. Sayılı ilamıyla karar kaldırılarak davanın reddine karar verildiği görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2 maddesine göre; bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Bilirkişi raporuna göre, davacının adına düzenlenen tüm faturaları  ve kendisinin hizmet bedelini içerir karşı tarafa düzenlediği tüm faturalar herhangi bir itiraz veya ihtirazi kayıt ileri sürmeden  ticari defterlerine kaydettiği anlaşılmaktadır.Fatura düzenlenebilmesi için taraflar arasında bir akdi ilişkinin bulunması gereklidir. Bunun yanı sıra fatura tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı kabul edilmekte ve faturada yer alması olağan sayılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü ve bedeli gibi fatura mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine karine teşkil etmektedir. Ancak bu karinenin aksi elbetteki her türlü delil ile ispatlanabilir.Davacı adına düzenlenen faturalara itiraz edilmeden ticari defterlerine kaydederek karşılığında hizmet faturasının davalı adına düzenlenmesi ve hizmet bedellerinin tahsil edilmesi  karşısında tacir olan davacının TTK'nın 18/2. maddesi uyarınca, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, TTK 21/2 maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen içeriğin ve iskontonun kabul edilmiş sayılması gerektiği,  fatura içeriğine itiraz etmeyip hizmet bedellerini çekincesiz tahsil etmiş olmakla  davalıdan fazla eksik ödeme alacağının bulunduğu gerekçesi ile hizmet bedeli isteyemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27/04/2016 tarih 2015/10737 Esas ve 2016/7621 Karar sayılı ilamı).Ticarî defterlerin delil niteliği HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 2. fıkrasında ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Davacı tarafça, davalının düzenlediği tüm faturaları ticari defterine kaydedildiğine göre, davalı tarafça faturalara konu alacak ispatlanmış durumdadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 5.  maddesinde hizmet bedeli oranı belirlenmiş olup faturaların bu maddeye aykırı düzenlendiği iddia edildiğine göre, davalının protokolün 5. maddesi gereğince düzenlediği söz konusu faturalarına itiraz etmeyerek ticari defterine kaydetmek suretiyle benimseyen davacının iddialarını ticari deftere kayıt tarihinden sonrasına ilişkin yazılı delille ispatlaması gerekir. Sözleşmede belirlenen hizmet bedeline itiraz etmeden sözleşmenin başından sözleşmenin fesih tarihine kadar alıma devam eden davacı sözleşmenin hizmet bedeli oranına ilişkin hükmünün fiili uygulama ile değiştirilmesine faturaları benimseyerek ticari defterine kaydedip, kendisi hizmet faturası düzenleyip bedeli çekincesiz tahsil etmek suretiyle rıza göstermiştir. Bu durumda davacının bu talebi yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Haksız rekabeti düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 54/2 maddesi \"Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.\" şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, 55. Maddesinde sayılan bazı hallerin haksız rekabet hallerinin başlıcaları olarak örnek kabilinden sayılmıştır. Aynı yasanın 56. Maddesi ise  \"Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,   d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların  bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. \" düzenlemesini içermektedir.  Haksız rekabet varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır. Diğer dava türleri için ise  kusur aranmaz. Yine Tespit, men ve eski hale iade davaları bakımından zararın varlığı  dava şartı değildir. Zararın varlığı sadece tazminat davaları bakımından rol oynar (TK 56/1-d).Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.TTK'nın 58'nci maddesinde haksız rekabet nedeniyle zarar gören kimsenin maddi tazminat isteyebileceği belirtilmiştir. Kural olarak böyle bir istemin kabul edilebilmesi için haksız rekabeti oluşturan eylemin ve davacının uğradığı zararın  kanıtlanması gereklidir. Bu şekildeki tazminat davasında asıl olan, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Ancak, bu tür zararın ispat edilmesindeki güçlüğü dikkate alan kanun koyucu, TTK'nın 58/e maddesinde eylemin mali bakımından karşılıksız kalmaması bakımından haksız rekabette bulunanın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini hakime vermiştir.  Manevi tazminata hükmedilebilmesinin temel şartı ise  haksız rekabet fiilinin davacının  kişilik haklarına  zarar vermiş olmasıdır.Somut olayda; davacı taraf davalının müvekkili firmaya ait bilgileri kullanarak ve kendisine ait müşterilerine emrivaki yapılarak, davacının yetkisinin bittiği, bundan sonraki sözleşmelerin ... genel merkez tarafından yeni bayiye devredileceği şeklinde açıklamalarda bulunulduğu, davacının müşterilerini  kaybetmesine neden olunduğu ve  Petrol Ofisi ile yaptığı anlaşmanın bu sebeple askıya alındığını ileri sürülerek kar kaybı olarak maddi tazminat isteminde  bulunmuştur. İlk derece mahkemesince tarafların delilleri toplanmış, tarafların dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve kayıtları ve tüm dosya kapsamı incelenerek haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ve buna bağlı olarak maddi zararlarının olup olmadığının tespiti yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Yine hüküm kurulurken tarafların iddia ve savunmalarının özeti yapılmış, toplanan deliller tartışılmış  ve değerlendirilmiş sabit görülen ve görülmeyen iddia vakıalar  belirtilmiştir. Dosyaya toplanan deliler ile davalının haksız rekabet oluşturan herhangi bir eylemi ispatlanmış değildir. Davalının bazı müşteriler ile kurduğu ilişkide davacılardan elde edilen verilerin kullanıldığına dair herhangi bir delil mevcut değildir. Dosyada TTK md. 55/1-c, d anlamında ihlâlin oluştuğunun kabulü için yeterli delilin bulunmadığı sabittir. Bu durumda davacının bu yönlere ilişen istinaf sebepleri de yerine görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmemiş olmakla davacının istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2232ed80dbdeb791","SID":"5a01bb385d31a80d"}}