{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1798 Esas<br>KARAR NO: 2023/363 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI: 2021/329 Esas - 2022/79 Karar<br>TARİHİ: 22/02/2022<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 02/03/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin sigortalısı ... Tic. A.Ş.'ne ait buğday unu emtiasının Türkiye'den Gambiya'ya taşınması işinin davalılar tarafından yapıldığını, yükün \"...\" isimli gemiye hasarsız bir şekilde yüklendiğini, ancak yükte hasar meydana gelmesi nedeni ile ekpertiz raporu ile tespit yapıldıktan sonra davalı şirkete ihbar yapıldığını, zarar bedelinin ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, davalılar aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; müvekkillerinden ... yönünden  milletlerarası yetki itirazlarının bulunduğunu, yetkili mahkemelerin Marsilya Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının aktif husumetinin bulunduğunu kanıtlayan hiçbir delilin müvekkiline tebliğ edilmediğini, aktif husumet itirazlarının bulunduğunu, ayrıca müvekkillerinden ... A.Ş.'ye doğrudan husumet yönletilerek dava açıldığını, işbu müvekkilinin taşıyan sıfatına haiz olmadığını, bu nedenle pasif husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın esasına ilişkin ise, konşimento tahtından doğan ihtilaflara Fransız Hukukunun uygulanması gerektiğini, dava dilekçesinde yükte ıslaklık meydana geldiğinin belirtildiğini ancak ekspertiz raporunda ıslaklık nedeni ile yükte meydana gelen hasara ilişkin bir tespit bulunmadığını, davacının taşıyanın kusurlu olduğunu ispatlayamadığını beyanla öncelikle milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın usulden reddine ve her halükarda davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesinin 22/02/2022 tarih ve 2021/329 Esas 2022/79 Karar sayılı kararında; \"...Davalı vekili tarafından  konişmentoda bulunan yetki kaydı nedeniyle Milletlerarası yetki itirazında bulunulmuş olmakla öncelikle bu hususta değerlendirme yapılması gerektiği,  Türk acentenin yük teslimat formu düzenlediği görülmekle taşıyana izafeten dava yöneltilebileceği, bu suretle taraf teşkilinin sağlanmış olduğu, dava konusu taşımanın ... numaralı konişmento tahtında İstanbul Limanından Banjul Limanına yapıldığı, uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından yetki itirazının MÖHUK kurallarına göre belirleneceği, MÖHUK 47.maddesinde, \"yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği\" düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 31.maddedesinde sözleşmeden doğan taleplerde Marsilya Ticaret Mahkemesinin yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun davalı taşıyan adına yabancı acentesi tarafından imzalandığı, navlun faturasının taşıyan ... tarafından düzenlendiği,  Türk acentenin  taşıma sözleşmesini yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, TTK'nun 1237.maddesinde taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, davacının sigortalısının yükü teslim aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki yetki şartının gönderilen ve buna göre davacı  açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Marsilya Mahkemelerinin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 2 nolu davalı ... A.ş. hakkında açılan davada, davalı şirketin davalı fiili taşıyan ...'nin acentesi olduğu, TTK madde 105/2'ye göre acentelik sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği düzenlendiğinden davalı aleyhine ancak izafeten dava açılabileceği, asaleten dava açılamayacağı göz önüne alınarak açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesi ile davanın her iki davalı yönünden reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yeni tarihli kararının dosyada konşimentodaki yetki şartı ile ilgili olarak yetki şartının geçersiz olduğuna ve uyuşmazlığın çözümünde Türk Mahkemelerinin yetkili olduğuna hükmettiğini, bu kapsamda Yargıtay'ın yeni tarihli kararında görüldüğü üzere davalının iddia ettiği konşimentodaki yetki şartının geçersiz olduğunu, konşimentonun İstanbul'da Türk acente aracılığı ile düzenlendiği açık iken verilen yetkisizlik kararının usule aykırı olduğunu, davalının iddia ettiği yetki klozunun yer aldığı konşimentoda her iki tarafın imzasının bulunmaması sebebiyle, yerel mahkemece kabul edilen yetki şartının geçersiz olduğunu, yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için TBK madde 13 ve 14 uyarınca, sözleşmede her iki tarafın imzasının olması gerektiğini, HMK'nın 17-18. maddeleri uyarınca da yetki sözleşmesinin yazılı olması gerektiğini, bu durumda sadece bir tarafın imzasının bulunduğu konşimentoya dayanarak yetki anlaşması yapılamayacağını, konşimentoda bulunan yetki klozunun TBK'nın 20 ve 21. maddesi kapsamında Genel İşlem Koşulu niteliğine haiz olduğunu, yetki şartının geçersiz olduğunu, geçersiz yetki şartına istinaden verilen yetkisizlik kararının usule ve hukuka aykırı olduğunu, acentenin tahkim/yetki anlaşması yapabilmesi için bu hususta özel yetkisinin bulunması gerektiğini, yetki sözleşmesi yapmak için özellikle yetki verilmemiş bir acenteye verilen taahhütnamede bulunan yetki şartının da geçersiz olduğunu, iki nolu davalının söz konusu taşımada akdi taşıyan olarak hareket ettiğinin açık olduğunu, yerel mahkemece iki nolu davalı bakımından verilen pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 bendi uyarınca ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın reddine karar verilmesi nedeniyle davacıdan tahsiline karar verilmişse de, bu hususun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ve hak arama özgürlüğünün bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkının açıkça ihlali olduğunu, müvekkili tarafından ... Tic. A.Ş.'ye ait buğday unu emtiasının, taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkili şirket sigortalısının, Gambiya'da mukim \"...\" isimli firmaya buğday unu emtiası ihraç ettiğini, söz konusu emtiaların \"...\" gemisine hasarsız bir şekilde yüklenerek, ... ve 12.08.2020 tarihli numaralı konşimento tahtında Türkiye'den Gambiya'ya taşındığını, söz konusu emtianın tahliye işlemleri sırasında ... numaralı konteynerın düşürülerek içinde  yer alan buğday unu emtiasının hasarlandığını, hasarın fark edilmesi akabinde söz konusu hasarla ilgili olarak ekspertiz incelemesi gerçekleştirildiğini, meydana gelen ıslanmanın ve hasarın fark edilmesinin ardından, davalı şirkete ihbar edildiğini, bir nolu davalı şirketin, taşımaya ilişkin konşimentoları düzenlemek ve taşıma işlemini fiilen gerçekleştirmek suretiyle somut olaya konu taşımada \"fiili taşıyan\" olarak hareket ettiğini, bu nedenle hasarsız bir şekilde gemiye yüklenen buğday unu emtiasının hasar görmesi sebebiyle, taşıyan sıfatıyla oluşan zarardan sorumlu olduğunu, iki nolu davalı tarafından navlun faturası düzenlenerek navlun ücretinin bizzat tahsil edildiğini, davalı TTK'nın 1138. maddesi ve Yargıtay içtihatları gereğince somut olaya konu taşımada \"akdi taşıyan\" olarak hareket etmiş olduğundan sorumluluğunun söz konusu olduğunu, müvekkili hasar nedeniyle sigortalısının uğradığı zarar ve ziyanı tazmin etmiş olup, TTK'nın 1472. maddesine göre hukuken sigortalının haklarına halef olduğunu ve \"kanuni halef\" sıfatını kazandığını, konşimentodaki yetki şartıyla ilgili olarak Yargıtay'ın 22.06.2020 tarihli kararında, konşimentodaki yetki şartının geçersiz olduğuna ve uyuşmazlığın çözümünde Türk Mahkemeleri'nin yetkili olduğuna hükmedildiğini, yerel mahkemece her ne kadar davalının milletlerarası yetki itirazının kabulüne karar verilse de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/3799 E. 2020/3051 K. 22.06.2020 tarihli kararı ile konşimentodaki yetki şartının geçersiz olduğunu ve mahkemece yetkisizlik kararı verilmesinin doğru olmadığına hükmedilerek dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verildiğini, dava konusu taşımada konşimentonun düzenlendiği yerin İstanbul olduğunu, bu durumda konşimentonun Türk acente aracılığı ile düzenlendiğinin açık olduğunu, konşimentoda acente olduğu ve taşıyan adına hareket ettiği belirtilen ve İngilizce ünvanı yazılan ...'nin,  Türkçe karşılığının ... A.Ş. olduğunun açık olduğunu, İstanbul'da düzenlenen bir konşimentonun yabancı bir acente tarafından düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, konşimentoya aracılık etsin etmesin, Türk acenteye temsil ettiği tacirler bakımından izafeten dava açılabileceğinden konşimentoda yer alan yetki şartlarının her durumda geçersiz olduğunu, acentenin konşimentoya aracılık etsin etmesin her koşulda acenteye temsil ettiği tacir bakımından izafeten açılan davalarda, Türk Mahkemeleri'nin münhasır yetkisinin bulunduğunu, aksine yorumun TTK'nın 105/2. maddesine aykırı olacağını, somut uyuşmazlıkta İstanbul'da düzenlenen konşimentoda sigortalının da yükleten olduğunu ve Türkiye'de mukim olduğu düşünüldüğünde konşimentoya Türk acentenin aracılık ettiğinin açık olduğunu, yerel mahkeme kararında sigortalının gönderilen olduğunun neye istinaden belirtildiğinin anlaşılamadığını, dosyanın eksik incelendiğini, dosyada mübrez olan konşimento incelendiğinde, tarafların imzasının bulunmadığının açıkça görüldüğünü, bu durumun HMK madde 8 ve TBK madde 14'e aykırı olduğundan yetki sözleşmesinin geçerlilik şartlarının gerçekleşmediğini, yetki şartının bir an için geçerli olduğu düşünülse dahi, yetki şartı TBK'nın 20 ve 21. maddeleri kapsamında \"genel işlem şartı\" olup yazılmamış sayılması gerektiğini, söz konusu yetki şartının taşıyana istediği yerde dava açma hakkı tanıdığından asimetrik yetki kaydı olduğunu ve yetkili mahkemenin belirli olması kriterine aykırı olarak geçersiz olduğunu, somut olayda yetki kaydının geçerli olması halinde söz konusu konşimento tahtında ortaya çıkan herhangi bir uyuşmazlıkta davacı Türk mahkemelerine başvuramayacak olup, Türk Medeni Kanunu'nun madde 2 \"Dürüstlük Kuralı\" uyarınca bahsi geçen yetki kaydının geçerliliğinin ise Türkiye'de bulunan ihracatçı firmalar açısından açık bir dengesizlik yaratacağını, Türk Borçlar Kanunu madde 25 çerçevesinde ise söz konusu yetki kaydının geçersiz hale geleceğini, somut olayda, konşimentoya koyulan yetki ve tahkim kaydının yükle ilgili kimsenin hak arama özgürlüğü üzerinde herhangi bir sınırlama getirmemesi gerektiğini, tahkim kaydının geçerliliğinin ve bağlayıcılığının ancak hak arama özgürlüğünün fiilen sınırlandırılmadığında mümkün olması gerektiğini, konşimentoda yer alan yetki kaydının Borçlar Kanunu uyarınca genel işlem şartı olduğunun sabit olup, yerel mahkemenin gerek bu hususu, gerekse Türkiye'de mukim davalının yetki itirazının TMK madde 2'ye aykırı olmasını dikkate almaksızın karar verdiğini, ilgili konşimento kaydında davalı tarafların uyuşmazlığın çözümü için farklı mahkeme tercihleri yaptıklarının ve tarafların ortak menfaatlerinin korunmadığı bir konşimento şerhi olduğunun açıkça görüldüğünü, konşimentonun 31. maddesinde Marsilya Ticaret Mahkemesine ek olarak taşıyanın talep ve davaları davalının kayıtlı adresinin bulunduğu yerdeki bir mahkemede de açabileceğinin belirtildiğini, genel işlem şartının geçerliliği kabul edilmese dahi, asimetrik yetki şartının varlığı ve yetkili mahkemenin belirli olmaması nedeniyle mevcut yetki kaydının geçersiz olduğunu, konşimento taşıyan adına acentesi tarafından düzenlenmiş olup acentenin tahkim/yetki anlaşması yapabilmesi için bu hususta özel yetkisinin bulunması gerektiğini, acentenin mahkemenin görev ve yetkisini etkileyecek tahkim/yetki anlaşması yapabilmesi için, kendisine özellikle bu hususta özel yetki verilmesi gerektiğini, iki nolu davalının söz konusu taşımada akdi taşıyan olarak hareket ettiğini, yerel mahkemece pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi kararının hukuka aykırılık oluşturduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.02.2018 tarihli, çok yeni bir kararında da navlun faturası düzenleyen kişinin taşıyan olduğunun tespit edildiğini, Yargıtay'ın bu doğrultudaki görüşünün şüpheye mahal vermeyecek derecede istikrarlı olduğunu, navlun faturasını düzenleyen ve tahsil eden kişinin taşımada kullanılan gemi kendisine ait olsun ya da olmasın taşıyan olduğunu, navlun notu ile fatura düzenleyen iki nolu davalının akdi taşıyan olduğunun açık olduğunu, TTK madde 1191/1 ve 1191/4 uyarınca iki nolu davalının taşıyan olduğu açık olup, pasif husumetinin olduğuna karar verilmesi gerektiğini beyanla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/329 E. 2022/79 K. sayılı ve 22/02/2022 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davacının sigortalısı tarafından yurt dışına ihraç edilen ve davalı tarafça deniz yolu ile taşınan emtiada, taşıma sırasında oluştuğu iddia olunan ve sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece, davalı ... Acenteliği A.Ş.'ye karşı ...'ya izafeten açılan davanın, davalının milletlerarası yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik nedeniyle usulden, adı geçen davalıya akdi taşıyan sıfatı ile açılan davanın ise pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı taraf istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından, dava konusu taşımanın, İstanbul Ambarlı Limanı'ndan Banjul Limanı'na, ... sayılı konişmento uyarınca yapıldığı, konişmentonun imza kısmında \"...\" açıklamasının bulunduğu, konişmentodaki yetki şartı ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin Marsilya Mahkemeleri olduğunun kararlaştırıldığı, davacının sigortalısı gönderen, davalı ... taşıyan sıfatını haiz olup, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması ve emtiaların Türkiye'den Gambiya'ya taşınması nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK'nın 1228. maddesine göre; konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. TTK'nın 1237. maddesine göre; taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler ise navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Anılan bu düzenlemede taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte, navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder. 5718 sayılı MÖHUK'un \"Yetki anlaşması ve sınırları\" başlıklı 47. maddesi hükmü ile; Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan  bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin  mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağı düzenlenmiştir.TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir. Yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister izafeten acente aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığı kabul edilmektedir. ( Bkz Yargıtay 11 HD; 20.04.2022 Tarih, 2020/8089 Esas, 2022/31911 Karar) Somut davada; konişmentonun davacının sigortalısı gönderene verildiği ve taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken navlun sözleşmesi bulunmadığından, onun yerine kaim olarak konişmentonun uygulanacağı, davacının ise, sigorta poliçesi kapsamında yaptığı ödeme nedeniyle TTK'nın 1472. maddesinde yer alan halefiyet ilkesi uyarınca dava dışı sigortalısının haklarına halef olduğu, bir diğer ifade ile sigortalısının yerine geçtiği, bu bakımdan her ne kadar Mahkemece, konişmentoda yer alan yetki şartının davacı yönünden de geçerli olduğunun kabulü ile, davalı ... A.Ş.'ye karşı ...'ya izafeten açılan davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; her iki taraf vekillerince dosyaya sunulan konişmentonun, Türkçe onaylı tercümesine göre .... adına acentesi tarafından imzalandığı ve adı geçen acentenin \"...\", yani \"... A.Ş.\" olduğu, ayrıca konişmentonun yükleme limanı acentesi tarafından düzenlendiğinin davalı tarafça da kabul edildiği, yükleme limanının İstanbul olması itibariyle de konişmentonun İstanbul'da bulunan Türk acente ... A.Ş. tarafından imzalandığının anlaşıldığı ve TTK’nın 105/2. maddesi uyarınca, yabancı tacirin Türkiye'deki acentesi aracılığıyla yapılan bir sözleşmenin söz konusu olduğu, dava konusunun Türk Mahkemelerinin münhasır yetkili olduğu bir konuya ilişkin bulunduğu anlaşıldığından davalı ... A.Ş.'ye karşı, ...'ya izafeten açılan davanın yetkisizlik nedeniyle reddine dair verilen karar isabetsiz bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, kaldırma kararının içeriği itibariyle davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 22/02/2022 Tarih ve 2021/329 Esas - 2022/79 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/03/2023 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ec961ef8f2c4d66","SID":"28f8ad427eed5a00"}}