{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/894 \t\t    (KABUL KALDIRMA YENİDEN ESAS<br>KARAR NO\t: 2024/760\t\t           HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t(...)<br>KATİP\t\t: ...  \t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/03/2017<br>ESAS NO\t\t: 2011/561 E 2017/157 K<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 04/06/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 04/07/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı ... davalı vekili tarafından istenmiş, kararın temyiz incelemesi sonucu bozulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesi uyarınca, incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verildi.. İncelemenin duruşmalı yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili; davalının dava dışı Amerikan menşeili ... firmasının Türkiye ana distribütörü olarak faaliyet gösterdiğini, bu dönemde taraflar arasında 15/07/2008 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davacının bu sözleşme ile davalının ... marka travma ürünlerinin ülke içinde pazarlama ve satış çalışmalarını yürütmekle yetkili ana bayi olduğunu, davalının yurtdışında mukim ... Inc. ile aralarındaki distribütörlük sözleşmesinin mutabakatla sona ermesi üzerine davalıya erken fesih nedeniyle tazminat ödendiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin, sözleşmede yer alan hükümler gereği, tek satıcılık sözleşmesi olduğunu, davacının sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle ve süresinden önce haksız ve önelsiz olarak sözleşmeyi feshettiğini, davalının haksız feshinin davacının katlanılması güç boyutta maddi ve manevi zararına sebebiyet verdiğini, davacının sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre boyunca yükümlülüklerini eksiksiz ve gereği gibi yerine getirdiğini, tek satıcılık sözleşmesinin genel özelliklerinden kaynaklı olarak sürekli sürümü arttırmak için gerekli faaliyetlerde bulunduğunu, depo ve işyerleri kiraladığını, alt bayilikler kurarak bunun kalıcı hale gelmesi için emek, zaman ve para harcadığını, buna rağmen davalının sözleşmeyi ihlal ettiğini, davalının taraflar arasındaki sözleşme akdedilmeden daha önceki bir tarihte Savunma ve Sanayi Müsteşarlığından ihale yolu ile Milli Savunma Bakanlığı Mobil Hastane Projesi Kapsamında aldığı yaklaşık 26.000.000 USD  bedelli yükümlülüğün işlerliği süreci içinde ve davalıyla sözleşmenin akdedildiği tarihten sonra ihale konusu haline gelen ve satış haklarını tek satıcılık sözleşmesi ile davacı şirkete bıraktığı yaklaşık 1.000.000 USD bedelli ... marka ürünlerin ithalatını yaparak , davacının bilgisi dışında ve sözleşmeyi ihlal ederek doğrudan ihale muhatabı olan idareye sattığını, bu nedenle davalının bu işleminde kaynaklı olarak davacı nezdinde oluşan kar mahrumiyeti  ile sair maddi zararlardan sorumlu olduğunu, davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi sözleşme süresinden önce haksız olarak feshettiğini, haksız fesih nedeniyle davacının almış olduğu bir kısım ürünlerin elinde kaldığını, bunların satışını yapma imkanının ortadan kalktığını, alt bayilerine servis verememesi nedeniyle hem kendi ticari yükümlülüklerini ifa edemediğini hem de sözleşmeye konu ürünlerin teslimini de kapsar şekilde ihale yükümlüsü haline gelen alt bayilerin yükümlülüklerini yerine getirmemesine dolaylı olarak neden olduğunu, davacının 2 yılı aşkın bir sürede edindiği müşteri potansiyelini bir anda yitirdiğini, sözleşmenin devamı süresince satmış olduğu ürünlere ilişkin servis ve hizmet sağlayamaması nedeniyle maddi kayıplarının yanında ticari itibarının da büyük ölçüde zedelendiğini ileri sürerek davalının doğrudan satış yapması ve sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle uğradığı maddi zararların tazmini için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1000TL, manevi zararlarının tazmini için ise 10.000TL olmak üzere 11.000TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle tahsili talep ve dava etmiştir.<br>\tDavacı vekili 09/10/2012 tarihili dilekçesiyle; 1000TL maddi tazminat talebinin, 300TL'nı davalının tek satıcılık sözleşmesine aykırı olarak üçüncü kişiler yapmış olduğu doğrudan satış nedeniyle uğradığı zarar için, 100 TL'nı sözleşmenin devam edeceği inancıyla depo kiraladıklarından sözleşmenin feshiyle atıl hale gelen depo için ödedikleri kira bedeli için, 100 TL'nı sözleşme döneminde faaliyetlerini yürütebilmek için araç satın aldıklarından,  araç için ödedikleri faiz tutarı ve ikinci el haline gelmesinde ötürü değer kaybı için, 100TL'nı fesih nedeniyle işten çıkarılan personele ödenmek zorunda kalınan işçi alacakları için, 100TL'nı sözleşmenin feshinden dolayı elde kalan ürünler için, 300TL'nı mahrum kalınan kar için talep ettiklerini  bildirmiş, 15/03/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile  maddi tazminat talebini, kar kaybı için 216.000,00TL, atıl duruma düşen depo için ödenmek durumunda kalınan kira bedeli için 10.500,00TL, atıl duruma düşen araç için 15.000TL, çıkarılan işçiler nedeniyle ödenmek zorunda kalınan işçilik alacakları için 10.000 TL, stoklarında kalan ürün için 30.000 TL, davalının doğrudan satışı için 300TL  olmak üzere toplam 281.800,00 TL olarak ıslah etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 2010 yılına kadar sorunsuz bir şekilde yürüdüğünü, 2010 yılının sonuna doğru müvekkilinin distribütörü bulunduğu dava dışı ... firmasının Türkiye'de direkt olarak şirket kurmak suretiyle ticari faaliyette bulunacağını bildirdiğini, bu durumun müvekkiliyle sözleşmesi bulunan tüm bayilere iletildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlüğü boyunca davalının yükümlülüklerini yerine getirdiğini, Sanayi Müsteşarlığından ihale yolu ile alınan Mobil Hastane işine ait sözleşmenin taraflar arasındaki sözleşme tarihinden çok önce gerçekleştiğini, davalının söz konusu ürünleri mutlaka davacı şirketten almasına gerek olmadığını, bu yönde sözleşmede hüküm bulunmadığını, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olmadığını, sözleşmenin feshinin ise haklı olduğunu, davacının hiçbir zararının bulunmadığını, elinde hiçbir ürün kalmadığını, davacının medikal alanda faaliyetinin devam ettiğini, işçi çıkarmasının söz konusu olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece; benimsenen bilirkişi  kurulu raporu doğrultusunda; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi hükümlerine göre davacının davalının Türkiye'deki tek satıcısı değil , inhisari olmayan lisans sahibi sözleşme ilişkisi içinde bulunduğu, bayilik sözleşmesinin  inhisari nitelik taşımaması nedeniyle davalının doğrudan satış yapmasının söz konusu olsa bile davacının bu konuda tazminat talebinin yerinde olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 15/07/2008 tarihinde bir yıllığına imzalandığı, sözleşmenin 7. maddesine göre; tarafların  sürenin hitamından önce en az 30 gün önce karşı tarafa yazılı olarak bildirmek şartıyla sözleşmeyi sona erdirme hakkına sahip oluğu, taraflar arasındaki sözleşmenin iki kez yenilendiği, son yenileme ile 15/07/2010 ile 15/07/2011 tarihleri arasında geçerli olan bir sözleşmenin söz konusu olduğu, ancak davalı şirketin  bu sözleşmeyi, davacıya gönderdiği fesih ihtarında 2011 yılının ilk aylarına kadar ticari faaliyetin devam edeceği bildirildiği, Ocak 2011 tarihi itibariyle feshettiği, feshe gerekçe olarak da davalının lisans vereni olan ... firması ile distürübütörlük sözleşmesinin sona ermesini gösterdiği, fesih bildiriminin taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesine göre, süresine uygun bir fesih olmadığı, bu durumunda feshin sözleşmenin 10. maddesine göre derhal ve sebepli feshin söz konusu olup olmadığının tartışılması gerektiği, davalının fesih bildirimi dikkate alındığında, davalının fesih beyanının davalı şirkete tanınan derhal ve sebepli hakkına dayanılarak yapılan bir fesih beyanı olmadığının açık olduğu, bu nedenle davalının sözleşmeyi fesihte haksız olduğu, davacı şirketin bayilik sözleşmesinin süresinden önce feshi nedeniyle uğradığı maddi zararları ve yoksun kaldığı karı talep edebileceği, tazminat hesaplaması yapılabilmesi için taraflarca daha ayrıntılı bir açıklama ile her bir kalemi gerekçeli bir şekilde ortaya konulduğu takdirde ek raporla tazminat hesabı yapabileceklerinin bildirildiği, tarafların itirazlarını karşılamak ve tazminat hesabı yapılmak üzere aynı bilirkişi heyetinden  ek rapor alındığı, ek raporlarla; taraf itirazlarının değerlendirilmesi sonucu kök raporlarındaki görüşlerinde değişiklik olmadığı, davacının ticari faaliyetinin davalı ile olan sözleşmeyle sınırlı olmadığı, sözleşmenin imza tarihinden feshine kadar geçen dönemde davacının ticari faaliyetleri içinde davalı payının % 32 olduğu, sözleşmenin 7 ay erken feshedilmesi nedeniyle davacının mahrum kaldığı karın 34.746,00TL olduğu bildirildiği, davanın bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle  maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi kapsamında olup olmadığı, davalının sözleşmeyi fesihte haklı  olup olmadığı, bu bağlamda davacının maddi ve manevi zararının oluşup oluşmadığı ve miktarları konusunda toplandığı,  tek satıcılık sözleşmesi, sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olduğu, bu sözleşmeyle yapımcı ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklendiği, sözleşmenin; 2. maddesinde sözleşmenin amacının, davalının  Türkiye exclusive (türkçe karşılığı hariç tutulan, tek, özel, ayrıcalıklı, seçkin, herkese açık olmayan) mümessili olduğu ürünlerden ... marka travma ürünlerin Türkiye'de pazarlanması ve satışı ile ilgili işbirliği esaslarının belirlenmesine ilişkin olduğu belirtilmiştir. Buradan; davalı ile dava dışı ... firması arasında tek satıcılık sözleşmesi söz konusu olup davalı taraflar arasındaki sözleşmeyle Türkiye'de tek satıcısı olduğu ... marka travma ürünlerinin sadece hastanelere satışı için davacıyı yetkilendirdiği, anlaşıldığı, medikal sektörde hastaneler dışında faaliyet gösteren Kurum ve Kuruluşlarda bulunduğu ve davalının bu Kurum ve Kuruluşlara söz konusu ürünü satmak için başkalarına da  bayilik sözleşmesi ile satış yetkisi verebilmesinin mümkün olduğu; somut olaydaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olmayıp bayilik sözleşmesi olduğu, bu belirlemeden sonra; davalının fesihte haksız olup olmadığının tartışılması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme 15/07/2008 tarihinde imzalanmış olup, 7. maddesinde sözleşmenin imza tarihinden itibaren 1 yıl geçerli olduğu, tarafların sürenin hitamından en az 30 gün önce karşı tarafa yazılı olarak anlaşmanın sona ereceğine dair bir bildirimde bulunmadıkları takdirde sözleşmenin kendiliğinden aynı hüküm ve şartlarla 1 yıl süre ile yenilenmiş sayılacağı düzenlendiği, davalı tarafın davacıya gönderdiği 02/11/2010 tarihli yazısı ile ... firması ile distribütörlük ilişkisinin sona ereceği, davacı ile ticari ilişkinin 2011 yılının ilk aylarına kadar devam edeceği bildirildiği, bu durumda davalının sözleşmeyi 2011 yılının Ocak ayında fesh ettiğinin kabulü gerektiği ki bu fesih sözleşmenin 7.maddesine göre uygun sürede yapılmadığı, Sözleşmenin \"Derhal ve sebepli fesih hakkı\" başlıklı 10. maddesinde davalının 10. maddede yazılan sebeplerden birinin ve bir kaçının gerçekleşmesi halinde sözleşmeyi yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla derhal feshedilebileceğinin düzenlendiği, davalının fesih gerekçesi tek satıcısı olduğu dava dışı firma ile arasındaki tek satıcılık ilişkisinin sona ermesine bağladığı, ancak bu hususun 10. maddede yazan hiç bir duruma uymadığı, bu nedenlerle davalının sözleşmeyi fesihte haksız olduğu,\tdavacının haksız fesih nedeniyle uğradığı maddi zararları (ya müspet ya menfi) davalıdan talep edebileceğini, ek raporda: Davacının haksız fesih nedeniyle talep edebileceği yoksun kalınan karın hesaplanış şeklinin denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, davacının diğer maddi tazminat talepleri, menfi zarar kapsamında olup davacının  yoksun kalınan kar talebi müspet zarar kapsamında olduğu, davacının haksız fesih nedeniyle ya müspet veya menfi zararının talep edebileceği, yerinde görülmemiş, dava sözleşmenin haksız feshe dayalı tazminat istemine dayalı olduğu manevi tazminat koşulları da oluşmadığı davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne manevi tazminat talebinin reddiyle, 34.746,00 TL kar mahrumiyetinin 300,00 TL'sinin dava tarihi olan  29/09/2011 tarihinden, 34.446,00 TL'sinin ıslah tarihi olan  30/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>I-)Davacı vekili katılma yoluyla istinaf isteminde; taraflar arasında imzalanan 15.07.2008 Tarihli “Bayilik Sözleşmesi”nin, Türkiye genelini kapsayan bir “tek satıcılık sözleşmesi” olduğunu, davalı ... firması, taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlükte kaldığı süreçte, müvekkilinin Türkiye genelinde tek satıcısı olduğu “... Marka Travma Ürünleri”ni müvekkilden başka herhangi bir bayi, hastane ya da başka bir nam altında üçüncü bir kişiye, doğrudan satmadığını/fatura etmediğini, bunun tek istisnasının, davalı tarafından, “Mobil Hastane” projesi kapsamında, Milli Savunma Bakanlığı’na yapmış olduğu doğrudan satıştır ki; bu da müvekkil ile arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin ihlali niteliğinde olduğunu, 08.06.2016 tarihli ek raporda tazminat hesabı hatalı ve haksız olduğunu,  müvekkilinin, 2 yılı aşkın bir süredir harcadığı emek, zaman ve para karşılığında edindiği müşteri potansiyelini bir anda yitirdiğini, sözleşmenin devamı süresince satmış olduğu ürünlere ve sözleşmenin devam edeceği inancıyla satmayı taahhüt ettiği ürünlere ilişkin servis ve hizmet sağlayamaması nedeniyle maddi kayıplarının yanında ticari itibarı da büyük ölçüde zedelendiğini, bu nedenle müvekkilinin uğradığı manevi zararların da davalı tarafından tazmini gerektiğini, bilirkişiler tarafından aksi yönde beyan edilen kanaatin ve ilk derece  mahkemesince bu yönde verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tII-)Davalı vekili, dava değerinin tümü üzerinden kabul edilmiş gibi müvekkili aleyhine fazladan harçla sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, sözleşmenin feshinin düzenlendiği 11.Madde uyarınca kar kaybının istenemeyeceğini, müvekkilinin distribütörü olduğu firmanın müvekkili ile sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle müvekkilinin de sözleşmeyi feshetmek zorunda kaldığını, bu durumun davacının da dahil olduğu diğer bayilere bildirildiği ve dava dışı .... ile yeniden anlaşma yapılmasının sağlandığını, kabul şekli itibariyle de kar mahrumiyetinin hesaplanan yönteminin hatalı olduğunu, gerçek bir veriye dayanmadığını, davacının tek satıcı olmadığını, dolayısıyla tazminat talep edemeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>DAİREMİZİN İSTİNAF İNCELEMESİ SONUCU VERİLEN KARAR<br>2017/2506 \tEsas, 2019/1936  Karar 29/11/2019 tarihli kararı ile; ‘’…\tDavacı ile davalı 15.07.2008 tarihli bir yıl süreli  bayilik sözleşme düzenlenmiş, yine davacının da kabulünde olduğu üzere davalının distribütörü olduğu, dava dışı yurt dışında mukim .... arasındaki sözleşmenin anılan firmanın Türkiye' de bizzat şirket kurmak suretiyle ticari faaliyetlerini yürüteceği, bu nedenle de 01.02.2011 tarihinde sözleşmenin feshedildiği dosya içeriği ile sabittir.<br>Dava dışı .... ile düzenlenen sözleşme anılan şirket tarafından fesih edilmesi nedeniyle davalı şirket, fesih üzerine, davacı ile arasındaki 15.07.2008 tarihli bayilik sözleşmesini fiili imkansızlık nedeniyle sonlandırmıştır.<br>Bu durumda davalının distribütörü dava dışı yurt dışında mukim şirketin  travma ürünlerinin davacı tarafından satılmasının dava dışı .... 'nin iznine tabi olduğu, bu iznin de 01.02.2011 tarihinde kaldırıldığı, davalının distribütörlük sözleşmesinin feshi nedeniyle davacının tıbbi ürünleri satmasının fiilen imkansız hale geldiği, açıklanan bu nedenle bayilik akdinin sona erdirilmesinde davalının haksız olduğundan söz edilemeyeceği dikkate alınmadan davalının akdin feshinde kusurlu olduğunun tespiti ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.<br>Hal böyle olunca, davacının sözleşmenin erken sonlanması nedeniyle kar mahrumiyeti; sözleşmeye uyulmaması nedeniyle kar kaybı, haksız fesih nedeniyle maddi ve manevi tazminat  talepleri yerinde değildir.<br>Mahkemece bu yönlerin dikkate alınmaması doğru olmadığı gibi başlangıçta bir yıllık düzenlenen daha sonra ise belirsiz süreli olan  sözleşmenin kalan süresinin yedi ay olduğunun kabulüyle davacının mahrum kaldığı karın hesaplanarak akdin erken sona ermesi nedeniyle kalan süre yönünden  kar mahrumiyetine karar verilmesi de kabul şekli ile hatalıdır.<br>Açıklanan nedenlerle, mahkemece davalı ile davacı arasındaki ilişkinin belirsiz süreli bayilik sözleşmesi olduğu, davalı ile dava dışı distribütör arasındaki sözleşmenin feshi nedeniyle, davalının makul kontrolü dışında gelişen sebepler nedeniyle sözleşmenin haksız feshedildiğinin kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir…’’denilmiştir. <br>BOZMA İLAMI:  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5238 Esas, 2022/1402karar 02/03/2022 tarihli  bozma kararında özetle ‘’…Davalı ... Tic. ve Tur. A.Ş. dava dışı ... Inc. firmasının Türkiye ana distribütörü olup,satış faaliyetleri kapsamında davalı ile sözleşme akdetmiştir. Bayilik Sözleşmesi başlığını taşıyan ve taraflarca 15.07.2008 tarihinde imzalanan sözleşmenin 1. maddesinde davacı ... firması bayi olarak tanımlanmıştır. Sözleşmenin süresi başlıklı 7. maddesi ve Fesih başlıklı 10. maddesinde sözleşmenin hangi hallerde feshedilebileceği yada feshedilmiş sayılacağına dair düzenlemelere yer verilmiş, 12. maddesinde ise mücbir sebep hallerinde davalının sorumluluğu kaldırılmıştır. Davaya konu somut olayda, davalı taraf, dava dışı ... Inc. firması tarafından distribütörlük sözleşmesinin sonlandırıldığını ileri sürerek davacı ile arasındaki bayilik sözleşmesini feshetmiş, ancak sözleşmede anılan maddelerinde yer alan fesih hallerine dayanmamıştır. Davadışı ... Inc. firması tarafından distribütörlük sözleşmesinin sonlandırılması nedeniyle davalı artık Türkiye distribütörü olarak faaliyet göstermeyecek olsa bile, bu durum davacı ile arasındaki bayilik sözleşmesinin feshi için haklı sebep olarak ileri sürelemeyecektir. Zira, sözleşmede fesih hallerine açıkça yer verilmiş olup, söz konusu durum sözleşmede fesih sebebi olarak yer almamaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince sözleşmenin fiili imkansızlık nedeniyle sonlandırıldığı, bu sebeple davalının haksız olduğunun söylenemeyeceği gerekçesine dayanılmış ise de,  somut olayda Borçlar Kanunu anlamında objektif bir fiili imkansızlık halinden söz edilemeyeceği, davalı ile davadışı ... Inc. arasındaki sözleşmenin feshedilmemesinin davalının kontrolü dışında gelişen mücbir sebep olarak yorumlanamayacağı, bu durumda taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanmadığı gözetilerek işin esasına girilmesi ve davacının tazminat  taleplerinin değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir…’’denilmiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olup olmadığı, sözleşmenin feshinin haksız bulunup bulunmadığı, burada varılacak sonuca göre davacının maddi ve manevi zararının oluşup oluşmadığı ve miktarı hususuna ilişkindir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından erken feshi nedeniyle bakiye sözleşme süresine ilişkin kar mahrumiyetiyle, ayrıca akdin davalı tarafından ihlali nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.<br>Davacı ile davalı 15.07.2008 tarihli bir yıl süreli  bayilik sözleşme düzenlenmiş, yine davacının da kabulünde olduğu üzere davalının distribütörü olduğu, dava dışı yurt dışında mukim .... arasındaki sözleşmenin anılan firmanın Türkiye' de bizzat şirket kurmak suretiyle ticari faaliyetlerini yürüteceği, bu nedenle de 01.02.2011 tarihinde sözleşmenin feshedildiği dosya içeriği ile sabittir.<br>Dava dışı .... ile düzenlenen sözleşme anılan şirket tarafından fesih edilmesi nedeniyle davalı şirket, fesih üzerine, davacı ile arasındaki 15.07.2008 tarihli bayilik sözleşmesi sonlandırmıştır.<br>Davalı ... Tic. ve Tur. A.Ş. dava dışı ... Inc. firmasının Türkiye ana distribütörü olup,satış faaliyetleri kapsamında davalı ile sözleşme akdetmiştir. Bayilik Sözleşmesi başlığını taşıyan ve taraflarca 15.07.2008 tarihinde imzalanan sözleşmenin 1. maddesinde davacı ... firması bayi olarak tanımlanmıştır. Sözleşmenin süresi başlıklı 7. maddesi ve Fesih başlıklı 10. maddesinde sözleşmenin hangi hallerde feshedilebileceği yada feshedilmiş sayılacağına dair düzenlemelere yer verilmiş, 12. maddesinde ise mücbir sebep hallerinde davalının sorumluluğu kaldırılmıştır.<br>Davaya konu somut olayda, davalı taraf, dava dışı ... Inc. firması tarafından distribütörlük sözleşmesinin sonlandırıldığını ileri sürerek davacı ile arasındaki bayilik sözleşmesini feshetmiş, ancak sözleşmede anılan maddelerinde yer alan fesih hallerine dayanmamıştır.<br>Davadışı ... Inc. firması tarafından distribütörlük sözleşmesinin sonlandırılması nedeniyle davalı artık Türkiye distribütörü olarak faaliyet göstermeyecek olsa bile, bu durum davacı ile arasındaki bayilik sözleşmesinin feshi için haklı sebep olarak ileri sürülemeyecektir. Zira, sözleşmede fesih hallerine açıkça yer verilmiş olup, söz konusu durum sözleşmede fesih sebebi olarak yer almamaktadır. Somut olayda Borçlar Kanunu anlamında objektif bir fiili imkansızlık halinden söz edilemeyeceği, davalı ile davadışı ... Inc. arasındaki sözleşmenin feshedilmemesinin davalının kontrolü dışında gelişen mücbir sebep olarak yorumlanamayacağı, bu durumda taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanmadığı,<br>Bu belirlemeden sonra; davalının fesihte haksız olup olmadığının tartışılması gerekmektedir.<br>Taraflar arasındaki sözleşme 15/07/2008 tarihinde imzlanmış olup, 7. maddesinde sözleşmenin imza tarihinden itibaren 1 yıl geçerli olduğu, tarafların sürenin hitamından en az 30 gün önce karşı tarafa yazılı olarak anlaşmanın sona ereceğine dair bir bildirimde bulunmadıkları takdirde sözleşmenin kendiliğinden aynı hüküm ve şartlarla 1 yıl süre ile yenilenmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Davalı taraf davacıya gönderdiği 02/11/2010 tarihli yazısı ile ... firması ile distürübütörlük ilişkisinin sona ereceği, davacı ile ticari ilişkinin 2011 yılının ilk aylarına kadar devam edeceği bildirilmiştir. Bu durumda davalının sözleşmeyi 2011 yılının Ocak ayında fesh ettiğinin kabulü gerekir ki bu fesih sözleşmenin 7. maddesine göre uygun sürede yapılmayarak sözleşme yine aynı madde uyarınca 15/07/2010 tarihinde , taraflarca fesh olmadığından, 15/07/2011 tarihine kadar yenilenmiştir.<br>Sözleşmenin \"Derhal ve sebepli fesih hakkı\" başlıklı 10. maddesinde davalının 10. maddede yazılan sebeplerden birinin ve bir kaçının gerçekleşmesi halinde sözleşmeyi yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla derhal feshedebileceği düzenlenmiştir. Davalının fesih gerekçesi tek satıcısı olduğu dava ışı firma ile arasındaki tek satıcılık ilişkisinin sona ermesini öne sürmüştür. Ancak bu husus 10. maddede yazan hiç bir duruma uymamaktadır.. Bu nedenlerle davalı sözleşmeyi fesihte haksızdır.<br>Davacı, davalının  taraflar arasındaki sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle uğradığı maddi zararaları (ya müspet ya menfi) davalıdan talep edebilecektir. Dairemizce alınan 29/04/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davacının haksız fesih nedeniyle talep edebilceği yoksun kalınan karın hesaplanış şekli denetime uyun ve hüküm kurmaya elverişli bulunarak benimsenmiş olup, davacının diğer maddi tazminat talepleri, menfi zarar kapsamında olup davacının  yoksun kalınan kar talebi müspet zarar kapsamında olduğundan, davacının haksız fesih nedeniyle ya müspet veya menfi zararının talep edebileceğinin kabulüyle, yerinde görülmemiş, dava sözleşmenin haksız feshe dayalı tazminat istemine dayalı olması nedeniyle manevi tazminat koşulları da oluşmadığından davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenle; davalının istinaf isteminin reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir<br><br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun  KABULÜ ile,<br>3-Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/03/2017 Tarih, 2017/561 Esas, 2017/157 Karar sayılı kararının HMK'nın 356/2.maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>4- YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,<br>5-\ta)Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE;<br>  39.476,39TL kar mahrumiyetinin 300,00TL'sinin dava tarihi olan 29/09/2011 tarihinden, 39.176,39TL'sinin ıslah tarihi olan 30/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>Fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>\tb)Davacının manevi tazminat isteminin REDDİNE,<br>\tc)Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 2.696,63TL harçtan peşin ve ıslah alınan 4.958,72 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.262,09TL'nin davacıya iadesine,<br>\td)Davacı tarafından yatırılan 18,40TL başvuru, 163,35TL peşin harç ve 4.795,37TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.977,12TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>e)Davacı tarafından sarf edilen  toplam 2.500,00TL bilirkişi ücreti, 148,25TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.648,25TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 370,98TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>f)Davalı tarafından sarf edilen  toplam  9,00TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 8,00TLnın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, kalan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, <br>g)Maddi tazminat talebinin  kabul edilen kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesap ve takdir edilen  17.900,00TL  vekâlet ücretinin davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine,<br>h)Maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesap ve takdir edilen 38.348,54TL vekâlet ücretinin davacıdan  tahsili ile davalıya verilmesine,<br>ı)Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/3.maddesi gereğince hesap ve takdir edilen 10.000,00TL vekâlet ücretinin davacıdan  tahsili ile davalıya verilmesine,<br>i)HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra, taraflarca yatırılan gider  avansının kullanılmayan kısmının talep halinde taraflara iadesine<br>İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden<br>6-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 2.696,63TL harçtan peşin alınan 594,00TL harcın mahsubu ile bakiye 2.102,63TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına<br>7-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan karar ilam harcının talep halinde yatırana iadesine<br>8-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 8.091,50TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>9-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, <br>10-Bozma sonrası yasal olarak duruşma açıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>11-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra, taraflarca yatırılan gider  avansının kullanılmayan kısmının talep halinde taraflara iadesine<br>12-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına, <br>Taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nin 356/2 maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1.maddesi gereğince kesin olmak üzere, 04/06/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.\t <br> <br>Başkan...<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye...<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye... <br>e-imzalıdır<br> <br>Katip...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55938a7c327c6176","SID":"a1c1b64e439d8095"}}