{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/135 <br>KARAR NO: 2024/402<br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/09/2020<br>NUMARASI: 2015/524 Esas -  2020/161 Karar<br>DAVA: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taşıtan ... Sanayi Limited Şirketi' ne ait yükü, kendisi ile yapılan taşıma sözleşmesi uyarınca Borusan Limanı' ndan 05.10.2014 tarihinde yükleyerek, Bingazi/Libya Limanı' na taşıdığını ve yükü ihtiva eden konteyneri liman sahasına kapalı ve mühürlü olarak 09.10.2014 tarihinde gemiden tahliye ettiğini, söz konusu deniz taşıma işinde davacı müvekkiline ait numarası konşimentoda belirtilen 1 adet konteyner kullanıldığını, taşıma konusu yüke ilişkin varış ihbarı düzenlenip yüklerin tahliye edildiğini, bugüne dek söz konusu yüklerin teslim alınmadığını, yükün konşimentoda öngörülen süre içerisinde gönderilen tarafından teslim alınmaması nedeniyle, davacı müvekkili tarafından yapılan bütün iyi niyetli girişimlerin sonuçsuz kaldığını, aradan geçen yaklaşık 11 aylık süre zarfından ne yükün teslim alındığını ne de konteynerlerin tahliye edildiğini, konteynerin tahliye edilmemesi üzerine müvekkili taşıyan şirket çalışanı tarafından davalıya müteaddit defa ihtar yapıldığını ve bilgi istendiğini, ancak aradan gecen bunca süre zarfında herhangi bir netice alınamadığını, sonuç olarak davacı müvekkili tarafından deniz nakliyatı işinde kullanılan bir adet konteynerin Bingazi/Libya Liman sahasında dolu olarak bekletildiğini ve davacı müvekkilinin söz konusu konteyneri deniz nakliyatı işinde kullanmaktan mahrum kaldığını, uyuşmazlığın konusunun, davacı müvekkile ait ve taraflar arasındaki navlun sözleşmesi uyarınca deniz nakliyatında kullanılan konteynerin, konşimentoda öngörülen on günlük süre içerisinde (free time) iade edilmemesi sebebiyle oluşan demuraj alacağı talebine ilişkin olduğunu, konşimento incelendiğinde konteynerin on günlük süre sonunda iade edilmemesi halinde, günlük olarak belirli bir ücretin ödeneceği yönünde hüküm bulunduğunu,  konteynerin süresi içerisinde iade edilmemesi halinde ise demuraj ücreti olarak adlandırılan alacak oluştuğunu, somut uyuşmazlık bakımından navlun sözleşmesinin taraflarının taşıyan olarak davacı müvekkili şirket ile taşıtan olarak davalı bulunduğunu, bilindiği üzere navlun sözleşmesi nedeniyle oluşan navlun ücreti ile genel olarak navlun teferruatı olarak nitelendirilen masrafların borçlusunun yine taşıtan olduğunu, zira gönderilenin yükü teslim almaması nedeniyle TTK m. 1203 vd. uyarınca davalı taşıtanın oluşan demuraj alacağından doğrudan sorumlu olduğunu, yükün teslim alınmaması nedeniyle oluşan demuraj ücretinden, TTK m. 1203 vd. uyarınca davalının doğrudan sorumlu olduklarının kabulü ile huzurdaki davanın ikame edilmesi zarureti doğduğunu iddia ederek davacı müvekkiline ait konteynerin navlun sözleşmesinin tarafı olan davalının kusuru nedeniyle tahliye edilmemesi nedeniyle oluşan demuraj ücretine mahsuben şimdilik 10.840,00 Amerikan Doları'nın dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun m.4/a fıkrası uyarınca hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacı müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketi hakkında demuraj ücretinin tahsili amacıyla 10.840.USD bedelli 31.07.2015 tarih ve 64713 seri numaralı fatura tanzim edildiğini, taraflarınca işbu faturaya en son, Beyoğlu ... Noterliği' nin ... yevmiye numaralı 27.08.2015 tarihi ihtarnamesi ile itiraz edilerek faturanın iade edildiğini, müvekkilin davacıya böyle bir borcu bulunmadığını, mahkemenin de malumu olduğu üzere taraf ehliyetinin dava şartlarından olup eksikliği halinde esasa girilmeden davanın reddi gerektiğini, nitekim somut davada davacının, demuraj alacaklısı olduğunu belgeleyemediğini, Deniz Ticaret hukukuna göre demuraj alacaklısının taşıyan olup, gereksiz beklemeden dolayı zarara uğrayan taraf olduğunu, fakat davacının ne zarara uğrayan ne de dumuraj alacaklısı olduğunu, ibraz edilen yabancı dille yazılmış belgelerin tercümesinin zaruri olduğunu,  belgelerin tercümesi ve taraflarına tebliği işleminden sonra cevap verme haklarını saklı tuttuklarını, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte davacı tarafın, müvekkili şirkete karşı varış ihbarı yükümlülüğünü yerine getirmediğini, tanzim edilen faturada 09.10.2014-31.07.2015 tarihleri arası hakkında demuraj ücreti yansıtılmışsa da evvela davacı tarafça yerine getirilmeyen yükümlülükten doğan zararın müvekkili şirkete yansıtılmasının haksız ve dayanaksız olup hukuka aykırı olduğunu, konu hakkında müvekkili firmanın ilk defa 05.03.2015 tarihinde uyarıldığını, taşıyanın, yükün boşaltmaya hazır olduğunu gönderilene ihbar etmek yükümlülüğü altında olduğunu,  bir ihbar yapılmadığı gibi durumun müvekkiline de geç bildirildiğini, durumun müvekkili şirkete ihbarı üzerine, müvekkili tarafından konunun araştırıldığını, bu süreçte gönderilenin, davacı şirkete defalarca başvuruda bulunduğunu ancak yükün yeri tespit edilemediği için teslim alamadığının anlaşıldığını, daha sonra müvekkili şirket yetkililerinin bizzat yükü araştırmaya başladığını, davacıdan yükle ilgili kimseler sorulmuşsa da yine bir sonuç alınamadığını, ibraz edilen e-postalardan da anlaşılacağı üzere müvekkili şirket yetkilileri tarafından yapılan yazışmalara da davacı tarafından olumlu bir dönüş olmadığını,  tarih itibariyle Bingazi Limanı' nda şiddetli çatışmalar yaşandığını,  yüke ulaşmanın davacı tarafça dahi mümkün olmadığı ve yükün bulunamadığını, yükün bile bile kuşatma altındaki bu limana indirilmesine müsaade eden davacının kusurlu olduğunu, daha önce de Bingazi Limanı' na indirileceği kararlaştırılan başka yüklerin devletin kontrolünde ve daha güvenli olması hasebiyle Misurata Limanı' na indirildiğini,  güvenle teslim alındığını ve müvekkilin bir itirazı olmadığını, davacının bu seçeneği gündeme getirmiş dahi olmadığını, basiretli davranmadığını, yükün limanda bulunduğu öğrenildikten sonra davacı ile irtibata geçildiğini ve yükün teslimi için görüşmeler yapılmışsa da yükün yeri tespit edilemediğinden teslim edilemediğini, bu konuda davacı ile yapılan yazışmaların ibraz edildiğini, yükün güvenliği ve teslim edilmesi, bu ana kadar geçen sürede sorumluluğun taşıyana ait olduğunu, davacının kendi kusurundan kaynaklanan zararını müvekkiline fatura ederek tazmin etmeye çalıştığı, bu duruma hukuk sisteminin cevaz veremeyeceğini, yükün limanda bulunduğu öğrenildikten sonra davacı ile irtibata geçildiğini ve yükün teslimi için görüşmeler yapılmışsa da yükün yeri tespit edilemediğinden teslim edilemediğini, davacıdan yükün teslim alınabilmesi için ordino alınması istendiğini, ordinonun da verilemediğini, yüklerin teslim alınması ihtimalleri davacı tarafından müvekkilinin elinden alınmakta iken nasıl olup da teslim alınmaması nedeniyle demuraj faturası tanzim edilebildiğinin anlaşılabilmiş olamayacağını, yükün teslim alınamamasında ne müvekkiline ne de gönderilene atfedilecek bir kusur bulunmadığını, davacının hem yükün gönderilene teslim edilmesini sağlayamadığını hem de haksız kazanç sağlamak gayesi ile davaya konu faturayı tanzim ettiğini, iş bu faturaya süresi içinde itiraz edildiğini, faturanın kesinleşmediğini, davacının kusuru nedeniyle yükün geç tesliminden ötürü müvekkili şirketin uğradığı ve uğrayacağı tüm zararların davacı şirkete rücu etme haklarını saklı tuttuklarını, öte yandan kabul anlamına gelmemek kaydı ile  aksi halde dahi talep olunan demuraj bedelinin fahiş olup kabulünün mümkün olmadığını, zira hesaplamanın hatalı yapıldığını, bilirkişi marifetiyle hesaplama yapılması gerektiğini belirterek açılan haksız davanın daha esasa girilmeden taraf yokluğu sebebiyle reddini, mahkeme aksi kanaatte ise hiçbir kusur veya sorumluluk atfedilemeyecek taraflarına açılan işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Dava, deniz taşıma ilişkisine dayalı olarak düzenlenen demuraj faturasının tahsili istemine ilişkin alacak davası olup, uyuşmazlık, TTK’nın “Deniz Ticareti” başlıklı beşinci kitabı kapsamında yer almaktadır. Uyuşmazlık, davacının taşıyan sıfatı ile gerçekleştirdiği Bingazi Limanı taşıması sonrası konteynerların davalı tarafa iade edilip edilmediği, iade edilmeme halinde davacının demuraj alacağına hak kazanıp kazanmadığı, davalı ... Sanayi Ltd bakımından demuraj sorumluluğunun bulunup bulunmadığı varsa davacı alacağının miktarının tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Dosyada mevcut konişmento incelendiğinde, yükletenin dosyamız davalısı ... Turz. San. Ltd. Şti, yük alıcısının ...yükleme limanın ..., varma yeri limanının ..., taşıyanın ..., taşıma konusunun 1 adet 20 foot ... nolu konteyner olduğunun anlaşıldığı ve teknik bilirkişi heyetine göre de yükün Bingazi Limanı' na ulaştığı kanaatine varılmıştır. Dosyanın incelenmesinde, davacı firmanın konşimento kuralları gereği taşıyan sıfatını , davalının ise taşıtan sıfatına haiz olup, bu haliyle davalının TTK hükümleri gereğince  konteynerin  tarifede belirtilen süreler içerisinde teslim alınmaması ve geri temiz ve boş olarak iade edilmemesi/geç iade edilmesi halinde demuraj ve diğer sair masrafları ödemekle yükümlü olacağı, ancak davalı tarafça yargılamanın başından bu yana varış ihbarının kendilerine tebliğ edilmediğinin, davacı şirkete defalarca başvurulduğu halde yükün yerinin dahi tespit edilemediğinin ifade edildiği anlaşılmıştır.  Davacı tarafından konteynerin  tahliye limanına ulaştığının alıcıya bildirildiği iddia edilen varış ihbarının dosyaya bir kopyasının sunulduğu, ancak belgenin tebliğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı,  davacı tarafından sunulan diğer varış ihbarı olarak nitelendirilen elektronik mektupların, davalı firmaya gönderilme tarihlerinin daha sonraki tarih olduğu anlaşılsa da  gerek mail yazışmalarından gerekse Adalet Bakanlığı' nın 15.08.2016 tarihli cevabi yazısından 2016 tarihi itibariyle dahi iç savaş ve karışıklık olduğunun hatta Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılacak bildirime kadar adli/ idari yazışmalara ara verildiğinin bildirildiği, yine dosyada örneği mevcut Gümrük ve Dış Ticaret Bakanlığı yazısı örneğinden 15 Ekim 2014 tarihinde Bingazi Limanı' nın faaliyetlerinin durdurulduğunun anlaşıldığı, buna göre davacı tarafça konteynerların boş teslimi için tanınan serbest süre henüz dolmadan tahliye limanı olan Bingazi Limanı kapandığından, bu tarihten sonraki süre için demuraj talep edilmesinin mümkün olmadığı,  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/03/2014 tarihli 2013/12326 Esas ve 2014/4189 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere Libya'da yaşanan olayların mücbir sebep olarak  kabulü ile  davalının demuraj sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, yine bu yöndeki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2019 tarihli 2018/1417 Esas 2019/1430 Karar sayılı ilamı ile de anılan Yargıtay ilamına atıfta bulunularak benzer bir uyuşmazlıkta Libya'da yaşanan savaş ve iç karışıklık hususunun mücbir sebep olarak kabul edildiği,  davacı vekilinin de kabulüyle konteynerin 09.10.2014 tarihinde limana tahliye edildiği, davacının demuraj tarifesine göre tanınan serbest süre henüz dolmadan  tahliye limanının faaliyete kapanması nedeniyle Libya'da yaşanan olayların mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerekeceği ve bu nedenle davalının sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından deniz nakliyatı işinde kullanılan bir adet konteyner Bingazi/Libya Liman sahasında dolu olarak bekletilmiş ve davacının söz konusu konteynerları deniz nakliyatı işinde kullanmaktan mahrum kaldığını, davalı “taşıtan” sıfatıyla oluşan demurajı ödemekle yükümlü olduğunu, navlun sözleşmesinin tarafları, taşıyan olarak davacı şirket ile taşıtan olarak davalı bulunduğunu, navlun sözleşmesi nedeniyle oluşan navlun ücreti ile genel olarak navlun teferruatı olarak nitelendirilen masrafların borçlusunun yine taşıtan olduğunu, zira gönderilenin yükü teslim almaması nedeniyle, TTK m.1203 vd. uyarınca davalı taşıtan oluşan demuraj alacağından doğrudan sorumlu olduğunu, davacıya ait konteynerın davalının kusurundan kaynaklı olarak tahliye edilmemesi nedeniyle oluşan demuraj ücretine mahsuben 10.840,00 Amerikan Dolarının dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun m.4/a fıkrası uyarınca hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak tarafına verilmesi gerektiğini, taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunmadığını, navlun sözleşmelerinin kurulmasında bir şekil şartı gerek ulusal gerekse de uluslararası kaideler uyarınca öngörülmediğini, yerel mahkemenin kararına dayanak yaptığı Yargıtay kararı Libya'daki arap baharı dönemi olan 2011 de yaşanan olayları dikkate alarak verilen bir karar olduğunu, somut uyuşmazlık konusunun yaşandığı dönemin 2014 yılı olduğunu, yaşananların aynı değil olmadığını, Basiretli bir iş adamı gibi davranması gereken taşıtanın Libya'ya taşımanın gerçekleştirileceği bu dönemdeki koşulları göz önünde bulundurup gerekli tedbirleri alarak sözleşme ilişkisine girmesi gerektiğini, Libya'da iç karışıklıklar 18 Şubat 2011 tarihinde başlamış olup davalının 2014 yılının EKim ayında girdiği ticari ilişkide bölgenin içinde bulunduğu durumu öne sürmesi TMK m.2'de düzenlenen \"dürüstlük kuralı\"na aykırılık teşkil edeceği her türlü tartışmadan vareste olduğunu, bu kapsamda, Libya'da yaşanan iç karışıklıklar nedeniyle yaşanabilecek aksaklıkları göz önünde bulundurmadan taşıma sözleşmesini yapan davalı tarafın mücbir sebep gerekçesine dayanması kabul edilebilir bir durum olmadığını, mahkemece yaşandığı iddia edilen iç karışıklıkları mücbir sebep olarak kabul etmişse de bu karışıklıklar bir anda ortaya çıkmamış yükleme tarihi itibariyle de mevcut olan karışıklıklar olduğu için mevcudiyeti iddia edilen bu hadiselerin öngörülememesi söz konusu olmayıp bu sebeple de bu hadiselerin mücbir sebep teşkil etmeyeceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, deniz yoluyla yapılan taşıma nedeniyle konteyner demuraj alacağının tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, konteyner demurajının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Dava konusu taşımaya ilişkin ... numaralı konişmento, 05/10/2014 tarihinde, davalı ...ti'nin ... firmasına ihraç ettiği 1x20 ... numaralı konteyner ile taşınan ürünlerin Borusan Port limanından Benghazı Port/Libya limanına taşınmasına ilişkin olarak, taşıyıcı sıfatıyla ... tarafından düzenlenmiştir. Dosyadaki mail yazışmalarına göre, yükün 09/10/2014 tarihinde Benghazi limanına vardığı anlaşılmaktadır. Davacı ... Tic A.Ş. Tarafından davalıya \"demuraj ücreti 09/10/2014-31/07/2015 tarihleri arası\" açıklaması ile 31/07/2015 tarih ve 10.840,00 USD bedelli faturayı düzenlemiştir. Davalı taraf ise faturaya itiraz etmiştir. Bunun üzerine davacı taraf, alıcının yükü teslim almadığı ve konteyner demuraj alacağının doğduğu iddiasıyla konteyner demuraj ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Taşıyıcı tarafından tedarik edilen konteyner'in, varma limanında ulaşmasından itibaren kararlaştırılan sürede(serbest zaman), böyle bir süre yok ise makul bir süre içerisinde teslim alınmadığında konteynerin beklemesi veya gemiden boşaltılan konteynerin, gönderilen tarafından tesellüm edildikten sonra, kararlaştırılan sürede, böyle bir süre yok ise, makul bir süre içerisinde boş olarak taşıyana veya temsilcisine iade edilmediğinde konteynerin gecikmesi halinde konteyner demurajı söz konusu olmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1176/1. Maddesine göre, kırkambar sözleşmesinde gönderilen, taşıyanın veya yetkili bir temsilcisinin bildirimi üzerine gecikmeden eşyayı teslim almakla yükümlüdür. Gönderilen tanınmıyorsa bildirim, yerel teamül üzere ilan yoluyla yapılır.TTK'nın 1176/2. Maddesinin atfı ile kırkambar sözleşmelerinde de uygulanacak olan TTK'nın 1174/1. Maddesine göre,  gönderilen, eşyayı almaya hazır olduğunu bildirip de boşaltma süresini ve kararlaştırılmış ise sürastarya süresi içinde eşyanın tamamını teslim almamışsa, taşıyan, gönderilene haber verdikten sonra, Türk Borçlar Kanununun 107 ilâ 109 uncu maddelerinde öngörülen hakları kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre ise,  gönderilen, eşyayı teslim almaktan kaçınır veya 1168 inci maddede yazılı bildirim üzerine eşyayı teslim almaya hazır olup olmadığını bildirmez yahut bulunamazsa taşıyan, birinci fıkrada gösterilen tarzda hareket etmek ve aynı zamanda durumu taşıtana bildirmek zorundadır.  Buna göre, eşyayı kabul eden gönderilen tesellümde gecikir ise taşıyan,  durumu gönderilene haber verdikten sonra alacaklının temerrüdüne bağlı olan hakları kullanabilir ve eşya ile dolu konteyneri hasar ve giderleri gönderilene ait olmak üzere ardiyeye tevdi edebilir; gönderilenin eşyayı teslim almaktan kaçınması veya gönderilenin bulunamaması hâlinde ise, taşıyanın aynı şekilde alacaklının temerrüdü hükümlerine göre konteyneri ardiyeye tevdi etmesi bir zorunluluktur. Ayrıca taşıyan durumu taşıtana bildirmekle yükümlüdür.Taşıyan tarafından tedarik edilen konteyner varma limanında gemiden boşaltılmasından itibaren kararlaştırılan sürede(serbest zaman) veya böyle bir süre yok ise, makul bir süre içerisinde gönderilen tarafından teslim alınmadığında esasen konteyner eşya ile dolu olarak taşıyanın zilyetliğinde ve dolayısıyla kontrolünde bulunur. Ancak içerisindeki eşya sebebiyle taşıyan konteyneri kullanmaktan yoksun kalmaktadır. Eşyanın gümrüğe tâbi olması hâlinde konteyner (kural olarak) geçici depolama yeri niteliğindeki terminal alanında bulunur. Konteyner demurajını konu alan düzenlemeler konişmentoda konteyner bekleme ve gecikme parasına dair özel kayıtlar(klozlar) yer alabilir. Bunun yerine konişmentoda konteynerin beklemesi ve gecikmesini durumunda doğan alacaklar için “taşıyanın tarifesi”ne atıfta da bulunulabilir. Taşıyanın tarifesine atıfta bulunulması halinde bu tarifenin sözleşmeye dahil ve tarafları bağladığı kabul edilir. Yüke ilişkin konişmentoda demuraj ücretine ilişkin kayıt bulunmasa bile demuraj ücretinin emsaller gözetilerek hakkaniyete uygun biçimde tayinine de engel bulunmamaktadır(Yargıtay 11. HD’nin 15/10/2015 tarih, 2015/8234 Esas ve 2015/10695 Karar). Dosyadaki belgelere göre, davacının Bingazi'deki acentesinin ... olduğu anlaşılmaktadır. Bu firma tarafından 09/10/2014 tarihinde yükün alıcısı ... firmasına hitaben \"varış ihbarı\" düzenlenmiştir. Ancak varış ihbarının alıcıya ulaştığına ilişkin bir kayda dosyada rastlanılmamıştır. Daha sonra davacı taşıyan ile davalı taşıtan arasında Ağustos 2015 tarihinde yazışmalarda, davalıya yükün alıcısı tarafından teslim alınmadığı bildirilmiş, davalı tarafından ise alıcının konteyneri aradığı ve savaş nedeniyle teslim alamadığı bildirilmiştir. Dosyadaki Libya makamları ile yapılan yazışmalara göre, Bingazi Limanının 09/01/2014-14/10/2014 tarihleri arasında normal şekilde faaliyet gösterdiği, 15/10/2014 tarihinden yazı tarihine(15/01/2017) kadar limanın tamamen durdurulduğu belirtilmiştir. Gönderilen şayet “objektif sebepler”den dolayı eşyayı kabul edememiş ise, kendisi temerrüde düşmüş olmayacağından taşıyan lehine konteynerin beklemesinden ötürü gider alacağı da doğmayacaktır. Bu bağlamda, yükle ilgilinin sorumluluktan kurtulması için istenmeyen sebebin harici ve objektif olarak kaçınılmaz olması gerekecektir. Örnek olarak, savaş, iç karışıklık, terör olayları veya doğal afetler sebebiyle gönderilen zamanında eşyayı teslim alma imkânından mahrum kalmış ise, alacaklının temerrüdü ortaya çıkmaz ve dolayısıyla taşıtanın konteyner demurajı sorumluluğu doğmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.03.2014 Tarih ve 2013/12326 E. - 2014/4189 K. Sayılı kararında, Libya'da 15.02.2011 tarihinde başlayan savaş hali mücbir sebep olarak kabul edilmiştir. Somut olayda, yük 09/10/2014 tarihinde tahliye edilmiş ve gerek 10 günlük serbest zaman gerekse yükün gönderilen tarafından kabul edilmemesi hali için öngörülen  boşaltmadan itibaren 90 günlük süre geçmeden savaş halinin etkisi ile ortaya çıkan iç karışıklıklar nedeniyle 15/10/2014 tarihinde Bingazi Limanındaki faaliyetlerin durdurulduğu nazara alındığında da, bu durumun da mücbir sebep olduğunun kabulü gerekir. Bu halde bahsi geçen süreler işlemeyecek olup davalı taşıtanın 09/10/2014-31/07/2015 tarihleri arası (konteyner) demuraj açıklamasıyla düzenlenen fatura nedeniyle ve dava tarihine kadar geçen süreden dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fcdf993985654840","SID":"a145646b22c2de9e"}}