{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/416 <br>KARAR NO: 2023/1416 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/09/2022<br>NUMARASI: 2017/1288 Esas - 2022/749 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Maddi tazminat<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı sigorta şirketine sigortalı olan ... plakalı aracın 16/03/2016 tarihinde, sürücü ...'in  idaresindeyken davacı ...'in idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucunda yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, fazlaya ilişkin talep  hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL geçici ve sürekli sakatlık tazminatının (davalı sigorta şirketi azami poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla) olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine herhangi bir başvurunun yapılmadığını, kaza ile sakatlık arasında illiyet bağının var olması gerektiğini, kazada kusur oranlarının tespiti bakımından dosyanın ATK ihtisas dairesine gönderilmesi gerektiğini, maluliyetin tespiti bakımından da rapor alınması gerektiğini, bakıcı giderlerinden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, olayın iş kazası olmadığının tespitinin gerektiğini, aksi takdirde yapılan PSD ödemesinin tenzilinin söz konusu olacağını, faiz türünün avans değil, yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince dava şartı yokluğundan davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili; 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı kanunun 5. maddesi ile Karayolları Trafik Kanununun 97. maddesinin değiştirildiğini, yeni düzenleme ile “zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunma” zorunluluğu getirildiğini, ancak bu yeni düzenlemenin yürürlük tarihinden önce meydana gelen trafik kazalarına uygulanmasının mümkün olmadığını, yürürlüğünden önce meydana gelen olaylara uygulanacağına ilişkin açık bir düzenleme getirilmediğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuş;  istinaf incelemesi yapan İstanbul BAM 16. HD'nce 2017/690 Esas, 2017/3473 karar sayılı karar ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen  kabulü ile geçici iş göremezlik tazminatı olarak 5.252,24 TL'nin sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren sekiz iş günü sonu olan 20/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 83.306,67 TL'nin, -sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından başvuru yapılmadığından- dava tarihi olan 11/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili; davanın iki yıllık hak düşürücü süre tamamlandıktan sonra ıslah edilmiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, hak düşürücü süre dolduktan sonra davanın ıslahının mümkün olmadığını, ibraname uyarınca davacı tarafın ... Sigorta AŞ'yi her türlü hak, dava ve alacaktan tamamen ibra ettiğini kabul ettiğini, başvuranın feragat dilekçesi sunmayarak davaya devam etmesinin dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, hak düşürücü süre dolduktan sonra davanın ıslahının mümkün olmadığını, davacının maluliyet artışı iddiasını destekler nitelikte delil sunmadığını, davacının maluliyet artışı iddiası değerlendirilirken ödeme tarihi olan 29/12/2016 tarihinden sonra bir artış yaşanıp yaşanmadığının ve illiyet bağının tespitinin gerektiğini, karara dayanak alınan bilirkişi raporunda amir mevzuat hükümlerine ve kanuna aykırı değerlendirme yapıldığını, poliçe tanzim tarihi itibarıyla geçici iş görmezlik tazminatı ve tedavi giderinin poliçe kapsamında olmadığını, ilgili maddenin lafzından da açıkça anlaşılacağı üzere, zarar gören üçüncü kişinin tedavisine başlanmasından sürekli sakatlık raporu alınıncaya kadar ortaya çıkan geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderleri ve tedaviyle ilgili diğer giderler sağlık gideri teminatı kapsamında olduğundan SGK tarafından karşılanması gerektiğini, sigorta şirketinin ve ...nın bu teminat kapsamında sorumluluğunun sona erdiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı istemine ilişkindir.1-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 109. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre de dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. HMK'nin belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde; \"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası  açabilir. (2) Karşı  tarafın  verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay'ın ve Dairemizin yerleşik kararlarında da açıklandığı üzere, davanın açıldığı tarihte alacak miktarının belirlenmesi imkansız ise belirsiz alacak davası açılabilir. Ayrıca,  alacaklı taraftan, alacağın miktar veya değerinin tam olarak belirlenmesinin beklenemediği durumlarda da belirsiz alacak davası açılabilir. Bir başka deyişle, alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda, belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmektedir. Belirsiz alacak davasının zamanaşımına etkisi, alacağın tamamı bakımından dava açılmakla kesilmesi şeklinde cereyan eder.Somut uyuşmazlıkta trafik kazası 16/03/2016 tarihinde gerçekleşmiş, davacı  yaralanmıştır. Eylem  (TCK'nin 89/1.maddesi) için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nin 66/1-e maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Eldeki dava  11/07/2016 tarihinde açıldığına ve ıslah da 26/05/2022 tarihinde yapıldığına göre ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolmadığından davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir.2-Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur (TBK md. 61). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder (TBK md.163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir (TBK md.163/1). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur.Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır (TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/11/2019 tarih, 2019/3589 E. ve 2019/11257 K. sayılı kararı). Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş  olması  halinde  söz  konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Türk Borçlar Kanunu'nun 168. maddesi uyarınca ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği açıktır. 2918 sayılı KTK'nin 91/1, 85/1 ve 85/son  madde hükümlerinden de, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta ... plakalı araç  ZMS sigortacısı ... Sigorta AŞ   aracın ZMMS poliçesi kapsamında 29/12/2016 tarihinde davacı tarafa ana para olarak 14.100 TL  ödemeye bağlı olarak ibraname düzenlendiği, davacının zararının ve kapsamının belirlenmediği aşamada verilen ibranamenin, ibranamedeki bedel nispetinde makbuz hükmünde olduğu, zira davacı hakkında maluliyet raporu henüz alınmadan ve aktüer hesabı yapılmadan -aktüer hesabı ile belirlenen zarara göre-  kısmi ödeme yapıldığı, aktüerya hesabında bu  ödemenin belirlenen tazminattan mahsup edildiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca davalı  vekilinin ibranameye dair istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.3-İlk Derece Mahkemesince bedensel zarar ve iş görmezlik tazminatının belirlenmesi için  ATK 2.İhtisas Kurulu'nun 28/12/2020 tarihli rapor içeriğine göre; ...'in 16/3/2016 tarihinde geçirmiş olduğu kaza nedeniyle, %15 meslekte kazanma gücü kaybının bulunduğu, iyileşme (işgöremezlik) süresinin 6 aya kadar uzayabileceği tespiti içeren raporu, kaza tespit tutanakları, hastane raporları, dikkate alınarak değerlendime yapıldığı, bu durumda aktüerya bilirkişi  tarafından hazırlanan ek ve kök raporunun,  ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olduğu, sunulan makbuz hükmündeki ibranamedeki bedelin maddi hesaplanan tazminattan mahsup edildiği anlaşıldığına göre Mahkemece bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bilirkişi raporuna, kusura, tazminat hesabına ilişkin istinaf itirazları kabul edilmemiştir. 4-Aktüer bilirkişi raporuna esas alınan davacının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına, raporun kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına göre; davacıda tespit edilen bu maluliyetin kaza ile illiyet bağı olmadığı iddiası ve yine   29/12/2016 tarihinden sonra illiyetin belirlenmesine dair istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. 5-Türk Ticaret Kanunu’nun 1425. maddesine göre, sigorta poliçesi genel ve varsa özel şartları içerir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Yeni Genel Şartları 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiş olup yeni Genel Şartların C.10. maddesi ile 12/8/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmıştır.  Yeni Genel Şartların C.11. maddesine göre yeni genel şartlar, genel şartların yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Her ne kadar yeni Genel Şartların A.5.b maddesinde açıklanan sağlık giderleri teminatının Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiş ise de KTK'nin 98. maddesinde SGK'nin sorumlu olduğu tedavi giderleri açıkça sayılmıştır. Bu giderler kapsamında geçici iş göremezlik tazminatının bulunmadığı açıktır. Bu doğrultuda poliçenin ve genel şartların tarafı olmayan SGK'yi yasal düzenleme olmaksızın tüm sağlık gideri teminatı kapsamındaki tazminat kalemlerinden sorumlu tutmak mümkün olmayacaktır. Ayrıca sigorta şirketleri tarafından poliçe bazında KTK 98. maddesindeki sayılanlar kapsamında SGK'ye katkı payı aktarımı yapıldığı nazara alındığında, KTK 98.madde kapsamı dışında sağlık giderleri teminatı içinde kalan tazminat kalemlerine ilişkin sigortalıdan alınan prim ücretleri sigorta şirketlerinin uhdesinde kalmaktadır. Bu doğrultuda sigorta şirketlerinin KTK 98. madde dışında kalan sağlık gideri teminatı kapsamındaki geçici iş göremezlik tazminatından poliçe limiti ile sorumluluğu devam edecektir.Kaldı ki sağlık giderleri teminatı açıklayan Genel Şartların A.5.b bendinin son cümlesinde \"Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ...nın sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesiyle sigorta şirketinin ve ...nın sorumluluğunun sona ermesini KTK'nin 98.maddesine bağlamıştır. Ancak kanun koyucu tarafından yeni Genel Şartlardaki bu düzenleme doğrultusunda  KTK'nin 98.maddesinde değişiklik yapılarak\"  geçici iş göremezlik tazminatı madde kapsamına alınmadığı, açıkça SGK tarafından karşılanacağı ve Sigorta Şirketleri ve ...nın sorumluluğunun sona erdiği\" yönünde değişiklik yapılmadığından Genel Şartların A.5.b bendinin son cümlesi kadük kalmıştır/ yürürlüğe girmemiştir. Başka bir ifadeyle halen yürürlükte bulunan KTK'nin 98.maddesinde, yeni Genel Şartlardaki  sağlık giderleri teminatına ilişkin düzenleme doğrultusunda Sigorta Şirketleri ve ...nın sorumluluğunun sona ereceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından 98.madde hükmü dışında kalan teminatlar (belgesiz sağlık giderleri, geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı) bakımından  sorumlulukları devam edecektir. Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce halen yürürlükte bulunan KTK'nin 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu  27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı  kararında  \"2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa ... ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir\" yönünde karar vermiştir. Bu nedenle Karayolları Motorlu Araçlar Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta poliçesi nedeniyle sigortalı olan davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının ve tedavi giderlerinin poliçe kapsamı dışında olduğuna yönelik  istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 6.049,45 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.602,06‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 4.447,39 TL karar ve ilam harcının davalının tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0135fca853fc7226","SID":"8b7c9e001ca01c07"}}