{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/505 <br>KARAR NO: 2023/1510 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 27/10/2022<br>NUMARASI: 2015/1206 Esas -  2022/964 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve manevi tazminat<br>KARAR TARİHİ: 14/11/2023<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...’in sürücüsü, davalılardan ...’un maliki olduğu ... plakalı aracın, müvekkilinin kullandığı ... plakalı motosiklete çarparak yaralandığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere  tedavi giderleri, geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik tazminatının 26/01/2021 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ... ve ...'tan, ayrıca davalı ... Sigorta AŞ Yönünden poliçe limitleri ile sorumlu olmak kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsilini, 250.000 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... adına kayıtlı ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde ZMSS Poliçesi ile teminat altına alındığını, sigortalı araç sürücüsü ve işletenine rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği maddi ve manevi tazminat istemlerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kazaya ilişkin Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/97 Esas sayılı kararının temyiz edildiğini, dosyanın Yargıtay’dan dönüşünün beklenmesi gerektiğini, hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; davacı tarafın trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat talebinin kabulü ile toplam 354.900,77 TL maddi tazminatın davalılar ..., ... yönünden kaza tarihi olan 26/01/2013 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta AŞ yönünden ise (sigorta poliçesi limit miktarı olan 250.000 TL ise sınırlı olmak kaydı ile ) dava tarihi olan 29/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın trafik kazasından kaynaklı manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili; davaya konu kaza iş kazası niteliğinde olduğundan davacının SGK’ye başvurusu için süre verilmesi gerektiğini, SGK tarafından yerel mahkemeye gönderilmiş olan 28/03/2022 tarihli yazıda davacının maluliyetinin %15,2 olarak belirlenerek henüz gelir bağlanmadığını, reddedilen bir talep olmayıp gelir bağlanma durumu açık olduğundan bu durumun mahkemece bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacıya SGK tarafından ödeme yapılması durumunda ödemelerin mükerrer ödemeye sebep olacağını, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda belirlenen tazminat miktarının gerçek zararı yansıtmadığını, müvekkili şirketin poliçe limiti ile sorumlu olduğundan tazminata isabet eden tutar üzerinden hesaplanan ve hükmedilen vekalet ücreti ve harcın yerinde olmadığını, davacının motosiklet kullanırken gerekli önlemleri almadığını; Davalı ... vekili; mahkemece belirlenen maddi ve manevi tazminat miktarlarının haksız ve fahiş olduğunu, Toplu İş Sözleşmesi kapsamında olmayan, sendika üyesi olmayan, bu alanda uzmanlaşmayan, yaptığı iş ile bu kapsama girmeyen davacı, sendikanın emsal ücreti üzerinden değerlendirmeye tabi tutulamayacağını, emsal ücret belirlenmesinde sadece sendikalardan sorularak sonuca gidilemeyeceğini, davacının gelir durumunun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, eldeki davada ise sadece sendikadan gelen cevaba göre hesaplama yapılıp hüküm kurulduğunu, ayrıca bakiye ömür tazminatının da TRH-2010 (Kadın Erkek Hayat) tablosuna göre hazırlanması ve buna göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, poliçenin düzenlendiği tarih değişiklikten önceki tarih olup bilirkişi raporunda belirlenen hesaplamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının iyileşme süreci tamamlanmadan tanzim edilen sağlık kurulu raporunun geçerli olmadığını, davacının motorsiklet kullanırken alması gereken önlemleri almadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvurusunda; manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu belirterek kararın bu yönden kaldırılmasını istemiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: -Davalı ... vekili istinaf itirazı yönünden, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun  davacı  için %19 belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosuna göre düzenlenip, net aylık ücretlerle kazancın belirlendiği, SGK ödemesinin düşüldüğü anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Somut uyuşmazlıkta kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nin 56/1. maddesi kapsamında davacı lehine verilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf  itirazı  da yerinde değildir. Mahkemece Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nin 14/12/2016 tarihli kusur raporu ile Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesince alınan kusur raporunun uyumlu olması; olayın meydana gelmesinde, davalı sürücü ...'in %100 kusurlu belirlenmesinin, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü gibi trafik kazası tespit tutanağında davacının kask  takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı ve aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir. -Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinafı itirazları yönünden; Yargıtay 17. (kapatılan) ve  4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde  TRH 2010  tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2022/6135  E. ve 2022/10604 K., 2021/16078  E. ve 2022/10550  K.,  2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 E. ve 2021/34 K.,  2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun  davacı  için %19 olarak belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, Sendika tarafından bildirilen net aylık ücret kazancı esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosuna ve progresif rant formulüne göre düzenlendiği, SGK tarafından yapılan ödeme de düşülerek, kusur oranlarına göre tazminatın belirlendiği anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının tümünün reddi gerekmiştir. Davalının müterafik kusura yönelik istinaf itirazının, yukarıda davalı ... vekilinin istinaf itirazı üzerine yapılan açıklama doğrultusunda reddine karar verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 61'inci maddesi ile KTK'nin 88'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunların müteselsil olarak sorumlu tutulmaları, TBK'nin 162'nci ve devamı maddeleri gereğince, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olması karşısında, davalı sigorta şirketinin dış ilişkide tazminat alacaklısı davalıya karşı teminat limiti içinde kalan tazminattan ve vekâlet ücreti ile yargılama giderinden sorumlu tutulmasının yerinde olduğu kabul edilmiştir. Davalı vekilinin yargılama giderinde müteselsil sorumluluğuna ilişkin hüküm yerinde olmakla istinaf itirazının reddi gerekmiştir. -Davacı vekilinin istinaf itirazı yönünden; Kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nin 56/1. maddesi kapsamında davacı lehine verilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı  da yerinde görülmemiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar ... vekilinin, ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanununa göre manevi tazminat miktarına göre alınması gereken 6.831‬ TL karar ve ilam harcından peşin alınan ve manevi tazminat miktarına denk gelen 1.707,75 TL harcın mahsubu ile 5.123,25‬ TL harcın davalı ...'tan alınarak  Hazineye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanununa göre maddi tazminat miktarına göre alınması gereken 24.243,27 TL harcından peşin alınan ve maddi tazminat miktarına denk gelen 12.121,62‬ TL harcın mahsubu ile 12.121,65‬ TL harcın davalılar ... ile ... Sigorta Anonim Şirketinden tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-İstinafa başvuranlar tarafından istinaf başvurusu nedeniyle  sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,  HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bffcd5fe1b07dc56","SID":"6560ec4aa665fb6f"}}