{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2024/281 <br>KARAR NO: 2024/494<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 31/05/2023<br>NUMARASI: 2022/600 Esas, 2023/722 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 05/06/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı iş bedeli  alacağının tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen mahkeme kararına karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili mahkemenin 2020/560 Esas sayılı dosyasına verdiği 16/09/2014 tarihli dilekçesiyle, davacının kendisine ait taşınmazda fabrika binası inşa ettirmek üzere davalılardan ... İnş. Ltd. Şti. ile 22/08/2005 tarihinde sözleşme ve 03/01/2006 tarihli ek sözleşme imzaladığını, davacının ayrıca diğer davalı ... Ltd. Şti. ile 01/09/2005 tarihli yapı denetimi hizmet sözleşmesi imzaladığını, 04/10/2005 tarihinde yapı ruhsatının, 26/12/2006 tarihinde ise yapı kullanım izin belgesinin onaylandığını, inşaatın tamamlanarak davacıya teslim edildiğini, kullanılmaya başlandıktan sonra fabrika binasının zemininde çatlaklar, beton kalıpları arasında kot farklılıkları, katlar arasında su sızmaları meydana geldiğini, seramiklerde ayrılmalar, duvarlar arasında sıkışmaların meydana çıkması üzerine Bursa 6.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/38 D.İş dosyası ile tespit yaptırdıklarını, bu tesptitten sonra davalı inşaat şirketi tarafından birtakım tamiratların yapıldığını, ancak bu tamiratlardan sonra da hasarların oluşması üzerine yine Bursa 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/69 D. İş. sayılı dosyası ile tespit yaptırdıklarını, davalıların meydana gelen hasarlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.000,00 TL'lik hasar bedelinin yapı kullanma izninin alındığı 26/12/2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve 04/10/2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 2.195.000,00 TL artırarak 2.220.000,00 TL’nin 26/12/2006 tarihinden itibaren en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen   tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti. vekili, sözleşme ile davacının asıl yüklenici, müvekkili şirketin ise taşeron olarak işin yürütülmesine karar verildiğini; davalı asıl müteahit olmadığından husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini; belirsiz alacak davası açılamayacağından davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini, 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu 3.maddesi uyarınca yapının taşıyıcı olmayan sistemlerindeki sorunlardan dolayı sorumluluğun yapı kullanma izin belgesi alınmasından itibaren 2 yıl olduğu ve 26/12/2006 yapı kullanma izin belgesinden bu yana 5 yıldan fazla zaman geçtiğinden BK'nın 126. madde uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini; inşaatın sözleşmeye, mevzuata uygun süresinde ve eksiksiz ifa edildiğini, sonrasında bedelsiz tamirat yapıldığını; sözleşmenin 23.maddesine göre garanti süresinin 12 ay olduğunu; binanın belli kısımlarının ruhsat belgelerinde belirtilen amaçlar dışında kullanıldığını, sorunun bu hale gelmesinin davacı kusurundan kaynaklandığını; faizi talep tarihinin de yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Ltd. Şti. vekili, davacıya yapılan fabrika binasının inşaası sırasında her aşamada denetimlerin yapıldığını ve yapı kullanma izin belgesi alınmış olması ile inşaatın projeye uygun olarak yapıldığının belirlendiğini, Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin  2011/69 D. iş sayılı dosyasında yapılan tespitte hatalı imalatların olmadığı, diğer etkenlerin hasara yol açmış olabileceğinin bildirildiğini, kendilerinin yapı kullanma izin belgesi alınmış olan inşaatla ilgili sorumluluklarının yapı denetim kanununa göre taşıyıcı olmayan kısımlar için 2 yıl ile sınırlı olduğunu, yapı kullanım izin belgesinin 26/12/2006 tarihinde alındığını ve 2 yıllık sorumluluk süresinin dolduğunu savunarak kendileri yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İhbar edilen ... Ltd.Şti. vekili, projenin mimari tasarım projesi olduğunu, sorumluluğunun bulunmadığını belirterek ihbar talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, binanın baştan zemin şartlarına uygun yapılması halinde ortaya çıkacak maliyetten davacının sorumlu olduğu, iş sahibinin büyük oranda kendi kusuruyla meydana gelen hasarları gerekçe göstererek baştan beri yapılması gereken masraflardan kaçınamayacağı, müteahhit firmanın ve yapı denetim firmasının sorumluluklarının zemin iyileştirmesini kapsamayacağı, davalıların sadece şişme ve kabarma sonucu üst yapıda oluşan hasarlar ile yapı zemin betonlarının yeniden inşası ile ortaya çıkacak hasarla sınırlı biçimde sorumlu tutulması gerektiği, bunun miktarı konusunda en uygun raporun 13/07/2015 tarihli rapor olup, bu raporda dava tarihi itibariyle onarım maliyetinin 291.014,33 TL olduğunun belirtildiği, davalı ... Ltd. Şti.'nin sorumluluğunun %20, diğer davalının %10 olduğu, her bir davalının sorumluluğu farklı sebepten kaynaklandığından davalılar arasında müteselsil sorumluluk bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, 29.101,43 TL'nin dava tarihinden faizi ile davalı ... Ltd. Şti.'den; 58.202,86 TL'nin dava tarihinden faizi ile ... Ltd. Şti.'den tahsiline karar verilmiştir.İstinaf talebinde bulunan davalı ... Ltd. Şti. tarafından istinaf başvuru harcının yatırılmadığı tespit edildiğinden, mahkemece ek kararla istinaf talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Dairemizce 17/06/2020 tarih ve 2019/1964 Esas, 2020/610 Karar sayılı karar ile; mahkemece yapılan keşifler sonucu beş ayrı heyetten alınan bilirkişi raporları değerlendirilerek hasarların miktarı konusundaki en uygun raporun 13/07/2015 tarihli rapor olduğu kanaati ile bu rapor miktarının esas alındığı, ancak proje müellifi ... Yapı ve ... firması ve İMO ortaya çıkan yapı hasarından kusurları oranında sorumlu olduğu belirtilmesine rağmen, kusur oranları konusunda bilirkişi heyetlerinin görüşüne aykırı belirleme ile karar verildiği, alınan bilirkişi raporlarından 03/10/2016 tarihli raporun ayıplı işlerin miktarı, niteliği  gerekçeli ve denetime elverişli, talep ve itirazları da karşılar nitelikte olduğu, teknik bilirkişi seçiminin uygun olduğu, kusur oranları dağıtımının yerinde olduğu, ancak bu raporda hasar miktarı belirlenirken Bayındırlık Bakanlığı birim fiyatları esas alındığından bu belirlemenin hatalı olduğu, bu durumda mahkemece,  03/10/2016 tarihli bilikişi heyeti raporundaki kusur oranları esas alınmak sureti ile tespit edilen ayıplı işlerin 2011 yılı serbest piyasa rayicine uygun giderim bedeli hesaplanıp davalıların sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi gerektiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yerel mahkemece yeni esasa kaydedilen dosyada; bilirkişilerden 2011 yılı serbest piyasa rayicine uygun giderim bedeli hesaplanması konusunda alınan raporda serbest piyasa rayiçlerini tespit edebilmek için en objektif metodun, yasal dayanağı olan ve denetime açık olan resmi kamu ihalelerinde ihale sonucu ortaya çıkan rayiçleri kullanmak olduğu, bu amaçla, dava konusu inşaatın yapıldığı yer olması bakımından, Bursa ili dahilinde 2011 yılı boyunca Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılmış, dava konusu işe benzer ihalelerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyatları ile belirlenmiş tahmini bedelleri ile gerçekleşen sözleşme bedelleri Kamu İhale Kurumu belgeleri de gösterilmek suretiyle bir tablo halinde rapora eklenerek hesaplama yapıldığı; hesaplama sonucunda, 2011 yılı piyasa rayiçleri ile toplam hasar giderme bedelinin 604.211,23 TL olarak tespit edildiği; bu hesaplamanın dosya kapsamı itibariyle uygun olduğu kabul edilerek, bu hesaplamaya göre; taraflarca karşılanması gereken maddi onarım bedelleri belirlendiğinde  ... Şti.'nin %25 kusur oranına göre bu bedelin 151.052,81 TL'lik kısmından davalı ... Yapı Şti.'nin %10'luk kusur oranına göre 60.421,12 TL'lik kısmından sorumlu olduğu kabul edilerek müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığı gerekçesiyle 30/06/2021  tarihli karar ile, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 151.052,37 TL alacağın davalı ... İnşaat... Ltd. Şti.' den dava tarihi olan 26/12/2011 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine; 60.421,12 TL alacağın davalı .... Ltd. Şti.'nden dava tarihi olan 26/12/2011 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine; fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkilinin, fabrika binasını teslim almış olduğu tarihten kısa bir süre sonra oluşan ayıpların günden güne giderek arttığını ve artık müvekkili şirketin fabrika binasını kullanmasına engel olduğunu; müvekkili şirketin fabrika binasındaki bu sorunlar nedeni ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu'nun  24/05/2017 tarihli tutanağında da fabrika binasının hali hazır durumu dahi tespite gelindiğini; tüm dosya kapsamı ile fabrika binasının ayıplı, hasarlı olduğunun açığa çıktığını; kararın kısmen kabulü yönünde karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu; mahkeme tarafından kaldırma kararına aykırı şekilde karar verildiğini; karara dayanak bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını; bilirkişi raporunda yapılan hesap yönteminin hatalı olduğunu, serbest piyasa rayiçlerinin altında bedel belirlendiğini; rapor ve kararda müvekkili şirkete kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu,  değerlendirmelerin ve oranın da kabulünün mümkün olmadığını, karara dayanak raporun bu yönü ile de hatalı olduğunu; belirlenen bu bedeller ödenip işlem yapılsa dahi aynı problemlerin tekrarlayacağını dosya kapsamındaki raporlarda açık olduğunu; ancak bu hususa rağmen sorunun çözümü konusu ve bunun maliyetine raporda yer verilmediğini; raporun bu yönü ile eksik olduğunu; davalı firmalar dışında raporda adı geçen dava dışı firmalara kusur bölüştürülmesinin hukuki dayanaktan uzak olduğunu; binada oluşan zararın tamamından davalı inşaat firması ile diğer yapı denetim firmasının müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu; davanın ıslah edilen tüm bedel üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu; mahkemenin önceki kararlarında red sebebi aynı olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmiş ise de gerekçeli kararda davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini; davalılar yararına hükmedilen vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme  kararının aleyhe olan kısımlarının kaldırılmasına karar verilmesini  talep etmiştir.Dairemizin 30/03/2022 tarih, 2022/409 Esas ve 2022/651 Karar sayılı kararı ile, Dairemizin önceki kaldırma kararında 03/10/2016 tarihli bilikişi heyeti raporundaki kusur oranları esas alınmak sureti ile tespit edilen ayıplı işlerin 2011 yılı serbest piyasa rayicine uygun giderim bedeli hesaplanıp davalıların sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplamada bu usul benimsenmeksizin resmi kamu ihalelerinde ihale sonucu ortaya çıkan rayiçler esas alınarak hesaplama yapılmasına rağmen mahkemece bilirkişi raporunun benimsenmesinin hatalı olduğu belirtilerek mahkemece; Dairemizce verilen 17/06/2020 tarihli 2019/1964 Esas 2020/610 Karar sayılı kaldırma kararında belirtildiği gibi, 03/10/2016 tarihli bilikişi heyeti raporundaki kusur oranları esas alınmak suretiyle tespit edilen ayıplı iş kalemlerinin TBK'nın 481. Maddesine göre \"2011 yılındaki mahalli serbest piyasa rayicine göre\" bedelinin hesaplattırılması,  bulunacak mahalli serbest piyasa rayiç bedeli içerisinde KDV ve yüklenici kârı zaten bulunduğundan, bulunacak bedele ayrıca KDV ve yüklenici kârı ilave edilmeksizin, ayıpların giderim bedeli hesaplanıp, davalıların sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi için  rapor alınarak sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemece eldeki yeni esasa kaydedilen dosyada 31/05/2023 tarihli karar ile, düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre; 2011 yılı yüklenici karı ve KDV dâhil serbest piyasa rayiçleri ile 03/10/2016 tarihli bilirkişi raporuna istinaden hasar giderim bedelinin  davalılardan ... Ltd. Şti.'nin %25'lik kusur oranına göre sorumlu olduğu hasar miktarının 190.934,52 TL,  ... Ltd. Şti.'nin %10'luk kusur oranına göre sorumlu olduğu hasar miktarının ise 76.373,81 TL olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 1-190.934,52 TL alacağın 26/12/2011 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... Ltd. Şti.'nden tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-76.373,81 TL alacağın 26/12/2011 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... Ltd. Şti.'nden tahsili ile davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin taleplerin ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, karara dayanak yapılan bilirkişi raporunun hatalı oluduğu, bu nedenle de kararın müvekkili aleyhine olan tüm kısımlarının kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirket fabrika binasında meydana gelen ve gün geçtikçe artarak devam eden hasarlar ve zararların, müvekkili şirketin ticari faaliyetine devam etmesini engelleyecek nitelikte olup ayrıca şirketteki iş güvenliğini de son derece olumsuz yönde etkilediğini, zararların ne denli arttığı ve ciddi boyutlara ulaştığının tüm raporlarla açığa kavuştuğunu, ancak karara dayanak raporun bu yönü ile de eksik olduğunu, kararda müvekkili şirkete kusur izafe edilmesine dayanarak hüküm kurulmasının tamamen hatalı olduğunu, müvekkilinin, fabrika binasını teslim almış olduğu tarihten kısa bir süre sonra binanın zemininde çatlaklar meydana geldiğini, beton kalıpları arasında kot farklılıkları oluştuğunu, katlar arasında su sızmaları ve fabrika binasının seramiklerinde ayrılmalar meydana geldiğini, duvarlar arasında sıkışmalar oluştuğunu, bu nedenle fabrikanın muhtelif yerlerindeki camların sıkışma nedeniyle açılamadığını, bu ayıpların günden güne giderek arttığını ve müvekkili şirketin fabrika binasını kullanmasına dahi engel olduğunu, bedelin düşük belirlendiğini, davalı firmalar dışında raporda adı geçen dava dışı firmalara kusur bölüştürülmesinin hukuki dayanaktan uzak olduğunu, oluşan zararın tamamından davalı müteahhid firma ve yapı denetim firmasının sorumlu olduğunu, bu nedenle davalarının ıslah edilen tüm bedel üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davalılar yararına hükmedilen vekalet ücretlerinin de hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser  sözleşmesinden  kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ... Tic Ltd Şti ise yüklenicidir. Mahkemece Dairemizce verilen 17/06/2020 tarih, 2019/1964 Esas ve 2020/610 Karar sayılı kaldırma kararı doğrultusunda 03/10/2016 tarihli bilikişi heyeti raporundaki kusur oranları esas alınmak suretiyle tespit edilen ayıplı iş kalemlerinin TBK'nın 481. Maddesine göre \"2011 yılındaki mahalli serbest piyasa rayicine göre\" bedelinin hesaplanması ve bu bedelden davalıların sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi için 12/04/2023 tarihinde alınan bilirkişi kurul ek raporunun denetime elverişli olduğu anlaşıldığından mahkemece bu rapor hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/05/2023 tarih ve 2022/600 Esas, 2023/722 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 05/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ab178bc350db186","SID":"a46575e03b7136a8"}}