{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/128 <br>KARAR NO: 2024/451<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/10/2020<br>NUMARASI: 2016/494 Esas -  2020/578 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında satım sözleşmesi bulunduğunu, davacının davalı tarafa birden fazla kez yedek parça satışı yaptığını, kargoların bazılarının davalının muhtemelen akrabası olan kişilere teslim edildiğini, davalının adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında sorumlu olduğunu, davalı ile yanında çalışanlar arasındaki şikayate konu olan olayın uyuşmazlıkla ilgili olmadığını, davalı adına kesilmiş 47 adet faturanın, 9 adet tahsilat makbuzunun, bir adet banka dekontunun bulunduğunu, davalıdan bakiye kalan alacağı olan 19.223,83TL.'ye ilişkin olarak Kartal ... Noterliğinden 02.10.2015 tarihinde ihtarname gönderildiğini, ardından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının 17.11.2015 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğini, takibin durduğunu belirtmiş, itirazın iptaline, %20'den az olmamak kaydı ile borçlunun icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, yetkili mahkemenin de Çorlu mahkemeleri olduğunu, davacının gönderdiği ihtarnameye karşılık davalının da Çorlu ... Noterliği'nden 12.10.2015 tarihinde ihtarname gönderdiğini, davacının icra takibindeki tüm iddia ve talepleri reddettiğini, davalının 02.09.2014-23.09,2015 tarihleri arasında aralıksız yurtdışında çalıştığını, yurt dışında olup davacıdan mal almadığını, herhangi bir fatura, senet vs. imzalamadığını, davacının dayandığı banka dekontunun ve tahsilat makbuzlarının davalı ile ilişkili olmadığını, ödemelerin davalı yurtdışındayken başkası tarafından yapıldığım, ancak kendisi tarafından yapılmadığını, davalı yurtdışından döndükten sonra yanında çalışanlardan ... ve ... isimli şahısların kendinden habersiz, yetkisiz ve kendi ismini kullanarak birçok firmadan malzeme aldıklarını, davalıyı borçlandırdıklarını öğrendiğini, davalının bu kişiler hakkında 30.09.2015 tarihinde Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığına 2015/10228 soruşturma numarası ile şikâyette bulunduğunu, faturanın borç doğurabilmesi için ihtiva ettiği mal ve hizmetin teslim edildiğinin ve faturanın karşı tarafa tevdi edildiğinin ispatının gerektiğini belirtmiş ve davanın reddini, mahkemenin görevsizliğini, itirazın reddi halinde yetkisizliğine ve dosyanın yetkili Çorlu mahkemesine gönderilmesini, görev ve yetki itirazlarımızın reddi halinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddini, davacının haksız ve kötüniyetli takibi nedeniyle 19.223,83TL.'nin %20'si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...toplanan deliller  özellikle SGK kayıtları ve ceza davasındaki ifadeler ve verilen karar birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar davalı tarafça arada ticari ilişki bulunmadığı, mal teslimi olmadığı yönünde savunmalarda bulunulmuş ise de davalının kendi defterlerinde davacı şirke ile aradaki ticari ilişkinin varlığını destekler kayıtların yer aldığı, davalı tarafından her ne kadar tacir olmadığı esnaf olduğu savunulmuş ise de dosyaya gelen bilgi ve belgelerden davalının bilanço esasına göre defter tutması gerektiğinin esas olduğu, yine davalının dava dışı ... ve ...'in kendinden habersiz olarak borçlandırıldığı yönündeki itirazları bakımından yapılan inceleme de ise gerek anılan kişilerin davalı tacirin sigortalı çalışanları olması gerekse beraat kararı ile sonuçlanan ceza dosyasındaki  davalı tarafın ve dava dışı çalışanların ifadeleri ile  bu kişilere işletmenin emanet edildiğinin anlaşılması ,gerekse bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalının yurt dışına çıkmış olduğunu beyan etmiş olmasına rağmen vergi mükellefiyetine ara vermediğinin anlaşılması ve davalının Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği şikayet dilekçesinde 02/09/2015 tarihinde yurt dışına çıkmış olduğunu beyan etmesi ve ceza yargılamasındaki ifadesinde de bu hususu tekrarlaması karşısında davaya konu faturaların düzenlenme ve davalı defterlerine kayıt alma tarihleri karşılaştırıldığında 02/09/2015 tarihi öncesine ait olduğu görülmüş, davacı tarafından kesilen faturalardan bir kısmının defterlerinde kayıt altına alınmış olması ve kendi defterlerine göre davacı şirkete borçlu olması karşısında basiretli tacir gibi davranması esas olan davalının savunmalarına itibar edilmemiş, toplanan deliller kapsamında fatura ve buna bağlı mal teslimi ispatlanan alacaktan, yine tahsilat makbuzları ve davacı defterlerinde olan davalı tarafça yapılan ödemelerin düşümü ile davalının davacı şirkete takip tarihi itibariyle 15.800,29-TL borçlu olduğu, her ne kadar davacı tarafça davalı defterlerinde yer almayan toplam 3.423,53 TL bedelli 4 fatura konusu malın teslim edildiği iddia edilmiş ise de yukarıda açıklanan gerekçeler ile mal tesliminin iddiasını ispatla mükellef davacı tarafından yazılı deliller ile ispatlanamadığı, davacı tarafın delil listesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığı görülmekle, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 15.800,29-TL asıl alacak  ve ve asıl alacağa   takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek  yıllık % 10,5 oranını aşmamak kaydı ile değişen oranlarda avans faizi   üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,faturaya dayalı alacağın likit olması sebebiyle  hükmedilen asıl alacak tutarının %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bir faturanın borç doğurabilmesi için, ihtiva ettiği mal ve hizmetin teslim edildiğinin belgelenmesi veya faturanın karşı tarafa tebliğ edilmesine müteakip 8 gün içinde itiraz edilmemiş olması gerektiğini, davacı taraf düzenlemiş olduğu dava konusu olan faturalar müvekkile tebliğ veya fatura içeriğindeki mallar teslim edilmediğini, ilk derece mahkemesinin bu hususları dikkate almadan hüküm kurması hukuka ve kanunlara aykırı olduğunu, mahkemece müvekkilin Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği şikayet dilekçesinde 02/09/2015 tarihinde yurt dışına çıkmış olduğunu beyan etmesi ve ceza yargılamasındaki ifadesinde de bu hususu tekrarlaması karşısında davaya konu faturaların düzenlenme ve davalı defterlerine kayıt alma tarihleri karşılaştırıldığında 02/09/2015 tarihi öncesine ait olduğu görüldüğünü, şeklinde kanaat getirerek müvekkilin davaya konu faturaların düzenlenme ve deftere kayıt edilme tarihlerinde yurt içinde olduğunu kabul etmiş bu kabul hüküm kurmasında etkili olduğunu, davaya cevap dilekçesinde müvekkilin 02.09.2014 yılı ile 23.09.2015 tarihleri arasında aralıksız yurt dışında çalıştığını beyan ettiğini, müvekkilin yurt dışına çıktığı tarih ile ilgili olarak verdiği gerek dilekçelerde gerekse beyanlarda  yurt dışına çıktığı tarihinin yılı 2014 yılı yazılacağına 2015 yılı olarak sehven yazıldığını, müvekkilin yurt dışına çıkış tarihi ile ilgili olarak Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği şikayet dilekçesi dikkatli incelendiğinde 02/09/2015 tarihinde yurt dışına çıkmış olduğu yazarken aynı zamanda yurt dışından da 23/09/2015 tarihinde geldiğini de beyan ettiğini, müvekkillin beyanlarına göre yurt dışına 20 günlüğüne çalışmaya gitmiş olur ki bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yurt dışına çıkış tarihi olarak 2014 yılı yerine 2015 yılını sehven yazdığı açıkça ortada olduğunu, mahkemece bu hususu gözden kaçırdığını, konuda cevap dilekçesinde yurt dışına çıkış ve yurt içine dönüş tarihlerinin 02/09/2014 - 23/09/2015 tarihleri olduğu ve bu hususun araştırıldığında belirtilen zaman dilimi içerisinde Türkiye’de olmadığı ortaya çıkacağını beyan edilmesine rağmen mahkemece müvekkilin yurt dışını çıkış - giriş tarihlerini araştırılmadığın, mahkeme bu konuda araştırma yapmadan müvekkilin Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği şikayet dilekçesinde 02/09/2015 tarihinde yurt dışına çıkmış olduğunu beyan etmesi ve ceza yargılamasındaki ifadesinde de bu hususu tekrarlaması karşısında davaya konu faturaların düzenlenme ve davalı defterlerine kayıt alma tarihleri karşılaştırıldığında 02/09/2015 tarihi öncesine ait olduğu kabul ettiğini, mahkemece gerekli araştırma yapılmış olsa davaya konu faturaların müvekkilin yurt dışındayken düzenlenip defterlere kayıt edildiği kolayca görüleceğini, müvekkilin yurt dışında olduğu için davaya konu faturaları düzenlemediğini ve defterlerine kayıt etmediğini, bu davanın esası hakkında verilecek hükmü etkileyecek bir konunun herhangi bir şekilde araştırılmaması ve bu şekilde hüküm kurulması hatalı olduğunu ve iş bu mahkeme ilamının bozulmasının nedeni olduğunu, mahkemenin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 15.800,29-TL asıl alacak ve ve asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yıllık % 10,5 oranını aşmamak kaydı ile değişen oranlarda avans faizi üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, faturaya dayalı alacağın likit olması sebebiyle hükmedilen asıl alacak tutarının %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmetmesi hukuka aykırı olduğunu, öncelikle tehir-i icra talebinin kabulüne, istinaf talebinin kabulü ile İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 13.10.2020 Gün ve 2016/494 E. 2020/578 K. sayılı kararının ortadan kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepler doğrultusunda davacının tüm taleplerinin reddine  karar verilmesini, vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan  açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile  davanın kısmen kabulüne   karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının dava konusu açık hesaptan kaynaklı hüküm altına alınan miktar  kadar alacağı bulunup bulunmadığı  noktasındadır. Davacı alacaklı  tarafından davalı hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile \" satılıp teslim edilen mallardan bakiye borç\" borcun sebebi gösterilerek ve takip talebine fatura, tahsilat makbuzu ve dekont suretleri eklenerek 19.223,83 TL asıl  alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde  itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı beyanlarından taraflar arasında uzun süredir devem eden alım-satım ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf bir kısım malları kendisinin almadığını, yurt dışında bulunduğu sürede kendisine ait iş yerinde çalışan dava dışı 2 kişi tarafından kendisinden habersiz ve yetkisiz olarak birçok firmadan malzeme aldıklarını, bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu savunmuştur. Dosyada toplanan deliller ile davalının yurt dışında olduğunu beyan ettiği dönemde iş yerinin faaliyetine devam ettiği, işletmesinin haklarında şikayette bulunduğu  dava dışı 2 kişi tarafından devam ettirildiği, bahsi geçen kişiler hakkında açılan ceza davasının beraatle sonuçlandığı, bahsi geçen kişilerin SGK kayıtlarına göre davalının sigortalı çalışanı olduğu belirlenmiştir. Davacı alacağına dayanak gösterdiği faturalardan bilirkişi raporunda belirlenen 4 adet toplam değeri 3.423,53 TL lik faturaların davalı ticari defterinde kayıtlı olmadığı diğer tüm faturaların davalı ticari defterinde kayıtlı olduğu, bu 4 adet fatura konusu malların davalıya teslim edildiğinin  usulünce ispatlanmadığı, davalının kendi ticari defterine itirazsız kaydettiği diğer tüm fatura içeriği malları teslim aldığının  ve bedelini davacıya ödemesi gerektiğinin kabulü gerekmektedir. Davalı ticari defterlerinde kayıtlı davacı faturaları ile davalı tarafından yapılan ödemelerin karşılaştırılması sonucu davalının  takip tarihi itibarıyla 15.800,29 TL bakiye borcu bulunduğu denetime elverişli bilirkişi raporu ile belirlenmesi karşısında davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 269,84 TL harcın, alınması gerekli olan 1.079,32 TL harçtan mahsubu ile bakiye 809,48‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.26/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c485d572426b519e","SID":"312fea125847cd94"}}