{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/841 <br>KARAR NO\t: 2023/1561 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>DAVA\t: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ \t: 19/10/2023 <br>GEREKÇELİ KARARIN <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin borçlu şirket ile ticari faaliyette bulunduğunu, kalan bakiye alacağını tahsil edemediğini, İstanbul / Yeni Delhi ( Hindistan) arası deniz taşıma işlerine ilişkin faturalardan, taşıma belgelerinden ve mail yazışmalarından da anlaşılacağı  üzere bedeli talep edilen hizmetin görülmesiyle ilgili detaylar konusunda davalı ile mutabık kalındığını, hizmetin görülmesi için davalı tarafça onay verildiğini, ancak davalının ödemeden kaçınarak borcunu inkar ettiğini, ardından Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, davacı şirketin davalının talep ettiği hizmeti talep edildiği şekilde ve davalının onanıyla yerine getirdiğini, hizmet bedeli olarak davalıya 18/12/2014 tarihli 67.855,50 USD bedelli bir faturanın tanzim edilerek tebliğ edildiğini,  itirazın iptaline takibin kaldığı yerden devam etmesine, davalı hakkında %20' den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı şirketin Hindistan'da bulunan ... firmasına satış yaptığı ürünlerin taşınması konusunda davacı ile anlaştığını, davacının davalı şirketin ürünlerini CIF teslim ile taşımayı kabul ettiğini, davalı şirketin CIF teslimden kaynaklanan navlun bedeli, yükleme masrafları ve sigorta konusundaki edimlerini yerine getirdiğini, dava konusu taşıma nedeniyle davacıya herhangi bir borcunun kalmadığını, CIF satışta, satıcı davalı şirketin, yüklemeden sonraki hasar ve ek harcamalardan sorumlu olmadığını, davacı tarafından talep edilen demuraj ve imha masraflarının davalı şirketin sorumluluğunda olmadığını, tamamen alıcı ... firmasının sorumluluğunda olduğunu, davacının bu hususu bilmesine rağmen demuraj ve imha masrafları için davalı şirket adına fatura düzenlediğini, faturaya itiraz edilmesi üzerine bir kere itiraz edilmiş faturaya dayalı icra takibi yaptığını, davacının taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının demuraj bedeli olarak 17.376,47 USD talep ederken daha sonra demuraj ve imha için ödeme yaptığından bahisle davalı şirketten 67. 907,55 USD  talep ettiğini ancak yaptığı ödemelere ilişkin herhangi bir belge sunamadığını, bu nedenle öncelikle ispatlanamayan davanın reddinin talep ettiklerini, ayrıca davacının kendi kusuru ile zararın artmasına neden olduğundan, artan zarardan davalı şirketin sorumlu olmaması gerektiğini, davacı şirketin tarafından talep edilen faiz ve faiz oranı fahiş olduğundan , bu taleplerin de reddinin gerektiğini, icra takibine konu yapılan alacağın dayanağı faturaya itiraz edilerek fatura aslı davacıya iade edildiğinden, ortada likit yani belirlenebilir bir alacak söz konusu olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini beyan ve talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkemesi 24/11/2020 tarih ve 2015/311 Esas - 2020/322 Karar sayılı kararı ile; <br>\" Dava;  Taraflar arasındaki deniz taşıma ilişkisinden doğan ve alıcı tarafından emtiaların teslim alınmaması üzerine oluşan masrafların davalıdan tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın, davacı tarafından taşımaya konu edimlerin yerine getirilip getirilmediği, malların alıcısı tarafından alınmaması nedeniyle oluşan masraflar nedeniyle davalının sorumluluğununu bulunup bulunmadığı ve buna göre varsa davacı alacağının miktarının tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı icra takip dosyası incelendiğinde, 22/12/2014 tarihinde davalı aleyhine icra takibine başlandığı, ödeme emrinin davalı borçluya 24/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından 30/12/2014 tarihinde borca itiraz edildiği, eldeki davanın ise 05/06/2015 tarihinde İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. <br>Mahkememiz tarafından belirlenen heyetin hazırladığı 18/11/2016 havale  tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; Davacı ve davalı tarafların ticari defterlerinin HMK 222 maddesi gereği lehine delil vasfını haiz olduğunu, Davacı ile davalı arasında taşıma-navlun sözleşmesi konusunda ihtilaf bulunmadığını, davalının kombine taşıma konişmentosu ile üstlendiği taşımada deniz taşımasını dava dışı ... firması aracılığı ile ifa ettiğini, dava dışı deniz taşıyanının malı Hindistan'a götürmesine karşın, gönderilen- alıcının malı almadığı ve mala ilişkin ilgisini göstermediğini, satışın ne tür teslim şekliyle yapıldığına bakılmaksızın, taşıyan karşısında akdi sorumluluğun taşıtana ait olduğunu, somut olayda da ... karşısında DSV firmasının; DSV karşısında ise davalı DETAY firmasının taşıtan sıfatı ile sorumlu olacağını, alıcının malı almamasının bir teslim engeli olduğu gözetilerek, oluşan demuraj ve sair masraflar ile tasfiye giderlerinden satıcı-taşıtanın sorumlu olduğunu, somut olayda davacının 67,855.50 USD ödemeye katlandığı ve tamamını davalıya rücu etmekte haklı olduğunun değerlendirildiğini, davacının giriştiği takibin ana para miktarı olan 67.855,50 USD bakımından haklı olduğu ve takibin devamı gerektiğini, işlemiş faiz talebi bakımından davalının temerrüt ihtarı ile temerrüde düşürüldüğü sabit olmadığı gözetilerek, takip tarihine kadar 52,05 USD işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığını, alacak miktarının rücuen tazmin alacağı için düzenlenen bir adet fatura kaynaklı alacak olduğu; faturanın demuraj ve tasfiye masrafına ilişkin içeriği gözetildiğinde davacı yararına inkar tazminatı talebinin mahkemenin takdirinde olacağı  görüş ve kanaatini bildirdiği görülmüştür. Mahkememiz tarafından belirlenen heyetin hazırladığı 22/06/2017 havale tarihli  bilirkişi ek raporunda özetle; Kök raporda her ne kadar davacının katlandığı tüm bedel olan 67.855,50 USD ödemenin davalıya rücu edilebileceği değerlendirilmiş ise de; varma yerine ulaştıktan sonra CİF teslim şartı da gözetilerek alıcıya mal teslim edilmediğini,  5.5 ayı bulan sürelerle malın varma yeri limanında beklemesinden ve teslim engelinden davalıyı haberdar etmemekte kusurlu olduğunu, davalının da CİF satış teslim şekline güvenerek, alıcısına malın teslim edilemediği veya edildiği hususunda gerekli araştırmayı yapmaksızın ve navlun sözleşmesinde taşıtan olduğunu göz ardı ederek hareketsiz kalmakta kusurlu olduğunu, oysa CİF satış teslim şeklinde dahi alıcının mala ilgisini göstermemesi ve malı çekmemesi halinde varma yeri masrafları ve malı geri çekmek veya mala tasarruf etmek bakımından yetkinin taşıtana geçtiğini, bu çerçevede eşit %50 müterafik kusurları ile bu denli zararın artmasına sebebiyet verdikleri kabul edilerek davacının katlandığı masrafın 67.855,50 USD x 0,50 kusur oranı = 33.927,75 USD ve 26,03 USD işlemiş faizi davalıya yansıtabileceğinin değerlendirildiğini, mahkemece kusur oranı ve buna bağlı olarak davacının rücu edebileceği alacak miktarının nihai takdirinin  mahkemeye ait olduğunu,  Kök  rapor sonuç ve kanaatlerimizin aynen devam ettiği görüş ve kanaatlerini bildirdiği görülmüştür.Mahkememiz tarafından 11/09/2017 tarihli duruşma 1 nolu ara kararı gereğince dosyaya sunulan kök ve ek raporlarda tarafların sorumlulukları yönünden farklı değerlendirmeler yapılmış olduğundan yeni bir heyetten rapor alınmasına karar verilmiş olup mahkememiz tarafından  yeni belirlenen  heyetin hazırladığı  havale tarihli  bilirkişi  raporunda özetle; Davacı yanın 2014 yılı Ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK.. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu kanaatine varıldığını, Davalı yanın 2014 yılı Ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu kanaatine varıldığını,  Davacı yan tarafından davalı yana 1 adet 67.855,50 USD tutarlı fatura düzenlenmiş olduğunu, Düzenlenen fatura davacı yanın ticari defter kayıtlarında mevcut olup davalı yan ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, Davalı vekili tarafından keşide edilen Beyoğlu 7. Noterliği'nin 26/12/2014 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi ile; ihtilaflı davacı şirket faturasına itiraz edildiğini,1NCOTERMS düzenlediği konular bakımından etkisini yalnızca satış ilişkinin tarafları hakkında göstereceğini, satış sözleşmesinden bağımsız navlun sözleşmesinin taşıyanına etki etmeyeceği bu sebeple Davalı'nın CİF kaydına ilişkin savunmalarının yerinde olmadığını, Davacı ile Davalı arasında navlun sözleşmesi kurulduğunu, Davacının asıl navlun sözleşmesi uyarınca taşıyan Davalı'nın ise taşıtan sıfatına sahip olduğunu, davacı'nın üstlendiği taşımayı kendisinin yerine getirmediğini dava dışı dışı ...şirketi ile alt navlun sözleşmesi kurduğunu, bu sözleşme uyarınca Davacı'nın taşıtan dava-dışı ....'nin ise taşıyan sıfatına sahip olduğunu, Davacı'nın dava-dışı ...'ye ödediği meblağı asıl navlun sözleşmesinin diğer tarafı Davalı'dan talep ettiği bu uyuşmazlıkta aktif husumeti bulunduğunu, Konteyner gecikme ücreti bakımından TTK 1203 maddesinin koşulları gerçekleşmediği için navlun sözleşmesinin taşıtanı olanı davalının bu istemden dolayı davacı'ya karşı sorumlu olması gerektiğini, uyuşmazlıkta oluşan konteyner gecikme ücretinin 18.615 USD olduğu ve fakat dava-dışı fiilî taşıyanın bunun %50'sinden feragat ettiği ve faturada 9.307,50 USD yansıttığı bilgisi yer aldığı ancak yukarıda açıklandığı üzere heyetimiz tarafından bu hesaplamanın yerinde olup olmadığının denetiminin yapılması dosyadaki bilgi ve belgeler kapsamında mümkün olmadığını, 8/2/2014 tarihinde boşaltıldığı iddia edilen konteynerin içindeki eşya bakımından Davalı satıcının satış sözleşmesi uyarınca satmış olduğu eşyaların akıbetinin ne olduğunu 6 ay boyunca takip etmemesi ve teslim alınmadığını bilmemesinin mümkün olmadığını, Davalı'mn kurmuş olduğu navlun sözleşmesi uyarınca sözleşmesel ilişki çerçevesinde konteyner gecikme ücretındcn sorumlu olması gerektiğini, Sayın Mahkemc'nin konteyner gecikme ücreti bakımından bildirim tarihini esas alması durumunda ise Davalı her halükarda 4/8/2014 tarihi ilâ konteynerlerin boş iade edilme tarihinin 27/11/2014 tarihi olması hâlinde bu tarih arasında oluşan konteyner gecikme ücretinden sorumlu olması gerektiğini, Talep oJunan 48,387 USD'lik depo masrafı için dava-dışı fiilî taşıyanın kime ne kadar Ödediğine ilişkin herhangi bir belge ve tarife dosya içeriğinde bulunmadığını, bu sebeple bu meblağın gerçeği yansıtıp yansıtmadığını tespit etmek mümkün olmadığını, dosyadaki delilleri yeterli görmesi hâlinde bir üst paragrafta konteyner gecikme ücreti için varılan sonucun depo masrafı için de geçerli olması gerektiğini, talep olunan 10.161 USD'lik imha masrafları hakkında dosyada dava-dışı fiilî taşıyan tarafından imha masrafları karşılığında kime nc kadar ödendiğine dair resmî bir belge bulunmadığını, bu sebeple bu meblağın gerçeği yansıtıp yansıtmadığını tespit etmek mümkün olmadığını, Sayın Mahkeme'nin dosyadaki delilleri yeterli görmesi hâlinde Davacı tarafından Davalı'ya imha süreci hakkında Öncesinde bildirimde bulunulduğu için bu meblağın tamamından Davalı'tun sorumlu olması gerektiği görüş ve kanaati bildirilmiştir.<br> Mahkememiz tarafından  belirlenen  heyetin hazırladığı 13/04/2018  havale tarihli ek  bilirkişi  raporunda özetle;Davalı'nın CIF satış itirazları bakamından kök kaporda vardığı kanaatin ek raporda yer verdiğini,  ek gerekçelerle muhafaa edildiğini, dosyaya  Davacı tarafından sunulan tarife sonrasında konteyner gecikme ücreti için yaptığı hesaplamada, hesaplama  04/08/2014 ile 27/11/2014 tarihleri arasında yapıldığını, aradaki gün  ve serbest süre düşüldükten sonra konteyner gecikme ücretinin 5.500 USD olduğu,  Hesaplama 21/2/2014 ile 27/11/2014 tarihleri arasında yapıldığında aradaki gün sayısının 279 gün olduğu ve bu süreden serbest  süre düşüldükten sonra konteyner  gecikme ücreti ise 13.700 USD hesap edildiği,  dava - dışı fiili taşıyanın  % 50 indirimle 9.307,50 USD konteyner gecikme ücretini davacıdan tahsil ettiğini, gerçekte oluşan konteyner gecikme ücretin iddiasının dosyadaki verilerle ortaya konulamadığını görüş ve kanaatini bildirdiği görülmüştür. Mahkememiz tarafından  belirlenen  heyetin hazırladığı 01/09/2020   havale tarihli 2. ek  bilirkişi  raporunda özetle; Yapılan değerlendirmede önceki tarihli raporda varılen kanaati koruduklarını beyan etmişlerdir. Taraflar arasında İstanbul-Yeni Delhi arası deniz taşıma işi kapsamında birtaşıma akdi söz konusu olmakla, bu ilişki bakımından davalının gönderen olduğu, davacının ise davalıya karşı taşıyan sıfatını haiz olduğu ancak taşımanın fiilen dava dışı ... firması tarafından ifa edildiği dosya kapsamındaki taraf beyanları, mail yazışmaları ile taşıma senetlerinden anlaşılmakla bu husus uyuşmazlık konusu da değildir.Dosyada yer alan belgeler incelendiğinde davalı Detay Gıda ile davacı arasında navlun sözleşmesi kurulduğu, bu sözleşme uyarınca Davacı 'nın taşıyan Davalı'nın ise taşıtan sıfatını aldığı anlaşılmaktadır. Dava-dışı alıcı ise navlun sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişi gönderilendir. Davacı, navlun sözleşmesi uyarınca üstlendiği deniz taşımasını kendisi yerine getirmemiş ve dava-dışı OOCL şirketi ile alt navlun sözleşmesi kurmuştur. Taşıma ilişkisinde dava-dışı OOCL TTK  1191 maddesi anlamında fiilî taşıyandır. Alt navlun sözleşmesi kapsamında ise Davacı taşıtan, dava-dışı OOCL ise taşıtan sıfatını alır. Davalı, davacı karısında taşıtan sıfatını haizdir. Davacı ise fiili taşıyan OOCL konşimentosu kapsamında dava dışı firmaya karşı taşıtan olmakla, uyuşmazlık ise davacı tarafından dava dışı firmaya emtiaların alıcısı tarafından alınmaması nedeniyle ödenen demuraj, depo ve imha masrafları nedeniyle davalının sorumlu olup olmadığı noktasındadır. <br> Davalı vekili satışın CIF esaslı olması nedeniyle davaya konu masraflardan sorumluluğunun bulunmadığını savunmaktadır. Bu nedenle öncelikle bu hususun açıklanması gerekmektedir.<br>Milletlerarası ticari terimler (INCOTERMS = International Commercial Terms)  milletlerarası satış sözleşmelerinde eşyanın sevk ve teslimine ilişkin kuralların yoruma ilişkin bir dizi kuralları ifade eder. Dosyada alınan bilirkişi raporlarında açıklandığı üzere, INCOTERMS esasen satış sözleşmesi kayıtlarıdır ve yalnızca satış sözleşmelerine ilişkin sonuç doğurur. Satış sözleşmesinin tarafları satıcı ve alıcıdır. Dolayısıyla, INCOTERMS düzenlediği konular bakımından etkisini yalnızca satış ilişkinin tarafları hakkında gösterir. INCOTERMS kuralları ile satış sözleşmesinin taraflarına ilişkin getirilen düzenlemeler;<br>- İhracat ve ihracata bağlı gümrük işlemlerini satıcı mı yoksa alıcı mı yapacak, <br>- Eşyanın satıcı tarafından alıcıya teslim edileceği yerin neresi olduğu, <br>- Dış ticarete konu olan malların satıcının ülkesinden alıcının ülkesine taşınması için ana taşıma sözleşmesini satıcının mı yoksa alıcının mı kuracağı, taşıma ücretini kimin ödeyeceği<br>-Satıcının eşyayı sigorta ettirme ve sigorta primi ödeme yükümlülüğünün olup olmadığı,<br>-Eşyanın teslimine kadar olan masraflardan satıcının mı yoksa alıcının mı sorumlu olacağı,<br>-Eşyanın teslimine kadar olan süreçte, mallarda meydana gelen hasar ve zarara satıcının mı yoksa alıcının mı katlanacağı, <br>-Eşyanın ithalatı ve ithalata bağlı işlemlerini satıcının mı yoksa alıcının mı yapacağı hususlarını içermektedir.<br>Buna göre, Milletlerarası Ticari terimler, satış sözleşmesinin tarafları arasındaki yükümlülükleri düzenler. Diğer bir ifadeyle sözleşmesel ilişki kapsamında sonuç doğurur. Bu terimlerin diğer başka sözleşmelere de dolaylı etkisi vardır. Taşıma Hukuku bakımından navlun yani denizde eşya taşıma sözleşmesini kimin kuracağı söz konusu dolaylı etkilerden birisidir. Söz gelimi, uyuşmazlığa konu olan satış ilişkisinde yer alan CİF kaydı uyarınca navlun sözleşmesini kurma yükümlülüğü satış sözleşmesinin satıcı tarafının üzerindedir. Diğer bir ifadeyle, CİF kaydı uyarınca eşyanın ithalat ve ithalata bağlı işlemlerinin alıcı tarafından yerine getirilmesi, satış sözleşmesi uyarınca alıcının satıcıya karşı bir yükümlülüğüdür. Satış sözleşmesinden bağımsız olan navlun sözleşmesini ise esasen etkilemez. Alıcının bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda taşıma hukuku uyarınca satıcının taşıyana karşı sorumluluğunun doğması hâlinde, bu meblağı ödeyen satıcı ancak satış ilişkisi kapsamında alıcıya rücu edebilir. CİF kaydının konişmentoda yer alması bu sonucu değiştirmez. Eldeki uyuşmazlık bakımından ise, davalı vekilinin savunmasının aksine CIF kaydının satış sözleşmesinden bağımsız navlun sözleşmesi bakımından bir etkisi bulunmadığı dolayısıyla da aynı zamanda taşıtan olan davalı satıcının, emtiaların teslim alınmaması halinde oluşan masraflar nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu mahkemece kabul olunmuştur. <br>Davaya konu olan alacak kalemlerinden olan ve dünya deniz ticareti ve hukukuna girmiş bulunan, konteyner demurajı özünde, konteyner işgaliye bedeli olmakla;  konteyner üzerinde tasarruf hakkı bulunan kişi (Davacı), gönderilenin (alıcı) belli bir süre içinde konteyneri iade etmesini ister, çünkü konteyner başka taşımalarda kullanacaktır. Bu sebeple konteynerin gönderilen tarafından iadesi için genellikle belli serbest süreler ve bunun aşılması halinde aşamalı olarak yeni süreler kararlaştırılmakta, bu süreler için, artan oranlara göre ödemelerin yapılması istenmektedir. Söz konusu ücret dolu olarak gelen konteynerlerin gemiden tahliye edildiği gün ile içerisindeki eşyanın konteynerden boşaltılıp, taşıyanın deposuna iade edildiği güne kadar geçen süre, belirlenmiş gün sayısından fazla ise taşıyana ödenen bir ücrettir. Bu ödemelere de, gemilerin gecikmesi hâlinde ödenen \"demuraj\" teriminden türetilmiş olarak \"konteyner demurajı\" denilmektedir. x<br>Konteynerlerin iadesindeki gecikme sebebiyle bir bedel isteyebilecek kişi, navlun sözleşmesi uyarınca taşıyandır. Söz konusu taşıyan taşıma işini fiilen yerine getirmiş olan kişidir. Uyuşmazlıkta taşıma işi fiilen dava-dışı OOCL şirketi tarafından yerine getirilmiştir. Dosyada taraflara ait ticari kayıtlar üzerinde yapılan mali incelemede de yer aldığı üzere bu şirket sözleşmesel ilişki çerçevesinde konteyner gecikme ücretini alt navlun sözleşmesinin taşıtanı Davacı'dan talep etmiş ve Davacı da bu meblağı ödemiştir. Bu meblağı ödeyen Davacının ödediği gecikme ücretini asıl navlun sözleşmesinin diğer tarafı davalıdan talep ettiği bu uyuşmazlıkta aktif husumeti bulunmaktadır.<br>Navlun sözleşmesinin tarafları taşıyan ve tanıtandır. Uyuşmazlıkta asıl navlun sözleşmesi bakımından yukarıda da açıklandığı üzere davacı taşıyan, davalı taşıtandır. Navlun sözleşmesinin gönderileni eğer navlun sözleşmesinin aynı zamanda tarafı değilse, diğer bir ifadeyle, taşıtan değilse anılan ücret ve masrafların borçlusu değildir. Ne var ki, TTK 1203 maddesinin koşullarının gerçekleşmesi hâlinde gönderilen söz konusu masraflardan sorumlu hâle gelir. Gönderilenin TTK 1203 maddesi kapsamında yer alan kalemlerden sorumlu tutulabilmesi, iki koşulun bir arada gerçekleşmesine bağlı kılınmıştır. Buna göre, gönderilenin sorumlu olabilmesi için, konişmento veya konişmentonun atıf yaptığı navlun sözleşmesinde gönderilenin anılan borçlardan sorumlu olacağı ilkesine yer verilmesi ve yükün gönderilen tarafından teslimin istenmesi gereklidir. Bu koşullar karşılandığında taşıtan ise borçtan kurtulur.<br>Uyuşmazlık bakımından değerlendirme yapıldığında, boşaltma limanı yetkili makamı tarafından verilen bilgiye göre eşyanın gönderilen tarafından teslim alınmadığı vc eşyanın imha sürecine girdiği sabittir. Bu kapsamda, TTK 1203 maddesinin koşullarının karşılanmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, dava konusu istemden sorumlu kişi taşıtan davalıdır. Konteyner demuraj taleplerinde, talep edenin, iddiasını somut delillere dayandırması gereken ve bu şekilde hukuki olarak eksik olarak değerlendirilebilecek yönlerini minimalize eden bir yaklaşım sergilemesi gerekir. Konteyner demuraj taleplerinde somutlaştırılması gereken yönler aşağıdadır:Taşıma sözleşmesi: Taşıtan ile gönderilen arasında yapılması gereken ve navlun, demuraj gibi somut verilerin yer aldığı bir sözleşme olabileceği gibi konteyner taşımasının doğası gereği elektronik ortamda yapılan slot/konteyner tahsisi ile, hat işleticisi firmanın gemisine yükleme yapılabilmesi sağlanmaktadır. Bu durumlarda, Konteyner taşımalarında, Konşimento da taşıma sözleşmesi olarak Türk ve uluslararası hukuk (İngiliz hukuku) tarafından kabul edilmiştir. Konşimento, kıymetli evrak olarak addedilip, konşimento üzerinde kayıtlı kurallar, taşıma sözleşmesi ve malı talep eden gönderilen - alıcı için de sözleşme olarak değerlendirilir.<br> Demuraj birim bedeli ve demuraj hesaplama şekli: Konteyner demuraj birim bedeli ve demuraj sürelerinin nasıl hesaplanacağı ve tarifeler konşimento üzerinde kayıtlı olmalı veya gönderilenin ulaşabileceği bir web adresinde olduğunun bildirilmiş olması gereklidir. Çünkü, borçlandırılan tarafın, demuraj ile ilgili yaptırımları bilmesi gerekir.Varış ihbarı: Taşıyan veya taşıtan taraf konteynerin teslim limanına varış zamanını ve/veya vardığında gönderilene varış ihbarı göndermek zorundadır. Konteyner demuraj tarifesinin, konşimentoda kayıtlı olmaması halinde, vanş ihbarında bu tarifenin yer alması veya gönderilenin, konteyneri zamanında boşaltıp iade etmemesi sebebi ile demuraj ödeyeceği belirtilmesi halinde, gönderilenin demuraj ödemesi konusunda ihbar edildiği sonucuna ulaşılabilir. <br>Uyuşmazlık kapsamında, konişmentonun ön yüzünde konteyner gecikme ücreti tarifesi yer almamaktadır. Ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/14496 E. 2012/5652 K. sayılı bozma kararında  konişmentoda demuraj bedeline ilişkin hüküm bulunmaması ve davacının yaptığı ödeme dikkate alınarak konteynerlerin ne kadar sürede boşaltılabileceği ve geç boşaltılması halinde istenebilecek rayiç bedel araştirilip değerlendirme yapılması gerektiğinden bahsedilmiştir. Görüldüğü üzere konteyner gecikme ücretinin konişmentoda yer almaması tek başına bu ücrete hak kazanılmayacağı şeklinde yorumlanamaz. Uyuşmazlıkta Davacı'nın dava-dışı fiilî taşıyana konteyner gecikme ücreti ödediği sabittir. Konteyner gecikme ücretinin I8.615 USD olduğu ve fakat dava-dışı fiilî taşıyanın bunun %50'sinden feragat ettiği ve faturada 9.307,50 USD yansıttığı bilgisi yer almaktadır Yazışmalardan dava-dışı OOCL'nin bu ücretin yarısını davacı'ya yansıttığı görülmektedir. Dosyada alınan bilirkişi raporlarında esasen demuraj ücretinin hesaplanması bakımından yeterli delili bulunmadığı belirtilmişse de,  dosyada alınan 25/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda yapılan alternatifli hesaplama mahkemece denetime elverişli ve dosyadaki deliller ile Yargıtay içtihatları ile uyumlu bulunmuştur. Bu kapsamda, uyuşmazlığa konu olan konteynerın 40 feetlik konteyner olmakla davacı vekilinin yargılama safahatı sürecinde sunduğu demuraj tarifesi gereğince ve  dosyaya sunulan mail yazışmalarına göre eşyanın boşaltma limanında 21/02/2014 tarihinde boşaltıldığı, imhanın ve dolayısıyla konteynerların boş teslim tarihinin ise 27/11/2014 olduğu kabulü ile yapılan 274 günlük hesaplama ile demuraj ücretinin 13.700 USD olduğu hesap edilmiştir.  Dosyada davacı beyanı ise gecikme ücretinin18.615 USD  olduğu, ancak dava dışı fiili taşıyanın bir kısmından feragat etmesi ile 9.307,50 USD ödeme yapıldığı  şeklindedir. Davacı ticari kayıtlarına göre de davacının bu bedeli ödediği sabittir. Bu nedenle taşıma ilişkisi kapsamında akdi taşıyan olan davacının ödediği demuraj ücretini, demuraj oluşmasında  kendi kusuru bulunduğu da dosya kapsamında iddia edilmediğinden, davalı satıcının satış sözleşmesi uyarınca satmış olduğu eşyaların akıbetinin ne olduğunu 6 ay boyunca takip etmemesi ve teslim alınmadığını bilmemesinin de hayatın olağan akışına uymadığı da değerlendirilerek hakkaniyet gereği gereği olarak davacının ödediği bedeli taşıtan davalıdan talep edebileceği mahkemece kabul edilmiştir. Her ne kadar bilirkişilerce yapılan hesaplama ile demuraj ücreti 13.700 USD olarak belertilmiş ve mahkemece de benimsenmişse de, davacı tarafından yapılan  9.307,50 USD ödeme bu meblağın altında olduğundan, bu bedel bakımından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>Talebe konu olan diğer alacak kalemleri depo ücreti ile imha masraflarına ilişkindir. Talep olunan 48,387 USD'lik depo masrafı ve 10.161 USD imha masrafları bakımından   dava-dışı fiilî taşıyanın kime ne kadar ödediğine ilişkin dosyada herhangi bir belge ve tarife  bulunmamaktadır. Bu nedenle bu ödemeler davacı tarafından dava dışı fiili taşıyana yapılmışsa da, davacı basiretli bir tacir olmanın gereği olarak, yaptığı ödemeler bakımından, ödediği bedellerin sebeplerini ve dayanaklarını bilmek durumundadır. Davacı tarafından depo ve imha masrafları bakımından dosyaya somut bir delil sunulmamıştır. Bu nedenle ödemelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını tespit etmek mümkün olmadığından bu bedeller bakımından davacı talepleri yerinde görülmemiştir. <br> Kabul edilen demuraj alacağı bakımından davalıya bildirilen bir demuraj tarifesi bulunmadığından alacak likit kabul edilmemiş, reddedilen kısım bakımından ise davacının kötüniyeti ortaya konulamadığından şartları oluşmayan icra inkar tazminatı ile kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş ve açıklanan nedenlerle nihai olarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \" gerekçeleri ile; <br>\" 1-Davanın kısmen kabulü ile ; Büyükçekmece 1. İCra Müdürlüğünün 2014/14311 Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın kısmen iptaline, takibin 9.307,50 USD asıl alacak bakımından devamına asıl alacağı takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca faiz uygulanmasına, fazlaya dair istemin reddine, <br>Şartlar oluşmadığından icra inkar tazminatı ile kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; <br>Müvekkil şirket tarafından, davalı şirket ile ticari faaliyette bulunulduğu, bakiye alacağını tahsil edemediği, İstanbul/Yeni Delhi ( Hindistan) arası deniz taşıma işlerine ilişkin faturalardan, taşıma belgelerinden ve mail yazışmalarından da anlaşılacağı  üzere bedeli talep edilen hizmetin görülmesiyle ilgili detaylar konusunda davalı ile mutabık kalındığı, hizmetin görülmesi için davalı tarafça onay verildiği ancak davalının ödemeden kaçınarak borcunu inkar ettiği, ardından davalının Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü' nün 2014/14311 Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine itiraz ettiği, davalının talep ettiği hizmeti, talep edildiği şekilde ve davalının onayıyla yerine getirdiği, hizmet bedeli olarak davalıya 18/12/2014 tarihli 67.855,50 USD bedelli bir faturanın tanzim edilerek tebliğ edildiği hususları beyan edilerek, takibin kaldığı yerden devamına, davalı hakkında % 20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesinin talep ve dava edildiğini, <br>Yerel Mahkemece davanın kısmen kabulü ile Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın kısmen iptaline, takibin 9.307,50USD asıl alacak bakımından devamına asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca faiz uygulanmasına, fazlaya dair istemin reddine karar verildiğini, <br>Yerel Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken verilen kısmen kabul kararına, reddedilen kısım yönünden itiraz ettiklerini, <br>Kararın davanın kabulüne ilişkin hükümlerinin ise hukuka uygun olduğunu, <br>Yerel Mahkemece gerekçeli kararında öncelikle; dava dışı OOCL'nin fiili taşıyan, müvekkilin taşıyan, davalının ise taşıtan olduğunun tespiti ile konişmentodaki CIF INCOTERMS kaydının esasen satış sözleşmesi kaydı olduğunu ve yalnızca satış sözleşmelerine ilişkin sonuç doğuracağını, satış sözleşmesinin taraflarının satıcı ve alıcı olacağını, dolayısıyla INCOTERMS kaydının düzenlediği konular bakımından etkisini yalnızca satış ilişkinin tarafları hakkında göstereceğini belirtmiş olduğunu, Eldeki uyuşmazlık bakımından ise; davalı vekilinin savunmasının aksine CIF kaydının satış sözleşmesinden bağımsız navlun sözleşmesi bakımından bir etkisi bulunmadığı, dolayısıyla da aynı zamanda taşıtan olan davalı satıcının, emtiaların teslim alınmaması halinde oluşan masraflar nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu hususlarının mahkemece kabul edildiğinin belirtildiğini, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında demuraj alacağını da açıkladığını, demuraj alacağından oluşan bedel dava dışı alt taşıyıcıya ödendiğinden müvekkilin dava konusu alacak yönünden aktif husumeti bulunduğunu da belirtmiş olduğunu, <br>Ayrıca Yerel Mahkemece \"Uyuşmazlık bakımından değerlendirme yapıldığında, boşaltma limanı yetkili makamı tarafından verilen bilgiye göre eşyanın gönderilen tarafından teslim alınmadığı vc eşyanın imha sürecine girdiği sabittir. Bu kapsamda, TTK 1203 maddesinin koşullarının karşılanmadığı anlaşılmaktadır.  Dolayısıyla, dava konusu istemden sorumlu kişi taşıtan davalıdır.\" tespitinde de bulunulmuş olduğunu, <br>İşbu tespitler hukuka uygun olduğundan Yerel Mahkemenin bu değerlendirmesine itirazları bulunmadığını, ancak yerel mahkemenin hükmünün yapmış olduğu tespitler ile çelişmekte olduğunu, <br>Yerel mahkemece sonuç olarak müvekkilin demuraj alacağına hak kazandığına hükmedildiğini ve bu alacak kalemi kapsamında davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olduğunu, <br>Bilirkişi raporlarında ilk elektronik posta yazışmasının yapıldığı 04.08.2014 tarihinden 27.11.2014 tarihine kadar demuraj alacağı hesabı yapılırsa alacağın 5.500,00.-USD, davalının da beyan ettiği üzere konteynerin boşaltıldığı tarih olan 21.02.2014 tarihinden 27.11.2014 tarihleri arasında işleyen konteyner gecikme ücreti hesaplanırsa alacaklarının 13.700,00.-USD olduğunu belirtmiş olduğunu, <br> Somut olayda da olduğu üzere konteynerlerın iadesi için belirlenen sürede mallar teslim alınmadığından konteynerların gemiden tahliye ettiği gün ile konteynerların boşaltıldığı güne kadar geçen süre için taşıyanın ücret talep etme hakkı bulunmakta olduğunu, alacaklarının da işbu neden ile bu süreler esas alınarak hesaplanması gerektiğini, <br>Taleplerinin fahiş olmadığı, hatta olması gereken ücretten daha uyun olduğu hususunun da dosya kapsamında açık olduğunu, <br>İşbu neden ile konteyner gecikme ücretinin bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 13.700,00.-USD üzerinden verilmesi gerekirken 9.307,05.-USD üzerinden kabulüne karar verilmesine itiraz ettiklerini, <br>Yerel Mahkemenin depo ücreti ve imha ücreti taleplerinin reddi kararının hukuka uygun olmadığını, <br>Yerel Mahkemece her ne kadar kendileri tarafından alt taşıyıcıya ödeme yapılmışsa da taşıyanın kime ne kadar ödediğine ilişkin dosyada belge veya bilgi olmadığından, müvekkilin ödediği bedellerin sebeplerini ve dayanaklarını bilmek durumunda olduğunu beyanla bu taleplerinin reddine karar verilmiş olduğunu, <br>Bilirkişi raporunda ise dosyada dava-dışı fiilî taşıyan tarafından imha masrafları karşılığında kime ne kadar ödendiğine dair resmî bir belge bulunmadığı beyan edilmişse de bu hususun hukuken hiçbir geçerliliği bulunmadığını, <br>Kendileri tarafından alt taşıyıcıya dava konusu alacak miktarı kadar ödeme yapıldığının sabit olduğunu, ancak yerel mahkemece alacaklarının tespiti için alt taşıyıcının yaptığı harcamaların belgelerinin talep edildiğini, müvekkil ile alt taşıyıcının ayrı şirketler olup, müvekkilin davalının belgelerine ulaşma imkanı da bulunmadığını, müvekkilin davalının belgelerine ulaşma imkanı da bulunmadığını, müvekkilin kendisinde olan tüm belge ve bilgiler ile alacağını zaten ispatlamış olduğunu, bu hususta gerekirse OOCL'ye Yerel Mahkemece müzekkere yazılması gerektiğini, müvekkilin elde edemeyeceği bilgiler nedeni ile haklı davasının reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, <br>Dosya kapsamında; <br>- Müvekkilin zararı/ alt taşıyıcıya yapmış olduğu ödeme, <br>- Davalının zarardan sorumluluğu/ kusuru, <br>- Zarar ile davalının eylemlerinin illiyet bağı hususlarının hepsinin tespit edilmiş olduğunu, <br>Bu hususta yalnızca hesaplamanın nasıl yapıldığının tam tespitinin yapılamamış olması neden ile bu alacakların reddine, yani müvekkilin davalının eylemleri nedeni ile zarara uğradığı tespit edilmesine rağmen alt taşıyıcıya yapmış olduğu 48,387 USD'lik depo masrafı ve 10.161 USD imha masraf zararının karşılanmamasına karar vermenin hukuka aykırı olduğu gibi, hakkaniyete de aykırı olduğunu, bu durumun davalının sebepsiz zenginleşmesine, müvekkilin ise tek taraflı olarak yapmış olduğu iş nedeni ile zarara uğramasına neden olduğunu, <br>Yerel mahkemenin gerekçeli kararında \"Uyuşmazlık bakımından değerlendirme yapıldığında, boşaltma limanı yetkili makamı tarafından verilen bilgiye göre eşyanın gönderilen tarafından teslim alınmadığı vc eşyanın imha sürecine girdiği sabittir. Bu kapsamda, TTK 1203 maddesinin koşullarının karşılanmadığı anlaşılmaktadır.  Dolayısıyla, dava konusu istemden sorumlu kişi taşıtan davalıdır.\" şeklinde belirttiği üzere; dosya kapsamında eşyanın gönderilen tarafından teslim alınmadığı ve eşyanın imha sürecine girdiği hususlarının sabit olduğunu, aynı şekilde alt taşıyıcı OOCL'in dosyaya sunmuş olduğu dekont ve açıklamaların da bu doğrultuda olduğunu, <br>Müvekkilinin davalının tarafı olduğu navlun sözleşmesi uyarınca taşıma işini üstlendiği, bu işini tam ve eksiksiz tamamladığı, davalının eylemleri nedeni ile oluşan imha ve depolama işini de üstlendiği, masraflarını da karşıladığı hususlarının dosyada sabit olduğunu, ayrıca müvekkilin gerekçeli kararda belirtilenin aksine davlıya hem demuraj alacağını, hem de diğer alacakları hakkında zamanında bilgilendirme yaptığını, <br>\"TTK <br>Ücret isteme hakkı <br>MADDE 20– (1) Tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Ayrıca, tacir, verdiği avanslar ve yaptığı giderler için, ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır.\" <br>Müvekkilinin bu hususta vermiş olduğu hizmet nedeni ile TTK madde 20 uyarınca  ücret isteyebileceği hususunun sabit olduğunu, somut olaydaki bu ücret bedelinin alt taşıyıcıya ödenmiş bulunan 48,387 USD'lik depo masrafı ve 10.161 USD imha masrafı olduğunu, yerel mahkemece yapılması gereken işlemin talep edilen ücretin rayiç bedele uygun olup olmadığının bilirkişi aracılığı ile tespiti olup, rayiç bedel araştırması yapmak olduğunu, <br>Kendileri tarafından istenen bedeller ise üzerine kar konulmadan talep edilmiş rayiç bedeller olduğundan, davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesi gerektiğini, <br>Talep edilen dava konusu depo masrafı ve imha masrafının esasen bir zararın tazminine yönelik olduğunu, bu kapsamda dosya kapsamında yerel mahkemece davalının eylemleri ile zarardan sorumlu olduğu hususu ile kendilerinin zarar miktarının da dosya içerisinde tespit edilmiş olduğunu, ancak daha sonra bu tespitler ile çelişecek şekilde taleplerinin reddine karar verilmiş olduğunu, <br>İşbu neden ile ilk bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere davalının depo ücreti ve imha ücretinden sorumluluğu bulunmakta olduğunu, <br>Mallar teslim alınmadığından, davalının da malın geri taşınması veya başka bir müşteriye teslimi şeklinde gerekli müdahaleyi yapmadığından konteyner gecikme ücreti, depo ücreti ve imha ücreti oluşmasına neden olduğunu, kendileri tarafından bu nedenle 67.855,50.-USD ödeme yapılmış olduğunu, <br>Esasen depolama ücreti ve imha ücretinin miktarının dava konusu olmadığını, <br>Davalının cevap ve ikinci cevap dilekçesinde görüleceği üzere davalının zaten oluşan zarardan ve miktarından haberdar olduğunu ve bu miktarı kabul etmekte olduğunu, davalının itirazının yalnızca zarardan sorumlu olmadığı yönünde olduğunu, davalının alacak miktarının fahiş olduğuna dair bir beyanının cevap dilekçelerinde bulunmadığını, <br>Ön inceleme duruşmasında da alacak taleplerinin miktarının uyuşmazlık konusu yapılmamış olduğunu, taraflarca getirilme ilkesi gereğince davalının beyan etmediği bir ifadenin yerel mahkemece kendisinin dikkate almasının mümkün olmadığını, ancak yerel mahkemenin uyuşmazlık konusu olmayan bir hususu dava konusu yaptığını ve bu neden ile davayı reddettiğini, <br>Dava konusu uyuşmazlığın esasen yalnızca davalının sorumluluğunun tespitinden ibaret olduğunu, bu hususta da dosyadaki tüm bilirkişi raporlarında ve gerekçeli kararda da görüldüğü üzere oluşan zarardan davalının sorumlu olduğunu, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken verilen kısmen kabul kararına itiraz ettiklerini, <br>Mahkemece her ne kadar icra inkar tazminatının reddine hükmedilmişse de Yargıtay içtihatları uyarınca demuraj alacağı likit alacak kabul edildiğinden ve alacak faturaya dayandığından, davanın kısmen kabul edilen kısım yönünden davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekteyken verilen red kararının hukuka aykırı olduğunu, <br>Ayrıca yerel mahkemece takip tarihinden itibaren faiz işlemesine karar verilmişse de fatura üzerinde vade tarihi belirtildiğinden ve dosya kapsamında görüleceği üzere davalı borçlu hakkında dava dilekçelerindeki talepleri doğrultusunda faize hükmedilmesini talep ettiklerini, <br>Yerel mahkemece lehlerine verilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığı ve nispi vekalet ücretinin hesaplanması gerektiği, davalı lehine verilen vekalet ücretinin ise davanın reddi sebebi de gözetilerek fahiş hesaplandığı kanaatinde olduklarını, işbu nedenlerle mahkemece verilen kısmen ret kararına itiraz ettiklerini beyanla; <br>Açıklanan ve resen incelenecek nedenlerle; <br>-  İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/311E. - 2020/322K. sayılı 24.11.2020 tarihli kararının reddedilen kısmının istinaf incelemesi ile yeniden incelenerek ortadan kaldırılmasına, tüm dosya kapsamındaki delil ve beyanları nazara alınarak davanın ve tehiri icra taleplerinin kabulüne, dava masrafları ve karşı vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; <br>Dosyada yer alan konşimentoda yazılı olduğu üzere, davacıya 22.01.2014 tarihinde teslim edilen malın alıcıya teslim tarihinin 08.02.2014 olduğunu, dosyaya sunulan yazışmalara bakıldığında, davacının, malın çekilmediğini müvekkil şirkete 04.08.2014 tarihinde yani teslim tarihinden 6 ay sonra bildirdiğini, geçen 6 aylık süre zarfından müvekkil şirkete herhangi bir bildirimde bulunmadığını, ayrıca davacının müvekkil şirketin alıcı ile ilgili tüm bilgileri kendisine iletmiş olmasına rağmen, gerek müvekkile bildirim yaptığı 04.08.2014 tarihinden önce ve gerekse bildirim tarihinden sonra asıl sorumlu olan alıcı ile irtibata geçtiğine ve alıcının malları teslim alması için gerekli çabayı gösterdiğine dair, dosyaya herhangi bir belge sunmadığını, davacının basiretli ve tedbirli bir taşıyan gibi hareket etmeyerek, dava konusu zararın meydana gelmesine ve daha da artmasına neden olduğunu, hiç kimse kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğinden, davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabul kararının hatalı olup, kısmen kabul kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, Başkanlık aksi kanaatte ise, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlarında da ifade ettikleri üzere dava konusu taşıma işlemi 2014 yılı Şubat ayında gerçekleşmiş olmasına rağmen, davacı tarafından dosyaya sunulan ücret tarifelerinin 2019 yılına ilişkin olup, bilirkişi heyeti 2014 yılında yapılan taşıma işini 2019 yılı ücretlerine göre değerlendirdiğinden, Mahkeme tarafından karara esas alınan hesaplama, taşımanın yapıldığı 2014 yılı fiyatlarına göre yapılmayıp 2019 yılı fiyatlarına göre yapıldığından bulunan rakamın fahiş olduğu gibi, davacı malların teslim alınmadığını müvekkil şirkete geç bildirimde bulunarak zararın artmasına sebebiyet verdiğinden, Mahkeme bu durumu gözeterek  13.700 USD'den %50 indirim yaparak en fazla 6.350 USD üzerinden takibin devamına karar vermesi gerekirken, 9.307,50 USD üzerinden kabul kararı vermesi nedeniyle de kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, <br>İlk derece mahkemesinin, davacının kötü niyetinin ortaya konulamadığı gerekçesiyle kötü niyet tazminatı taleplerini reddetmişse de, davacının demuraj ve imha masrafları için müvekkil şirket adına fatura düzenlediğini, faturaya itiraz edilmesi üzerine bu kez itiraz edildiğini, faturaya dayalı icra takibi yaptığını, müvekkil şirket icra takibine de itiraz etmesine rağmen huzurdaki davayı açmasının kötü niyetin açık bir göstergesi olup, ilk derece mahkemesinin müvekkil şirketin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermesinin yasal dayanaktan yoksun olup, ilk derece mahkemesi kararının istinaf ettikleri kötü niyet tazminatı yönünden kaldırılmasına ve müvekkil şirket lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiklerini beyanla; <br>Açıklanan ve gerekse re'sen göz önüne alınacak sebeplerle; <br>- Davacının yasal dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine, <br>- İstinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esastan reddine ve talepleri gibi kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.<br>Dava, demuraj ücreti, depolama ve imha masraflarına ilişkin alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. <br>Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>Davacı vekili, davalı ile aralarında akdedilen taşıma sözleşmesi kapsamında davacının dava dışı yurt dışı firmasına ihraç ettiği ürünleri İstanbul'dan Yeni Delhi/Hindistan'a deniz taşıması yoluyla taşınmasını üstlendiği ve üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, ancak alıcının ürünleri almaması üzerine  demuraj ücreti, depolama ve imha masraflarına ilişkin bedellerin kendisi tarafından dava dışı fiili taşıyıcı Orient Overseas Container Line firmasına ödendiğini, söz konusu alacak kalemlerinden davalının sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve lehlerine icra inkar tazminatı hükmedilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili, davalının Hindistan'da bulunan yurtdışı firmasına ihraç ettiği ürünlerin taşınması için davacı ile taşıma sözleşmesi akdedildiğini, taşımanın CIF teslim şeklinde gerçekleştiğini, bu hususun konşimentoda açıkça yazılı olduğunu, CIF teslim şeklinde ürünlerin taşıyıcıya teslimi ile tüm sorumluluğun alıcıya geçtiğini ve bu sebeple dava ve takip konusu alacak kalemlerinden kendilerinin sorumlu olmadığını, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında davalının Hindistan'da bulunan dava dışı şirkete ihraç ettiği ürünlerin taşınması için davacı taşıyıcı ile taşıma sözleşmesi akdettiği, davacının akdi taşıyıcı (taşımayı organize ettiği), dava dışı  Orient Overseas Container Line firmasının fiili taşıyıcı olduğu, dava dışı fiili taşıyıcı tarafından ürünlerin varış limanına teslim edildiği, ancak alıcı tarafından alınmadığı hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; davalı tarafından yurt dışına ihraç edilen ürünlerin alıcı tarafından teslim alınmaması sebebiyle fiili taşıyıcının demuraj ücreti, depolama masrafı ve imha masrafı alacağı doğup doğmadığı, bu alacakları davacı akdi taşıyıcıya yansıtıp yansıtmadığı, davacı tarafından fiili taşıyıcıya bu bedelin ödenip ödenmediği, söz konusu bedelden taşımanın CIF teslim şeklinde olması sebebiyle davalının sorumlu olup olmadığı hususlarındadır. <br>Deniz yoluyla eşya taşınmasında kullanılan konteyner taşıyan tarafından sağlanmışsa, taşıtan veya gönderilen tarafından konteynerin kararlaştırılan serbest süre sonunda, eğer kararlaştırılmış bir süre yoksa, makul süre sonunda taşıyana iadesi gerekir. Aksi takdirde bu gecikme nedeniyle taşıyanın gecikme bedeli talep hakkı doğar. Talep hakkının kapsamı, öncelikle taraflar arasındaki navlun sözleşmesinde veya konşimentodaki hükümlere göre belirlenir (ALGANTÜRK LIGHT, Didem, \"Konteyner Taşımacılığında Uygulamada Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar\", İstanbul Kültür Ü.H.F.D, C:16, S:2-3, s.23-25).  Navlun sözleşmesinde ya da konşimentoda bu konuda bir düzenleme yoksa, konteyner gecikme bedeli genel hükümlere göre belirlenir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı uyarınca da konteyner demurajı ücretinin kaynağı genelde konişmento veya taşıma sözleşmesidir. Demuraj ücreti ödemekle yükümlü olanın sorumluluğunun öncelikle sözleşme veya konişmentoya göre belirlenmesi gerekir. Sözleşmede bir hüküm bulunmaması halinde ise piyasa rayiçlerine göre demuraj ücretlerinin tespiti gerekir (Yargıtay 11. HD'nin 2008/10839 Esas - 2010/2527 Karar, 08.03.2010 tarihli kararı; aynı Dairenin 2015/1669 Esas - 2016/481 Karar, 19.01.2016 tarihli kararı ve aynı Dairenin 2015/2967 Esas - 2015/8406 Karar sayılı kararı). (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. HD 09/02/2023 tarih, 2020/555 esas ve 2023/182 karar sayılı ilamı)Mahkemece malların taşınmak üzere teslim alındığı Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nden taşıma belgeleri (konşimento) celbedilmiş, ancak taşınan ürünlerin teslim yeri olan Yeni Delhi Limanından taşımaya ilişkin belgeler, yükün boşaltılmasına, depolanmasına, depolanma tarihleri ve süresine, imhasına, demuraj ücretinin doğumuna, konteynerlerin gemiden tahliye tarihine, ürünlerin konteynerlerden boşlatılma tarihlerine, taşımanın yapıldığı tarihte serbest sürenin kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı ve kararlaştırılmış ise ne kadar olduğuna, fiili taşıyıcı tarafından düzenlenen faturaların dayanaklarına ilişkin belgeler taraflarca talep edilmesine rağmen celbedilmeden dosya kapsamı ile tarafların sunduğu faturalar, tarafların ticari defter ve kayıtları, taraflar arasındaki mailler ve taraf beyanlarına göre bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkemece iki farklı bilirkişi heyetinden kök ve itirazlar üzerine ek raporlar alınmıştır. Söz konusu raporlarda yukarıda belirtilen eksik evrakların celbedilmemesi sebebiyle konteynerlerin gemiden tahliye tarihi, ürünlerin konteynerlerden boşlatılma tarihleri, serbest süre dışında ne kadarlık süre gecikme yaşandığı ve  demuraj ücretinin ne kadar olacağı, dava dışı fiili taşıyıcı tarafından düzenlenen ve davacı tarafından davalıya yansıtılan faturadaki alacak kalemlerinin süre ve miktar yönünden rayice uygun olup olmadığı hususları net bir şekilde ortaya koyulmamış, rayice uygun olmaması halinde taşımanın yapıldığı tarihteki rayiç bedelleri tespit edilmemiş, taraf beyanlarına göre ve mail yazışmalarına göre seçenekli hesaplamalar yapılmıştır. Davalı, zararın artmasına davacının geç ihbarda bulunmasının neden olduğunu savunmuş, Mahkemece bu konuda irdeleme yapılmamıştır. Ayrıca bilirkişi heyeti tarafından taşımanın yapıltığı yıl değilde 2019 yılı tarife hükümlerinin de dikkate alınarak hesaplama yapılması yerinde olmamıştır. Bu sebeple Mahkemece eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporları dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmamış ve davacı vekilinin ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.<br>Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtilen hususlarda araştırma yapılarak ve eksik belgeler celbedilmek suretiyle bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonuca göre karar verilmek üzere  dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Tarafların istinaf başvurularının KABULÜ ile; <br>İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ( Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla ) 24/11/2020 tarih ve 2015/311 Esas - 2020/322 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harçlarının talep halinde ilgili taraflara iadesine, <br>3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>4-Artan gider avansı bulunması halinde avansı  yatıran tarafa iadesine, <br>5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/10/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  <br>\t<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ef5cbdb02271545","SID":"4eda8c91a504bbf7"}}