{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/292 <br>KARAR NO: 2023/424<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/11/2022<br>NUMARASI: 2022/303 Esas - 2022/674  Karar<br>DAVA: Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/04/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... isimli gemi için davalı tarafla gemi satış sözleşmesi ve ek protokol yapmış olduğunu, söz konusu sözleşmenin davalı ... adına vekaleten hareket eden kardeşi ... tarafından imzalandığını, işbu sözleşmede gemi bedelinin 3.800.000,00 TL olduğu hususunda anlaşıldığını, İlk olarak 500.000,00 TL ödeneceğini ve bakiye miktarın ise sonrasında ödeneceğinin kayıt altına alındığını, ilk ödemenin gerçekleşmesi halinde satıcının fatura göndereceğinin  açıkça belirtildiğini,  geriye kalan miktarın ise ilk ödemenin yapılmasının üzerinden en az 15 gün geçtikten sonra olması kaydı ile satış sırasında ödeneceği hususunda mutabık kalındığını, söz konusu ödemeler için ek protokol ile birlikte 16.03.2018 tarihinde davalı yana 540.821-EURO bedelli çek verildiğini, söz konusu çekin ...'a elden verilmiş olup, işbu durumun çek tevdi bordrosu ile kayıt altına alındığını, bahsedilen çekin müvekkili şirket yetkilisi ... lehine düzenlendiğini ve müvekkili tarafından beyaz ciro atılarak davalı yana teslim edildiğini, böylece müvekkili şirket yetkilisinin şahsi sorumluluğunun da gemi satış sözleşmesi kapsamına dahil edildiğini,  ancak sonrasında sebepsiz şekilde ...'ın bu çeki müvekkili şirkete gönderdiğini,  davalı yanın talebi üzerine davalının kardeşi ...'a 19/03/2018 tarihinde 220.000,00 TL, 13/04/2018 tarihinde 400.000,00 TL ödemeler yapıldığını, Müvekkilinin satış sözleşmesi ve ek protokol gereğince üstüne düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmesine karşın davalı tarafın satış sözleşmesi konusu gemiyi müvekkili adına tescilini sağlamadığını,  20 Temmuz 2018 tarihinde \"aynen ifadan vazgeçip, müspet zararımızın giderilmesi\" konulu ihtarname  ile gemiyi ayıpsız, izin ve ruhsatları tam bir şekilde devir ve teslime hazır olduğunu, geminin Moritanya mevzuatı uyarınca avlanmaya hazır hale getirdiklerini, müvekkilinin edimlerini yerine getirmediğini, uğranılan zararlar nedeniyle aynen ifadan vazgeçerek müspet zararlarını talep ettiklerini beyan ettiğini, akabinde ayrıntılı olarak müspet zarar kalemlerini belirttiğini, davalı tarafın ihtarnamede gemiyi Moritanya sularında avcılığa uygun hale getirdiklerini ve bu sebeple yüksek miktarda masraf yaptıklarını iddia ettiğini, şayet davalı yanın ihtarnamede belirttiği üzere ödeme yapılmadığı veya çekler düzenlenmediği iddiasında ise, bu durumda muaccel hale gelmeyen edimlerini yerine getirdiğinden ötürü müvekkilinden bir talepte bulunamayacağını, protokolde müvekkili açısından vade tarihi müvekkilinin takdirine ve finansal durumuna bırakıldığını, söz konusu ödemeyi yapamaması nedeniyle her ne kadar davalı tarafın ihtarname göndererek müspet zarar talebinde bulunmuşsa da davalının henüz muaccel hale gelmemiş edimlerini yerine getirdiğini iddia ederek buna hak kazanmasının mümkün olmayıp, müvekkili tarafından ödenen 1.600.000 TL'yi de iade etmesi gerektiğini, davalının sözleşme kapsamındaki yükümlülükleri yerine getirmediğini, müvekkiline ödenmesi gereken meblağın çok yüksek olup, gemiyi halihazırda satmış olmasının da mal kaçırma iradesini gösterdiğini, davalı yönünden ihtiyati haciz kararı verilerek alacağın geçici teminat altına alınması gerektiğini beyanla; itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 14.02.2018 tarihinde imzalanan sözleşme ile, Trabzon Sicil Müdürlüğü Milli Gemi Siciline kayıtlı, ... çağrı işaretli \"...\" isimli geminin 1.000.000 USD  bedel ile satılması konusunda anlaşmaya varıldığını, tarafların geminin satış bedeli noktasında USD cinsinden anlaşmaya varmış olmalarına rağmen davacının beyanları uyarınca kısa sürede devrin gerçekleşeceği algısı oluşturulduğundan satış bedeli sözleşmede TL cinsinden yani 3.800.000 TL(14.02.2018 tarihli USD kuru dikkate alındığında 1.000.000 USD yaklaşık 3.800.000 USD olduğu hususu net bir şekilde görülecektir) olarak belirtildiğini, sözleşmeye göre müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri derhal yerine getirdiğini, sözleşmenin 5.1. maddesi gereğince istenilen evrak ve belgeleri sözleşmede belirtilen sürede davacı tarafa teslim ettiğini, gemiyi devre hazır hale getirdiğini, sözleşme tarihi üzerinden 15 gün geçmesine ve gecikmeden kaçınmakla yükümlü olduğu halde davacının ısrarlı taleplerine rağmen ne bakiye bedeli ödediğini ne de devir için gerekli işlemleri yaptığını, devam eden süreçte yapılan görüşmelerde yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının talebi doğrultusunda taraflar arasında 16.03.2018 tarihli ek protokol imzalandığını, iş bu ek protokolde davacının talebine uygun olarak yeniden ödeme planı oluşturulduğunu, 700.000 TL'nin defaten, 2.600.000 TL'nin ise vadeli çeklerle ödeneceğini, geminin Moritanya sularında avcılığa uygun hale getirilmesi için tersaneye çekileceğini, davacının belirlediği finansman yöntemine ve talepte bulunması akabinde geminin devir işlemlerinin yapılacağı belirlendiğini, ek protokol tarihinde ... Ticaret Limited Şirketi tarafından ... emrine keşide edilen 540.521 Euro bedelli, 05.04.2018 tarihli ... Bankası çekinin müvekkiline verildiğini, 700.000 TL'nin ise kısa süre içinde ödeneceğinin belirtildiğini,14.02.2018 tarihli sözleşmede Ek Protokol sonrasında 19.03.2020 tarihinde 220.000 TL ödemenin yapılmış olması, ... çekinin teslim edilmiş olması, sözleşmelere güven prensibi, davacının talebi, bakiye peşinatın da kısa zamanda ödeyeceği taahhüdü ve diğer nedenlerle balık sezonu içinde olmasına rağmen geminin davacının bizzat anlaştığı Sürmene/Trabzon'da bulunan ... Tersanesine davacının yetkilendirdiği kişinin katılımı ile çekildiğini,  dava konusu geminin tersaneye çekildikten sonra Ek Protokolde belirtilen şekilde Moritanya sularında avcılığa uygun hale getirilmek için öncelikle geminin boyunun kısaltılması ve sonrasında diğer işlemlerin yapılması için çalışmalara başlandığını, davacının gemide yapılacak işlemler için ... isimli kişiyi görevlendirdiğini,  bu aşamadan sonra tüm işlerin davacının denetim ve gözetimi altında bizzat davacıdan gelen talimatlar doğrultusunda yapılmaya başlandığını, bu süreçte 16.03.2018 tarihli Ek Protokol imzalandıktan sonra müvekkiline verilen ... çeki vadesinde yani 05.04.2018 tarihinde bankaya ibraz edildiğini, ancak karşılığı bulunmadığından çekin tahsil edilemediğini, davacının beyan ve söylemlerine inanan müvekkilinin çeki yazdırmadığını,  kısa zamanda ödeme alacağını düşünerek davacıya iade ettiğini, başlanmıştır. davacının 13.04.2018 tarihinde 400.000,00 TL ödediğini,  geminin bir an önce hazır edilmesi için taleplerde bulunduğunu ayrıca ay sonuna kadar borcunu ödeyeceğini ve gemiyi sicilde devralacağını beyan ve taahhüt ettiğini, ancak yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve ödeme yükümlülüğünden kaçındığını, müvekkilinin milyonlarca lira zarara uğratıldığını, geminin devrinin alınması ve ödeme yapılması için davacı ile onlarca kez görüşme yapıldığını ancak sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının vermiş olduğu milyonlarca zararı görmezden gelerek gemiyi almaktan vazgeçtiğini/sözleşmeyi fesih ettiğini, ödediklerinin iadesi talebiyle Arabuluculuk Başvurusunda bulunduğunu, davacının sözleşmeleri fesih ettiğini ve gemiyi almayacağını beyan etmesi sonrasında süreç içinde telafisi imkansız zararlara katlanmak zorunda kalan müvekkilinin oluşan zararların daha fazla artmaması amacıyla dava konusu gemiyi en uygun şekilde değerlendirmek için girişimlerde bulunduğunu ancak Türkiye'de dava konusu gemi ile balıkçılık yapamaması nedeniyle dava konusu gemiyi satmak zorunda kaldığını, davacının 25.06.2020 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında 800.000 TL asıl alacak talepli icra takibi başlattığını, müvekkilinin haksız icra takibine yaptığı itiraz üzerine takibin durduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"  İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'na ... başvuru numarası ile yapılan 05/05/2021 tarihli başvurunun, eldeki davanın görevsiz mahkemede açıldığı 22/09/2020 tarihi ile görevsizlik karanının kesinleştiği 21/04/2022 tarihinden sonra başlatıldığı görevsiz mahkemenin de Ticaret Mahkemesi olması ve zorunlu arabuluculuk dava şartının görevsiz mahkeme için de aranması gerektiği hususu gözetildiğinde bu başvuru mahkemece esas alınmamıştır. Kaldı ki Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 23/2 maddesi gereğince \" Tarafların ve uyuşmazlık konusunun aynı olduğu durumlarda birden fazla başvuru yapılmış ise, başvurunun hukuki sonuçları bakımından ilk başvuru esas alınır.\" düzenlemesi doğrultusunda, davacı vekilinin bul Arabulculuk Bürosu'na ... başvuru numarası ile 25/09/2019 tarihinde yaptığı başvuru esas alınmıştır. Ancak bu başvurunun davaya dayanak olan icra takibinin başlatılmasından önceki tarihte yapıldığı ve başvuru konusunun İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın iptaline ilişkin olmadığı, sözleşme kapsamında ödenen bedelin iadesi istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davaya konu talep ise  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın iptaline ilişkin olmakla, yapılan arabuluculuk müzakerelerinde, icra takip dosyasına yönelik icra giderleri, icra vekalet ücreti, icra inkar tazminatı yahut kötüniyet tazminatına ilişkin kalemlerin müzakere edilmesi imkanının bulunmadığı, eldeki davaya konu icra takip dosyasında 68.444,44 TL işlemiş faiz talebi de bulunmakla işlemiş faiz talebinin hangi tarihten itibaren hesaplandığı, arabulucuya başvuru tarihi olan 25/09/2019 tarihi sonrası işlemiş faiz talepleri bakımından da müzakere edilme imkanının davalıya sunulmadığı değerlendirilerek, eldeki itirazın iptali davası bakamından TTK 5/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulculuk Kanunu 18/A-2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosyada toplamda üç arabuluculuk başvurusu bulunduğunu , mahkemece dava şartı arabuluculuk  aşırı sert ve kanun koyucunun amacının ötesinde yorumlanma ve davanın içeriğine erişim ciddi şekilde sınırlandırıldığını,, arabuluculuk tarihleri hakkında hata yapıldığını, İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'na ... başvuru numaralı arabuluculuk başvurusuna ait anlaşmama son tutanağının 02.06.2021 tarihli olduğunu, görevsiz mahkeme olan İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 17.11.2021 tarihli duruşmada görevsizlik kararı verdiğini, ayrıca arabuluculuk tutanağının sonradan tamamlanabilir bir husus olduğunu, taraflarınca görevsiz mahkemede görevsizlik kararı verilmesinden altı (6) ay kadar önce bu eksikliğin giderildiğini, buna benzer bir çok emsal kararda usul ekonomisi ilkesi vurgulandığını, ayrıca ön incelemenin henüz tamamlanmamış olduğundan, bu husus gözetilmeksizin yüksek miktarda vekalet ücretine hükmedildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dava şartları incelenirken öncelikle ve sadece arabuluculuk dava şartı incelenmiş ve bu yönde hüküm tesis edildiğini, mükerrer icra takibi itirazının incelenmemiş olup bu yönde gerekçeli karar tesis edilmediğini, davacı yanın başlatmış olduğu icra takipleri geçerli bir takip olmayıp, davacının mükerrer takip yasağına aykırı davrandığını, devam eden bir takibe rağmen yeniden icra takibi başlatılmasının yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle HMK'da düzenlemeden bağımsız olarak icra müdürünün derdestlik halini kendiliğinden dikkate alması gerektiğini, usul ekonomisi gereği, aynı borçlu için mükerrer takip yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ve dürüstlük kuralını ihlal edeceğini, itirazın iptali davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir ilamsız genel icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası ikame edilemeyeceğini, mükerrer takip yasağı itirazı hakkında bir hüküm tesis edilmemiş olup, bu durumun gerekçeli karar alma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesi kapsamında ödenen tutarın iadesi istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"asıl alacak 800.000,00 TL\" sebebine dayalı olarak 800.000,00 TL asıl alacağın 68.444,44 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 21/07/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, sona ermiş bir sebebe dayanarak davalının 1.600.000,00 TL'yi elinde bulundurduğu iddiasıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 7155 sayılı Kanun'un 20'nci maddesi ile eklenen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 5/A-1 maddesinde, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, 7155 sayılı Kanun'un 23'ncü maddesi ile eklenen 6325 sy m.18/A-2 maddesinde ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması da davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Davadan önce davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmuş ve 09/12/2019 tarihinde, 14/02/2018 tarihli satış sözleşmesi ve 16/03/2018 tarihli ek protokol kapsamında ödenen bedelin iadesi konusunda arabuluculuk son tutanağı düzenlenmiştir. Davadan sonra davacı tarafça tekrar arabuluculuğa başvurulmuş ve 09/06/2021 tarihinde, 14/02/2018 tarihli satış sözleşmesi ve 16/03/2018 tarihli ek protokol kapsamında ödenen bedelin iadesi amacıyla başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı  sayılı dosyalarındaki itirazın iptali davasına konu alacaklar ve icra inkar tazminatı konusunda  arabuluculuk son tutanağı düzenlenmiştir. Bu arabuluculuk tutanağının düzenlenmesinden bir süre sonra Deniz Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. Somut olayda, arabuluculuk son tutanağın bir örneğinin görevli deniz ticaret mahkemesine dava dosyasının tevzi edildiği 19/07/2022 tarihinden önce dosyaya sunulduğu anlaşılmakla, mahkemece dosyaya sunulu bu tutanağın ilk dava açılmasından önce sunulması gerektiği gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğundan reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Davalı tarafça, mükerrer takip iddiasının ilk derece mahkemesince değerlendirilmediği ileri sürülmüş ise de, ilk derece mahkemesince yargılamaya devam edileceğinden bu hususun ilk derece mahkemesince değerlendirilmesi gerekir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda,  mükerrer takip iddiasının bu aşamada değerlendirilemeyecek olması nedeniyle davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; buna karşın mahkemece hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/04/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"50b7c2cab2d1ff69","SID":"2aee4948c5f18119"}}