{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/376 - 2024/819<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/376 <br>KARAR NO\t: 2024/819<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/584 Esas 2022/1209 Karar<br><br>DAVACI\t:   <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 12/06/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 08/07/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 11.06.2013 tarihinde davacı ...’e, evlerinin önünde mavi renkli, sepetli, plakası alınamayan bir motosikletlinin çarptığını ve yaralanmasına sebebiyet verdiğini, meydana gelen kaza ile ilgili Ankara Batı Cumhuriyet Savcılığı’nın 2013/16883 Hz. numarası ile soruşturma başlatıldığını ancak çarpan şahsın bulunamadığını, kaza nedeniyle davacı ...’nın vücudunda kırıklar oluştuğunu uzun süre yatağa bağımlı olarak hayatını sürdürdüğünü, başka birinin bakımına muhtaç kaldığını, zararların karşılanması için davalı ... başvuru yapıldığını ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, belirsiz alacak davasında tahkikat sonucunda davacının maddi zarar değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik, geçici iş göremezlik zararı için 100-TL, sürekli iş göremezlik zararı için 100-TL, bakıcı gideri için 100-TL, H.Ü. Hastanesi tarafından düzenlenen rapor gideri için 1260-TL olmak üzere toplam 1.560-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 22.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini bakıcı gideri ile sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden toplam 49.668,72-TL olarak artırmıştır.<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu trafik kazasının 11.06.2013 tarihinde meydana geldiğinin iddia edildiğini, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, 49.164,76 TL sürekli iş göremezlik, 503,96 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 49.668,72 TL'nin temerrüt tarihi olan 16/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br> \tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde; KTK’da öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, trafik kazasının 11.06.2013 tarihinde meydana geldiğinin iddia edildiğini, davanın kazanın meydana geldiği iddia edilen tarihten itibaren 8 yıllık süre geçtikten sonra açıldığını, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araçların neden olduğu kazalar hakkında, bu aracın varlığı kesin deliller ile tespit edilemediği takdirde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kazadan iki gün sonra ...’in, dört yaşındaki oğlu ...’in ikametleri önünde oynadığı esnada mavi renkli bir motosikletin çocuğa çarptığını ve kaçtığını beyan ettiğini, bu ifade dışında iddia edilen olay ile ilgili herhangi bir kamera görüntüsü, iz, emare ve/veya görgü tanıklarının bulunmadığını, plakası belli olmayan aracın varlığının şüpheden uzak kesin bir biçimde ispat edilemediğini, mahkemece hükme esas alınan raporun hatalı olduğunu, hesaplamalarda, PMF yaşam tablosu ve teknik faizin uygulanması gerektiğini, mahkemece yargılama öncesi düzenlenmiş maluliyet raporuna itibar edildiğini, hasar dosyası ile birlikte dosyaya sunulan medikal değerlendirme raporunun dikkate alınmadığını, kaza tarihinde yürürlükte olan ZMMS Genel Şartları A-3 maddesi uyarınca geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, rapor bedeli, cenaze gideri, ulaşım, yol ve yemek gibi zararların teminat kapsamı dışında olduğunu, bakıcı giderine ilişkin talepleri kabul etmemekle birlikte, fiilen bakıcı tutulduğu ispat edilmeden brüt asgari ücret dikkate alınarak bakıcı giderine hükmedilmesinin yerinde olmadığını, hesaplanan tazminattan davacı küçüğün anne ve babasının bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, temerrüt oluşmadığından faize hükmedilemeyeceğini, davalıdan geçici iş göremezlik ve adli tıp kurumu ücretleri de talep edildiği halde mahkemece bu hususta bir karar verilmediğini, bu hususta bir karar verilmesiyle yargılama giderlerinin buna göre tayin edilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tSomut olayda, 11.06.2013 tarihinde 4 yaşındaki ...’in, ... Mahallesi 1993. Sokak No:30 karşısında bulunan No:29 garaj girişi ve sokakta arkadaşlarıyla oynadığı sırada sürücüsü ve plakası belli olmayan ve olay yerinden kaçan mavi sepetli motosikletin çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, mahkemece kusur bilirkişisinden alınan 04/02/2022 tarihli rapor uyarınca, kazanın meydana gelmesinde yaya ...'in %75 oranında, sürücüsü ve plakası belli olmayan araç (motosiklet) sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı’ndan alınan 20/05/2022 tarihli rapor uyarınca davaya konu olayda, plakası belli olmayan motosiklet sürücüsünün %25 oranında, 2009 doğumlu çocuk yaya ...’in %75 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, mahkemece H.Ü. Adli Tıp ABD Başkanlığı’ndan alınan rapor uyarınca davacının 11.06.2013 tarihli yaralanması neticesinde, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği uyarınca maluliyet oranının %5 olduğu, kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun tedavi süresince bakıcı ihtiyaç süresinin 2 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiğinin belirlendiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan rapor uyarınca davacının kaza tarihinde 4 yaşında olduğu ve gelir getiren bir işte çalışmadığı anlaşılmakta olup, davacının mahrum kaldığı bir kazancı söz konusu olamayacağından, geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceği, sürekli iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 49.164,76-TL, bakıcı gideri nedeni ile oluşan maddi zararının 503,96-TL olduğunun belirlendiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.<br>\t\tAdil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. <br>\t6100 sayılı HMK 297/1-2. maddesinde; “(1) Hüküm \"Türk Milleti Adına\" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar;… c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri… (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi mevcuttur. Anayasa ve 6100 sayılı Yasa hükmü birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme kararlarının içermesi gereken gerekçenin, ilgili ve yeterli olması, çelişki, tereddüt ve şüphe içermemesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Karar gerekçesinin, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Tüm bunların yanında gerekçeli karardaki hüküm fıkrası ile kısa kararın birbiri ile çelişkili olmaması gerekir. Hüküm fıkrasında hak ve borçları değiştirecek şekilde yapılacak değişiklikler maddi hata olarak görülemeyeceğinden, davanın farklı değerlendirilmesi neticesinde kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklılık yaratılmış ise bu durum çelişki oluşturacağından, mahkemece bu yönde verilen karar denetlenebilir olmayacaktır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve denetim mahkemelerinin hukuka uygunluk incelemesi yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.<br>\tSomut olayda, davacı vekili cismani zarara bağlı olarak dava dilekçesinde geçici iş göremezlik zararı için 100-TL, sürekli iş göremezlik zararı için 100-TL, bakıcı gideri için 100-TL, H.Ü. Hastanesi tarafından düzenlenen rapor gideri için 1260-TL olmak üzere toplam 1.560-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 22.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 49.668,72-TL olarak arttırmıştır. Dava dilekçesinde geçici işgöremezlik için talep edilen 100,00 TL tazminatın ıslah dilekçesinde artırıma konu edilmediği, mahkemece hüküm gerekçesinde davacı küçüğün kaza tarihinde 4 yaşında olması nedeniyle geçici işgöremezlik talep edemeyeceğinin belirlendiği ancak hükümde bu alacak kalemine ilişkin olumlu olumsuz bir karar verilmeden davanın tam kabulüne karar verildiği, yargılama giderlerinin de tam kabul nazara alınarak tayin edildiği anlaşılmıştır.<br>\tBu durum karşısında HMK'nın 297. maddesine uygun şekilde karar verilmediğinden karar denetlenebilir değildir. Bu nedenle Karar usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.<br>\tYukarıda, açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırı ve denetlenebilir olmaması nedeniyle kararın HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek davadaki talepler çerçevesinde her bir alacak kalemine ilişkin olumlu olumsuz bir karar verilmesi ve yargılama giderlerinin de buna göre düzenlenmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı ... vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 20/12/2022 tarihli, 2021/584 Esas - 2022/1209 Karar sayılı kararın HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tKararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden tarafa iadesine,<br>\t4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb4e9fc93fdfec3f","SID":"0b866983fbe98036"}}