{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/21 Esas<br>KARAR NO: 2024/1108<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/06/2022<br>NUMARASI: 2017/125 Esas -  2022/101 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>DAVA TARİHİ: 09/06/2017<br>KARŞI DAVA TARİHİ: 08/09/2017<br>KARAR TARİHİ: 12/06/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2010 yılında ... Ltd. Şti. olarak kurulmuş olup, 2011 yılında unvan değişikliğine giderek unvanını ... Tic. Ltd. Şti olarak değiştirdiğini, müvekkili şirketin eski ortaklarından olan dava dışı ...  ve ... ile; dava dışı ... ve ...’ın birlikte ortak oldukları davalı şirket arasında 28/04/2003 tarihli bir Protokol imzalandığını, müvekkili şirketin eski ortaklarından dava dışı  ...‘ın, söz konusu protokolün imzalandığı tarihte davalı şirketin ortağı konumunda iken, mezkur protokol akabinde hisselerini halen davalı şirketin ortakları olan ...  ve ...’a devrettiğini, 28/04/2003 tarihli protokolün ‘Tek Satıcılık’ sözleşmesi niteliğinde olduğunu, bu protokol ile davalı şirket ve yetkililerinin, müvekkili şirketin eski ortaklarından dava dışı  ... tarafından kurulmuş veya kurulacak ya da dava dışı ... ’ın ortağı bulunduğu veya ortak olacağı \"...\" ismini haiz olsun veya olmasın tüm şirketlerinde, bu şirketlerin alıp sattığı veya ürettiği, ürettirdiği her neviden malı yalnızca bu şirketlerden almayı ve bu şirketlere ürettirmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, yine müvekkili şirketin eski ortaklarından dava dışı  ...‘ın da, davalı şirket veya davalı şirket ve ortakları tarafından kurulmuş ve kurulacak şirketlerde üretilen hortum kelepçesini yalnızca davalı şirket ve ortaklarının kurduğu ya da kuracağı şirketlerden satın almayı kabul ve taahhüt ettiğini, protokolün 4. maddesi uyarınca, ... ve ...’ın da gerek şahsi firmaları gerekse ortağı olduğu veya olacağı ... ismini havi olsun veya olmasın bütün şirketlerinde,  ... ve ...’ ın birlikte veya ayrı ayrı kurdukları veya ortak oldukları, ileride ortak olacakları şirketlerin, şahsi firmalarının alıp sattığı veya ürettiği, ürettirdiği her neviden malı üçüncü gerçek ve tüzel kişilerden alıp satmayacak, üretmeyecek ve ürettirmeyeceği, ayrıca, müvekkili şirketin TPMK nezdinde 18/09/2007 tarihli ... no ile tescilli ... markasının maliki olduğunu, davalı şirketin 2010 yılından 2016 yılına kadar kablo bağları ürününü müvekkili şirketten satın almasına rağmen kötü niyetli olarak kablo bağları ürününü de kapsayacak şekilde ... tescil numaralı \"... \" markasını 12, 17, 06, 20. sınıflarda, ... tescil numaralı \"...+Şekil\" markasını 06, 17, 20. sınıflarda ve ... tescil numaralı \"...\" markasını 06. sınıfta tescil ettirdiğini, bu markaların müvekkili şirketin markası ile iltibasa neden olacak derecede benzer olduklarını, bu nedenle hükümsüz kılınmaları gerektiğini, ayrıca davalıya ait ... tescil numaralı \"...\" markasının 6. sınıfta tescilli olduğu mal ve hizmetler için kullanılmadığını, bu nedenle iptali gerektiğini, davalının bu şekilde marka kullanımının müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini; davacı şirketin eski ortaklarından dava dışı  ... ile davalı şirket ortakları ...  ve  ... arasında akdedilen 28/03/2003 tarihli protokol uyarınca müvekkili şirketin imal ettiği/ettirdiği, piyasaya sürdüğü, satışa arz ettiği \"...\" ve \"...\" esas unsurlu kablo bağlarını müvekkili şirketten satın alan davalı şirketin mezkur protokol hükümlerini ihlal ederek kötü niyetli bir şekilde Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirdiği “...” esas unsurlu 15/11/2016 tarih ve ... no’ lu markanın 6. sınıfta yer alan “bağlantı elemanları” ve 20. sınıfta yer alan “plastikten veya sentetikten mamul bağlantı elemanları, kelepçe ve kablo bağları”  yönünden; ... tarih ve ... no’ lu markanın 20. sınıfta yer alan “kablo bağları” yönünden; 15711/2011 tarih ve ... no’ lu markanın 6. sınıfta yer alan “bağlar” emtiası yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’ nun 5/1-ç, 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/9 ve 25/1 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne, Türk Patent ve Marka Kurumu Markalar sicilinden terkinine; davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli “...” esas unsurlu 15/11/2016 tarih ve ... no’ lu markanın, 22/03/2016 tarih ve ... no’ lu markanın ve 15/11/2011 tarih ve ... no’ lu markanın üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini temin zımnında öncelikle teminatsız olarak işbu talep kabul edilmediği takdirde Mahkemece tayin edilecek makul teminat mukabilinde ihtiyati tedbir karari verilmesine ve mezkur ihtiyati tedbir kararının Mahkemece ittihaz edilecek karar kesinleşinceye kadar devamına, davalı şirket adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 15/11/2011 tarih ve ... no ile 6. sınıfa bağlı emtialar için tescilli \"...\" esas unsurlu markanın tescilli olduğu 6. sınıfa dahil emtialar yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’ nun 9. ve 26. maddeleri uyarınca iptaline, ancak işbu iptal kararının 6769 sayılı Kanun’ un 27/2 . maddesi uyarınca iptal halinin doğduğu tarih itibariyle etkili olmasına, markanın Türk Patent ve Marka Kurumu Markalar sicilinden terkinine, müvekkili şirketin eski ortaklarından dava dışı  ... ile davalı şirket ortakları ... ve ... arasında akdedilen 28/03/2003 tarihli protokol uyarınca müvekkili şirketin imal ettiği/ettirdiği, piyasaya sürdüğü, satışa arz ettiği \"...\" ve \"...\" esas unsurlu kablo bağlarını müvekkili şirketten satın alan davalı şirketin mezkur protokol hükümlerini ihlal ederek kötü niyetli bir şekilde \"...\" ve \"...\"  esas unsurlu kablo bağlarını imal etmesinin/ettirmesinin, piyasaya sürmesinin, satışa arz etmesinin, her türlü ticaretini ve tanıtımını yapmasının  6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7., 29/1-a,  29/1-b, 155. maddeleri uyarınca müvekkili şirketin mezkur tescilli markalarından doğan haklarına tecavüz ile, 6102 sayılı TTK’nın 54., 55. ve 56. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine; işbu markaya tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve bu suretle markaya ve tasarıma tecavüz ile haksız rekabetin giderilmesine, müvekkili şirketin eski ortaklarından dava dışı ...  ile davalı şirket ortakları  ... ve ...  arasında akdedilen 28/03/2003 tarihli protokol uyarınca müvekkil şirketin imal ettiği/ettirdiği, piyasaya sürdüğü, satışa arz ettiği \"...\" ve \"...\" esas unsurlu kablo bağlarını müvekkil şirketten satın alan davalı şirketin mezkur protokol hükümlerini ihlal ederek kötü niyetli bir şekilde \"...\" ve \"...\" esas unsurlu kablo bağlarına ve bu ürünlere ait her türlü tanıtım ve reklam materyallerine ve sair vasıtalara gerek yukarıdaki ve gerekse tespit edilecek adreslerde ve bulundukları mahallerde, gümrüklerde, antrepolarda, yükleme mahallerinde, her çeşit nakliye araçlarında el konulmasına, toplanmasına ve bunların imhasına, müvekkili şirketin eski ortaklarından dava dışı  ... ile davalı şirket ortakları  ... ve  ... arasında akdedilen 28/03/2003 tarihli protokol uyarınca müvekkil şirketin imal ettiği/ettirdiği, piyasaya sürdüğü, satışa arz ettiği \"...\" ve \"...\" esas unsurlu kablo bağlarını müvekkil şirketten satın alan davalı şirketin mezkur protokol hükümlerini ihlal ederek kötü niyetli bir şekilde \"...\" ve \"...\" esas unsurlu kablo bağlarına ve bu ürünlere ait her türlü tanıtım ve reklam materyallerine ve sair vasıtalara, davalı şirkete tebligat yapılmaksızın dosyada mübrez deliller nazara alınarak öncelikle teminatsız olarak işbu talep kabul edilmediği takdirde Mahkemece uygun görülecek makul teminat mukabilinde gerek yukarıdaki ve gerekse tespit edilecek adreslerde ve bulundukları mahallerde, gümrüklerde, antrepolarda, yükleme mahallerinde, her çeşit nakliye araçlarında el konulmasına, toplanmasına, bu ibarenin davalı yana ait \"...\" alan adlı internet sitesinin içeriğinde olmak üzere her türlü internet ilanlarında kullanımının durdurulmasına dair 6100 sayılı HMK’nın 389. ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesine, verilecek ihtiyati tedbir kararının Mahkemece verilecek karar kesinleşinceye kadar devamına ve mezkur kararın kesinleşmesi üzerine el konulan tüm taklit ve tecavüz mahsulü ürünlerin, katalog, kartela ve tanıtım materyallerinin imhasına,müvekkili şirketin eski ortaklarından dava dışı ... ile davalı şirket ortakları ... ve ... arasında akdedilen 28/03/2003 tarihli protokol uyarınca müvekkil şirketin imal ettiği/ettirdiği, piyasaya sürdüğü, satışa arz ettiği \"...\" ve \"...\" esas unsurlu kablo bağlarını müvekkil şirketten satın alan davalı şirketin mezkur protokol hükümlerini ihlal ederek kötü niyetli bir şekilde hareket ettiği gerekçesiyle, davalı yanın dava tarihi itibariyle hesaplanacak Merkez Bankası Krediler Avans Faizi ile birlikte fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere 6769 sayılı SMK’nın 151. maddesinin 1. fıkrası uyarınca fiili kaybına ilişkin olarak ve yoksun kalınan kazancın 2. fıkrasının b bendi uyarınca hesaplanmak suretiyle davalı şirketin 100,00- TL maddi ve 100,00.- TL manevi tazminat ödemeye mahkûm edilmesine,müvekkili şirketin taraflar arasında akdedilen 28/03/2003 tarihli protokolün 8. maddesi uyarınca kararlaştırılan cezai şarta ilişkin her türlü dava ve fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla; yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin hükümsüzlüğü talep edilen markaların tescilli olduğu mal ve hizmetlerde \"...\" ibaresini karşı tarafın davaya dayanak yaptığı markasının tescil tarihinden çok daha önce kullanmaya başladığını, SMK’nun 6/3. maddesi uyarınca kazanılmış hak sahibi olduğunu, karşı tarafın ... tescil numaralı markasının tescil tarihinin 18/09/2007 olduğunu, müvekkilinin ise 2003 yılında dahi \"...\" markasının yer aldığı kataloglar hazırladığını, bu ibareyi yoğun şekilde kullandığını, 2003 tarihli kataloğu 15/07/2005 tarihinde Kartal ... Noterliği’nden ... yevmiye numarası ile onaylattığını, ayrıca 2000 yılından bu yana faturalarında \"...\" ibaresini kullandığını, müvekkili şirketin hak sahibi olduğu markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirket ile davacı-karşı davalı şirket arasında uzun süredir devam eden bir ticari ilişki bulunduğunu, davacı-karşı davalı şirketin önceki ortakları ... ile müvekkilinin ortakları ...  ve ... arasında 28/03/2003 tarihli protokol imzalandığını, Protokolde \"...\" markasının kullanım hakkının müvekkili şirketin ortaklarına da tanındığını, davacı-karşı davalının müvekkilinin SMK’nun 6/3. maddesi uyarınca öncelik hakkı olduğunu bildiklerini, kötü niyetle bu davayı açtıklarını, ayrıca SMK’nun 25/6. maddesi uyarınca markanın kullanıldığını bilmelerine rağmen 5 yıl boyunca sessiz kaldıklarından hak kaybına uğradıklarını, müvekkilinin 6. sınıfta tescilli ... tescil numaralı \"...\" markasının 12/01/2011 tarihli marka bülteninde yayınlanmasına rağmen davacı-karşı davalının tescile itiraz etmediği gibi 5 yıldan uzun bir süre dava da açmadığını, aralarındaki ticari ilişki nedeniyle markadan haberdar olmamalarının düşünülemeyeceğini, tarafların markalarının benzer olmadıklarını, markaların benzer mal ve hizmetleri kapsamadığı, bu nedenle iltibasa yol açmadıklarını, müvekkilinin tescilli markalarını kullanmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceğini beyan ederek asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>KARŞI DAVA:Davalı-karşı davacı vekili karşı dava dilekçesini duruşmada tekrarla; ...‘ın müvekkili Şirket'in eski ortaklarından olduğunu ve müvekkili şirketten ayrılırken mevcut ortaklar ... ile aralarında 28/04/2003 tarihli bir protokol düzenlendiğini, düzenlenen Protokol'ün 2. maddesinde; “...  ve  ... da mevcut ... Limited Şirketi ile ... Limited Şirketi haricinde kuracağı veya ortak olacağı şahsi firma veya şirketlerin ticari unvanlarında ... ismini kullanabileceklerdir”, Protokol'ün 5. maddesinde ise;“Protokolün tarafları, alım satınunı, üretimini yaptıkları veya yaptırdıkları ürünlerini birbirlerine liste, katalog ve benzeri düzenlemeler halinde bildirecek, tebliğ edecektir.” hükümlerinin yer aldığını, dava dilekçesinde bu protokle atıf yapıldığından davacı-karşı davalı tarafın da bu Protokolden haberdar olduğunı ve \"...\" ibaresinin müvekkil Şirket tarafından çok uzun yıllardır gerek ticaret unvanında gerekse satılan mallarında yer aldığını bildiğini, davacı/karşı davalı tarafın, müvekkili Şirket'in \"...\" ibareli markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu bilmesine rağmen \"...\" esas unsurlu markanın tescilini yaptırmalarının söz konusu ibareye müvekkil Şirket tarafından çok uzun yıllar içerisinde kazandırılmış olan tanınınışlığından faydalanarak haksız rekabet yaratma amacı güttüğünün oldukça açık olduğunu, zira, davacı/karşı davalı tarafın  müvekkili Şirket ile olan yakın işkileri sayesinde \"...\" ibaresinin ticari anlamda kendisine fayda sağlayabileceğini öngördüğü, dolayısıyla Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescili bulunmayan markayı tescil ettirdiğini ve ticaret unvanında da \"...\" ibaresini kullandığını, davacı/karşı davalı tarafın kötü niyet ile tescil yaptırdığının bir başka kanıtının ise, \"...\" esas unsurlu markalar üzerinde müvekkili Şirket'in eskiye dayalı kullanımı hakkının bulunduğunu bilmesine rağmen, bu hükümsüzlük davasını ikame ctmiş olması olduğunu, karşı tarafın, bu dava neticesinde müvekkili Şirket'in markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini ve söz konusu \"...\" ibaresi üzerinde haksız şekilde hak sahibi olarak markayı ele geçirmeyi amaçladığını, müvekkilinin \"...\" ibareli ticaret unvanını 21/05/1998 tarihinde Ticaret Siciline tescil ettirmiş olup, söz konusu uavanın, bu tarihten itibaren değiştirilmeksizin kullanıldığını, davacı/karşı davalı Şirket’in ..., \"...\" ibareli ticaret unvanını 10/01/2011 tarihinde tescil ettirdiğini, müvekkili Şirket’in söz konusu ibareyi yaklaşık yirmi yıldır faal olarak kullandığını, bunun yanı sıra, \"...\" ibaresini ticaret unvanı ve markalarında kullanma hakkının, ilgili Protokol gereğince kişisel olarak yalnızca eski artaklar ...  ve ... tanınmış olmakla, davacı/karşı davalı Şirket'in söz konusu ibareyi halen ticaret unvanında kullanmasının haklı bir nedene dayanmadığını, zira dava dışı  ...‘ın, davacı/karşı davalı Şirket'in ortaklığından 28/0772011 tarihinde ayrıldığını, ... LİMİTED ŞİRKETİ'NİN mevcut ortaklarının; ... isimli şahıslar olduğunu,  hal böyle iken, davacı/karşı davalı Şirket'in ticaret unvanında halen \"...\" ibaresini kullanmasının haklı bir sebebe dayanmadığının aşikâr olduğunu, müvekkili Şirket'in ortaklarından ... ‘ın çalışmaları ve ticari başarıları nedeniyle ilgili sektörde ciddi bir tanınmışlık seviyesine ulaşmış olan \"...\" ibaresini içeren davacı-karşı davalı Şirket'in ticaret unvanının bir an önce değiştirilmesi ya da terkinine karar verilmesi gerektiğini belirterek, davacı-karşı davalının ... numaralı \"...\" markasının kötü niyetle tescil edildiğinden SMK'nun 6/9. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve TTK'nun 52. maddesi uyarınca \"...\" ibaresinin ticaret sicil kaydından terkinine veya değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı-karşı davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı-karşı davacı tarafa dava dilekçesini 10/07/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, cevap ve karşı dava idelkeçesinin 24/07/2017 tarihine kadar sunulması gerekirken 06/09/2017 tarihinde sunulması nedeniyle karşı davanın süresinde açılmadığını, cevap dilekçesinin süresinde sunulmadığını, davalı-karşı davacının müvekkilinin taraflar arasında imzalanan protokol gereğince kablo bağları, bağlantı elemanları ve işbu emtialarla bağlantılı/benzer emtialar için \"...\" markasını kullandığını bilmesine rağmen tescilsiz kullanım nedeniyle hak sahibi olduğu ... tescil numaralı \"...\" markasının kullanımına uzun süre sessiz kalması nedeniyle hak kaybına uğradığını, hükümsüzlük davası açamayacağını, yine müvekkilinin 2010 yılında ticaret sicile tescil edilen ticaret unvanının terkini için de uzun süre sonra dava açamayacağını, davalı-karşı davacının müvekkiline ait markanın tescili için yapılan ilan ile markadan haberdar olmasına rağmen itiraz etmediğini, uzun zaman geçtikten sonra bu davayı açamayacağını, her iki talep için de zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, davayı açmakta hukuki menfaatin bulunmadığını, müvekkilinin öncelik hakkına sahip olduğu markasını  tescil ettirmesinin açıklayıcı tescil niteliğinde olduğunu, müvekkili şirketin dava dışı ... tarafından 2010 yılında ...  Limited Şirketi unvanı ile kurulduğunu, 2011 yılında unvan değişikliği yaparak ... Limited Şirketi unvanını aldığını, dava dışı ... ’ın hisselerini dverederek ortaklıktan  ayrıldığını, ...  ve  ... ile dava dışı ...  ve  ... arasında 2003 tarihli protokolün imzalandığını, ...’ın protokol imzalandığı tarihte davalı-karşı davacı şirketin ortağıyken hisslerini ... ve  ...’a devrederek ortaklıktan ayrıldğını, tarafların ...“ ibaresini ne şekilde kullanacağının protokolde kararlaştırıldığını, sözleşme hükümlerinin halen taraflar arasında devam ettiğini, davalı-karşı davacı şirketin kablo bağları ve sözleşme kapsamındaki sair ürünleri halen müvekkilinden aldığına dair 2010-2016 yıllarına ait faturalar ile görüldüğünü, müvekkilinin \"...\" markasını bu protokol kapsamında tescil ettirdiğini ve kullandğını, karşı tarafın protokol gereğince yalnızca hortum kelepçeleri için öncelik hakkının bulunduğunu, davalı-karşı davacının diğer ürünler üzerinde öncelik hakkı sahibi olduğunu gösteren bir delil sunmadığını, davanın niteliği gereği tanık dinlenemeyeceğini belirterek karşı davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarih ve 2017/125 Esas - 2022/101 Karar sayılı kararıyla; \"...davacı-karşı davalı kötüniyetli tescil nedeniyle de hükümsüzlük talebinde bulunduğundan buna ilişkin yapılan incelemede, 2003 tarihli protokol ile protokolün taraflarına ve kuracakları veya ortak olacakları şirketlere de \"...\" markasını kullanım hakkının tanındığı, davacı-karşı davalı şirketin eski ortağı ...’ın ortağı olacağı şirketlerin davalı-karşı davacı şirketten \"hortum kelepçesi\" ürününü satın alacağı ve bu ürünü kendisinin üretmeyeceği, ürettirmeyeceği ve başkasından satın alamayacağının açıkça yazılmasına rağmen, davalı-karşı davacı şirketin ...’dan veya ortak olacağı şirketten hangi ürünü satın almak zorunda olduğunun açıkça yazılı olmadığı, \"bağlar ve kablo bağları\" için marka kullanım hakkının ... veya ortağı olacağı şirketlere ait olacağına dair bir hüküm bulunmadığı, Protokolün 5. maddesinde tarafların birbirlerine üretecekleri mal ve ticaretini yaptıkları ürünleri liste, katalog veya benzeri düzenlemeler halinde bildirme yükümlülükleri olduğunun kararlaştırılmış olmasına rağmen ... veya davacı-karşı davalı şirketin davalı-karşı davacı şirkete ürettiği ürünlere ilişkin bir bildirimde bulunduğun da tespit edilemediği, protokole aykırı davranılması halinde yaptırım olarak cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, protokolün imzalanmasının üzerinden 7 yıl geçtikten sonra kurulan ve protokolde taraf olmayan, protokolü imzalayan ...’ın artık ortak olmadığı davacı-karşı davalı şirketin bu protokol nedeniyle hak iddiasında bulunamayacağı, yukarıda açıklandığı üzre TTK’nun 355/2. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, davacı-karşı davalının kendi markasının \"bağlar ve kablo bağları\" için tescilli de olmadığı, davalı-karşı davacının davacı-karşı davalı şirketten kablo bağı satın aldığına dair sunulan faturalardan en eski tarihlisinin 24/08/2010 tarihli olduğu, davalı-karşı davacının ... tescil numaralı \"...\" markasını tescil ettirmek için başvuru tarihinin ise 21/05/2010 olduğu, davalı-karşı davacının kablo bağları için marka tescil başvurusunun davacı-karşı davalıdan kablo bağı ürünü satın almasından daha önce yapıldığı, davalı-karşı davacının prokol imzalandıktan 7 yıl sonra 21/05/2010 tarihli tescil başvurusu sonucu davaya konu markalardan ilki olan \"...\" markasını tescil ettirdiği, kendisine ait www...com alan adının 04/01/2000 tarihinde alındığı, internet sitesi içeriğinde de \"bağlar ve kablo bağları\" ürünlerinin tanıtımlarının yer aldığı, tüm bu nedenlerle davalı-karşı davacının markalarını kötüniyetle tescil ettirdiğinin ispatlanamadığı anlaşılmakla, davalı-karşı davacının markalarının ksımen hükümsüzlüğü davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları, taraflara ait marka tescil kayıtları ve tüm dosya kapsamı ile, davaya konu edilen \"bağlar ve kablo bağları\" emtiasının davacı-karşı davalının ... tescil numaralı \"...\" markasının tescili kapsamında bulunmadığı, davalı-karşı davacının davanın açıldığı tarihten çok önce 2011 yılından bu yana bu emtia üzerinde \"...\" markasını kullandığı, davacı-karşı davalının bu kullanıma beş yıldan fazla bir süre itiraz etmediği, 6 yıl sonra bu davayı açmasının TMK’nun 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, her iki tarafın da aynı ürünler üzerinde \"...\" markasını uzun süre birlikte kullandıkları, 6762 sayılı TTK'nın 52. maddesi uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı, münhasıran sahibine ait olup, tescilli bir ticaret unvanının terkin edilinceye kadar kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, bu nedenle davacı-karşı davalının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetin söz konusu olmadığı kanaatine varıldığından bu taleplerin de reddine karar vermek gerekmiştir.Karşı davayla ilgili yapılan incelemede; davacı-karşı davalının ... numaralı \"...\" markasının kötü niyetle tescil edildiğinden SMK'nun 6/9. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve TTK'nun 52. maddesi uyarınca \"...\" ibaresinin ticaret sicil kaydından terkinine veya değiştirilmesine karar verilmesi talep edilmişse de; davacı-karşı davalının eski ortağı ...’a ve ortağı olacağı şirketlere 2003 tarihli protokol ile “...” markasını “hortum kelepçesi” dışında herhangi bir ürün kısıtlaması olmaksızın kullanma hakkı verildiği, davacı-karşı davalının markasının 07/09/2006 tarihinde yapılan başvuru sonucunda tescil edildiği, davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıdan 2010 yılından bu yana “...” markalı ürünleri satın aldığı, o tarihten karşı dava tarihine kadar geçen yaklaşık 7 yıl boyunca marka kullanımına itiraz etmediği, davacı-karşı davalının markasını tescil ettirirken kötü niyetli olduğuna dair dosyaya hiçbir delil sunulmadığı, aynı şekilde 2003 tarihli protokol ile ... ’a ve ortak olacağı şirketlere \"...\" ibaresini ticaret unvanı olarak da kullanma hakkının verildiği, davacı-karşı davalının ticaret sicile tescil edildiği 2010 yılından bu yana bu konuda da bir itirazda bulunmadıkları, aradan geçen 7 yıl gibi uzun bir süreden sonra ticaret unvanının terkininin talep edilmesinin de TMK’nun 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu kanaatine varılmakla, karşı davanın da reddine karar vermek gerekmiştir.\" kararı verilmiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı - karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; \"Mezkur düzenlemeler uyarınca, davalı şirket protokolü 5. maddesindeki her neviden ürün dahil kablo bağlarını sadece dava dışı ...'ın eski ortağı olduğu müvekkil şirketten satın alacak, üçüncü kişilerden alıp satmayacak, kendisi imal etmeyecek veya üçüncü bir kişiye imal ettirmeyecektir. Davalı-karşı davacı şirket, işbu yerel mahkeme nezdinde görülen davanın konusunu oluşturan markaların haksız ve hukuka aykırı olarak tescili, emtialar üzerinde kullanımı bakımından kötü niyetli olup, davalı şirketin bu tutumu dürüstlük kuralına ve SMK 6/9. 7, 25/1, 29/1-a, 29/1-b, 155. maddeleri ile TTK' nın 54., 55. ve 56. maddelerine aykırı olduğunu, İşbu kötü niyetli tescillerin ve marka hakkının ihali ile haksız rekabet teşkil eden eylemlerin hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiğini, müvekkil şirketin “kablo bağları\" emtiası yönünden öncelikli hak sahibi olduğunu, müktesep hakkı olduğunu, bu anlamda 28.04.2003 tarihli protokol hükümleri geçerli olup, tarafları  bağladığını, Görüldüğü üzere tüm deliller değerlendirildiğinde müvekkil şirketin “...” markası üzerinde “kablo bağları” emtiasında hem protokol bakımından hem kullanım bakımından hem de marka tescili bakımından gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, Tescilsiz bir marka, tescilli bir markadan daha önce kullanılmaya başlanmış ise, kullanım yoluyla tescilsiz markanın tescilli markaya karşı hak bulunduğunu, olayımızda da \"...\" markasını \"kablo bağları\" emtiasında ilk kullanan müvekkil şirket olduğunu, 28.04.2003 tarihli protokolle de bu durumun teyit edildiğini, dosyaya sunmuş olduğumuz ve “...” markasını kuruluşumuzdan bugüne kadar kullandığımız da kanıtlayan faturalarla da bu durumun davalı-karsı davacı şirketçe kabul edildiğini, Nitekim davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine kötüniyetli bir şekilde bilinçli olarak aykırı hareket ettiğinin Beyoğlu ....Noterliği'nin ... Yevmiye numaralı e-tespit evrakından net bir şekilde görüldüğünü,TTK 355/2 hükmü müvekkil şirketin gerçek ve öncelikli hak sahipliğini kanıtlamakta olup işbu hükmün dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini,Ayrıca anılan protokol davalı-karşı davacı şirketçe de imzalanmış, hükümlerine yıllarca uyulmuş ve böylece protokol hükümlerinin ve bağlayıcılığının,  davalı-karşı davacı  şirketçe de kabul edildiğini,Davalı karşı davacı taraf müvekkil şirketin gerçek hak sahibi olduğunu bildiği \"...\" markalı “kabl bağları” emtiasında kötüniyetli bir şekilde marka tescili yaptığını, davalı  adına TPMK nezdinde kötüniyetli olarak tescil edilmiş dava konusu markaların öncelikle kablo bağları ve bağlantı elemanları emtiası yönünden hükümsüz kılınması gerektiğini,Tüm bu açıklamalar ışığında, taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği ve mezkur protokolün davalı şirketi ve müvekkil şirketi halen bağlayıcı olduğu aşikardır, zira söz konusu sözleşme süresiz olarak akdedildiğini ve taraflar arasındaki ticari ilişki sözleşme hükümleri uyarınca halen devam ettiğini, bu itibarla davalı şirketin taraflar arasındaki protokole aykırı olarak kablo bağlarını, bağlantı elemanlarını bizzat kendisinin imal etmesi veya kişilere imal ettirmesi. bu kablo bağlarını, bağlantı elemanlarını satışa arzetmesi, piyasaya sürmesi, katalog, broşür, sosyal paylaşım siteleri, online satış siteleri dahil olmak üzere her türlü tanıtım vasıtalarında kullanmasının hukuka aykırı olduğunu,Huzurdaki davada haklılığımızı teyit eder bir başka hususta müvekkil şirket mezkur 28.04.2003 tarihli protokol hükümlerine bağlı kalarak hortum kelepçelerini halen bu alanda faaliyet gösteren davalı şirketten satın aldığını, ayrıca davalı şirket müvekkil şirkete ait “...” markalı kablo bağlarını ve sözleşme kapsamına giren sair ürünleri Mahkemeye dilekçelerimiz. ekinde sunduğumuz 2010-2016 yıllarına ait faturalardan da görüleceği üzere düzenli olarak müvekkil şirketten satın aldığını,Dolayısıyla, davalı yan mezkur protokol hükümlerini bilmesine rağmen kötüniyetli olarak ... markasını kablo bağları, bağlantı elemanları emtiasında tescil ettirmiş ve işbu dilekçemizde sözü edilen marka hakkının ihlali ile haksız rekabet teşkil eden eylemleri gerçekleştirmiştir. gerçekleştirmeye de devam ettiğini,Müvekkil şirket tarafından “...” markası 07.09.2006 tarihinde tescil edildiğini, dosyada mevcut fatura fotokopileriyle de sabit olduğu üzere, davalı-karşı davacı şirket en erken 24.08.2010 tarihinden bu yana müvekkil şirketten müvekkil şirkete ait “...” markalı kablo bağları satın aldığını, Davalı şirketin uyuşmazlık konusu “...” ve “...” esas unsurlu markalarının kablo bağları bakımından TPMK nezdinde en erken tarihli marka başvurusunun 15.11.2011 tarihli olduğunu, dolayısıyla müvekkil şirketin öncelik hakkını havi olduğu açık bir şekilde görüleceğini, bu kapsamda, kötüniyetli davalı-karşı davacı şirketin davaya konu mezkur markalarının hükümsüz kılınmasına ve marka hakkının ihlali ile haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, giderilmesi taleplerimizin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Davalı- karşı davacı şirket adına tescilli dava konusu markalar müvekkil şirketin gerçek hak sahibi olduğu markasının/markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini birebir içerdiğini, bu nedenle sayın başkanlığınızca davalı şirkete ait mezkur markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini,Kaldı ki davaya konu markalardaki şekil unsuru markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmadığını, zira TPMK'nın yayımlanan “Marka Karar Kriterleri” nde de belirtildiği üzere, “kelime şekilden oluşan marka başvurularında, markanın ayırt edici unsuru açışından yapılan değerlendirmelerde öncelik markanın kelime unsuruna verileceğini,Davalı tarafından müvekkil markasının sonuna ayırtediciliği olmayan yardımcı bir unsur konularak, değişik bir görünüm elde edilmeye çalışıldığını, ancak bu görünümün markalar arasındaki karışıklığı ve iltibas tehlikesini ortadan kaldırmadığını, davaya konu marka başvurusunun başvurulan tüm hizmetler için SMK 5/1-ç maddesi çerçevesinde hükümsüz kılınması gerektiğini, Davalı-karşı davacı şirketin huzurdaki davaya konu eylemlerinin marka hakkımıza tecavüz teşkil etmekle birlikte 6102 sayılı T.T.K. hükümlerine göre de haksız rekabet teşkil ettiğini.\" beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.Davalı - karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; \"... markasının iptali yönünden istinaf sebeplerimiz: Mahkemece müvekkile ait \"...\" markasının SMK 9/1 ve 26/1 maddeleri uyarınca beş yıl içinde kullanılmadığından iptaline karar verildiğini, bu kararın mübrez delillere, bilirkişi raporlarına  ve hukuka aykırı olduğunu, Öncelikle dosyanın 2017 esaslı bir dosya olduğunu, dosya defalarca bilirkişi tevdii edilmiş, tüm raporlar müvekkil lehine görüş belirtmiş olmasına rağmen, davacı karşı davalının itirazları sebebi ile; dosya defalarca bilirkişi incelemesinden geçtiğini, Mahkeme ... markasının 6. sınıftaki emtialar için  21.05.2010 ila 09.06.2017 tarihleri arasında 5 yıl içinde etkin bir şekilde kullanılıp- kullanılmadığının müvekkil ticari defter ve belgeleri incelenerek rapor düzenlenmesinin istendiğini; talimat dosyası olan Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 'nden sunulan 23.01.2020 tarihli bilirkişi kurul raporunda özetle; söz konusu markanın müvekkilce açık bir şekilde kesintisiz olarak kullanıldığının sabit olduğunu, müvekkilin markayı etkin bir şekilde kullandığı teknik inceleme sonucunda sabit olduğundan, bahse konu düzenleme gereği müvekkilin markasının da iptalinin mümkün olmadığını,Talimat dosyası olan Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 'nden sunulan 23.02.2021 tarihli bilirkişi kurul ek raporunda da aynı yönde tespitlerin yapıldığını, ... markasının 2010-2017 tarihleri arasında incelemeye konu ürünlerde etkin ve ciddi şekilde kullanıldığının kayda geçirildiğini, Tüm bilirkişi raporlarında ... markasının müvekkilce 5 yıl boyunca etkin bir şekilde kullanıldığı sabit olmasına rağmen, Mahkeme ... markasının 5 yıl boyunca etkin bir şekilde müvekkilce kullanılmadığına haksız bir şekilde hüküm getirdiğini, buna gerekçe olarak da, bilirkişi raporunun ekine eklenen faturalarda kullanılan markanın \"...\" markası olduğu, iptali talep edilen \"...\" markasının kullanılmadığını belirttiğini, oysa ki; son iki  bilirkişi raporu incelendiğinde davaya konu markanın hangi stok kodları ile işlem gördüğünün ve faturalara nasıl yansıtıldığı uzman bilirkişi tarafından açıklandığını, Mahkeme ise, dosyada mübrez tüm bilirkişi raporlarına itibar etmeyip, uzmanlık alanı olmayan konuda, uzmanların görüşü hilafına hüküm tesis etmesinin usule aykırı olduğunu, Mahkeme, bilirkişi raporunda ek olarak dosyaya sunulan faturalarda ... markasının yazılı olmamasını gerekçe göstererek, ... markasının müvekkilce 5 yıl boyunca kullanılmadığına kanaat getirdiğini, faturada marka belirtilmesi şart olmayıp; faturanın açıklaması olmalı, satılan malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı yazılmasının yeterli olduğunu,Karşı davamızın reddi  yönünden  istinaf sebeplerimiz: SMK 6.maddesinin 9.fıkrasında tescil başvurusunun kötü niyetle yapılması \"nisbi ret\" sebepleri arasında sayıldığını, \"Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve tanınmış olsun ya da olmasın, başkasının markasını ele geçirmeye yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller birer kötü niyetle tescildir.\"  ..., müvekkil şirketin eski ortaklarından olduğunu, bu şahıs şirketten ayrılırken, müvekkil şirketin ortakları ile 28.04.2003 tarihli bir protokolü imzaladığını, davacı-karşı davalı tarafından anılan 28.04.2003 tarihli protokole birçok kez atıf yapıldığını, dolayısıyla karşı tarafın protokolün varlığından haberdar olduğu ve \"...\" ibaresinin müvekkil şirket tarafından çok uzun yıllardır gerek ticaret unvanında gerekse satılan mallarında yer aldığını bildiğini, Şu halde, müvekkil şirket tarafından ihtilafa konu \"...\" ibaresinin ticari olarak uzun zamandır kullanıldığını bilen karşı tarafın söz konusu \"...\" esas unsurlu marka başvurusunu yaparken ne gibi bir amaç taşıdığının iyi araştırılması gerektiğini,Bahsedilen 2003 tarihli protokol ve taraflar arasında çok uzun zamandır süregelen yakın ticari ilişki nazara alındığında, davacı-karşı davalı tarafın, müvekkil şirketin \"...\" ibareli markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu bildiğini, bu anlamda durumu bilmesine karşın \"...\" esas unsurlu markanın tescilini yaptıran tarafın söz konusu ibareye müvekkil şirket tarafından çok uzun yıllar içerisinde kazandırılmış olan tanınmışlığından faydalanarak haksız rekabet amacı güttüğünü, Davacı-karşı davalı işbu dava neticesinde müvekkil şirketin markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini ve söz konusu \"...\" ibaresi üzerinde haksız şekilde tek sahibi olarak markayı ele geçirmeyi amaçladığını, Müvekkilimiz \"...\" ibareli ticaret unvanını 21.05.1998 tarihinde ticaret siciline tescil ettirmiş olup söz konusu unvan bu tarihten itibaren değiştirilmeksizin kullanıldığını, davacı-karşı davalı ise, \"TORK\" ibareli ticaret unvanını 10.01.2011 tarihinde tescil ettirdiğini, Bunun yanı sıra \"...\" ibaresini ticaret unvanı ve markalarında kullanma hakkı ilgili protokol gereğince kişisel olarak yalnızca eski ortaklar ...  ve  ... tanınmış olmakla, davacı-karşı davalının söz konusu ibareyi halen ticaret unvanında kullanması haklı bir nedene dayanmadığını, zira dava dışı Cem Kırşan davacı-karşı davalı şirketten 28.07.2011 tarihinde ayrılmış olduğunu, Hal böyle iken davacı-karşı davalı şirketin ticaret unvanında halen \"...\" ibaresini kullanması haklı bir sebebe dayanmadığı aşikar olmakla, \"...\" ibaresini içeren davacı-karşı davalı şirketin ticaret unvanı bir an önce değiştirilmeli ya da terkinine karar verilmesi gerektiğini.\" beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir. <br>GEREKÇE: Asıl dava markanın hükümsüzlüğü, markanın kullanmama nedeniyle iptali, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ile ref'i, maddi ve manevi tazminat; karşı dava ise markanın hükümsüzlüğü ve ticaret unvanının terkini istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesi tarafından, \"ASIL DAVA YÖNÜNDEN; Asıl davanın KISMEN KABULÜNE; Davalı karşı davacı adına tescilli ... tescil numaralı \"...\" markasının 15/11/2016 tarihinden itibaren hüküm doğurmak üzere kullanılmaması nedeniyle İPTALİNE VE SİCİLDEN TERKİNİ'NE, -Davacı karşı davalının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, KARŞI DAVA YÖNÜNDEN; Karşı davanın REDDİNE\" karar verilmiştir. Hüküm her iki taraf vekilince istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Cevap ve karşı dava dilekçesinin yasal süresinde sunulmadığı ileri sürülmüş ise de;  davalı-karşı davacıya dava dilekçesinin tebliğ tarihine göre iki haftalık cevap ve karşı dava açma süresinin bittiği tarihin adli tatil içinde kaldığından HMK’nun 104. maddesi uyarınca adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılacağından ve cevap ve karşı dava dilekçesinin bir haftalık süre içinde sunulduğu anlaşıldığından itirazın yerinde olmadığı; ayrıca davalı-karşı davalının karşı davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır.Davacı-karşı davalının 18/09/2007 tescil tarihli, ... tescil numaralı \"...\" markasının ise 09. sınıfta; davalı-karşı davacının 28/06/1997 tescil tarihli ... tescil numaralı \"...+Şekil\" markasının 6. sınıfta yalnızca \"hortum kelepçeleri\" için, 14/11/2016 tescil tarihli ... tescil numaralı \" ...\" markasının 12, 17, 06, 20. sınıflarda, 21/03/2016 tescil tarihli ... tescil numaralı \"...+Şekil\" markasının 06, 17, 20. sınıflarda, 14/11/2011 tescil tarihli ... tescil numaralı \"...\" markasının ise 06. sınıfta tescilli oldukları  anlaşılmıştır. Davacı-karşı davalının ... tescil numaralı “...+Şekil” markasının davalı-karşı davacıya ait ... tescil numaralı \"... \", ... tescil numaralı \"...+Şekil\"  ve ... tescil numaralı \"...\" markalarından daha önce tescil edildiği, davacı-karşı davalının markasının esas unsuru olan \"...\" ibaresinin davalı-karşı davacının markalarında da aynen mevcut olduğu, taraf markaları arasında görsel ve işitsel olarak bağlantı kurulabileceği, ancak SMK’nun 6/1. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilebilmesi için markaların aynı veya benzer mal ve hizmetler için tescil edilmiş olmalarının gerektiği, taraflara ait markalar incelendiğinde, davacı-karşı davalının markasının 09. sınıfta tescilli olduğu, davalı-karşı davacının markalarının ise 06, 12, 17 ve 20. sınıflarda tescil edildikleri, davalı-karşı davacının markalarının hükümsüzlüğü talep edilen emtiaları için davacı-karşı davalının markasının tescilli olmadığı, davacı-karşı davalının markasının tescilli olduğu mal ve hizmetlerin bu emtialarla bir bağlantısının ve benzerliğinin bulunmadığı, bu nedenle SMK’nun 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı, bunun yanı sıra davacı-karşı davalının markasının tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı, bu nedenle de SMK’nun 6/4 ve 6/5. maddelerindeki hükümsüzlük koşullarının da mevcut oluşmadığı yönündeki mahkeme değerlendirmesi yerindedir.Her iki tarafın sundukları faturalar ile davacı-karşı davalının 24/08/2010, davalı-karşı davacının ise 12/04/2011 yılından bu yana \"...\" markasını \"kablo bağları ve bağlar\" emtiası üzerinde kullandıkları, davacı-karşı davalının marka kullanımı daha önce başlamışsa da, aralarında ticari ilişki bulunan her iki şirketin diğer tarafın marka kullanımından haberdar olmasına rağmen davanın açıldığı 09/06/2017 tarihine kadar davalı-karşı davacının marka kullanımına sessiz kaldığı, bu nedenlerle SMK’nun 6/3. ve 6/6. maddelerindeki hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı; davacı-karşı davalının kötüniyetli tescil iddialarının da ispatlanamadığı anlaşılmıştır.  Davalı-karşı davacının14/11/2011 tescil tarihli ... tescil numaralı \"...\" markasının 06. sınıfta tescilli olduğu emtialar için kullanılmadığından iptalinin istendiği; davalı-karşı davacının ticari kayıtları üzerinde inceleme yaptırıldığı, alınan bilirkişi raporlarında markanın 12/04/2011 tarihinden itibaren kablo bağları için kullanıldığına dair görüş bildirildiği, ancak rapora eklenen fatura örnekleri incelendiğinde kullanılan markanın \"...\" markası olduğu, iptali talep edilen \"...\" markasının kullanılmadığı anlaşılmakla, mahkemece markanın tescilden itibaren 5 yıllık sürede tescil edildiği emtialar yönünden ciddi olarak kullanılmadığının tespitiyle anılan markanın iptaline karar verilmesi yerindedir.  Toplanan deliller uyarınca; davaya konu edilen \"bağlar ve kablo bağları\" emtiasının davacı-karşı davalının ... tescil numaralı \"...\" markasının tescili kapsamında bulunmadığı, davalı-karşı davacının 2011 yılından bu yana bu emtia üzerinde \"... markasını kullandığı, davacı-karşı davalının bu kullanıma beş yıldan fazla bir süre itiraz etmediği, bu nedenle 6 yıl sonra işbu davanın açılmasının TMK 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, TTK 52. maddesi uyarınca  tescilli bir ticaret unvanının terkin edilinceye kadar kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, bu nedenle davacı-karşı davalının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetin söz konusu olmadığı  anlaşıldığından; mahkemece bu yöndeki istemlerin reddine karar verilmesinde usule aykırılık bulunmamaktadır.  Karşı dava yönünden yapılan incelemede ise; davacı-karşı davalının markasının 07/09/2006 tarihinde yapılan başvuru sonucunda tescil edildiği, davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıdan 2010 yılından bu yana “...” markalı ürünleri satın aldığı, o tarihten karşı dava tarihine kadar geçen yaklaşık 7 yıl boyunca marka kullanımına itiraz etmediği,  markanın kötü niyetli tescil edildiğine ilişkin dosyaya hiçbir delil sunulmadığı, davacı-karşı davalının ticaret sicile tescil edildiği 2010 yılından bu yana bu konuda da bir itirazda bulunulmadığı,  aradan geçen 7 yıl gibi uzun bir süreden sonra ticaret unvanının terkininin talep edilmesinin TMK 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu anlaşılmakla; mahkemece karşı davanın da reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, taraf vekillerinin istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı - karşı davalıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacı - karşı davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı - karşı davacıdan alınması gereken toplam 855,20 (427,60 x 2) TL harçtan, peşin alınan toplam 161,40 (80,70 x 2) TL harcın mahsubu ile bakiye 693,80 TL harcın davalı - karşı davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,  4-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d37fc8f63933430","SID":"3ae0ad3d6ed23559"}}