{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/364 <br>KARAR NO: 2024/457<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/07/2020<br>NUMARASI: 2018/664 Esas -  2020/354 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile  davalı şirket arasında 22/02/2017 tarihli sözleşme uyarınca süregelen \"...\" ve \"...\" marka ürünlerin alım satım işlemlerine dayalı cari hesap akışı üzerinden devam eden hukuki ve ticari ilişkinin mevcut olduğunu, ..., satın alma ve geri ödeme indirim planı çerçevesinde yükümlülüğünü yerine getirmediğinin görüldüğünü ve hakkında yasal yollara başvurulduğunu, davalının sözleşmesel ifa yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili tarafından davalı adına değişik kod ile değişik tarih ve tutarlarda düzenlenen faturalar düzenleyerek muhattabın kayıt bilgilerine iletilmekle müvekkilininde kendisine ait 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerine işlemiş olduğunu, defterlerin incelendiğinde kayıtların alacaklarının varlığını ispatlar nitelikte olduğunun görüleceğini, davalının kötü niyetli olarak yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde hukuka aykırı olan hususları kabul etmediklerini, borcun kaynağına ilişkin tebligatın taraflarına yapılmadığını, davacı tarafa likit borçlarının bulunmadığını, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde göndermiş olduğu cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı gibi davaya konu fatura nedeniyle taraflarına her hangi bir mal teslimi yapılmadığını, davacı yana her hangi bir likit borçlarının bulunmadığını, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek her iki tarafın (adresi itibariyle davalı defterleri talimat aracılığıyla incelenmiştir.) defter ve belgeleri üzerinde mali müşavir bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmıştır. İncelenen davacı defterleri uyarınca;  davacı defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, aralarındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 26.192,27-TL alacaklı olduğu görülmüştür. Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/183 talimat sayılı dosyası ile davalı defterleri üzerinde yapılan incelemede; davalı defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, takip tarihi itibariyle davalının davacıya 53.251,59-TL borçlu bulunduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere incelenen taraf defterleri uyarınca davacının davalıdan alacaklı olduğu, davacı defterlerinde talebiyle uyumlu olarak 26.192,27-TL alacağının görüldüğü, davalı defterlerinde ise, davalının daha fazla (53.251,59-TL) borçlu göründüğü tespit edilmiştir. Buna göre davacının iddia etmiş olduğu alacağını ispat ettiği kabul edilmiştir. Her ne kadar davalının \"Davacının farklı icra takipleri açtığı, mükerrer alacak talebinde bulunulduğu\" yönünde savunmada bulunduğu görülmüş ise de; davalının mükerrer takip olarak gösterdiği Bursa ... İcra Dairesi'nin ... E.sayılı dosyasının dosyaya sunulan tutanaklarının incelenmesi ile \"Oradaki icra takibinin davalıya yönündeki değil, ünvanı benzemekle birlikte farklı tüzel kişi olduğu anlaşılan ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne\" karşı başlatılmış olduğu ve davamızla ilgili olmadığı anlaşıldığından, davalının aksi yöndeki savunmalarına itibar edilmeyerek tespitle uyumlu davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının %36 oranında akdi faiz istemi var ise de; icra takibinde sözleşmeye değil münhasıran cari hesap ekstresine dayanılmış olduğundan faizin genel hükümlere göre değerlendirilmesi gerektiğinden bu oran kabul edilmeyerek avans faizi uygulanmasına, Davanın kabulü ile; davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 26.192,27 TL üzerinden devamına,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Öncelikle taraf defterleri arasında çelişki varken alacağın başka delillerle ispatı gerekirken mahkemenin dosya içerisindeki hangi delili nazara alarak bu şekilde karar verdiği anlaşılamadığını, taraf defterleri arasındaki farklılığın neden kaynaklandığına dair bir belirleme de bulunmadığını, hal böyle iken gerekçenin hangi delil nazara alınarak hazırlandığının da açıklanması gerektiğini, her ne kadar müvekkil defterlerinde borçlu olunan miktar daha yüksek gözükse de taraf defterleri arasında farklılığın neden oluştuğuna dair ortak rapor alınmadığının görüldüğünü, davacı tarafından tutulan defterler ile davalı defterleri arasındaki kayıtlar örtüşmediğinden aleyhine delil teşkil ettiğinden ticari defter kayıtları alacak iddiasını ispatlamaya yetmediğini, iş bu nedenle davacının iddiasını başka delillerle ispat etmesi gerekmekte iken mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, mahkeme gerekçesi üzerine davacı taraf elbette ki kendi ticari kayıtlarına göre takip yapacağını, fakat bu durum davacı defter kayıtlarının doğru olduğu sonucunu doğurmadığını, zira öyle olsaydı müvekkilin defterlerinin incelenmesine bile gerek kalmadan karar verilebildiğini, gerçi mahkemece müvekkil ticari defterleri üzerinde inceleme yaptıysa da salt borçlu olunan miktar daha yüksek diye dosyaya sunulan beyan dilekçesini inceleme gereği bile duymadığını, yani sonucun değişmediğini, mahkemenin gerekçe olarak nazara aldığı birlikişi raporuna tarafa yapılan itirazda da belirtildiği üzere; müvekkil tarafından davacı şirkete gerekçede belirtilen çekler dışında ayrıca ... Bursa Atatürk caddesi Şubesi 24/10/2017 tarihli 76.300 TL bedelli çek verilmiş olup davacı tarafından iş bu çek dava dilekçesi ekinde de ibraz edildiğini, davacı vekilince beyan edilen 14/10/2017 vade ... numaralı 37.400 TL bedelli çek için takip yapıldığının belirtildiğini, bunun dışında 24/10/2017 tarihli 76.300 TL bedelli çek için ayrıca takip yapıldığını, iş bu çekin karşılıksız kalması nedeni ile davacı, müvekkil şirket aleyhine Bursa ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosya numarası ile kambiyo senetlerine mahsus genel haczi yolu ile takip başlatıldığını, iş bu icra dosyası kapsamında davacı şirketin vekili hesabına 50.000 TL dosyaya mahsuben ödeme yapılmış olup kalan bakiye ile ilgili de ödeme protokolü yapıldığını, yine bu ödeme protokolü kapsamında aylık ödemeler yapılmaya devam edildiğini, tüm açıklanan sebepler uyarınca yapılan ödeme miktarları nazara alınmaksızın, eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiği aşikar olduğunu, taraf defterleri birbiri ile uyuşmadığı ve alacak iddiasında bulunan davacı defterlerinin gerçeği yansıtmadığını, açıkça ifade edilmiş iken ve davacı tarafça alacağını artık defter kaydı dışındaki bri belge ile ispat da edememişken davanın kabulüne karar verilmesi açıkça yasaya aykırı olduğunu talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan  açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile  davanın kabulüne   karar verilmiş, karara karşı davalı  vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının dava konusu açık hesaptan kaynaklı takip miktarı kadar alacağı bulunup bulunmadığı  noktasındadır.Davacı alacaklı  tarafından davalı hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına kaydedilen takip talebi ile \"26.192,27 TL lik 26/02/2018 vade tarihli cari hesap alacağı(asıl alacak)\" açıklamasıyla ve takip talebine cari hesap ekstresi eklenerek 26.192,27 TL asıl alacak, 241,79TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 26.434,06 TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun yetkiye, borcun tamamına ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde  itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Somut olayda; tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan incelemede mutabakatsızlık bulunduğu belirlenmiştir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereği davalıya ödenen 80.000 TL avansın davalının alım taahhüdünde bulunduğu ürün bedellerinden yapılacak indirimlerden mahsubu yoluyla ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Davalının alım taahhüdünü yerine getirmediği, bu nedenle davacı tarafça sözleşme gereği 80.000 TL avansın geri ödenmeyen kısmı için 2 adet fatura düzenlenip davalıya noter ihtarı ile tebliğ edildiği, bu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça bu fatura konusu malların teslim edilmediği savunulmuş ise de mutabakatsızlık konusu bu faturalar bir mal teslimi faturası olmayıp ödenen avansın iadesine yönelik düzenlenen faturalar olduğundan bu yöne ilişkin istinaf istemleri yerinde değildir. Taraf ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davalı ticari defterlerine göre davacıya olan borcu 53.251,59 TL, davacı ticari defterlerine göre ise davacının  alacak miktarı 26.192,27 TL olarak belirlenmiş olmasına göre davacının talebi doğrultusunda davacı  ticari defterlerinde kayıtlı bu miktar kadar alacaklı olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı tarafın dava dışı başka bir şirket hakkında davacının başlattığı takibin uyuşmazlık konusu dosyadaki borçtan mahsubu gerektiği yönündeki istinaf sebebi gerek hak iddia edilen şirketin başka bir tüzel kişilik olması gerekse de davalı iddialarının mahsup ve takas defi mahiyetinde olmadığı anlaşılmakla bu yöne ilişen istinaf sebebi de yerinde değildir. Taraflar tacir olup iş ticari iş niteliğinde olmakla alacağa avans faizi yürütülmesinde de bir isabetsizlik yoktur.  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 447,29 TL harcın, alınması gerekli olan 1.789,19 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.341,90 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4bbd30ab8022fa7d","SID":"913ca8717ec93255"}}