{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/825 <br>KARAR NO: 2023/1511<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 05/10/2022<br>NUMARASI: 2014/210 Esas - 2022/665 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Destekten yoksun kalma ve maddi tazminat<br>KARAR TARİHİ: 14/11/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;   <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07/02/2010 tarihinde, ...'ın sürücüsü, ...'ın maliki, davalının sigortacısı olan ... plakalı aracın hakimiyetini yitirmesi sonucu meydana gelen trafik kazası nedeniyle müvekkili ve eşinin yaralandığını, sonra hayatını kaybettiği, müvekkil ...'ın ...'ın sağladığı maddi destekten yoksun kaldığını, zararın tazmini açısından sigorta şirketi bünyesinde açılan hasar dosyası neticesinde ödeme yapıldığını ancak zararın tam olarak tazmin edilemediğini, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik müvekkili için, eşinin ölümüyle mahrum kaldığı destek nedeniyle 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve müvekkilin işgücü kaybı nedeniyle uğradığı sürekli kazanç kaybı için 5.000 TL sigorta şiketinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 07/02/2010 tarihinde trafik kazasına karıştığını belirttiği ... plakalı aracın, ZMS (Trafik) Sigorta Poliçesi ile ... adına ölüm ve maluliyet için kaza tarihi itibarıyla şahıs başına 150.000 TL'sine kadar azami sorumluluk hadleri ile müvekkili şirketine sigorta ettirildiğini, davacı vekili her ne kadar kendisine destekten yoksun kalma maddi tazminat ödendiğini beyan etmişse de, beyanının hatalı olduğunu, davacının müvekkili sigorta şirketinden destekten yoksun kalma maddi tazminat talebinde bulunmadığını, müvekkili şirketin davacının eşinin ölümünden haberi olmadığını, davacının kendi maluliyeti ile ilgili olarak müvekkili sigorta şirketine müracaatta bulunduğunu, tazminat miktarının 13.086,97 TL'nin 26/05/2011 tarihinde davacıya ödendiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile 125.213,28 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 26/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili, müvekkili şirket tarafından dava öncesinde davacıya ödeme yapıldığını, onaylı ibraname ile davacı tarafından müvekkil şirketin kesin bir şekilde ibra edildiğinden müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini, davanın 2 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra ikame edildiğini,  önceki yapılan ödemenin yeterli olup olmadığına dair herhangi bir tespit yapılmadan fahiş bir tazminata hükmedildiğini, önceki ödemenin faizi güncellenmeden mahsup etme yoluyla bakiye tazminat belirlendiğini, gerek maluliyet oranı, gerek kusur, gerekse hesaplama yönünden hatalı rapora dayanılarak hukuka aykırı hüküm kurulduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan zarar nedeniyle maddi tazminat ve destekten yoksun kalma istemine ilişkindir. - KTK'nin 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren iki yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da  yeterlidir. Kanunda belirtilen iki yıllık süre hak düşürücü süre olup res'en dikkate alınması gerekir(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 04/05/2017 tarih ve 2014/23349 E., 2017/4992 K. sayılı kararı). Dava; 07/02/2010 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle, 02/07/2014 tarihinde açılmıştır. Davalı tarafça dosyaya sunulan 04/05/2011 tarihli ibranameye göre davacı \"maddi-bedeni zarar tutarı olan 13.086,97 TL'yi aldığını, başkaca alacağı kalmadığını, davalıyı (ve diğer müteselsil sorumluları) kayıtsız şartsız, rücuu kabil olmamak üzere ibra ettiğini\" belirterek ibranameyi imzalamıştır. Davacının, bu bedelin ödenmediğine dair itirazı da yoktur. Bu durumda davanın KTK'nin 111. maddesindeki iki yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığının sabit olmasına ve kayıtsız şartsız nitelikte ibraname imzalanmış olmasına göre davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddi gerekirken kısmen kabulüne dair hüküm kurulması yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf itirazının kabulüyle aşağıdaki şekilde davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1-Davanın KTK'nin 111. Maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçmesi sebebiyle reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL harcın, peşin olarak yatırılan 34,16 TL peşin harç ile 496 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 530,16‬ TL harçtan mahsubu ile 260,31‬ TL harcın davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 5-Harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran taraflara iadesine,<br>B-İstinaf İncelemesi Bakımından: 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine, 2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yatırılan 492 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.14/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f2f22f63b3d7a44a","SID":"8432cdaf073b9b79"}}