{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1380 <br>KARAR NO: 2023/923<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/11/2019<br>NUMARASI: 2019/167 Esas - 2019/1288  Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/09/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uluslararası taşımacılıkla iştigal ettiğini, davalı ait 16 parça 1.472 kg iplik emtianın Almanya Frankfurt'tan İstanbul'a havayolu ile taşınması işlerini üstlendiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin üstlendiği taşımadan kaynaklanan navlun bedelinin 1.491,51-Euroluk kısmını ödemediğini, taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden doğan 16.11.2017 tarih, ... numaralı ve 2.206,50-Euro bedelli navlun faturasının davalıya tebliğ edildiğini, davalı şirketin faturaya kısmi olarak itiraz ettiğini ve 173,74 Euro karşılığı 812,27-TL bedelli 23.11.2017 tarih ... numaralı iade faturasını düzenleyerek müvekkili şirkete gönderdiğini ve iade faturasının müvekkili şirketçe kabul edildiğini, davalı şirketin 16.01.2018 tarihinde müvekkili şirkete 541,25-Euro'nun ödendiğini, ancak başkaca bir ödemenin yapılmadığını, bu nedenle müvekkili şirket tarafından davalı şirket aleyhine taşımaya ilişkin navlun bedelinin ödenmemesi üzerine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu, davalı şirket ile icra takibinden evvel yapılan müzakerelerde davalı şirketin gönderici tarafından düzenlenmesi ve gönderilmesi gereken ATR belgesinin gönderilmemesi sebebiyle vergi muafiyetinden faydalanamadığını, vakit kaybetmemek için vergi bedelini peşin ödediği gerekçesiyle navlun bedeli ödemekten kaçındığını bildirmiş ise de bunun geçerli bir gerekçe olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, ATR belgesinin müvekkili şirket tarafından değil dava dışı gönderici şirket tarafından hazırlandığını, söz konusu belgenin gönderici tarafından gönderilmemesinin müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığını, davalı şirket dava dışı gönderi şirket tarafından gönderilmeyen ATR belgesini sonradan tamamlayacağını söyleyerek vergi muafiyetinden yararlanabileceği gibi peşin ödemeyi tercih ettiği takdirde de sonrada ATR belgesini tamamlayıp ödediği verginin iadesini alınabileceğini, ancak davalının bu yola gitmek yerine müvekkilinin zamanında ve hasarsız olarak taşımasını yaptığı ve teslim ettiği emtianın navlun bedelini ödemekten kaçınmak için bir bahane olarak kullandığını, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Almanya'daki fabrikasından teslim aldığı yükü ilgili evrakı ile birlikte Türk Gümrük mevzuatına uygun olarak Türkiye'de müvekkili şirkete teslim etme yükümlülüğünde iken yük ile birlikte teslim edilmesi gereken ATR belgesini kaybettiğinden bahisle müvekkili şirkete teslim edemediğini, bu sebeple müvekkili şirketin KDV+Damga Vergisi+KKDF+Gümrük vergisi dahil Gümrük Müdürlüğüne 25.813,87-TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, söz konusu ATR belgesinin eksikliği sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, ATR belgesinin olmaması sebebiyle Gümrük muafiyetinden yararlanamadığından Gümrük Müdürlüğüne ilaveten 6.888,00-TL ödemek zorunda kaldığını, davacı tarafın malları getirdiğini, ancak sorumluluğunda olan evrakları teslim etmediğini, müvekkili şirketin daha fazla zarara uğramamak adına Gümrük'ten malları teslim aldığını, ödemeyi yaptığını ve davalı şirkete bildirildiğini, davacı tarafın her ne kadar ATR belgesine ulaştıkları zaman müvekkili şirkete göndereceğini belirtmiş ise de yasal süre olan 4 ay içinde müvekkili şirkete ulaştırılmadığından fazla ödenen bedelinin dava tarihine kadar iadesinin söz konusu olmadığını, müvekkili şirkete ibraz edilmemesi sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı zararın taşıyıcı tarafından karşılanmasının gerektiğinin tartışmasız olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davaya konu ihtilafın davacı tarafın kanuni yükümlülüğü olan ATR belgesini kaybetmesi sebebiyle süresi içerisinde müvekkili şirkete ibraz etmemesinden kaynaklandığını, sonuç ve istemle; davanın reddine, takas ve mahsup talebinin kabulüne, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacıya takip konusu alacağın % 20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama harç ve giderleriyle vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Davacı davalıya verdiği uluslararası taşıma hizmeti karşılığında düzenlediği faturaların karşılığı düzenlediği fatura bedellerinde ödenmeyen kısmının tahsilini talep etmiş, davalı ise taşımaya refakat belgelerinden olan ATR Dolaşım Belgesinin davacı tarafından süresinde sunulmaması nedeniyle Gümrük Müdürlüğüne yaptığı fazla ödemeler sonucu uğradığı zararı mahsup ve takas ettiği iddiasıyla borçlu olmadığını savunmuştur. Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere ATR Dolaşım Belgesi taşıma konusu eşyaya refakat eden belgelerden olup, taşıma gerçekleşmeden önce gönderen tarafından düzenlenip taşıyıcıya teslim edilerek, taşıyıcının da taşıma süresince belgeyi saklayıp taşıma sonunda gönderilene teslim etmekle yükümlü olduğu, davacının söz konusu belgeyi davalı gönderilene teslim etmediği, bu nedenle davalı gönderilen tarafından Gümrük Müdürlüğüne fazla ödeme yapıldığı, fazla ödeme yapıldıktan sonra, 4 ay içinde ATR belgesinin sunulması halinde fazla ödeme geri alınabilir ise de, belgenin 4 aylık süreden sonra sona erdikten sonra 19/04/2018 tarihinde davacı taşıyıcı tarafından davalıya kargo ile gönderildiği, buna göre davacı tarafça davalının 6.888,56-TL zararına sebebiyet verildiği anlaşılmakla, davacı tarafından yapılan 47,10-TL tutarındaki kur değerlemesinin davalı defterlerinde kayıtlı olmaması da nazara alındığında davacının 1.491,51 Euro karşılığı 6.935,66-TL tutarındaki alacağından bu tutarların mahsubu sonucu davalının alacağının kalmadığı anlaşılmakla davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle; ATR belgesi eksikliği sonradan tamamlanabilecek bir eksiklik olduğu halde, davalı konuyu sürüncemede bırakarak kendi zararına kendisi sebep olduğunu, müvekkilim şirketin 19/04/2018 tarihinde davalı şirkete ATR dolaşım belgesini kargo ile gönderdiğine ilişkin olarak dosyaya  bir kargo zarfının fotoğrafı delil olarak sunulmuşsa da, bunun geçerli bir delil olarak kabul edilemeyeceğini başlı başına bir zarfın fotoğrafı; o zarftan ATR dolaşım belgesi çıktığını kanıtlamadığını, havayolu ithalat fiyat teklifinin genel şartlar bölümünün önemli bilgiler kısmında mal beraberi evrakların kaybolmasından dolayı oluşabilecek gecikme ve aksaklıklardan müvekkil şirketin sorumlu olmadığı, acil ve önemli evrakların kurye ile gönderilmesi gerektiği açıkça bildirilmiş, davalı taraf da bunu kabul ettiğini, mahkemece usul ve yasaya aykırı kararın bozularak ortadan kaldırılmasına, davamızın kabulüne, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının tahsiline, yargılama giderlerinin ve lehimize hükmedilecek vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ATR dolaşım belgesinin hazırlanması ve gönderiminin dava dışı gönderici şirkete ait olduğu ve ATR belgesinin gönderilmemesinin kendi sorumluluklarında olmadığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın havayolu ithalat fiyat teklifinin genel şartlar bölümünün önemli bilgiler kısmında mal beraberi evrakların kaybolmasından dolayı oluşabilecek gecikme ve aksaklılardan müvekkil şirketin sorumlu olmadığını iddia etse de IATA'ya bağlı ve havayoluyla uluslararası taşımacılığa ilişkin Montreal sözleşmesine göre bu evrakların kaybolmasından kaynaklanan zararlardan sorumlu olduğu, davacı tarafın istinaf nedeni olarak gösterdiği 28 Eylül 2006 tarihli resmi gazetede yayımlanan 2006/10895 karar sayılı Bakanlar Kurulu kararınn madde 12 ve 13'de ATR belgesinin düzenlenmesi veya ilgiliye verilmesine ilişkin olmayıp, ATR belgesinin sonradan verilmesi ve sonradan verilmesine ilişkin müracaata ilişkin olduğunu Davacının istinaf taleplerinin reddine, usul ve yasaya uygun Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/167 Esas, 2019/1288 Karar sayılı, 28.11.2019 tarihli kararının onanmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, uluslararası havayolu taşıma hizmeti bedelinin tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş,karara karşı  davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava konusu Almanya'dan Türkiye'ye havayolu ile gerçekleştirilen havayolu taşımada, taşımanın gerçekleştirildiği hususu taraflar arasında ihtilafsızdır. Uyuşmazlık  davacının davalıya verdiği taşıma hizmeti nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı; davacının taşıyıcının  A.TR belgesini kaybetmesi ve süresi içerisinde davalı şirkete teslim etmemesi sonucu davalının gümrüğe A.TR belgesini ibraz edememesi nedeniyle gümrük muafiyetinden yararlanamaması sonucu fazladan 6.888,00-TL ödeme yaparak uğradığı iddia edilen zarar nedeniyle  davalının takas ve mahsup savunmasının yerinde olup olmadığı noktasındadır. Mahsup, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesini ifade etmektedir.Ayrıca, mahsup talebi hukuki niteliği itibariyle def’i olmayıp; itiraz niteliğinde olduğundan, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi kabul edilmez. Takas; bir miktar para ya da konuları itibariyle aynı türden malı birbirine borçlu olan tarafların, borçların muaccel olması ve takas itirazının dermeyan edilmesi kaydıyla, az olan borcun çok olana nazaran sona erdirilmesi olarak tanımlanabilir. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, sözleşme niteliğinde bulunmadığından, takas iradesinin muhatabına ulaşmasıyla birlikte sonuç doğurmaya başlayacağı kabul edilir. Bu nedenle, takas iradesinin açıklanmamış olması ya da açıklansa bile karşı tarafa varmaması halinde borçların takasından söz edilemez. A.TR Dolaşım Belgesi, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde eşyanın serbest dolaşım statüsünü gösteren belge olup eşyanın Gümrük Birliği çerçevesinde, gümrük muafiyetlerinden yararlanması için bu belge aranmaktadır. A.TR Dolaşım Belgesi, hukuki niteliği TTK'nın 860/1. maddesinde sayılan taşımaya refakat eden bir belge olup uygulamada bilindiği gibi taşıma gerçekleşmeden önce gönderen tarafından düzenlenip taşıyıcıya teslim edildiği ve taşıyıcının da taşıma süresince belgeyi saklayıp taşıma sonunda gönderilene teslim etmekle yükümlüdür. İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamada taraflar arasındaki uyuşmazlık konularında alınan bilirkişi raporundan  davacı yanın takip tarihi itibariyle sunulan ticari defterlerine göre davalıdan 1.491,51 Euro karşılığı 6.935,66-TL alacaklı durumda olduğu, davalı yanın ise takip tarihi itibariyle sunulan ticari defterlerine göre davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı; taraf defterlerinin karşılaştırılması sonucunda, taraflar arasında 1.491,51 Euro karşılığı 6.935,66-TL tutarında farkın mevcut olduğu ve bu farkın davalı tarafından 28.11.2017 tarihinde yapmış olduğu 6.888,56 TL tutarındaki virman kaydının davacı defterlerinde, davacı tarafından yapılan 47,10-TL tutarındaki kur değerlemesinin davalı defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı,anlaşılmaktadır.  Somut olayda A.TR Dolaşım Belgesinin 09/11/2017 tarihinde düzenlenmiş, taşıma konusu eşyanın 12/11/2017 tarihinde Almanya Frankfurt'tan İstanbul’a havayolu ile taşınmış, gümrük işlemlerinin A.TR Dolaşım Belgesi olmaksızın eşyanın faturasının kopyasıyla 16/11/2017 tarihinde gerçekleştirildiği ve bu kapsamda 6.888,56-TL gümrük vergisi+ KDV’nin davalı tarafından ödenmiştir.09/11/2017 düzenleme tarihli ATR Dolaşım Belgesinin 09/11/2017 tarihinden başlayan 4 aylık gecikmiş ibraz süresi sona erdikten sonra 19/04/2018 tarihinde davacı taşıyıcı tarafından davalıya kargo ile gönderilmiş olup,davacı taşıyıcının, dava dışı gönderen tarafından 09/11/2017 tarihinde düzenlenen A.TR Dolaşım Belgesini taşıma konusu eşyayı teslim alırken almadığını yada 4 aylık gecikmiş ibraz süresi sona ermeden davalıya teslim ettiği yönündeki iddiasını  dosya kapsamında usulüne  uygun deliller ile ispatlayamamıştır. Davacının  taşıyıcı olarak davalıya teslim edilmesi gereken  gereken A.T.R belgesini süresinde davalıya teslim etmemesi nedeniyle davalının   ödemek zorunda kaldığı gümrük vergisi yönünden  mahsup koşulları oluştuğunun kabulü gerektiğinden mahkemece  açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.28/09/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9570de1b38e35c0a","SID":"891fce5765045231"}}